#iran

İLKHABER-Gazetesi - iran haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, iran haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD-İsrail–İran gerilimi piyasayı vurdu: Türklerin gayrimenkul alımı geriledi Haber

ABD-İsrail–İran gerilimi piyasayı vurdu: Türklerin gayrimenkul alımı geriledi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan ödemeler dengesi verilerine göre, Türkiye’deki yerleşiklerin yurt dışından yaptığı gayrimenkul alımı için ödediği tutar 2025 yılında 2 milyar 675 milyon dolara yükselmişti. Söz konusu rakam ocakta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 44,4 artarak 208 milyon dolara, şubatta ise yüzde 18,4 yükselişle 225 milyon dolara ulaşmıştı. Son açıklanan veriler, Türkiye’deki yerleşiklerin, ABD ile İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırmasıyla başlayan ve İran’ın misillemeleriyle Körfez ülkelerinin etkilenmesine yol açan savaşın ardından yurt dışındaki alımlarında düşüş olduğunu ortaya koydu. Buna göre, Türklerin yurt dışından gayrimenkul alımı için ödediği tutar martta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 18 düşüşle 187 milyon dolara geriledi. Bu rakam son 13 ayın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti. Söz konusu tutar Mart 2025’te 227 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu. Uzmanlar, Türk yatırımcıların yurt dışında en fazla gayrimenkul aldığı merkezler arasında üst sıralarda yer alan Dubai’nin savaşın ekonomik ve jeopolitik etkilerinden doğrudan etkilenmesinin, mart ayında yurt dışı konut alımlarındaki yavaşlamada belirleyici rol oynadığını ifade etti. “DUBAİ’YE SALDIRILAR VE YUNANİSTAN’IN TAVRI ETKİLİ OLDU” Gayrimenkul Hizmet İhracatçıları Derneği (GİGDER) Başkanı Bayram Tekçe, Türklerin yurt dışında en çok konut aldığı lokasyonların başında Dubai ve Yunanistan’ın geldiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Dubai, Türklerin konut alımı için yurt dışında en çok tercih ettiği ülke ve bölgelerin ilk sıralarında. Martta burada yaşanan saldırılar bu pazardan alımları neredeyse durdurdu. Dolayısıyla bu durum satışların azalmasına neden oldu. Öte yandan son aylarda Yunanistan’ın Türkiye’ye yönelik olumsuz tavırları da bu ülkeden alımları kısmen de olsa negatif etkiledi. Yunanistan’ın İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile işbirlikleri, adalara asker yerleştirme ve silahlandırma girişimleri yatırımcılarımızı olumsuz etkiliyor.” Tekçe, şu anda ateşkes döneminde olunması nedeniyle Dubai konut piyasasında hareketliliğin kısmen başladığını kaydederek, “Eskisi gibi olmasa da Türklerde de hareket var. Şu anda açıkça kampanyası yapılmıyor ancak müşteri ile alım için gittiğimizde yüzde 15-20 civarında indirimler alabiliyoruz.” dedi. “GEÇİCİ BİR YAVAŞLAMA OLARAK DEĞERLENDİRİYORUZ” Uluslararası gayrimenkul uzmanı ve Woven Üst Yöneticisi (CEO) Burak Ustaoğlu da martta görülen yüzde 18’lik düşüşü geçici bir yavaşlama olarak değerlendirdiklerini belirterek, “Bunun en büyük nedeni, Türk yatırımcısının en yoğun olduğu Dubai pazarındaki kısa süreli bekleme süreci oldu. Ancak son dönemde yeniden geri dönüşler başladı. Talep tekrar yükseliyor.” ifadelerini kullandı. Türk yatırımcıların Dubai’nin yanı sıra Golden Visa gibi avantajlar sunan Yunanistan ve benzeri alternatif pazarlara yönelik araştırma süreçlerine de girdiğini anlatan Ustaoğlu, bu süreçlerin en iyi şekilde yürütülmesi için kendilerinin de büyükelçilikler ve uluslararası iş çevreleriyle aktif temas halinde olduklarını söyledi. Aylara göre yurt dışından alım tutarları Türklerin yurt dışından gayrimenkul alımı için ödediği tutarlar şöyle: TARİH TUTAR (MİLYON DOLAR) Ocak 2025 144 Şubat 2025 190 Mart 2025 227 Nisan 2025 232 Mayıs 2025 238 Haziran 2025 214 Temmuz 2025 253 Ağustos 2025 288 Eylül 2025 211 Ekim 2025 225 Kasım 2025 201 Aralık 2025 252 Ocak 2026 208 Şubat 2026 225 Mart 2026 187

ABD-İran çatışmasının maliyeti 1 trilyon doları aşabilir Haber

ABD-İran çatışmasının maliyeti 1 trilyon doları aşabilir

Washington yönetiminin İran ile yürüttüğü askeri mücadelenin ekonomik bilançosuyla ilgili hazırlanan analizler, ABD bütçesi üzerinde uzun süreli bir baskı oluşacağını öngörüyor. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) bünyesinde bütçe denetçisi olarak görev yapan Jules Hurst, harekatın şimdiye kadarki maliyetini 29 milyar dolar olarak açıkladı. Ancak CNN International tarafından paylaşılan projeksiyonlar, çatışmanın zamana yayılan dolaylı etkilerinin 1 trilyon dolar gibi devasa bir rakama evrilebileceğini ortaya koyuyor. Söz konusu hesaplamaların sadece doğrudan muharebe giderlerini değil, stratejik envanterin korunması ve yenilenmesi süreçlerini de kapsadığı belirtiliyor. Şubat ayının sonunda başlayan saldırıların ardından tırmanan gerilimde, ABD ordusunun hassas güdümlü sistemleri yeniden tedarik etmesinin yıllar alabileceği değerlendiriliyor. Analizlerde öne çıkan verilere göre, operasyonel olarak kullanılan bir Tomahawk füzesinin fırlatma bedeli 2 milyon dolar civarındayken, aynı mühimmatın yerine yenisinin konulması için yaklaşık 3,5 milyon dolarlık bir kaynağa ihtiyaç duyulduğu kaydediliyor. ASKERİ TEÇHİZAT VE PERSONEL HARCAMALARINDAKİ ARTIŞ Savaşın orta vadeli faturası, uçak gemisi taarruz grupları başta olmak üzere teknolojik donanımların ağır bakım süreçlerinde de kendisini hissettiriyor. Gelecek 5 yıllık periyotta askeri ekipmanların idamesi ve modernizasyonu için yüz milyarlarca dolarlık ek bütçe ayrılması gerekeceği öngörülüyor. Teknik harcamaların yanı sıra, sahada aktif görev alan 55 bin askeri personelin sosyal güvenlik ve özlük haklarından kaynaklanan yükümlülüklerin, devlet hazinesi üzerindeki kalıcı gider kalemlerinden birini oluşturacağı ifade ediliyor. KÜRESEL EKONOMİ VE ENERJİ FİYATLARI ÜZERİNDEKİ BASKI Askeri giderlerin ötesinde, küresel pazarlardaki dalgalanmaların ABD iç piyasasına yansımaları da stratejik analizlerin odak noktasında yer alıyor. Enerji maliyetlerindeki tırmanış ve tedarik zincirindeki aksamaların tüketici fiyatlarını tetiklediği aktarılırken, ülkede benzin fiyatlarının galon başına 5 dolar seviyesine tırmanması bekleniyor. 28 Şubat tarihinde başlayan askeri hareketliliğin, mühimmat stoklarının erimesi ve küresel enflasyon baskısıyla birleşerek Washington için mali bir sınamaya dönüştüğü vurgulanıyor.

ABD’nin İran savaşı bilançosu açıklandı: Maliyet 29 milyar dolara ulaştı Haber

ABD’nin İran savaşı bilançosu açıklandı: Maliyet 29 milyar dolara ulaştı

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine, ABD Kongresi’nde savunma harcamalarını denetleyen komiteler önünde Savunma Bakanlığı’nın 1,5 trilyon dolarlık bütçe talebi ve İran savaşına ilişkin ifade verdi. ABD Savunma Bakanı Hegseth, nisan ayı sonunda Temsilciler Meclisi ve Senato’da silahlı hizmetler alt komiteleri önünde verdiği ifadenin ardından bugün bir kez daha Kongre üyelerinin Pentagon’un bütçe teklifi, İran savaşı ve savaşın maliyetine ilişkin sorularına cevap verdi. İlk olarak ABD Kongresi'nin alt kanadı Temsilciler Meclisi’nde Savunma Tahsisatları Alt Komitesi önünde ifade veren Hegseth, geçtiğimiz ay Silahlı Hizmetler Komitesi önünde yaptığı konuşmadaki sert ve suçlayıcı söylemlere başvurmadı. Savunma Bakanlığı’nın finansmanını onaylayan komite önünde çok daha sakin bir tavır takındığı gözlenen Hegseth, konuşmasında, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin askeri sanayi altyapısını genişletme çabalarından bahsetti. Açılış konuşmasında Hegseth, 1,5 trilyon dolarlık bütçe talebinin "tarihi bir bütçe" olduğunu söyledi ancak bunun aynı zamanda "mali açıdan sorumlu bir bütçe" olduğunu savundu. Hegseth, "Başkanın bütçe talebi, içinde bulunduğumuz dönemin aciliyetini yansıtıyor" dedi. İran ile ateşkes konusunda netlik talep edildi Demokrat Kongre Üyesi Pete Aguilar’ın İran ile ateşkesin yürürlükte olup olmadığının net olmadığı konusundaki ifadelerine cevap veren Hegseth, "Bildiğiniz gibi ateşkes, genel olarak ateşin kesilmesi manasına gelir ve müzakereler sürerken bunun gerçekleştiğini görüyoruz. Ayrıca, müzakere ekibimiz tarafından farklı görüşmeler de devam ettiriliyor" dedi. "İhtiyacımız olan her şeye fazlasıyla sahibiz" Kongre oturumunda Minnesota Temsilcisi Betty McCollum, mühimmat seviyelerine ilişkin güncelleme taleplerinin defalarca iletilmesine rağmen cevaplanmadığını ifade etti. Hegseth, İran savaşı nedeniyle azalan silah stoklarına ilişkin kaygıların "gereksiz" olduğunu söyledi. Hegseth, "Neye sahip olduğumuzu tam olarak biliyoruz. İhtiyacımız olan her şeye fazlasıyla sahibiz" dedi. Savunma sanayisine daha hızlı üretim talimatı verildiğini ifade eden Hegseth, savunma altyapısının kapasite yetersizliğinden önceki yönetimler ve ABD’nin Ukrayna’ya yaptığı yardımları sorumlu tuttu. Hegseth, "Amerikan halkının gurur duyabileceği, düşmanlara amansız korku, müttefiklere ise güven veren bir orduyu yeniden inşa ediyoruz" ifadelerini kullandı. İran savaşının maliyeti 29 milyar dolara yükseldi Temsilciler Meclisi oturumunda Pentagon’da bütçe denetleme görevi yürüten Jules Hurst, İran savaşının şimdiye kadar olan maliyetinin 29 milyar dolar olduğunu açıkladı. Hurst, nisan ayı sonunda Kongre’deki ifadesinde bu meblağı 25 milyar dolar olarak duyurmuştu. Hurst, İran savaşının daha önce açıklanan maliyetinin ekipmanların tamir ve yenilenmeleri ile "genel operasyon masrafları" nedeniyle arttığını söyledi. Senatör Graham’dan arabulucunun değiştirilmesi talebi Oturum daha sonra ABD Kongresinin üst kanadı Senato’daki Savunma Tahsisatları Alt Komitesi önünde devam etti. Senatör Lindsey Graham, İran uçaklarının saldırılardan korunmak amacıyla Pakistan üslerinde park halinde olduğuna ilişkin haberlere dikkat çekti. Bu konuda Savunma Bakanı Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine’den net bir cevap alamayan Senatör Graham, "Eğer İran’a ait uçaklar gerçekten de Pakistan’a ait üslerde konuşlanmış bulunuyorsa ve bunlar, İran’ın askeri varlıklarını korumak için yapılıyorsa, o halde ara buluculuk için başka birini aramamız gerektiği açık. İşin neden hiçbir yere varmadığı şimdi daha iyi anlaşılıyor" ifadelerini kullandı. Trump yönetimi "dikkat dağınıklığı" ile suçlandı Oturum sırasında Demokrat Senatör Chris Coons, Trump yönetimini "dikkati dağılmış" olmakla suçladı. Coons, hem Trump yönetimin hem savunma bakanlığının dikkatinin dağılmış olduğunu savundu. Coons, Donald Trump’ın "gerçek bir zafer elde etmekten çok milyar dolarlık bir balo salonuna odaklanmış göründüğünü" söyledi. Senato’daki oturum protesto ile bölündü Senato’daki oturum, nisan ayındaki oturumlara benzer bir şekilde savaş karşıtı bir protesto ile bölündü. ABD’de yaşayan İranlıların savaşa karşı olduklarını söyleyen protestocu, "Eğer bu bütçeyi onaylarsanız, bu yönetimin savaş suçlarının bir parçası olacaksınız" ifadelerini kullandı. Protestocu, Kongre güvenliği tarafından salondan çıkarıldı.

Donald Trump: İran askeri açıdan tamamen mağlup edildi Haber

Donald Trump: İran askeri açıdan tamamen mağlup edildi

Beyaz Saray'da basın mensuplarının sorularını yanıtlayan ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın çatışmaları sona erdirmek amacıyla sunduğu son öneriyi kesin bir dille geri çevirdiğini ilan etti. Washington'ın Tahran'ın zayıflayan askeri pozisyonuna dair elinde güçlü veriler olduğunu savunan Trump, mevcut durumu ABD lehine bir "tam zafer" olarak nitelendirdi. İRAN'IN ASKERİ GÜCÜ VE YENİ PLANIN DETAYLARI İran'ın sunduğu teklifin kesinlikle onaylanamayacağını vurgulayan Trump, bölgedeki askeri dengelerin kalıcı olarak değiştiğini ifade etti. Trump, konuyla ilgili olarak, "İnsanlar sürekli ‘Bir planı var mı?' diyor. Tabii ki bir planım var. Hem de şimdiye kadarki en iyi plan. İran, askeri olarak bütünüyle mağlup edildi. Ellerinde çok az şey kaldı. Muhtemelen bu süre içinde biraz toparlanmışlardır ama bunu da yaklaşık bir gün içinde değiştirebiliriz" ifadelerini kullandı. İran'daki can kayıplarına ve nükleer risklere de dikkat çeken Başkan Trump, Tahran'ın nükleer bir güç olmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Trump, "İran nükleer silaha sahip olamaz. Çok dengesiz ve tehlikeliler. Orada yaşananlar korkunç. Son iki ayda 42 bin kişi öldürdüler. En azından bildiğimiz sayı bu. 42 bin kişi. Geçtiğimiz hafta da çok sayıda insan öldürdüler ama bir ay, bir buçuk ay önce 42 bin kişi öldürdüler" şeklinde konuştu. Trump, uygulanan ablukayı "askeri bir deha" olarak tanımlayarak, "Plan çok basit. Abluka, her şeyden önce askeri bir dehanın parçasıydı. Venezuela'da yapılanların askeri bir deha olması gibi" dedi. "TAM BİR ZAFER KAZANACAĞIZ" ABD'nin nükleer silahlanmayı engelleyerek küresel bir sorumluluk üstlendiğini savunan Trump, üzerinde herhangi bir baskı hissetmediğini dile getirdi. Trump, "Bir süre sonra bundan sıkılacağımı, bunalacağımı, baskı altında kalacağımı düşünüyorlar. Hiçbir baskı yok. Tam bir zafer kazanacağız. Zaten teorik olarak askeri açıdan tam bir zafer elde ettik" değerlendirmesinde bulundu. İran donanmasının kapasitesinin tamamen yok edildiğini iddia eden Trump, "Donanmaları imha oldu. 159 gemileri vardı, şimdi sıfır gemileri var. Etrafta dolaşan küçük sürat tekneleri kaldı. Onlardan da günde sekizer tane vurduk. Hava kuvvetleri yok, hava savunmaları yok" bilgisini paylaştı. NÜKLEER TESİSLERİN DURUMU VE YER ALTI KAYNAKLARI Tahran yönetiminin müzakere isteğine karşın sunduğu şartları "aptalca" bulan Trump, eski yönetimlere de sert eleştiriler yöneltti. "Bu aptalca bir teklif ve kimse bunu kabul etmez" diyen Trump, Obama ve Biden dönemindeki anlaşmaların çok daha kötü olduğunu savundu. ABD operasyonlarının başarısından bahsederken "Onları gerçekten çok sert vurduk" ifadesini kullanan Trump, nükleer materyallerin transferi konusunda şunları söyledi: "İran bana 'nükleer tozu' alacağımızı ama bunu (yer altından) bizim çıkarmamız gerekeceğini söyledi. Çünkü tesis o derece imha edildi ki, dünyada onu çıkarabilecek sadece bit ya da iki ülke var. O kadar derinde ve öylesine sert bir şekilde vuruldu ki, onu taşımaya uygun ekipmanları yok." Trump, İran'ın başlangıçta ABD ile iş birliğini kabul ettiğini ancak sonradan resmi bir belge olmadığı gerekçesiyle vazgeçtiklerini belirterek, "İki gün önce bunu kabul ettiler. ‘Onu sizin almanız gerekecek' dediler. Birlikte hareket edecektik ama fikirlerini değiştirdiler. Çünkü bunu belgeye koymamışlardı. Bizimle aynı fikirde oluyorlar, sonra geri adım atıyorlar" dedi. İran'daki yönetim yapısını değerlendiren Trump, "İran'da ılımlılar ve radikaller olmak üzere iki grup var. Bence ılımlılar artık daha fazla saygı görüyor. Radikaller, sonuna kadar savaşmak istiyor. Ancak bu, çok kısa sürecek bir savaş olurdu" ifadelerini kullandı. Diğer yandan Kürt gruplara yönelik sert eleştirilerde bulunan Trump, hayal kırıklığını şu sözlerle dile getirdi: "Kürtler sadece alıyor, alıyor ve alıyor. Kongre'de büyük itibara sahipler. Kongre, ‘Çok sert savaşıyorlar' diyor. Ancak para aldıklarında sert savaşıyorlar. Bu yüzden, Kürtler konusunda büyük hayal kırıklığı yaşıyorum." ATEŞKES VE STRATEJİK HEDEFLER İran ile ateşkes sürecinin kritik bir aşamada olduğunu belirten Trump, "Bize gönderilen o berbat metni gördükten sonra ateşkesin son derece zayıf olduğunu söyleyebilirim. Okumayı tamamlamamıştım bile. Zamanımı buna harcamaya değmez dedim. Şu anda ateşkesin yaşam destek ünitesine bağlı olduğunu söyleyebilirim" dedi. Ülkesi için her türlü riski aldığını belirten Trump, "Ülkem için kurşunu göze almaya hazırım" sözleriyle kararlılığını vurguladı. KÜRESEL İLİŞKİLER VE ENERJİ PİYASASI Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşmesine değinen Trump, Xi ile harika bir ilişkisi olduğunu belirtti. Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışının Çin için hayati önemde olduğunu kaydeden Trump, Tayvan meselesinin de her zaman masada olduğunu ekledi. Enerji fiyatlarına ilişkin ise ABD'nin üretim kapasitesine ve Alaska rotasına dikkat çekerek, petrol fiyatlarının düşmeye devam edeceğini öngördü.

ABD/İsrail-İran gerilimi sonrası teknoloji devleri servetine servet kattı Haber

ABD/İsrail-İran gerilimi sonrası teknoloji devleri servetine servet kattı

ABD ve İsrail'in İran'a 28 Şubat'ta başlattığı saldırılarla başlayıp İran'ın misillemeleriyle savaşa dönüşen süreçten bu yana dünyanın önde gelen şirketlerinin piyasa değerlerinde dalgalı bir seyir görüldü. Mart sonu itibarıyla piyasa değerine göre en büyük 10 şirketin toplam büyüklüğü gerilim öncesi piyasa kapanışına göre bakıldığında, bir aylık dönemde yüzde 4,30 ve 1 trilyon 77 milyar dolar azalışla 23 trilyon 980 milyar dolara geriledi. Büyük yatırım bankalarının "al" tavsiyeleri, yapay zeka yatırımlarına yönelik beklentiler ve jeopolitik risklerin azaldığına dair haber akışının etkisiyle söz konusu şirketlerin toplam piyasa değeri nisan sonu itibarıyla aylık bazda yüzde 16,19 ve 3 trilyon 882 milyar dolar artışla 27 trilyon 862 milyar dolara yükseldi. Söz konusu şirketlerin değerinde en güncel piyasa kapanışı olan 8 Mayıs itibarıyla nisan sonuna göre yüzde 4,94 ve 1 trilyon 377,5 milyar dolarlık artış kaydedilirken, toplam değerleri 29 trilyon 240 milyar dolara ulaştı. Böylece, savaş öncesi kapanışa göre yüzde 16,69 ve 4 trilyon 183 milyar dolar değer kazanan bu şirketler toplam 29 trilyon dolar seviyesini aştı. NVİDİA 5 TRİLYON DOLARIN, ALPHABET VE APPLE İSE 4 TRİLYON DOLARIN ÜZERİNDE En değerli 10 şirket arasında 5 trilyon 229 milyar dolarla başı çeken Nvidia, martta yaşadığı 67 milyar 797 milyon dolarlık kaybın ardından nisanda 5 trilyon dolar eşiğini aşarak rekor tazeledi. Ay sonunda gelen kar satışları sonrası bu seviyenin üzerinde kalmayı başaramayan Nvidia, daha sonra tekrar toparlanarak 5 trilyon doları geçti. Nvidia'nın en yakın takipçisi 4 trilyon 834 milyar dolarla Alphabet oldu. Onu 4 trilyon 309 milyar dolarla Apple izledi. Böylece Alphabet ve Apple'ın piyasa değeri 4 trilyon doların üzerine çıktı. Listede dördüncü sırayı 3 trilyon 84 milyar dolarlık piyasa değeriyle Microsoft, beşinci sırayı ise 2 trilyon 933 milyar dolarla Amazon aldı. İlk 5'i 2 trilyon 36 milyar dolarla Broadcom, 1 trilyon 890 milyar dolarla TSMC, 1 trilyon 769 milyar dolarla Saudi Aramco, 1 trilyon 609 milyar dolarla Tesla, 1 trilyon 547,5 milyar dolarla Meta izledi. ALPHABET DEĞERİNE 1 TRİLYON DOLARDAN FAZLA KATTI, SADECE META DEĞER KAYBETTİ Saldırıların başlangıcından bu yana şirketlerin performansları incelendiğinde, dolar bazında en güçlü artışı Alphabet gerçekleştirdi. Şirketin piyasa değeri söz konusu dönemde 1 trilyon 65 milyar dolar arttı. Değer artışında Alphabet'i 923,6 milyar dolarla Nvidia izlerken, Amazon'un değeri 679 milyar dolar, Broadcom'un 521 milyar dolar, Apple'ın yaklaşık 430 milyar dolar, TSMC'nin 234 milyar dolar, Microsoft'un ise yaklaşık 167 milyar dolar arttı. Aynı dönemde Saudi Aramco'nun piyasa değeri 158 milyar dolar yükselirken, Tesla'nın değer artışı 98 milyar 373 milyon dolar oldu. Bu dönemde piyasa değeri azalan tek şirket 92 milyar 627,63 milyon dolar kaybeden Meta oldu. Savaşın başlangıcından bu yana şirketler oransal değer artışlarına göre incelendiğinde ise başı yüzde 34,38 ile Broadcom çekerken, onu yüzde 30,12 ile Amazon, yüzde 28,24 ile Alphabet izledi.

İran’dan ABD’ye rest: "Savaşmaya mecbur kalırsak savaşırız" Haber

İran’dan ABD’ye rest: "Savaşmaya mecbur kalırsak savaşırız"

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, "ABD tarafı hala İsrail rejiminin oluşturduğu mantık dışı taleplerinde ısrar ediyor" ifadelerini kullanarak, "Savaşmaya mecbur kaldığımızda savaşacağız" dedi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında, İran’ın ABD’ye sunduğu teklif, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, İsrail’in bölgedeki faaliyetleri, ABD’nin İran’a yönelik tehditleri ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) tutumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki görüşme ve İran’ın ABD’nin teklifine verdiği cevaba yönelik tepkilere ilişkin yaptığı açıklamada, "Bizim talep ettiğimiz tek şey İran’ın meşru haklarıdır. İran’ın savaşın sona erdirilmesi ve İran gemilerine yönelik deniz haydutluğunun durdurulması yönündeki talebi mi aşırılıktır? Yıllardır haksız yere bloke edilen ve İran halkına ait olan varlıkların serbest bırakılması yönündeki talep mi aşırılıktır? Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişin sağlanmasına yönelik önerimiz mi aşırılıktır? Bölgede ve Lübnan’ın kuzeyinde güvenliğin sağlanması mı aşırılıktır?" dedi. "ABD, mantık dışı taleplerinde ısrar ediyor" İran’ın Pakistan aracılığıyla ABD’ye ilettiği cevaba değinen Bekayi, "Biz yalnızca İran’ın ulusal çıkarlarını değil, aynı zamanda tüm bölgenin ve dünyanın çıkarlarını gözeten makul ve cömert öneriler sunduk. Tüm bu başlıkların öneri paketinde ele alınması gerekiyordu ancak ne yazık ki ABD tarafı hala İsrail rejiminin oluşturduğu mantık dışı taleplerinde ısrar ediyor" dedi. "Yabancı güçlerin varlığı güvensizliği artırıyor" Mısır’ın İran’a savaş uçağı göndererek İran İHA’larını hedef aldığı yönündeki iddialara değinen Bekayi, "Bizim Mısır ile ilişkilerimiz karşılıklı saygı temelindedir. Bölge güvenliğine ilişkin meseleler bölge ülkelerini ilgilendirir. Bölge güvenliğine zarar verecek her türlü müdahale bizim açımızdan kabul edilemez ve bunun hangi ülke tarafından yapıldığı da fark etmez. Bölgenin güvenliği, bölge ülkeleri tarafından sağlanmalıdır. Yabancı güçlerin varlığına dayanan bir güvenlik anlayışı yalnızca güvensizliği derinleştirir ve bölgemize hiçbir şekilde istikrar getirmez" ifadelerini kullandı. "ABD’nin bölgedeki varlığı şiddet döngüsünün kaynağıdır" ABD’nin İran’a yönelik suçlamalarına da cevap veren Bekayi, "İran, bölgede sorumluluk sahibi bir güç olduğunu kanıtlamıştır. Biz zorba değil, zorbalığa karşı duran bir ülkeyiz. İran’ın tutumuna bakmak yeterlidir. Bölgeye askeri yığınak yapan biz miyiz? Batı yarımküresindeki ülkelere baskı uygulayan biz miyiz? Müzakere sürecinde iki kez suikast gerçekleştiren biz miyiz? ABD’nin bölgedeki varlığı başlı başına bir şiddet ve istikrarsızlık döngüsünün kaynağıdır" ifadelerini kullandı. "Savaşmaya mecbur kaldığımızda savaşacağız" Bekayi, ABD’nin yeniden saldırması halinde İran’ın hem askeri hem diplomatik seçenekleri kullanacağını belirterek, "Savaşmaya mecbur kaldığımızda savaşacağız, ne zaman İran halkının hak ve çıkarlarını korumak için diplomasi silahını kullanmamız gerektiğine inanırsak o yolu tercih ederiz. Başkalarının memnuniyeti bizim için ölçü değildir. Diplomatik süreçlerde yer alan taraflar, kararlarını kendi ulusal çıkarlarına göre vermelidir. İran, ulusal çıkarlarını ve meşru haklarını savunma konusunda ciddi olduğunu göstermiştir. Aynı zamanda iyi niyetli ve makul bir çerçevede diplomatik girişimlerde bulunuyor. Karşı tarafın da ciddiyetini ortaya koyması gerekiyor ancak şu ana kadar bu konuda başarısız oldu" ifadelerini kullandı. "İran kendisini nasıl savunacağını iyi biliyor" Bekayi, Trump’ın İran’a karşı nükleer silah kullanma tehdidine değinerek, "Bu konu, ABD’li yetkililerin söylemlerinin bir parçasıdır ve onların İran halkına ve uluslararası hukuka bakış açısını göstermektedir. Bu tür tehditler uluslararası hukuk ilkelerine aykırıdır ve başka ülkelere karşı tehditte bulunmaya hakları yoktur. Ayrıca içiniz rahat olsun, İran kendisini nasıl savunacağını iyi biliyor" dedi. "Bölgede Siyonist rejimin saldırganlıklarına ilişkin hiçbir ihtimali dışlamıyoruz" Bekayi, İsrail’in Irak topraklarında İran’a yönelik saldırılarda kullanıldığı öne sürülen gizli askeri üsler kurduğuna ilişkin iddialara da değinerek, "Bölgede Siyonist rejimin saldırganlıklarına ilişkin hiçbir ihtimali dışlamıyoruz ve her iddia ciddiyetle ele alınmalıdır. Bu önemli bir konudur ve mutlaka Iraklı yetkililerle gündeme getirilecektir. Siyonist rejimin bölgedeki geçmişi açıkça gösteriyor ki, bölge ülkelerine zarar vermek, ülkeler arasında ayrılık oluşturmak ve İran’ın çıkarlarını hedef almak için hiçbir sınır ve kırmızıçizgi tanımıyorlar. Bu konu da, Siyonist rejimin bölge ülkelerinin topraklarını ve imkanlarını kötüye kullandığına dair elimize ulaşan diğer raporlarla birlikte mutlaka incelenecektir" dedi. "Avrupa, uluslararası barış ve güvenliğe karşı atılan adımların parçası haline gelmemeli" Bazı Avrupa ülkelerinin bölgeye savaş gemisi gönderme yaklaşımlarına ilişkin de konuşan Bekayi, "Avrupa’ya çok açık şekilde, ABD ve Siyonist rejimin kışkırtmalarının kendilerini istemeden, hiçbir faydası olmayan bir krizin içine sürüklemesine izin vermemeleri gerektiğini ilettik. Bu savaşın yasa dışı olduğuna dair gerekli farkındalığın mevcut olduğuna inanıyoruz. Avrupa’nın, en azından açık biçimde, uluslararası barış ve güvenliğe karşı atılan adımların parçası haline gelmemesi gerekir. Uluslararası barış ve güvenlik konusunda sorumluluk taşıdığını düşünen her ülke, baskısını Hürmüz Boğazı’ndaki geçişleri aksatan tarafa yöneltmelidir" dedi. "Şu an müzakerelerde savaşın sona erdirilmesi konuşuluyor" İran uranyumunun ABD’ye transfer edilmesi konusunun müzakerelerde gündeme gelip gelmediğine ilişkin soruya yanıt veren Bekayi, "Müzakerelerin mevcut aşamasında savaşın sona erdirilmesi konuşuluyor. Bu konu, zamanı geldiğinde konuşulacaktır" ifadelerini kullandı. "Grossi görev çizgisinden uzaklaştı" Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi’ye sert tepki gösteren Bekayi, "İran’ın nükleer tesislerinin savaş dışı yöntemlerle ortadan kaldırılması mı planlanıyordu ki Grossi bu tür açıklamalar yapıyor? Bu ifadeler, uzun süredir dile getirdiğimiz Grossi’nin görev çizgisinden uzaklaştığı gerçeğini bir kez daha doğruluyor. Ajansın itibarını ve rolünü yeniden güçlendirecek olan şey, Grossi’nin İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırıları açık şekilde kınamasıdır. İran’ın nükleer tesisleri Ajansın denetimi altındaydı ve ajans başkanının bu gerçeği görmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Hürmüz Boğazı konusunda alınan kararlar uluslararası hukuka uygundur" Dışişleri Bakanlığı’nın Hürmüz Boğazı konusundaki açıklamalarının ülkenin resmi tutumundan farklı olduğu yönündeki iddiaları da reddeden Bekayi, "Dışişleri Bakanlığı, İslam Cumhuriyeti sisteminin bir parçasıdır ve devlet hiyerarşisi doğrultusunda alınan kararlar Bakanlık açısından tamamen bağlayıcıdır. Hürmüz Boğazı konusunda zaman zaman gerçeği tam yansıtmayan bazı ifadeler kullanılıyor. Daha önce de defalarca vurguladığım gibi, İran’ın 28 Şubat’tan itibaren ABD ve Siyonist rejimin askeri saldırıları ile bazı ülkelerin desteği sonrasında aldığı tedbirler, hem uluslararası hukuk hem de iç hukuk çerçevesindedir. Askeri saldırıya uğramış kıyı devleti konumundaki bir ülkenin, bu su yolunun kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla tedbir alması doğaldır. Dışişleri Bakanlığı’nın tutumu nettir. Bakanlık, ülkenin karar alma ve egemenlik mekanizmasından ayrı değildir" dedi. "Hürmüz Boğazı açık kalmalı söylemi gerçeği görmezden geliyor" Bekayi, ülkelerle yapılan temaslar ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin ise, "Hiçbir ülkenin Basra Körfezi bölgesindeki güvensizliğin devamını desteklediğini düşünmüyorum. Görüşmelerde tüm ülkeler bu durumun sona ermesi gerektiğini kabul ediyor. Ancak herkesin cesur şekilde bu tablonun asıl nedenini görmesi gerekiyor. Şu anda benzer bir durumla karşı karşıyayız. Sürekli Hürmüz Boğazı açık kalmalı söyleminin tekrar edilmesi, bazı ülkelerin mevcut durumun ortaya çıkmasındaki asıl rolü oynayan ABD ve Siyonist rejimin etkisini bilinçli şekilde görmezden geldiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı. İran ABD’nin teklifinin kabul etmedi İran, ABD’nin savaşı sona erdirmeye yönelik son teklifine verdiği cevabı Pakistan üzerinden ABD’ye iletmişti. İran, ABD’nin savaşı sonlandırmaya yönelik teklifini "teslimiyet" olarak nitelendirmiş ve kabul etmediğini bildirmişti. İran, bunun yerine ABD’den İran’a savaş tazminatı ödenmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tamamen kabul edilmesi, yaptırımların kaldırılması ve el konulan İran varlıklarının iade edilmesi talebinde bulunduğunu bildirmişti. İran ayrıca, ABD’yi "Deniz ablukasını sona erdirmeye, daha fazla saldırı olmayacağına dair garanti sağlamaya ve İran petrol satışlarına yönelik ABD yasağını kaldırmaya" çağırmıştı. . ABD Başkanı Donald Trump ise, İran’ın cevabını incelediğini belirterek, "İran'ın sözde ‘temsilcilerinden’ gelen cevabı az önce okudum. Hiç hoşuma gitmedi. Kesinlikle kabul edilemez" açıklamasında bulunmuştu.

Altın fiyatları jeopolitik çıkmazla geriledi: Gram ve ons altında kritik seviyeler Haber

Altın fiyatları jeopolitik çıkmazla geriledi: Gram ve ons altında kritik seviyeler

Küresel piyasalarda diplomatik temaslardan sonuç alınamaması ve enerji koridorlarındaki belirsizlik, değerli metal fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Washington ve Tahran arasındaki barış arayışlarının sonuçsuz kalması, yatırımcıların risk algısını değiştirirken petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü ivme enflasyonist endişeleri tetikledi. Bu gelişmelere paralel olarak, güvenli liman varlıkları arasında ilk sırada yer alan altın, hem ons hem de gram bazında değer kaybına uğradı. KÜRESEL PİYASALARDA ONS ALTIN NEDEN DÜŞÜYOR? Spot altın piyasasında ons fiyatı, yeni haftada yüzde 1 oranında bir geri çekilme kaydederek 4 bin 668 dolar bandına kadar indi. Anlık veriler ışığında ons altın 4 bin 673 dolar seviyelerinden işlem görmeye devam ediyor. Analistler, ABD dolarının majör para birimleri karşısında elde ettiği kazanımların, altın maliyetlerini diğer yatırımcılar için yukarı çektiğini ve talebi sınırladığını ifade ediyor. KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, piyasaların kısa vadeli barış umutlarını kaybetmeye başladığını belirterek, "Ham petrol fiyatlarında görülen yeni yükseliş dalgasının altın üzerinde baskı oluşturduğunu" söyledi. İÇ PİYASADA GÜNCEL ALTIN SATIŞ FİYATLARI Küresel altın fiyatlarındaki düşüş, yurt içindeki gram altın fiyatlarına da doğrudan yansıdı. Gram altın, günlük bazda yüzde 1'lik kayıpla 6 bin 811 TL seviyesine kadar geriledikten sonra şu dakikalarda 6 bin 820 TL'den alıcı buluyor. Serbest piyasada çeyrek altın 11 bin 180 liradan satılırken, yatırımcıların yakından takip ettiği cumhuriyet altını ise 44 bin 590 lira seviyesinden işlem görüyor. Analist Waterer, orta vadeli projeksiyonunda altının ons fiyatı için 4 bin 400 ile 4 bin 800 dolar aralığının güncelliğini koruduğuna dikkat çekiyor. PETROL KRİZİ VE FED'İN RİSK UYARILARI ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın barış tekliflerini geri çevirdiğini açıklaması, yaklaşık iki buçuk aydır süren gerilimin sonlanacağına dair beklentileri zayıflattı. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki lojistik aksamaların enerji maliyetlerini tetiklemesi, piyasaların ana gündem maddesi haline geldi. ABD Merkez Bankası (Fed) tarafından yayımlanan finansal istikrar raporunda, İran savaşı ile bu durumun petrol arzı ve fiyatları üzerindeki yansımasının küresel finansal sistem için en kritik risklerden biri olduğu vurgulandı. Yatırımcılar şimdi Fed’in faiz politikasına ışık tutacak olan ABD nisan ayı tüketici enflasyonu verilerini bekliyor. GÜMÜŞ VE PLATİN PİYASASINDA KARIŞIK SEYİR Altın tarafındaki satış baskısına rağmen, diğer değerli metallerde daha dengeli ve karışık bir görünüm hakim. Spot gümüş fiyatı ons başına yüzde 0,6 artışla 80,44 dolara yükselirken; platin yüzde 0,92 kayıpla 2 bin 37 dolara, paladyum ise yüzde 0,40 düşüşle bin 479 dolara geriledi. Öte yandan Çin Altın Birliği, güvenlik denetimleri sebebiyle bazı madenlerde üretimin durması sonucunda, 2026 yılı ilk çeyreğinde Çin’in toplam altın üretiminin bir önceki yılın aynı dönemine göre azaldığını bildirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.