#hasta

İLKHABER-Gazetesi - hasta haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, hasta haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yanlış bel fıtığı teşhisi 12 yıllık acıya neden oldu! Haber

Yanlış bel fıtığı teşhisi 12 yıllık acıya neden oldu!

Adana’da yıllardır bel fıtığı tedavisi gören bir kadın ve kızı, hastalıklarının aslında eklem romatizması olduğunu Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen’in dikkatli muayenesiyle öğrendi. Yanlış teşhis nedeniyle yıllarca acı çeken iki hasta, doğru tanı sayesinde yeniden sağlığına kavuştu. Yıllarca yanlış teşhisle mücadele ettiler 12 yıl önce bel fıtığı teşhisiyle ameliyat edilen Rukiye Şenol’un ağrıları geçmediği gibi zamanla yürüyemez hale geldi. Aynı şikayetleri yıllar sonra kızı Sabahat Ünal da yaşayınca, çareyi Prof. Dr. Orhan Şen’e başvurmakta buldu. Ünal’a yapılan detaylı muayene sonrası bel fıtığı değil, eklem romatizması olduğu anlaşıldı. “Ayağa kalkamıyor, yemek bile yapamıyordum” Sabahat Ünal yaşadıklarını şöyle anlattı: “Yaklaşık iki yıl boyunca adeta felç gibiydim. Bel fıtığı teşhisi kondu ama hiçbir tedavi işe yaramadı. Orhan Hocam ilk muayenesinde ‘Bu romatizma olabilir’ dedi ve beni romatoloji uzmanına yönlendirdi. O günden bu yana çok iyiyim. Ayağa kalkamıyor, yemek bile yapamıyordum. Şimdi sağlığım yerinde.” Annesi de aynı şekilde yanlış teşhisle ameliyat olmuş Ünal, annesinin de 12 yıl önce aynı teşhisle ameliyat edildiğini belirterek, “Annemin de durumu yıllardır kötüydü. Zamanla kamburlaştı, ağrıları arttı. Onu da Orhan Hocam’a getirdim, romatizmal hastalık olduğu ortaya çıktı. Şimdi doğru tedaviyle iyileşmeye başladı” dedi. Prof. Dr. Orhan Şen: “Doğru teşhis, doğru tedavinin temelidir” Hastaların durumu hakkında bilgi veren Prof. Dr. Orhan Şen, “Hastamız bize üç yıl önce şiddetli bel ve eklem ağrılarıyla geldi. Öncesinde sadece bel fıtığına yönelik tedaviler uygulanmış ama fayda görmemiş. Muayene sonucu romatizmal tutulumdan şüphelenerek romatoloji uzmanına yönlendirdim. Doğru tanı sonrası hastamız üç yıldır sağlıklı. Geçtiğimiz günlerde annesi geldi. 10 yıl önce ameliyat olmuş, beli öne doğru eğilmiş, el ve ayak parmaklarında şekil bozuklukları vardı. Yine bel fıtığı denilmiş ama romatizma çıktı. Onu da doğru uzmana yönlendirdik” dedi. “Yanlış tanı, yanlış tedavinin önünü açar” Genç meslektaşlarına da seslenen Şen, “Tanı yanlışsa her şey yanlış olur. Hastaya bütüncül yaklaşmak, yalnızca radyolojik bulgulara değil, klinik belirtilere de dikkat etmek gerekir” ifadelerini kullandı.

Eczacı Yalbuzdağ: İlaç Yokluğu sorunu yalnızca eczacıların ve hastaların sorunu olmamalı Haber

Eczacı Yalbuzdağ: İlaç Yokluğu sorunu yalnızca eczacıların ve hastaların sorunu olmamalı

Adana Eczacı Odası Başkanı Ecz. Ö. Mürsel Yalbuzdağ, ülke genelinde yaşanan ilaç yokluğu sorununa dikkat çekerek, bu durumun yalnızca eczacıların ve hastaların sorunu olmaması gerektiğini, kamu otoritesinin de sorumluluk alması gerektiğini vurguladı. Yalbuzdağ, eczacıların özveriyle çalışarak hastalarına ilaç temin etmekte zorlandığını ifade ederek, "İlacın olmayışı karmaşasını çözecek kamu otoritesidir. Bu sorunla yalnızca eczacılar ve hastalar yüz yüze kalmamalıdır" dedi. “Ülkemizde ilaca erişim sorunu tüm şiddetiyle yaşanıyor”  Ecz. Ö. Mürsel Yalbuzdağ, “Bizler Türkiye’nin en ücra köşesinde bile var olan, 30 bin eczanede görev yapan eczacılarız.  Sağlığı önceleyen bakış açımızla, vatandaşlarımızın ilaca ve eczacılık hizmetlerine ulaşımı için 7/24 özveriyle çalışıyoruz. Tam da bu hassasiyetle, bugün ülkemizde ilaca erişim alanında yaşanan içler acısı tabloyu, tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermeyi mesleğimizin bir gereği olarak görüyoruz. Bugün, şu an ve şu saatte ülkemizde ilaca erişim sorunu tüm şiddetiyle yaşanıyor” diye ifade etti. “Gerçekten hastaya verceek ilaç yok mu?” Türkiye’de 30 bin eczanede görev yapan eczacıların hastalarına ilaç temin edemediğini belirten Ecz. Yalbuzdağ şunları söyledi: “Elinde reçetesiyle gelen vatandaşlarımızın ilaçlarını bulabilmek için depolara başvuruyoruz. Aldığımız cevap “maalesef yok” oluyor. Neden yok diye sorduğunuzda firmalar depolara ilaç gönderdiğini söylüyor, depolar ise firmadan ilaç gelmiyor diyor. Sonuç? hastasına ilaç bulamayan eczacı, elinde reçetesiyle kala kalan, tedavi olamayan hasta vatandaş. Peki gerçekten ilaç yok mu?” “Eczacıyı hastasıyla sahada ilaçsız bırakanlar için gereğini yapın” Ecz. Yalbuzdağ, “İlacın olmayışı karmaşasını çözecek, bunu tespit edebilecek, bu sorunu çözebilecek kamu otoritesidir. Bu otorite sadece seyrediyor. Eczacı çaresiz, hasta mağdur. Kamu otoritesine bir kez daha sesleniyoruz: İlaç yokları sorunu yalnızca eczacının ve hastanın sorunu olmamalı. Bu işin asli sorumlusu sizlersiniz. Bir süre daha tasarruf edelim deyip, böylesi insani bir sorunu görmezden gelemezsiniz, gelmeyin, İlacın bulunabilirliğini sağlayın. İlacın ekonomik tarafı için devlet olarak üzerinize düşenleri yerine getirin ve de hastanın ilaca erişimi manipüle eden, eczacıyı hastasıyla sahada ilaçsız bırakanlar için gereğini yapın” dedi.

‘Albino' kadının Adana sıcağında yaşam mücadelesi Haber

‘Albino' kadının Adana sıcağında yaşam mücadelesi

Türkiye'nin en sıcak illerinden olan Adana'da güneşe normal vatandaşlar bile çıkmakta güçlük çekerken ‘Albinizm' hastaları için bu durum adeta işkenceye dönüşüyor. ‘Albino' Songül Eryiğit (22), Adana'nın sıcağında 3 çocuğuyla çadırda kalarak yaşam savaşı veriyor. Songül Eryiğit, Yüreğir ilçesine bağlı Güzelevler Mahallesinde brandalarla oluşturduğu çadırda, Reyhan (3), Biricik (2) ve 3 aylık İncila ile kavurucu sıcaklarda yaşama tutunmaya çalışıyor. “Güneşe çıkamıyorum, sıcak beni çok fazla etkiliyor” Sıcak havanın kendi sağlığı için tehdit oluşturduğunu dile getiren Songül Eryiğit, ”Sıcağa dayanamıyorum. Sıcak beni fazla etkiliyor. Güneşe çıkamıyorum, o yüzden çalışamıyorum. 3 çocuğum var. Çok zor. Yazın sıcak, kışın çamur. Çadırda geçinemiyorum. Peçete satıyorum mecburiyetten. Kazandığım yeterli gelmiyor. Eşim cezaevinde zaten" sözlerine verdi. “Evde yaşamak hayalim Kendisi ve çocukları için en büyük hayalinin yeniden bir evde yaşamak olduğunu paylaşan Eryiğit, "Sıcak bir yuvam olsun, bir evim olsun istiyorum. Erzak, çocuklara kıyafet istiyorum. Dolabım, makinem, televizyonum bir şeyim yok. Hiçbir şeyim yok. İki yastığım bir döşeğim var" dedi. Albinizim hastalığı nedir? Albinizm, vücuttaki melanin üretiminde soruna yol açan çeşitli durumlar sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Albinizm hastalığının adı Latince beyaz anlamına gelen ‘albus' kelimesinden türemiştir. Dilimizde hastalık için albinizm veya albinos tanımları kullanılır. Albinizm hastalarına ise albino adı verilir. Albinizmde hastaların saçları, gözleri ve derilerindeki renk eksikliği en dikkat çekici bulgulardan biridir. Ancak renk eksikliği her zaman çok belirgin olmayabilir. Albinolar güneş ışığına karşı çok hassastır. Bu nedenle de cilt kanserine yakalanma riskleri yüksektir. Güneşe çıkan albinolarda çil, pigmentli veya pigmentsiz benler, güneş lekeleri, lentigolar güneş yanığı gibi durumlar oluşabilir.

Beykoz'da huzurevinde hastaya şiddet uygulayan personel tutuklandı Haber

Beykoz'da huzurevinde hastaya şiddet uygulayan personel tutuklandı

Olay, 8 Haziran Cumartesi günü akşam saatlerinde, Beykoz Kavacık'ta bulunan bir huzurevinde meydana geldi. İddiaya göre; hasta bakıcı Mehmet Şakir Ö., huzurevinde kalan A.G., İ.Y., ve D.A.Ç.'ye şiddet uyguladı. Bu anlara ilişkin görüntüler, vatandaşlar tarafından kaydedildi. Sosyal medyada paylaşılan görüntüler üzerine Beykoz İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı. Yapılan çalışmada huzurevine giden polis ekipleri tarafından mağdur kişilerin ve huzurevi yöneticilerinin ifadesini aldı. Polis ekipleri, hasta bakıcı Mehmet Şakir Ö.'yü, Kavacık'ta gözaltına aldı. Emniyette ifadesi alınan şüpheli, mala zarar verme ve taksirle yaralanmaya sebep olma suçlarından adliyeye sevk edildi. Şüpheli, tutuklanarak cezaevine gönderildi. O anlar kamerada Huzurevinin penceresinden bir hasta ile hasta bakıcı arasından yaşananlar cep telefonu kamerasına yansıdı. Görüntülerde, hasta bakıcının yatağa yatırdığı hastaya bağırdığı ve vurduğu görülüyor. Bakanlıktan açıklama Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İstanbul'daki özel bir huzurevinde görev yapan personelin yaşlılara şiddet uyguladığı haberlerine ilişkin, olayla ilgili idari ve adli işlemlerin başlatıldığını duyurdu. Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "İstanbul'da özel bir huzurevi ve yaşlı bakım merkezinde meydana gelen olayın ardından il müdürlüğümüze bağlı ekipler ivedilikle merkeze giderek incelemelerde bulunmuştur. Olayla ilgili adli ve idari soruşturma başlatılarak, söz konusu olaya karışan personel M.Ş.Ö.'nün iş akdi kuruluş tarafından feshedilmiştir. Yaşanan olayın mağduru huzurevi sakinlerinin ise ifadelerinin alınmasının ardından sağlık muayeneleri yapılmıştır. Bakanlığımızca başlatılan idari inceleme sonucuna göre kuruluş hakkında gerekli süreç işletilecektir. Emniyet birimlerince gözaltına alınmasının ardından tutuklanan personelle ilgili başlatılan hukuki sürecin de yakın takipçisi olacağız" denildi.

Adana çiftçilerinden narenciye hastalığı için çağrı Haber

Adana çiftçilerinden narenciye hastalığı için çağrı

Dünyada turunçgillerin en önemli hastalıklarından biri olarak kabul edilen turunçgil yeşillenme hastalığı, bir tür böcek olan Asya turunçgil psillidi, (diaphorina citri) aracılığıyla geniş alanlara yayılabiliyor. Halihazırda dünyada 33 ülkede görülen ve en yakın Kuzey Kıbrıs’ta tespit edilen hastalık için karantina tedbirleri alınıyor. Ülkemizde de karantina tedbirlerinin uygulandığı hastalık ile ilgili 3 milyon 200 bin ton narenciyenin üretildiği Adana’da çiftçiler çağrıda bulundu. Turunçgil yeşillenme hastalığının bulaşması durumunda, Türkiye’nin ekolojik şartları göz önüne alındığında zararlının yüksek popülasyon düzeyine çıkarak yıkıcı etkileri olabileceği, ağaç ölümleri ile beraber büyük miktarda ürün ve ihracat pazarı kaybına neden olacağı belirtildi. "Akdeniz meyve sineğinden daha tehlikeli" Konuyla ilgili Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Doğan, hastalığı yayan zararlının, fidan ve aşı gözü gibi bitki üretim materyallerinin yanı sıra turunçgil bitkilerinin yeşil bölümleri ile odun ve budama artıkları ve en önemlisi de işlenmemiş meyve ticaretiyle yayıldığını söyleyerek, "Ülkemizde bu hastalık görülmedi ancak dünyada 33 ülkede görüldü. Turunçgil yeşillenmesi hastalığı vektör böcekler aracılığıyla taşınıyor bu böcekler aslında bakteri taşıyorlar. Taşınan bu bakteriler böylelikle taşınan yerde yeşillenme hastalığına sebep oluyor. Hastalık çok çabuk yayılıyor. Turunçgil yeşillenmesi hastalığı Akdeniz meyve sineğinden daha kötü, en azından Akdeniz meyve sineğini kimyasallar ile önleyebiliyoruz. Yeşillenme hastalığının bir ilacı yok önleme şansımız yok, 33 ülkede karantinaya alındı, ülkemizde de karantina tedbirleri var" ifadelerini kullandı. "Kuzey Kıbrıs’tan ürün gelmemeli" Kuzey Kıbrıs’tan Türkiye’ye narenciye ürünlerinin gelmemesi ve transit geçitlerin yapılmaması gerektiğini aktaran Doğan, şunları söyledi: "İki firma şu an Kıbrıs’tan Türkiye’ye narenciye getirmekte. Tarım Bakanlığı tarafından Kıbrıs’ta da kontroller yapılıyor, oradaki ürünler kapalı ortamda fümigasyon yapılıyor ve aletler dezenfekte ediliyor. Önlem alınıyor fakat ne kadar önlem alırsak alalım tır ve kamyonlar bahçe içerisine girdiklerinde tırın etrafına böcekler yerleşebiliyor. Onlar aracıyla böcekler ülkemize girerse bizim burada narenciyeyi kurtarma şansımız olmaz." "Böcekler ülkeye girerse bahçeleri kaybederiz" Adana’nın önemli bir narenciye üretim merkezi olduğunu, hastalığın Adana’da görülmesinin ekonomiye ciddi zarar vereceğini vurgulayan Doğan, "Sadece Adana ilimizde 850 bin dönüm alanda narenciye ekimi var. Bu seneki rekolte 3 milyon 200 bin tondu, beklediğimizden fazla rekolte oldu. Biz Türkiye narenciye üretiminin yaklaşık yüzde 50’sini üretiyoruz. Bu böcekler ülkeye girerse bakteriler meyvelere bulaşırsa 5-8 yıl içerisinde bahçemizin hepsini kaybederiz. Milyonlarca insan buradan ekmek yiyor, para kazanıyor ve biz bu ürünleri yurt dışına gönderdiğimizde de ülkemize milyarlarca dolarlık döviz girmekte. Bu yüzden Tarım Bakanlığının çok sıkı tedbirler alması gerekiyor" diye konuştu.

Toroslar Belediyesinden vatandaşların hayatını kolaylaştıran hizmet Haber

Toroslar Belediyesinden vatandaşların hayatını kolaylaştıran hizmet

Mersin Belediye personelinin yanı sıra ilçede yaşayan yaş almış vatandaşlar, kalp ve kanser hastaları, engelli bireyler ile şehit ve gazi yakınlarının sağlık kontrolleri, belediye sağlık işleri müdürlüğünce düzenli olarak gerçekleştiriliyor. Belediye, bu çerçevede 6 bin kişiyi sağlık taramasından geçirdi. Vatandaşların ikametlerine ambulans desteği sağlanarak ateş, tansiyon ve şeker ölçümü yapıldı, kalp grafiği çekildi. Sağlık işleri müdürlüğü bünyesinde verilen hasta nakil ve ambulans hizmetiyle de ilçede ikamet eden yatağa bağımlı hastalar evlerinden alıp sağlık kuruluşlarına nakil desteği sağlandığı belirtildi. Toroslar Belediyesinin Teknik ve Mesleki Eğitim Kurslarına (TORTEK) katılan kursiyerlere de uzman doktorların kontrolünde mamografi, rahim ağzı ve kolon kanserine yönelik ön taramalar yapıldığı kaydedildi. Toroslar Belediyesinin ayrıca, deprem bölgesinden Mersin’e gelen yaralı depremzedeler için ambulans ve sağlık ekibi desteği de vererek, vatandaşların her an yanında yer aldığı ifade edildi. Toroslar Belediye Başkanı Atsız Afşın Yılmaz, belediye olarak vatandaşların sağlığını önemsediklerini söyledi. Başkan Yılmaz, “Önceliğimiz vatandaşlarımızın sağlığı ve mutluluğu. Sağlık taraması ve hasta nakil hizmetimizle vatandaşlarımızın tedavi süreçlerinde yanlarında oluyoruz. Bu çalışmalarla amacımız sağlıklı yaşama destek olmak” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.