#İnşaat Mühendisleri Odası (İmo) Adana Şube Başkanı Hıdır Çak

İLKHABER-Gazetesi - İnşaat Mühendisleri Odası (İmo) Adana Şube Başkanı Hıdır Çak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnşaat Mühendisleri Odası (İmo) Adana Şube Başkanı Hıdır Çak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çak:Adana’nın altyapı sorunlarının temeli plansız kentleşme Haber

Çak:Adana’nın altyapı sorunlarının temeli plansız kentleşme

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, Adana’nın altyapı problemleri ve su taşkınlarına ilişkin İlkhaber Gazetesi’ne önemli açıklamalarda bulundu. Kentteki temel sorunun plansız kentleşme ve yetersiz altyapı planlamasından kaynaklandığını belirten Çak, yeni imara açılan bölgelerde kanalizasyon ve yağmur suyu hatları tamamlanmadan imar izni verilmemesi gerektiğini vurgulayarak, bu yaklaşımın altyapı sorunlarının önüne geçilmesinde kritik rol oynayacağını ifade etti. “ADANA’NIN ALTYAPI SORUNUNUN TEMELİ PLANSIZ KENTLEŞMEDİR” İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Hıdır Çak yaşanan altyapı sorunlarının plansız kentleşmeden dolayı oluştuğuna dikkat çekerek, “Adana’nın altyapı gerçeğine baktığımız zaman sorunun büyük oranda kentin plansız oluşuyla başladığı açıktır. Plansız ve kaçak kentleşme, kentin geniş alanlarında bu tür yapıların yayılmasına yol açmış, bu da zamanla altyapı sorunlarını beraberinde getirmiştir. Sorunun kaynağı, imarlı ve planlı kentler yaratamamamızdır. Bunu başaramadığımız sürece altyapı sorunlarından kurtulmamız da mümkün değildir. Kaçak yapıların birçoğu dere yataklarında ya da uygun olmayan alanlarda yer almaktadır. Kanalizasyon ve yağmur suyu hatlarının olması gereken yerlerde bulunmaması, drenaj sorunlarını ortaya çıkarmaktadır” dedi. “ADANA YAĞMURU YÖNETEBİLECEK ALTYAPIYA SAHİP DEĞİL” İMO Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, “Her yağışta bu sorunları tekrar tekrar yaşamamız, kentimizin yağmuru yönetebilecek bir altyapıya sahip olmadığını açıkça göstermektedir. Bu gerçek; sorumluluğu ertelemeyi değil, acil ve kalıcı çözümler üretmeyi zorunlu kılmaktadır. Çünkü bugün çözülmeyen her sorun, yarına daha büyük problemler yaratmaktadır. Yaşanan su baskınlarını, yalnızca yağış miktarına bağlamak gerçekçi değildir. Suyun temel bir gerçeği vardır: Suyu engelleyemezsiniz, ancak doğru yönetebilirsiniz. Kentler de buna göre planlanmak zorundadır. Adana’nın kuzeyden güneye doğru belirli bir topografik eğimi vardır. Bu nedenle yağmur suyunun yukarıdan aşağıya doğru ana arterler ve yağmur suyu hatları aracılığıyla toplanıp uygun noktalardan drene edilmesi gerekmektedir. Ancak uygulamada en büyük sorunlardan biri, doğu-batı ekseninde yer alan iki açık kanalın etkin şekilde kullanılamamasıdır. Bu kanalların çevresinde sular birikmekte, ancak bu sular kanallara verilememektedir. Devlet Su İşleri bu açık kanalları sulama amacıyla kullanmaktadır. Ayrıca altyapı sistemimiz ayrık sistem değildir. Birleşik sistem dediğimiz yapıda hem atık su hem de yağmur suyu aynı kanal içerisinde taşınmaktadır. Yağmurun toprakla buluşma olasılığı neredeyse yoktur; çünkü kent yüzeyinin büyük bölümü beton ve asfaltla kaplıdır. Bu nedenle yağan yağmur doğrudan yüzey akışına geçmektedir.” “KANALİZASYON TAŞKINLARI CİDDİ HALK SAĞLIĞI SORUNU OLUŞTURUYOR” Hıdır Çak Kanalizasyon taşkınlarının halk sağlığı problemi oluşturduğuna dikkat çekerek, “Kanalizasyonun yüzeye çıkması ve akışla birlikte sokaklara yayılması, halk sağlığını tehlikeye atmaktadır. Özellikle bodrum katlar başta olmak üzere birçok alan su baskınlarına maruz kalmaktadır. Kanalizasyon kotunun dolmasıyla birlikte suyun geri tepmesi, atık suyun konutların bodrum katlarına dolmasına ve bu alanların su altında kalmasına neden olmaktadır. Altyapı sisteminde atık su ve yağmur suyunun ayrı borularla taşınması gerekmektedir. Adana’nın ayrık boru sistemine geçmesi şarttır. Ayrıca yağmur suyunun kontrollü şekilde akışa geçmesini sağlamak için yeterli yeşil alanların oluşturulması gerekir. Ancak Adana’da yeşil alanlar yetersizdir; kentin büyük bölümü beton, asfalt ve yapılardan oluşmaktadır. Bu nedenle yağan yağmur toprakta emilemeden yüzey akışına geçmekte ve karşılaştığı ilk noktada kanalizasyon hatlarını ve rögarları tıkamaktadır. Bunun önüne geçmek için altyapı sistemlerinin düzenli olarak bakım ve temizliğinin yapılması gerekmektedir. Ancak bu konuda da Adana’da eksiklikler bulunmaktadır. Gerekli önlemler alınmadığı sürece Adana’nın altyapı problemlerinin çözülmesi mümkün görünmemektedir” ifadelerini kullandı. Hıdır Çak, çözüm önerilerini sıralayarak şunları ifade etti: “Ayrık hat sistemine geçmeliyiz. Mevcut yağmur suyu kapasitesini artırmamız gerekiyor. Bunun için büyük kolektör hatlarının inşa edilmesi şarttır. Doğu-batı ekseninde belirli bölgelerde ana toplayıcı hatlar oluşturulmalı ve bu hatlar aracılığıyla suların doğrudan Seyhan Nehri’ne deşarj edilmesi sağlanmalıdır. Yer altı su tutma sistemlerinin Adana genelinde yaygınlaştırılması gerekmektedir. Kent genelinde taşkın kontrol planlarının yapılması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca geçirgen kaplama malzemelerinin kullanımı teşvik edilmelidir. Bu sayede yağmur suyu yüzeyde birikmek yerine toprağa sızarak yer altı suyuna karışabilecektir.” “PLANLI KENTLEŞME ALTYAPININ TEMELİDİR” Yeni yerleşim alanlarında altyapı tamamlanmadan imar izni verilmemesi gerektiğini vurgulayan Hıdır Çak, “Yağmur suyunun doğrudan yüzey akışına geçmesini engellemek için belediyelere ve yerel yönetimlere bir diğer önerimiz şudur: Yeni imara açılan bir bölgede kanalizasyon ve yağmur suyu hatları henüz oluşturulmamışsa, o bölgeye imar izni verilmemelidir. Adana’da belediyeler, yeni yerleşim alanlarında önce yağmur suyu ve kanalizasyon altyapısını tamamlayıp daha sonra imara açarsa, en azından bu bölgelerde yaşanan tıkanıklık ve altyapı sorunlarının önüne geçilebilir. Üzeri kapatılmış dere yatakları mutlaka açılmalı ve korunmalıdır. Dere yataklarında yapılaşmaya son verilmelidir. Islah edilen dereler, ekolojik koridor anlayışıyla düzenlenmelidir. Adana’nın bu konuda 50 ila 100 yıllık bir planlamaya ihtiyacı vardır. Altyapı projelerinin nasıl yapılacağı, nüfus artışına bağlı olarak hangi dönemlerde altyapı ihtiyacının ortaya çıkacağı ve bu ihtiyacın nasıl karşılanacağına ilişkin kapsamlı planlamalar yapılmalıdır. Ayrıca bir kentsel su yönetimi master planı oluşturulmalıdır. İlçe belediyeleri, Adana Büyükşehir Belediyesi ve Devlet Su İşleri’nin ortak katkısıyla hazırlanacak bir plan sayesinde, Adana gelecekte hem suyun fazla olduğu dönemlerde hem de su sıkıntısı yaşanan zamanlarda nasıl hareket etmesi gerektiğini daha iyi belirleyebilir” şeklinde konuştu. ADANA’DA KENTSEL DÖNÜŞÜM VE ALTYAPI VİZYONU MASAYA YATIRILIYOR Hıdır Çak, 15 Mayıs 2026’da düzenlenecek “Kentsel Dönüşüm, Altyapı Gerçeği ve Yağmur Suyu Yönetimi” paneliyle ilgili de bilgi verdi. ASKİ, DSİ, İller Bankası ve belediyelerin katılımıyla gerçekleştirilecek panelde, Adana’nın altyapı sorunları ve çözüm yollarının kapsamlı şekilde ele alınacağını söyledi. Çak, vatandaşların ve muhtarların da sürece dahil edileceğini belirtti. Adana’nın altyapı sorunlarının çözümü için ortak akıl ve kurumsal koordinasyonun önemine dikkat çeken Çak, planlı kentleşmenin geleceğin en kritik gerekliliği olduğunu vurguladı.

Başkan Çak: Sosyal konutlarda peşinat ve taksitler dar gelirliyi zorluyor Haber

Başkan Çak: Sosyal konutlarda peşinat ve taksitler dar gelirliyi zorluyor

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, vatandaşların konut sorununu çözmeyi hedeflediği belirtilen 500 Bin Konut Projesi’ni değerlendirerek, projedeki belirsizlikler ve olası sorunlara ilişkin görüşlerini paylaştı. Çak, özellikle deprem güvenliği olmayan binalarda yaşayan dar gelirli vatandaşların, %10 peşinat ve 6 bin 750’den 11 bin 63 liraya uzanan taksitleri karşılayıp karşılayamayacağının sorgulanması gerektiğini belirtti. İMO Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, “6 Şubat depremlerinin ardından, bir yıl içerisinde 650 bin konutun yapılacağının söylenmesine rağmen, aradan üç yıla yakın zaman geçmesine rağmen bu sayıya ulaşılamaması bir yana, teslim edildiği söylenen 304 bin 836 konutların önemli bir kısmında vatandaşların oturabileceği koşulların var olduğu söylenemez. Bu konutların önemli bir sayısında su yok, konutların yine bir kısmında kapı, pencere, kapı kolu vb. eksiklikler var. Ve halen Hatay’da 150 bin kişi konteynırlarda yaşıyor. Yine bu yılın Temmuz ayında sertifikalı konut projesi açıklandı. Amaç vatandaşın konut problemini çözmek, binaları riskli olan vatandaşları bu binalarda oturmasını sağlamak olduğu söylendi. Aradan sadece aylar geçti şimdi de 500 bin konut projesi söylemiyle gündemde açıklamalar sıralanıyor” ifadelerini kullandı. “Peşinat ve taksitler dar gelirliyi karşılamıyor” Hıdır Çak sosyal konutların dar gelirli vatandaşlar için hayati öneme sahip olduğunu belirterek şunları söyledi: “500 bin konut için sosyal konut deniyor. Bugün ülkemizde pek çok vatandaşımız, özellikle de dar gelirli vatandaşlarımız deprem güvenliği olmayan binalarda oturmaktadırlar. Sosyal konut projeleri bu anlamda önemlidir. Ancak 1984’de dar gelirli vatandaşlara konut sağlama amacıyla kurulan TOKİ’nin 41 yıllık tarihine baktığımızda, özellikle 2000’li yıllardan sonra üretilen konutların ancak % 20 civarının sosyal konut olduğunu, geri kalanının rant getirici lüks konutlar olduğunu biliyoruz. Adana’da göl kenarındaki hasılat paylaşımı yöntemiyle TOKİ yapılan binalar da, bunun yanı başımızdaki en bilinen örneklerindendir. Ayrıca % 10 peşinat ve 6 bin 750’den 11 bin 63 liraya uzanan taksitler; 14 bin lira emekli maaşı alan ya da asgari ücretle geçinenler için uygun olabilecek mi? Yoksa pek çok kez şahit olduğumuz gibi, bu imkanlardan belli gelir grupları mı faydalanacak?” “500 Bin konut projesinde Adana’ya 12 bin konut düşüyor” Adana’ya düşen konut sayısına da dikkat çeken Başkan Çak, “Konut sayılarının illere göre dağılımda Adana için 12 bin 292 konut yapılacağı belirtilmektedir. TÜİK istatistiklerine baktığımızda, Adana’da 2024 yılında 10 bin 83 daireye yapı kullanım izni verilmiş; yapı kullanım izinlerinin on yıllık ortalaması da 10 bin 766’dır; demek ki Adana’da yılda ortalama 10 bin civarında daireye yapı kullanım izin belgesi verilmektedir. Bu sayılar ortadayken, Adana’da 500 bin konut projesinde 12 bin 292 konut yapılacağı ifade edilmiştir. Yerelde yer alan firmalar bu çalışmalara ortak edilecek midir? Aksi takdirde sektör daralma yaşayacak; bu da işsizliği, dolayısıyla ekonomiyi de etkileyecektir. Her şeyden önemlisi bir deprem ülkesinde yaşıyoruz, bilime dayanarak ilerlemek gerekli. Büyük depremlere şahit olduk. 1999 depreminden beri bu konu ülke gündemindedir. Ancak geçen onca yıla rağmen sorun çözücü adımlar atılamamıştır. Devletin görevi vatandaşın sağlam, güvenli binalarda oturmasını sağlamaktır” şeklinde konuştu.

İMO Başkanı Çak: Kolon kesme ve ruhsatsız müdahaleler, binaları depremde savunmasız bırakıyor Haber

İMO Başkanı Çak: Kolon kesme ve ruhsatsız müdahaleler, binaları depremde savunmasız bırakıyor

6 Şubat 2023 depremlerinde ihmaller, yanlış uygulamalar ve denetimsizliğin yol açtığı ağır sonuçlar nedeniyle çok sayıda bina yıkılırken, birçok kişi hayatını kaybetti. Açılan davalarda sıkça kolon kesme iddiaları mahkemelere taşındı. Bu davalardan biri, Tutar Apartmanı C Bloğu; burada kolon kesilmesi nedeniyle depremde 63 kişi hayatını kaybetmişti. Konu hakkında İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, İlkhaber Gazetesi’ne açıklamalarda bulundu. Başkan Hıdır Çak, Adana’da işyeri açma ruhsat başvurusunda bulunan ticari işletmelerin, işyerleri içinde yer alan taşıyıcı sistem elemanlarının yerinde olup olmadığının ve varsa tahribatların tespitinin yapılması gerektiğini belirtti. Çak, bu denetimlerin belediye ve merkezi yönetim iş birliğiyle gerçekleştirilmesini önerdi. “Taşıyıcı sisteme müdahale engellenmeli” İMO Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, “Ülkemizin yaşadığı depremler; ihmallerin ve yanlış politikaların ağır sonuçlarını da gözler önüne sermektedir. 6 Şubat 2023 depreminde de ihmaller, yanlış uygulamalar ve denetimsizliğin yarattığı ağır sonuçlara yakından tanık olduk. Bu tanıklıklarımızda kolon kesme iddiaları oldukça fazla yer aldı ve mahkemelerde de konu edildi. Bu doğrultuda ki doğru tespitler; sadece deprem yargılamalarının adil, şeffaf ve bütünlüklü bir yaklaşımla yürütülmesi, sadece sorumluların cezalandırılması için değil, gelecekte aynı hataların tekrar etmemesi için hayati önemdedir. Daha da önemlisi can kaybına sebebiyet veren taşıyıcı sisteme müdahalenin engellenmesinin önemini ortaya çıkarmakta ve konuyla ilgili adımlar atılması gereğinin aciliyetini sergilemektedir” dedi. “Kolon kesmek yapının statik dengesini bozar” İşletmelerin daha fazla alan kazanma adına kolon ve kiriş kesilmelerine dikkat çeken Çak şunları söyledi: “Ülkemizde ne yazıktır ki bu konu, yeteri önemde ele alınmamaktadır. İşyeri açmak üzere yer satın alan ya da kiralayan kişi ya da işletmeler yaratacağı vahim sonucu, neden olacakları ağır zararları düşünmeden, akıllarında sadece daha fazla alan kazanma düşüncesiyle kolon, kiriş keserek taşıyıcı sisteme zarar vermektedir. Ağır can ve mal kayıplarına neden olabilen bu müdahalelerin nasıl engellenebileceğinden önce, taşıyıcı sisteme müdahalenin yapıya nasıl zarar vereceğinden söz edelim. Edelim ki kar amaçlı bilinçsiz kararların yarattığı, yaratacağı vahim sonuçlar bilinsin. Bir yapının taşıyıcı sisteminde kolon, kiriş veya benzeri elemanlara müdahale edilmesi, binanın statik dengesini doğrudan ortadan kaldırmakta ve deprem güvenliğini en üst seviyede zayıflatmaktadır. Kolon kesildiğinde; yapının yük aktarım mekanizması bozulur, kesilen kolonun taşıdığı düşey yükler komşu kolonlara aktarılır, bu da aşırı kesit zorlanmaları yaratır. Deprem sırasında oluşan yatay kuvvetlerin dengelenmesini sağlayan sistem düzensiz hale gelir; bu durum yumuşak kat mekanizması veya ani göçme ile sonuçlanabilir. Yapının taşıma kapasitesi, en zayıf noktadan çökerek kısa sürede tamamen kaybolur.” “Kolon kesme tek başına binayı göçertir” Hıdır Çak, kolon kesmenin tek başına binayı göçertmeye yeterli olduğunu belirterek, “Bu nedenle kolon kesme, tek başına göçmeye yol açabilecek niteliktedir. Bu durumda, binanın yıkımında proje müellifinin veya yapım aşamasında görev alan mühendislerin sorumluluğundan bahsetmek teknik olarak mümkün değildir. Sorumluluk, taşıyıcı sisteme müdahaleyi yapan kişilere aittir. Kolon kesme gibi ruhsatsız ve kasten yapılan müdahaleler, bu eylemi gerçekleştirenler açısından olası kast kapsamında değerlendirilmelidir. Yapıların deprem güvenliği ve deprem kuvvetlerine karşı koyabilmesi statik tasarımın bütünüyle ilgilidir. Yapısal sisteme kolon kesme dışında yapılan diğer müdahaleler (örneğin kat ilavesi, taşıyıcı kirişlerin kaldırılması, taşıyıcı sisteme fiziki zarar verilmesi, çatıya taşıyıcı sistemi etkileyecek yük bindirilmesi vb.) de taşıyıcı sistem bütünlüğünü bozmaktadır ve artık bina tasarlanan veya inşa edilenden farklı, deprem dayanımı azaltılmış bir sistemdir” şeklinde konuştu. “İzinsiz müdahaleler önlenmeli” Başkan Çak, izinsiz müdahalelerin binanın deprem dayanımını en üst seviyede güvensiz hâle getirdiğini vurguladı ve ekledi: “Projeyi hazırlayan veya yapım aşamasında görev alan mühendislerin bu müdahaleleri öngörmesi mümkün değildir. Bu müdahaleleri yapılmadan engellemeliyiz. İMO olarak taşıyıcı sisteme müdahalelerin önlenmesi için çalışmalar yürütüyoruz.” “Taşıyıcı sistem müdahaleleri yerel ve merkezi işbirliğiyle önlenebilir” Çak, Binaların taşıyıcı sistem müdahalelerinin engellenmesi için yerel ve merkezi yönetimlerin ortak çalışması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Biz İMO Adana Şubesi olarak konuyla ilgili çalışmalar için hazır olduğumuz bildirmek üzere, yerel yönetimlerimizle görüşmeler de yapmaktayız. Şubemizce amaçlanan; Adana’da işyeri açma ruhsat başvurusunda bulunan ticari işletmelerin, işyerleri içinde yer alan taşıyıcı sistem elemanlarının yerinde olup olmadığı ve varsa taşıyıcı sistem tahribatlarının tespitinin yapılması ve olası bu müdahalelerin engellenmesidir. Yerel yönetimlerle işbirliği içinde bu konuyla ilgili ciddi adımlar atılabilir. Yeni açılacak olan işyerlerinde bu kapsamda yapılacak denetimler olası taşıyıcı sisteme müdahalenin önünü kesecek ve bu doğrultuda kamuoyunda bir bilinç yaratarak, bu müdahalenin bilinçsiz kişilerce kolaylıkla yapılmasını durduracak, buna niyetlenenleri baştan tespit etme şansı verecektir. Biz İMO Adana Şubesi olarak toplum güvenliğini sağlayacak bu denetimin hayata geçirilmesinin önemini kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

İMO Başkanı Çak: Adana’da merkezi otoparklar çalışmıyor, park sorunu derinleşiyor Haber

İMO Başkanı Çak: Adana’da merkezi otoparklar çalışmıyor, park sorunu derinleşiyor

Adana’da özellikle şehir merkezindeki caddelerde artan araç sayısı, park sorununu içinden çıkılmaz bir hâle getirdi. Yetersiz otopark kapasitesi ve gelişi güzel park edilen araçlar, hem trafik akışını bozuyor hem de şehir yaşamını zorlaştırıyor. Bilinçsizce yapılan parklar nedeniyle sürücüler de yayalar da mağdur oluyor. Adana’nın en yoğun bölgeleri arasında yer alan Cemalpaşa, Reşatbey ve Ziya Paşa gibi semtlerde, otopark sorunu her geçen gün daha da derinleşiyor. Konuyla ilgili İlkhaber Gazetesi’ne konuşan İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, kentin en büyük sorunlarından birinin otopark olduğunu vurguladı. “Otopark sorunu kentin en büyük çıkmazı” İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, “Adana’nın en büyük sorunu otopark. Cemalpaşa, Reşatbey, Ziya Paşa bölgesinde merkezi otoparkların çalışmıyor olması, belli yerlerde otopark olmasına rağmen bir türlü işlevsel hale getirilmemesi ve mekanik olarak katlı kullanılan otoparkların güven sorunu nedeniyle kullanılmaması büyük bir sorun. Özellikle Seyhan Belediyesi önünde ve Dörtyol’a yakın Sucuzade bölgesindeki mekanik otoparklar atıl durumda. Buralarda vatandaşlar tarafından bir güvensizlik oluştuğunu nedeniyle endişeler mevcut” şeklinde konuştu. “Adana’da otoparklar kağıt üzerinde kalıyor” Otoparkların planlarda yer almasına rağmen uygulamada yetersiz kaldığını belirten Hıdır Çak şunları söyledi: “İmar planlarında, yapı ruhsatı alınırken otopark ihtiyacını kendi parselinizde karşılayamıyorsanız, belediye size 500 metrelik yarıçap içinde alternatif bir otopark alanı gösteriyor. Ancak gösterilen bu otoparklar ya hiç yok ya da kullanılmaktan uzak. Kağıt üzerinde çözüm varmış gibi görünse de sahadaki gerçek durum çok farklı.” “Sabancı Cami yanındaki otopark kullanılamaz durumda” Hıdır Çak, “Otopark ciddi bir sorun. Otoparkların olmaması bu alanlarında giderek kentsel dönüşüm ve daha fazla yoğunluğu üzerine alması, şu an Reşetbey bölgesinde çok ciddi ada bazlı yada parsel bazlı dönüşümler gerçekleşiyor. Bu bölge ile ilgili merkezi otopark yapılabilmiş değil. Burada adres olarak Sabancı Merkez Cami’nin oradaki otopark gösteriliyor. Orayı incelediğimizde hem girişi hem de çıkışında çok ciddi fiziki sorunların olduğunu, su birikmelerin oluştuğunu, kokunun olduğunu onun haricinde de giriş ve çıkışlarının fiziki olarak da kullanışlı olmadığını müdahale yapılması gerekiyor” diye ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.