#İhracat

İLKHABER-Gazetesi - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vergi sisteminde büyük değişim kapıda mı? Yeni teklif Meclis’te Haber

Vergi sisteminde büyük değişim kapıda mı? Yeni teklif Meclis’te

Güler, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, kanun teklifinin 15 maddeden oluştuğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, ekonomi ve yatırım haritasını yeniden şekillendirecek çok önemli bilgiler paylaştığını hatırlatan Güler, "Türkiye Yüzyılı'nda Yatırımlar için Güçlü Merkez Programı" ile İstanbul'un küresel ölçekte yatırım ve finans üssü olma iddiasını daha ileriye taşımayı amaçladıklarını ifade etti. Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye'nin, "İstikrar Adası ve Güvenli Liman" olma konumunu somut adımlarla güçlendirdiklerini vurgulayan Güler, yatırımcı dostu düzenlemeler, genişletilen vergi teşvikleri, "tek durak büro" gibi hızlanan süreçler, İstanbul Finans Merkezi (İFM) ve yeni hamlelerle güçlü bir yatırım zemini oluşturacaklarını dile getirdi. Hayata geçirilecek kapsamlı reformlarla İstanbul'un, sermayenin, ticaretin ve karar alma süreçlerinin merkezlerinden biri olma konumunu güçlendireceklerine işaret eden Güler, atılacak adımların üretim, ihracat, teknoloji ve girişimcilik ekseninde sürdürülebilir büyümeye katkı sunacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı yatırımcı dostu iklimi tahkim eden, üretimi ve ihracatı merkeze alan kanun teklifinin TBMM'nin gündemine geleceğini aktaran Güler, teklifin, Türkiye'nin küresel finans ve teknoloji liginde üst sıralara tırmanması için yürütülen kararlı ve stratejik bir hazırlığın ürünü olduğunun altını çizdi. "İMALATÇI İHRACATÇIMIZA 16 PUANLIK BİR VERGİ AVANTAJI SAĞLIYORUZ" Fırtınalı atmosferde Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde "İstikrar Adası ve Güvenli liman" olduğunu bir kez daha tescil ettiğine dikkati çeken Güler, kanun teklif ile Türkiye'yi, küresel ticaret yollarının, finansal akışların ve teknolojik inovasyonun "merkez üssü" haline getireceklerini belirtti. AK Parti Grup Başkanı Güler, sözlerini şöyle sürdürdü: "Üretim ve ihracatı desteklemek amacıyla kurumlar vergisi oranlarında indirime gidiyoruz. İmal ettikleri malları doğrudan ihraç eden kurumlarımızın bu kazançlarına uygulanan vergiyi yüzde 9'a, diğer ihracatçı kurumlarımız için ise yüzde 14’e indiriyoruz. Böylece imalatçı ihracatçımıza 16 puanlık bir vergi avantajı sağlamış oluyoruz. Transit ticaretin merkezi olma hedefimiz doğrultusunda, İstanbul Finans Merkezi katılımcılarının bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazanç indirimini yüzde 50'den yüzde 100'e çıkararak tam muafiyet sağlıyoruz. Bu teşviki İstanbul Finans Merkezi dışındaki kurumlarımıza da yayarak, transit ticaret kazançlarının yüzde 95'ini vergi dışı bırakıyoruz. Ülkemize nitelikli yatırımcı ve döviz girişini artırmak amacıyla son üç yıl Türkiye'de yerleşik olmayan gerçek kişilerin yurt dışı kazançlarını 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna tutuyoruz. Bu kişilerden veraset yoluyla mal intikallerinde ise vergi oranını sadece yüzde 1 olarak uygulayarak mülkiyet geçişini de kolaylaştırıyoruz." Türkiye'yi uluslararası firmalar için bölgesel bir operasyon ve yönetim merkezi haline getireceklerini, en az 3 farklı ülkede aktif faaliyet gösteren küresel gruplara hizmet verecek "Nitelikli Hizmet Merkezleri" kurulacağını anlatan Güler, bu merkezlerde görev yapacak nitelikli personelin ücretlerine mevcut asgari ücret istisnasına ilave olarak brüt asgari ücretin 3 katına kadar, İFM bünyesinde 5 katına kadar gelir vergisi istisnası getirileceğini ifade etti. Güler, böylece toplamda brüt asgari ücretin 4 ve 6 katına kadar bir vergi avantajı sağlayarak nitelikli insan kaynağının ve uluslararası yatırımların korunacağını vurguladı. İFM'nin küresel rekabet gücünü korumak için kurumlar vergisi indirim süresini 2047 yılına kadar uzatacaklarını söyleyen Güler, finansal faaliyet harç muafiyetini ise 5 yıldan 20 yıla çıkararak, yatırımcıya uzun vadeli bir hukuki öngörülebilirlik sunacaklarını belirtti. Güler, genç girişimcilere ve teknoloji ekosistemine destekler sağlayacaklarını dile getirerek, "Tekno-girişim" şirketlerinde çalışan personele verilen pay senetlerindeki vergi istisnası sınırını, mevcut bir yıllık brüt ücret tutarından brüt ücretin iki katına çıkaracaklarını bildirdi. "AMME BORÇLARININ TECİL VE TAKSİTLENDİRİLMESİNDEKİ SÜREYİ 72 AYA YÜKSELTİYORUZ" "Dijital Şirket" tanımıyla yeni nesil girişimlerin kuruluş maliyetlerini minimum düzeye düşüreceklerini aktaran Güler, kuluçka girişimcilerini de 3 yıl boyunca oda aidatlarından muaf tutacaklarını ifade etti. AK Parti Grup Başkanı Güler, şunları kaydetti: "Vergiye gönüllü uyumu artırmak amacıyla, yurt dışında bulunan para, altın, döviz ve menkul kıymetlerin 31 Temmuz 2027 tarihine kadar ekonomimize kazandırılmasının önünü açıyoruz. Sadece yurt dışı değil, yurt içinde olan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıkların da banka ve aracı kurumlara bildirilerek sisteme dahil edilmesini sağlıyoruz. Normal şartlarda yüzde 5 olarak uygulanan vergi oranını, varlıkların devlet iç borçlanma senetlerinde veya kira sertifikalarında tutulma taahhüdüne göre sıfıra kadar indiriyoruz. Bildirilen bu varlıklar için hiçbir suretle vergi incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacağını kanunla teminat altına alıyoruz. İşletme bünyesine alınan bu kıymetlerin 2 yıl geçmedikçe sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmamasını şart koşarak sermaye yapılarımızı güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Yatırımcıyı korurken, desteklerken vergi borcunu ödemek isteyen ancak zorluklar yaşayan her bir esnafımızı, tacirimizi, vatandaşımızı da gözetiyoruz. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 48. maddesinde yapacağımız değişiklikle, amme borçlarının tecil ve taksitlendirilmesindeki 36 aylık azami süreyi 2 katına çıkararak 72 aya yükseltiyoruz. Bununla birlikte, teminatsız tecil sınırını da artırarak 50 bin liradan 1 milyon liraya çıkarıyoruz. Böylece borcunu ödeme niyetinde olan vatandaşımıza, esnafımıza, tacirimize hem daha uzun bir vade tanıyor hem de 1 milyon liraya kadar olan borçlarda teminat gösterme şartını kaldırmış oluyoruz." Kanun teklifinin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşüleceğini aktaran Güler, teklifin daha sonra TBMM Genel Kurulunun gündemine geleceğini bildirdi. Abdullah Güler, yatırımın, teknolojinin desteklenmesine yönelik çalışmaları da sürdüreceklerini belirtti. Güler, "Şirketini burada kurup dünyanın her yerinde ticaret yapabilecek yatırımcıya, girişimciye kapımız açık. Onlara güven sağlayan, teknik manada kanununa derç eden teklifimizi arz etmiş olduk." diye konuştu. Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporundaki yasal düzenlemelerin ne zaman hayata geçirileceğinin sorulması üzerine Güler, süreçteki çalışmaların sürdüğünü hatırlattı. Bu konuda samimi gayretlerinin ve inançlarının hiç değişmediğinin altını çizen Güler, "Süreçte silah bırakmanın ve PKK terör örgütünün kendisini feshedip dağıtmasının güçlü şekilde kurumlarımız, TSK, güvenlik kuvvetlerimiz, MİT Başkanlığımız tarafından ortaya konulması gerekiyor ki bu süreci destekleyecek, kalıcı hale getirecek idari ve yasal düzenlemeler hayata geçebilsin. Süreç devam ediyor." ifadelerini kullandı. Enflasyon rakamlarının hatırlatılması ve ara zam beklentisinin bulunduğunun belirtilmesi üzerine Güler, petrol fiyatlarındaki kırılgan durumun ve değişkenliğin dünyada olduğu gibi Türkiye'de de enflasyonda baskı oluşturarak, fiyatlar genel düzeyinde artışa neden olduğunu kaydetti. Abdullah Güler, çalışanları, emeklileri, dar ve sabit gelirleri her zaman desteklediklerini belirterek, "Şu anda bu mahiyette, bu şekilde bir çalışma yok." dedi.

Bakan Bolat: Daha fazla yabancı sermaye çekmek için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz Haber

Bakan Bolat: Daha fazla yabancı sermaye çekmek için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'nin, uluslararası ticari ilişkileri ile mal ve hizmet ihracatı yapan sektörlerin rekabet gücünü desteklemek ve daha fazla yabancı sermaye çekmek için gerekli önlemleri almak konusunda elinden gelenin en iyisini yaptığını söyledi. Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurulan "Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez" vizyonu kapsamında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen basın toplantısında soruları yanıtladı. Türkiye'nin 2021'den bu yana Avrupa Birliği'nin (AB) Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve Yeşil Mutabakat Projesi'ne uyum sağladığını hatırlatan Bolat, Türk mevzuatını ve sanayi sektörlerini SKDM'nin kriterleriyle uyumlu hale getirmek için Avrupa Komisyonu ile yakın çalıştıklarını ifade etti. Bolat, düzenlemenin çimento, demir-çelik, gübre, enerji ve tekstil gibi ana sektörlerle ilgili olduğunu ve bu sektörlerin AB Yeşil Mutabakat mekanizmasına adaptasyonlarını koordine etmek için özel sektör kuruluşlarıyla yakından çalıştıklarını belirtti. Ticaret koridorları ve Orta Koridor bağlamında Türkiye'nin, bugüne kadar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ulaştırma ve altyapı sistemine yaklaşık 300 milyar dolar, enerji üretimi alanına da 200 milyar dolar yatırım yaptığını kaydeden Bolat, "Tüm bu devasa yatırımlar, Türkiye'nin altyapısını geliştirmiştir. Deniz, kara, hava ve demir yolu ulaşım sistemlerindeki tüm ulaşım modlarımızda gelişme sağlamıştır." dedi. Bolat, Türkiye'nin kritik jeopolitik konumuna da işaret ederek, bu özelliği nedeniyle hem Türkiye ve komşu ülkeler üzerinden alternatif ticaret koridorlarıyla ilgili çalışmalara başladıklarını vurguladı. Bolat, bu kapsamda Türkiye, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar'ı içeren Umman yoluna da değindi. Bu yatırımların alternatif ticaret yollarının gelişimine önemli katkı sağladığını belirten Bolat "Savaşlar, ablukalar gibi nedenlerle mevcut güzergahların kesintiye uğraması durumunda, Orta Koridor'a benzer şekilde Zengezur Koridoru'nu da bu kapsamda değerlendirebiliriz. Bu çabalar, doğu ile batı ve kuzey ile güney arasındaki ticaret hatlarının hızlanmasına katkı sağlamıştır." diye konuştu. "GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALMAK ADINA ELİMİZDEN GELENİN EN İYİSİNİ YAPIYORUZ" Bolat, Türkiye'nin mal ve hizmet ithalatının 420 milyar dolar seviyesinde olduğuna ve AB ile köklü bir Gümrük Birliği ilişkisi bulunduğuna dikkati çekerek, mevcut durumda farklı ülkelerle 24 serbest ticaret anlaşmasının (STA)olduğunu söyledi. Bolat, Türkiye'nin Birleşik Krallık ile de STA'sı olduğunu, bu anlaşmanın hizmetler sektörünü de kapsayacak şekilde genişletilmesi için bir süredir müzakere aşamasında bulunduklarını hatırlattı. Öte yandan hizmetler sektörünü de içerecek bir STA imzalamak üzere 6 üye ülkeden oluşan Körfez İşbirliği Konseyi ile müzakereler yürüttüklerini dile getiren Bolat, "Azerbaycan ve Özbekistan gibi Türk devletleriyle tercihli ticaret anlaşmalarımız var. Şu anda bu tür serbest ve tercihli ticaret anlaşmalarını bazı Balkan, Kafkas ve Kuzey Afrika ülkeleri dahil olmak üzere diğer ülkelere de yayma aşamasındayız. Türkiye olarak, uluslararası ticari ilişkilerimizi, mal ve hizmet ihracat sektörlerimizin rekabet gücünü desteklemek ve daha fazla yabancı sermaye çekmek için gerekli önlemleri almak adına elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz." dedi. Bolat, bu kapsamda ülkenin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 23 yıllık görev süresi boyunca, 300 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım çektiğini sözlerine ekledi.

Uluslararası Helal Akreditasyon Kongresi'nin ilki yapıldı Haber

Uluslararası Helal Akreditasyon Kongresi'nin ilki yapıldı

Birinci Uluslararası Helal Akreditasyon Kongresi, Orman Genel Müdürlüğü'nde gerçekleştirildi. Çeşitli ülkelerden kamu temsilcilerini, akademisyenleri, sektör paydaşlarını, alanında uzman isimleri ve büyükelçileri bir araya getiren kongre, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Bakan Bolat, kongrenin açılışında yaptığı konuşmada, Kur'an-ı Kerim'de birçok farklı ayette "helal" kaidesine işaret edildiğini söyledi. Hayatın önemli parçası olan ekonomik faaliyetlerde, helal kavramının dikkat edilmesi gereken önemli bir ölçüt olduğunu ifade eden Bolat, bu kapsamda kurulan Helal Akreditasyon Kurumunun (HAK) bugüne kadar önemli çalışmalar gerçekleştirdiğini bildirdi. Bolat, Türkiye açısından İslam İşbirliği Teşkilatının (İİT) önem arz ettiğini, hükümetin Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda İslam ülkeleriyle ticareti geliştirme stratejine çok önem verdiğini dile getirdi. İslam dünyasının Türkiye'nin dış ticaretindeki payının 2002 yılında yüzde 11 iken geçen yıl itibarıyla yüzde 26'yı aştığını vurgulayan Bolat, hedefin 2030'a kadar yüzde 30 barajını geçmek olduğunu kaydetti. HELAL ÜRÜN VE HİZMETLERE YÖNELİK TALEBİN ARTMASI BEKLENİYOR Bolat, İslam ülkeleriyle dış ticareti geliştirmek için canla başla çalıştıklarını belirterek, "İslam dünyasıyla 2025 itibarıyla toplamda 115 milyar dolar dış ticaretimiz söz konusu. Helal kavramı, İslami vecibe, güven, sağlık ve özellikle tüketici dostu olmak anlamında çok önemli. Dünyada İslam toplumlarının nüfusu 2 milyarı aştı. Küresel nüfusun yüzde 25'ini oluşturuyoruz. Bu büyüme trendiyle 2030 yılına kadar 540 milyondan fazla Müslüman genç nüfusa sahip olacağız. Nüfus artışı, ekonomik ve demografik dönüşüm, teknolojik gelişmeler, küresel ölçekte de helal ürün ve hizmetlere yönelik talebi artıracaktır." dedi. Bu açıdan konunun düzenleme ve denetleme gerektirdiğine işaret eden Bolat, 2023 yılında İİT'ye bağlı olarak Helal Akreditasyon Kurumları İslami Forumunun kurulduğunu, buna 3'ü gözlemci olmak üzere 26 İslam ülkesinden akreditasyon kurumlarının üye olduğunu aktardı. "2 BİN 500'DEN FAZLA HELAL BELGELİ ÜRETİM TESİSİ AKREDİTASYONLU" Bolat, helal ekonomisinin boyutuna dikkati çekerek, bu ekonominin bugün birçok sektöre yansıdığını söyledi. Giyimden turizme, medyadan kozmetiğe birçok alanda "helal" kavramının dikkate alındığını vurgulayan Bolat, şu ifadeleri kullandı: "2024 yılında 2,3 trilyon dolar, 2025'te 2,5 trilyon dolar hacme sahip olan helal sektörü ve alanının 2028'de 3,5 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu da ister ürün ister hizmet olsun üretenler açısından dikkate alınması gereken çok önemli bir alandır. İİT nezdinde helal ihracat ve ithalat profiline baktığımızda, Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri, özellikle Uzak Doğu'da Endonezya, Malezya gibi ülkelerin, Müslüman olmayan ülkelerde yaşayan Müslüman toplulukların da bu alanda önemli çalışmalar yaptıklarını, bu konuları dikkate aldıklarını memnuniyetle görüyoruz. Hatta Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya gibi bazı ülkelerde de kendilerinde bulunan Müslüman topluluklar açısından bunu dikkate aldıklarını görüyoruz." Bolat, İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsünün (SMIIC) yayımladığı helal standartlarının, Türkiye'nin de milli helal standartları konumunda olduğunu bildirdi. HAK'ın kurulduktan sonra 35 ülkeden 227 başvuru aldığını, kurumun helal belgesi vermek isteyen kuruluşlardan 132'sine akreditasyon belgesi verdiğini aktaran Bolat, bunlardan 73'ünün asgari yeterlilik seviyesine henüz ulaşmadığı yönünde cevap verildiğini, bugün ise 2 bin 500'den fazla helal belgeli üretim tesisinin akreditasyon güvencesi altında olduğunu kaydetti. Bolat, aynı zamanda 35 ülkeden 1600'den fazla misafir katılımcıya Türkiye'de helal akreditasyon konusunda eğitim verildiği bilgisini verdi. "TİCARETİ KOLAYLAŞTIRACAK ULUSLARARASI YAPININ İHDASI GEREKLİ" HAK Başkanı Zafer Soylu da helal ürün ve hizmetlerin küresel ölçekteki öneminin her geçen yıl arttığını söyledi. Bu büyümenin bazı yapısal sorunları da beraberinde getirdiğine işaret eden Soylu, özellikle farklı ülkelerde uygulanan farklı belgelendirme sistemlerinin üreticiler açısından maliyet artışına ve zaman kaybına yol açabildiğini, tüketiciler açısından da güven sorununa neden olabildiğini belirtti. Soylu, bu noktada helal akreditasyonun, sistemin güvenilirliğini ve bütünlüğünü sağlayan temel bir unsur olduğunu, HAK'ın ülkenin kalite altyapısı ve akreditasyon alanındaki tüm birikim ve tecrübesini, helal ürün ve hizmet belgelendirmesi alanına yansıtabilmesi amacıyla kurulduğunu anlattı. Helal belgelerinin ticareti kolaylaştırıcı bir hüviyete kavuşması, logo ve sembollerinin tüketiciler nezdinde güven tesis etmesi için kurum olarak bazı gereklerin yerine getirilmesi gerektiğine dikkati çeken Soylu, şunları kaydetti: "İlki, İİT üyesi ülkelerin katkılarıyla hazırlanan ve üzerinde mutabakata varılan, gerek teknik gerekse de fıkhi hususları kapsayan bir standardizasyon yapısı kurulması elzemdir. Bu itibarla SMIIC standardizasyon yaklaşımını benimsiyoruz ve destekliyoruz. İkinci aşamada ise tüm helal akreditasyon kurumlarının üyesi olduğu ve eş değerlendirme faaliyetlerini yürütecek, bu suretle mükerrer belgelendirmeyi ortadan kaldıracak hem ticareti kolaylaştıracak hem de güveni tesis edecek olan bir uluslararası yapının ihdasını gerekli görüyoruz. Bu noktada, İİT'nin bağlı kuruluşu olan Helal Akreditasyon Kurumları İslami Forumunun bir an önce faaliyete başlamasını arzu ediyoruz." DİĞER KONUŞMALAR Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Abdurrahman Haçkalı ise helal belgelendirme sürecinin dini hassasiyetleri korumanın yanı sıra insanlığın ortak iyiliğine katkı sağladığını söyledi. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanı Abdullah Eren, bugün gelinen noktada dünyada kalkınma çalışmaları dahil her şeyin alternatifinin üretilmesi gerektiğini ifade etti. Eren, dünyada kalkınma yaklaşımında helal akreditasyonuna ihtiyaç olduğunu dile getirerek, Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son 23 senedir dünyanın birçok farklı bölgesindeki ülkelere elini uzattığını belirtti. Konuşmaların ardından Bakan Bolat'a günün anısına hediye takdim edildi.

Avrupa'nın en büyük ayakkabı moda fuarı İstanbul'da açıldı Haber

Avrupa'nın en büyük ayakkabı moda fuarı İstanbul'da açıldı

Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneğince (TASD) İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen ve 25'i yabancı 200'den fazla firmanın katıldığı fuarda, 2026/2027 sonbahar/kış koleksiyonları görücüye çıktı. Ticaret Bakanlığının desteğiyle gerçekleştirilen ve 5 bini yabancı olmak üzere 20 bine yakın profesyonelin ziyaret etmesi beklenen fuarın açılışı için tören düzenlendi. Törende konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, Türkiye'de artık dünyanın ve Avrupa'nın en büyük fuarlarının düzenlenebildiğini belirterek, dünyanın dört bir yanından iş insanının herhangi bir zorluk yaşamadan buraya gelebildiğini söyledi. Orta Doğu ve Körfez bölgesinde yaşanan son gelişmelere ve küresel anlamdaki belirsizliğe rağmen Türkiye'de güven ve huzur ortamının bulunduğunu vurgulayan Gürcan, "Bu güven ortamını ticaretimize ve iş dünyasına yansıtmalıyız. Ekonomimiz her geçen yıl büyüyerek kendisini geliştiriyor. Son 22 çeyrek, yani tam 5,5 yıldır Türkiye ekonomisi büyümesini sürdürüyor." dedi. "İHRACATÇILARA DESTEKLERİMİZ DEVAM EDİYOR" Gürcan, Türk deri ve ayakkabı sektörünün köklü üretim geleneği, güçlü sanayi altyapısı ve tasarım kabiliyeti sayesinde geçen yıl 1,8 milyar dolar ihracat yaptığını kaydetti. Bu alanda 2025'te düşüş yaşandığını dile getiren Gürcan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Daralmanın sebeplerini tespit ettik ve tedbirler almaya devam edeceğiz. Gerek küresel ölçekte artan risk algısı ve uluslararası konjonktürde yaşanan belirsizlikler gerekse önde gelen ihracat pazarlarında ortaya çıkan talep daralmaları deri ve ayakkabı sektörümüz açısından zor geçen yılları da beraberinde getirmiştir. Üretim yapısı, tasarım gücü ve hızlı üretim kabiliyeti sayesinde Türk deri ve ayakkabı sektörü yaklaşık 200 ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştiren, küresel tedarik zincirlerinde önemli konumda bulunan bir sektör haline gelmiştir. Bu sayede sektörümüz istihdama ve ülkemizin ihracat hedeflerine önemli katkılar sunmuştur ve sunmaya devam edecektir." Gürcan, ihracatçılara Türk Eximbank, İhracatı Geliştirme AŞ ve Türk Ticaret Bankası gibi mekanizmalar sayesinde sunulan desteklere ilişkin veriler paylaşarak, "Tüm bu çabalardan da anlaşılacağı üzere ihracatçıların finansmana erişimi bakanlığımız için en öncelikli gündem maddelerinin başında gelmekte olup, finansman konusunu hassasiyetle takip ettiğimizi de belirtmek istiyoruz." açıklamasında bulundu. İç ve dış ticaretin gelişmesi ve büyümesi ile ticari hayatın sorunsuz şekilde işlemesini sağlamak amacıyla attıkları adımlardan bahseden Gürcan, tüketicilerin korunması amacıyla hayata geçirdikleri faaliyetleri anlattı. "EMEK YOĞUN SEKTÖRLERE DESTEK ARTIRILMALI" Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe de ayakkabı, deri, deri mamulleri, hazır giyim, tekstil, halı ve mobilya gibi emek yoğun sektörlere sunulan desteklerin artırılması çağrısında bulundu. Gültepe, "Bu sektörlerin güçlerini geri kazanması için daha fazla desteğe ihtiyacımız var. Çünkü gerçekten rekabetçilikte büyük problem var ki bunu da ayakkabı sektörü yaşadı. (ABD ve İsrail ile İran arasındaki) Savaş başlamadan önceki politikalarla savaş dönemindeki politikaların değişmesi gerekiyor. Daha fazla destek verilmesi, daha fazla istişare gerekiyor." dedi. Ayakkabı sektörünün Ticaret Bakanlığının destek ve koruma önlemleri sayesinde bir nebze de olsa nefes aldığını anlatan Gültepe, önceki yıllarda ulaşılan üretim seviyesini tekrar kazanmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi. "ENFLASYONU ÇÖZME PROGRAMINDA EN BÜYÜK FEDAKARLIĞI SANAYİCİMİZ ÜSTLENDİ" İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ise fuarın 37 yıldan beri istikrarlı ve sürdürülebilir şekilde düzenlenmesinin büyük başarı olduğunu söyledi. ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın oluşturduğu ekonomik tahribatın hayatlarına girmeye başladığını dile getiren Bahçıvan, "Bu durum Türkiye ekonomisini de şu anda derinden etkileme noktasındaki ilk işaretleri vermeye başladı." dedi. Bahçıvan, Türkiye'de yaklaşık 3 yıldır Orta Vadeli Program'ın (OVP) uygulandığını anımsatarak, şu açıklamalarda bulundu: "OVP'nin temel amacı enflasyonu çözmek ve arzu ettiğimiz finansal istikrarı sağlamak. Enflasyonu çözme programında da en büyük fedakarlığı sanayicimiz üstlenmiş vaziyette. Bizden kaynaklanmayan bir enflasyonun çözümü ve problemi noktasında sanayi sektörü olarak yoğun bir sabrı, mücadeleyi ve dayanma gücünü bugüne kadar gösterdik, göstermeye de gayret ediyoruz. Fakat bu içine girmiş olduğumuz durum, bu programla ilgili bütün değerlendirme ve tespitlerimizi tekrar gözden geçirme mecburiyetini bize veriyor." Bahçıvan, şu anda emek yoğun sektörlerin desteklenmesinin çok önemli olduğunun altını çizerek, "Rekabeti sürdürebilmek noktasında destekler ve teşvikler özellikle emek yoğun sektörler üzerinde daha fazla yoğunlaşmalı. Bunlar, gerek kredi mekanizması gerek istihdamı destekleme gerek farklı teşvikler gerekse vergiye dönük teşviklerle bir modele dönüştürülmeli." diye konuştu. "TÜRKİYE'DE FUARLAR, ÜRETİM, İHRACAT DEVAM EDİYOR" İSO Başkanı Bahçıvan, bu süreçte üreticilere de nitelikli ve katma değeri yüksek üretim yapma gibi görevler düştüğünü belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: "Bütün olumsuzluklara rağmen fuarda ne bir iptal olmuş ne bir vazgeçen olmuş. Bu da büyük başarı. Türkiye'miz bu coğrafyada, böylesi bir ortamda dünyanın farklı noktalarından gelen insanları güven ve huzur içerisinde misafir etme noktasında bir markaya sahip. Bunu da değerlendirmemiz ve aramızdaki tüm yabancı konuklarımıza, misafirlerimize çok güçlü anlatmamız gerekiyor. Hangi koşullarda olursa olsun bu ülkede hayat, fuarlar, üretim, ihracat devam ediyor. Bu da bizim dosta düşmana karşı göstermemiz gereken elimizdeki en önemli marka gücümüz." "AYAKKABI İHRACATI VE ÜRETİMİNDE BU SENE DENGELENME YILI OLACAK" İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut da ayakkabı sektörünün Türkiye'nin üretim gücünü, tasarım kabiliyetini ve ihracat potansiyelini en iyi yansıtan alanlardan birisi olduğunu belirterek, "Bu fuar yalnızca ticari organizasyon değil, aynı zamanda yeniliklerin, işbirliklerinin ve küresel vizyonun bir göstergesidir." dedi. TASD Başkanı Berke İçten de fuarın 37 yıldır senede iki defa olmak üzere aralıksız düzenlendiği bilgisini paylaşarak, "Fuarımızın 74'üncüsünde, 26 bin metrekarelik alanda, 25'i yabancı olmak üzere 200'ün üzerinde katılımcıyla sonbahar ve kış koleksiyonlarını sergilemek üzere ziyaretçilerle bir aradayız. Ticaret Bakanlığımızın da destekleriyle B2B alım heyeti organizasyonu kapsamında yaklaşık 600 yabancı satın alma profesyonelinin otel ve uçak masrafları ödenerek fuara katılımları sağlanmıştır." şeklinde konuştu. Ticaret Bakanlığının AYMOD'u prestijli fuar kapsamına almasının ve daha yüksek teşvik vermesinin öneminden bahseden İçten, Rusya-Ukrayna savaşı bitmeden ABD ve İsrail'in İran'a saldırısıyla başlayan yeni karışıklığın yol açtığı olumsuzlukları anlattı. İçten, bu süreçte ayakkabı gibi pek çok emek yoğun sektörün zorlandığını belirterek, olumsuzluklar nedeniyle maliyet avantajını kaybettiklerini, bu yüzden ayakkabı sektörünün 2023 yılında dış ticaret açığı vermeye başladığını söyledi. Ticaret Bakanlığının e-ihracat platformlarından gelen ve kanserojen maddeler içeren ayakkabı ithalatına yönelik kısıtlamaları sonrası ithalatın düşme eğilimine girdiğini kaydeden İçten, ancak ihracatta ve üretimde henüz dengelenme olmadığını bildirdi. Yıllık 550 milyon çift üretim gerçekleştiren ayakkabı sektörünün şu anda 400 milyon çiftin altına gerilediğini anlatan İçten, "Özellikle savaş konjonktüründe ham madde tedarikindeki zorlukların ve birtakım fırsatçılıkların ortaya çıktığı bugünlerde Ticaret Bakanlığımızın buna izin vermeyeceğini biliyor ve bunu yakından takip ettiklerini görüyoruz. Özellikle ayakkabı ihracatımız ve üretimimiz noktasında bu senenin bir dengelenme yılı olacağını öngörüyoruz ve bekliyoruz." açıklamasını yaptı. "BU DÖNEMDE TÜRKİYE'NİN ÖNE ÇIKMA POTANSİYELİ VAR" Berke İçten, özellikle artan navlun fiyatları ve Uzak Doğu'dan tedarikte zorluklar yaşama ihtimali karşısında pazara yakın olan ve güçlü üretici konumundaki Türkiye'nin öne çıkma potansiyeli ve avantajının bulunduğunu vurguladı. Bu potansiyelin maliyet avantajıyla desteklenmesi gerektiğinin altını çizen İçten, ayakkabıda kullanılan bazı ham maddelerin ithalatındaki vergilerin kaldırılması çağrısında bulundu. Açılış konuşmalarının ardından fuarın açılış kurdelesini kesen Bakan Yardımcısı Gürcan ve beraberindekiler, sonrasında gezdikleri alanı inceledi. Fuar, 28 Mart'a kadar gezilebilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.