#fotoğraf

İLKHABER-Gazetesi - fotoğraf haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, fotoğraf haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Altın Koza’dan yayınlanan kitaplarla Adana tarihi gözler önüne seriliyor Haber

Altın Koza’dan yayınlanan kitaplarla Adana tarihi gözler önüne seriliyor

Adana ve Türkiye tarihine, ekonomisine yönelik önemli kitaplara imza atan Doç. Dr. İsmail Güneş, Adana’yla ilgili iki önemli kitap daha yazdı. Doç. Dr. İsmail Güneş, Adana Büyükşehir Belediyesi Altın Koza’dan yayınlanan Görsel Bir Tarih: Medeniyetlerin Kavşağı Kilikya ve Görsel Bir Tarih: Adana’da Fotoğrafik Bir Yolculuk adlı kitaplarının yayımlanmasını sağlayan Zeydan Karalar’a ve emeği geçenlere teşekkür etti. Doç. Dr. İsmail Güneş iki kitapla ilgili şunları söyledi: “Çalışma, fotoğraflar eşliğinde onların öykülerini kent hafızasına kazandırmayı amaçlamaktadır. Arşiv fotoğrafları birincil kaynaklardan alınmış ve kaynak sahiplerinin fotoğraflar üzerindeki notlarına sadık kalınmıştır. Kilikya’nın çok sayıda kültür ve imparatorluğun kesiştiği bir kavşakta yer almasından hareketle, Görsel Bir Tarih: Medeniyetlerin Kavşağı Kilikya adını taşıyan birinci kitap ve devam niteliğinde olan Görsel Bir Tarih: Adana’da Fotoğrafik Bir Yolculuk adlı kitaplar ortaya çıkmıştır. Her iki çalışmada kentin tarihsel ve kültürel belleği, geçmişe ilişkin kolektif düşünceleri anlamak ve geleceğe aktarmak amaçlanmıştır. Birinci kitapta 12 konu bulunmaktadır. Bunlar; John Carne’in seyahatnamesi ve William Bartlett’in gravürleriyle Kilikya, Victor Langlois’in Kilikya seyahatnamesi, bölgede faaliyet gösteren misyoner grupların arşivleri, Gertrude Bell’in özellikle Şar antik kentindeki faaliyetleri, Zsigmond Fejes ve Dr. Bela Lakos’un Küçük Asya inceleme gezisi, Philip Holzmann Arşivi, Belemedik esir kampı, Mary Elizabeth Chomley’in yaşamı, Denis Gazals, Fransa Açık Miras Platformu ve Albert Khan Arşivinde Adana ve işgal dönemi Kilikya konulu Fransız pullarından oluşmaktadır. Bu belgeler, Kilikya bölgesi ve çevresindeki tarihi gelişmeleri farklı kişiler perspektifinden ve görsel kanıtlarla ele almaktadır. Metinlerde, Metodist hareketinin kurucusu John Wesley, arkeolog ve gezgin Gertrude Bell ve bölgeyi ziyaret eden çeşitli eğitimciler ile hayırseverlerin hayatlarından kesitler sunulmaktadır. Özellikle Adana, Tarsus ve Şar gibi yerleşim yerlerindeki yaşam koşulları, mimari yapılar ve Toros Dağları üzerindeki ulaşım zorlukları detaylandırılmaktadır. Kaynaklar aynı zamanda Bağdat Demiryolu inşaatını, Varda Köprüsü’nü ve bölgedeki askeri hareketliliği gösteren nadir fotoğraflar ile postalık pulları bir araya getirmektedir. Bu derleme, Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanan süreçte Güney Anadolu’nun sosyal, kültürel ve altyapısal dönüşümünü yansıtan önemli bir arşiv niteliği taşımaktadır. İkinci kitap Görsel Bir Tarih: Adana’da Fotoğrafik Bir Yolculuk ise “Alman Fotoğrafçılar Gözüyle Adana” bölümüyle başlıyor. Bu bölümde Albert Louis Hugo Grothe, Alvin Emil Reichel, Nowak Ernst, Walter Becke, Müller Fritz, Franz Stoedtner ve Carl Uhlig gibi fotoğrafçılar ile çalışmaları ve kısa öyküleri yer alıyor. Ardından Adana fotoğraf dünyasının duayen ismi Gaston Mizrahi’ye yer verilmiştir. Levanten Arşivinde Adana, Adana Beynelmilel Ziraat Sergisi, Ziraat Bankası Mensucat Fabrikası Albümü, Herman Jansen’in Adana ve Ceyhan planlarının ardından John D. Whiting ve G. Eric Matson’in Kapadokya gezisinin Adana bölümünde yaşananlar, Karatepe kazıları, bölgenin ilk yüksek öğrenim kurumu olan Adana İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nin açılış töreni, Güney Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği Adana’nın ilk festivali ve Ali Öz’ün objektifinden pamuk tarlaları ve çalışanların öyküsü ile kitap sona ermektedir. Özellikle “Adana’nın ilk festivali hangisidir?” sorusunun yanıtı tüm detay ve belgeleriyle okuyucuya sunulmuştur. 1963 yılındaki ilk şehir festivali ve köklü geçmişe sahip Altın Koza Film Festivali’nin gelişim süreci detaylandırılmaktadır. Arşiv belgeleri ve gazete kupürleri eşliğinde, yerel etkinliklerin kentin sosyal hafızasındaki yeri ve organizasyonel detayları gün ışığına çıkarılmaktadır. Ayrıca karnavalların özgürlük, direniş ve kültürel kimlik ifade etme biçimi olarak taşıdığı sembolik anlam vurgulanmaktadır. Küresel ve yerel ölçekte şenlik kültürünün toplumsal dinamikleri ve tarihsel sürekliliği analiz edilmiştir. Bu kaynak metinler, arşivcilik, fotoğraf sanatı, kişisel biyografiler ve kurumsal tarih gibi farklı temalar üzerinden toplumsal ve kültürel mirası ele almaktadır. Metinlerde Alwin Reichel ve Jean Weinberg gibi isimlerin hayat hikâyeleri ile onların objektifinden yansıyan tarihi anlar ve mekanlar detaylandırılmaktadır. Özellikle Adana İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nin kuruluş süreci ve Türkiye’deki ticari eğitimin gelişimi geniş bir yer tutmaktadır. Coğrafi keşifler, Toroslar ve Anadolu kervan yolları gibi bölgesel unsurlar zengin görsel tasvirlerle desteklenerek sunulmaktadır. Ayrıca uluslararası sergiler, dini bayramların kökenleri ve önemli mimari koleksiyonların tarihsel yolculuğu hakkında bilgiler verilmektedir. Tüm bu içerikler, geçmişle bugün arasında bağ kuran belgelerin ve görsel kayıtların toplumsal hafızadaki kritik rolünü vurgulamaktadır. Çalışmada yazar, gezgin, diplomat, sanatçı, kamu, özel, sivil toplum veya kişilerce üretilen veya edinilen belgelere erişerek Kilikya ve Adana ile ilgili fotoğraflar ve fotoğrafların arka planındaki öyküleri aktarmıştır. Çalışmada Türkiye, Yunanistan, Almanya, Fransa, İngiltere, Amerika, Lübnan, Polonya, Macaristan gibi ülkelerdeki arşivlerden faydalanılmıştır. Faydalı olmasını ve yeni araştırmalar ile araştırmacılar tarafından geliştirilerek kent belleğine katkı sunmasını diliyorum. Kitapların yayımlanmasını sağlayan Zeydan Karalar ve ekibine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.”

Altınoran’dan objektife yeni bir bakış: Temel Fotoğraf Atölyesi 5 Ocak'ta başlıyor Haber

Altınoran’dan objektife yeni bir bakış: Temel Fotoğraf Atölyesi 5 Ocak'ta başlıyor

Sayısız sosyal sorumluluk projesine imza atan, her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne denk gelecek şekilde düzenlediği Berna Ateşoğlu Sanat Günleri ile sanat ve toplumsal duyarlılığı buluşturan Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği, yeni bir eğitim çalışmasıyla sanatseverlerin karşısına çıkıyor. Dernek tarafından organize edilen Altınoran Temel Fotoğraf Atölyesi, yeni yılda Adana’nın kurtuluş günü olan 5 Ocak’ta başlayacak. Fotoğrafa yeni adım atanların yanı sıra uzun süredir fotoğraf çeken ancak “bir şeyler eksik” hissini yaşayanlara hitap edecek olan atölye, yalnızca teknik bilgi aktarımını değil, katılımcıların bakış açısını geliştirmeyi hedefliyor. “Bazı atölyeler öğretir, bazıları ise bakışı değiştirir” anlayışıyla hazırlanan programda, ışık, kompozisyon, kadraj, görsel anlatım ve fotoğrafın düşünsel boyutu ele alınacak. Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Başkanı Yaşar Ateşoğlu, fotoğraf sanatına ve atölye çalışmalarına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Fotoğraf, yalnızca bir anı kaydetme aracı değil, insanın dünyayla kurduğu ilişkinin güçlü bir ifadesidir. Biz bu atölyede katılımcılara ‘nasıl fotoğraf çekilir’den çok, ‘neden fotoğraf çekilir’ sorusunu sordurmak istiyoruz. Işığa, insana, sokağa ve hayata farklı bir gözle bakabilen herkesin anlatacak bir hikâyesi vardır. Fotoğraf sanatı, bu hikâyeyi görünür kılmanın en yalın ama en etkili yollarından biridir.” Ateşoğlu, Altınoran’ın sanat eğitimine yaklaşımını da şu sözlerle vurguladı: “Dernek olarak yıllardır sanatın dönüştürücü gücüne inanıyoruz. Sosyal sorumluluk projelerimizde de, Berna Ateşoğlu Sanat Günleri’nde de temel amacımız, sanatı toplumla buluşturmak ve herkes için erişilebilir kılmak. Temel Fotoğraf Atölyesi de bu anlayışın bir parçası. 5 Ocak gibi Adana için anlamlı bir günde başlayacak olması da bizim için ayrıca değerli. Bu toprakların hafızasını, insanını ve gündelik yaşamını fotoğraf aracılığıyla anlatmaya devam etmek istiyoruz.” Atölye boyunca katılımcılar, teorik bilgilerin yanı sıra uygulamalı çekim çalışmalarıyla da fotoğraf pratiğini geliştirme imkânı bulacak. Program sonunda ise ortaya çıkan çalışmaların paylaşılması ve değerlendirilmesi planlanıyor. Altınoran Temel Fotoğraf Atölyesi için kayıtların devam ettiği bildirildi. Sanata, fotoğrafa ve yeni bir bakış açısına ilgi duyan herkes, bu yolculuğa davet ediliyor.

'Selvi Boylum Al Yazmalım’ın efsanevi fotoğrafı Haber

'Selvi Boylum Al Yazmalım’ın efsanevi fotoğrafı

Türk sinemasının en kült yapımlarından biri olan “Selvi Boylum Al Yazmalım”, ekrana geldiği her dönem izleyicilerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Filmin oyuncu kadrosunda Kadir İnanır, Türkan Şoray ve Ahmet Mekin gibi efsanevi isimler bulunuyor. 1977 yılında çekilen film, Türkiye’nin doğal güzellikleriyle ünlü bölgelerinde hazırlandı. Özellikle Adana, Hatay, İstanbul ve Bolu’nun manzaraları, filme unutulmaz bir görsellik kattı. Cengiz Aytmatov’un “Kırmızı Eşarp” adlı eserinden uyarlanan film, yönetmen Atıf Yılmaz tarafından sinemaya aktarılmış ve Türk sinemasının en sevilen yapıtlarından biri olarak kabul edilmişti. Filmin çekimleri arasında o dönem Adana’nın bir ilçesi olan Osmaniye’nin Kesmeburun köyü yakınlarındaki Kastabala civarı ve 2020 yılında UNESCO Dünya Geçici Mirası listesine dahil edilen Kadirli ilçesindeki Karatepe-Aslantaş arkeolojik alanının hemen yanındaki baraj inşaatı, önemli bir yer tutuyor. Filmde “İlyas” karakterinin çalıştığı baraj şantiye sahneleri çekimi ise, 1975’te yapımına başlanan ve 1984’te tamamlanan Aslantaş Barajı ve Hidroelektrik Santrali şantiye alanında gerçekleştirildi. Arşivlerde saklı bir hatıra Yıllarca büyük ilgi gören filme dair görseller de uzun süre dikkati çekti. Erzin Belediyesi arşivinde yer alan ve filmin çekimleri sırasında Türkan Şoray ve şoför Menduh Akı’nın aynı karede yer alan siyah-beyaz bir fotoğraf da anılarda kalan karelerden biri oldu. Fotoğrafın, filmin çekim sürecine dair değerli bir bellek niteliği taşıdığı belirtildi. Öte yandan, Osmaniye’nin Eski Fotoğrafları Grubu’nda İsmail Okan Güney, filme dair bu fotoğrafı Kadirli’yi anlatan bir sosyal medya hesabında da paylaşarak anıları tazeledi. “Bu fotoğraf, Türk sinemasının belleği açısından son derece önemli” Adanalı tarihçi Cezmi Yurtsever ise konuya dair şunları söyledi: “Söz konusu bu fotoğraf, sadece filmin çekildiği tarih ve bu bölgeyi anlatmasının ötesinde, 1970’lerin Türkiye’sinde sinema ve günlük yaşamın kesişim noktalarını gözler önüne seriyor. Türkan Şoray ve şoför Menduh Akı’nın aynı karede yer alması, setin perde arkasına dair küçük ama değerli bir pencere açıyor. Selvi Boylum Al Yazmalım gibi kült yapımların çekim mekanları ve sahneleri, hem bölgesel tarih açısından hem de Türk sinemasının belleği açısından son derece önemli. Bu ve buna benzer kareler, geçmişin izlerini korurken, gelecek kuşaklara da sinema tarihimizin zenginliğini aktarmamıza olanak tanıyor.”

Lösemili çocuklar, sanatla şifa buluyor Haber

Lösemili çocuklar, sanatla şifa buluyor

Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği’nin, LÖSEV iş birliğiyle yürüttüğü “Çiçeklerin Şarkısı” isimli proje kapsamında hazırlanan fotoğraf sergisi, yarın (6 Kasım Perşembe) saat 19.00’da Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu ve Fuaye Alanı’nda sanatseverlerle buluşacak. Dernek Onursal Başkanı ve projenin sanat yönetmeni Dr. Haluk Uygur, Haziran ayından bu yana lösemi tedavisi gören çocuklarla gerçekleştirdikleri sanat atölyelerinin meyvelerini toplumla paylaşacak olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Uygur, “İlk bakışta bir sanat eğitimi gibi görünmesine rağmen, asıl amacımız çocuklara karşılaştıkları sorunları sanatın yaratıcı kıvraklığıyla aşabileceklerini göstermekti. Onların hastalıklarını yenme süreçlerinde yaratıcı düşünmenin gücünden faydalanabileceklerini umduk” dedi. Çiçeklerin anlamı Projede “çiçek” temasını seçmelerinin tesadüf olmadığını vurgulayan Uygur, “Çok kırılgan yapıya sahip olmalarına rağmen doğanın zor koşullarına uyum sağlayarak rengarenk açan çiçeklerin yaşam döngüsü, çocuklarımızın mücadelesine en güzel örnekti” diye konuştu. Çalışmalar kapsamında, Garden-Koala ve Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü’nden destek alarak çocukların çiçeklerle tanıştığını anlatan Uygur, “Onlara temel fotoğraf eğitimi verdik. Ardından çevrelerinde gördükleri çiçekleri fotoğraflayıp kısa bilgiler yazmalarını istedik. Bu çalışmalar, diğer çocukların da faydalanabileceği birer çiçek kartı haline getirildi ve orijinal kutusu içinde oyun kartlarına dönüştü” ifadelerini kullandı. Ayrıca kadın müzisyenlerden oluşan Rüya-Eylül Ritim Grubu ile yapılan iş birliği sayesinde çocukların “çiçeklerin dilinden şarkı söylemeyi” öğrendiğini anlatan Uygur, Teknokent desteğiyle çocuklara yapay zekâ ve resim dersleri de verdiklerini dile getirdi. Sanatseverleri duygusal bir akşam bekliyor Etkinliğin, Lösemili Çocuklar Haftası’nda yapılacak olmasının da ayrı bir anlam taşıdığını belirten Uygur, şunları kaydetti: “Yarın gerçekleşecek etkinlikte, fotoğraf sergisiyle birlikte müzikli gösteriler, Hakan Kalıpçı’nın lösemili çocuklar için bestelediği özel şarkının ilk seslendirilişi, Altınoran ve LÖSEV marşlarının ortak icrası ve Rüya-Eylül Ritim Grubu’nun çocuklarla sahne alacağı performans yer alacak. 6 Kasım Perşembe günü saat 19.00’da tüm dostlarımızı Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu ve Fuaye Alanı’na bekliyoruz. Etkinliğe katılım ücretsizdir. Rezervasyon gerekmiyor. Ancak varlığınız çocuklarımıza güç verecektir.”

Dr. Haluk Uygur’un ‘Türk fotoğrafına etkisi’ Arnavutluk’ta sunuldu Haber

Dr. Haluk Uygur’un ‘Türk fotoğrafına etkisi’ Arnavutluk’ta sunuldu

Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mutluhan Taş ile doktora öğrencisi Berrak Kılıç, Arnavutluk’ta düzenlenen uluslararası bir kongrede, Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Onursal Başkanı, fotoğraf sanatının Türkiye’deki gelişimine öncülük eden isimlerden Dr. Haluk Uygur’un Türk fotoğrafı ve Adana’nın estetik kimliğinin oluşumu üzerindeki etkilerini konu alan bir bildiri sundu. Sanat yaşamı boyunca hem fotoğraf sanatının teorik temellerine katkıda bulunan hem de Adana’yı ulusal ve uluslararası sanat platformlarında görünür kılan Dr. Uygur’un, kentin kültürel dönüşümüne ve estetik bilincine yön veren çalışmaları bildiride kapsamlı biçimde ele alındı. Bildirinin makale olarak da yayımlanacağı ve kentlerin gelişiminde sanatın rolüne örnek olarak gösterileceği belirtildi. Dr. Haluk Uygur, konuya ilişkin ilkhaber-gazetesi.com’a yaptığı değerlendirmesinde, kendisi ve fotoğraf sanatçısı arkadaşlarının Adana’yı dünyaya tanıtarak hem kente hem de kendilerine önemli bir katkı sağladıklarını söyledi. Uygur, “Bu çalışma, Adana’yı dünyaya taşıyarak bizi de dünyalı yapma çabamızda önemli bir adım” dedi. “Uluslararası unvanlar yerine kent odaklı sanat” Çalışmalarından dolayı Prof. Dr. Mutluhan Taş ve Berrak Kılıç’a teşekkür eden Uygur, sanat anlayışındaki değişimi şu sözlerle anlattı: “Fotoğrafa başladığım ilk yıllarda çok sayıda ulusal ve uluslararası ödül aldım. Fransa, İsviçre, Romanya, Yunanistan, İran ve KKTC’de sergiler açtım. Ancak zamanla fark ettim ki bunların bana ya da kentime kalıcı bir katkısı olmuyor. Sergiler sona erdiğinde kimse hatırlamıyor. Paris’teki sergi salonundan çıktığımda kimsenin beni tanımadığını anladım.” Uygur, bu farkındalık sonrası sanat anlayışında bir dönüm noktası yaşadığını belirterek, Uluslararası Fotoğraf Sanatçıları Federasyonu’nun verdiği unvanları da terk ettiğini ifade etti. Dr. Uygur, “Artık herkes kendi kentinin fotoğrafçısı olmalı. Sanat, sadece duvarda asılı bir nesne değil, toplumda ortak bir düşünme alanı ve ilerleme yaratmanın aracı olmalı” diye konuştu. “Sanat Adana için, Adana’dan dünyaya” Dr. Uygur, bu düşünceyle birlikte Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği çatısı altında çalışmalarını Adana ve bölgesine odakladıklarını, bu sayede kentin sanatsal kimliğine önemli katkılar sunduklarını dile getirdi. Uygur, şunları kaydetti: “Kentimiz bizi daha çok tanıdı, önümüzü açtı. Ortaya çıkan projeler kitaplara ve kalıcı eserlere dönüştü. ‘Sanat Adana için, Adana’dan dünyaya’ sloganı artık kentimizin şiarı haline geldi. Amacımız, kentimizi evrene taşıyabildiğimiz kadar taşımak. Bu zor bir yol ama bir o kadar da kalıcı.”

‘Benim Güzel Türkiyem’ sergisiyle Türkiye rekoru Adana’dan geliyor Haber

‘Benim Güzel Türkiyem’ sergisiyle Türkiye rekoru Adana’dan geliyor

Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Onursal Başkanı, fotoğraf sanatçısı Dr. Haluk Uygur, 40 yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı “Benim Güzel Türkiyem” adlı koleksiyonunu sanatseverlerle buluşturuyor. Türkiye’nin en uzun süreli fotoğraf sergisi olma özelliğini taşıyan bu özel etkinlik, Adana Medline Hastanesi salonlarında kapılarını açıyor. Dr. Uygur’un sanat yaşamı boyunca ürettiği ve bir ömürlük emeğini yansıtan eserlerinden bir bölümü olan 250 büyük boy fotoğrafları, Medline Hastanesi’nin koridorlarında kalıcı olarak yer alacak. Serginin süresi için herhangi bir bitiş tarihi belirlenmezken, hastane varlığını sürdürdükçe fotoğraflar da izleyiciyle buluşmaya devam edecek. Bu yönüyle “Benim Güzel Türkiyem”, Türkiye’de bugüne dek düzenlenen en uzun süreli fotoğraf sergisi olma unvanını taşıyacak. Kapsamı bakımından da dikkat çeken sergide, 250 eserin bir araya gelmesiyle Türkiye’deki en büyük fotoğraf koleksiyonlarından biri izlenime sunuluyor olacak. Serginin resmi açılışı bugün saat 16.00’da gerçekleşecek. Etkinlikte, piyanist Dilan Dereli ve keman sanatçısı Irmak Acar, Türk Beşleri’nin eserlerinden oluşan özel bir resital ile sanatseverlere unutulmaz anlar yaşatacak. Sergi, Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği’nin kardeş kuruluşu Muse/Art Collective destekleriyle organize ediliyor. Klasik müziği farklı şehirlerde düzenlediği oda konserleriyle geniş kitlelere ulaştıran Muse/Art Collective, etkinliğe sanatsal bir derinlik kazandıracak. Dr. Haluk Uygur, bu özel sergiye ilişkin duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Hekimliğin bana kazandırdığı insan hikâyeleri kadar, fotoğraf da ruhumun biriktirdiği güzellikleri taşıyor. ‘Benim Güzel Türkiyem’ koleksiyonum, ülkemin bana yansıyan ışığını gösterdiğim ve Türkiye’ye bir borcumu ödediğim 40 yıllık bir çalışmanın ürünü. Bu sergiyi açarken sadece bir sanat etkinliği değil, aynı zamanda bir teşekkür armağanı olarak sunuyorum. Enlerin, ilklerin ve teklerin oluşturduğu hayallerimize doğru birlikte yola çıkmak için tüm dostlarımı, akrabalarımı, hastalarımı, öğrencilerimi ve sanatseverleri bu açılışa davet ediyorum.” Sanatla bilimi bir araya getiren bu anlamlı etkinlik, hem içeriği hem de süresiyle Türkiye sanat tarihinde yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor.

Türkiye’nin en uzun süreli fotoğraf sergisi Adana’da açılıyor Haber

Türkiye’nin en uzun süreli fotoğraf sergisi Adana’da açılıyor

Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Onursal Başkanı ve fotoğraf sanatçısı Dr. Haluk Uygur’un sanat yaşamı boyunca ürettiği eserlerin bir ölümünden oluşan 250 büyük boy fotoğraf koleksiyonu, 45 yıllık hekimlik yaşamını geçirdiği hastanelerden olan Adana Medline Hastanesi salonlarında sergilenecek. Serginin en dikkat çekici özelliği ise süre sınırının olmaması. Hastane varlığını sürdürdükçe fotoğraflar da kalıcı olarak hastanenin koridorlarında yer alacak. Sergi, bu yönüyle “Türkiye’nin en uzun süreli fotoğraf sergisi” unvanını almaya aday olacak. Sergi aynı zamanda eser sayısıyla da öne çıkıyor. 250 eserin yer aldığı koleksiyon, Türkiye’de bugüne dek açılmış en kapsamlı fotoğraf sergilerinden biri olarak değerlendiriliyor. Serginin açılışı, 27 Eylül 2025 Cumartesi günü saat 16.00’da yapılacak. Etkinlikte müzisyenler Dilan Dereli ve Irmak Acar, “Türk Beşleri” temalı bir resital sunacak. Dr. Haluk Uygur, sergiyle ilgili duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Hekimliğin bana kazandırdığı insan hikâyeleri kadar, fotoğraf da ruhumun biriktirdiği güzellikleri taşıyor. ‘Benim Güzel Türkiyem’ koleksiyonum, ülkemin bana yansıyan ışığını gösterdiğim ve Türkiye’ye bir borcumu ödediğim 40 yıllık bir çalışmanın ürünü. Bu sergiyi açarken sadece bir sanat etkinliği değil, aynı zamanda bir teşekkür armağanı sunuyorum. Enlerin, ilklerin ve teklerin oluşturduğu hayallerimize doğru birlikte yola çıkmak için tüm dostlarımı, akrabalarımı, hastalarımı, öğrencilerimi ve sanatseverleri bu açılışa davet ediyorum.”

Hastane koridorları sanat galerisine dönüştü Haber

Hastane koridorları sanat galerisine dönüştü

Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Onursal Başkanı ve fotoğraf sanatçısı Dr. Haluk Uygur’un "Benim Güzel Türkiyem" başlıklı fotoğraf koleksiyonu, Adana’daki Medline Hastanesi’nin koridorlarında sergileniyor. Hastanenin tüm alanlarına yerleştirilen 250’den fazla büyük boyutlu fotoğraf, şifa bulmak amacıyla gelen hastalara ve hasta yakınlarına sanatsal bir atmosfer sunarken, aynı zamanda sanatçının Türkiye’ye olan bakışını da yansıtıyor. Dr. Uygur’un yıllar içinde ürettiği ve Türkiye’nin doğal, kültürel ve insani güzelliklerini belgeleyen bu kapsamlı koleksiyon, sağlık hizmeti verilen bir mekânda izleyiciyle buluşarak alışılmışın dışında bir sergi deneyimi yaşatıyor. Sanatçının bu projeye yaklaşımı ise oldukça anlamlı. Uygur, fotoğraf üretiminin ve kitap yazmasının temelinde, “bedensel ölümden sonra da iz bırakma” düşüncesinin yattığını vurguluyor. Hastanede sergilenen eserlerinin, yaşamına dair bir iz olduğunu belirten Uygur, duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Hastane ayakta kaldıkça ben de ölmeyeceğim. Beni var eden ülkeme bakışımı anlattığım ‘Benim Güzel Türkiyem’ koleksiyonum, bedenen ölümsüzlüğün peşindeki bilimsel bir alanda, ülkemin sonsuzluğuna yaptığım bir atıftır. Aslında çok daha zengin olan ‘Benim Güzel Türkiyem’ koleksiyonum, gençliğimden beri içimde taşıyıp büyülttüğüm vatan sevgisinin bir yansıması. Fotoğraflarımda, temalarım asla kötü bir şey göstermek olmadı. Hep iyiye, güzele, çağdaşa yöneldim. Ben bir fotografçıyım. Vatanıma olan borcumu da fotoğraf diliyle ödemeye çalıştım. Önerim, hastanede sergilenen bu eserleri hasta olmadan, sağlıklı günler yaşarken izlemeye gitmenizdir.”

‘Yalancı bahar' sendromu: Çiftçi kara kara düşünüyor, fotoğrafçı kadraja alıyor Haber

‘Yalancı bahar' sendromu: Çiftçi kara kara düşünüyor, fotoğrafçı kadraja alıyor

Küresel ısınmanın tetiklediği iklim değişikliği, doğanın dengesini alt üst etmeye devam ediyor. Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgelerde olduğu gibi Hatay'da da yaşanan "yalancı bahar", bu durumun acı bir örneği olarak kendini gösteriyor. Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi, ağaçların erken çiçek açmasına neden oluyor. Ağaçların zamanından önce çiçek açması çiftçilerde verim düşüşü endişesi yaratırken, fotoğrafçılar için ise eşsiz bir manzara sunuyor. Yalancı baharın nedeni küresel ısınma sınma Uzmanlar, yalancı baharın küresel ısınmanın bir sonucu olduğunu belirtiyor. İklim değişikliği nedeniyle artan sıcaklıklar, doğanın mevsimsel döngüsünü bozuyor. Ağaçlar, sıcak havanın etkisiyle bahar geldiğini sanarak erken çiçek açıyor. Ancak bu durum, özellikle badem gibi bazı ağaç türlerinde verim düşüşüne neden olabiliyor. Hatay Altınözü'nde çiftçilik yapan Muhammet Bozkurt, "Şu günlerde yağmur ve kar yağışı olması gerekirken ağaçlarımız çiçek açtı. Önümüzdeki günlerde beklenen yağışlar, bu çiçeklere zarar verebilir ve meyveye dönüşme şansını yok edebilir" diyerek endişesini dile getiriyor. Öte yandan, ağaçların erken çiçek açması, fotoğraf sanatçıları için eşsiz bir fırsat yaratıyor. Hatay'ın doğal güzelliklerini görüntülemek isteyen fotoğraf sanatçıları, çiçek açan ağaçların arasında birbirinden güzel kareler yakalıyor. Ancak, çiftçilerin endişelerini duyan fotoğrafçılar, doğanın dengesizliğine üzüldüklerini dile getiriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.