#israil

İLKHABER-Gazetesi - israil haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, israil haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD-İran gerilimi tırmanıyor: Rusya dahil mi oldu? Haber

ABD-İran gerilimi tırmanıyor: Rusya dahil mi oldu?

Donald Trump’ın İran’a yönelik yeni saldırı sinyali vermesi sonrası Orta Doğu’daki gerilim yeniden yükseldi. İran yönetimi, ABD ve İsrail’e karşı operasyonların artarak süreceğini duyururken, Rusya ise sürece dahil olabileceği mesajını verdi. Trump: “taş devrine göndereceğiz” Savaşın 34. gününde konuşan Donald Trump, İran’a yönelik sert ifadeler kullandı. Trump açıklamasında: ABD’nin askeri hedeflere ulaşacağını, önümüzdeki 2-3 hafta içinde yeni saldırıların yapılacağını, İran’ın sert şekilde vurulacağını belirterek, “Onları taş devrine göndereceğiz” dedi. İran’dan sert yanıt: “Daha yıkıcı olacak” İran Devrim Muhafızları yetkilileri, ABD’nin açıklamalarına karşılık vererek savaşın süreceğini duyurdu. İran tarafı: Balistik füze ve İHA kapasitesine dikkat çekti, stratejik üretim merkezlerinin gizli olduğunu savundu. ABD’nin askeri gücü yanlış değerlendirdiğini öne sürdü Açıklamada, bundan sonraki saldırıların “daha güçlü, daha geniş kapsamlı ve daha yıkıcı” olacağı vurgulandı. Ateşkes iddiaları reddedildi Tahran yönetimi, kamuoyunda yer alan ateşkes iddialarını kesin bir dille yalanladı. İranlı yetkililer, çatışmaların ABD ve İsrail teslim olana kadar süreceğini ifade etti. Rusya devreye girdi Dmitry Peskov tarafından yapılan açıklamada, Vladimir Putin’in bölgedeki liderlerle temaslarını sürdürdüğü belirtildi. Kremlin, ihtiyaç duyulması halinde İran savaşının çözümüne katkı sağlamaya hazır olduklarını duyurdu. Bölgede tansiyon yükseliyor ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmalar, Orta Doğu genelinde etkisini artırarak sürüyor. Karşılıklı tehditlerin artması, bölgesel savaş riskini daha da yükseltiyor.

Avrupalı 15 ülke bakanlarından ortak açıklama: İsrail’in Lübnan saldırıları kınandı Haber

Avrupalı 15 ülke bakanlarından ortak açıklama: İsrail’in Lübnan saldırıları kınandı

Avrupalı 15 ülkeden dışişleri bakanları, İsrail’in Lübnan'a yönelik saldırılarının şiddetini artırmasına ilişkin bir ortak açıklama yayınlayarak, "Lübnan’daki dramatik durum ve yeniden tırmanan şiddet karşısında dehşete düştük. Sivillere, sağlık personeline, yardım görevlilerine, gazetecilere, sivil altyapıya ve tesislere yönelik saldırılar haksız ve kabul edilemezdir. Bunlar derhal sona ermeli" ifadelerini kullandı. Belçika, Hırvatistan, Estonya, Finlandiya, İzlanda, İtalya, İrlanda, Letonya, Lüksemburg, Moldova, Norveç, Polonya, San Marino, İspanya ve İsveç’ten dışişleri bakanları, Lübnan’da ağırlaşan insani durum nedeniyle bir ortak açıklama yayınladı. Açıklamada, "Orta Doğu’daki çatışmalardan endişe duyan dışişleri bakanları olarak, Lübnan’daki dramatik durum ve yeniden tırmanan şiddet karşısında dehşete düştük. An itibarıyla ülkede 1,2 milyon kişi yerinden edilmiş durumda ve bu, nüfusun yaklaşık dörtte birine tekabül ediyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı’na göre şu ana kadar çoğu sivil olmak üzere, aralarında çocuklar, yardım görevlileri ve gazetecilerin de bulunduğu binden fazla kişi hayatını kaybetti" denildi. "Hizbullah silahsızlanmalıdır" Hizbullah’ın İran’a destek amacıyla İsrail’e saldırma kararını şiddetle kınadıklarını ifade eden bakanlar, "Hizbullah, ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda İsrail’e yönelik tüm düşmanca eylemlerini derhal durdurmalı ve silahsızlanmalıdır" ifadelerini kullandı. "İsrail’in saldırıları haksız ve kabul edilemezdir" İsrail’e de uluslararası insancıl hukuka uyma yükümlülüğünün hatırlatıldığı açıklamada, "Sivillere, sağlık personeline, yardım görevlilerine, gazetecilere, sivil altyapıya ve tesislere yönelik saldırılar haksız ve kabul edilemezdir. Bunlar derhal sona ermeli" denildi. Bağımsız soruşturma ve hesap verilebilirliğin sağlanması vurgusu yapılan açıklamada, "İsrail’in Lübnan’daki askeri operasyonları ile Hizbullah’ın saldırıları sona ermeli. İsrail’i Lübnan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne tam saygı göstermeye çağırıyor, Hizbullah da İsrail de dahil olmak üzere tüm tarafları askeri eylemleri durdurmaya davet ediyoruz" ifadelerine yer verildi.Açıklamada durumdan etkilenen herkese yönelik insani yardımın tam, güvenli ve engelsiz şekilde ulaştırılması çağrısında da bulunuldu. UNIFIL birliklerine yönelik saldırılar kınandı Lübnan hükümetinin silahların devlet kontrolüne alınması ve Hizbullah’ı silahsızlandırma çabalarını da desteklediklerini ifade eden Avrupalı dışişleri bakanları, Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü’nün (UNIFIL) görev yetkisini desteklediklerini ifade ederek UNIFIL birliklerine yönelik tüm saldırıları kınadı. Açıklamada, "Bu saldırılar, barış gücü askerleri arasında kabul edilemez kayıplara yol açmış, özellikle Endonezyalı barış gücü askerlerinin öldürülmesiyle sonuçlanmıştır. BM Barış Gücü personelinin güvenliği her zaman sağlanmalıdır. Lübnan ve İsrail’deki şiddet olaylarının tüm mağdurlarına ve ailelerine başsağlığı diliyoruz" denildi. Tüm tarafların 2024 yılı Kasım ayındaki ateşkes anlaşmasına saygı göstermeye çağrıldığı açıklamada, "İsrail’i Lübnanlı yetkililerin doğrudan müzakere çağrısını kabul etmeye güçlü bir şekilde teşvik ediyoruz. Lübnan’da istikrarı desteklemeye yönelik çabalar, Orta Doğu’da kalıcı barış ve güvenlik açısından hayati öneme sahip. Acilen gerilimin düşürülmesi gerekiyor. Diplomasi üstün gelmeli" denildi. "Lübnan'a önemli ölçüde acil ve insani destek seferber ettik" Açıklamada, "Lübnan ve halkına yardım amacıyla önemli ölçüde acil ve insani destek seferber ettik ve bunu sürdüreceğiz. Uluslararası toplumu, Lübnan ve halkına daha fazla destek için harekete geçmeye çağırıyoruz" ifadeleri kullanıldı.

Ömer Çelik: “Bölgedeki krizin nedeni ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı” Haber

Ömer Çelik: “Bölgedeki krizin nedeni ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Bugün, bölgede ortaya çıkan krizin her bakımdan 8 milyar insanı etkileyen olumsuzluğun sebebi ABD ve İsrail'in ortaklaşa İran'a yaptığı saldırıdır" dedi.AK Parti Sözcüsü Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında devam eden MYK Toplantısı sürerken bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MYK toplantısının açılışını yaptığı konuşmada İran’a yapılan haksız saldırıdan sonra bölgede ateşkesin sağlanması ve bölgede istikrarın yeniden tesisi yönünde diplomatik çabalarla ilgili değerlendirmelerde bulunduğunu ifade etti. AK Parti Sözcüsü Çelik, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırını ardından İsrail’in Lübnan’a yönelik gerçekleştirdiği saldırıları hatırlatarak, 'İsrail ile Filistinli gruplar arasında çatışma çıktı' şeklinde bazı başlıklar görüyoruz, bunun anlamı şu demek, İsrail bazı Filistinli gruplara sebepsiz yere saldırdı demektir. Taraflara sükunet tavsiye ediyoruz diyorlar. Bu ne demek? İsrail zalimce saldırdı, Filistinliler buna ses çıkarmasın demektir. Çatışmada Filistinli kadınlar ve çocuklar hayatını kaybetti demek aslında İsrail askerlerinin hedef gözeterek kadın ve çocukları öldürdüğünü saklamak için uydurulmuş bir literatür. Filistin'de bir İsrail'in arabası taşlandı demek, fanatik bir İsraillinin aracını Filistinlilerin üzerine sürdüğünü ve bu neticede doğal tepkinin ortaya çıktığını saklamak demek. Kudüs'te sebebi bilinmeyen bir nedenle patlama oldu haberlerini görürsünüz, bunun anlamı İsrail askerlerinin Mescid-i Aksa'ya ya da başka bir yere ses bombalarıyla saldırdığı anlamına gelir. İsrail'de hükümet krizi var deniyorsa demek ki birileri hükümet kurabilmek için yeni katliamlar başlatacak anlamına geliyor. Eğer Batı'da ya da İsrail'de bir siyasetçi veya bir medya organı, 'Kudüs İsrail'in bölünmez başkentidir' diyorsa, Filistinlileri yeryüzünden ve Kudüs'ten silmek için gayret gösteriyor anlamına gelir. Bunun sayısını yüzlerce çoğaltabiliriz. Bunun karşısında bizim doğruyu anlatmak için doğru literatür kullanmamız gerekiyor. Bu kavramların arkasındaki manipülasyonları görmemiz gerekiyor. Biz hem parti olarak hem hükümet içinde bütün bunlarla güçlü bir mücadele veriyoruz" ifadelerini kullandı. "8 milyar insanı etkileyen olumsuzluğun sebebi ABD ve İsrail'in ortaklaşa İran'a yaptığı saldırıdır" İsrail’in saldırganlığının ve soykırım siyasetinin insanları fiziken öldürmesinin yanı sıra başka alanlarda da devam ettiğini kaydeden Çelik, " Mekansal soykırım, düşünsel soykırım, dinsel soykırım yapıyor. Mescid-i Aksa'da ibadet uzun zamandır yasak, bayram namazı da engellendi. Bu sadece İslam dinine dönük olarak değil, kendisi dışındaki herkese karşı bu saldırganlığı gerçekleştiriyor. Mescid-i Aksa'ya yapılan saldırı sadece Müslümanlara değil, bütün insanlığa yapılan saldırıdır. İran savaşı devam ederken gözümüzün birileri tarafından Gazze'den ve Batı Şeria'dan uzaklaştırılmaya çalışıldığını görüyoruz. Buna kesinlikle müsaade etmemek lazım. İsrail saldırganlığı Gazze'den sonra aynı şeyi Batı Şeria'da da yapmaya çalışıyor, Lübnan'da yapmaya çalışıyor. Bugün, bölgede ortaya çıkan krizin her bakımdan 8 milyar insanı etkileyen olumsuzluğun sebebi ABD ve İsrail'in ortaklaşa İran'a yaptığı saldırıdır" ifadelerine yer verdi. Çelik, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Türkiye Cumhuriyeti her zaman Kürt kardeşlerimize zor zamanlarda desteğini sunmuştur" Neçirvan Barzani’nin konutuna gerçekleştirilen İHA saldırısı ve İsrail’in Kürtleri İran ile olan savaşın parçası haline getirmeye çalıştığına yönelik iddiaların sorulması üzerine Çelik, "Öncelikle Neçirvan Barzani'ye geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Kendisi yakinen görüştüğümüz, istişarelerde bulunduğumuz, uzun zamandır tanıdığımız birisi. Kuzey Irak yönetiminin Türkiye ile dostane ilişkilerinin olmasına büyük katkılar sağlamış bir siyasetçi. Bu saldırıdan dolayı çok üzgünüz. Herhangi bir can kaybı olmamasını memnuniyetle karşılıyoruz ve kendisine de geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Kuzey Irak'taki Kürt kardeşlerimizin her zaman yanlarında olduğumuzu, onların güvenliğini ve refahını önemsediğimizi burada bir kere daha ifade etmek isterim. İfade edilen ve çeşitli haberlere yansıyan konular doğrudur. Özellikle İsrail tarafının belli gruplarla görüşerek Kürt kardeşlerimizi bu savaşın içine çekmeye çalıştığına dair yoğun bir faaliyet yürüttüğünü görüyoruz. Birtakım temaslar olduğunu biliyoruz. Bunları istihbari olarak biliyoruz ama bizim istihbari olarak bilmemizin dışında bir kısmı açık kaynaklara da yansıdı. Örneğin bazı oradaki örgüt temsilcileri bu temasın olduğuna ve yakın işbirliği içerisinde olduklarına dair açıklamalar yaptı. Bazı şeyleri birbirinden ayırmak gerekir. Biz gerek Irak'taki, gerek Suriye'deki, gerek İran'daki Kürt kardeşlerimizin refahını, güvenliğini ve onurlu kardeşçe bir geleceğini her zaman önemsiyoruz. Buna kıymet veriyoruz ve bu konuda da Türkiye Cumhuriyeti her zaman kardeşlerimize zor zamanlarda desteğini sunmuştur" dedi. "Kürt kardeşlerimizle örgüt yapılarını birbirinden hassasiyetle ayrıştırmak gerekir" Kendini "Kürtler adına hareket ediyorum" diyen örgütlerle bölgedeki Kürt halkının birbirinden ayırılması gerektiğini aktaran Çelik, "İsrail ile paralel bir şekilde KJAK, Komala gibi bir takım İran'daki örgütlerin, bunlara bağlı unsurların senkronize hareket etme şeklindeki bir takım yaklaşımlarını, temaslarını görüyoruz ve biliyoruz. Arka plandaki temaslardan da haberdarız. Batı basını örgütlerin bu yaklaşımını sunarken Kürtler diye sunuyor. Bu yanlış bir şeydir. Kürt kardeşlerimizle oradaki bu örgüt yapılarını birbirinden hassasiyetle ayrıştırmak gerekir. Bu çok önemlidir. Türkiye'de de maalesef bu konuda çalıştığını söyleyen bazıları akademisyen sıfatı taşısa da bunları birbirine karıştırmayı bir akademik faaliyet gibi sunuyor. Bu bir akademik faaliyet değil, bu örgütsel faaliyetten başka bir şey ifade etmez. Maalesef sürekli olarak Kürt kardeşlerimizi bir takım örgüt denklemlerinin içine hapsetme şeklinde bir faaliyet sistematik olarak yürütülüyor. İran'daki Kürt kardeşlerimiz bütün bu olanlar başladığı andan itibaren son derece sağduyulu davrandılar. Kuzey Irak'taki Kürt kardeşlerimiz sağduyulu davrandılar ve haksız, hukuksuz zeminde gerçekleşen bu savaşın hiçbir şekilde parçası olmayacaklarını, bundan uzak duracaklarını önemli Kürt kanaat önderleri ifade ettiler" dedi. “Silah bırakma sonrası yasal adımlar için açık ve net irade var.” Çelik, Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili soru üzerine, "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusundaki çalışmalarımız kesintisiz devam ediyor. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla bizim partimizde kurduğumuz mekanizmalarımız var. Bu mekanizmalarımız, strateji heyetlerimiz bu konuyu sürekli olarak gündeminde tutuyor ve haftalık olarak bazen bir ya da birkaç kere toplanarak bu meseleler görüşülüyor ve değerlendiriliyor. Burada bizim açımızdan üç boyutun değerlendirilmesi söz konusu. Birincisi Cumhur İttifakı'nın iradesidir. Cumhur İttifakı olarak birlik ve bütünlük içerisinde bu hedefe doğru siyasi partiler olarak gereken çalışmaları yapıyoruz ve kamuoyuna gerekli mesajları aynı tutarlılık ve bütünlük içerisinde vermeye devam ediyoruz. İkinci boyut da Cumhurbaşkanımızın iradesinin ortaya koyulmasıyla bunun bir devlet politikası olmasıdır. Devlet kurumları burada üzerlerine düşeni yapıyorlar ve gayet uyumlu bir şekilde, koordine bir şekilde süreci ilerletmeye çalışıyorlar. Üçüncü boyut da tabii ki Yüce Meclis'tir. Yüce Meclis'in kurulan komisyonla birlikte en sonunda komisyon çalışmalarının sonunda ortaya koyduğu bir rapor var. Bu rapora göre silah bırakma gerçekleştikten sonra adımların atılacağı, yasal düzenlemelerin yapılacağı konusunda açık ve net bir irade vardır" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devlet politikasına dönüştüren iradesi çerçevesinde görüşlerin net bir şekilde ifade edildiğini dile getiren Çelik, bütün temasları şeffaf bir şekilde gerçekleştirdiklerini kaydetti. Çelik, gelinen noktada artık bölgede işbirliklerinin daha çok çoğalması, ortak hareket etme kabiliyetinin daha çok artması yönünde iradenin ortaya çıkması gerektiğini de sözlerine ekledi. "Seçim olsa bu CHP yönetimi yine çok ağır bir yenilgiyle karşı karşıya kalır" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ara seçime ilişkin sarf ettiği sözlerin hatırlatılması üzerine Çelik, "Doğrusunu söylemek gerekirse bu dünyanın içinde bulunduğu tabloya bakın. Bütün bunun içerisinde CHP'nin oluşturmaya çalıştığı gündeme bakın. Gerçekten Türkiye'deki ve dünyadaki gerçeklerden kopuk bir CHP yönetimi var. Kendi konsolidasyonunu sağlayamamış, kendi bütünlüğünü sağlayamamış, herhangi bir politik üretimi olmayan, çok dar bir takım sıkıntılı tablolara sıkışmış, bizzat CHP'liler tarafından gündeme getirilen yolsuzluk iddialarına diğer CHP'lilerin cevap veremediği Bir denklem var. Günün sonunda sürekli olarak bu bir CHP geleneğidir. Cumhuriyetin bütün değerlerini, demokrasinin bütün kurallarını kendilerinin kendi politik ihtiyaçlarına göre istedikleri gibi değiştirebileceklerini, kendilerine uyarlayabileceklerini söylüyorlar. Seçim olsa bu CHP yönetimi yine çok ağır bir yenilgiyle karşı karşıya kalır." "İsrail Meclisi sadece Filistinlilere uygulanmak üzere idam cezasını yürürlüğe koyuyor, bu açık bir ırkçılıktır" İsrail Parlamentosu’nun Filistinli esirleri hedef alan idam yasasının sorulması üzerine değerlendirmelerde bulunan Çelik, "Bu açık bir ırkçılık, açık bir ayrımcılık ve açık bir suçtur. İsrail Meclisi sadece Filistinlilere uygulanmak üzere idam cezasını yürürlüğe koyuyor. Bunun arka planında ise, bu soykırım çetesinin, söz konusu hükümet düzenini sürdürebilmek için, idam cezası geçtikten sonra bunu içki içerek kutlayan hastalıklı zihinlerle birlikte hareket etmek zorunda kalması yatıyordu. Bu nedenle giderek eskiden sureta en azından şekil düzeyinde bazı değerlere riayet ettiklerini gösterme çabası içine giriyorlardı. Şimdi sureta o gayretten de vazgeçmiş durumdalar. Orta çağa dönüş dediğimiz, bütün değerlerden boşanan, bütün değerleri ayaklar altına kalan ve bütün dünya düzenini, şimdiye kadarki medeniyetin bütün kazanımlarını ortadan kaldıran bir yaklaşım bu. İsrail hükümetinin burada yaptığı şeyler sadece Filistinlileri hedef almıyor, sadece mazlumlara hedef almıyor, bütün insanlığı hedef alıyor. Belki de parlamenter sisteme geçildi geçileli bir parlamentoda alınmış en lanetli karardır, utanç vericidir" ifadelerini kullandı. "Avrupa basınından gelen eleştirilerin veya Avrupalı siyasetçilerden gelen eleştirilerin, hiçbir önemi yok" Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne gönderdiği F-16'larla ilgili Avrupa basınında yer alan eleştirilerle ilgili soru üzerine Çelik, "Gönderdiğimiz F-16'lar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tabii ki güvenliğini sağlamak içindir. Aynı zamanda Türkiye bütün adanın garantörüdür. Garantör ülke olarak da bütün bu kaos içerisinde ortaya çıkan tabloda, aslında Türkiye'nin bu davranışının takdir görmesi gerekir. Aslında bunlar KKTC’nin güvenliğini sağlayacağı gibi bütün adadaki insanların güvenliğini sağlayacak, herhangi bir haksız, hukuksuz saldırı karşısında, garantörlüğün gereğini yerine getirecek unsurların kuvvetlendirilmesidir. Fakat şunu unutmamak gerekir, şimdi oraya Hollanda'dan Fransa'ya kadar, bir takım devletler Rum kesimine destek olmak için ek kuvvet gönderiyorlar. Gerekçesi ne? Gerekçesi şu; ABD ve İsrail'in İran'a yaptığı gayrimeşru saldırıdan sonra ortaya çıkan denklemde, Akdeniz'de Rum kesiminin daha çok güvenlik ihtiyacı olduğunu ifade ediyorlar ve Rum kesimine destek olmaya gidiyorlar. Soru şudur; bu nedir? Bu olaylar olmadan önce, Rum kesiminin utanç verici bir biçimde İsrail'le yaptığı ittifakın adı nedir? Bütün bunlara baktığınızda tabii ki KKTC’nin de yalnız kalmaması gerekir. O yüzden Rum kesiminden gelen eleştirilerin ve Avrupa basınından gelen eleştirilerin veya Avrupalı siyasetçilerden gelen eleştirilerin, hiçbir önemi yok" açıklamasında bulundu.

Türkiye'nin de dahil olduğu Sekiz ülkeden İsrail'e ortak tepki: Kudüs'teki kutsal mekanlara yönelik müdahaleler reddedildi Haber

Türkiye'nin de dahil olduğu Sekiz ülkeden İsrail'e ortak tepki: Kudüs'teki kutsal mekanlara yönelik müdahaleler reddedildi

Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, yaptıkları ortak açıklama ile İsrail'in Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ilişkin hukuki ve tarihi statükoyu değiştirmeye yönelik her türlü girişimini kınadıklarını ve reddettiklerini bildirdi. İSRAİL'İN EGEMENLİK İDDİALARINA REDDİYE Türkiye Cumhuriyeti, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Katar Devleti, Suudi Arabistan Krallığı ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin dışişleri bakanları, Müslümanların ibadet için Mescid-i Aksa'nın da içinde bulunduğu Harem-i Şerif’e erişiminin ve Kudüs Latin Patriği ile Kutsal Topraklar Muhafızı’nın Palmiye Pazarı Ayini’ni icra etmek üzere Kutsal Kabir Kilisesi’ne girişlerinin engellenmesi dahil olmak üzere işgal altındaki Kudüs’te Müslümanlar ve Hristiyanlar için ibadet özgürlüğüne yönelik olarak İsrail tarafından sürdürülen kısıtlamaları en güçlü biçimde kınadı ve reddetti. 8 ülkenin dışişleri bakanları tarafından yapılan ortak basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Bakanlar, Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ilişkin hukuki ve tarihî statükoyu değiştirmeye yönelik her türlü İsrail girişimini kınadıklarını ve reddettiklerini yinelemiştir. Devam etmekte olan söz konusu İsrail uygulamaları, uluslararası insancıl hukuk dahil uluslararası hukukun yanı sıra mevcut hukuki ve tarihî statükonun açık bir ihlalini teşkil etmekte ve ibadet yerlerine engelsiz erişim hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Bakanlar, Hristiyanların dini vecibelerini yerine getirmek üzere Kutsal Kabir Kilisesi’ne serbest erişimlerinin engellenmesi dahil, Kudüs’te Müslümanlara ve Hristiyanlara yönelik hukuka aykırı ve kısıtlayıcı İsrail uygulamalarını kesin bir şekilde reddettiklerini teyit etmiştir. Bakanlar, Kudüs’ün ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekânlarının mevcut tarihî ve hukuki statükosuna riayet edilmesi gerekliliğini vurgulamış, işgalci güç İsrail’in işgal altındaki Kudüs üzerinde hiçbir egemenliği bulunmadığını yinelemiş ve ibadet edenlerin Kudüs’teki ibadet yerlerine erişimini engelleyen tüm uygulamalara son verilmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Bakanlar, İsrail’in Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in kapılarını ibadet edenlere mübarek Ramazan ayı dahil olmak üzere 30 gün boyunca kesintisiz olarak kapalı tutmasını ve ibadet özgürlüğünü kısıtlamasını bir kez daha kınamış; bunun uluslararası hukukun, mevcut hukuki ve tarihî statüko ile işgalci güç İsrail’in yükümlülüklerinin ciddi bir ihlalini teşkil ettiğini belirtmiştir. Bakanlar, söz konusu tırmandırıcı tedbirlerin bölgesel ve uluslararası barış ve güvenlik açısından taşıdığı tehlikelere dair uyarılarda bulunmuştur. Bakanlar, toplam 144 dönümlük alanı kapsayan Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in tamamının yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu yinelemiş; Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığı’na bağlı Kudüs Evkaf İdaresi ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesi’nin mübarek Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in işlerini yürütmek ve girişleri düzenlemek konusunda münhasır yetkiye sahip hukuki merci olduğunu vurgulamıştır. Bakanlar, işgalci güç İsrail’e Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in kapılarının kapatılmasına derhal son vermesi, Kudüs Eski Şehri’ne erişime yönelik kısıtlamaları kaldırması ve Müslümanların Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’e erişimini engellemekten kaçınması çağrısında bulunmuştur. Bakanlar ayrıca uluslararası topluma İsrail’i Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ve kutsal mekanların kutsiyetine halel getirmeye yönelik devam eden ihlallerine ve hukuka aykırı uygulamalarına son vermeye zorlayacak kararlı bir tutum benimsemesi çağrısı yapmıştır."

İsrail Meclisi Filistinli mahkumlar için idam cezasını onayladı Haber

İsrail Meclisi Filistinli mahkumlar için idam cezasını onayladı

İsrail yasama organı Knesset, işgal altındaki topraklarda ve İsrail genelinde yankı uyandıran tartışmalı bir karara imza attı. Yapılan oylama neticesinde, Filistinli mahkumlar için idam cezasını öngören yasa tasarısı 48 hayır oyuna karşılık 62 evet oyuyla kabul edildi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da destek verdiği düzenleme, yargı sürecinden infaz biçimine kadar pek çok sert maddeyi bünyesinde barındırıyor. İDAM KARARINDA OY BİRLİĞİ ŞARTI KALDIRILDI Yeni yasal düzenleme, mahkemelerin idam kararı verme sürecini önemli ölçüde kolaylaştırıyor. Tasarıya göre, idam cezasına hükmedilmesi için yargı heyetinde oy birliği aranmayacak ve karar basit çoğunlukla alınabilecek. Ayrıca savcılığın özel bir talebi olmasa dahi mahkemeler bu cezayı verme yetkisine sahip olacak. İşgal altındaki Batı Şeria'da görev yapan askeri mahkemelerin de idam kararı alabilmesinin önü açılırken, bu süreçte Savunma Bakanı yargı heyetine görüş iletebilecek. En dikkat çekici maddelerden biri ise idam cezasına çarptırılan Filistinli mahkumlar için af ve temyiz yollarının tamamen kapatılmış olması. Kabul edilen metne göre, ölüm cezalarının infazı İsrail Cezaevi Servisi bünyesindeki gardiyanlar tarafından asılma yöntemiyle uygulanacak. İnfazı gerçekleştirecek görevlilerin kimlik bilgileri gizli tutulacak ve bu kişilere tam cezai dokunulmazlık sağlanacak. İdama mahkum edilen bireyler, diğer tutuklulardan izole edilerek özel gözaltı merkezlerine nakledilecek. Bu merkezlerde avukat görüşmeleri sadece dijital ortamda yapılabilecek ve yetkili personel dışındaki kişilerin ziyareti yasaklanacak. Öte yandan, İsrail'de yargılanan diğer mahkumlar için bu cezanın ömür boyu hapse çevrilme ihtimali açık tutulurken, yasanın temel gerekçesi "İsrail'in varlığını inkar amacıyla bir İsrailliyi öldürmek" olarak tanımlandı. MECLİSTE GERGİN ANLAR VE TEHDİTLER Oylama süreci Knesset içerisinde sert tartışmalara ve gerginliklere sahne oldu. Demokratlar Partisi Milletvekili Gilad Kariv ile aşırı sağcı vekiller arasında sözlü atışmalar yaşanırken, yasanın mimarlarından olan Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in tutumu dikkat çekti. Oylama öncesinde kürsüden "hüküm saati geldi" diyerek tehditkar ifadeler kullanan Ben-Gvir'in, tasarının kabulü sonrası meclis genelinde şampanya ile kutlama yapma girişimi güvenlik birimleri tarafından durduruldu. Düzenlemenin sonuçları, Yahudi Gücü Partisi Milletvekili Limor Son Har-Melech tarafından kamuoyuna ilan edildi.

İran Meclisi Komisyonu Hürmüz Boğazı için hazırlanan kısıtlama tasarısını onayladı Haber

İran Meclisi Komisyonu Hürmüz Boğazı için hazırlanan kısıtlama tasarısını onayladı

Tahran yönetimi, küresel petrol sevkiyatının en kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimini artırmaya yönelik hukuki bir adım attı. İran Meclisi Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu, boğazdan geçiş trafiğini yeniden düzenleyen ve belirli ülkelere kısıtlamalar öngören yasa tasarısını kabul ederek Meclis Genel Kurulu'na sevk etti. Komisyon Üyesi Mücteba Zarei tarafından yapılan açıklamada, söz konusu taslağın boğazın güvenliği ve sürdürülebilir kalkınmasına odaklanan kapsamlı bir stratejik eylem planı niteliği taşıdığı ifade edildi. GEÇİŞLERDE RİYAL BAZLI ÜCRET VE ÜLKE YASAKLARI GÜNDEMDE Onaylanan tasarıda yer alan maddeler, bölgedeki deniz trafiğinde önemli mali ve operasyonel değişiklikler içeriyor. Taslağın içeriğine dair bilgi veren Zarei, geçiş yapan gemilerden riyal cinsinden ücret tahsil edilmesini öngören bir mali sistemin kurulacağını belirtti. Güvenlik ve çevre düzenlemelerinin yanı sıra tasarıda siyasi nitelikli kısıtlamalar da dikkat çekiyor. Metne göre, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'e ait deniz araçlarının boğazdan geçişinin tamamen yasaklanması planlanırken, İran'a yönelik tek taraflı yaptırım kararlarına iştirak eden ülkelere de çeşitli kısıtlamalar getirilmesi hedefleniyor. UMMAN İLE İŞ BİRLİĞİ VE EGEMENLİK VURGUSU Mücteba Zarei, hazırlanan yasal düzenlemenin İran Silahlı Kuvvetleri'nin bölgedeki egemenlik haklarını tahkim edecek maddeler barındırdığını vurguladı. Boğazın hukuki statüsü bağlamında komşu ülke Umman ile yürütülecek iş birliği modelleri de tasarıda yer alan başlıklar arasında bulunuyor. Düzenleme, Tahran'ın stratejik su yolu üzerindeki otoritesini ulusal mevzuatla güçlendirme çabası olarak değerlendiriliyor. TASARININ YASALAŞMA SÜRECİ VE SONRAKİ ADIMLAR İran yasama sistemine göre komisyon onayı alan bu taslak, nihai karar için Meclis Genel Kurulu'na sunulacak. Milletvekillerinin oylamasından geçmesi durumunda belge, Anayasayı Koruyucular Konseyi'ne gönderilecek. Konseyin anayasaya ve şeriat kurallarına uygunluk denetiminden geçerek onay vermesi halinde, Hürmüz Boğazı'ndaki yeni geçiş rejimi resmen yürürlüğe girmiş olacak.

İspanya'dan, İran'a yönelik saldırılara katılan ABD uçaklarına ilişkin karar Haber

İspanya'dan, İran'a yönelik saldırılara katılan ABD uçaklarına ilişkin karar

İlk El Pais gazetesinde çıkan daha sonra İspanya resmi haber ajansı EFE'nin Savunma Bakanlığı kaynaklarına doğrulatarak verdiği haberde, daha önce ABD uçaklarının Rota (Cadiz) ve Moron de la Frontera (Sevilya) deniz ve hava üslerini kullanmasını yasaklayan İspanya hükümetinin ayrıca Avrupa ülkelerinde konuşlanmış ABD uçaklarına İspanyol hava sahasını kapattığı belirtildi. Haberde, "savaşa hayır" duruşunda kararlılık gösteren İspanya hükümetinin, hava sahasını ABD savaş uçaklarına kapatarak yeni bir adım attığı ifade edildi. El Pais gazetesinin haberinde, İspanya hükümetinin kararının ardından ABD yönetiminin Madrid ile istişarede bulunarak Moron de la Frontera'ya B-52 ve B-1 bombardıman uçakları konuşlandırma planından vazgeçtiği ileri sürüldü. Haberde, İspanya'nın hava sahasını kapatma kararının tek istisnasının acil durumlar olduğu, bu koşullarda ABD uçakların geçişine veya inişine izin verileceği iddia edildi. Ayrıca, ABD uçaklarının İran'dan geri dönüşlerinde İspanya hava sahasına girmeden, Cebelitarık Boğazı'ndan (İngiltere'ye bağlı) geçtikleri belirtildi. İspanya'nın Rota ve Moron de la Frontera deniz ve hava üslerinin kullanımına izin vermeyi reddetmesi, iki ülke arasındaki kriz yaratmıştı. ABD Başkanı Donald Trump, birçok kez İspanya'yı eleştirmiş ve ticari ilişkileri kesmekle tehdit etmişti.

İran'da üst düzey iki isim ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybetti Haber

İran'da üst düzey iki isim ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybetti

İran savunma ve yönetim kademesinde kritik görevlerde bulunan iki üst düzey isim, ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen askeri operasyonlar neticesinde yaşamını yitirdi. Devrim Muhafızları Ordusu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Ali Rıza Tengsiri'nin ölümüyle ilgili resmi bir bilgilendirme paylaştı. Yapılan açıklamada, Tengsiri'nin savunma hatlarını güçlendirme çalışmaları yürüttüğü sırada aldığı yaralar sebebiyle hayatını kaybettiği ifade edildi. DEVRİM MUHAFIZLARI ORDUSU'NDAN RESMİ AÇIKLAMA Ordu kanadından yapılan duyuruda, operasyonel sürece dair şu detaylara yer verildi: "Düşmanın önemli tesislerinin ve altyapısının imha edilmesine ve bir Amerikan savaş uçağının düşürülmesine yol açan ağır darbelerden sonra, adaların ve kıyıların savunma kalkanını güçlendirmek ve kuvvetleri organize etmekle meşgul olan şehit Devrim Muhafızı Amiral Ali Rıza Tengsiri, aldığı ağır yaralar sonucunda Hakk'a kavuştu." ABD ve İsrail makamları, 26 Mart 2026 tarihinde Tengsiri'nin hedef alınarak etkisiz hale getirildiğini öne sürmüştü. DOĞAL KAYNAKLAR TEŞKİLATI BAŞKANI SALDIRIYA UĞRADI Bölgedeki bir diğer can kaybı ise sivil idari yönetim tarafında gerçekleşti. İran'ın yarı resmi haber ajansı ISNA tarafından aktarılan bilgilere göre, Doğal Kaynaklar ve Su Havzası Yönetimi Teşkilatı Koruma Birimi Başkanı Mecid Zekeriyayi, cumartesi günü kuruma yönelik düzenlenen saldırıda ağır yaralandı. Bir yıl önce bu göreve atanan Zekeriyayi'nin, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığı bildirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.