#hukuk

İLKHABER-Gazetesi - hukuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, hukuk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İşyerinde ayrım yapan yandı: İşverenlere 4 aylık ücret kadar tazminat şoku! Haber

İşyerinde ayrım yapan yandı: İşverenlere 4 aylık ücret kadar tazminat şoku!

İş hukukunda ayrımcılık yasağı ve eşit davranma borcu, uygulamada sıkça tartışılan başlıklar arasında yer alıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İştar Urhanoğlu, ayrımcılık tazminatının kapsamını ve hangi durumlarda gündeme geldiğini anlattı. Prof. Dr. İştar Urhanoğlu, iş hukukunda eşitlik ilkesinin mutlak değil, nispi bir ilke olduğuna dikkat çekerek, bu yükümlülüğün aynı veya benzer durumda bulunan işçiler için geçerli olduğunu belirtti. İşverenin, işin niteliği, uzmanlık, öğrenim ve kıdem gibi objektif nedenlerle farklı uygulamalara gidebileceğini ifade eden Urhanoğlu, buna karşılık ırk, etnik köken, cinsiyet, din ve mezhep gibi nedenlerle ayrım yapılmasının kesin biçimde yasak olduğunu vurguladı. Hamile kadın işçiler, çocuklar ve gençler için getirilen koruyucu düzenlemelerin eşit davranma borcuna aykırılık oluşturmadığını belirten Urhanoğlu, bu farklılıkların yasal zorunluluklardan kaynaklandığını hatırlattı. Ayrımcılık tazminatının, işverenin eşit davranma yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde gündeme gelen özel bir tazminat türü olduğunu ifade eden Urhanoğlu, “Bu tazminat işçinin dört aya kadar ücreti tutarındadır. Hakim, olayın özelliğine göre ayrımcılığın ağırlığını, işçinin işyerindeki konumunu ve kıdemini dikkate alarak miktarı belirler” dedi. Urhanoğlu, ayrımcılığa örnek olarak şu uygulamaları sıraladı: Kadın işçinin hamileliği nedeniyle işten çıkarılması Aynı işi yapan sendika üyesi işçilere daha düşük ücret verilmesi Belirli süreli işçilerin, objektif neden olmaksızın sosyal haklardan yararlandırılmaması Aynı kıdem ve pozisyondaki işçilerden yalnızca bir grubun terfi ettirilmesi İşe alımda “erkek aday tercih edilir” şeklindeki ilan ve uygulamalar Ayrımcılığa uğrayan işçinin, tazminatın yanı sıra yoksun kaldığı ikramiye, sosyal yardım ve zam gibi haklarını da talep edebileceğini belirten Urhanoğlu, sendikal nedenli ayrımcılıkta ise sendikal tazminatın gündeme geldiğini, bu durumda ayrımcılık tazminatıyla birlikte talep edilemeyeceğini ifade etti. Mevcut düzenlemenin teorik olarak koruyucu olduğunu ancak uygulamada yeterince caydırıcı olmadığını savunan Urhanoğlu, dört aylık ücret sınırının özellikle büyük işverenler açısından yetersiz kaldığını dile getirdi. Urhanoğlu, daha etkili bir koruma için alt sınır getirilmesi, üst sınırın artırılması ve manevi tazminatın da değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Tutuklu Oya Tekin'den Silivri Cezaevinden mesaj: ''Biz Adana belediye başkanları neden İstanbul'da yargılanıyoruz?'' Haber

Tutuklu Oya Tekin'den Silivri Cezaevinden mesaj: ''Biz Adana belediye başkanları neden İstanbul'da yargılanıyoruz?''

Adana eski Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Mayıs 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) odaklı soruşturmaların beşinci dalgasında gözaltına alınmış, 4 Haziran’da tutuklanarak Silivri Cezaevi’nde götürülmüştü. Adana’nın ilk kadın belediye başkanı olan Oya Tekin, Silivri Cezaevi’nden sosyal medya üzerinden paylaştığı mesajla dikkat çekti. 140 gündür avukat eşiyle birlikte cezaevinde bulunan Tekin, “Hukuk herkese lazım” dedi. OyaTekin şu ifadelere yer verdi; ''Yalnız olmadığımızı bilmek, mücadelenin katman katman yayılarak büyüdüğünü görmek bu loş cezaevi koğuşunda keyfimi biraz olsun yerine getiriyor. Bugün burada, Adliye'ye mücadele duygularıyla gelen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Yaklaşık 140 gündür avukat eşimle Silivri cezaevinde adil yargılanma umuduyla iddianameyi bekliyoruz. Mesleğimizin kutsal saydığım savunma ayağında senelerce yer aldım. Avukatlık, mesleğinin en önemli görevinin hukuk devletine işlerlik kazandırmak ve insan haklarını savunmak olduğuna her zaman inandım. Bugün Seyhan'ın seçilmiş ilk kadın belediye başkanı olarak Silivri'den sizlere bu satırları yazarken aynı inancı taşıyorum. Ülkesi için düşünen, yaşadığı toplumun derdiyle dertlenen her yurttaşın ilk görevi hukukun üstünlüğüne sahip çıkmak olmalıdır. Biz avukatların tüm çabası; ne pahasına olursa olsun savunma hakkını koruyarak hukuk güvenliğinin sağlandığı adil bir ülke inşa etmektir. Çünkü biliyoruz ki insanın insanca yaşaması için yediği ekmekten, içtiği sudan daha kıymetli bir şey vardır, o da adalettir. Şimdi bir kez daha hatırlatıyorum ki hukuk herkese lazım ve soruyorum: Biz Adana belediye başkanları neden İstanbul'da yargılanıyoruz? Suç örgütü lideri olduğu iddia edilen kişi dışında özgürce gezip her gün soyut iddialarla itibarımıza saldırırken, sadece onun beyanlarıyla yurdu belli olan bizler neden tutuklu olarak yargılanıyoruz? Her gün 'yargı bağımsızdır' açıklamaları yapılırken neden mesleki faaliyetlerden ötürü avukatlar cezaevinde? Bu soruların cevaplarını mutlaka alacağız; ama bugün, ama yarın... Ve inancımı koruyorum. Çünkü her sabah bu duvarların ardında bile adaletin ve dayanışmanın ışığını hissediyorum. ''

Bakan Tunç: 12-15 Yaş arası çocuklara 15 yıla kadar ceza verilebilir Haber

Bakan Tunç: 12-15 Yaş arası çocuklara 15 yıla kadar ceza verilebilir

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, katıldığı televizyon programında gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu. ‘İBB soruşturmaları’, ‘Terörsüz Türkiye’ süreci ve ‘Suça sürüklenen çocuklar’ konularına ilişkin açıklamalar yapan Bakan Tunç, devam eden yargı süreçlerine dikkat çekerek mahkeme kararlarına uyulmasının hukuk devleti ilkesinin gereği olduğunu vurguladı. CHP İstanbul İl yönetimiyle ilgili verilen kararın bir tedbir kararı olduğunu belirten Bakan Tunç, "Ankara'da yürüyen soruşturma ve İstanbul'da yürüyen soruşturma kurultayda maddi menfaat temini delegelerin iradelerinin etkilendiğine yönelik iddialar tüm bunların yaklaşık ispat şartını oluşturduğu gerekçesiyle mahkemenin vermiş olduğu bir tedbir kararı söz konusu. İstanbul'da devam eden davaların yanı sıra Ankara'da da biliyorsunuz önce başlamıştı. Hatay eski Büyükşehir Belediye Başkanı CHP delegesi başvuruda bulunmuştu. Hem suç duyurusunda bulunmuşlardı hem de asli hukukta kurultayla ilgili iptal davaları açmışlardı. Onlar bir taraftan yürüyor" ifadelerini kullandı. "Reddedilen talepler bakımından da başvuran kişi istinafa başvurabilir" Kararı mahkemenin vereceğini vurgulayan Bakan Tunç, itiraz yolunun açık olacağını belirtti. Hukuki bir sakatlık olması durumunda, mahkemenin seçimlerin ötelenmesi gerektiği kanaatinde olduğunu belirten Tunç, "O nedenle bir tedbir kararı var ama reddettiği talepler de var mahkemenin, özellikle kongrede alınan bütün kararların iptali istenmişti. Davacı CHP İl Delegesi ve Kurultay Delegesi tarafından bunların tamamının iptali yönündeki talebin reddine karar verildi. Bu itirazı açık bir karar. Kabul edilen talepler bakımından itiraz edilebilip aynı mahkemesine reddedilen talepler bakımından da başvuran kişi istinafa başvurabilir" ifadelerinde bulundu. Sürecin devam ettiğini ifade eden Tunç, mahkemenin vereceği kararlara uyulması gerektiğini belirtti. "Özgür Özel'in açıklamaları çok talihsiz" CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in açıklamalarına karşı Bakan Tunç, "Özgür Özel, bu iptal kararına itiraz edileceğini söyledi. Yargı süreciyle ilgili eleştirileri oldu. Mahkemenin verdiği karar yok hükmündedir, tanımıyoruz şeklinde ifadesi var. Böyle bir ifade söz konusu olamaz. Bir ana muhalefet partisi genel başkanının mahkeme kararını tanımıyoruz demesi çok talihsiz ve uygun olmayan bir açıklama. Bu kararın yanlış olduğu da söylenebilir. Bu kararı doğru bulan hukukçular da var, eleştiren hukukçular da var. Neticede ortada bir yargı kararı var ve o yargı kararına uyulması hukuk devletinin gereğidir" diye konuştu. ‘Terörsüz Türkiye' sürecini de değerlendiren Bakan Tunç, sürecin Türkiye için hayati bir konu olduğunu belirterek şunları dile getirdi: "Terör örgütünün kendini feshetmesi ve silahları yakması süreci çok önemli bir aşama. Terörü aradan çıkaralım. Etrafımız ateş çemberi, Türkiye'yi tehdit eden birtakım unsurlar var. Dolayısıyla tüm bunlara karşı koyabilmemiz ve içeride güçlü olabilmemiz için hep beraber etnik kökeni ne olursa olsun birlik beraberliğimizi kuvvetlendirelim. Özellikle terörle mücadelede kahramanca mücadele eden askerlerimiz, polisimiz insanlarımız var ve bölgenin gelişmesini ve kalkınmasını engelleyen oradaki yatırımları yavaşlatan, şantiyeleri basan terör örgütünün oralardan arındırılması süreci çok önemliydi. Temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi sadece Kürt vatandaşlarımız için değil bütün vatandaşlarımız için temel hak ve özgürlükler güçlendirildi. Türkiye'de düşünce ve ifade özgürlüğü alanında basın yayın özgürlüğü alanında konuşma özgürlüğü alanında çok önemli mesafeler alındı." Suça sürüklenen çocuklar konusuna da değinen Tunç, "Bahsettiğiniz suça sürüklenen çocuklar konusu özellikle son zamanlardaki olaylar nedeniyle daha çok konuşulmaya ve tartışılmaya çalışıldı. Çocuk adalet sistemi gerçekten çok önemli. Hem suça sürüklenen çocuklar bakımından önemli hem de suç mağduru çocuklar bakımından önemli. Çocuk adalet merkezleri artık oluşturuyoruz. Yani yeni dönemde önceki yıllardan başlayan geleneği daha da hızlandırıyoruz. Bursa'da çocuk adalet merkezimizi açtık. Erzurum'da açtık. İzmir'de şu anda çalışmaları devam ediyor. Daha da yaygınlaşacak" dedi. "12-15 yaş arası çocuk ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren bir suçu işlemişse 12 yıldan 15 yıla kadar ceza verilebilir" Çocuk yargılamalarıyla ilgili dünya ülkelerine bakılması gerektiğini vurgulayan Tunç, "Dünyada çocuk yargılamaları nasıl? Bizde nasıl? Genel olarak aslında demokratik hukuk devletlerinde ve bize yakın hem nüfus bakımından hem de demografik bakımından bize uygun olan ülkelerle aslında Türkiye'nin uygulaması biraz birbirine benziyor ama farklılıklar var. Bizde 12 yaşın altındaki çocuklar suç sorumluluğu yok, ceza sorumluluğu yok. 12 yaşından küçük bir çocuk suç işlediğinde hapis cezası almaz. Ne olur? Onlara özgü tedbirler uygulanır. 12-15 yaş arası çocuk ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren bir suçu işlemişse 12 yıldan 15 yıla kadar ceza verilebilir. 12-15 yıl arasında değişir. Müebbet hapis cezası gerektiren bir suçu işlemişse 9-11 yıl arasında ceza verilir. Burada süreli hapis cezaları da 7 yılı aşamaz. Biz bu konuda akademisyenlerimizle uygulayıcılarımızla toplantılar yaptık. Özellikle İstanbul'da meydana gelen Ahmet Minguzzi cinayeti ve sonrasında devam eden olaylar ve bu konuda bir çalışma yapmamızı gerektirdi" diye konuştu.

Adana Barosu’nda 11 genç avukat mesleğe adım attı Haber

Adana Barosu’nda 11 genç avukat mesleğe adım attı

Adana Barosu tarafından, staj dönemlerini başarıyla tamamlayan 11 genç avukata ruhsat töreni düzenlendi. Düzenlenen törene  Adana Baro Başkanı Av. Volkan Böke’nin yanı sıra Yönetim Kurulu Üyeleri Av. Barış Soğukpınar, Av. Mehmet Gökberk, Av. Maide İncesoy, Av. Özgür Barış Telli, Av. Deniz Gökçe Kavaklı Arıkan, avukatlar, yeni ruhsat alan genç meslektaşlar, aileleri ve çok sayıda davetli katıldı. Ruhsat töreninde konuşan Baro Başkanı Av. Volkan Böke, “Aramıza katılarak bizlere güç verecek olan genç meslektaşlarımıza, onları bugünlere getiren ailelerine ve staj döneminde emek veren meslektaşlarımıza teşekkür ediyorum” dedi. “Yenilikçi adımlarla avukatlık mesleğini geleceğe taşıyoruz” Av. Böke, “Bugün 11 meslektaşımız daha aramıza katılarak bizlere güç verecek. Aramıza katılarak bizlere güç verecek olan genç meslektaşlarımızın daha iyi koşullarda çalışabilmeleri adına Baro olarak elimizden geleni yapma gayretiyle hareket ediyoruz. Bu amaçla yeni bir mobil uygulama geliştirdik. Şu an birçok meslektaşımız tarafından sorunsuz bir şekilde kullanılıyor. Avukatlık mesleği bilgi ve donanım isteyen ve içerisinde bulunduğumuz çağa ayak uydurma gerekliliği olan bir meslektir. Bizler de bu gerekliliğin farkındalığıyla çağa uygun olacak şekilde emek verme hedefiyle hareket ediyoruz ve Adana Barosu yönetimi olarak bu doğrultuda yenilikler yapıyoruz” şeklinde konuştu.

Av. Saygılı: Avukatlar, hukukun üstünlüğünü korumakla yükümlüdür Haber

Av. Saygılı: Avukatlar, hukukun üstünlüğünü korumakla yükümlüdür

Adana Barosu, 5 Nisan Avukatlar Günü kapsamında, Atatürk Parkı’nda Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başladı. Törene avukatlar, cübbeleriyle katıldı ve Adana Baro Başkanı Av. Volkan Böke tarafından Anıta çelenk bırakıldı. Çelenk sunumunun ardından saygı duruşunda bulunulup, Adana Büyükşehir Belediyesi Bandosu eşliğinde İstiklal Marşı okundu. Törenin ardından, Adana Barosu Konferans Salonu'nda basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı Adana Baro Başkan Yardımcısı Av. Hüseyin Saygılı gerçekleştirdi. Baro Başkan Yardımcısı Av. Hüseyin Saygılı, “Avukatlar yalnızca bireylerin değil, hukuk devletinin ve demokratik toplum düzeninin de teminatıdır” diyerek, avukatlık mesleğine yönelik baskılara ve meslek sorunlarına dikkat çekti. “Avukatlar, hukuk devletinin teminatıdır” Adana Baro Başkan Yardımcısı Av. Hüseyin Saygılı, “5 Nisan Avukatlar Günü’nde, mesleğimizin onurunu ve hukuk devletinin temel ilkelerini savunma kararlılığımızın altını bir kez daha çiziyoruz. Avukatlar, yalnızca bireylerin haklarını değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğünü, adil yargılanma hakkını ve demokratik toplum düzenini koruma sorumluluğunu taşımaktadır. Hukuk devleti ilkesinin aşındığı, yargının bağımsızlığının zedelendiği ve savunma makamının sistematik biçimde baskı altına alınmaya çalışıldığı, avukatlık mesleğinin icrasını zorlaştıran hukuki, ekonomik ve sosyal engellerin giderek arttığı bir ortamda; savunma hakkını, meslek örgütlerimizin bağımsızlığını ve hukukun üstünlüğünü koruma sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Hukuk devleti ilkesi, bağımsız savunmanın varlığıyla kaimdir. Savunma makamını temsil eden avukatların serbestliği Avukatlık Kanunu’yla; avukatların meslek örgütü olan Baroların özerkliği ise Anayasa’nın 135’nci maddesi çerçevesinde kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinin demokratik meşruiyetini ve kendi organlarını serbestçe oluşturma hakkıyla teminat altına alınmaktadır. Bu teminatlar, avukatlık mesleğinin bağımsız icrasının yanı sıra, bağımsız yargının ve adil yargılanma hakkının korunmasının da ön şartıdır” diye ifade etti. “Avukatların mesleki faaliyetleri, hukuki ve idari baskılara maruz bırakılamaz” Av. Saygılı açıklamasında İstanbul Barosu’na yönelik son gelişmelere de değindi. İstanbul Barosu Genel Kurulu’nun iradesiyle seçilen Başkan ve Yönetim Kurulu üyelerinin, hukuka aykırı bir kararla görevden alınmak istenmesinin, hem hukuk devleti ilkesine hem de bağımsız yargı ilkesine aykırı olduğunu dile getirdi. Saygılı, “Bu doğrultuda, İstanbul Barosu Genel Kurulunun iradesiyle göreve gelen Başkan ve Yönetim Kurulu üyelerinin, mesnetsiz iddialara dayanılarak, hukuka aykırı bir kararla görevden alınmak istenmesi, hukukun üstünlüğü ve bağımsız yargı ilkelerine açıkça aykırıdır. Bu, yalnızca bir Baro yönetimine yönelik tasarruf olmanın ötesinde, tüm baroların kurumsal özerkliğine, savunma makamının bağımsızlığına ve hukukun üstünlüğüne yönelik ağır bir müdahale niteliği taşımaktadır. Zira Barolar, yalnızca meslek örgütleri değil, aynı zamanda demokratik toplum düzeninin teminatı olan avukatlık mesleğinin icrasını güvence altına alan anayasal kurumlardır.  Avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle yargısal ve idari baskılara maruz bırakılması, kamu gücünü elinde bulunduran merciler tarafından meslek örgütlerinin işlevsiz hâle getirilmeye çalışılması, Baroların kanundan kaynaklı görevlerini yerine getirmelerine ilişkin işlemlerinin dahi hukuki ve cezai yaptırımlara konu edilmesi asla kabul edilemez.” "Savunma hakkının etkin kullanılamadığı bir sistemde, adil yargılama mümkün olamaz" Av. Hüseyin Saygılı, avukatların mesleki faaliyetlerinin yanı sıra, ekonomik ve sosyal koşullarının düzeltilmesi gerektiğine değinerek şunları söyledi: “Avukatlar olarak, hukuka aykırı süreçlere karşı hukukun üstünlüğünü, adil yargılanma hakkını ve savunma özgürlüğünü koruma mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Avukatlar, yalnızca mesleki faaliyetlerini icra ederken maruz kaldıkları hukuki ve idari baskılarla değil, aynı zamanda ağırlaşan ekonomik-sosyal koşullar ve uğradıkları saldırılar nedeniyle de ciddi bir varoluş mücadelesi vermek zorunda bırakılmaktadır. Özellikle mesleğin ilk yıllarında bulunan genç avukatlar, öngörüsüzce açılan hukuk fakültelerinin yarattığı nicelik sorunu ve kamu kaynaklarının adaletsiz bir şekilde dağıtılmasıyla birlikte büyük bir ekonomik çıkmazın içine sürüklenmektedir. Ekonomik güvenceden mahrum bırakılan stajyer avukatların, imtiyaz değil eşitlik talep eden kamu avukatlarının, her yaş ve kıdemden serbest avukatların yaşadığı gelecek kaygısı, savunma makamının yargı sistemindeki rolünün etkisizleşmesine yol açmaktadır. Unutulmamalıdır ki, savunma hakkının etkin kullanılamadığı bir sistemde, adil bir yargılamadan da söz edilemez. Bağımsız savunma, yalnızca bireysel bir hak değil, toplumun hak arama özgürlüğünün temel güvencesidir. Ancak mevcut ekonomik ve sosyal koşullar, avukatları güvencesizliğe mahkûm ederek, mesleğin toplumsal işlevini zayıflatmaktadır. Bugün mesleğimizin ekonomik ve sosyal güvencelerini savunmak, kutsal savunma hakkına ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkmak demektir. Yargının bağımsızlığının yok edilmesine, Baroların seçilmiş organlarının görevlerine yargı müdahalesiyle son verilmesi çabalarına ve hukukun üstünlüğünün zedelenmesine karşı meslek onurumuzu ve toplumun adalete olan inancını koruma kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz. Meslektaşlarımıza ve tüm kamuoyuna duyurmak isteriz ki, bağımsız savunmanın, özgür ve kararlı temsilcileri olarak buradayız; görevimizin başında, sorumluluğumuzun farkındayız.” "Mesleğin onuru ve vakarı için 5 Nisan’da taleplerimizi bir kez daha yükseltiyoruz" Açıklamasının sonunda Av. Saygılı, avukatlar için taleplerini sıralayarak, “Bugün mesleğin vakarı ve onuru için; Avukata yönelik ekonomik, sosyolojik ve fiziksel şiddetin son bulması için ivedilikle ve kararlılıkla adımlar atılmalı, yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Hukuk fakültelerinin kontenjanları azaltılmalı, nitelikli teorik ve uygulama eğitimleri ön plana çıkarılmalıdır. CMK ücretleri ile avukatların angarya yasağına mahkum edilerek çalışmasının önüne geçilmelidir. Avukatların bilgi ve belge temin etmelerine ilişkin yasal yetkilerinin genişletilmesi sağlanarak, Avukatlık Kanunu ve Kişisel Verilerin Korunması Hakkındaki Kanun (KVKK) uyumlu hale getirilmelidir.  Stajyer avukatlara staj başlangıç desteği sağlanmalıdır. Adli yardım ve CMK ödemelerindeki vergi yükü kaldırılmalı, avukatlık hizmetlerindeki vergi yükünde ise ciddi indirimler yapılmalıdır. Bağlı çalışan avukatlar için mesleğin niteliğine uygun bir ücret rejimi oluşturulmalıdır. Yapay zeka uygulamaları geliştirilmeli ve bilişim sistemlerinde yenilikler sağlanarak çağa uygun bir yargısal faaliyet düzenine hızlıca entegre olunması gerekmektedir. Kamu avukatlarının özlük hakları ve çalışma prensipleri yeniden düzenlenmelidir. Avukatlık kanunu mesleğin kapsam ve amacına uygun şekilde değiştirilmelidir. Koruyucu avukatlık uygulamaları kapsamında bazı iş ve işlemlerin avukat aracılığıyla yapılması zorunlu hal getirilmelidir.  Mesleğin ve savunmanın ortak sesi olan bu hususlar, adil yargılanmanın ve hukuk devletinin çağrısıdır. Avukat olmadan adalet olmaz, adalet olmadan devlet olmaz. Varlık bilinci ve sorumluluğumuzla, 5 Nisan Avukatlar gününü kutluyoruz” dedi.            

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.