#Hürmüz Boğazı

İLKHABER-Gazetesi - Hürmüz Boğazı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hürmüz Boğazı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan kritik Hürmüz Boğazı uyarısı: Savaş kesinlikle çözüm değil Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan kritik Hürmüz Boğazı uyarısı: Savaş kesinlikle çözüm değil

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Doha temasları kapsamında Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile bir araya gelerek bölgedeki sıcak gelişmeleri değerlendirdi. İkili görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Fidan, askeri hareketliliğin çözüm getirmeyeceğini belirterek, "Savaşa geri dönülmemesini istiyoruz. Savaş kesinlikle bir çözüm değil; sadece bölgeye değil, bütün dünyaya istikrarsızlık, ekonomik mahrumiyet ve potansiyel yıkım getirmekte." ifadelerini kullandı. HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN KÜRESEL EKONOMİ ÜZERİNDEKİ BASKISI Bölgedeki deniz trafiğinin ve enerji yollarının güvenliğine dikkat çeken Bakan Fidan, stratejik su yollarının kapatılmasının maliyetine değindi. Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut durumun dünya genelinde hissedildiğini ifade eden Fidan, "Hürmüz Boğazı'nın kapalı olması dünya ekonomisine, enerji güvenliğine, bölgedeki ekonomik ve siyasi istikrara büyük bir baskı uygulamakta. Dünya kamuoyunun çabası bir an önce anlaşmaya varılması ve Boğaz'ın açılmasıdır." dedi. Boğazın bir koz olarak kullanılmaması gerektiğini hatırlatan Bakan Fidan, "İran bu boğazı bir silah olarak kullanmamalıdır. Baskı oluşturmak ve bu tür körfezdeki meselelerle şantaj uygulamak için. Bu bir uluslararası boğazdır ve hep beraber korumalıyız. Seyrüsefer güvenliği ile ilgili maalesef şu an Hürmüz Boğazı'nda meydana gelenler ve mevcut askeri hareketlilik durumu iyileştirmiyor. Bu meseleler tekrar meydana gelmemesi gereken konulardır." uyarısında bulundu. İSRAİL'İN YAYILMACI POLİTİKALARI VE GÜVENLİK SORUNU Orta Doğu'daki istikrarsızlığın temel kaynağına ilişkin sert eleştirilerde bulunan Fidan, İsrail'in bölge geneline yayılan askeri faaliyetlerini ana sorun olarak tanımladı. Fidan, "İsrail yayılmacılığı hala bölgemizde birinci dereceden bir istikrar ve güvenlik sorunu olmaya devam ediyor. Gazze'de, Beyrut'ta, Batı Şeria'da, Suriye'de ortaya konan yayılmacı tavır birçok insanın hayatına mal oluyor. Karşı karşıya olduğumuz şu andaki mevcut Körfez'deki sorun, Gazze konusunu hiçbir şekilde unutturmamalı." açıklamasını yaptı. Diplomatik kanalların açık tutulması gerektiğini savunan Bakan, müttefiklerle birlikte çözüm arayışlarının süreceğini kaydetti. Müzakere süreçlerinde Pakistan'ın üstlendiği role özel bir parantez açan Bakan Fidan, Katar ile yürütülen koordineli çalışmanın önemine değindi. Fidan, "Net şekilde belirtilmelidir ki, bu boğaz için yapılan müdahaleler, kaynağı hangi ülke olursa olsun tekrar olmamalıdır. Başından beri müzakerelere Katar’la beraber büyük bir destek vermekteyiz. Pakistanlı kardeşlerimizin ortaya koyduğu çaba her türlü takdirin üstünde. Müzakerelerin gerçekten zor tarafları var ama diplomasi tek çözüm. Şimdi savaşın tekrar başlamayacağını garanti etmemiz ve diplomatik çabalara odaklanmamız gerekiyor." dedi. Katar Dışişleri Bakanı Al Sani ise Pakistan'ın arabuluculuk çabalarını desteklediklerini ve ABD ile bu konuda temas halinde olduklarını teyit ederek, Hürmüz Boğazı'nın siyasi baskı aracı yapılmasına karşı olduklarını bildirdi. TÜRKİYE VE KATAR ARASINDAKİ STRATEJİK KOORDİNASYON Ankara ve Doha arasındaki ilişkilerin derinliğine vurgu yapan Bakan Fidan, kriz yönetiminde iki ülkenin sergilediği ortak duruşun altını çizdi. Soru-cevap kısmında tarafların niyetine dair analiz paylaşan Fidan, "Aslında her iki taraf da savaşın durmasını ve boğazın açılmasını istiyor. Niyet bazında bir sorun yok; asıl problem, bu niyetin tarafları tatmin edecek bir önceliklendirmeyle nasıl kağıda döküleceğidir. Şu an gidip gelen mesajların doğasında bu uzlaşı arayışı yatıyor." değerlendirmesinde bulundu. Türkiye ve Katar'ın arabuluculuk alanındaki tecrübe paylaşımına işaret eden Fidan, "Biz Katar’la özellikle arabuluculuk konularında büyük bir koordinasyon içerisindeyiz. Geçmiş yıllara dayalı önemli tecrübelerimiz var. Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Katar Emiri’nin ortaya koyduğu irade ve liderlik, bölgedeki diğer ülke ilişkilerine örnek teşkil edecek niteliktedir." diyerek sözlerini noktaladı.

İran’dan ABD’ye rest: "Savaşmaya mecbur kalırsak savaşırız" Haber

İran’dan ABD’ye rest: "Savaşmaya mecbur kalırsak savaşırız"

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, "ABD tarafı hala İsrail rejiminin oluşturduğu mantık dışı taleplerinde ısrar ediyor" ifadelerini kullanarak, "Savaşmaya mecbur kaldığımızda savaşacağız" dedi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında, İran’ın ABD’ye sunduğu teklif, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, İsrail’in bölgedeki faaliyetleri, ABD’nin İran’a yönelik tehditleri ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) tutumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki görüşme ve İran’ın ABD’nin teklifine verdiği cevaba yönelik tepkilere ilişkin yaptığı açıklamada, "Bizim talep ettiğimiz tek şey İran’ın meşru haklarıdır. İran’ın savaşın sona erdirilmesi ve İran gemilerine yönelik deniz haydutluğunun durdurulması yönündeki talebi mi aşırılıktır? Yıllardır haksız yere bloke edilen ve İran halkına ait olan varlıkların serbest bırakılması yönündeki talep mi aşırılıktır? Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişin sağlanmasına yönelik önerimiz mi aşırılıktır? Bölgede ve Lübnan’ın kuzeyinde güvenliğin sağlanması mı aşırılıktır?" dedi. "ABD, mantık dışı taleplerinde ısrar ediyor" İran’ın Pakistan aracılığıyla ABD’ye ilettiği cevaba değinen Bekayi, "Biz yalnızca İran’ın ulusal çıkarlarını değil, aynı zamanda tüm bölgenin ve dünyanın çıkarlarını gözeten makul ve cömert öneriler sunduk. Tüm bu başlıkların öneri paketinde ele alınması gerekiyordu ancak ne yazık ki ABD tarafı hala İsrail rejiminin oluşturduğu mantık dışı taleplerinde ısrar ediyor" dedi. "Yabancı güçlerin varlığı güvensizliği artırıyor" Mısır’ın İran’a savaş uçağı göndererek İran İHA’larını hedef aldığı yönündeki iddialara değinen Bekayi, "Bizim Mısır ile ilişkilerimiz karşılıklı saygı temelindedir. Bölge güvenliğine ilişkin meseleler bölge ülkelerini ilgilendirir. Bölge güvenliğine zarar verecek her türlü müdahale bizim açımızdan kabul edilemez ve bunun hangi ülke tarafından yapıldığı da fark etmez. Bölgenin güvenliği, bölge ülkeleri tarafından sağlanmalıdır. Yabancı güçlerin varlığına dayanan bir güvenlik anlayışı yalnızca güvensizliği derinleştirir ve bölgemize hiçbir şekilde istikrar getirmez" ifadelerini kullandı. "ABD’nin bölgedeki varlığı şiddet döngüsünün kaynağıdır" ABD’nin İran’a yönelik suçlamalarına da cevap veren Bekayi, "İran, bölgede sorumluluk sahibi bir güç olduğunu kanıtlamıştır. Biz zorba değil, zorbalığa karşı duran bir ülkeyiz. İran’ın tutumuna bakmak yeterlidir. Bölgeye askeri yığınak yapan biz miyiz? Batı yarımküresindeki ülkelere baskı uygulayan biz miyiz? Müzakere sürecinde iki kez suikast gerçekleştiren biz miyiz? ABD’nin bölgedeki varlığı başlı başına bir şiddet ve istikrarsızlık döngüsünün kaynağıdır" ifadelerini kullandı. "Savaşmaya mecbur kaldığımızda savaşacağız" Bekayi, ABD’nin yeniden saldırması halinde İran’ın hem askeri hem diplomatik seçenekleri kullanacağını belirterek, "Savaşmaya mecbur kaldığımızda savaşacağız, ne zaman İran halkının hak ve çıkarlarını korumak için diplomasi silahını kullanmamız gerektiğine inanırsak o yolu tercih ederiz. Başkalarının memnuniyeti bizim için ölçü değildir. Diplomatik süreçlerde yer alan taraflar, kararlarını kendi ulusal çıkarlarına göre vermelidir. İran, ulusal çıkarlarını ve meşru haklarını savunma konusunda ciddi olduğunu göstermiştir. Aynı zamanda iyi niyetli ve makul bir çerçevede diplomatik girişimlerde bulunuyor. Karşı tarafın da ciddiyetini ortaya koyması gerekiyor ancak şu ana kadar bu konuda başarısız oldu" ifadelerini kullandı. "İran kendisini nasıl savunacağını iyi biliyor" Bekayi, Trump’ın İran’a karşı nükleer silah kullanma tehdidine değinerek, "Bu konu, ABD’li yetkililerin söylemlerinin bir parçasıdır ve onların İran halkına ve uluslararası hukuka bakış açısını göstermektedir. Bu tür tehditler uluslararası hukuk ilkelerine aykırıdır ve başka ülkelere karşı tehditte bulunmaya hakları yoktur. Ayrıca içiniz rahat olsun, İran kendisini nasıl savunacağını iyi biliyor" dedi. "Bölgede Siyonist rejimin saldırganlıklarına ilişkin hiçbir ihtimali dışlamıyoruz" Bekayi, İsrail’in Irak topraklarında İran’a yönelik saldırılarda kullanıldığı öne sürülen gizli askeri üsler kurduğuna ilişkin iddialara da değinerek, "Bölgede Siyonist rejimin saldırganlıklarına ilişkin hiçbir ihtimali dışlamıyoruz ve her iddia ciddiyetle ele alınmalıdır. Bu önemli bir konudur ve mutlaka Iraklı yetkililerle gündeme getirilecektir. Siyonist rejimin bölgedeki geçmişi açıkça gösteriyor ki, bölge ülkelerine zarar vermek, ülkeler arasında ayrılık oluşturmak ve İran’ın çıkarlarını hedef almak için hiçbir sınır ve kırmızıçizgi tanımıyorlar. Bu konu da, Siyonist rejimin bölge ülkelerinin topraklarını ve imkanlarını kötüye kullandığına dair elimize ulaşan diğer raporlarla birlikte mutlaka incelenecektir" dedi. "Avrupa, uluslararası barış ve güvenliğe karşı atılan adımların parçası haline gelmemeli" Bazı Avrupa ülkelerinin bölgeye savaş gemisi gönderme yaklaşımlarına ilişkin de konuşan Bekayi, "Avrupa’ya çok açık şekilde, ABD ve Siyonist rejimin kışkırtmalarının kendilerini istemeden, hiçbir faydası olmayan bir krizin içine sürüklemesine izin vermemeleri gerektiğini ilettik. Bu savaşın yasa dışı olduğuna dair gerekli farkındalığın mevcut olduğuna inanıyoruz. Avrupa’nın, en azından açık biçimde, uluslararası barış ve güvenliğe karşı atılan adımların parçası haline gelmemesi gerekir. Uluslararası barış ve güvenlik konusunda sorumluluk taşıdığını düşünen her ülke, baskısını Hürmüz Boğazı’ndaki geçişleri aksatan tarafa yöneltmelidir" dedi. "Şu an müzakerelerde savaşın sona erdirilmesi konuşuluyor" İran uranyumunun ABD’ye transfer edilmesi konusunun müzakerelerde gündeme gelip gelmediğine ilişkin soruya yanıt veren Bekayi, "Müzakerelerin mevcut aşamasında savaşın sona erdirilmesi konuşuluyor. Bu konu, zamanı geldiğinde konuşulacaktır" ifadelerini kullandı. "Grossi görev çizgisinden uzaklaştı" Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi’ye sert tepki gösteren Bekayi, "İran’ın nükleer tesislerinin savaş dışı yöntemlerle ortadan kaldırılması mı planlanıyordu ki Grossi bu tür açıklamalar yapıyor? Bu ifadeler, uzun süredir dile getirdiğimiz Grossi’nin görev çizgisinden uzaklaştığı gerçeğini bir kez daha doğruluyor. Ajansın itibarını ve rolünü yeniden güçlendirecek olan şey, Grossi’nin İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırıları açık şekilde kınamasıdır. İran’ın nükleer tesisleri Ajansın denetimi altındaydı ve ajans başkanının bu gerçeği görmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Hürmüz Boğazı konusunda alınan kararlar uluslararası hukuka uygundur" Dışişleri Bakanlığı’nın Hürmüz Boğazı konusundaki açıklamalarının ülkenin resmi tutumundan farklı olduğu yönündeki iddiaları da reddeden Bekayi, "Dışişleri Bakanlığı, İslam Cumhuriyeti sisteminin bir parçasıdır ve devlet hiyerarşisi doğrultusunda alınan kararlar Bakanlık açısından tamamen bağlayıcıdır. Hürmüz Boğazı konusunda zaman zaman gerçeği tam yansıtmayan bazı ifadeler kullanılıyor. Daha önce de defalarca vurguladığım gibi, İran’ın 28 Şubat’tan itibaren ABD ve Siyonist rejimin askeri saldırıları ile bazı ülkelerin desteği sonrasında aldığı tedbirler, hem uluslararası hukuk hem de iç hukuk çerçevesindedir. Askeri saldırıya uğramış kıyı devleti konumundaki bir ülkenin, bu su yolunun kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla tedbir alması doğaldır. Dışişleri Bakanlığı’nın tutumu nettir. Bakanlık, ülkenin karar alma ve egemenlik mekanizmasından ayrı değildir" dedi. "Hürmüz Boğazı açık kalmalı söylemi gerçeği görmezden geliyor" Bekayi, ülkelerle yapılan temaslar ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin ise, "Hiçbir ülkenin Basra Körfezi bölgesindeki güvensizliğin devamını desteklediğini düşünmüyorum. Görüşmelerde tüm ülkeler bu durumun sona ermesi gerektiğini kabul ediyor. Ancak herkesin cesur şekilde bu tablonun asıl nedenini görmesi gerekiyor. Şu anda benzer bir durumla karşı karşıyayız. Sürekli Hürmüz Boğazı açık kalmalı söyleminin tekrar edilmesi, bazı ülkelerin mevcut durumun ortaya çıkmasındaki asıl rolü oynayan ABD ve Siyonist rejimin etkisini bilinçli şekilde görmezden geldiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı. İran ABD’nin teklifinin kabul etmedi İran, ABD’nin savaşı sona erdirmeye yönelik son teklifine verdiği cevabı Pakistan üzerinden ABD’ye iletmişti. İran, ABD’nin savaşı sonlandırmaya yönelik teklifini "teslimiyet" olarak nitelendirmiş ve kabul etmediğini bildirmişti. İran, bunun yerine ABD’den İran’a savaş tazminatı ödenmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tamamen kabul edilmesi, yaptırımların kaldırılması ve el konulan İran varlıklarının iade edilmesi talebinde bulunduğunu bildirmişti. İran ayrıca, ABD’yi "Deniz ablukasını sona erdirmeye, daha fazla saldırı olmayacağına dair garanti sağlamaya ve İran petrol satışlarına yönelik ABD yasağını kaldırmaya" çağırmıştı. . ABD Başkanı Donald Trump ise, İran’ın cevabını incelediğini belirterek, "İran'ın sözde ‘temsilcilerinden’ gelen cevabı az önce okudum. Hiç hoşuma gitmedi. Kesinlikle kabul edilemez" açıklamasında bulunmuştu.

Hürmüz’de şok gelişme: Trump’ın ‘Özgürlük Projesi’ yarıda mı kaldı? Haber

Hürmüz’de şok gelişme: Trump’ın ‘Özgürlük Projesi’ yarıda mı kaldı?

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan tarafsız ülkelere ait ticari gemilere eskort sağlamak amacıyla başlattığı, "Özgürlük Projesi" olarak adlandırdığı operasyonunu, Suudi Arabistan'ın ülkesine ait üs ve hava sahası kullanımını askıya almasının ardından durdurduğu öne sürüldü. NBC News'ün isimlerini vermek istemeyen iki ABD'li yetkiliye dayandırdığı haberine göre, Trump'ın sosyal medya hesabından duyurduğu operasyon, Körfez ülkelerinde sürpriz etkisi yarattı. Yetkililer, Suudi Arabistan yönetiminin, ABD ordusunun Prens Sultan Hava Üssü'nden uçuş gerçekleştirmesine ve ülkenin hava sahasını kullanmasına izin vermeyeceğini Washington'a bildirdiğini öne sürdü. Trump ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman arasında yapılan görüşmeden de sonuç çıkmadığını ileri süren yetkililer, bunun üzerine Trump'ın operasyonu geçici askıya aldığını iddia etti. Öte yandan Beyaz Saray yetkilisi, bölgedeki müttefiklerin konu hakkında önceden haberdar edildiğini savundu. "ÖZGÜRLÜK PROJESİ" Trump, 4 Mayıs itibarıyla, Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan ve Orta Doğu'daki krizle ilgisi olmayan "tarafsız" ülkelere ait gemilerin, boğazdan geçişine yardım etmeye başlayacaklarını açıklamış ve buna "Özgürlük Projesi" adını vermişti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Beyaz Saray'da verdiği basın brifinginde İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasından ötürü Körfez bölgesinde 87 farklı ülkeden yaklaşık 23 bin sivilin kurtarılması için "Özgürlük Projesi" adlı operasyonu başlattıklarını savunmuştu. Trump, 6 Mayıs'ta yaptığı açıklamada, Özgürlük Projesi'nin kısa süreliğine durdurulmasına karar verdiklerini bildirmişti.

Donald Trump'tan Hürmüz Boğazı kararı: Özgürlük Projesi diplomatik süreç için geçici olarak durduruldu Haber

Donald Trump'tan Hürmüz Boğazı kararı: Özgürlük Projesi diplomatik süreç için geçici olarak durduruldu

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik uygulanan deniz ablukasının kararlılıkla sürdürüleceğini ancak ticari gemilerin Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş güvenliğini sağlamayı amaçlayan "Özgürlük Projesi" operasyonunun geçici olarak durdurulduğunu açıkladı. Sosyal medya platformu Truth üzerinden stratejik bir bilgilendirme yapan Trump, bu kararın arkasında diplomatik temaslar ve askeri kazanımların olduğunu belirtti. DİPLOMATİK MÜZAKERELER VE HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA SON DURUM Başkan Trump, Pakistan dahil olmak üzere çeşitli ülkelerden gelen talepler ve bölgedeki askeri başarıların ardından müzakere yolunun açıldığını ifade etti. Trump paylaşımında, "Pakistan ve diğer ülkelerin talebi, İran'a karşı yürüttüğümüz harekatta elde ettiğimiz muazzam askeri başarılar ve İran temsilcileriyle tam ve nihai bir anlaşmaya varılması yönünde büyük ilerleme kaydedilmiş olması nedeniyle, abluka tam olarak yürürlükte kalırken nihai bir anlaşmanın imzalanıp imzalanamayacağını görmek için Özgürlük Projesi'nin kısa bir süreliğine durdurulması konusunda mutabık kaldık" cümlelerine yer verdi. BASRA KÖRFEZİ'NDEKİ İNSANİ KRİZ VE SAVUNMA OPERASYONLARI ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında bölgedeki insani durumun ciddiyetine dikkat çekti. Basra Körfezi'nde 87 farklı ülkeden yaklaşık 23 bin sivilin mahsur kaldığını belirten Rubio, temel ihtiyaçların tükenmek üzere olduğunu vurguladı. Rubio, "Dünyanın dört bir yanından birçoğu çatışmaya dahil olmayan ülkeler, artık sadece gemilerdeki yüklerini değil vatandaşlarını da kaybetme riskiyle karşı karşıya. Bu gemileri bu kadar uzun süre denizde bırakamazsınız. Yiyecek tükenir, içme suyu tükenir, temel ihtiyaçlar biter. Bu tam manasıyla korsanlık" dedi. Operasyonun niteliğine değinen Rubio, en az 10 sivil denizcinin hayatını kaybettiğini hatırlatarak, ABD ordusuna verilen talimatın bir saldırı değil, savunma ve kurtarma odaklı olduğunu ifade etti. İRAN EKONOMİSİNE YÖNELİK AĞIR YAPTIRIMLAR VE MALİ BASKI Bölgedeki askeri hareketliliğin yanı sıra "Ekonomik Öfke Operasyonu" çerçevesinde İran üzerindeki mali baskının arttığı bildirildi. Rubio, İran'da enflasyonun yüzde 70 seviyelerine ulaştığını ve yerel para biriminin değer kaybettiğini açıkladı. ABD'nin uyguladığı abluka nedeniyle Tahran yönetiminin günlük 500 milyon dolar kayba uğradığı ve dış ticaretinin yüzde 90 oranında aksadığı bilgisini paylaşan Bakan Rubio, İran ile iş birliği yapan finans kuruluşlarını da uyardı. Rubio, "İran’ın yaptırımları aşmasına yardım sağlayan her yabancı finans kuruluşu, ikincil yaptırımlarla karşı karşıya kalacak ve ABD finans sistemine erişimini kaybedecek" uyarısında bulundu. NÜKLEER ANLAŞMA ÇAĞRISI VE BÖLGESEL GÜVENLİK STRATEJİSİ ABD yönetimi, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası bir su yolu olduğunu ve İran tarafından kontrol edilemeyeceğini yineledi. Rubio, nükleer program konusunda İran'ın samimiyetini kanıtlaması gerektiğini belirterek, %60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun sivil bir kullanım alanı olmadığını dile getirdi. Bölgesel sorunların odağında Tahran'ın olduğunu savunan Rubio, Lübnan ve İsrail arasında kalıcı bir ateşkes sağlanması için Hizbullah'ın silahsızlandırılması gerektiğine işaret etti. "Epic Fury Operasyonu" (Destansı Öfke Operasyonu) safhasının hedeflerine ulaşarak tamamlandığını duyuran Rubio, artık "Özgürlük Projesi" aşamasında olunduğunu ancak asıl hedefin diplomatik bir anlaşma ile istikrarın sağlanması olduğunu vurguladı.

Donald Trump'tan İran'a ateşkes uyarısı: Hürmüz Boğazı ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde askeri hareketlilik artıyor Haber

Donald Trump'tan İran'a ateşkes uyarısı: Hürmüz Boğazı ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde askeri hareketlilik artıyor

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile devam eden askeri çatışmaların gidişatına dair ABC News kanalına telefonla bağlanarak önemli açıklamalarda bulundu. Hürmüz Boğazı ve çevresindeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Trump, bölgedeki ticari ve askeri gemilere yönelik müdahaleleri değerlendirdi. Trump, taraflar arasındaki ateşkesin sürdürülmesinin Tahran yönetimi açısından hayati önem taşıdığını vurgulayarak, "Onlar için olabilecek en iyi şey, bizim ateşkesi yürürlükte tutmamızdır" ifadesini kullandı. TRUMP: "ATEŞKESİN SÜRMESİ İRAN İÇİN EN İYİ SEÇENEK" İran'ın stratejik bölgelerdeki faaliyetlerini incelediğini ifade eden ABD Başkanı, Hürmüz Boğazı'ndaki son duruma ilişkin olarak "Yoğun bir ateş açılmadı" bilgisini paylaştı. Ateşkes ihlallerine dair gelen soruları yanıtlayan Trump, bölgedeki gemi trafiğinin sürdüğünü belirterek, "Size açıklama yaparız. Gemiler hareket ediyor. Dün gece çok fazla gemi, büyük gemiler hareket etti ve ateş açılmadı. Sanırım son zamanlarda biraz oldu. Bunu inceliyorum" dedi. Trump, mevcut durumun kontrol altında olduğunu ve her iki ihtimalde de askeri olarak üstün geleceklerini dile getirerek, "Durumu kontrol altında tutuyoruz. Bir şekilde kazanırız" değerlendirmesinde bulundu. HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA GEMİ TRAFİĞİ VE GÜNEY KORE DETAYI Hürmüz Boğazı'nda yaşanan son gerilimde hedef alınan bir Güney Kore gemisine de değinen Trump, uluslararası toplumun ve ilgili devletlerin kendi varlıklarını koruması gerektiğini söyledi. Söz konusu gemiyle ilgili bilgileri yeni aldıklarını belirten ABD Başkanı, "Bunu yeni duyduk ve inceleyeceğiz. Olması gereken şey, Güney Kore'nin devreye girmesi. Vurulan bir Güney Kore gemisiydi. Bence eğer bir geminiz vuruluyorsa, hemen birilerini göndermelisiniz" diyerek Seul yönetimine çağrıda bulundu. BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ'NE DÜZENLENEN FÜZE VE DRON SALDIRILARI Gerilimin bir diğer cephesi olan Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) ise hareketli saatler yaşandı. BAE Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran'ın ülke topraklarını 12'si balistik, 3'ü seyir füzesi olmak üzere 15 füze ve 4 insansız hava aracı (İHA) ile hedef aldığı duyuruldu. Trump, BAE'ye yönelik bu saldırıların hava savunma sistemleri tarafından "büyük ölçüde düşürüldüğünü" aktarırken, "Bir tanesi geçti. Büyük bir hasar yok" açıklamasını yaptı. Bakanlık, düzenlenen son saldırılarda 3 kişinin hafif şekilde yaralandığını kamuoyuyla paylaştı. SAVAŞIN BİLANÇOSU: BİNİ AŞKIN SİLAHLI ARAÇ KULLANILDI İran'ın bölgedeki askeri operasyonlarının yoğunluğu, paylaşılan son istatistiklerle ortaya konuldu. 28 Şubat tarihinde ABD ile başlayan savaşın başlangıcından bu yana Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik saldırıların boyutları dikkat çekiyor. Verilere göre İran, bu süre zarfında BAE topraklarına toplamda 549 balistik füze, 29 seyir füzesi ve 2 bin 260 insansız hava aracı gönderdi. Washington yönetimi, bölgedeki askeri müttefiklerini koruma ve Hürmüz Boğazı'ndaki enerji koridorunun güvenliğini sağlama konusundaki kararlılığını yinelerken, Tahran'a yönelik ateşkes çağrılarını sürdürüyor.

İran'dan Hürmüz Boğazı açıklaması: “Bölgenin geleceği ABD’siz olacak” Haber

İran'dan Hürmüz Boğazı açıklaması: “Bölgenin geleceği ABD’siz olacak”

İran dini lideri Mücteba Hamaney, Ulusal Basra Körfezi Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda bölgesel dengelere ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Hamaney, Basra Körfezi’nin sadece coğrafi değil, aynı zamanda stratejik ve ekonomik açıdan kritik bir bölge olduğunu vurguladı. “İSLAM DEVRİMİ DÖNÜM NOKTASI OLDU” Hamaney, İslam devriminin Basra Körfezi’nde yabancı güçlerin etkisinin kırılmasında önemli bir rol oynadığını belirtti. Bölgenin tarih boyunca dış müdahalelere maruz kaldığını ifade eden Hamaney, İran halkının bu süreçte büyük fedakarlıklar yaptığını dile getirdi. ABD’YE ELEŞTİRİ: “GÜVENSİZLİĞİN KAYNAĞI” Mesajında ABD’nin bölgedeki varlığını eleştiren Hamaney, bu durumun güvenlik sorunlarına yol açtığını savundu. ABD’nin askeri varlığının bölgedeki istikrarı sağlamaktan uzak olduğunu ifade etti. “BÖLGENİN GELECEĞİ ABD’SİZ OLACAK” Hamaney, Basra Körfezi’nin geleceğinin bölge ülkelerinin iş birliğiyle şekilleneceğini belirterek, yabancı güçlerin bölgede yerinin olmadığını söyledi. Komşu ülkelerle ortak kader vurgusu yapan Hamaney, bölgesel dayanışmanın önemine dikkat çekti. HÜRMÜZ BOĞAZI İÇİN YENİ DÖNEM MESAJI Hürmüz Boğazı’na ilişkin yeni bir yönetim anlayışı uygulanacağını belirten Hamaney, bu adımın bölge güvenliğini artıracağını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.