#Haliç Üniversitesi

İLKHABER-Gazetesi - Haliç Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Haliç Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İstanbul'da 2. Cansağlığı Uluslararası Tıp Öğrenci Kongresi düzenlendi Haber

İstanbul'da 2. Cansağlığı Uluslararası Tıp Öğrenci Kongresi düzenlendi

Haliç Üniversitesinin ev sahipliğinde yapılan kongrenin açılışında konuşan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, beynin; tefekkürün, vicdanın, iradenin ve muhakemenin merkezi olduğunu söyledi. Memişoğlu, kongrede sadece anatominin, farmakolojinin veya cerrahinin teknik detaylarını ele almadıklarını belirterek "Esasında medeniyetler inşa eden irade merkezini konu alıyoruz. Bizim medeniyetimiz, aklı gönülden ayırmayan bir anlayış üzerine kuruludur. İşte bizim ecdadımız, bu akıl nimetini yüksek bir ahlakla yoğuran bir medeniyetin mensuplarıydı." dedi. Hekimliğin özünün, engin mesleki donanımı şefkat ve vicdanla harmanlamak olduğuna dikkati çeken Memişoğlu, "Edindiğiniz mesleki bilgiler, hastanızın gözündeki umudu anlayan, merhametli bir bakışla taçlandığında şifaya dönüşür. Bugün yerli ve milli teknolojilerimizle, yapay zeka destekli sistemlerimizle dünya ile yarışıyoruz. Ancak en gelişmiş cihaz, en ileri teknoloji bile bir hekimin hastasına gösterdiği merhametin, bir çift samimi sözündeki sıcaklığın ve şefkatin yerini tutamaz. Hiçbir yapay zeka bu samimiyeti kopyalayamaz." diye konuştu. Memişoğlu, hekimliğin adanmışlık, fedakarlık ve büyük bir idealizm gerektirdiğini, akılla icra edilen ama teknik yetkinlikle de sınırlı kalamayacak kadar yüce bir vazife olduğunu; tıbbın, zihnin olduğu kadar kalbin de sanatı olduğunu belirtti. Türkiye'de eğitim veren 127 tıp fakültesinde 129 bin 559 evladın ve şifa ordusuna yakın zamanda katılan 16 bin 671 genç meslektaşın, bu bayrağı yarınlara taşıyacak en büyük teminat olduğunu dile getiren Memişoğlu, Bakanlık olarak bu büyük aileyi güçlü bir sağlık altyapısıyla desteklediklerini ve her geçen gün daha geniş bir hizmet ağı ördüklerini aktardı. "TIBBİ CİHAZLARDA, BİYOTEKNOLOJİDE VE İLAÇ GELİŞTİRME SÜREÇLERİNDE BÜYÜK ADIMLAR ATIYORUZ" Sağlık Bakanı Memişoğlu, güçlü insan kaynağıyla bugün sağlık alanında diri kalmanın yolunun sadece hizmet sunmaktan değil, bilimi üretmekten, teknolojiyi geliştirmekten ve yenilik ortaya koymaktan geçtiğini ifade ederek şunları kaydetti: "Dünyanın ve yakın coğrafyamızın adeta bir ateş çemberinden geçtiği bugünlerde, Allah'a hamdolsun ki Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devlet olarak çok güçlü bir irade ortaya koyuyoruz. Türkiye, geniş gönül coğrafyasına, sınır komşularına ve ihtiyaç duyan tüm mazlumlara insani yardım ve sağlık desteği ulaştırabilen bir ülkedir. Bu şefkat elini daima güçlü tutabilmek ve zorluklar karşısında dimdik ayakta kalabilmek için her türlü koşula karşı hazırlıklı olmak mecburiyetindeyiz. Nasıl ki savunma sanayiinde 'En iyisini biz yaparız.' anlayışıyla dünyada örnek gösterilen başarılara imza attıysak, aynı özgüveni sağlık alanında da ortaya koyuyoruz. Geldiğimiz noktada hamdolsun, tıbbi cihazlarda, biyoteknolojide ve ilaç geliştirme süreçlerinde büyük adımlar atıyoruz. Kendi aşımızı, tanı kitlerimizi ve ilacımızı üretebiliyor, ilacın molekülünü ve etkin maddesini bizzat kendi laboratuvarlarımızda geliştirebiliyoruz." Tıp dünyasının sadece "tedavi eden" değil, veriyi kullanarak "öngören" ve hastaya özel "kişiselleştirilmiş" hizmetler sunan bir yapıya evrildiğini vurgulayan Memişoğlu, "Sağlık Bakanlığımız ve savunma sanayimizin güç birliği ile yerli olarak geliştirdiğimiz ve geçtiğimiz günlerde gökyüzüyle buluşturduğumuz Gökbey ambulans helikopterlerimiz, kalp akciğer pompası, solunum cihazları, OED cihazları, mobil röntgen cihazları ve hasta başı monitörlerimiz, Türkiye'nin bu alandaki üretim kapasitesinin en somut göstergeleridir. Bizler de Sağlık Bakanlığı olarak, 'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı' vizyonu ile 'Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modelimiz' kapsamında bu küresel dönüşümü sağlık ekosistemimizin merkezine aldık." ifadelerini kullandı. Memişoğlu, bu vizyon doğrultusunda Bakanlığın inovasyon gücünü Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) koordinasyonunda dev bir ekosistemle kurduklarını belirterek bugün Türkiye'nin, kanserle mücadelede çığır açan CAR-T hücre tedavisinin kamu bünyesinde yerli imkanlarla üretebilen, hastanın kendi hücresini laboratuvarda şifaya dönüştürebilen bir ülke olduğunu söyledi. Sadece son bir yılda, tıp fakültesi öğrencilerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 2 bin projeye destek sağladıklarını aktaran Memişoğlu, şöyle devam etti: "Yapay zekayı, ARİS, RADİS, METRA gibi projelerle entegre ederek hastalıkları daha başlangıç aşamasındayken tespit edebilen milli bir karar destek mekanizması haline getirdik. İleri teknoloji sağlık altyapısını araştırmacılarımızın kullanımına sunmak için üniversitelerimizde ve Şehir Hastanelerimizde toplam 25 teknoloji transfer ofisini hizmete açtık." Memişoğlu, tıbbın durağan bir liman değil, ucu bucağı olmayan bir okyanus olduğunu, bugünün güncel bilgisinin, yerini yarına yenisine bırakacağını belirterek, bu uzun yolculukta gençlere ilerlerken, en büyük rehberin ve ilham kaynağının yine kendi şanlı tarihleri olması gerektiğini söyledi. "SYBİL MODELİYLE ALTI SENELİK AKCİĞER KANSERİ RİSK SKORU TAHMİN EDİLEBİLECEK" Cansağlığı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar ise kongrede insan vücudunun en gizemli organı olan beyni konuşmak üzere bir araya geldiklerini belirtti. Bayraktar, yıllar içerisinde tıp ve mühendisliğin asla iki ayrı disiplin olmadığını ifade ederek "Mühendislik ve tıbbın bir araya gelmesi her ne kadar yakın dönemde gerçekleşse de bu topraklarda yaşamış olan ve benim de ekolünü takip ettiğim büyük alim Cezeri, yüzyıllar önce bunu gerçekleştiren belki de ilk isimdi. Çalışmaları arasında dünyanın ilk medikal ölçüm cihazlarından biri de bulunuyordu." dedi. Robotiğin babası Cezeri'nin hekimin tecrübesini mekanik bir hassasiyetle birleştirdiğini dile getiren Bayraktar, bugün sağlıkta yapay zeka çalışmalarında Cezeri'nin misyonunu devam ettirdiklerini söyledi. Bayraktar, bu birlikteliğin gücünün en yakın zamanda Kovid salgınında görüldüğünü belirterek şunları kaydetti: “Kovid döneminde hekimlerimiz hastanelerde savaşırken biz mühendisler onlara teknolojik destek verdik. Yerli yoğun bakım solunum cihazımızı, mühendis ve hekimlerimizin omuz omuza vermesiyle rekor sürede ürettik. O gün gördük ki, bir mühendislik çözümü, hekimlerin ellerinde binlerce cana dokunuyor, insanlığa nefes oluyordu. İşte bu nedenle sağlık teknolojilerinde tam bağımsızlığı çok önemsiyoruz. Milli Teknoloji Hamlesi'nin önemli rotalarından biri, insanlık yararına yapılacak bu çalışmalar. Sağlıkta yapay zekanın yolculuğu, Cezeri'nin mekanik ölçümlerinden dijital dünyaya evrildi. 1970'lerde kural tabanlı sistemlerle teşhis denemeleri başladı. 1990'larda bilgisayar destekli teşhis sistemleri devreye girdi. Bugün derin öğrenme ile medikal görüntülemede devrim yaşıyoruz. Dünyada çığır açan 'AlphaFold3' ve 'Boltz-1' gibi açık kaynaklı modeller sayesinde peptit, protein ve akıllı ilaç tasarımları yapılıyor. Hatta 2025 yılı itibarıyla yapay zekayla tasarlanan ilaçlar faz-2 testlerini dahi geçti.” AR-GE çalışmalarıyla birlikte "SYBİL" modeliyle altı senelik akciğer kanseri risk skorlarını tahmin edebilecek noktaya gelmeye başladıklarını dile getiren Bayraktar, "Bu projeyi MİT Jameel Clinic ve Sağlık Bakanlığımız ile ortak yürütüyoruz. Şu anda pilot hastanelerde AR-GE çalışmamız aktif olarak ilerliyor. Günde yaklaşık 200 hastanın görüntüsü işleniyor. Şimdiye kadar yaklaşık 7 bin hastaya ulaşıldı. Dünyanın en güçlü sağlık sistemlerinden birine sahibiz. Ülkemizde büyük ve güçlü bir veri kaynağı var. Hedefimiz, bu veri kaynağı sayesinde 2026 yılında en az 100 bin kişilik bir havuzdan elde edilen verilerle, SYBİL modeli üzerinde dünyanın en büyük validasyon çalışmasını yayınlamak. Akabinde ise daha güçlü yeni modeller geliştirmeyi amaçlıyoruz." diye konuştu. Bayraktar, yeni nesil hekimlerin mutlaka mühendislik formasyonuna da sahip olması gerektiğini vurgulayarak "Geleceğin tıbbında, algoritmayı anlamayan, veriyi yorumlayamayan hekim eksik kalacak. Sizler yapay zeka modellerini eğitecek, Da Vinci benzeri robotik cerrahi sistemleri yönetecek ve veriyle teşhis koyacaksınız. Tam da bu nedenle vakfımız bünyesinde, tıp ve mühendislik öğrencileri ile akademisyenleri bir araya getiriyoruz." dedi. Haliç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Enes Eryarsoy da bugünün kendileri için çok özel günlerden biri olduğunu söyledi. Milyar dolarlık şirketleri yapay zekaların yönetebileceğini ifade eden Eryarsoy, teknolojinin araç olduğunu, birbirinden değerli teknolojik cihazların sadece insanlık için kullanıldığını ve Cansağlığı Vakfını teknolojiyi en iyi şekilde kullandığını dile getirdi. Cansağlığı Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk de vakfın insanı sadece madde ve beden olarak gören yaklaşımı benimsemediğini, insanı kalbi ve merhameti birey olarak ele aldıklarını söyledi. Bugün ele aldıkları konuda insanın biyolojik yapısıyla ruhsal yapısını birleştirerek geleceğin bilim insanlarını, hekimlerini bu konuda bilgilendirmek istediklerini belirten Öztürk, "Şunu görüyoruz ki insanoğlu bilgiye ulaştıkça kalpten, ruhtan ve duygudan uzaklaşıyor. Buna itiraz ediyoruz ve 'Lütfen bilgiyi sadece bir şeyleri maddi olarak düzeltmek, bedenleri düzeltmek için değil ruhlara şifa olsun." diye de kullanalım diyoruz." dedi.

Haliç Üniversitesi Cumhuriyet’in 100. yılını özel etkinliklerle kutladı Haber

Haliç Üniversitesi Cumhuriyet’in 100. yılını özel etkinliklerle kutladı

İSTANBUL (AA) - Uluslararası bilimsel buluşmalar ve kurumsal etkinlikler ile önemli organizasyonlara imza atan Haliç Üniversitesi, Cumhuriyet’in 100. yılını hafta boyu süren özel bir etkinlik programı ile kutladı.Haliç Üniversitesi açıklamasına göre, 5. Levent’teki "All In One" konseptli kampüste hafta boyunca gerçekleşen birbirinden farklı etkinliklerde üniversitenin tüm akademik ve idari kadrosuyla öğrencileri bir araya geldi.Buna kapsamda, 25 Ekim Çarşamba günü üniversitenin büyük konferans salonunda gerçekleşen, ‘"Yüz Yılın Işığında- Cumhuriyetin 100. Yılına Saygıyla" sahne gösteriminde, müzik ve sahne sanatları alanında Cumhuriyet’in ilanından bugüne kadar geçen 100 yıllık sürecin kazanımları ile Cumhuriyet’in sağlamış olduğu olanaklar Haliç Üniversitesi Konservatuvarı tarafından sahnelendi.Gösteride bugün gelinen noktada yapılanlar ve yaşananlar bağlamında müzikler, şarkılar, anlatılar, danslar, tiyatro ile fotoğraf ve video görüntüleri yer aldı. Haliç Üniversitesi Konservatuvar öğretim üyeleri ve öğrencilerince sunulan müzikli gösteri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarının kostüm-teknik iş birliği ile gerçekleşti.Cumhuriyetin 100. yılına özel organizasyonlar, üniversitenin farklı fakülte ve bölümlerin düzenlediği geniş yelpazedeki etkinliklerle devam etti.Haliç Üniversitesi Cumhuriyetin 100. Yıl özelindeki etkinlik programını, akademik ve bilimsel bir bakış açısı ile zenginleştirdi. 100. yılda, çeyrek asrı geride bırakan Haliç Üniversitesi, yenilikçi hedefleri ile akademik eğitimde emin adımlarla ilerlediğini bir kez daha gösterdi. Cumhuriyetin 100. yılına özel hazırlanan ve hafta boyunca devam eden etkinlikler arasında, Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nün daha sağlıklı nesiller yetiştirilmesi için fonksiyonel besinlerin önemine dikkati çektiği "Cumhuriyetimizin 100. Yılında Sağlık: Fonksiyonel Beslenme" programı ile Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünün düzenlediği ‘"Son 100 Yılda Moleküler Biyoloji ve Genetik Bilim Dalı’ndaki Gelişmeler’" semineri de yer aldı.Sanat ve tasarım eğitimi alanında 25 yıldır kendi ekolünü oluşturmuş kabul edilen üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesi’nin (GSF) düzenlediği "100. Yıl Cumhuriyet Sanat Sergisi"nde ise GSF öğretim elemanlarının sanat çalışmaları yer aldı. Sergideki eserlerle, Atatürk'ün "Sanatçı, toplumda uzun çalışma ve uğraşlardan sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır" sözünden yola çıkılarak, sanata verilen önem ve Cumhuriyetin sanata katkılarına vurgu yapıldı. 30 Ekim Pazartesi günü 5. Levent kampüsündeki bir başka etkinlikte ise Haliç Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin düzenlediği ‘"Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılında Fotoğraflarla Cumhuriyetin Sanayileşme Öyküsü’" adlı fotoğraf sergisi ziyaretçileri ağırladı.27 Ekim Cuma günü Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin düzenlediği "Cumhuriyet’in 100. Yılı: 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Resmi Programı"nda ise üniversitenin akademik ve idari kadrosu bir araya geldi. İstiklal Marşı ve saygı duruşu ile başlayan ve Rektör Prof. Dr. Zafer Utlu'nun açılış konuşmasını yaptığı tören, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meşkure Yılmaz'ın "Atatürk ve Cumhuriyet" başlıklı konferansı ile devam etti.Konservatuvar dinletisinin ardından, programın son bölümünde, Yabancı Diller Bölümünün "Haliç Üniversitesi Cumhuriyetimizin 100. Sanat ve Edebiyat Yarışmaları" kapsamında dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Ayrıca Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün düzenlediği, "Cumhuriyetimizin Yüzüncü Yıl Konferansları Serisi: Son Yüzyılda Türkçemiz" etkinliğinde Prof. Dr. Mustafa Sinan Kaçalin’in Türkçe’nin son yüzyıldaki durumu ve diğer dillerle etkileşimi üzerine verdiği konferans ile program tamamlandı.Açıklamada, törendeki konuşmasına yer verilen Haliç Üniversitesi Rektörü Utlu, şunları kaydetti:"Dünyanın en değerli toprakları olan aziz vatanımızın, Cumhuriyet idaresi ile beraber hür ve bağımsız bir bütün olarak, dünya durdukça yaşayacağına olan inancımı belirterek, Cumhuriyetimizin 100. yılını kutluyorum. Bu toprakları bize vatan yapan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun arkadaşları olmak üzere kıymetli vatanın bölünmez bütünlüğünü, milletin huzur ve sükununu sağlayan ve bu ulvi gaye için toprağa düşerek şehitlik mertebesine ulaşan bütün şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle anıyoruz. Cumhuriyetin korunması ve kullanmasında gençliğin bekçiliğine her zaman ihtiyacımız vardır. Bu nedenle Cumhuriyeti korumak ve yaşatmak en temel görevimizdir. Cumhuriyet'in birer ferdi olarak Cumhuriyeti koruyacak, yaşatacak ve ülkesine sahip çıkacak gençler bizlerin ellerinde büyümektedir. Bizler; ilim, irfan ve ahlak sahibi, inancına, tarihine, kültürüne, ailesine, milletine ve bütün insanlığa karşı görevlerini bilen, bu görevlerini yerine getirmeye çalışan bir gençlik yetiştirmek zorundayız. Bunun yanında, gençlerimizin zihinlerine yurttaşlık bilincini, ülkesine ve milletine karşı sorumluluk bilincini de yerleştirmemiz gerekmektedir."Utlu, Atatürk'ün, "Gençler, Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak sizlersiniz" sözüne atıfta bulunarak, şunları aktardı:"Bu emaneti korumak ve görevi yerine getirmek için bilgili ve güçlü olmak zorundasınız. Tarihimizi, kültürümüzü iyi bilmek zorundasınız. Hem milli hem de evrensel kültürü öğrenmelisiniz. Ülkemize ve milletimize karşı sorumluluklarını bilen, dünya milletler ailesinin bir üyesi olarak dünya ile paralel yaşamayı becerebilen, istiklali ve istikbalimize yönelen tehlikeleri zamanında çözebilen ve bunu başarabilmek için devamlı kendisini yenileyen, geliştiren gençliğe ihtiyacımız bulunmaktadır. Size güveniyoruz, size inanıyoruz ve umut ediyoruz ki ülkemizi bulunduğu yerden daha nice yüzyıllara taşıyacak olan gençlik sizsiniz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.