#Hazine ve Maliye Bakanlığı

İLKHABER-Gazetesi - Hazine ve Maliye Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hazine ve Maliye Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÖTV muafiyetli araç şartları 2026: Engelli araç alımında limit ne kadar oldu, kimler faydalanabilir? Haber

ÖTV muafiyetli araç şartları 2026: Engelli araç alımında limit ne kadar oldu, kimler faydalanabilir?

Yeni yılla beraber otomobil piyasasında gözler vergi istisnalarına çevrildi. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan tebliğin Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte malul ve engelli bireyler için uygulanacak muafiyet esasları güncellendi. 2026 yılı itibarıyla araç sahibi olmak isteyenler için hem finansal sınırlar hem de raporlama şartları yeniden şekillendi. ÖTV MUAFİYETİNDEN KİMLER YARARLANABİLİR? Yeni düzenlemeye göre, vücut direnci veya hareket kabiliyeti kısıtlı olan bireyler için önemli bir esneklik getirildi. Ortopedik engeli bulunan ve bu durumu %40 ile %90 arasındaki bir raporla tescil edilen vatandaşlar, ehliyet alamayacak durumda olsalar dahi kendi isimlerine vergisiz araç tescil ettirebilecekler. Ayrıca, Türkiye genelinde engellilik derecesi %90 ve üzerinde olan tüm bireyler, herhangi bir ek şart aranmaksızın belirlenen yasal sınırlar dahilinde Özel Tüketim Vergisi ödemeden sıfır kilometre taşıt sahibi olabiliyor. ARAÇ ALIMINDA ÜST LİMİT VE TEKNİK ŞARTLAR NELER? 2026 takvimi içerisinde uygulanacak olan parasal sınır, otomobil alıcıları için en belirleyici unsur konumunda. Vergi dairesi verilerine göre, her türlü vergi dahil satış fiyatı 2.873.972 TL'nin altında kalan binek otomobiller, arazi taşıtları, SUV modelleri, pikaplar ve motosikletler bu istisnadan faydalanabiliyor. Ticari nitelikli araçlarda ise motor hacmi 2800 santimetreküpü geçmeyen van ve panelvan gibi taşıtlar kapsama dahil edilirken, standart binek otomobillerde 1.6 litre motor hacmi sınırı korunmaya devam ediyor. LİSTEDE HANGİ OTOMOBİL MODELLERİ YER ALIYOR? Vergi avantajıyla satın alınabilecek araçlar listesinde yerli üretim modeller dikkat çekiyor. Yerlilik oranı %40'ın üzerinde olan Togg T10X ve T10F serileri, muafiyet kapsamında yoğun ilgi görüyor. Bunun yanı sıra Fiat cephesinde Egea ailesi ve Ulysse modelleri; Renault tarafında ise yeni Duster, Megane ve Clio seçenekleri listeleniyor. Toyota'nın hibrit teknolojili Corolla ve C-HR modelleri ile Hyundai'nin İzmit fabrikasında üretilen i20 ve Bayon modelleri de 2026 yılındaki vergisiz araç tercihleri arasında üst sıralarda bulunuyor. RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANAN YENİ DÜZENLEMENİN DETAYLARI Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yürürlüğe konulan tebliğ, özellikle sürücü belgesi alamayan ortopedik engelliler için yeni bir kapı araladı. Bakanlıktan gelen bilgilere göre, daha önce ehliyet şartı nedeniyle zorluk yaşayan pek çok vatandaş, yapılan bu hukuki iyileştirme sayesinde artık kendi üzerlerine araç kaydı yaptırabilecek. İstisnadan yararlanmak isteyenlerin tam teşekküllü hastanelerden alacakları güncel sağlık kurulu raporları ve vergi dairelerinden alacakları uygunluk yazılarıyla bayilere başvurmaları yeterli oluyor.

Mehmet Şimşek'ten dar gelirli paketi: Aralık ayı için yüzde 20 refah payı iddiası Haber

Mehmet Şimşek'ten dar gelirli paketi: Aralık ayı için yüzde 20 refah payı iddiası

Hükümetin ekonomi kurmayları tarafından hazırlanan ve dar gelirli kesimi ekonomik açıdan rahatlatmayı hedefleyen sosyal destek paketinde takvim güncellemesine gidildiği öne sürülüyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmaların, bölgesel jeopolitik risklerin etkisiyle yılın son çeyreğine aktarıldığı belirtiliyor. DAR GELİRLİYE YÖNELİK DÜZENLEMEDE TAKVİM DEĞİŞTİ Kulislerden sızan bilgilere göre, başlangıçta Haziran ayı içerisinde hayata geçirilmesi planlanan refah artırıcı düzenlemeler, İran merkezli yaşanan bölgesel gerilimler ve savaş riski nedeniyle ertelendi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in, dar gelirli grupların yaşam standartlarını iyileştirecek bu hamle için Aralık ayını işaret ettiği ifade ediliyor. Düzenlemenin kapsamı ve zamanlaması konusundaki bu değişikliğin, küresel ekonomik belirsizliklerin yönetilmesi amacıyla yapıldığı vurgulanıyor. ENFLASYONA EK OLARAK YÜZDE 20 ARTIŞ İDDİASI Aralık ayında yapılması beklenen maaş ve gelir düzenlemelerine ilişkin rakamlar da telaffuz edilmeye başlandı. Siyasi kanattan gelen iddialara göre, yıl sonundaki artış oranının sadece enflasyon farkı ile sınırlı kalmayacağı, bu orana ek olarak yüzde 20 seviyesinde bir refah payı artışının yapılacağı öngörülüyor. Söz konusu artış planının, seçim öncesi süreçte halkın ekonomik beklentilerini karşılamak adına Cumhurbaşkanlığı nezdinde yapılan değerlendirmelerde de gündeme geldiği belirtiliyor. KÖRFEZ SERMAYESİ İÇİN YENİ YATIRIM STRATEJİSİ Ekonomi yönetiminin bir diğer önemli gündem maddesini ise doğrudan yabancı yatırımlar oluşturuyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan yatırım paketlerinin, özellikle Körfez bölgesindeki sermayeyi Türkiye'ye çekmek üzere kurgulandığı analiz ediliyor. Bölgedeki çatışma ortamı nedeniyle güvenli liman arayan yabancı yatırımcılar için Türkiye'nin cazibe merkezi haline getirilmesi hedefleniyor. Bu stratejiyle eş zamanlı olarak, iç piyasada beklenen vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) borç yapılandırmalarının ise seçim sath-ı mailine girildiğinde, bir yıllık sürece yayılarak kademeli olarak ilan edilmesi bekleniyor.

Mehmet Şimşek'ten tarihi vergi reformu: İhracatçıya tek haneli vergi ve 20 yıllık muafiyet dönemi başlıyor Haber

Mehmet Şimşek'ten tarihi vergi reformu: İhracatçıya tek haneli vergi ve 20 yıllık muafiyet dönemi başlıyor

Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurulan "Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez" vizyonu kapsamında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen basın toplantısında sunum yaptı. 2026'yı reform yılı olarak belirlediklerini ve kapsamlı yapısal adımların gündemlerinde olduğunu vurgulayan Şimşek, bunlar arasında değer zincirini yukarı çıkaran sanayi dönüşümü, yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm, demir yolları gibi verimliliği artıran altyapı yatırımları, vergi reformları, kamu maliyesi ve yönetişim reformlarının yer aldığını söyledi. Şimşek, geçen hafta açıklanan paketin bunun ilk bölümünü oluşturduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: "Paket kapsamında daha fazla mal ve hizmet ihracatı yapmak, daha fazla yetenek, girişimci ve sermaye çekmek, varlıkları ülkeye geri getirmek, yurt dışındaki vatandaşlarımızı faaliyetlerinin merkezi olarak Türkiye'yi kullanmaya daha fazla teşvik etmek ve elbette İstanbul Finans Merkezini bölgenin önemli merkezlerinden biri olarak konumlandırmak hedeflerimiz arasında bulunuyor. İlk destek, transit ticarette sıfır kurumlar vergisi. Şirket İstanbul Finans Merkezinde yerleşikse transit ticaret tamamen vergisiz olacak. Yani yüzde 100 vergi istisnası sağlanacak. İstanbul Finans Merkezi dışında ise yüzde 95 vergi istisnası uygulanacak. Peki bu alanda öncü müyüz? Hayır. Bu düzenleme Türkiye'nin çerçevesini Singapur, Hong Kong ve Hollanda ile uyumlu hale getiriyor. Rekabetçi 'transit ticaret' merkezi oluşturmaya çalışıyoruz." "TRANSİT TİCARETTE VERGİ İSTİSNASINI YÜZDE 50'DEN YÜZDE 100'E ÇIKARACAĞIZ" Şimşek, Türkiye'nin çok güçlü coğrafi konuma sahip olduğunu, önemli ticaret koridorlarından bazılarının Türkiye'den geçtiğini, Orta Koridor'un da bunlardan biri olduğunu ifade ederek, başarılı olma ihtimalini yüksek gördüklerini anlattı. Yeni koridorlar oluşturmaya çalıştıklarını, Türkiye'nin bundan faydalanmak için çok iyi konumlandığını vurgulayan Şimşek, "Transit ticaret için daha önce de teşvikimiz vardı ancak bunu büyüttük. 2009'da İstanbul Finans Merkezi düzenlemesi yürürlüğe konulduğunda yüzde 50 vergi istisnası sağlamıştık, şimdi bunu yüzde 100'e çıkarıyoruz. Yani bu tamamen yeni bir şey değil, mevcut teşviki ölçeklendirdik." diye konuştu. Benzer şekilde Türkiye'nin de büyük bir enerji merkezi olduğunu, Türk şirketlerinden birinin küresel ölçekte önde gelen emtia ticareti şirketleri arasında yer aldığını belirten Şimşek, bu tür şirketlerin sayısını artırmak istediklerini dile getirdi. DAHA FAZLA İHRACAT İÇİN VERGİ İNDİRİMİ Şimşek, ikinci desteğin de daha fazla ihracat için verileceğine dikkati çekerek, şöyle devam etti: "İhracatçılar için kurumlar vergisi oranını düşürme konusunda radikal bir adım attık. Standart kurumlar vergisi oranımız yüzde 25. Normal ihracatçılar bundan sonra bu oranda önemli bir indirimden yararlanacak ve oran yüzde 14'e inecek. Eğer üretici ihracatçıysanız, kurumlar vergisi tek haneye düşecek, bu oran yüzde 9 olacak. Bu adımla Türk ihracatçılarını daha rekabetçi hale getirmeyi ve aynı zamanda imalat sanayisine yönelik doğrudan yabancı yatırımı çekmeyi hedefliyoruz." Bu alanda ciddi bir rekabet olduğunu ifade eden Şimşek, imalat sanayisine doğrudan yabancı yatırım çekmek için radikal adım attıklarını söyledi. Şimşek, kişi başı gelir düzeyine bakıldığında Türkiye'nin imalat sanayisi katma değerinin dünyadaki en yüksek oranlardan biri olduğuna işaret ederek, "Asya Kaplanları" ile aynı seviyede olunduğunu bildirdi. HİZMET İHRACATINA GÜÇLÜ DESTEK Türk imalat sanayisinde hala önemli paya sahip orta-düşük teknolojiyi orta-yüksek ve yüksek teknolojiye dönüştürmeyi amaçladıklarını vurgulayan Şimşek, şu bilgiyi verdi: "Bir diğer destek de hizmet ihracatımızı artırmak için olacak. Hizmet ihracatında vergi istisnasını yüzde 100'e çıkarıyoruz. Buradaki amaç yazılım, video oyunları, sağlık turizmi, eğitim, mühendislik, tasarım, mimarlık ve benzeri yüksek katma değerli hizmet ihracatını desteklemek. Aslında küresel ticarette korumacılığa karşı daha dayanıklı alanda, daha büyük pazar payı elde etmeye çalışıyoruz. Ticarette korumacılık ve parçalanma şu anda daha çok mallar için geçerli. Hizmetler ise Türkiye'nin güçlü kası. Hizmet ihracatımızda halihazırda 60 milyar doların üzerinde fazla veriyoruz. Biz bunu daha da geliştirmek istiyoruz. Bu tedbir, Türkiye'yi hizmet ihracatında çok daha güçlü bir konuma taşımayı hedefliyor." "SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME İÇİN SAĞLAM TEMELLER İNŞA EDİYORUZ" Doğrudan yabancı yatırımcıların neden Türkiye'yi tercih etmesi gerektiğine de değinen Şimşek, her şeyden önce Türkiye'nin büyük bir pazar olduğunu söyledi. Türkiye'nin GSYH gücüne dikkati çeken Şimşek, "Dış kaynak kullanımı geçmişte daha rekabetçi üretim yani maliyet azaltımı için yapılırdı. Ancak büyük bir pazara sahip olduğunuzda mesele bunun ötesine geçiyor. Bu da nedenlerden biri." ifadelerini kullandı. Şimşek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2002'de göreve gelmesinden bu yana ekonomide yaşanan gelişmelere dikkati çekerek, Türkiye'nin önemli bir reel yakınsama hikayesi ortaya koyduğunu anlattı. Büyüme görünümünde güçlü kalınacağına inandıklarını vurgulayarak, "Dezenflasyon programının etkisiyle geçici bir yavaşlama var ancak bu yavaşlama geçici. Güçlü ve sürdürülebilir büyüme için sağlam temeller inşa ediyoruz. Bu nedenle Türkiye'nin doğrudan yabancı yatırım girişleri için güçlü bir destinasyon olmaya devam etmesi muhtemel. Benzer şekilde güçlü bağlantısallık var." değerlendirmesinde bulundu. DAHA FAZLA YETENEK VE GİRİŞİMCİ ÇEKME HEDEFİ Stanford'un bir çalışmasına göre gelecekte Türkiye'nin dijital dönüşüm açısından önemli alanlardaki doktora ve yüksek lisans derecelerinin sayısı bakımından üst sıralarda yer alacağını belirten Şimşek, bir diğer destek için de şu bilgiyi verdi: "Bir diğer destek daha fazla yetenek, sermaye, girişimci, start-up ya da yüksek varlıklı birey çekmek. Burada da eğer bölgesel merkezinizi İstanbul Finans Merkezine taşırsanız 20 yıl boyunca kurumlar vergisi istisnası sağlanıyor. Merkezinizi Türkiye'de İstanbul Finans Merkezi dışında bir yere taşırsanız yüzde 95 kurumlar vergisi istisnası var. Gelir vergisi istisnası da asgari ücretin 4 katına kadar uygulanacak. Şu anda bu yaklaşık 2 bin 900 dolar civarında. Yani neredeyse 3 bin dolara kadar istisna anlamına geliyor. Bunun üzerindeki gelirler için gelir vergisi ödenecek ancak yaklaşık 3 bin dolara kadar olan kısım gelir vergisinden muaf olacak. Kapsama her türlü hizmet dahil edilecek. Yönetim, danışmanlık, denetim, tedarik zinciri, insan kaynakları. Tek kriter, gelirin yüzde 80'inin Türkiye dışından elde edilmesi. Yüzde 20'ye kadarı yerel olabilir. Böylece Türkiye'yi bu alanda Singapur ile aynı lige yerleştiriyoruz. Referanslarımız genellikle Singapur, Hollanda gibi yerler." "YATIRIM SÜREÇLERİNİ BASİTLEŞTİRİYORUZ" Şimşek, son 22 yılda yaklaşık 300 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım çekildiğini, şu anda Türkiye'de aktif olarak yatırım yapmış yaklaşık 87 bin uluslararası şirket bulunduğunu aktararak, şunları kaydetti: "Yatırım süreçlerini basitleştiriyoruz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisini yatırımcılar için tek durak ofise dönüştürüyoruz. Bürokrasiyi azaltacak ve yatırımcılar için VIP hizmetler sunacağız. Bunun içinde şirket kuruluşu, çalışma ve ikamet izinleri, vergi ve sosyal güvenlik işlemleri, arazi tahsisi, yatırım teşvikleri ve çevresel onaylar yer alıyor. Bu hizmetleri sunan her birimden temsilciler olacak. Bunlar bir masa etrafında toplanmış gibi hızlı ve anında yanıt verecek. Daha fazla yatırımcı çekmeye yönelik bir başka adım da 20 yıllık yerleşik olmayan kişi düzenlemesi. Bu ne anlama geliyor? Türk vatandaşları dahil olmak üzere, son 3 yılda Türkiye'de vergi mukimi olmayan herkes, Türkiye'ye taşınmaya karar verirse 20 yıl boyunca yurt dışı kaynaklı gelirleri üzerinden sıfır vergi ödeyecek. Türkiye'de gelir elde ederlerse bu gelir vergilendirilecek. Türkiye'de yüzde 10 olan veraset vergisini yüzde 1'e indiriyoruz. Uygunluk için tek kriter var, vergi mukimi olmamak. Yani son 3 yılda Türkiye'de 6 aydan fazla yaşamamış olmak. Bu düzenleme sadece küresel vatandaşları çekmeyi değil, aynı zamanda yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarını da hedefliyor. İtalya ve Yunanistan halihazırda bunu 15 yıl süreyle sunuyor." "BÜYÜK BİR BÖLGESEL FİNANS VE TİCARET MERKEZİ OLMAK İSTİYORUZ" Türkiye'ye taşınmak için yeni bir yapısal çerçeve oluşturduklarını belirten Şimşek, halihazırda vatandaşlık programları, ikamet izinleri olduğunu, ayrıca Turkuaz Kart'ın da mevcut bulunduğunu söyledi. Şimşek, yatırım yoluyla vatandaşlıkta eşiklerin genellikle finansal ya da reel yatırım için yaklaşık 500 bin dolar seviyesinde olduğunu ifade ederek, sadece gayrimenkul alımı için eşiğin 400 bin dolar olduğunu, sermayenin en az 3 yıl tutulması gerektiğini dile getirdi. Sermaye harcaması kapsamında imalat tesisleri ya da 50 kişiye istihdam sağlayan hizmet şirketinin de vatandaşlık için uygun olacağını vurgulayan Şimşek, "dijital şirket rejimi" getirdiklerini bildirdi. Şimşek, şirket kuruluşu, faaliyetler ve tüm işlemlerin çevrim içi yapılabileceğine işaret ederek, şöyle konuştu: "Ayrıca çalışanlara hisse opsiyonu planlarını, vergi verimliliğini ve sermaye katılımını geliştireceğiz. Girişim sermayesi dostu finansman araçları sunacağız. Terminal İstanbul kapsamında eski havalimanı terminal binaları bir start-up merkezine dönüştürülecek. Esasen girişimci, sermaye ve yetenek çekmeyi hedefliyoruz. 'Eve getir' dediğimiz başlık ise varlıkların ülkeye geri getirilmesi. Burada Türk vatandaşlarının yurt dışındaki varlıklarını Türkiye'ye çekmeyi hedefliyoruz. Uygun varlıklar arasında yurt dışında tutulan nakit, altın ve menkul kıymetler yer alıyor. Bu adım, Türk finansal piyasalarını derinleştirmeyi ve güçlendirmeyi amaçlıyor. Bunu daha önce başarılı şekilde yaptık. Bölgesel merkez başlığı altında da bölgesel bir finans merkezi oluşturmayı hedefliyoruz. İstanbul Finans Merkezi açıkça sadece fiziksel bir alandan ibaret değil. Burada yönetişimden, araçlardan ve yetenekten bahsediyoruz. Fiziksel lokasyon için sağlanan teşvikleri 2047'ye kadar uzatıyoruz. Bu ilk paket, İstanbul'un büyük bir finans merkezi olarak desteklenmesine yardımcı olacak. Bu doğrultuda daha fazla adım gelecek. Bu sıradan bir teşvik paketi değil. Bu tam anlamıyla bir ekonomik konumlanma stratejisi. Vergi mimarisinde küresel ölçekte en üst ligde olmak istiyoruz. 20 yıllık öngörülebilirlik sağlıyoruz. Kapsam bakımından mal, hizmet, sermaye, yetenek dahil tüm alanları içeriyor. Uygulamada yatırımcı odaklı, hızlı ve kolay giriş imkanı sağlayan, VIP hizmetlerle desteklenen bir sistem öngörüyoruz. Nihai hedef ise ülkeyi bölgesel ölçekte önemli bir finans ve ticaret merkezi haline getirmek."

Lüks yaşayan ama az vergi verenler için Vergi Denetim Kurulu düğmeye bastı Haber

Lüks yaşayan ama az vergi verenler için Vergi Denetim Kurulu düğmeye bastı

Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı Vergi Denetim Kurulu (VDK), 2025 yılı projeksiyonu dahilinde mali disiplini korumak için yeni bir hamle başlattı. Yapılan analizler neticesinde, yüksek tutarlı lüks harcamalar yapmasına karşın bu harcamaları karşılayacak düzeyde kazanç bildirmeyen 16 bin 300 mükellef yakın takibe alındı. Risk Analiz Merkezi tarafından belirlenen bu isimler, beyanlarındaki açığı izah etmeleri amacıyla görüşmelere çağrılacak. LÜKS TÜKETİM HARCAMALARI VE BEYAN EDİLEN KAZANÇLAR KIYASLANIYOR Denetim süreçlerinin ilk etabında, büyük ölçekli anonim ve limited şirketlerde ortaklığı bulunan kişilerin mali tabloları mercek altına alınıyor. Şirketlerinden resmi olarak kar payı almamış görünmelerine rağmen lüks bir yaşam süren ve harcama standartları beyan ettikleri gelir düzeyiyle örtüşmeyen ortaklar, mükellefiyet sorumlulukları kapsamında uyarılacak. Kazanç ile tüketim dengesi uyuşmayan bu mükelleflere tebligat gönderilerek beyanlarındaki eksikliklerin giderilmesi talep edilecek. SADECE ŞİRKET ORTAKLARI DEĞİL BİREYSEL HARCAMALAR DA RADARDA Gözetim programı sadece kurumsal ortaklıklarla sınırlı kalmayıp bireysel tüketim verilerini de kapsıyor. Gayrimenkul alımlarından lüks otomobillere, pahalı saat ve takılardan yat, tekne ve yüksek bedelli konser localarına kadar geniş bir tüketim ağı inceleniyor. Yapılan tespitlere göre, gerçekleştirdikleri lüks harcamaların kaynağını yasal yollarla açıklayamayan kişiler, vergi yükümlülükleri konusunda bilgilendirilerek uyum sürecine dahil edilecek. MEHMET ŞİMŞEK: "VERGİ ADALETİ AÇISINDAN ÖNEM TAŞIYOR" Kayıt dışı ekonomiyle mücadelede modern teknolojik yöntemlerin kullanıldığını ifade eden Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, denetimlerin kararlılıkla süreceğini belirtti. Bakan Şimşek, "Yüksek gelirli olmasına rağmen buna uygun beyan ve bildirimde bulunmayan mükelleflerin tespiti ve gözetimi, vergi adaletinin sağlanması açısından büyük önem taşıyor. Bu çalışmalar, vergisini doğru ve zamanında ödeyen mükelleflerin haklarını korumayı ve kayıt dışılıkla etkin mücadeleyi amaçlıyor. Tüm mükelleflerimizi, yükümlülüklerini doğru ve zamanında yerine getirmeye davet ediyoruz" diyerek süreci özetledi. Daha önceki dönemlerde benzer incelemelerden geçen 10 bin mükellefin, yaklaşık 15 milyar liralık matrah artırımı sağladığı bildirildi.

VERGİ BEYANNAMESİNDE TARİHİ REKOR: 5,4 MİLYON BAŞVURUYA ULAŞILDI Haber

VERGİ BEYANNAMESİNDE TARİHİ REKOR: 5,4 MİLYON BAŞVURUYA ULAŞILDI

Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında vergi beyan süreçlerinde tarihi bir artış yaşandı. Milyonlarca mükellefin katıldığı süreçte hem beyanname sayısı hem de matrah ve vergi tutarlarında dikkat çekici yükseliş kaydedildi. BEYANNAME SAYISINDA TARİHİ SEVİYE Gerçek usulde vergilendirilen ticari, zirai ve mesleki kazanç sahipleri ile kira, ücret ve menkul sermaye iradı elde eden mükellefler için beyan süreci tamamlandı. Toplam beyanname sayısı 5 milyon 457 bine ulaşırken, 401 bin mükellef ilk kez beyanname verdi. HAZIR BEYAN SİSTEMİ YOĞUN KULLANILDI Milyonlarca mükellef işlemlerini Hazır Beyan Sistemi üzerinden gerçekleştirirken, süreç SMS bilgilendirmeleri ve rehber içeriklerle desteklendi. Bu kapsamda hem katılım hem de vergi tahsilatında artış yaşandı. MATRAH VE VERGİDE DİKKAT ÇEKEN ARTIŞ Son üç yılda ticari, zirai ve serbest meslek kazançlarında beyan edilen matrah 270,4 milyar liradan 897,3 milyar liraya yükseldi. Bu artış yüzde 232 seviyesine ulaştı. Diğer gelir unsurlarını kapsayan beyanlarda ise 2 milyon 558 bin mükellef toplam 1 trilyon 458 milyar lira matrah bildirdi. Toplam gelir vergisi matrahı 2 trilyon 355 milyar liraya çıkarken, hesaplanan vergi tutarı 702 milyar liraya ulaştı. İLK KEZ BEYAN VERENLER ARTTI Bu yıl 401 bin kişi ilk kez vergi beyanında bulunurken, kira, ücret ve menkul sermaye iradı gibi gelirler üzerinden sisteme dahil oldular. Ayrıca daha önce beyan vermeyen mükelleflerden 37 bin ek beyanname alındı. DENETİMLER SIKLAŞTIRILDI Gelir İdaresi Başkanlığı, beyan yükümlülüğünü yerine getirmeyen ya da eksik bildirim yapan mükelleflere yönelik denetimlerin artırıldığını açıkladı. Tespit edilen kişiler hakkında cezai işlem uygulanacağı belirtildi. GÖNÜLLÜ UYUM VURGUSU Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, vergi sisteminde gönüllü uyumun önemine dikkat çekerek kayıt dışılıkla mücadelede denetimlerin güçlendirildiğini ifade etti. Şimşek, pişmanlık hükümlerinden yararlanan mükelleflere ceza uygulanmadığını da vurguladı.

Hazine ve Maliye Bakanlığından altın varlıklarındaki azalış iddialarına yönelik açıklama Haber

Hazine ve Maliye Bakanlığından altın varlıklarındaki azalış iddialarına yönelik açıklama

Hazine ve Maliye Bakanlığı, kamuoyunda yer alan altın varlıklarındaki azalışa dair iddiaların teknik bilgi eksikliği sebebiyle hatalı değerlendirildiğini bildirdi. Bakanlık, borç stokunun yönetiminde vade yapısı, faiz dengesi ve risk profilini bir bütün olarak ele alan stratejik bir yaklaşım sergilendiğini vurguladı. Bu süreçte borçlanma kararlarının, piyasa dinamikleri ve yatırımcı eğilimleri doğrultusunda, maliyet-risk dengesini koruyacak şekilde planlandığı aktarıldı. ALTIN CİNSİ BORÇ ÇEVİRME ORANI YÜZDE 76 SEVİYESİNDE TUTULDU Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, altın bakiyesinde gözlenen değişimin rastlantısal değil, önceden planlanmış bir finansal stratejinin parçası olduğu belirtildi. Konuya ilişkin şu bilgilere yer verildi: "Kamuoyuna yansıyan iddiaların aksine, Hazine'nin altın bakiyesindeki değişim bilinçli bir tercihin sonucu olup 2026 yılı borçlanma stratejisi çerçevesinde, altın cinsi borçlanmalara ilişkin çevirme oranları kontrollü bir şekilde düşürülmüştür. Bu tercih, altın cinsi borç stokunun toplam borç stoku içerisindeki payını azaltarak, borç kompozisyonunun daha dengeli hale getirilmesi ve piyasa risklerine maruziyetin sınırlandırılması amacı taşımaktadır. Bu çerçevede, 2026 yılının ilk 3 aylık (ocak-mart) döneminde altın cinsi iç borçlanma stratejimizde revizyona gidilmiştir. Vadesi gelen altın cinsi borçların tamamının yenilenmesi yerine, borç çevirme (roll-over) oranı bilinçli olarak yüzde 76 seviyesinde tutulmuştur." STRATEJİK YAKLAŞIM İLE İTFA RİSKİNİN ÖNÜNE GEÇİLMESİ HEDEFLENİYOR Altın cinsi yükümlülüklerin yönetiminde vade çeşitliliğine gidilerek ödeme dönemlerinin daha sağlıklı bir yapıya kavuşturulduğu kaydedildi. Borç servis profilinin öngörülebilirliğini artırmayı amaçlayan bu hamlenin detaylarına ilişkin Bakanlık, "Bu suretle belirli dönemlerde yoğunlaşabilecek itfa riskinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Bu yaklaşım, borç servis profilinin daha dengeli ve öngörülebilir hale getirilmesine katkı sağlamaktadır. Altın cinsi borçlanmalara ilişkin söz konusu stratejik yaklaşım önümüzdeki dönemde de uygulanmaya devam edilecektir." ifadelerini kullandı. Bu strateji ile piyasa risklerine karşı daha dirençli bir borç yapısı oluşturulması hedefleniyor.

Bankaların yönetim kurullarına kredi sınırlaması: Yakınlara ayrıcalık bitiyor Haber

Bankaların yönetim kurullarına kredi sınırlaması: Yakınlara ayrıcalık bitiyor

Hazine ve Maliye Bakanlığından edindiği bilgiye göre, kamu bankaları arasında yer alan Ziraat Bankası, Halkbank ve VakıfBank'ın olağan genel kurulları 9 Nisan'da İstanbul'da gerçekleştirildi. Genel kurullarda yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin seçiminin yanı sıra yönetim kurulu üyelerinin yakınlarının bu bankalardan kredi kullanımına ilişkin bir sınırlamaya da yer verildi. Bankacılık Kanunu (5411 sayılı) uyarınca banka yönetim kurulu üyeleri ile eşleri ve velayetleri altındaki çocuklarının, ilgili bankadan kredi ve kredi kartı kullanımında belirli sınırlamaları bulunurken, bu kişiler yönetim kurulu üyelerinin aylık net ücretinin 5 katını aşmamak üzere kredi kullanabiliyor. Ayrıca, aylık net ücretlerin 3 katını aşmamak üzere de çek karnesi ve kredi kartı kullanabiliyor. Dün gerçekleştirilen genel kurullarda söz konusu sınırlama, eş ve velayet altındaki çocuklarla birlikte ikinci dereceye kadar akrabaları da kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece yönetim kurulu üyelerinin anne, baba, kardeş gibi yakınları da kişinin yönetim kurulunda bulunduğu bankadan kanundaki sınırlar çerçevesinde kredi, çek karnesi ve kredi kartı kullanabilecek. Belirtilen kişilerce bu sınırların üzerinde kullanım yapılması mümkün olmayacak. KURUMSAL YÖNETİM İLKELERİNİ DAHA ÜST NOKTALARA ÇIKARMA ÇABASININ BİR GÖSTERGESİ Değişikliğin kapsamına Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından sübvanse edilen Hazine faiz destekli krediler dahil edilmedi. Bilindiği üzere tarımsal üreticilere bu krediler Ziraat Bankası, Ziraat Katılım Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla, esnaf ve sanatkarlara ise Halkbank tarafından sunuluyor. Söz konusu kredilerin sadece belirli kamu bankaları tarafından kullandırılması dikkate alınarak kişilerin bu kredilere erişiminin kısıtlanmaması da gözetilmiş oldu. Genel kurullarda yapılan söz konusu değişiklik, Hazine ve Maliye Bakanlığının kurumsal yönetimin dayandığı temel ilkeler olan hesap verebilirlik, sorumluluk ve şeffaflık ilkelerini kamu işletmelerinde daha üst noktalara çıkarma çabasının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

İlk evim konut kredisi 2026 son durum || 1.20 faizli kredi ne zaman çıkacak, şartları belli oldu mu? Haber

İlk evim konut kredisi 2026 son durum || 1.20 faizli kredi ne zaman çıkacak, şartları belli oldu mu?

Türkiye'nin makroekonomik hedefleri doğrultusunda şekillenen ve özellikle konut sahibi olmayan vatandaşları hedefleyen yeni finansman modeli, gayrimenkul sektöründe heyecan yaratmaya devam ediyor. 2026 yılının en önemli ekonomik başlıkları arasında yer alan bu kampanya, yüksek piyasa faizleri karşısında dar gelirli ailelere nefes aldırmayı amaçlıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu koordinasyonunda yürütülen teknik süreçte sona yaklaşılırken, vatandaşların arama motorlarında en çok sorguladığı "1.20 faizli konut kredisi çıktı mı?" sorusu da yanıtını bulmaya başlıyor. YASAL DÜZENLEME SÜRECİ VE BAŞVURU TAKVİMİNDE SON DURUM NEDİR? Finansal İstikrar Komitesi tarafından öncelikli gündem maddesi olarak ele alınan kredi paketi için yasal altyapı çalışmaları hız kesmeden sürüyor. 2026 yılının ilk aylarında yoğunlaşan görüşmelerin ardından, ilgili düzenlemenin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) onayına sunulması planlanıyor. Kanun teklifinin yasalaşarak Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından kamu bankaları üzerinden başvuru ekranlarının erişime açılması bekleniyor. Yetkililerden gelen sinyaller, 2026 takvimi içerisinde ilk başvuruların toplanacağı ve hak sahiplerine finansman desteğinin sağlanacağı yönünde. Şimdilik bankalar nezdinde resmi bir müracaat süreci başlamamış olsa da hazırlıkların büyük bir titizlikle tamamlandığı ifade ediliyor. KİMLER BAŞVURU YAPABİLİR VE KREDİ KULLANIM ŞARTLARI NELERDİR? Devlet destekli bu finansman modelinden yararlanabilmek için belirli kriterlerin karşılanması gerekiyor. "İlk Evim Konut Kredisi" kapsamında öncelik, daha önce hiç konut sahibi olmamış dar ve orta gelir grubundaki vatandaşlara verilecek. Mortgage sistemine benzer bir yapıyla kurgulanan modelde, uzun vadeli ve düşük maliyetli geri ödeme imkanları sunulacak. BDDK tarafından konut kredilerindeki risk ağırlığının düşürülmesiyle birlikte bankaların bu kampanya özelinde daha esnek limitler tanımlaması öngörülüyor. Özellikle 2 milyon TL üzerindeki talepler için limit artışı beklentisi de gündemdeki yerini koruyor. AYLIK TAKSİT VE ÖDEME PLANI: 1.20 FAİZLE NE KADAR ÖDENECEK? Mart 2026 itibarıyla piyasadaki konut kredisi faizlerinin %3 bandında seyretmesi, %1.20 oranındaki bu kampanyayı devrim niteliğinde bir avantaja dönüştürüyor. 180 ay (15 yıl) vade seçeneğiyle sunulacak olan kredide tahmini ödeme tablosu şu şekilde şekilleniyor: - 1.000.000 TL Kredi: 180 Ay Vade | %1.20 Faiz | Aylık 13.587 TL Taksit | Toplam Geri Ödeme: 2.445.000 TL - 2.000.000 TL Kredi: 180 Ay Vade | %1.20 Faiz | Aylık 27.174 TL Taksit | Toplam Geri Ödeme: 4.891.000 TL - 3.000.000 TL Kredi: 180 Ay Vade | %1.20 Faiz | Aylık 40.761 TL Taksit | Toplam Geri Ödeme: 7.336.000 TL EMLAK PİYASASINDA YENİ DÖNEM VE SEKTÖRE ETKİLERİ Kamu bankaları öncülüğünde başlatılacak olan bu kampanya, sadece vatandaşın ev sahibi olmasını sağlamakla kalmayıp aynı zamanda konut arzı ve talebi arasındaki dengeyi de gözetiyor. Uzmanlar, bu düşük faizli desteğin inşaat sektöründeki durgunluğu aşmada kritik rol oynayacağını vurguluyor. OVP hedefleriyle tam uyumlu şekilde ilerleyen projede, dar gelirli ailelerin barınma ihtiyacını kalıcı olarak çözmek için tüm finansal enstrümanlar seferber ediliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.