#ifade

İLKHABER-Gazetesi - ifade haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, ifade haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Muhittin Böcek’ten dikkat çeken ifade! “1 milyon Euro istendi” iddiası Haber

Muhittin Böcek’ten dikkat çeken ifade! “1 milyon Euro istendi” iddiası

Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik "rüşvet" ve "yolsuzluk" soruşturması kapsamında tutuklanarak belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek ile oğlu Gökhan Böcek, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilmek için savcılığa başvurdu. Muhittin Böcek'in, ifadesinde, CHP Genel Merkezi'nin adaylık ve kampanya sürecindeki talepleri iddiasına ilişkin oğluna 'Parti genel merkezi birtakım maddi manevi taleplerde bulunabilir, sen bunları takip et ve yerine getir çünkü ben sahada olacağım' dediği öğrenildi. Gökhan Böcek'in 1 milyon Euro istendiğine yönelik beyanı için de "Oğlum Gökhan'ın 1 milyon Euro istendiğine yönelik bu yönde söylediği beyanı doğrudur" ifadelerini kullandığı öğrenildi. Muhittin Böcek ile oğlu Gökhan Böcek, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “rüşvet” ve “yolsuzluk” soruşturması kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için savcılığa başvurdu. “Parti genel merkezi maddi taleplerde bulunabilir” Muhittin Böcek’in ifadesinde, 2024 yerel seçim sürecinden önce CHP Genel Merkezi’nde yapılan toplantıya katıldığını anlattığı belirtildi. Böcek’in ifadesinde, Özgür Özel’in aday adaylarına yönelik olarak, “Seçim dönemi için genel merkezin sizlerden maddi ve manevi talepleri olabilir, bu konularda yardımcı olun” şeklinde konuştuğunu söylediği öğrenildi. “Oğluma gereğini yap dedim” Muhittin Böcek’in Antalya’ya döndükten sonra oğlu Gökhan Böcek ile görüştüğünü belirterek şu ifadeleri kullandığı aktarıldı: “Parti genel merkezi birtakım maddi manevi taleplerde bulunabilir, sen bunları takip et ve yerine getir çünkü ben sahada olacağım.” “1 milyon Euro istendi” iddiası İfadede en dikkat çeken bölüm ise para talebiyle ilgili oldu. Muhittin Böcek’in, oğlunun kendisine Veli Ağbaba tarafından arandığını ve Özgür Özel’in talebi doğrultusunda 1 milyon Euro istendiğini söylediğini belirttiği öğrenildi. Böcek’in ifadesinde, “Oğlum Gökhan’ın 1 milyon Euro istendiğine yönelik söylediği beyan doğrudur” dediği aktarıldı. Seçim kampanyası harcamalarıyla ilgili açıklama Muhittin Böcek’in seçim kampanyası döneminde il ve ilçe çalışmalarına araç, reklam, yakıt ve organizasyon desteği sağlandığını da ifade ettiği öğrenildi. Ayrıca bazı iş insanlarından sponsorluk ve destek alınmış olabileceğini söylediği belirtildi. Soruşturma sürüyor Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Muhittin Böcek’in Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasının sürdüğü öğrenildi. Dosyada yeni gelişmelerin yaşanabileceği belirtiliyor.

Gülistan Doku’nun sevgilisinin ifadesi ortaya çıktı: Telefonum sessizdeydi Haber

Gülistan Doku’nun sevgilisinin ifadesi ortaya çıktı: Telefonum sessizdeydi

Gülistan Doku soruşturmasında düğüm 6 yıl sonra çözülürken, Doku’nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abarakov da şüpheli olarak tutuklandı. Rus vatandaşı olan ve Türkçeyi çok iyi bilmediğini beyan eden Abarakov’un yeminli tercüman eşliğinde alınan ifadesi ortaya çıktı. 1996 doğumlu Abarakov, Asayiş Şube Müdürlüğü’nde alınan ifadesinde Alanya’da annesi ve üvey babası ile yaşadığını, sabit bir işi olmadığını belirtti. Abakarov, Gülistan Doku ile 2019 yılında Tunceli’de faaliyet gösteren Hanımeli isimli kafede birlikte çalıştıkları için tanıştıklarını ve sevgili olduklarını söyledi. Abakarov, Gülistan ile sevgili olduktan sonra Gülistan’ı kendi ailesi ile tanıştırdığını, Gülistan’ın ailesinden kimse ile tanışmadığını belirtti. Gülistan’ın kaybolduğunu basından öğrendiğini söyleyen Abakarov, kendisinin Gülistan Doku’nun kaybolmasına dair bir bilgisi olmadığını savundu. HTS KAYITLARI 2022’DEKİ İFADELERİN YALAN OLDUĞUNU ORTAYA KOYDU Abakarov’a 17 Mart 2022 tarihinde verdiği ifadede "4 Ocak 2020 günü Gülistan’ın kendisini aramadığı ve kendisinin de onu aramadığı yönünde vermiş olduğu beyanının HTS kayıtlarından yalan olduğunun ortaya çıktığı" soruldu. Bunun üzerine Abakarov, "17 Mart 2022 tarihindeki ifademde konuyu tam hatırlamadığımdan bu şekilde bir cevap verdim. Gülistan 4 Ocak 2020 tarihinde bana ulaşmaya çalışmıştı, akabinde ben de kendisine dönüş yaptım. Bu konuda beni yalan söylemeye iten bir sebep yoktur" dedi. "TELEFONUM SESSİZDEYDİ" Savcılık, soruşturmada en son görüşme kaydı bulunan 22 Aralık 2019 tarihinden sonra 4 Ocak’a kadar Gülistan Doku ve Abakarov arasında görüşme olmadığını, 4 Ocak 2020 günü akşamında saat 20.00 ve 23.09 saatleri arasında Gülistan tarafından Abakarov’a gelen çok sayıda cevapsız çağrı olduğunu belirledi. Aynı akşam saat 20.08’de Gülistan tarafından Abakarov’a atılan mesaj ve akabinde Abakarov’un annesi tarafından saat 20.24’te Gülistan’ın 183 saniye arandığı, Abakarov’un da aynı gün saat 23.14’te Gülistan’ı 148 saniye aradığı tespit edildi. Görüldüğü son gecedeki ısrarla aramalara rağmen Gülistan’a neden cevap vermediği sorulan Abakarov, "Telefonum sessizdeydi. Cevapsız çağrıları ondan dolayı görmedim" cevabını verdi. Cevapsız çağrıları fark etmediğini belirten Abakarov, annesinin uyarısıyla Gülistan’ı geri aradığını söyledi. "HATIRLAMIYORUM" Abakarov, "Görüşme içeriklerini tam olarak hatırlamamakla beraber benim evime geldiği ve benimle görüşmek istediği yönündeydi" dedi. İki hafta boyunca hiç görüşmemelerine rağmen 4 Ocak 2020 akşamı dosyada şüpheli olan birtakım kişiler kafeye girdikten 10-15 dakika sonra Gülistan’ın can havli ile o gün yeni işe başladığı kafeden izin alarak çıkıp alelacele Abakarov’un ikametine gelip kendisinden ve polis olan üvey babası Engin Yücer’den yardım istediği yönünde deliller mevcut olduğu ifade edilince Abakarov, "Bununla ilgili Gülistan Doku bana bir şey anlatmadı" dedi. "HAL HATIR SORDUK, BAŞKA KONUŞMADIK" Gülistan Doku’nun 4 Ocak 2020 tarihi akşam saatlerinde Abakarov’un ailesiyle birlikte yaşadığı Tunceli merkez Atatürk Mahallesi’nde bulunan eve gittiği de tespit edildi. Abakarov, bu görüşmeyi anlatırken çelişkili ifadelerde bulundu. Abakarov şunları söyledi: "Gülistan Doku 4 Ocak 2020 günü akşamı ikametimize geldiğinde ben evde değildim. Ben eve girdiğimde annem ve Gülistan mutfakta oturuyorlardı. Ben de onların yanına gittim, oturdum. Onların yanına gitmeden önce sadece üzerimdeki montu çıkararak yanlarına oturdum. Bu sırada Engin Yücer salonda TV izliyordu. Gülistan ile günlük şeyler konuştuk, hal hatır sorduk, başka bir şey konuşmadık. Yanımızda annem olduğu için özel konular ile ilgili herhangi bir şey konuşmadık. Ne kadar oturduğumuzu tam hatırlamamakla birlikte 15-20 dakika annem yanımızdan ayrıldı. Annem yanımızdan ayrıldıktan sonra Gülistan ile ilişkimiz konusunda konuştuk. Bu konuşmanın süresini tam olarak hatırlamıyorum. Gülistan’ın evimizden ayrılma saati, yurt kapanma saati 23.00 olduğu için net olmamakla beraber yurdun kapanmasına yaklaşık 20-30 dakika öncesinde ayrıldı." Önce "Babam kızı arabayla bırak" dedi, sonra "Babam arkasından gittiğim için bana kızdı" dedi Gülistan’ın evlerinden tek başına ayrıldığını söyleyen Abakarov, "Gülistan evden çıktıktan hemen sonra Engin Yücer bana ‘Kız bu saatte yağmurlu havada yalnız gitmesin, sen arabayla bırak’ diyerek aracın anahtarını verdi. Ben de hemen Gülistan’ın arkasından çıktım" dedi. Gülistan’ın yurda giderken her zaman kullandığından farklı bir yola yöneldiğini ifade eden Abakarov, kendisinin araca binmesini teklif ettiği halde Gülistan’ın bu teklifi reddettiğini belirtti. Abakarov şöyle devam etti: "Gülistan yaya olarak gitti. Ben de arabanın içinden yavaş yavaş ilerleyerek takip ettim. Sonra yine yanına yanaştım, araçtan indim ve kendisine yurda geç kalacaksın diyerek ısrarla bırakmak istediğimi tekrar ettim. Ancak Gülistan yine reddetti. Bu ısrarlarım esnasında polisler geldi. Bize hitaben bir problem olup olmadığını sordu. Ben de polislere 'Bir problem yok' dedim, kız arkadaşımın yurda gitmesini istediğimi belirttim. Polisler bizlerin kimliklerini aldılar ve kontrol ettiler. Akabinde polisler de Gülistan’a 'İstediğin bir yer varsa biz bırakalım' teklifinde bulundular. Ancak Gülistan polislerin teklifini de kabul etmedi ve yaya olarak ana yola doğru ilerledi. Polisler beni bırakmadılar. Çünkü aracım yavaş yavaş hareket ettiği esnada çamura batmıştı. Polisler de babam Engin’i tanıdıkları için babamı aradılar ve bulunduğumuz yere çağırdılar. Polisler babamı arar aramaz babam arabamızın yanına geldi. Hatta babam, polislerin yanında araç çamura battığı ve kız istemiyorsa ısrarla arkasından gittiğim için bana bayağı kızdı. Birkaç dakika sonra polisler ile birlikte aracı battığı yerden çıkartarak babam ile beraber ikametimize döndük. Bu durumdan dolayı eve geldikten sonra da babam bana kızdı, bu duruma karşı çıkan anneme de kızdı." "6 YILLIK ÇAMUR ÇELİŞKİSİ" Abarakov, 06.01.2020 tarihli ifadesinde ise hiç aracın çamura saplandığından bahsetmedi. Savcılık, 5 Ocak 2020’yi 6 Ocak 2020 gününe bağlayan gece saatlerinde Abarakov ve üvey babanın emniyete ifadeye gittiğinde kamera kayıtlarında aracın herhangi bir yerinde çamur izi olmadığını da tespit etti. Abakarov’a bu çelişki hatırlatılarak, bu aracı ne zaman ve nerede temizlediği soruldu. Abakarov, "Araç çamura battığı ve polisler geldiği için arkasından takip edemedim. Bu yaşananlardan dolayı üvey babam zaten bana kızgındı, ondan dolayı gittiği istikamete devam edemedim. Tabii ki Gülistan’ın nereye gittiğini merak ettim ve Gülistan’a WhatsApp üzerinden ‘Yurda git ya da Küba’nın yanına git’ mesaj attım. O gün başka, üvey babama ait araçla hiçbir yere gitmedik, direkt ikametimize döndük. Eve saat kaçta döndüğümüzü hatırlamıyorum. Gülistan Doku’yu araçla yavaş yavaş takip ettiğim esnada araç gidiş istikametine göre yolun sol tarafına doğru hafif kayarak çamura saplandı. Aracın çamura saplandığında çıkartmaya çalışırken aracın ön tekerleri ile benim ayakkabılarım ve pantolonumun alt tarafları çamur oldu. Aracın başka bir yerinde hasar ya da çamur yoktu. 6 Ocak 2020 tarihinde alınan ifademde, ifade esnasında tercüman olmadığı ve benim de Türkçem iyi olmadığı için bu hususu atlamış olabilirim. Aracın kamera görüntülerinde çamurlu olmadığı hususunu bilmiyorum, belki üvey babam yıkatmıştır, ben işteydim. Aracın herhangi bir yerinde hasar ya da kırık olup olmadığını hatırlamıyorum" dedi. HER ZAMANKİNDEN ÇOK FARKLIYDI Abakarov, 4 Ocak 2020 tarihinde Gülistan Doku’nun evlerinden çıktıktan sonra Engin Yücer’e ait 19 AU 212 plakalı araca binmediğini anlatarak, "O gün Gülistan Doku her zamanki halinden çok farklıydı, bu durumu şimdi şimdi anlıyorum" dedi. Soruşturmada Zeinal Abakarov’un yanısıra eski polis olan üvey babası Engin Yücer ve annesi Cemile Yücer de "suç delillerini yok etmek, gizleme ve değiştirmek" suçlarından Alanya’da tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Okul saldırısı soruşturmasında saldırganın babası konuştu: ''Çok zeki bir çocuktur'' Haber

Okul saldırısı soruşturmasında saldırganın babası konuştu: ''Çok zeki bir çocuktur''

Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda 9’u öğrenci 10 kişinin yaşamını yitirdiği saldırıya ilişkin yürütülen soruşturmada, saldırgan İsa Aras Mersinli’nin babası Uğur Mersinli’nin emniyette verdiği ifade kamuoyuna yansıdı. Baba Mersinli, oğlunun hem psikolojik değerlendirme sürecinden geçtiğini hem de farklı dönemlerde uzmanlara götürüldüğünü söyledi. Uğur Mersinli ifadesinde, oğlunun son dönemde psikolojik destek aldığını belirterek, “Yaklaşık 2 aydır evimizin yakınında bulunan özel bir uzman psikoloğa götürüyordum. Uzman, toplumla uyum konusunda sorun yaşayabileceğini ve takip edilmesi gerektiğini söylemişti” dedi. Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda 9’u çocuk 10 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyı gerçekleştiren 8’inci sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli’nin babası Uğur Mersinli’nin ifadesi ortaya çıktı. Baba Mersinli ifadesinde, "Çocukların öldüğünü ve oğlumun vefat ettiğini öğrenmiş oldum. Daha sonra savcı talimatıyla gözaltı işlemleri yapıldı. Oğlum İsa Aras’ın olay kapsamında kullandığı silahlar ve mermiler bana aittir. Benim kendime ait 7 tane taşıma ruhsatlı silahım vardır, 2 tane de av tüfeğim vardır. Bunlar mevzuat kapsamında sahipliği kendi adıma olan tüfeklerdir. Oğlum İsa Aras, olay yerine bana ait silahlardan 5 tanesini alıp götürmüş. Benim silahlarım yatak odasında muhafaza edilmektedir. Silahların ve mermilerin hepsi kilitli Maraş sandığı içerisindedir. Şarjörler silahlara takılı vaziyette bulunmaz. Ben silahları üzerime alacağım zaman silahları ve şarjörleri farklı sandıklar içerisinden alarak dışarı çıkarırım. Söz konusu Maraş sandıkları kendinden kilitli sandıklardır. İsa Aras sandıkların nasıl açıldığını öğrenmiş ancak ben kendisinin yanında sandıklarımı açtığımı hatırlamıyorum. Sandıklar sürekli olarak kilitli vaziyettedir. Olay günü oğlum İsa Aras’ın sandıkları nasıl açtığını bilmiyorum. Oğlum İsa Aras söz konusu sandıkların nasıl açıldığını internetten öğrenmiş olabilir. Oğlum Aras çok iyi bir internet kullanıcısıydı. Kendisine ait VPN’i bile varmış. Ana dili gibi İngilizce konuşmaktadır. Çok zeki bir çocuktur. Oğlumun tipik ergenlik ve sınav sorunları, stresleri bulunmaktaydı. Oğlumu bu durum nedeniyle emniyetteki psikolog arkadaşlara götürdüm ancak emniyetteki psikolog arkadaşlar olumsuz bir durumun olmadığını, oğlumun çok zeki olduğunu söylediler" ifadelerini kullandı. "Oğlumun sık sık savaş oyunu oynadığını görürdüm" Baba Mersinli, "Yaklaşık 2 aydır da evimizin yakınında bulunan özel bir uzman psikoloğa İsa Aras’ı götürüyordum. Söz konusu psikolog ise oğlumun toplumla uyumu noktasında problem yaşayacağını, biraz takip edilmesi gerektiğini, ilerleyen zamanlarda psikiyatrik tedavi gerekebileceğini söyledi. En son 3 hafta önce psikoloğa gitmişti ancak son zamanlarda psikoloğa gitmekten kaçındı. Oğlum bilgisayar ve cep telefonunu İngilizce modda kullandığı için benim de İngilizce bilmemem nedeniyle oğlumun cep telefonu ve bilgisayarda ne ile meşgul olduğunu takip edemedim. İsmini bilmemekle birlikte oğlumun sık sık savaş oyunu oynadığını görürdüm. Ben kendisine ne yaptığını sorduğumda ise bana 'Öf ya' tarzında cevap vererek geçiştirirdi, sağlıklı bir cevap alamazdım. Oğlum İsa’nın öncesinde silahlara merakı yoktu ancak yaklaşık 1 ay öncesinde bana arkadaşlarının silahla atış yaptığını, kendisine ne zaman atış yaptıracağımı sordu. Yine yaklaşık bir ay önce işten gelip, kısa süreliğine silahı yatak odasında şifonyer üzerine bırakmıştım. Oğlumun silahı eline almaya yeltendiğini gördüm ve kendisine kızdım. Kendisinin silahlara merakı olduğunu fark ettiğim için kendisine silah kültürümüzden bahsettim, silahın ‘namus' olarak adlandırıldığından bahsettim. Yine kendisine emekli olduğumda silahlardan bir tanesini bırakacağımı söyledim. Bu söylemdeki kastım oğlumun silaha karşı hevesini ötelemekti. ‘İleride sicilin temiz olursa ve iyi bir okul okursan sana da silah alabiliriz’ diyerek kendisine umut verdim. Bunun üzerine oğlum bana 'Amerika’da herkes silah alabiliyor' dedi. Ben de kendisine ülkemizde kimlerin silah alabileceğini ve taşıyabileceğini söyledim" dedi. "Oğlum atış yaparken birkaç fotoğraf ve videosunu çektim" Oğlunun silah sıkarken fotoğrafını çektiğini söyleyen baba Mersinli, "Oğlum, arkadaşlarının silah ile ateş ettiklerini, benim de kendisine silah ile ateş ettireceğimi söyledi. Bu konuşma geçtiğimiz hafta perşembe ya da cuma gerçekleşmiş olabilir. Ben de kendisine haftaya güneşli bir günde poligona atış yapmaya gideceğimi, kendisini de götürebileceğimi söyledim. Daha sonra bu hafta pazartesi günü emniyetin poligonuna giderek kendime ait silahla atış yaptım. Oğluma da birkaç el atış yaptırdım. Oğluma karşıdaki hedefi gösterdim, silahın rastgele kullanılmayacağını, hedef alınarak atış yapılacağını söyledim. Oğlum atış yaparken birkaç fotoğraf ve videosunu çektim. Bundaki kastım hatıra olarak kalmasıydı ve hevesini köreltmekti. Fotoğrafları daha sonra WhatsApp üzerinden oğlum İsa’ya gönderdim. Emniyetten öğrendiğime göre oğlum söz konusu fotoğrafları arkadaşlarına göstermiş, arkadaşları hayretle karşılamış. Benim evimdeki silahlar, mermiler ve şarjörler dolu vaziyette bir arada bulunmaz. Oğlum gördüğü bir şeyi unutmaz. Silahların ve mermilerin muhafaza edildiği Maraş sandıklarının üç düğmesi vardır. Söz konusu üç düğmeye temas edildiği anda sandıklar açılır. Çocuğum sürekli bilgisayar ve cep telefonu ile meşgul olduğu için merak edip kontrol etmek istedim ancak oğlum bana şifreleri vermedi. Zararlı içeriklerden etkilenebileceğini düşünerek kontrol etmek istemiştim. Oğlum cep telefonu ve bilgisayarda oyun oynarken bir taraftan İngilizce konuşurdu ancak ben ne konuştuğunu anlamazdım" ifadelerine yer verdi. "Odasına girdiğimizde ise her şeyi kapatırdı" Oğlunun okula kısıtlı gittiğini söyleyen Mersinli, "Oğlum interaktif (konuşmalı, çevrim içi) oyunlar oynardı. Odasına girdiğimizde ise her şeyi kapatır, bize bir şey göstermek istemezdi. Bu nedenle bu zamana kadar olumsuz bir durumunu tespit edemedik. Olay günü ve öncesinde herhangi bir tartışmamız olmadı. Oğlumun dakikası dakikasını tutmazdı, duygu durumu sürekli değişkenlik gösterirdi. Oğlumun daha öncesinde rehber öğretmeni ile görüşmüştük. Sınavlardan düşük not aldığı zaman agresif hareketler sergilerdi ancak öğretmenlerine veya öğrencilere karşı herhangi bir olumsuz hissiyat beslediğini fark etmedim. Hatta zaman zaman okulda zorbalık yapan biri olup olmadığını sorardım, kendisi bana ‘Hayır’ derdi. Oğlumun arkadaş çevresi çok kısıtlıydı. Oğlum İsa toplam 8 senede sadece 3 yıl okula gidebildi. Çünkü eğitim döneminin bir kısmı pandemi, bir kısmı deprem dönemine denk geldi" dedi.

Bornova Belediyesi soruşturmasında yeni detaylar ortaya çıktı Haber

Bornova Belediyesi soruşturmasında yeni detaylar ortaya çıktı

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Bornova Belediyesi bünyesinde Aslıhan Aksoy isimli şüphelinin fiilen çalışmadan maaş aldığı iddiaları üzerine 1 Nisan'da soruşturma başlatıldı. İddiaya göre, 22 Eylül 2025 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kaydı yapılan Aslıhan Aksoy'un belediyede hiçbir görev yapmadığı belirlendi. 'Bankamatik memuru' olarak çalıştırıldığı öne sürülen şüpheli hakkında detaylı inceleme yapıldı. Hazırlanan SGK uzmanlık raporu doğrultusunda olayla ilgili sorumlular tek tek tespit edildi. Raporda, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, şüpheli Aslıhan Aksoy, İnsan Kaynakları Müdürü P.K. ve Basın Yayın Halkla İlişkiler Müdür Vekili İ.A.'nın sorumluluğu bulunduğu kaydedildi. Raporun tespitlerinin ardından harekete geçen polis ekipleri, şüphelileri gözaltına aldı. Gözaltına alınan Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ve dün diğer şüphelilerin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Adliyeye sevk edilen şüpheliler, savcılık ifadelerinin ardından tutuklama istemiyle Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine çıkarıldı. Mahkeme, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Bornova Belediyesi Personel A.Ş. İnsan Kaynakları Müdürü P.K. ve Basın Yayın Halkla İlişkiler Müdür Vekili İ.A.'nın serbest bırakılmasına karar verdi. Belediyede Çağrı Merkezi Müşteri Temsilcisi olarak görevli görünen Aslıhan Aksoy ise yurt dışı yasağıyla serbest kaldı. Yaşanan bu gelişmenin ardından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, bugün şüphelilerin serbest bırakılması kararına itiraz ederek, tutuklamaya yönelik yakalama talebinde bulundu. "BÜTÜN BAĞLANTILARI SAĞLAYAN KİŞİ ÖZKAN YALIM'DIR" Olayın ardından şüpheli Aslıhan Aksoy'un savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı. Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın kız arkadaşı olduğunu belirten Aslıhan Aksoy, "Önce Uşak Belediyesinde çalışıyordum. Burada belediye başkanı ile aramdaki ilişkiden dolayı basın üzerimize gelince işten ayrıldım. Bunun üzerine Özkan Yalım, Bornova Belediye Başkanından yardım istedi. Daha sonra belediyeden beni arayıp evraklarımı istediler ve 2025 yılı Eylül ayında işe başladım" dedi. Özkan Yalım ile olan birlikteliği sebebiyle onun gittiği programlara katıldığını ve yurt dışına çıktığını aktaran şüpheli Aslıhan Aksoy, "Belediyeden hiç kimse bana işe gelmemem konusunda bir söylemde bulunmadı. İşe gelmediğim dönemlerde kontrol amaçlı olarak cep telefonum arandı, mesaj atıldı ancak ben dönüş yapmadım. Nasıl olsa beni işten çıkarırlar diye düşünmüştüm. Dolandırıcılık gibi bir amacım yoktu. Gerek belediye gerekse SGK kurumunda ortaya çıkan zararları gidermek isterim. Ben bu durumdan rahatsız olmuştum. Özkan Yalım'a söylediğimde 'Boş ver, bir şey olmaz' şeklinde söylüyordu. Ben Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ile yüz yüze ya da telefonla görüşmedim. Bütün bağlantıları sağlayan kişi Özkan Yalım'dır" ifadelerini kullandı. "BİLSEYDİM BAŞLANGIÇTA KESİNLİKLE MÜDAHALE EDERDİM" Soruşturma çerçevesinde serbest bırakılan Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ise savcılık ifadesinde şüpheli Aslıhan Aksoy'un işe başlaması için sadece referans olduğunu kaydetti. Başkan Ömer Eşki, "Belediyede binlerce insan çalıştığı için bu kişinin fiilen işe devam edip etmediği hususunda herhangi bir bilgiye sahip değilim. Şüpheli kişiye belediye tarafından ödenen yaklaşık beş aylık maaş, İ.A. tarafından kredi çekilerek belediye veznesine ödenmiş ve zarar giderilmiştir. Ben sadece rica üzerine şüphelinin belediyede işe girişine yardımcı oldum. Öncesinde kendisini tanımam. Uşak Belediye Başkanı ile olan ilişkisini ve daha önce Uşak Belediyesinde çalıştığını bilmiyordum. Dolandırıcılık suçlamalarını kabul etmiyorum. Bilerek bu durumlara göz yummadım, bilseydim başlangıçta kesinlikle müdahale ederdim" şeklinde konuştu. Dosyada yer alan diğer şüpheliler P.K. ve İ.A.'nın ise verdikleri ifadelerde suçlamaları kabul etmeyerek olayla hiçbir bağlantıları olmadığını söyledikleri öğrenildi.

Tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen Tanju Özcan’ın ifadesi açıklandı Haber

Tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen Tanju Özcan’ın ifadesi açıklandı

Bolu Belediyesi'ne yönelik yürütülen 'irtikap' soruşturması kapsamında tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın savcılık ifadesi ortaya çıktı. Hakkındaki suçlamaları reddeden Özcan, marketlere yönelik denetimlerin rutin olduğunu belirterek, "İcbar yolu ile menfaat sağlamaya çalışacak olsam, yazılı bir teklif mektubu sunmam" dedi. "BEN BU ŞİRKETİN DE HERHANGİ BİR KADEMESİNDE GÖREVLİ DEĞİLİM" Vakfın kuruluş sürecini anlatan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, "Bolu'yu Seviyorum Vakfı (BOLSEV) benim başkanlığını yaptığım, mahkeme kararı ile kurulmuş bir vakıftır. Bolu'yu Seviyorum Eğitim Ticaret A.Ş. bu vakfın iştirakidir. Bu anonim şirketinin yönetim kurulu başkanı ben değilim. Bolu Bel A.Ş. ise bunlardan farklı olup, yüzde 100'ü belediyeye ait olan bir şirkettir. Ben bu şirketin de herhangi bir kademesinde görevli değilim. 2024 yılında BOLSEV adında bir vakıf kurduk, o dönem vakfın kurulması için mahkeme kararı bekleniyordu. Vakıf kurmamızın amacı Bolu ilindeki fakir ailelere, öğrencilere ve engelli vatandaşlara ve yatalak hastalara yardım yapma amacıydı. Nihai amacı ise büyük bir huzurevi yapmak idi. Bilboardlar aracılığı ile halka da çağrıda bulundum. Bolu'nun ileri gelenlerinden, maddi olarak kazancı yüksek olan şirketlerden, hayırsever olduğunu bildiğimiz kişilerden bu vakfa yardımda bulunmalarını istedim" dedi. "‘ARKADAŞLAR BİZ BU BEDELİ ALACAĞIZ, YA SEVE SEVE VERECEKSİNİZ YA DA..... VERECEKSİNİZ' ŞEKLİNDE HERHANGİ BİR SÖYLEMİM OLMADI" Hakkındaki suçlamaları reddeden Başkan Özcan, "Yapıldığı iddia edilen toplantı da yine vakfa yardım toplamak amacıyla yapılmış bir toplantıdır. Bu toplantıya Bolu içinde faaliyet gösteren bazı marketlerin temsilcileri katıldılar. Toplantıda da vakıf kurulduğunu, bu vakfın öğrencilere, yaşlılara, engellilere yardım yapacağını söyledim ve vakfa bağışta bulunup bulunamayacaklarını sordum. Özellikle büyük market yetkilileri doğrudan bağış yapamayacaklarını, ancak reklam vermek için ciddi bütçelerinin olduğunu, bu parayı reklam vermek suretiyle verebileceklerini söylediler. Toplantı günü kesinlikle reklam sözleşmesine ilişkin bir teklif metni ve mektubu verilmedi. Söylediğim gibi reklam konusu büyük market yetkililerin bunu bize söylemesi üzerine açıldı. Dolayısıyla daha önceden reklam verme hususunda hazırlanmamız ve reklam teklifi verme planlamamız olmadı. Yine o gün kimse olumlu ya da olumsuz sonuç bildirmedi. Ben bu toplantıya katılanlara ‘Arkadaşlar biz bu bedeli alacağız, ya seve seve vereceksiniz ya da..... vereceksiniz' şeklinde herhangi bir söylemim olmadı. Kaldı ki ben avukat olduğum için böyle bir şeyi bu kadar kişinin içinde söylenmeyecek kadar bilgiye sahibim. Zaten idari tahkikattaki ifadelerde de görüleceği üzere mağdurlardan hiçbiri ifadesinde bundan bahsetmemiştir" ifadelerine yer verdi. "ONUN İÇİN DE AÇIKÇA YARDIM İSTİYORUZ" Açıkça yardım gereken konularda yardım istediğini ifade eden Özcan, "Özetlemem gerekirse, icbar yolu ile menfaat sağlamaya çalışacak olsam yazılı bir teklif mektubu sunmam. Mağdurlar da gerçekten icbar edilmiş olsalardı yapılan her işleme karşı dava açamazlardı. Ben yardım yapılması gerektiğinde açıkça yardım istediğimi zaten belirtirim. Hatta SMA hastası Rüzgar bebekle ilgili şu an kampanyamız vardır. Onun için de açıkça yardım istiyoruz. Ayrıca bunun dışında Boluspor'a, Bolu ilinde yapılan camilere, konserlere, fuarlara da yardımda bulunulması için hayırseverlerden ricacı oluyorum. Yani sadece kendi vakfımız için değil, Bolu'nun yararına olan her şey için yardım talep ederim. Ben yapılan toplantıda kimseden zorla reklam sözleşmesi yapmasını istemedim. Yapılmaması halinde herhangi bir yaptırımda bulunacağıma ilişkin tavır göstermedim" dedi. "ALİ SARIYILDIZ VAKFIN BÜTÜN GELİR GİDERLERİNİ TAKİP EDERDİ" Vakıfla Ali Sarıyıldız'ın ilgilendiğini dile getiren Özcan, "Yine icbarda bulunduğumu söyleyen kişiler aynı şekilde toplantı sonrasında fotoğraf çekildiğini söylemişlerdir. İcbar durumu gerçek olsaydı toplantı sonrasında da bu şekilde bir hatıra fotoğrafı çekilmesi hayatın olağan akışına aykırı olurdu. Bu durum şundan kaynaklıdır. Bu yapılan görüşmeler esasında resmi bir toplantı değildi ve bu şekilde günde 7-8 tane görüşme gerçekleştiriyorum. Bundan dolayı ilk yazılı ifademde anımsayamadığım için toplantı yapılmadığını söylemiştim. Şu an verdiğim ifadem doğrudur. Ben bu şekilde bir görev vermedim. Böyle bir görev vermiş olsam daha sonra kendim bir toplantı yapma ihtiyacı duymazdım. Ali Sarıyıldız belediye meclis üyesidir. Aynı zamanda BOLSEV Vakfı'nın yönetim kurulu üyesidir. Benim gibi kurucu beş üyesinden birisidir. Mali müşavir olması sebebiyle vakfın sayman üyesi olarak görev yapar. Ali Sarıyıldız vakfın bütün gelir giderlerini, yapılan bağışları, burs ödemelerini, hastalara yapılan yardımları takip ederdi. Ali Sarıyıldız'a marketlere yapılan reklam sözleşmeleri ile ilgili herhangi bir görev vermedim. Haricen de bir bilgim yoktur" diye konuştu. "BU KADAR BÜYÜK FİRMALAR İÇİN 10 BİN TL'LİK SÖZLEŞME YAPMAK İSTEMEZDİM" Büyük firmalar için 10 bin lira gibi bir rakama sözleşme yapmak istemeyeceğini söyleyen Özcan, "A 101 marketlerinin CEO'sunun benden randevu talep ettiği hususunu hatırlamıyorum. Kendisi ile herhangi bir görüşmem olmadı, Ali Sarıyıldız'ın herhangi bir görüşme yapıp yapmadığını bilmiyorum. Ali Sarıyıldız ile A 101 marketlerin reklam yapma teklifi hususunda herhangi bir görüşmemiz olmadı. Eğer benim böyle bir görüşmem olsaydı bu kadar büyük firmalar için 10 bin TL'lik sözleşme yapmak istemezdim. Vakfımıza yapılan yardımlar ile ilgili bana bilgi verdiler. Vakfımıza yardım edenlere teşekkür etmemizi istediler. Ben de vakfımıza yardım edenlere teşekkür etmek amacıyla ve vakfımız adına yapılan hizmetleri paylaşmak amacıyla bu videoyu çektim. A 101 ve ŞOK marketin yardım yapmaması nedeniyle üzüldüm ve bu durumu bu şekilde ifade etmek istedim. Esasında bu açıklamamda dahi icbar bulunmadığım ortadadır. Yapılan gözaltı nedeniyle ve vakfımızın bugün itibarıyla ihtiyacı olan öğrencilere burs verecek olması ve bu işlemi yapabilmek için yetkili kişi olan ben ve Ali Sarıyıldız'ın burada bulunması nedeniyle öğrencilere burslarının yatamayacak olmasının üzüntüsünü yaşıyorum. Söyleyeceklerim bunlardan ibarettir" ifadelerine yer verdi.

Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli’nin ifadesi ortaya çıktı Haber

Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli’nin ifadesi ortaya çıktı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosunun haklarında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan soruşturma başlattığı kamuoyunca tanınan kişilere yönelik operasyonlar sürüyor. Ünlülere yönelik yürütülen soruşturma çerçevesinde Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli 16 Şubat’ta ifadeye çağırılmıştı. Denizli, bugün İstanbul Adalet Sarayı’nda verdiği ifadesinin ardından uyuşturucu testi yapılması için Adli Tıp Kurumu’na gönderilmişti. Lal Denizli’nin soruşturma kapsamında savcılıkta verdiği ifadesi ortaya çıktı. Lal Denizli, soruşturmanın şeffaf olmasını isteyerek Adli Tıp'a sevkini talep etti. "UYUŞTURUCU MADDEYLE İLGİLİ GÖRGÜM, BİLGİM OLMADI" Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli ifadesinde, "Öncelikle belirtmek isterim ki üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Uzun yıllar İstanbul’da yaşadıktan sonra 2020 yılında memleketim olan Çeşme'ye taşındım. Çeşme’de Belediye Başkanı olarak görev yapmaktayım" dedi. Denizli kendisine sorulması üzerine, "Gizli Kalsın, Easy, Kütüphane, Sumahan adlı mekanlardan Gizli Kalsın ve Kütüphane adlı mekanları biliyorum. Gizli Kalsın adlı mekana yaklaşık 10 sene önce üniversite öğrencisi olduğum dönemde gitmişliğim vardır. Kütüphane adlı mekanın restoran kısmına gittim. Gece kulübü kısmına çıkmadım, yemek yiyerek buradan ayrıldım. Burada uyuşturucu maddeyle ilgili görgüm, bilgim olmadı. Burada alkol dahi tüketmedik" şeklinde konuştu. "MERT VİDİNLİ İSİMLİ KİŞİYİ ESKİDEN TANIRIM, FUHUŞ SUÇUNDAN YAKALAMASINI BASINDAN ÖĞRENDİM" Yurt dışında olan ve hakkında gözaltı kararı verilen Mert Vidinli’yi eskiden tanıdığını belirten Denizli, "Mert Vidinli isimli kişiyi eskiden tanırım, uzun yıllardır irtibatım ve görüşmem yoktur. Mert Vidinli'nin geçmişte düzenlediği marka tanıtım davetlerine katıldım. Herhangi bir şekilde eğlence davetlerine katılmadım. Vidinli'nin fuhuş suçundan yakalamasını basından öğrendim. Bu kişinin böyle bir olayına şahit olmadım ve duymadım" dedi. Sercan Yaşar hakkında soru sorulan Lal Denizli, "Kendisinin düzenlediği bazı marka tanıtım etkinliklerine katıldım. Organizasyon yaptığım dönemde de bir markanın tanıtım etkinliğini organizasyonunu üstlenmiştim, Sercan Yaşar'a da aynı tanıtım ile ilgili bir firma tarafından iş verilmişti. Sercan Yaşar'ın uyuşturucu suçundan yakalandığını basından öğrendim, o dönem bu şekilde bir olaya şahit olmadım. Kasım Garipoğlu, Fatih Garipoğlu isimli şahısları tanımıyorum. Bilal Can D. benim eski erkek arkadaşımdır. 2016-2019 yılları arasında erkek arkadaşımdır. Sonrasında arkadaşım olarak görüşüyorum. Ailesi Çeşme'de Swiss Otel'in sahibidir. Ben bu otelde hiçbir zaman eğlence düzenlemedim. Buradaki etkinliklere katılmadım, söz konusu otel bildiğim kadarıyla aile otelidir" dedi. "EDİS GÖRGÜLÜ İSİMLİ KİŞİYİ ESKİDEN TANIRIM" Lal Denizli ifadesinde, "Edis Görgülü isimli kişiyi de eskiden tanırım. Bu kişi 2024 yılında ‘Ot Festivali’nde sahneye çıkan 3 sanatçıdan biriydi. Sanatçıları her yıl ot festivalinin seçici kurulu belirler. Ücretinin ne olduğunu bilmiyorum, sanatçı ödemeleri, belediye tarafından değil organizasyonu yapan firma tarafından karşılanır. Benim bu firmaya herhangi bir şekilde müdahale etme durumum olamaz bu nedenle rakamlar konusunda bilgim yoktur" ifadelerini kullandı. "MURAT ONGUN İLE SİYASİ ETKİNLİKLER DIŞINDA HERHANGİ BİR GÖRÜŞMÜŞLÜĞÜM YOKTUR" Tutuklu bulunan Murat Ongun ile ilgili soruya ise Lal Deniz, "Emrah Bağdatlı ve Murat Ongun isimli kişilerden sadece Murat Ongun'u tanırım. Benim bu kişilerden Murat Ongun ile siyasi etkinlikler dışında herhangi bir görüşmüşlüğüm yoktur" şeklinde beyanda bulundu. Şüpheli Arif Altunbulak'ın "Muzaffer Yıldırım son 5 yıldır Çeşme ilçesinde belediyede tanıdıklarını bularak ciddi miktarda arazi topladı, bu arazilerin bürokratlarla ilişkilerini Haldun D. sağladı" ifadesi sorulan Lal Denizli, "Muzaffer Yıldırım isimli kişiyi tanırım. Ancak kendisiyle samimi bir ilişkim yoktur. Sadece kendisinin Çeşme ilçesinde zaman zaman Kaymaklık ve Belediye etkinlikleri düzenlediğimiz bir oteli olduğunu biliyorum, haricinde bir taşınmazı var mı bilmiyorum. Haldun D. isimli şahsı tanımıyorum. Kendisinin ismini ilk kez geçen hafta Kültür ve Turizm Bakanlığı bürokratları vasıtasıyla duydum. Kendisiyle kesinlikle bir tanışıklığım ve görüşmüşlüğüm yoktur" yanıtını verdi. "HANGİ MOTİVASYONLA BU İFTİRALARI ATTIĞINI BİLMİYORUM" Tanık S.H.’nın, "Hatırladığım kadarıyla 2024 yılında yapılan yerel seçimlerden önce 2023 yılının yaz aylarının sonlarına doğru Çeşme Belediye Başkanı olan Lal Denizli’nin daveti üzerine Emrah Bey, ben ve koruması olan Naim'in arabayla Çeşme ilçesine gitmemizi istedi. Kendisi Murat Ongun ile beraber uçakla İzmir iline geldi. Biz Murat ve Emrah'ı aldıktan sonra Lal Hanım’ın organize ettiği İzmir ili Konak ilçesinde bulunan bir restorana yemek yemeye gittik. Burada yukarıda zikrettiğim şahıslar görüştükten sonra saatin ilerlemesi üzerine biz Emrah Bey’in talimatı üzerine mekanda, Emrah Beylerin yanına gelen üç kadın ve Emrah ile Murat'ı alarak yine Konak ilçesinde bulunan bir gece kulübüne bıraktık. Araçta toplamda 6 kişi olacağımız için Emrah'ın koruması olan Naim bizi ticari taksiyle takip etti. Devamında aynı gün yine Konak ilçesinde bulunan bir apartmanın en üst katına ben, Emrah ile Murat Bey ve üç kadını bıraktım. Akabinde kapıda Naim ile beraber beklemeye başladık. Bir müddet sonra iki tane daha kadın şahıs söz konusu ikamete gelerek daireye girdiler. Bu sırada Emrah bana alkol ve abur cubur alışverişi yapmamı söyledi. Ben hatırladığım kadarıyla bir şişe viski, bir kaç paket cips ve çerez alarak yeniden ikamete döndüğümde kapıyı yarı çıplak halde Emrah Bey açtı. Yine ikametin içerisinde kadınların çıplak vaziyette olduğunu, masanın üzerinde bulunan tabak içerisinde de kokain maddesi olduğunu gördüm. Biz yukarıda izah ettiğim gece kulübünden çıkıp bu daireye gittiğimiz sırada Emrah ve Murat arasında Lal Denizli'nin kendilerine escort ayarladığını, İstanbul Belediyesi üzerinden bir ihale almak istediğini söylediğine dair konuşmalar geçtiğine şahit oldum. Hatta gecenin sonunda eve gelen 5 kadından üçünün ödemesini Emrah'ın bize verdiği harcırah üzerinden ben yaptım. Murat açıkça Emrah'a Lal Denizli'nin İBB üzerinden bir ihale almak istediğini kendilerine şirin gözükmek ve jest yapmak için bu geceyi Lal'in organize ettiğini, karşılığında Lal Denizli'ye İBB'den bir ihale vereceğini ancak buna karşılık olarak kendilerinin de İzmir yada Çeşme Belediyesinden bir ihale alacaklarını söyledi. Hatırladığım kadarıyla biz İstanbul'a döndükten kısa bir süre sonra Murat ve Emrah ailelerini de alarak yeniden Çeşme'ye tatile geldiler. Yukarıda anlattığım ilk Çeşme gezisinden Murat ve Emrah'ın ailelerinin haberi yoktu. Biz burada bir gece geçirdikten sonra tekrar İstanbul iline döndük. İstanbul'a döndükten kısa bir süre sonra da Lal Denizli, Emrah Bey’in Gümüşsuyu semtinde bulunan ofisine gelerek Murat Ongun ve Emrah'la buluştular. Ben görüşme esnasında yanlarında olmadığım ihalenin konusu hakkında bilgi sahibi değilim" şeklindeki beyanı da Lal Denizli’ye soruldu. Denizli cevap olarak, "Söz konusu beyanı şu an okudum, ben bu kişiyi tanımıyorum. Üzerime attığı iftiraları kesin bir dille reddediyorum. 2023 yılında benim Çeşme Belediye Başkanı olduğum iddiası kesinlikle doğru değildir. 30 Ocak 2024 itibarıyla adaylığım belirlenmiştir. Bahsedilen tarihte adaylığım dahi yoktur. Ne bana beyanını sormuş olduğunuz tanıkla ne de bahsi geçen kişilerle İzmir il sınırları içerisinde görüşmüşlüğüm dahi yoktur. Onlara restoran ayarladığım iddiası iftiradır. Devamında anlattığı çirkin şeylerde aynı şekilde iftiradır. Belediye Başkanı olmam gündemde dahi yokken ihale sözü vermiş olmam mümkün değildir, ne ben ne de tanıdığım herhangi birisi hayatım boyunca bildiğim kadarıyla İBB'den ya da başka bir belediyeden ihale almamıştır. Söz konusu tanığın kim olduğunu bilmediğimden hangi motivasyonla bu iftiraları attığını bilmiyorum, kendisinden şikayetçi olacağım" diye konuştu. GİZLİ TANIĞIN "LAL DENİZLİ'NİN BAŞKAN OLMASINI EKREM İMAMOĞLU SAĞLADI" BEYANI SORULDU Gizli tanık G..02'nın "Lal Denizli isimli kişinin arkadaşlarından bahsetmek istiyorum. Burak Altındağ, Semiha B., Bilal Can D., Sercan Y. yakın arkadaşlardır. Lal Denizli'nin annesi Çiğdem K.'dir. Çiğdem K. ve Lal Denizli uyuşturucu madde kullanır. Çiğdem K. Çeşme'de yazın takılır. Bilal Can D.'nin otelinde kalırlar. Bu kişiler de uyuşturucu madde kullanır. Ayrıca bu kişiler hakkında ayrıntılı bilgi vermek istiyorum. Lal Denizli isimli kişi Çeşme'de her sene Nisan ayında Ot Festivali düzenler. Festivalin gerçek amacının Ege otlarının tanıtılması olmalıdır ancak Çeşme Belediye Başkanı bu festivali usulsüz giderler göstererek belediyeye yüksek miktarda borçlandırır. Örnek vererek açıklayacak olursam Edis isimli şarkıcı bu kişinin yakın arkadaşı olup sahnede Edis'i çıkarmak için yüksek miktarda belediyenin kasasından ödenek çıkarır. Lal Denizli ve Bilal Can D. isimli kişi 2024 yılında sevgili olup Lal Denizli açılmaması gereken imar yerlerini Bilal Can D. üzerinden imara açtı. Bilal Can D. bunun karşılığında çok yüksek miktarda para kazandı. Bilal Can D. ile Lal Denizli'nin baz çakışması, telefon trafiği, incelendiğinde benim bu bilgim doğrulanacaktır. Çeşme Belediyesi’ne Lal Denizli'nin başkan olmasını Ekrem İmamoğlu sağladı. Lal Denizli Urla Belediye Başkan aday adayı iken Ekrem İmamoğlu’nun yönlendirmesiyle Çeşme Belediye Başkanı oldu. Çeşme Belediyesi’nde çok sayıda usulsüz imara açılan yerler, usulsüz işlemler mevcuttur. Halk arasında bu herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Belediye çalışanları rüşvet alarak usulsüz işlemlere imza atıyor. Esnaf sürekli belediye tarafından kesilen usulsüz cezalar yüzünden zor durumda kalır" beyanı soruldu. Beyanların sorulması üzerine cevap veren Denizli, "Uyuşturucu madde kullandığımı, uyuşturucu madde kullanılan herhangi bir yerde bulunduğumu kesin bir dille reddediyorum. Üzerime atılan bu iftirayı kabul etmiyorum, bu sebeple de savcılık makamınca ifadeye davet edildiğimde de avukatlarımdan test vermeyi bizzat kendimin talep ettiğine dair dilekçemizi sunduk. Sporcu bir ailenin kızıyım, kendim de eski bir milli sporcuyum. 16 yıldır da hayatını ülkesine hizmet etmeye adamış genç bir kadın siyasetçiyim. Uyuşturucu ile adımın yan yana gelmesinden dahi hicap duyuyorum. Diğer iddiaları da tamamen safsatadır. Çeşme Belediye Başkanı olduğumdan beri belediyemiz tarafından hiçbir şekilde kişiye özel yeni bir imar çalışması yapılmamıştır. Çeşme Belediyesi olarak esnafa kesilen cezalar usulsüz değil yüzde yüz kanunun bizlere belirlediği haklar çerçevesinde kesilmiştir. Belediyemizle ilgili iddiaları kesin bir dille reddediyorum. Hiçbir yerde özel parti düzenlemedim ve katılmadım. Zaten bu iddialarda herhangi bir görgü, tarih, mekan gibi unsurlar içermemektedir, tanık beyanı olarak itibar etmek mümkün değildir. Hangi motivasyonla ifade verdiği belli olmayan ve bu iftiraları üzerime atan müfteriler hakkında hukuk mücadelemi sonuna kadar vereceğim" ifadelerini kullandı.

JET, KIBRIS, İTİRAF… MERVE ERYİĞİT KONUŞTU, SORUŞTURMADA TAŞLAR YERİNDEN OYNADI Haber

JET, KIBRIS, İTİRAF… MERVE ERYİĞİT KONUŞTU, SORUŞTURMADA TAŞLAR YERİNDEN OYNADI

Kamuoyunda büyük yankı uyandıran ünlülere yönelik uyuşturucu ve fuhuş soruşturmasında kritik bir gelişme yaşandı. Tutuklu şüpheli Merve Eryiğit, savcılığa başvurarak yeniden ifade verdi. Eryiğit’in anlattıkları, soruşturmanın seyrini değiştirecek nitelikte değerlendirdi. ÖZEL JETLE KIBRIS SEYAHATLERİ Merve Eryiğit, savcılığa verdiği yeni ifadesinde firari bir iş insanı olan M.G.’ye ait özel jetle Kıbrıs’ta düzenlenen kumar partilerine katıldığını söyledi. Bu seyahatlere, bir kamu kurumunda üst düzey görevde bulunan F.K. ile sevgilisi A.S.’nin daveti üzerine katıldığını beyan etti. UÇAKTA KİMLER VARDI? Eryiğit, söz konusu uçuşlarda M.G.’nin yanı sıra farklı iş insanları ve bazı tanınmış isimlerin de yer aldığını belirterek, tatil süresince kendisine günlük yaklaşık 600 dolar harçlık verildiğini ifade etti. Aynı ifadede, M.G. ile yalnızca bir kez cinsel birliktelik yaşadığını savcılıkla paylaştı. Tutuklu şüpheli, A.S. aracılığıyla tanıştığı M.G. ile birlikte uyuşturucu madde (esrar) kullandıklarını da itiraf etti. Eryiğit, bu kullanımların hem yurt dışı seyahatleri sırasında hem de özel davetlerde gerçekleştiğini söyledi. BOĞAZ’DAKİ YALI PARTİLERİ Eryiğit ifadesinde ayrıca, İstanbul Boğazı’ndaki bir yalıda uyuşturucu ve fuhuş partileri düzenlediği iddia edilen firari bir başka iş insanı K.G.’nin organizasyonlarına da katıldığını doğruladı. Bu partilere farklı kadınların getirildiğini ve uyuşturucu temin edildiğini savcılığa aktardı. Merve Eryiğit’in ifadesinde, kadın temin eden ve çevresindeki kişilere uyuşturucu sağlayan çok sayıda ismi savcılıkla paylaştığı öğrenildi.

Ünlü sanatçı Güllü’nün ölümüyle ilgili şok gelişme: Kızı ve oğlu müşteki olarak ifade verdi Haber

Ünlü sanatçı Güllü’nün ölümüyle ilgili şok gelişme: Kızı ve oğlu müşteki olarak ifade verdi

26 Eylül 2025 tarihinde Çınarcık Harmanlar Mahallesi’ndeki apartmanın 5. katında meydana gelen olayda, ünlü sanatçı Gül Tut, namı diğer Güllü, kızı ve arkadaşıyla birlikte eğlendiği sırada pencereden düşerek yaşamını yitirdi. Olayın ardından Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Kızı ve Oğlu Müşteki Olarak İfade Verdi Soruşturma kapsamında sanatçının oğlu Tuğberk Gülter müşteki, kızı Tuğyan Ülkem Gülter ise müşteki ve tanık olarak dinlendi. Olay sırasında evde bulunan Sultan Nur Ulu da tanık olarak ifadeye çağrıldı. İfadelerin alınmasına Başsavcı Duygu Bayar Öksüz de katıldı. Aileden Tepki: “Acımızı Yaşatmadınız” Oğlu Tuğberk Gülter, açıklamasında medyaya ve kamuoyuna tepkisini dile getirerek, “Bize acımızı yaşatmadınız, bize iftiralar attınız. Biz annemizin acısını yaşayamadan, herkes bunu kendi çıkarına kullandı” dedi. Kızı Tuğyan Ülkem Gülter ise, “Anneme hakaret edenlere hakkımızı helal etmiyoruz. Annemin kemiklerini sızlattılar. Acımızı görmezden geldiler” ifadelerini kullandı. Avukatlardan Açıklama: Soruşturma Titizlikle Devam Ediyor Ailenin avukatlarından Rahmi Çelik, Tuğberk Gülter’in olay anında İstanbul’da olduğunu vurguladı. Çelik, “Oğlumuzun olay sırasında İstanbul’da olduğu, tüm kayıtlarla net şekilde kanıtlanmıştır. Soruşturma süreci titizlikle devam ediyor” dedi. Avukat Mert Erdoğan ise, adli sürecin manipüle edilmeye çalışıldığını belirterek, “Süreç devam ediyor, gerekli incelemeler yapılmakta. Gerçekler adli soruşturma sonunda ortaya çıkacak” ifadelerini kullandı. Avukat Muharrem Çetin ise, aile üyelerinin müşteki olarak ifade verdiklerini ve soruşturmanın titizlikle yürütüldüğünü belirtti. Çetin, asılsız iddialarla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını da duyurdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.