#hutbe

İLKHABER-Gazetesi - hutbe haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, hutbe haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Adana’da Ramazan Bayramı sabahı, camiler doldu taştı Haber

Adana’da Ramazan Bayramı sabahı, camiler doldu taştı

Adana’da Ramazan Bayramı’nın ilk günü sabahında başta Sabancı Merkez Camii olmak üzere şehirdeki tüm camiler, bayram namazı için gelen vatandaşlarla dolup taştı. Aileleri ve çocuklarıyla birlikte camilere gelen Adanalılar, manevi atmosferi birlikte yaşadı. Camilerin iç kısımlarının tamamen dolması üzerine bazı vatandaşlar, yanlarında getirdikleri hasır ve seccadeleri cami avlularına sererek namazlarını açık alanda kıldı. Sabahın serinliğine rağmen oluşan yoğunluk, bayramın coşkusunu gözler önüne serdi. Namaz öncesinde din görevlileri tarafından cemaate vaaz verildi. Vaazda bayramın önemi, yardımlaşma ve kardeşlik duyguları vurgulandı. Vaazın ardından saf tutan vatandaşlar, hep birlikte bayram namazını eda ederek dua etti. Namazın ardından cami çıkışında bir araya gelen vatandaşlar, birbirleriyle bayramlaşarak bu özel günü kutladı. Samimi görüntülerin yaşandığı bayram sabahında, Adana’da geleneksel bayram ruhu bir kez daha hissedildi. RAMAZAN BAYRAMI HUTBESİNDE BİRLİK, ARDEŞLİK VE DAYANIŞMA VURGUSU Ramazan Bayramı dolayısıyla okunan hutbede, bayramın manevi anlamı ve toplumsal önemi ön plana çıkarıldı. Hutbede, Ramazan ayını tamamlamanın huzuru ve bayrama ulaşmanın sevincinin birlikte yaşandığı ifade edildi. Bayramların birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını pekiştiren özel günler olduğuna dikkat çekilen hutbede, vatandaşlara küskünlükleri sona erdirme, kin ve nefretten uzak durma çağrısı yapıldı. Toplumsal huzurun sağlanması için karşılıklı anlayış ve samimiyetin önemine vurgu yapıldı. Hutbede, bayramların aile bağlarını güçlendirdiği, akraba ve komşuluk ilişkilerinin yeniden canlandırılması için önemli bir fırsat sunduğu belirtildi. Anne ve babaların ziyaret edilmesi, hayır dualarının alınması ve ihtiyaç sahiplerine destek olunması gerektiği ifade edildi. Öte yandan, yetim ve öksüzlerin gözetilmesi, onların bayram sevincine ortak olunmasının dini ve insani bir sorumluluk olduğu dile getirildi. Şehitler, gaziler ve geçmiş büyüklerin de bayram vesilesiyle anılması gerektiği kaydedildi. Hutbede ayrıca, başta Mescid-i Aksâ olmak üzere bazı kutsal mekânlarda yaşanan gelişmelere dikkat çekilerek, ibadet özgürlüğünün korunması gerektiği vurgulandı. Tüm Müslümanlar için barış, huzur ve esenlik temennisiyle hutbe sona erdi.

Diyanet İşleri Başkanlığı ramazan bayramı hutbesi yayınladı Haber

Diyanet İşleri Başkanlığı ramazan bayramı hutbesi yayınladı

Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan  10 Nisan 2024 tarihinde tüm camilerde okunacak olan Ramazan Bayramı hutbesi. RAMAZAN BAYRAMI: BİRLİK, BERABERLİK VE KARDEŞLİK GÜNLERİ Muhterem Müslümanlar! Oruçlarımız, namazlarımız, hatimlerimiz, fitre ve zekâtlarımızla kulluğun hazzına erdiğimiz bir Ramazan’ı daha geride bırakmanın hüznü içindeyiz. Aynı zamanda huzur, neşe ve dayanışma günleri olan bayram sabahına kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Bizleri Ramazan Bayramı’na ulaştıran Yüce Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun. Bayramların kıymetini bizlere öğreten Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya, aline, ashabına salat ve selam olsun. Bu kutlu mabedin kubbesi altında omuz omuza saf tutan kıymetli kardeşlerim, bayramımız mübarek olsun. Aziz Müminler! Bayramlar; ülkeleri, dilleri ve renkleri farklı olsa da inançları ve idealleri bir olan müminler arasında sevgi ve muhabbetin coştuğu günlerdir. İslam’ın çatısı altında aynı kıbleye yönelen Müslümanların birlik ve beraberliğinin zirve yaptığı vakitlerdir. Bayramlar; iyiliklerimizle insanların gönlünü aldığımız, maddi ve manevi yardımlarımızla ihtiyaç sahiplerinin yüzlerini güldürdüğümüz zamanlardır. Değerli Müslümanlar! Yüce Rabbimiz, “Allah’ın ipine, Kur’an’a sımsıkı sarılın. Bölünüp parçalanmayın…”[1] buyurmaktadır. Bizler de Rabbimizin bu çağrısına kulak verip kenetlenirsek bayramımız bayram olur. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), “Müminler bir binanın birbirini destekleyen yapı taşları gibidir.”[2] buyurmaktadır. Bizler de bu hadis gereğince kardeşliğimizi gözetip, karşılıklı hak ve hukukumuzu korursak bayramımız bayram olur. Tekbirlerle, salât-u selamlarla ve gönülden yakarışlarla ellerimiz ve kalplerimiz birleştiğinde bayramımız bayram olur. Ailemize karşı güler yüzlü olursak, anne ve babamızın hayır duasını alırsak, akraba ve komşularımızın gönlünü yaparsak bayramımız bayram olur. Bir yetimin, bir öksüzün başını okşarsak, çocukların ışıl ışıl gözlerini hediyelerimizle güldürürsek bayramımız bayram olur. Rahmet ve merhamet vesilesi yaşlılarımızı, şifa bekleyen hastalarımızı bayramın sevincine ortak edersek bayramımız bayram olur. Dargınlık ve kırgınlıkları bir kenara bırakıp kardeşlik bağlarımızı güçlü kılarsak bayramımız bayram olur. Gönlümüzden kin ve nefreti atıp af ve bağışlama yolunu tutarsak bayramımız bayram olur. Yüce Rabbimiz bir ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: “İman edip salih amel işleyenler cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.”[3] Biz de Allah’ın razı olacağı bir hayat yaşayıp dünyamızı mamur kılarsak; ahiretimiz cennet, bayramımız hakiki bayram olur. Kıymetli Müminler! Bu bereketli bayram sabahında bir yandan neşe ve sevinç duyarken diğer yandan zulüm altında inleyen kardeşlerimizin acısıyla hüzünlüyüz. Gazze’deki kardeşlerimiz sadece bayram sevincinden mahrum olmakla kalmıyor. Aynı zamanda dünyanın gözü önünde açlık, susuzluk ve her türlü yokluk içinde hayatta kalma mücadelesi veriyor. Anne babalar, bombalar altında can veren masum evlatlarının acısıyla feryat ediyor. Gözyaşına mahkûm edilen her bir Müslüman, zalimlerin elinden kurtulacağı bayram sabahını bekliyor. Bize düşen, kardeşlerimizin acılarını el birliğiyle dindirmek ve umutlarını diri tutmak için gayret göstermektir. Zalimlerin karşısında, mazlumların yanında yer almaya, her türlü kötülükle mücadeleye devam etmektir. Unutmayalım ki bu, hepimiz için insani, İslami ve vicdani bir sorumluluktur. Az sonra mihraptan yapacağımız duada öyle gönülden âmin diyelim ki, âminlerimiz Gazzeli kardeşlerimizin kurtuluşuna, işgalci zalimlerin de kahrına vesile olsun inşallah! Bu vesileyle başta aziz milletimiz olmak üzere tüm Müslümanların Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyorum. Bayramın ülkemiz, İslam âlemi ve bütün insanlığa hayırlı olmasını Rabbimden diliyorum. [1] Âl-i İmrân, 3/103. [2] Buhâri, Salât, 88. [3] Bakara, 2/82.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ayasofya Camii’nde Cuma hutbesini Filistin için okudu Haber

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ayasofya Camii’nde Cuma hutbesini Filistin için okudu

Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Ali Erbaş Cuma namazını Ayasofya Camii’nde kıldırdı. Erbaş, hutbeyi okumak için minbere elinde kılıç ile çıktı. İsrail’in Filistin’e yaptığı saldırıları konu alan “Rahmet ve Sekinet Müjdesi: İnşirah Suresi” başlıklı Cuma hutbesini okudu. Hutbesinde tüm insanlığa seslenen Erbaş, mazlumun yanında durma çağrısı yaptı. “Bir ferahlık mutlaka gelecektir” Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Bizler inanıyoruz ki her hüznün ardından bir sevinç, her sıkıntının ardından bir ferahlık mutlaka gelecektir. Zira Cenâb-ı Hak, peygamberleri ve inananları hiçbir zaman yalnız bırakmamıştır. Onları, zalimlerin ve düşmanların insafına asla terk etmemiştir. Hz. Nuh’u tufanın helakinden, Hz. İbrahim’i Nemrut’un ateşinden, Hz. Musa’yı Firavun’un zulmünden, Hz. Yusuf’u zindanın karanlığından kurtarmıştır. Ve nihayet, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’i inkârcıların türlü eza ve cefasından felaha çıkarmış, ona nice fetih kapıları açmıştır” diye konuştu. “Masum insanlar vahşice katlediliyor” İnsanlık tarihinin şahit olduğu en büyük zulümlerden birinin Gazze’de yaşandığını söyleyen Erbaş, “Bebek, çocuk, kadın, yaşlı demeden masum insanlar vahşice katlediliyor. Evler, camiler, okullar ve hatta hastaneler acımasızca bombalanıyor. Bütün dünyanın gözü önünde büyük bir insanlık suçu işleniyor. Binlerce masum insan aynı anda can verirken insaf ve vicdanını kaybetmiş dünya bu soykırımı sadece seyrediyor. Mazlumun ırkına, diline ve dinine bakılmaz. Zalim Müslüman mazlum gayri müslim olsa bile bizim inancımız dinine ırkına bakmadan zalime karşı mazlumun hakkını korumayı, onun yanında yer almayı emreder. Gayrimüslim mazlumun hakkını zalim Müslümana karşı korur” dedi. “Zulümle abad olanın sonu berbat olur”” Tüm insanlığa seslenen Erbaş, “Buradan, mazlumların hamisi Fatih Sultan Mehmet’in bize emaneti Ayasofya minberinden Tüm insanlığa sesleniyorum ve herkesi zalimin karşısında mazlumun yanında olmaya davet ediyorum. Unutmayın, tarihten ders alın. Zulümle abad olanın sonu berbat olur” dedi. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş Hutbeyi elinde kılıç ile verdi Bir rivayete göre Hz. Ömer'in bu geleneği uyguladığını belirten Kazıcı, "Müslüman devletler, bir şehri savaşla fethettikten sonra oranın en büyük yerlerinde kılıçla hutbe okuturdu. Kılıçla hutbe geleneği oranın savaşla fethedildiği anlamına geliyor" dedi. Osmanlıda da kılıçla hutbeye çıkma geleneği vardı Kazıcı, Osmanlı döneminde de padişahların tahta çıkma törenlerini cuma günü yaptığını ve padişahların ilk hutbeyi kılıçla okuduğunu söyleyerek, şöyle konuştu: "Bu, bütün hükümdarlara da ait bir gelenektir. Dini manada herhangi bir özelliği yok ama gelenek olarak bir hatırlatma manasında böyle bir uygulama söz konusudur. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş da Ayasofya'da ilk cuma hutbesine kılıçla çıktı. Burada verilen mesaj; Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin yeniden camiye çevrildiğinin bir ifadesi ve fethe bir mesajdır. Ayasofya'nın yeniden camiye dönüştürülmüş olması sadece Türkiye için değil, bütün bir İslam dünyası için önemli bir gelişmedir." Tarihçi-Yazar Ahmet Anapalı ise İslam hukukunda savaşta bir yerin anlaşarak teslim alınması durumunda o yerin, camiye dönüştürülmediğini belirtti. "Ayasofya savaşarak alındığı için kılıç hakkıdır" Savaşarak alınan yerlere ise devletin zimmetli emaneti muamelesi yapıldığını anlatan Anapalı, "Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'u savaşarak aldığı için dilediği bir yeri 'bu benim kılıç hakkım' diyerek ganimetinden sayıp kendi malı yapabilir. Fatih Sultan Mehmet Ayasofya için ganimet olarak 'kılıç hakkım' demiştir" dedi. Ahmet Anapalı, İstanbul fethedilirken Karagümrük'ten Beyazıt'a kadar savaş yapıldığını vurgulayarak, şunları söyledi: "Osmanlı Devleti, bu yerleri savaşarak, sokak sokak aldı. Bu yüzden Karagümrük ve Beyazıt tarafındaki bütün kliseleri camiye çevirdi. Mevcut Balat'taki kliseler ise Osmanlı zamanında yapılan kliselerdir. Kocamustafapaşa'dan Kumkapı'ya kadar olan yerlerde onlarca klise var. Bunların hiçbiri camiye dönüştürülmedi. Çünkü bu bölgeler savaşmadan teslim oldu ve anahtarını verdiler. Bu bölgede bulunan kliselere el koyamazsın hukuki olarak. Ayasofya savaşarak alındığı için kılıç hakkıdır. Bu nedenle cuma hutbesine kılıçla çıkılır." "Osmanlı adetlerine uygun olarak kılıç kullandı" Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş'ın, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin 86 yıl sonra açılışındaki cuma namazında hutbeye kılıçla çıktığını belirten Anapalı, "Diyanet İşleri Başkanı, Fatih Sultan Mehmet Han'ın kılıç hakkı bir camide hutbe verdiği için İslam hukukuna ve Osmanlı adetlerine uygun olarak kılıç kullandı ve kılıçla hutbeye çıkarak adet ile töreyi devam ettirdi. Ali Erbaş'ın kılıçla hutbeye çıkması 'burayı ben kılıçımla aldım' deyip, orayı fethederken kullanılan silah ve gücü gösteriyor" dedi.

Kılıçla hutbe geleneği ne anlama geliyor? Haber

Kılıçla hutbe geleneği ne anlama geliyor?

Bir rivayete göre Hz. Ömer'in bu geleneği uyguladığını belirten Kazıcı, "Müslüman devletler, bir şehri savaşla fethettikten sonra oranın en büyük yerlerinde kılıçla hutbe okuturdu. Kılıçla hutbe geleneği oranın savaşla fethedildiği anlamına geliyor" dedi. Osmanlıda da kılıçla hutbeye çıkma geleneği vardı Kazıcı, Osmanlı döneminde de padişahların tahta çıkma törenlerini cuma günü yaptığını ve padişahların ilk hutbeyi kılıçla okuduğunu söyleyerek, şöyle konuştu: "Bu, bütün hükümdarlara da ait bir gelenektir. Dini manada herhangi bir özelliği yok ama gelenek olarak bir hatırlatma manasında böyle bir uygulama söz konusudur. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş da Ayasofya'da ilk cuma hutbesine kılıçla çıktı. Burada verilen mesaj; Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin yeniden camiye çevrildiğinin bir ifadesi ve fethe bir mesajdır. Ayasofya'nın yeniden camiye dönüştürülmüş olması sadece Türkiye için değil, bütün bir İslam dünyası için önemli bir gelişmedir." Tarihçi-Yazar Ahmet Anapalı ise İslam hukukunda savaşta bir yerin anlaşarak teslim alınması durumunda o yerin, camiye dönüştürülmediğini belirtti. "Ayasofya savaşarak alındığı için kılıç hakkıdır" Savaşarak alınan yerlere ise devletin zimmetli emaneti muamelesi yapıldığını anlatan Anapalı, "Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'u savaşarak aldığı için dilediği bir yeri 'bu benim kılıç hakkım' diyerek ganimetinden sayıp kendi malı yapabilir. Fatih Sultan Mehmet Ayasofya için ganimet olarak 'kılıç hakkım' demiştir" dedi. Ahmet Anapalı, İstanbul fethedilirken Karagümrük'ten Beyazıt'a kadar savaş yapıldığını vurgulayarak, şunları söyledi: "Osmanlı Devleti, bu yerleri savaşarak, sokak sokak aldı. Bu yüzden Karagümrük ve Beyazıt tarafındaki bütün kliseleri camiye çevirdi. Mevcut Balat'taki kliseler ise Osmanlı zamanında yapılan kliselerdir. Kocamustafapaşa'dan Kumkapı'ya kadar olan yerlerde onlarca klise var. Bunların hiçbiri camiye dönüştürülmedi. Çünkü bu bölgeler savaşmadan teslim oldu ve anahtarını verdiler. Bu bölgede bulunan kliselere el koyamazsın hukuki olarak. Ayasofya savaşarak alındığı için kılıç hakkıdır. Bu nedenle cuma hutbesine kılıçla çıkılır." "Osmanlı adetlerine uygun olarak kılıç kullandı" Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş'ın, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin 86 yıl sonra açılışındaki cuma namazında hutbeye kılıçla çıktığını belirten Anapalı, "Diyanet İşleri Başkanı, Fatih Sultan Mehmet Han'ın kılıç hakkı bir camide hutbe verdiği için İslam hukukuna ve Osmanlı adetlerine uygun olarak kılıç kullandı ve kılıçla hutbeye çıkarak adet ile töreyi devam ettirdi. Ali Erbaş'ın kılıçla hutbeye çıkması 'burayı ben kılıçımla aldım' deyip, orayı fethederken kullanılan silah ve gücü gösteriyor" dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: “İsrail, Gazze’yi dünyanın en büyük açık hava hapishanesine dönüştürdü” Haber

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: “İsrail, Gazze’yi dünyanın en büyük açık hava hapishanesine dönüştürdü”

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Ordu Akyazı Mahallesi’nde bulunan Akyazı Uhud Camii’nde hutbe iradında bulundu. Hutbede İsrail’in Gazze’ye yaptığı zulme dikkat çeken Erbaş, burada dünyanın en tahrip edici bombalarının altında masum çocukların, kadınlar ve insanların hedef gösterildiğini söyledi. Erbaş, “Yüce dinimiz İslam, barış, esenlik, adalet ve merhamet dinidir. İslam’a göre bütün insanlar, din, can ve mal dokunulmazlığına sahiptir. Rahmet elçisi olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz (S.A.S.), savaşın da bir ahlakı ve hukuku olduğunu tüm dünyaya öğretmiştir. Allah Resulü (S.A.V.), savaşta dahi olsa kadınlara, yaşlılara, çocuklara, mabetlere, hatta bitki ve hayvanlara asla zarar verilmemesini emretmiştir. Müminlerin bayramı olan bu mübarek cuma gününde yine yüreklerimiz buruk, gönüllerimiz ise mahzundur. Hz. Ömer’in özgürleştirdiği ve barış yurduna dönüştürdüğü Kudüs’te, Filistin’de yine masum canlar hayattan koparılmaktadır. Mümin kardeşlerimiz yerlerinden ve yurtlarından edilmektedir. Dünyanın en tahrip edici bombaları altında masum çocukların, kadınların, eli silahsız insanların ve yaşlıların feryatları, vicdanı ve insafı olan herkesi derinden yaralamaktadır” ifadelerine yer verdi. “İsrail, Müslüman coğrafyanın bağrına saplanan paslı bir hançer gibi işgal ettiği topraklarda Müslümanlara zulmün her çeşidini reva gördü” İsrail’in Mescid-i Aksa’nın dokunulmazlığını ihlal ettiğini belirten Erbaş, “Yaklaşık bir asır kadar önce Filistin topraklarında barış ve huzura son verilerek, fitne ve zulmün tohumları ekildi. İsrail, Müslüman coğrafyanın bağrına saplanan paslı bir hançer gibi işgal ettiği topraklarda Müslümanlara zulmün her çeşidini reva gördü. Barışın yurdu bu topraklara girdiği günden bu yana uluslararası hukuku ve insan haklarını yok sayarak, büyük bir kaos oluşturdu. Bunu destekleyen güçler ve destekler, insanlığın en kadim şehirlerinden biri olan ve ilahi dinlerin kutsal kabul ettiği Kudüs’ün saygınlığına halel getirdi. İlk kıblemiz ve kutsal mabedimiz olan Mescid-i Aksa’nın dokunulmazlığını ihlal etti” dedi. “İsrail, bir Filistin şehri olan Gazze’yi yıllardır dünyanın en büyük açık hava hapishanesine dönüştürmüştür” Hutbesinde dünyada savaş, işgal ve küresel krizlerin arttığını, İsrail’in de Gazze’yi adeta dünyanın en büyük açık hapishanesine dönüştürdüğünü söyleyen Erbaş, “Maalesef bugün dünyamız savaşlar, işgaller ve küresel krizlerle kuşatılmış vaziyettedir. Bu vahim durumun bedelini ise en çok zayıflar, mazlumlar ve çocuklar ödemektedir. İşte Filistin ve Gazze’de yaşananlar bunun en açık örneğidir. İsrail, bir Filistin şehri olan Gazze’yi yıllardır dünyanın en büyük açık hava hapishanesine dönüştürmüştür. Abluka altına aldığı Gazzeli kardeşlerimizin en temel ihtiyaçlarını temin etmelerine bile engel olmaktadır. Kardeşlerimiz yerinden ve yurdundan edilmiştir. Mal ve mülkleri haksız bir şekilde ellerinden alınmıştır. Onlara hiçbir şekilde hayat hakkı tanınmamıştır. Siviller, kadınlar, çocuklar, yaşlılar, topyekûn bir halk korkunç silahlarla, bombalarla katledilmiştir. Gazze’de bugün tüm dünyanın gözü önünde tarihin en büyük zulmü yaşanmaktadır. Bütün bu baskı ve zulümlerin karşısında Müslümanlara özgürlük mücadelesinde direnmekten başka çare kalmamıştır” diye konuştu. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, tüm Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesi gerektiğine, Filistinli Müslümanlara destek olunması gerektiğine dikkat çekti. Erbaş, şunları söyledi: “İnşallah yüreklerimiz İslam için toplu vursun, Kur’an için toplu vursun, kardeşliğimiz için toplu vursun, Müslümanların her yerde ve her zaman birliği ve beraberliği için toplu vursun. Mehmetçiğimiz ve şanlı ordumuz, peygamber ocağı askerlerimiz, şanlı ordumuz karada, denizde ve havada yurt içinde ve sınır ötesinde düşmanla, terörle ve terör gruplarının arasındaki güçlerle mücadele ederken, onların başarısı için yüreklerimiz toplu vursun. Buna çok ihtiyacımız var. Geçmişte olduğu gibi bugün de ihtiyacımız var. Atalarımız cephelerde savaşarak bu toprakları kanlarıyla yoğurdu ve bize emanet etti.” Erbaş, hutbe iradının ardından dua okuyarak, cuma namazını kıldırdı.

Bursa ve çevre illerde bayram namazı kılındı Haber

Bursa ve çevre illerde bayram namazı kılındı

BURSA (AA) - Ramazan Bayramı dolayısıyla Bursa, Eskişehir, Balıkesir, Çanakkale, Kütahya ve Bilecik'teki camilerde bayram namazı kılındı.Bursa'da Ulu Cami, Yeşil Cami ile Emir Sultan ve Murad Hüdavendigar camileri başta olmak üzere cemaat, ibadethaneleri doldurdu.Ezan öncesi camilerin içleri ve açık alanlarında yerlerini alan cemaat, vaazları dinledi.Namaz ve hutbeden sonra yapılan duanın ardından vatandaşlar birbiriyle bayramlaştı.- EskişehirEskişehir'de, Reşadiye Camisi başta olmak üzere kentteki camiler sabahın ilk dakikalarından itibaren bayram namazını kılmak isteyenlerle doldu.Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat'taki depremlerden etkilenen Hatay'dan gelerek Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Doğan Aslan Bey Öğrenci Yurdu'nda misafir edilen depremzedeler, bayram namazını hazırlanan mescitte kıldı. Cemaat, hutbe okunması ve dua edilmesinin ardından birbirleriyle bayramlaştı.Antakya ilçesinden gelen Şevki Heybeli, yaptığı açıklamada, bayramın herkese mutluluk, huzur ve hayırlar getirmesini dileyerek, böyle büyük acıların, depremlerin yaşanmamasının tek duaları olduğunu söyledi.Heybeli, Eskişehir'e geldikleri günden bu yana devlet yetkililerinin her zaman yanlarında olduğunu belirterek teşekkür etti.- BalıkesirBalıkesir'de bayram namazı dolayısıyla çok sayıda kişi tarihi Zağnos Paşa Camisi'ni doldurdu.İl Müftüsü Celal Sürgeç'in kıldırdığı bayram namazına, AK Parti Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, Altıeylül Belediye Başkanı Hasan Avcı, Gençlik ve Spor İl Müdürü Adem Özalp, İl Emniyet Müdürü Hasan Onar, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ali Yıldız ve AK Parti İl Başkanı Ekrem Başaran da katıldı.Protokol mensupları, namazın ardından vatandaşlarla bayramlaştı. Cami cemaatine, namaz çıkışında ikramlarda bulunuldu.Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz, Zağnos Paşa Türbesi'nde dua etmelerinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, tüm vatandaşların bayramını kutlayarak, deprem nedeniyle hüzünlü bir bayram yaşandığını ifade etti.Altıeylül Belediye Başkanı Avcı da tüm İslam aleminin bayramını kutladı.- ÇanakkaleÇanakkale kent merkezindeki Necippaşa, Şehitler, Yalı ve Anafartalar camilerine gelen çok sayıda kişi, namazlarını kıldıktan sonra birbirlerinin bayramlarını tebrik etti.Cemaate camilerden çıkışlarında şeker ve çikolata ikram edildi.Büyükleri ile namaza gelen çocuklara da bayram harçlıkları verildi.- KütahyaKütahya’da vatandaşlar, bayram namazında tarihi Ulu Cami'yi doldurdu.İl Müftüsü Hüseyin Demirtaş vaazında, Müslümanların, tutulan oruçların ardından Ramazan Bayramı'na ulaşmanın sevincini yaşadığını belirtti. Demirtaş, bayramların önemine değindi.Cami içinde oluşan yoğunluktan dolayı bazı kişiler cami bahçesinde namaz kıldı.Namazın ardından protokol üyeleri ile vatandaşlar bayramlaştı.Kütahya Belediyesi namazın ardından cemaate çay ve simit ikramında bulundu.- BilecikRamazan Bayramı dolayısıyla Bilecik'te vatandaşlar bayram namazı kılmak için camilere geldi.Bilecik'te sabahın ilk saatlerinde Hürriyet Mahallesi'ndeki Kayıboyu Camisi başta olmak üzere kent genelindeki camilere gelen vatandaşlar saf tuttu.İl Müftüsü Ali Erhun'un vaazının ardından bayram namazını kılan cemaat, dua etti.

Pazartesiyi Salıya bağlayan gece, Kadir gecesi Haber

Pazartesiyi Salıya bağlayan gece, Kadir gecesi

Emre Ekici  Adana’da Müslümanlar camileri doldurdu. Ramazan ayı içerisinde kılınan Cuma namazından vatandaşlar bol bol dua etti. Kadir gecesi öncesi son Cuma namazında Kadir Gecesi anlatıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından 2023 yılı fitre miktarı 70 TL olarak belirlendi. Bu hafta hazırlanan Cuma hutbesinde de fitre ve Kadir Gecesi konularına dikkat çekildi. Cuma namazı öncesi tüm camilerde okunan Cuma hutbesi, ‘Kadir Gecesi: Bir ömre bedel gece’ başlığı altında ele alındı. Ramazan ayının son günlerinin idrak edildiğini belirtilen hutbede şu ifadelere yer verildi; “Ramazan-ı şerifin son günlerindeyiz. Bayramın esenliğine ulaşmaya sayılı günler kaldı. Bu günler, cehennem azabından kurtuluş günleridir. Bu günler, dünyevi meşgalelerden sıyrılıp bütün vaktimizi ibadet ve taate ayırdığımız itikaf günleridir. Bu günler, ihtiyaç sahiplerini bayram sevincine ortak eden sadaka-i fıtır günleridir. Bu günler, Rabbimizin bin aydan daha hayırlı kıldığı Kadir gecesini içinde barındıran fırsat günleridir. Önümüzdeki Pazartesiyi Salıya bağlayan gece, Kadir gecesini idrak edeceğiz inşallah. Kadir gecesi, Cenabıhakk’ın "Oku!" emriyle başlayan ilahi fermanının insanlıkla buluştuğu vuslat gecesidir. Cehaletin karanlığıyla daralan gönüllerin İslam’ın nuruyla aydınlandığı rahmet gecesidir. Mağfiret kapılarının ardına kadar açılıp günahların affedildiği arınma gecesidir. Yüce Rabbimiz, Kadir suresinde bu gecenin kıymetini bizlere şöyle haber vermektedir: "Biz Kur’an’ı, Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Cebrail o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir." Ramazanı on bir ayın sultanı, Kadir gecesini bir ömre bedel kılan, Kur’an-ı Kerim’dir. O Kur’an ki; Rabbimizin kullarına en büyük nimeti ve rahmetidir. Sözlerin en doğrusu ve en güzelidir. Müminlere şifadır, hakkın ve hakikatin kaynağıdır. O Kur’an ki; ilim ve irfanı, edep ve hayayı, helal ve haramı, adalet ve merhameti öğreten bir hidayet rehberidir. Ruhlara huzur veren, yeryüzünü yaşanılır kılan Rabbani bir nurdur. İnsana, kendini, Rabbini, kainatı ve varoluşun gayesini hatırlatan son ilahi mesajdır. Allah Resûlü (sas) bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor: "İnanarak ve sevabını Allah’tan umarak Kadir gecesini ihya edenin geçmiş günahları affedilir."  Öyleyse bu geceyi kendimize milat kılalım. Bu geceyi anlamlı kılan Kur’an-ı Kerim’in rahmet yüklü mesajlarını gönlümüze, zihnimize ve hayatımıza aktaralım. Sevgili Peygamberimiz (sas)’in Hz. Aişe annemize öğrettiği  "Allah’ım! Sen affedicisin, ikram sahibisin, affetmeyi seversin, beni de affet." duasıyla Rabbimizin engin rahmetine sığınalım. Günahlarımıza tövbe edelim, bağışlanmamız için istiğfarda bulunalım. İşte o zaman, bölük bölük inen meleklerin varlığıyla sıkıntılarımız hafifleyecek, inşiraha erecek gönüllerimiz ve sekinet bulacak ruhlarımız. Ramazanın bu son günlerinde eda etmemiz gereken ibadetlerden biri de sadaka-i fıtır’dır. Toplumumuzda fitre olarak bilinen Fıtır sadakası, Ramazana kavuşmanın, bayrama erişmenin şükrüdür. Fıtır sadakası, dayanışma ve paylaşma bilincinin toplumun tamamına yayılmasına vesiledir. O halde, fitrelerimizi ihtiyaç sahibi kardeşlerimize ulaştırmanın gayretinde olalım. Rabbimizin bizlere emaneti olan yetim ve öksüzleri unutmayalım. Onların da neşe içinde bayrama kavuşmalarına katkı sunalım. Unutmayalım ki, hayır ve hasenat olarak ne harcarsak, Allah onun yerine daha iyisini verecektir. Bu vesileyle Kadir gecemizi tebrik ediyor, birlik ve beraberlik, sıhhat ve afiyet, huzur ve mutluluk içinde, bağışlanmamış tek bir günahı bırakmaksızın bizleri bayram sabahına ulaştırmasını Cenabıhak’tan niyaz ediyorum.”

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Hatay'da cuma namazı kıldırdı Haber

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Hatay'da cuma namazı kıldırdı

HATAY (AA) - Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, "Tek yürek, yekvücut olup yaralarımızı sarmaya gayret ediyoruz. Acılarımızı hafifletmeye, umutlarımızı diri tutmaya devam ediyoruz." dedi.Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Hatay'ın Antakya ilçesinde mezarlık kompleksi alanında kurulan çadır mescitte, "Kardeşlik, dayanışma ve dua" konulu hutbe irat eden Erbaş, cuma namazı kıldırdı ve dua etti.Erbaş, hutbede, milletçe zor zamanlardan geçildiğini belirterek şunları ifade etti:"Tek yürek, yekvücut olup yaralarımızı sarmaya gayret ediyoruz. Acılarımızı hafifletmeye, umutlarımızı diri tutmaya devam ediyoruz. Allah'a gönülden bağlı müminler olarak inancımız odur ki bu sıkıntı bulutları, ilahi rahmet rüzgarlarıyla dağılacaktır Allah'ın izniyle. Hayır ve bereket kapıları dua, kardeşlik ve dayanışma anahtarıyla açılacaktır inşallah. Gönüllerimiz, huzur ve sekinete kavuşacaktır. İman dolu yüreklerimiz selamet bulacaktır inşallah. Zira müminlerin velisi ve yardımcısı yüce Allah'tır. O, bize bizden daha yakındır. Her halimizi bilen, bize metanet ihsan eden, gönlümüze ferahlık veren O'dur."- "Erdemlerimizi yaşatmanın, kardeşlik ahlakını yüceltmenin şimdi tam zamanı"Erbaş, afetler karşısında imandan güç almanın, duaya sığınmanın kulluğun bir gereği olduğunun altını çizdi.Bugünün gönülleri duaya açma, hali Cenabıhakk'a arz etme vakti olduğunu dile getiren Erbaş, şöyle devam etti:"Sonsuz kudret sahibinin yardım ve inayetini dileme vaktidir. Yüce Mevla'mızın 'Bana dua edin, duanızı kabul edeyim.' emrine icabet etme vaktidir. 'Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin.' buyruğuna kulak verme, samimi yakarışlarda buluşma vaktidir, bu vakit. Bugün, depremin sebep olduğu yıkımla mücadele eden milletimiz için yüce Rabbimizden rahmet, metanet, güç ve kuvvet dileme vaktidir.Böylesi zor zamanlarda millet olmanın gereği; kardeşlik ruhumuzu canlı tutmaktır. Duyarlı ve samimi olmak, birbirimizin derdiyle dertlenmektir. Ülkemizin her şehrinden, beldesinden, köyünden Hatay'da, Maraş'ta, Adıyaman'da, Malatya'da ve diğer yerlerde depremden etkilenen her beldede kardeşlerimizin bulunması işte bunun en büyük göstergesidir. Bu; birliğin, beraberliğin, dayanışmanın en büyük göstergesidir. Darda kalan kardeşlerimizin işini kolaylaştırmak, afetle sarsılan dünyalarına güven aşılamaktır. Kimsesiz, yalnız ve yardımsız olmadıklarını kardeşlerimize hissettirmek, ellerinden tutmaktır. Bilhassa çocuklara kol kanat germek, öksüz ve yetimlerin hamisi olmaktır. Şüphe ve endişeye, fitne ve fesada asla fırsat vermeden, erdemlerimizi yaşatmanın, kardeşlik ahlakını yüceltmenin şimdi tam zamanıdır.Peygamberlerinin azmi neticesinde onlara lütfettiği çareyi bize de ihsan etmesi için yüce Rabbimize dua edelim. Üzerimize sekinet yağdırması, gönüllerimizi onarması, yaralarımıza derman olması için yüce Rabbimize yalvaralım, yakaralım. Yüreklerimizi birbirine kaynaştırması, birlik, beraberlik ve kardeşlik şuurumuzu daim kılması için Rabbimize niyazda bulunalım."Depremde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyen Erbaş, "Yüce Rabbimiz, aziz milletimize ve bütün insanlığa bir daha böyle acılar göstermesin." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.