#Haluk Uygur

İLKHABER-Gazetesi - Haluk Uygur haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Haluk Uygur haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sanat Adana’da hayat buluyor: Berna Ateşoğlu 7. Sanat Günleri başladı Haber

Sanat Adana’da hayat buluyor: Berna Ateşoğlu 7. Sanat Günleri başladı

Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu tarafından bu yıl yedinci kez düzenlenen “Berna Ateşoğlu Sanat Günleri” maratonu başladı. 10 Mart’a kadar devam edecek etkinlikler kapsamında kent, kültür ve sanatın çok yönlü atmosferine ev sahipliği yapacak. 10 AYRI ETKİNLİK, YÜZLERCE ESER Yaklaşık iki hafta sürecek programda fotoğraf, resim, heykel ve hat sanatının yanı sıra karikatür, sinema gösterimleri, müzik ve şiir dinletileri ile enstalasyon çalışmaları sanatseverlerle buluşacak. Arkeoloji meraklıları için düzenlenecek özel geziler de programın dikkat çeken başlıkları arasında yer alıyor. Toplam 10 ayrı etkinlikle hazırlanan içerik, farklı sanat disiplinlerini aynı çatı altında bir araya getiriyor. AÇILIŞ SEYHAN ÇIRÇIR SANAT MERKEZİ’NDE YAPILDI Festivalin açılışı Seyhan Çırçır Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Sergiler, enstalasyon çalışmaları ve müzik dinletisiyle başlayan organizasyonda yaklaşık 100 sanatçı eserleriyle yer aldı. Açılış gününde sanatseverlerin yoğun ilgisi dikkat çekti. Platform Başkanı Yaşar Ateşoğlu, sanatın birleştirici gücüne vurgu yaparak, farklı disiplinlerden üretim yapan sanatçıları aynı ortamda buluşturmanın heyecanını yaşadıklarını dile getirdi. Ateşoğlu, etkinler kapsamına 27 Şubat Cuma günü saat 19.30’da Başkent Hastanesi Kışla Yerleşkesi Toplantı ve Sergi Salonu’nda Kadir Ekinci'nin "Kazların Senfonisi" isimli fotoğraf sergisinin açılışının yapılacağını, daha sonra Mutlu Lazzaro isimli filmin Sinematek Adana formatıyla izlenip tartışılacağını ifade etti. Onursal Başkan Dr. Haluk Uygur ise 6 Aralık 2018’de hayatını kaybeden Berna Ateşoğlu adına düzenlenen festivalin iki önemli yönüne dikkat çekti. Uygur, etkinliğin hem yerel sanatçıları bir araya getirdiğini hem de usta isimlerle genç yetenekleri aynı zeminde buluşturduğunu belirtti. Dr. Uygur, organizasyonun tamamen tek bir sivil toplum kuruluşunun imkânlarıyla hayata geçirilmesinin, kültür-sanat alanında “imkânsızlık” söylemini boşa çıkardığını ifade etti. Etkinlikte her alan Adana Şair ve Yazarlar Platformu Başkanı Mahmut Reyhanioğlu da "Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu’nun ev sahipliğini üstlendiği Berna Ateşoğlu 7. Sanat Günleri açılışına yer almak ve sanatçı dostlarımızın eserlerini görmek, yeni isimlerle tanışmak ve üretimin heyecanını paylaşmak bizler için büyük bir mutluluk oldu. Sanatın bireysel bir çaba olmanın ötesinde toplumsal bir dayanışma alanı olduğunu bir kez daha hissettik" dedi. KADINLARIN GÜÇLÜ VE GÖRÜNÜR OLMASI HEDEFLENİYOR Her yıl artan ilgiyle düzenlenen Sanat Günleri, yalnızca bir kültür organizasyonu olmanın ötesinde toplumsal bir misyon da üstleniyor. Kadınların sosyal ve kültürel yaşamda daha görünür ve etkin bir şekilde yer almasına katkı sunmayı amaçlayan etkinlikler, bu yönüyle de fark yaratıyor. Festival komitesi, sanatın dayanışmayla büyüdüğünü belirterek Adanalıları "İyilik" temasını işleyen yüzlerce eserin yer aldığı etkinliklere katılmaya davet etti. Organizasyon, “Birlikte başardık, yine birlikte başaracağız” mesajıyla 10 Mart’a kadar kenti sanatla buluşturmayı sürdürecek.

Berna Ateşoğlu’nun mirası, sanat günleriyle yaşatılıyor Haber

Berna Ateşoğlu’nun mirası, sanat günleriyle yaşatılıyor

Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu tarafından Adana’da bu yıl yedinci kez gerçekleştirilecek olan Berna Ateşoğlu Sanat Günleri, 26 Şubat – 10 Mart tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak. Sanatın birçok farklı alanını bir araya getiren etkinlikler kapsamında, fotoğraf, resim, heykel, hat sanatı, karikatür, sinema, müzik, şiir, enstalasyon çalışmaları ve arkeolojik geziler gibi geniş bir yelpazede toplam 10 etkinlik düzenlenecek. Geçtiğimiz yıllarda da büyük ilgi gören organizasyon, yalnızca bir sanat buluşması olmanın ötesinde, kadınların toplumsal yaşamda güçlenmesine katkı sunan önemli bir platform niteliği taşıyor. AÇILIŞ SEYHAN ÇIRÇIR SANAT MERKEZİ’NDE Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Başkanı Yaşar Ateşoğlu, etkinliklerin Seyhan Çırçır Sanat Merkezi’nde sergi, enstalasyon çalışmaları ve müzik dinletisiyle başlayacağını belirtti. Ateşoğlu, organizasyona yaklaşık 100 sanatçının eserleriyle katkı sunacağını ifade ederek, “Bu özel organizasyonda sanatın birleştirici gücüyle yeniden sanatseverlerle bir arada olmaktan mutluluk duyacağız” dedi. BERNA ATEŞOĞLU’NUN MİRASI YAŞATILIYOR Derneğin Onursal Başkanı Dr. Haluk Uygur ise, 6 Aralık 2018 tarihinde hayata veda eden Berna Ateşoğlu’nun kadın özgürlüğünü yalnızca cinsiyet temelli değil, insan özgürlüğü perspektifinde ele alan güçlü bir sivil toplum yöneticisi olduğunu belirtti. Berna Ateşoğlu’nun, “pozitif ayrımcılık” anlayışını bir ayrıcalık olarak görmediğini, bunun yerine ‘kadın başarır’ ilkesiyle kadınların yeteneklerini geliştirmeyi savunduğunu dile getiren Dr. Uygur, “Berna Ateşoğlu, sanatın dönüştürücü gücünü toplumsal farkındalık yaratmak için kullandı. Altınoran da Berna Ateşoğlu’nun görüşleriyle örtüşen bir anlayışla bu sanat günlerini düzenlemeye başladı” dedi. Dr. Uygur, Berna Ateşoğlu Sanat Günleri etkinliklerinin 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’ne denk gelen tarihi kapsamasının da, Berna Ateşoğlu’nun kadınların toplumsal yaşamda daha görünür ve güçlü bir yer edinmesi yönündeki mücadelesine anlamlı bir vurgu taşıdığını belirterek, bu buluşmaların onun eşitlikçi ve çağdaş mirasını yaşatmayı amaçladığını sözlerine ekledi.

Uygur Ailesinden vefa: Etem Çalışkan için özel sergi ve anma Haber

Uygur Ailesinden vefa: Etem Çalışkan için özel sergi ve anma

Ders kitaplarında yer alan Gençliğe Hitabe ile İstiklal Marşı’nı yazan isim olarak da tanınan Etem Çalışkan, 1 Şubat 2025’te İstanbul’da 97 yaşında hayatını kaybetmişti. Kalça kemiği kırığı sonrası yatağa bağımlı hale gelen, bir süre yoğun bakımda entübe edilen sanatçı, düzenlenen törenlerin ardından Mersin’in Tarsus ilçesi Göçük Köyü’nde son yolculuğuna uğurlanmıştı. Usta sanatçının vefatından kısa süre sonra Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği yöneticileri tarafından gerçekleştirilen anma töreni hafızalardaki yerini korurken, ölüm yıl dönümü nedeniyle bu kez kapsamlı bir sergi ve etkinlik gerçekleştirildi. “EVİMİZDEKİ VE KALBİMİZDEKİ ETEM ÇALIŞKAN” SERGİSİ Dr. Haluk Uygur ve Hanife Uygur’un büyük bir titizlikle hazırlıklarını yürüttüğü ve koleksiyonlarında yer alan eserler özenle sergiye hazırlandı. Etkinlik kapsamında, 31 Ocak ve 1 Şubat tarihlerinde “Evimizdeki ve Kalbimizdeki Etem Çalışkan” adlı sergi sanatseverlerle buluştu. Sergi, iki gün boyunca 11.00 ile 20.00 saatleri arasında ziyaret edilebildi. Uygur Ailesi’nin yanı sıra Prof. Dr. Atilla Arıdoğan ve Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi koleksiyonlarında bulunan Etem Çalışkan’ın nadide eserleri de sergide yer aldı. Dr. Haluk Uygur, Söğütlü Köyü Mahallesi Karanfilköy Sokak’ta bulunan evlerinde gerçekleşen etkinlikle, sanatçının yaşamı, sanatı ve Cumhuriyet kültürüne bıraktığı izlerin bir kez daha hatırlandığını söyledi. “ETEM ÇALIŞKAN, DÜŞÜNCE VE ESTETİĞİ BİRLEŞTİRDİ” Çalışkan’ın yalnızca bir ressam değil, düşünce ve estetiği bir araya getiren bir kültür insanı olduğunu vurgulayan Uygur, hocası Prof. Dr. Emin Barın ile birlikte Anıtkabir’in hatlarını yazan sanatçının Türkiye’nin yetiştirdiği en özgün isimlerden biri olduğunu dile getirdi. Çalışkan’ın tekrar eden bir üretim anlayışına hiç kapılmadığını ifade eden Uygur, her çalışmasında kendini aşmayı hedefleyen usta sanatçının “okunan resimler” ürettiğini söyledi. Dr. Uygur, “Etem Çalışkan, resim yapmayı yalnızca estetik bir uğraş olarak değil, insanı ve toplumu dönüştüren bir araç olarak gördü. Cumhuriyetin estetik yüzünü tuvale ve satıra taşıyan Çalışkan, aradan geçen bir yıla rağmen eserleri ve düşünceleriyle yaşamaya devam ediyor” dedi. TEŞEKKÜR MESAJI Dr. Uygur, etkinliğe gösterilen ilgiden dolayı tüm dostlarına teşekkür ederek, koleksiyona destek veren Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi yöneticilerine, Prof. Dr. Atilla Arıdoğan’a, Mehmet Emin Arıcı’ya, Altınoran ailesine ve Başkan Yaşar Ateşoğlu’na şükranlarını sundu. Ayrıca etkinliğe verdikleri destek nedeniyle Etem Çalışkan’ın ailesine ve özellikle eşi Güngör Çalışkan’a saygılarını ileten Uygur Ailesi, kentte bir ilk olan “ev sergisi”nin anlamlı bir buluşma olduğunu kaydetti.

Atatürk’ü yazıyla değil, ruhuyla anlatan ustanın izleri Haber

Atatürk’ü yazıyla değil, ruhuyla anlatan ustanın izleri

Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 26 Ocak 1933 tarihinde Gaziantep’e gerçekleştirdiği ziyaretin 93’üncü yıl dönümü etkinlikleri kapsamında anlamlı bir sergi sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Atatürk’ün imzasını özgün kaligrafik yorumu ile sanatsal bir simgeye dönüştüren, Anıtkabir’in kitabelerini yazan usta ressam ve hattat merhum Etem Çalışkan’ın eserlerinden oluşan “Etem Çalışkan Çizgileri ile Atatürk Portreleri” sergisi, SANKO Sanat Galerisi’nde açılacak. 26 Ocak’ta saat 17.30’da gerçekleştirilecek açılışla kapılarını açacak sergide, Etem Çalışkan’ın Atatürk’e duyduğu derin saygıyı ve sanatsal ustalığını yansıtan Atatürk portrelerinden seçilen 16 resim ve fotoğraf yer alacak. Sergi, hem Atatürk’ün Gaziantep ziyareti anısına hem de Türk sanat tarihinde iz bırakan Etem Çalışkan’ın sanat yolculuğunu gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyor. Öte yandan, Anıtkabir’in kitabelerini yazan ve Atatürk’ün imzasını estetik bir anlatıma dönüştüren Etem Çalışkan, vefatının birinci yılında çeşitli sergi ve anma etkinlikleriyle yad edilecek. Bu kapsamda Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Onursal Başkanı Dr. Haluk Uygur ve eşi Hanife Uygur’un ev sahipliğinde düzenlenecek “Evimizdeki ve Kalbimizdeki Etem Çalışkan” adlı sergi, 31 Ocak ve 1 Şubat tarihlerinde saat 11.00 ile 20.00 arasında ziyaret edilebilecek. Söz konusu sergide, Uygur Ailesi, Prof. Dr. Atilla Arıdoğan ile Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi koleksiyonlarında bulunan Etem Çalışkan’a ait nadide eserlerin sanatseverlerle buluşturulacağı bildirildi. Sanatçının farklı dönemlerine ışık tutan bu özel seçki, onun estetik anlayışını ve Atatürk sevgisini yakından tanıma fırsatı sunacak. 1 Şubat 2025’te İstanbul’da hayatını kaybeden Etem Çalışkan’ın anısını yaşatmayı amaçlayan etkinliklere ilişkin değerlendirmede bulunan Dr. Haluk Uygur, sergilerin taşıdığı anlamın altını çizerek şunları söyledi: “Etem Çalışkan, yalnızca çizgileriyle değil, Atatürk’e duyduğu derin sevgi ve saygıyla da milletimizin ortak değerlerinden biridir. Bu sergilerin Adana’nın yanı sıra Gaziantep’te de düzenlenmesi, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 26 Ocak 1933’te Gaziantep’i ziyaretinin 93’üncü yıl dönümüne denk gelmesi bakımından son derece anlamlıdır. Hem Atatürk’ü hem de Etem Çalışkan’ı aynı duygu ve bilinçle anmak, bu toprakların kültürel hafızasına önemli bir katkıdır.”

Atatürk’ün imzasını kaligrafiyle yorumlayan usta: Etem Çalışkan anılıyor Haber

Atatürk’ün imzasını kaligrafiyle yorumlayan usta: Etem Çalışkan anılıyor

Anıtkabir’in kitabelerini yazan, Atatürk’ün imzasını kaligrafik bir simgeye dönüştüren ve ders kitaplarında yer alan Gençliğe Hitabe ile İstiklal Marşı’nı yazan isim olarak tanınan Çalışkan, 1 Şubat 2025’te İstanbul’da hayatını kaybetmişti. Kalça kemiği kırığı sonrası yatağa bağımlı hale gelen, bir süre yoğun bakımda entübe edilen ve ardından 97 yaşında hayata veda eden sanatçının naaşı, ailesi, sevenleri, sanat ve akademi çevrelerinden çok sayıda ismin katıldığı törenlerin ardından, Mersin’in Tarsus ilçesi Göçük Köyü’nde son yolculuğuna uğurlanmıştı. Etem Çalışkan’ın vefatından kısa süre sonra Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği yöneticileri tarafından yapılan anma töreni hafızalarda tazeliğini korurken, usta sanatçı için ölüm yıl dönümü nedeniyle bir etkinlik daha planlandı. ETEM ÇALIŞKAN, VEFATININ BİRİNCİ YILINDA İSE ESERLERİYLE ANILACAK Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Onursal Başkanı Dr. Haluk Uygur ve eşi Hanife Uygur ’un ev sahipliğinde, 31 Ocak ve 1 Şubat tarihlerinde “Evimizdeki ve Kalbimizdeki Etem Çalışkan” adlı serginin saat 11.00 ile 20.00 arasında ziyaret edilebileceği belirtildi. Uygur Ailesi, Prof. Dr. Atilla Arıdoğan ve Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi koleksiyonlarında yer alan Etem Çalışkan’ın nadide eserlerinin sanatseverlerle buluşacağı ifade edildi. Drç. Haluk Uygur, iki gün boyunca ziyarete açık olacak sergiyle birlikte, usta sanatçının yaşamı, sanatı ve Cumhuriyet kültürüne bıraktığı izlerin bir kez daha hatırlanacağını belirterek, “Söğütlü Köyü Mahallesi Karanfilköy Sokak’ta bulunan evimizde gerçekleşecek etkinliğe sanatseverleri bekliyoruz” dedi. “DÜŞÜNCE VE ESTETİĞİ BİRLEŞTİREN BİR KÜLTÜR İNSANI” Dr. Uygur, Çalışkan’ın yalnızca bir ressam değil, düşünce ve estetiği birleştiren bir kültür insanı olduğunu da vurguladı. Uygur, hocası Prof. Dr. Emin Barın ile birlikte Anıtkabir’in hatlarını yazan, Atatürk’ün imzasını evrensel bir kaligrafik ikon haline getiren Etem Çalışkan’ın, Türkiye’nin yetiştirdiği en özgün sanatçılardan biri olduğunu dile getirdi. Çalışkan’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadıklarını ifade eden Dr. Uygur, “Usta sanatçı Etem Çalışkan, yalnızca ailesi için değil, sanat dünyası için de bir rehberdi” dedi. Çalışkan’ın sanat anlayışına da değinen Uygur, usta sanatçının tekrar eden bir üretim anlayışına hiç kapılmadığını, her çalışmasında kendini aşmayı hedeflediğini söyledi. Çalışkan’ın “okunan resimler” ürettiğini vurgulayan Uygur, “Etem Çalışkan, resim yapmayı yalnızca estetik bir uğraş olarak değil, insanı ve toplumu dönüştüren bir araç olarak gördü. Hayatı boyunca ülkesini düşünen bir sanatçı olan Çalışkan’ın her eserinde, bu sorumluluk bilinci hissedildi. Cumhuriyetin estetik yüzünü tuvale ve satıra taşıyan Etem Çalışkan, aradan geçen bir yıla rağmen eserleri ve düşünceleriyle yaşamaya devam ediyor” dedi.

Louvre’un karanlık mirası: Picasso’dan Mona Lisa’ya soygunlar Haber

Louvre’un karanlık mirası: Picasso’dan Mona Lisa’ya soygunlar

Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Onursal Başkanı Dr. Haluk Uygur, Fransa'nın başkenti Paris'teki Louvre Sarayı'na kurulan ve dünyanın en büyük sanat müzesi olan Louvre Müzesi'ndeki tarihi eser soygunlarını mercek altına aldı. Dr. Uygur, Louvre Müzesi’nde Picasso’dan günümüze uzanan hırsızlık zincirini belgeleriyle ele aldığı incelemesinde, bu olayların yalnızca sanat tarihi açısından değil, müze algısı ve kültürel değer üretimi bakımından da dikkatle alınması gerektiğini söyledi. Louvre’daki ilk büyük kırılmanın 1911 yılında yaşandığını hatırlatan Uygur, olayın başlangıcının 1907 yılına uzandığını belirtti. Paris’in bataklık sayılabilecek bir mahallesinde yaşayan Gery Pieret adlı bir kişinin, sarhoş olduğu bir sırada 1907’den itibaren Louvre Müzesi’nden eserler çaldığını ve bunları aralarında Pablo Picasso’nun da bulunduğu önemli isimlere sattığını övünerek anlattığını aktaran Uygur, bu itirafın Paris-Journal gazetesi muhabiri tarafından kayda geçirildiğini ifade etti. “Tesadüf müdür bilinmez ama 1907 yılı, Picasso’nun bazı otoritelerce kübizmin ilk eseri sayılan Avignonlu Kadınlar tablosunu yaptığı yıla denk gelir” diyen Uygur, eserdeki iki figürün yüzünde Afrika kökenli maskelerin bulunmasının dikkat çekici olduğunu aktardı. VİNCİ’NİN MONA LİSA TABLOSUNUN ÇALINMASI, PİCASSO’YA KADAR UZANIYOR 12 Ağustos 1911’de Louvre’dan Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa (La Jakonde) tablosunun çalınmasının ardından soruşturmanın Picasso’ya kadar uzandığını belirten Uygur, ünlü ressamın Gery Pieret’ten eser satın aldığını itiraf ettiğini, ancak Avignonlu Kadınlar’daki iki kadının taktığı maskelerin orijinallerinin de aralarında bulunduğu eserleri polise teslim ederek tutuklanmaktan kurtulduğunu kaydetti. Tarihte farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan Adana ve çevresinden geçmişte kaçırılan tarihi eserlerin olduğuna ilişkin açıklamalarıyla da dikkati çeken Dr. Uygur, Mona Lisa’nın, Pieret tarafından çalınan eserler arasında yer almadığının da altını çizdi. Bir süre sonra Mona Lisa’nın bulunmasıyla tablonun kaderinin tamamen değiştiğini vurgulayan Uygur, “Daha önce sıradan bir eser muamelesi gören Mona Lisa, bu hırsızlıkla birlikte baş eser haline geldi. Sadece kendi değeri değil, Louvre’un toplam algı değeri de katlanarak arttı. Bugün bile Louvre’u yalnızca Mona Lisa’yı görmek için gezenlerin sayısı çoğunlukta. Bu süreç nedeniyle bazı çevreler, Mona Lisa hırsızlığını bir algı operasyonu olarak yorumladı” dedi. KRALİYET MÜCEVHERLERİ DE ÇALINDI Haluk Uygur, Louvre’un geçen yılın sonunda bir kez daha soyulduğunu belirterek, 19 Ekim 2025’te yaşanan hırsızlıkta bu kez değerli ancak kamuoyunun pek dikkatini çekmeyen kraliyet mücevherlerinin çalındığını dile getirdi. Uygur, “Tıpkı Mona Lisa olayında olduğu gibi, acemice ama son derece kolay bir şekilde gerçekleştirilen bu hırsızlıkta ne alarmlar devreye girdi ne de kameralar iş gördü. Bekçilerin uyuduğunu düşünmemek elde değil” ifadelerini kullandı. Bu olayla birlikte daha önce kimsenin bilmediği kraliyet mücevherlerinin tüm dünya tarafından öğrenildiğini belirten Uygur, bugün Louvre’u ziyaret edenlerin Mona Lisa’dan sonra mücevherlerin sergilendiği boş camekânları da gezdiğini, hatta yalnızca bu boş vitrinleri görüp çıkan ziyaretçilerin bile olabileceğini dile getirdi. Uygur, “Kısacası Louvre Müzesi bu işten zararlı çıkmadı. Hele ki birkaç ay sonra mücevherler bulunup yerlerine konursa, müze açısından keyiflerine diyecek yok” değerlendirmesinde bulundu. Haluk Uygur, Picasso’dan günümüze uzanan Louvre hırsızlıklarını tüm belgeleriyle ele aldığı çalışmasının, online Zamansız dergisinin son sayısında yayımlandığını belirterek, “Louvre’un bu çok katmanlı hırsızlık öyküsünü 220 sayfalık derginin 5. sayısının 72. sayfasında da ayrıntılı biçimde kaleme aldım” diye konuştu. ZAMANSIZ Bir süre önce online platformda yayın hayatına başlayan "Zamansız Görsel Kültür ve Sanat Dergisi", her okuyucusunu kendi zamansızlığını keşfetmeye davet eden bir durak olmayı hedefliyor. Fotoğraf ve sinema üzerinden görsel sanatlar öncelikli hedef olsa da “Zamansız” tüm sanat dalları bağlamında, zamanın ötesine dokunan bir rehber olarak geçmişin ustalarını bugünün yenilikçileriyle buluşturuyor. https://www.zamansiz.art/zamansiz-gorsel-kultur-ve-sanat-dergisi-5-sayi-keske/

AFAD üyesi 13 fotoğraf şehidine duygusal anma Haber

AFAD üyesi 13 fotoğraf şehidine duygusal anma

Kapadokya’ya fotoğraf çekmeye giderken 19 Kasım 1995’te yaşanan kazada, Fotoğraf Amatörleri Derneği (AFAD) üyelerini taşıyan otobüse bir kamyonun arkadan çarpması sonucu araç şarampole yuvarlanmış, 13 AFAD üyesi hayatını kaybetmişti. Kazayı yaralı olarak atlatan Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Onursal Başkanı Dr. Haluk Uygur, kazanın yıldönümünde duygusal açıklamalarda bulundu. Haluk Uygur, yaşananları şu sözlerle anlattı: "Kapadokya'ya fotoğraf çekmek için giderken geçirdiğimiz trafik kazasında 13 arkadaşımızı kaybettik. Kaybettiğimiz kişi sayısı 13 idi ama o kadar sevilen kişilerdiler ki, kentin neredeyse her evinden bir tanıdık eksilmişti." Kazanın yaşandığı Pozantı’da o dönem bir hastanenin olmamasının kayıpların çoğalmasına neden olduğunu belirten Uygur, "Bu yüzden ertesi yıl Pozantı'ya bir trafik hastanesi açılması için kampanya başlatmıştık. Bir araç konvoyu yaparak kaza yerine kadar gitmiş ve oraya tehlikeyi işaretleyen bir levha bırakmıştık" dedi. Uygur, kazada hayatını kaybeden AFAD üyelerinin anısına başlatılan festivalin doğuşunu da anlattı: "1998 yılında da onların anısına, sanatın değişik dallarını kapsayan bir festival yapmaya karar verip, yönetiminde olduğum Altınkoza'yı ve başkanı olduğum AFAD'ı bir araya getirmiş, Uluslararası 13 Kare Festivali'ni başlatmıştık. İsim babası da olduğum festivalin tam 15 yıl küratörlüğünü yaptım." Festivalin kentte yarattığı etkiye de değinen Uygur, "Bando ve fener alayları eşliğinde, valinin, belediye başkanlarının ve sanatçıların katıldığı ‘Sevgi Yürüyüşü’ ile başlayan, dünyadan ve Türkiye'den çok önemli sanatçıların davet edildiği bir festival oldu, 13 Kare… Kentte öyle bir ambians yarattı ki, ara verilmiş Altınkoza film festivalini de canlandırdı. Belediye sanatın gücünü hissedince, Adanalı sanat kurumlarının yıla yayılan tüm etkinliklerini desteklemeye başladı. Adana Sanat Konseyi kuruldu. Adana festivaller kenti haline geldi. Çok sayıda sanat galerisi, müze ve Abidin Dino Sanat Park'ı açıldı. Kente heykeller konulmaya başlandı. Adana'yı anlatan kitaplar yazıldı. Tarihi Kız Lisesi Binası sanat merkezi haline getirildi. Tarihi binaların restorasyonu bilinci oluştu, ilk restore edilen binalardan biri Türkiye'nin ilk Sinema Müzesi olarak düzenlendi. Kültür merkezi olan Kız Lisesi Binası'nda Mehmet Baltacı Fotoğraf Müzesi açıldı. Aynı yerde binden fazla kitabın, 1918 yılından beri Adana'da yayınlanan tüm gazetelerin dijital kopyalarının olduğu kent araştırma alanı yaratıldı." Uygur, günümüzde yaşanan değişikliklere de üzüldüğünü ifade ederek, şunları kaydetti: "Bugün bunların hiçbiri yok. 13 Kare Festivali üzgünüm ki değişen belediye yönetimi ile bazı fotoğrafçıların iş birliği sayesinde iğdiş edildi. Neyse ki AFAD'ın şimdiki yönetimi bunu yaşatmaya çalışıyor. Kendilerini kutluyorum. Ama eski görkemine ulaşmak için çok yol almaları gerekli. Tarihi Kız Lisesi binası halka kapatıldı. Biz orayı kültür ve araştırma merkezi haline getirirken ilgilerini gördüğümüz Adanalılar buna sessiz kaldı. Binadaki Adana kütüphanesinin kitapları, gazete arşivi nereye gitti bilinmez. Neyse ki gazete arşivinin bir kopyası da bendeydi. O zaman var olan Sabancı, 75. Yıl, Kız Lisesi, AÇS, Maliye Sanat Evi galerilerinin artık hiçbiri yok. Sanat Konseyi de artık yok. Dolayısıyla sanat kurumlarının yıl içine yayılan etkinliklerini belediyelerin desteklemesi hayal bile değil. Sanat Konseyi ile birlikte, STK ve sanat kurumlarının kendi aralarındaki dayanışma da ortadan kalktı. Bunu birbirleriyle çakışan cılız etkinliklerden anlayabiliyoruz. Kısaca 30 yıl önce kaybettiğimiz değerli arkadaşlarımızı öldürmemeye çalıştık. Ancak üzgünüm ki geldiğimiz noktada yenildik. Işıklar içinde uyuyun arkadaşlarım."

Altınoran Derneği'nden ‘Çorakyerler’e bilim ve sanat yolculuğu Haber

Altınoran Derneği'nden ‘Çorakyerler’e bilim ve sanat yolculuğu

Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği üyeleri, Başkan Yaşar Ateşoğlu ve Onursal Başkan Haluk Uygur öncülüğünde Çankırı’nın Çorakyerler bölgesine bilimsel ve sanatsal içerikli bir gezi düzenledi. Geziye dair açıklamalarda bulunan derneğin kurucu ve onursal başkanı Haluk Uygur, ziyaretin kendileri için unutulmaz bir deneyim olduğunu vurguladı. Uygur, “Altınoranlı arkadaşlar olarak yaşamımızın en etkileyici tecrübelerinden birini yaşadık. Tüylerimiz diken diken oldu” dedi. “Atamızı gördük” Çorakyerler’de, Antropolog Prof. Dr. Ayla Sevim Erol’un başkanlığındaki kazı çalışmalarında gün yüzüne çıkarılan ve insan soyunun en eski bireyleri arasında kabul edilen fosilleri görme fırsatı yakaladıklarını söyleyen Uygur, şu ifadeleri kullandı: “Evrim ağacının, modern insana uzanan en eski dalına ait bireyleri, bilimsel adıyla Anadoluvius Turkae (Türkiye'de bulunan Anadolulu veya Anadolulu Türk) yerinde görmek, silikon kopyalarını elimize almak, hayatımızın en önemli anlarından biri oldu.” Uygur, söz konusu fosillerin yapılan testlerle 8.7 milyon yıl öncesine ait olduğunun bilimsel olarak kanıtlandığını da belirtti. Uygur, bu keşfin, insan soyunun kökeninin sadece Afrika’ya dayanmadığına yönelik yeni tartışmalara kapı araladığını dile getirdi. Çankırı'dan dünyaya ışık “Nature” gibi prestijli bilim dergilerinin de bu bulguları kabul ettiğini hatırlatan Uygur, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu keşif, insanın evrimsel geçmişinin Anadolu’ya da dayandığını ortaya koyuyor. Elbette daha yaşlı bir fosil bulunana kadar bu bilgi geçerliliğini sürdürecektir. Ancak şu an için insan soyunun izlerinin Anadolu’da bulunduğu gerçeği hepimiz için gurur verici.” Sanat ve bilimi bir araya getiren Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği üyeleri, bu tarihi buluşmaya tanıklık eden ilk modern insanlar arasında olmanın heyecanını yaşadıklarını belirterek, Anadolu topraklarının değerine bir kez daha dikkat çektiler. “Bu topraklarda yaşamak, geçmişin ve geleceğin kesişiminde olmak demektir” diyen Uygur, bilim ve sanatın birlikte anlam kazandığını sözlerine ekledi.

Divriği Ulu Cami restorasyon çalışmaları tam not aldı Haber

Divriği Ulu Cami restorasyon çalışmaları tam not aldı

Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Onursal Başkanı Dr. Haluk Uygur, Sivas’ın Divriği ilçesinde bulunan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Divriği Ulu Cami’yi yeniden ziyaret etti. Uygur’un amacı, tamamlanan restorasyon çalışmalarını yerinde incelemekti. Daha önce beş kez ziyaret ettiği tarihi yapıya bu kez temkinli yaklaştığını belirten Dr. Uygur, “Türkiye’de yapılan restorasyonlar göz önüne alındığında endişelerimiz vardı. Zira Divriği Ulu Cami ibi özgün ve sanat tarihi açısından eşsiz bir eserin restorasyonu büyük hassasiyet gerektiriyor” dedi. Dr. Uygur, Divriği Ulu Cami’nin sadece Anadolu’nun değil, dünya sanat tarihinin en önemli yapılarından biri olduğunu ifade ederek, “Barok sanatının dünyadaki en eski örneklerinden biri olan bu eser, benzersiz detaylarıyla tarihte iz bırakmıştır. Bu yüzden yapılacak en küçük bir hata bile bu biricikliği yok edebilirdi” diye konuştu. Yerinde yaptığı incelemelerde restorasyonun son derece başarılı bir şekilde gerçekleştirildiğini anlatan Uygur, “Yapı hem sağlamlaştırılmış hem de özgün dokusu korunarak kötü eklentilerden arındırılmış. Bezeme detayları görünür hale getirilmiş, çevre düzenlemesi ve ışıklandırma çalışmaları dikkatle yapılmış. Ayrıca caminin arkasındaki tepeye yapılan seyir terası sayesinde, ziyaretçilerin Divriği Ulu Cami’ni ve yanındaki kaleyi bütünlük içinde görebilmeleri sağlanmış” ifadelerini kullandı. Uygur, şunları kaydetti: “Zaten bir başyapıttı, şimdi dünyanın eşsiz eserlerinden biri haline geldi. Önümüzdeki günlerde caminin iç kısmına dair fotoğrafları da paylaşacağım. Şimdilik sadece kapıların son hali bile eserin ulaştığı noktayı gözler önüne seriyor. Restorasyon 9 yıl sürdü UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan ve yaklaşık 9 yıl süren restorasyonun ardından 6 Mayıs 2024'te yeniden ibadete ve ziyarete açılan Divriği Ulu Camisi ve Darüşşifası, binlerce konuk ağırladı. Anadolu beyliklerinden Mengücekoğulları döneminde hükümdar Süleyman Şah'ın oğlu Ahmed Şah tarafından 1228 yılında yaptırılan Divriği Ulu Camisi 1280 metrekare, caminin bitişiğinde Behram Şah'ın kızı Melike Turan Melek'in aynı yıl yaptırdığı darüşşifa da 768 metrekarelik alanda bulunuyor. Darüşşifa taç kapısı, caminin kuzey ve batı taç kapısı ile Şah Mahfili taç kapısının her biri birbirinden farklı eşsiz bezemeleri ile dikkati çekiyor. 2015 yılında restorasyonuna başlanılan Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası'nda çatı değişimi, lazer temizleme, enjeksiyon sistemi, güçlendirme çalışması gibi işlemler gerçekleştirildi. Caminin etrafında bulunan 190 bina kamulaştırılarak çevre düzenlemesi yapıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.