#Eyüpsultan

İLKHABER-Gazetesi - Eyüpsultan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eyüpsultan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İddianameyi değerlendiren Oğuz Murat Aci'nin babası Özer Aci: "Bunlar müebbet yeseler bile 'az' derim" Haber

İddianameyi değerlendiren Oğuz Murat Aci'nin babası Özer Aci: "Bunlar müebbet yeseler bile 'az' derim"

Eyüpsultan'da 17 yaşındaki Timur Cihantimur'un çarparak ölümüne neden olduğu Oğuz Murat Aci'nin babası Özer Aci, anne Eylem Tok ve baba Bülent Cihantimur hakkında 10'ar yıla kadar hapis cezası talep edilmesine ilişkin konuştu. Acılı baba Özer Aci, "Burada mağdur olan benim, biziz. Evladını kaybeden benim. Bunlar müebbet yeseler bile 'az' derim" ifadelerini kullandı. Acılı anne Pervin Aci ise, "Çok özledim. Gece bile kalkıp mezara gidiyorum. 10 yıl değil de 25 yıl vermeleri lazım. Ömür boyu vermeleri lazım. Onlar çıkmasınlar, gün yüzü görmesin" dedi. Eyüpsultan'da 2024'de 17 yaşında olan Timur Cihantimur'un karıştığı kaza sonucu hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci'nin ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlanmış, hazırlanan iddianamede anne Eylem Tok ve baba Bülent Cihantimur'un 10'ar yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. Timur Cihantimur hakkında olay tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeniyle ayrı yürütülen soruşturma sürerken, acılı aba Özer Aci ve acılı anne Pervin Aci süreci değerlendirerek sorumluların ömür boyu hapiste kalmalarını istedi. "İsterim ki ömür boyu içeride kalsınlar" Baba Özer Aci, şüphelilerin ömür boyu hapiste kalmalarını istediğini belirterek, "İsterim ki ömür boyu içeride kalsınlar. Ben bir evlat kaybettim. 29 yaşında, genç yaşta, hayata doymadan bu dünyadan gitti. Kim sebep oldu? Bülent Cihantimur'un oğlu. İddianamede yer aldığı gibi, başından beri 'baba suçlu, baba suçlu' dilimde tüy bitti ama sağ olsun savcılık onu göz ardı etmemiş. İddianamesine bunu da yazmış. Baba; kendi evladını evlat görüp, başkalarının evladını evlat görmeyen bir yapıya sahip. Vicdan yok, merhamet yok, insaf yok. Bu çerçevede 'Bir tek benim oğlum kurtulsun da diğerleri ölürse ölsün.' Buna 'doktor' diyoruz ne yazık ki. Ama zaman içerisinde anlaşıldı ki benim oğlum kan kaybından ölüyor. Ambulans 81 dakika sonra oğlumu hastaneye götürüyor. Yani 81 dakika. İstanbul gibi yerde ambulansın hastayı hastaneye ulaştırma süresi 9 dakika, 10 dakika gibi bir zamanken 81 dakika çok uzun bir zaman. Olay yerine neredeyse 40 dakika civarında geliyor" dedi. "Bunlar müebbet yeseler bile 'az' derim" Baba Aci, "Ben adalete sığınıyorsam o da adalete sığınsın, sığınmak zorunda. Burada mağdur olan benim, biziz. Evladını kaybeden benim. En az bir empati kurmasını çok isterdim. Ama bir insanda merhamet, vicdan, insaf olmayınca empati kurmak çok zor oluyor. Ne yazık ki acı bir olay. Bunlar müebbet yeseler bile 'az' derim. Niye? Sonuçta hapisten çıkacaklar. Var olan ömürlerini öyle veya böyle yaşayacaklar. Eninde sonunda hepimiz öleceğiz. Doktor Bey'e sesleniyorum; bir gün öleceğini unutma Doktor Bey, Nedir bu? Milyonlar harcadın. Eline ne geçti? Kendini tatmin edebildin mi acaba? Vicdanın rahat mı? Bu acılı anneye, bu acılı babaya. Bir 'başınız sağ olsun, Allah rahmet etsin' diyemedin. Yazıklar olsun" diye konuştu. "Kamuoyunun vicdanı rahatlarsa ben eminim ki o kamuoyu vicdanı içerisinde benim vicdanım da rahatlayacak" Kamuoyunun vicdanının rahatlamasıyla kendi vicdanının da rahatlayacağını belirten Aci, " Bir hukuk devleti çerçevesinde benim vicdanımı 'şu kadar ceza verilirse rahatlar' veya 'şöyle olursa böyle olur' deme lüksüm yok. Ancak kamuoyunun vicdanı rahatlarsa ben eminim ki o kamuoyu vicdanı içerisinde benim vicdanım da rahatlayacak. Ama kamuoyunun vicdanı rahatlamazsa o kendi vicdanıyla zaten boğulacak. Yani hiç kimse kusura bakmasın. Bu doktor ilk değil, son da olmayacak. Ama benim çabam burada; örnek bir ceza verilsin, bir örnek olsun. Ehliyetsiz çocuklar araba kullanmasın. Çocuğu apar topar yurt dışına götürdü. Alkol testi yapılmadı, bilmem ne olmadı. Sarhoş muydu, uyuşturucu mu kullanmıştı, ne kullanmıştı? Bilemem. Ama yasal prosedür neyse bir vatandaş, insani olarak ne türlü davranması gerekiyorsa o davranışları beklerdim. 112'yi aramaya üşendiler. Bir insan minnacık da olsa bir empati kurar. 'Acaba benim çocuğum bu kazada ölseydi ne olurdu acaba, ne yapabilirdim? Bu aile ne yaşıyor?' Bu çektiğimizin hesabını eninde sonunda öyle veya böyle verecektir. Adalet önünde verecektir. Olan oldu, ölen geri gelmiyor. O vicdansız, o merhametsiz benim torunumu da benim elimden aldı. Ne söyleyeyim ki ben ona?" şeklinde konuştu. "Kendi çocuklarını bile yok ettiler" Kendi çocuklarını bile yok ettiklerine değinen Aci, "Bizi evlat sevgisinden iki türlü mahrum ederek ne geçti eline? Kendi hayatını mı kurtardı, çocuğunun hayatını mı kurtardı? 20 aydır hapisteler eski eşiyle çocuk. O yaşta eğitim hayatı bitti. O travmadan o çocuk kurtulabilecek mi acaba? Kendi çocuklarını bile yok ettiler. Ben ne söyleyeyim ki onlara? Benim rahmetli oğlum, Münevver Karabulut cinayetini beraber oturduk yan yana izliyoruz haberleri. İşte kaçırdılar çocuğu, öte oldu beri oldu. Ne oldu sonuç? Hapishanede öldü gitti, Allah rahmet eylesin. Oğluma sordum, dedim. "Oğlum. Bu tip bir olay başına gelse. Ben baba olarak ne yapardım biliyor musun?" dedim. Bu durdu, "Baba, kulağımdan tutar jandarmaya teslim edersin' dedi" ifadelerini kullandı. "Onlar çıkmasınlar, gün yüzü görmesin" Anne Pervin Aci ise şüphelilerin çok fazla ceza alması durumunda içinin o kadar çok rahatlayacağını belirterek, "O parayla sanki bir şeyler satın alır gibi oldu. Üç beş kişiyi satın aldı, başka kişileri de satın alabilirim zannediyor. Ben bu anda hiçbir şey gözüm görmüyor. Evlat ateşi öyle bir yaktı beni ki gözüm hiçbir şey görmüyor. Çok özledim. Gece bile kalkıp mezara gidiyorum. Geçen gece eşimi de rahatsız ettim, 'Kalk gidelim' dedim gece. 10 yıl değil de bir 25 yıl vermeleri lazım. Ömür boyu vermeleri lazım. Çünkü bu kasti bir ölüm. Benim çocuğumun yarasına bir turnike yapsaydı benim oğlum yaşardı. 112'yi arasaydı. Erken gelirdi, 10 dakikaya gelirdi. Benim oğlum kurtulurdu. Benim oğlum titrerken kan kaybından, onlar hala milletle, çocuğunu kaçırmaya çalışıyor. Önce bir o çocuğu kurtarsaydın bir doktorsan eğer. O ne kadar fazla ceza aldıkça benim içime su serpilecek. Onlar çıkmasınlar, gün yüzü görmesin" ifadelerini kullandı.

Eyüpsultan’da torun ‘Gezmeye’ diye çıkardığı anneannesini öldürdü: 5 gözaltı Haber

Eyüpsultan’da torun ‘Gezmeye’ diye çıkardığı anneannesini öldürdü: 5 gözaltı

Eyüpsultan’da madde bağımlısı Volkan G.’nin birlikte yaşadığı 93 yaşındaki anneannesi Fatma Demircan’ı gezmeye diye çıkarıp Arnavutköy’de öldürmesi olayına ilişkin 5 şüpheli gözaltına alındı. Öldürülüp cesedi göl kenarına bırakılan Fatma Demircan’ın cansız bedenine ulaşma çalışmaları sürerken gözaltına alınan 5 şüpheli adliyeye sevk edildi. Olay, 21 Ocak’ta Eyüpsultan’da meydana geldi. Akşam saatlerinde Gülay G., bir süredir haber alamadığı annesi Fatma Demircan hakkında Eyüpsultan Akşemsettin polis merkezine giderek "Markete gittim, eve döndüğümde annem yoktu" diyerek kayıp müracaatında bulundu. İddiaya göre, 93 yaşındaki Fatma Demircan, torunlarından biri olan Volkan G.,(47) ile bir süredir birlikte yaşıyordu. Olay üzerine polis ekipleri jandarmayla iletişime geçerek bir süredir haber alınamayan Fatma Demircan’ın izine ulaşmak için ortaklaşa çalışma başlattı. Gülay G., haber alamadığı annesi Fatma Demircan’ı oğlu Volkan G., ile birlikte kendi imkanlarıyla aramaya başladılar ardından Arnavutköy Balaban köyüne gittiler. Köydeki vatandaşlarla da iletişime geçip kaybolan Fatma Demircan’ı aradıklarını söylediler. Anne ve oğlunun bu sürede köy muhtarıyla konuştukları da öğrenildi. Gülay G. ve oğlu Volkan G.,nin Arnavutköy’e gidip kayıp Fatma Demircan’ı aramaları üzerine ekipler çalışmalarına bu alanı da ekledi. Torun Volkan G., evde bilekleri kesili ve baygın halde bulundu Fatma Demircan’ın ikamet ettiği Eyüpsultan’daki evine inceleme için giden ekipler, Demircan’la birlikte yaşayan torun Volkan G.,’yi evde baygın ve bilekleri kesili halde buldu. Baygın halde bulunan Volkan G.’nin ardında bir de intihar notu bıraktığı öğrenildi. Tedavi için Volkan G., Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Buradaki tedavisi tamamlanan Volkan G., ifadesi alınmak üzere emniyete getirildi. Arabada tartıştığı anneannesini öldürüp cesedini Arnavutköy’de boş alana bırakmış Burada ekiplere verdiği çelişkili ifadenin ardından kardeşi Birkan G., annesi Gülay G. ve Babası Veli G.’de gözaltına alındı ve işlemleri için Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirildi. Şüphelilerden Volkan G.’nin burada polise verdiği ifadesinde "Anneannesini hava alması için gezemeye çıkardığını, ardından araçla ilerlediği sırada arka koltukta oturan anneannesinin bastonla kendisine vurduğunu, kendisinin de bastonu alıp onun kafasına vurduğunu, hareketsiz kaldığını, ölmüş olacağını düşünerek korktuğunu ve cesedi Arnavutköy ilçesi Balaban köyüne götürdüğünü, boş bir alana bıraktığını sonrasında ise oradan ayrıldığını ve cesede ne olduğunu hatırlamadığını söyledi. Volkan G.’nin ifadesinin devamında ertesi gün boş alana bıraktığı cesedi mezara gömmek için bir markete gidip kazma kürek ve mezar çiçeği aldığını söylediği de öğrenildi. Kadavra köpekleri tepki verdi Fatma Demircan’a ait eşyalar göl kenarında bulundu Savcı eşliğinde yapılan keşif çalışmaları kapsamında Volkan G., polis ekipleriyle birlikte Arnavutköy ilçesi Balaban köyünde bulunan Terkos Gölü çevresine gidildi ve yer gösterimiyle Volkan G., cinayeti nasıl işlediğini o gün neler yaşandığını anlattı. Volkan G.’nin anlattıklarından hareketle ekipleri iş makinesi ve kadavra köpekleri ile birlikte göl çevresine yoğunlaştı. Köpekler eşliğinde yapılan çalışmalarda köpeklerin tepki verdiği yerde torunu tarafından öldürüldüğü iddia edilen Fatma Demircan’a ait kıyafetler ve saç örnekleri bulundu. Bulunan örnekler olay yeri inceleme ekipleri tarafından muhafaza altına alınarak eşleştirme amaçlı incelenmek üzere Adli Tıpa gönderildi 5 şüpheli adliyeye sevk edildi Fatma Demircan’ın öldürülmesine ilişkin torunları Volkan ve Birkan G., kızı Gülay G. ve Damadı Veli G.’ ve Volkan G’nin eski eşi Meltem Y. Gözaltına alınmıştı. Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından 5 şüpheli adliyeye sevk edildi.

İBB kreşindeki istismar iddialarında savcılık detayları ortaya çıktı Haber

İBB kreşindeki istismar iddialarında savcılık detayları ortaya çıktı

Eyüpsultan'da İBB'ye bağlı kreşte 'çocuğun darp ve cinsel istismar edildiği' iddialarına yönelik yürütülen soruşturmanın detayları Savcılığın sevk yazısında ortaya çıktı. Sevk yazısında, çocuğun ifadesinde geçen cinsel iddialara ilişkin hususlarda bilgi sahibi olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ayrıca adli görüşmeci tarafından çocuğun kapasitesinin yaşıyla uyumlu olduğunun ve anlatımlarının mantıksal bütünlük yönünden tutarlı, geçerli ve güvenilir olduğunun söylendiği aktarıldı. Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Eyüpsultan'da 2025'in Aralık ayında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) bağlı ‘Yuvamız İstanbul' kreşinde 'çocuğun darp ve cinsel istismar edildiği' iddialarına yönelik yürütülen soruşturma sürüyor. Soruşturma kapsamında detaylar Savcılığın sevk yazısında ortaya çıktı. Çocuğun ifadesinde geçen cinsel iddialara ilişkin hususlarda bilgi sahibi olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtildi. Sevk yazısında, mağdur çocuk U.A.B.'nin 31 Aralık 2025'de Çocuk İzleme Merkezi'nde verdiği ifadesi yer aldı. Mağdur çocuğun ifadesinde, şüpheli Özkan D.'ye ilişkin "Spor öğretmeni beni sevmiyor, 'yaramazlık yaparsan seni döverim' demişti bana", "Spor hocası bana bunları yaparken arkadaşlarım gördü", "Bir arkadaşımı sadece dövdü", "Elbisemi indirmişti", "Çıplakken kameraya çekmişti" şeklinde ifadeler söylediği belirtilirken, şüpheliler Elif A., Ecem A. ve Beyza Z.'ye ilişkin "Kreşteki öğretmen göğsümün üst kısmına sopayla vurdu", "Arkadaşıma ve bana b... dediler", "Onların ve spor hocasının dokunmaları kötü dokunmaydı", "Burnuma vurdu" gibi ifadeler söylediği kaydedildi. Sevk yazısında çocuğun ifadesinde geçen cinsel iddialara ilişkin hususlarda bilgi sahibi olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, mağdurun yaşı ve konumu gereği öğretmenleri olan şüphelilerle aralarında iftira atmayı gerektirir bir husumet bulunma ihtimalinin güç olacağı aktarıldı. Adli görüşmeci çocuğun kapasitesinin yaşıyla uyumlu olduğunu ve anlatımlarının mantıksal bütünlük yönünden tutarlı, geçerli ve güvenilir olduğunu söyledi.Adli görüşmecinin sunduğu mütalaada mağdur çocuğun kapasitesinin yaşıyla uyumlu olduğu ve anlatımlarının mantıksal bütünlük yönünden tutarlı, geçerli ve güvenilir olduğunun belirtildiği sevk yazısında, mağdurun adli muayene raporunda cinsel iddialara ilişkin bir bulguya rastlanılmamasının olayın yaşanıp yaşanmadığına dair bir karine teşkil etmeyeceği, darp ile ilgili beyanlarıyla uyumlu olacak şekilde rapor hazırlandığı kaydedildi.

Eyüpsultan'da sokağa dalan vinç dehşet saçtı: Mahalleli sokağa döküldü Haber

Eyüpsultan'da sokağa dalan vinç dehşet saçtı: Mahalleli sokağa döküldü

Eyüpsultan'da gece saatlerinde kontrolsüz bir şekilde ara sokağa dalan vinç, dehşet saçtı. Binalara ve araçlara zarar veren vinç mahallelide deprem korkusu yaşattı.Olay, gece yarısı Eyüpsultan Alibeyköy Mahalle'sinde yaşandı. İddiaya göre sürücüsü ve yanındaki yolcu şahsın alkollü olduğu vinç kontrolsüz bir şekilde ara sokağa daldı. Binalara ve araçlara çarparak durabilen vinç, büyük bir gürültüye neden oldu. Vincin çarptığı binalarda yaşayan vatandaşlar, gürültü sonrası deprem oldu sanarak panik yaşadı. Korkuyla sokağa çıkan mahalleli gördükleri durum karşısında hemen polis ekiplerine ihbarda bulundu. Vincin çarpmasıyla 2 binada hasar meydana gelirken, 2 otomobil de kullanılamaz hale geldi. "Hepimiz bağırdık ama hiçbir şekilde durmadı" Dairesinde otururken bulunduğu binaya vinç çarpan Varol Güzey, "Tam yatmak üzereydim. Arkadaş vinçle sokağa girdi. Bu sokaktan bu vinç geçmez diye bağırdım. Gördüğünüz üzere dar bir sokak. Arkadaş, beni hiç duymuyor. Önce bizim binaya, sonra komşunun binasına ve komşuların araçlarına vurarak gidiyor. Hepimiz bağırdık ama hiçbir şekilde durmadı. Aşağı indik. Arkadaşlar çok içmişti zil zurna sarhoştu. O anda polisi aradık. Polisler geldi ve raporları tuttu. Saat 00.00 civarında oldu. Çok gürültü oldu. Bina adeta sallandı. Deprem oldu sandım. Taksinin giremeyeceği sokağa vinçle girdiler. Davacıyız. Hepimiz zarardayız. Devletimiz bunlara cezasını versin. Çok şükür sokakta çocuklar yoktu. Korku yaşadık" ifadelerini kullandı.Aracı zarar görenlerden biri olan Yakup Alkan ise, "Yatıyorduk. Gürültüye uyandık. Bağırdık durdurmaya çalıştık. Durmuyor. Galiba sarhoştu. Mahalleli döküldü. Apartmanda da hasar var" dedi. "Apartmanımız da çok ciddi şekilde hasar gördü" Aracı zarar gören bir diğer kişi olan Yazal Kurgut Yaşasın, "Zaten bu apartmanda oturuyoruz. Üst katta balkondayken bir gürültü duydum. En arkadaki kendi arabam olmak üzere arabaları sürüklediğini gördüm. Daha da sürüklemeye ve dönmeye çalıştı ama dönemedi. Orada kaldı. Arabalarımız da mahvoldu. Apartmanımız da çok ciddi şekilde hasar gördü. Şahısları tanımıyoruz. Büyük bir vinçti. Sürücüler indikten sonra aracın içinde çok sayıda alkol şişesi görüldü. Zaten ayakta duramıyorlardı. Apartmandaki herkes deprem oldu diyerek çıktı. Çok ciddi bir sarsıntı ve gürültü oldu" şeklinde konuştu. Vincin bulunduğu yerden çıkarılması sonrası hasar gören araçlar da bulunduğu yerden kurtarılabildi. Polis ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı.

Eyüpsultan'da bir turist çifti rehin alıp ailelerinden fidye isteyen şüpheli tutuklandı Haber

Eyüpsultan'da bir turist çifti rehin alıp ailelerinden fidye isteyen şüpheli tutuklandı

Eyüpsultan'da inşaat halindeki bir binada rehin olan A.H.(30) ve aynı dairede elleri ve ayakları bağlı şekilde tutulan nişanlısı H.R.(29) polis ekiplerince kurtarıldı. Şahısları kaçırıp 4 gün boyunca darp eden ve ailelerinden fidye istediği öğrenilen bir şüpheli, sevk edildiği adli makamlarca tutuklandı. Olay, 8 Ekim'de saat 15.00 sıralarında Eyüpsultan ilçesi Alibeyköy Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, inşaat halindeki binanın camından bir kadın bağırarak yardım istedi. Mahalle sakinleri, kadının yardım istemesi üzerine polis ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekipler, camdan sarkarak yardım isteyen Fas uyruklu A.H.(30) ve aynı dairede elleri ve ayakları bağlı şekilde tutulan nişanlısı H.R.'yi (29)kurtardı. Kadının emniyetteki ifadesine ulaşıldı Kadının emniyetteki ifadesinde, olaydan 4 gün önce Fas'tan İstanbul'a geldiklerini ve ardından Afganistan uyruklu bir şahsın kendilerini kaçırarak rehin aldığını ve bu süre boyunca darp edilip ailelerinden fidye istendiğini söyledi. Ayrıca olay günü kadın camdan atlamaya çalışıp yardım isteyince şüphelinin evden kaçtığı öğrenildi. 18 yaşındaki şüphelinin üzerinden tabanca, bıçak, telefon ve nakit para çıktı Faslı çiftin ifadelerinin ardından polis ekipleri şüpheliyi yakalamak için çalışma başlattı. Çalışmalar sonucunda şüpheli Z.Ş.(18) Atatürk Caddesi üzerinde yakalanarak gözaltına alındı. Afganistanlı şahsa yönelik ekiplerin yaptığı üst aramasında, 3 adet telefon, bin 100 TL nakit para, bıçak ve ruhsatsız tabanca ele geçirildi. Emniyete getirilen şüpheli, işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Şüpheli, sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.