#İstanbul Adalet Sarayı

İLKHABER-Gazetesi - İstanbul Adalet Sarayı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul Adalet Sarayı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz vefatının 11. yılında adliyede anılıyor Haber

Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz vefatının 11. yılında adliyede anılıyor

İstanbul Adalet Sarayı'nda 31 Mart 2015'te makam odasında düzenlenen terör saldırısında hayatını kaybeden Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz'ın şehadetinin üzerinden 11 yıl geçti. 1994'te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olan Kiraz, 1995'te Mersin'de hakim adayı olarak göreve başladı. Meslek hayatı boyunca Erzincan, Çayır, Karaman, Kazım Karabekir, Iğdır ve Osmaniye'de savcılık yapan Kiraz, İstanbul Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığı'nda da 4 yıl görev yaptıktan sonra 2010'da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosunda çalışmaya başladı. Kiraz, Gezi Parkı olaylarında yaralanan ve 269 gün sonra 11 Mart 2014'te hayatını kaybeden Berkin Elvan'ın ölümüne ilişkin soruşturma dosyasını 5'inci savcı olarak devraldı. Soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu ve Ulusal Kriminal Bürodan raporlar aldırarak, dosyada önemli ilerlemeler sağladı. Savcı Kiraz, soruşturmayı yürüttüğü 31 Mart 2015'te, avukat cübbesi giyip sahte kimlikle adliyeye giren DHKP/C'li teröristlerden Şafak Yayla ile ziyaretçi kapısından binaya giren Bahtiyar Doğruyol tarafından makam odasında rehin alındı. Rehin alınma haberinin ardından emniyet birimleri adliyede geniş güvenlik önlemi aldı. Kiraz'ın ailesi, sevenleri, çalışma arkadaşları ve gelişmeleri anbean takip eden kamuoyunun uzun süren gergin bekleyişi, odadan duyulan silah sesleriyle yerini endişeye bıraktı. Saatler süren müzakerelerin ardından silah seslerinin gelmesi üzerine operasyon düzenlendi. Ağır yaralanan Kiraz hastaneye kaldırıldı ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen 46 yaşında hayatını kaybetti. İki terörist ise etkisiz hale getirildi. SORUŞTURMA SÜRECİ İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, teröristlerin Yunanistan ile yaptıkları telefon görüşmesinde savcının öldürülmesi yönünde talimat aldıkları tespit edildi. 30 Mart 2016'da DHKP/C yöneticisi 9 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Eylemde kullanılan silahı temin ettiği ve teröristlere yardım ettiği öne sürülen şüpheliler gözaltına alınırken, eski avukat Murat Canım da 27 Mart 2018'de yakalandı. Soruşturma kapsamında 14 kişi hakkında iddianame hazırlandı. İddianamede, teröristler Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol tarafından saldırının, örgütün faaliyeti çerçevesinde önceden planlanıp tasarlanarak işlendiği, sanık Murat Canım'ın olay öncesi silahı temin ederek olayın asli faillerinden Şafak Yayla'nın kuryesi Mustafa Koçak'a verdiği kaydedildi. 9 firari sanığın, "anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs" ve "kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak kasten öldürme" suçlarından ikişer kez, sanıklar Mustafa Koçak ve Murat Canım'ın ise "anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istenen iddianamede diğer sanıkların da "örgüte yardım etmek" suçundan 15'er yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. DAVA SÜRECİ İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinde 22 Kasım 2018'de başlayan davada 11 Temmuz 2019'da karar açıklandı. Tutuklu sanıklar Mustafa Koçak ve Murat Canım'ı, "Anayasa'yı ihlal" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandıran heyet, bu sanıkları ayrıca Kiraz'ın şehit edilmesiyle ilgili, "kasten öldürmeye yardım" suçundan 27 yıl, "kamu görevlisini silahla hürriyetinden yoksun kılma" suçundan 12 yıl, "Ateşli Silahlar Kanunu'na muhalefet" suçundan da 3 yıl hapis ve 2 bin 700 lira da adli para cezası olmak üzere toplam 42'şer yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, "silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan tutuklu sanıklardan Cengiz Özel'i 11 yıl 3 ay ve Mithat Öztürk'ü de 10 yıl hapis cezasına çarptırırken, sanık Deniz Özel'i ise "silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan 6 yıl hapse mahkum etti. Haklarında kırmızı bültenle yakalanma emri çıkarılan firari sanıklar Faruk Ereren, Hüseyin Fevzi Tekin, Mesut Demirel, Musa Aşoğlu, Nuri Eryüksel, Seher Demir, Şadi Naci Özpolat, Şerefettin Gül ve Zerrin Sarı'nın ise dosyaları ayrıldı. İSTİNAF VE YARGITAY SÜRECİ İstinaf mahkemesi yerel mahkemenin kararını yerinde buldu. Süreç devam ederken sanıklardan Mustafa Koçak 24 Nisan 2020'de cezaevinde açlık grevindeyken hayatını kaybetti. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 3 Temmuz 2020'de verilen cezaları onadı. KİRAZ'IN ODASI HATIRA OLARAK KORUNUYOR Saldırının ardından İstanbul Adalet Sarayı'na "Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz Yerleşkesi" adı verildi. Kiraz'ın makam odası başka bir savcıya tahsis edilmedi, odada fotoğrafı ve kişisel eşyaları korunurken, masasındaki takvim 31 Mart 2015 tarihinde bırakıldı. Her yıl 31 Mart'ta İstanbul Adliyesi'nde düzenlenen anma programlarında Kiraz'ın odasında Kur'an-ı Kerim okunup çelenk bırakılıyor. Saldırı sonrası adliye girişlerinde güvenlik önlemleri sıkılaştırıldı. Avukatlara X-Ray cihazından geçme ve çantalarını kontrol ettirme zorunluluğu getirildi. Ayrıca bina içinde ve çevresinde ek güvenlik noktaları oluşturuldu. ADLİYE YENİDEN HEDEF ALINDI DHKP/C, saldırıdan 9 yıl sonra 6 Şubat 2024'te İstanbul Adalet Sarayı önündeki polis noktasına silahlı saldırı düzenledi. Silahlı saldırı düzenleyen teröristler Pınar Birkoç ve Emrah Yayla etkisiz hale getirildi. Saldırıda bir sivil hayatını kaybederken, 3'ü polis 6 kişi yaralandı. Üzerlerinde çok sayıda plastik kelepçe, sahte bomba düzeneği, mermi, yedek şarjör, falçata ve biber gazı bulunan teröristlerin DHKP/C'ye mensup olduğu anlaşıldı. Soruşturmada, yanlarındaki malzemelerle örgüt yöneticileri tarafından verilen talimat doğrultusunda adliye binasına girmeye çalışan teröristlerin, bir duruşma nedeniyle içeride olan diğer şüphelilerin de yardımıyla kamu görevlilerini rehin almayı amaçladığı tespit edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca bu saldırıya ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda, Sabancı suikastının faillerinden firari Fehriye Erdal, Zerrin Sarı, Seher Demir ve Musa Aşoğlu hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 19 sanığın ayrı ayrı yargılandığı dava İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor.

Son dakika! İstanbul Adalet Sarayı önünde intihar girişimi Haber

Son dakika! İstanbul Adalet Sarayı önünde intihar girişimi

İstanbul Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde bu sabah saatlerinde silahlı intihar girişimi yaşandı. Elindeki tabanca ile adliye önüne gelen şahıs, havaya birkaç el ateş ederek çevrede panik oluşturdu. Polis ekiplerinin müdahalesi sırasında şahıs, bu kez silahını bacağına doğrultarak ateş etti ve yaralandı. Olay, saat 10.00 sıralarında İstanbul Adalet Sarayı ek hizmet binası önünde meydana geldi. İddiaya göre Mehmet E.G. (38) isimli kişi, elindeki tabancayla adliye girişine gelerek önce “Bana 300 yıl ceza verdiniz” diye bağırdı, ardından havaya 3 el ateş açtı. Olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Ekipler, şahsı silahı bırakması için ikna etmeye çalıştı. Ancak kısa süre sonra Mehmet E.G. silahı bacağına dayayıp tetiği çekti. Çevrede bulunan sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan kişi ambulansla hastaneye kaldırıldı. Şahsın Sabıka Kaydı Ortaya Çıktı Edinilen bilgilere göre Mehmet E.G.’nin daha önce de köprüde intihar girişiminde bulunduğu öğrenildi. Şahsın ayrıca: Nitelikli dolandırıcılık, Hırsızlık, Kasten yaralama, Yağma, gibi suçlardan sabıkası bulunduğu ve 4 yıl 3 ay kesinleşmiş hapis cezası olduğu belirtildi. Polis Olayla İlgili Soruşturma Başlattı Olay nedeniyle adliye çevresinde bir süre güvenlik önlemleri artırıldı, çevredeki vatandaşlar ise kısa süreli panik yaşadı. Polis ekiplerinin olayla ilgili soruşturması sürüyor.

İstanbul Çekmeköy’de Cumhuriyet Savcısı Ercan Kayhan bıçaklanarak öldürüldü Haber

İstanbul Çekmeköy’de Cumhuriyet Savcısı Ercan Kayhan bıçaklanarak öldürüldü

Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görevli Cumhuriyet Savcısı Ercan Kayhan'ın (58) dün akşam Çekmeköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetmesiyle ilgili soruşturmada yeni ve çarpıcı bilgilere ulaşıldı. İlk olarak "husumet" olarak belirtilen cinayet nedeninin, bir işçi-patron anlaşmazlığı olduğu öne sürüldü. İDDİA: CİNAYETİN ADRESİ, SAVCININ KENDİ RESTORANI ÇIKTI Gazeteci Dinçer Gökçe'nin haberine göre, cinayetin işlendiği Çekmeköy, Ömerli Mahallesi'ndeki "Yeşil Oba Et Mangal" isimli restoranın sahibi, hayatını kaybeden Savcı Ercan Kayhan'dı. Savcıyı boğazından bıçaklayarak öldüren 19 yaşındaki katil zanlısı M.C.G.'nin de aynı restoranda çalıştığı ve bir süre önce Savcı Kayhan tarafından işten çıkarıldığı iddia edildi. BAŞSAVCILIK DOĞRULADI: HUSUMETLİSİ TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ Olaya ilişkin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan da resmi bir açıklama yapıldı. Açıklamada, "Çekmeköy İlçesi Ömerli mahallesinde bulunan Yeşil Oba Et Mangal isimli işletmede, İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görev yapan Cumhuriyet Savcısı Ercan KAYHAN(E-58), önceden husumetlisi olan M.C.G. (E-19) isimli şahıs tarafından boğazından bıçaklanmıştır. 112 ekiplerinin yaptığı kontrollerde Cumhuriyet Savcısı Ercan KAYHAN olay yerinde vefat etmiştir. Şüpheli şahıs olay yerinde tarafımızca yakalanarak muhafaza altına alınmıştır" denildi. SALDIRGAN OLAY YERİNDE YAKALANDI Olay yerinde hayatını kaybeden savcının katil zanlısı, polis ekiplerince restoranda yakalanarak gözaltına alınmıştı. Zanlının daha önce hakkında yürütülen bir soruşturma olmadığı da öğrenildi.

Başsavcı Gürlek, Adli Yıl açılışında İBB soruşturmasını değerlendirdi Haber

Başsavcı Gürlek, Adli Yıl açılışında İBB soruşturmasını değerlendirdi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, adli yıl açılışı kapsamında Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda adliye muhabirleriyle bir araya geldi. Toplantı, sohbet havasında geçerken Gürlek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturması başta olmak üzere güncel hukuki konular hakkında açıklamalarda bulundu. İBB soruşturmasına ilişkin açıklamalarda bulunan Gürlek, "Soruşturmada 1 tane tanık ifadesine dayalı tutuklu yok, varsa söyleyin ertesi gün tahliye edelim. Tutuklu şüphelilere dair deliller mevcut ve kuyumcu terazisi hassasiyetiyle soruşturmayı yürütüyoruz. Bu soruşturma yüzyılın en büyük yolsuzluk soruşturmasıdır. Hiç kimse adli tatilde izin kullanmadı, herkes sorumluluğunun farkında. Ayrıca iddianame yazım aşaması da başladı" dedi. Gürlek: "Biz dosyamızdan eminiz'' Başsavcı Gürlek, İBB tarafından 2019-2024 yılları arasında yaklaşık 5 milyar dolar üstünde kredi çekildiğini ancak bu paraların farklı yöntemlerle şirketlere aktarılarak pek çok metro projesinin de durduğunu söyledi. Gürlek duruşmaların canlı yayınlanması konusuna ilişkin, ‘'Duruşmalar zaten herkese açık, herhangi bir canlı yayın kararı yok ancak biz bu konuda kendimize güveniyoruz. Biz dosyamızdan eminiz" şeklinde konuştu. "Biz baskı yapmıyoruz tam tersi onlar etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyenlere baskı yapıyorlar'' Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma konusuna ilişkin konuşan Gürlek, "Etkin pişmanlık kapsamında ifadeler mutlaka avukatlar eşliğinde alınıyor. Her şeye rağmen biz zorlamıyoruz, ayrıca aynı gün tahliye olan da yok. Biz baskı yapmıyoruz tam tersi onlar etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyenlere baskı yapıyorlar. Örneğin Ertan Yıldız'ın itirafçı olduğu dönemde 3 gün içerisinde 37 avukat cezaevine görüşmeye gitmiş" ifadelerini kullandı. Operasyonu Kapki'nin önceden öğrendiğini söyledi Şüpheli Murat Kapki'nin bir şekilde ilk operasyonu önceden öğrendiğini ve mallarını kaçırmaya başlamasıyla Başsavcılığın hareketlendiğini belirten Gürlek, "1 günde 8 taşınmazını devretmiş, Çok kıymetli taşınmazlar ve arabalar. Biz de o hamleden sonra el koyma işlemleri yaptık, adli kontrol tedbiri uyguladık" diye konuştu.

Şüpheli Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Ebru  Özdemir, 'Silahlı Terör Örgütüne Yardım' suçundan tutuklandı Haber

Şüpheli Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Ebru Özdemir, 'Silahlı Terör Örgütüne Yardım' suçundan tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından PKK/KCK silahlı terör örgütünün metropol illerde etkinliğini arttırma amacı ile gerçekleştirdiği 'kent uzlaşısı' faaliyetlerine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında geçtiğimiz günlerde hakkında çıkarılan ardından teslim olmak suretiyle gözaltına alınan şüpheli Özdemir, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi. Şüpheli Özdemir, daha sonra çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe ‘silahlı terör örgütüne yardım etmek’ suçundan tutuklandı. Neden telefonu olmadan teslim olduğu soruldu Şüpheli Özdemir’in savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı. Özdemir’e teslim olduğunda neden telefonsuz geldiği soruldu. Cevap olarak, "Telefonumu yaklaşık 1 haftadır kullanmıyorum. Telefonumda teknik bir arıza olduğundan kullanamadım. Yeni telefon aldım ancak son zamanlarda yaşanan olaylardan dolayı kullanamadım. Yeni aldığım telefon evimde yapılan arama neticesinde sıfır kutusunda el konuldu. Bundan dolayı şu anda telefonum yoktur" dedi. Şüpheli Özdemir ifadesinde, Azad Barış ve Hunav Altun’u tanıyıp tanımadığına ilişkin soruya, "Azad Barış’ı HDP Genel Merkez Parti Meclis üyesiydi. Kendisini buradan tanırım. 2017-2019 yılları arasında HDP İstanbul İl Yönetimine girdim. Bu dönemde il yönetiminde olmam sebebi ile kendisinin de Eş Genel Başkan Yardımcısı olması sebebiyle Azad Barış ile daha sık görüştük. 2023 yılında da HDP’den ayrılarak istifa ettim. 2024 yılında da Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye oldum. Bana düşünce merkezi kurma fikrini söylediğinde heyecanla karşıladım ve neden olmasın dedim. Bu konu ile ilgili aylarca konuştuk. Hunav Altun ise HDP Şişli İlçe yönetiminde bulunmaktaydı. Bu vasıta ile kendisini tanırım" cavebını verdi. ‘’Benim direkt olarak bildiğim husus İstanbul İttifakı’dır’’ Kent uzlaşısı hakkında direkt olarak herhangi bir bilgisinin olmadığını söyleyen Özdemir ifadesinde, "Yalnızca medyadan duyduğum kadarı ile Cumhuriyet Halk Partisi ve HDP'nin belediye meclis üyelikleri hususunda gerçekleştirmiş oldukları ittifaktır ancak benim direkt olarak bildiğim husus İstanbul İttifakı’dır. Burada da zaten Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi yetkilidir. Ben bu kent uzlaşısı ittifakı ile belediye meclis üyesi olmadım. Resul Emrah Şahan ile de 2019 ya da 2020 yıllarından itibaren tanışırım. Bu tanışıklığımın sebebi Şahan'ın İstanbul Planlama Ajansı (İPA) başkanı olmasıdır. Specturum House isimli şirketi 2019 yılından itibaren kurma fikrimiz vardı ancak 2021 yılında tescil ettirdik. Bu şirketi Azad Barış ile birlikte kurduk. Ayrıca Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonraki kısmını biliyorum, daha öncesinde bir tanışıklığım bulunmamaktadır. Halen de herhangi bir tanışıklığım bulunmamaktadır" ifadelerini kullandı.

İstanbul Adalet Sarayı saldırısında sanık: Kardeşim tüm bunları yaptı, biz sorumlu tutulduk Haber

İstanbul Adalet Sarayı saldırısında sanık: Kardeşim tüm bunları yaptı, biz sorumlu tutulduk

Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’nın C kapısı polis kontrol noktasına 6 Şubat 2024’de yapılan silahlı saldırıda öldürülerek etkisiz hale getirilen teröristlerden Pınar Birkoç’un ablası Necmiye Birkoç, saldırıdan sonra ilk kez hakim karşısına çıktı. İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Necmiye Birkoç ve avukatı hazır bulundu. "Sabah mahkemeye geldim. Bu benim en doğal hakkım değil mi? Katılmak istemem suç teşkil etmez’’ Duruşmada savunma yapan sanık Necmiye Birkoç, bir kişinin yalan beyanına bakılarak suçlandığını söyleyerek, ‘’Sabit işi olan, sabit adresi olan bir kişiyim. İBB’nin gençlik biriminin kurslarına gidiyordum. İşimden çıkıp kursa gidiyor, kurstan eve dönüyordum. Lehime olan hiçbir şeye bakılmamış ama aleyhime gelince bütün geçmişim önüme serilerek tutuklandım. 6 Şubat günü mahkemem vardı, 2 Şubat’ta hapishanede telefon görüşüm vardı, babamla konuştum. 6 Şubat’ta mahkemem olduğunu söyledim. 5 Şubat günü açık görüşümde ablam Necla ve arkadaşım görüşmeye geldi. Görüşmede dosyamla ilgili konuştuk daha çok, büyük ihtimalle tahliye olacaktım ve akşam çıkışta beni hapishaneden almaya geleceklerdi, onun üzerine sohbet ettik görüşmede. Siz beni çağırmamıştınız, ben katılmak için dilekçe vermiştim. Sabah mahkemeye geldim. Bu benim en doğal hakkım değil mi? Katılmak istemem suç teşkil etmez. Ablam Necla, mahkemeye benim SGK dökümümü ve ikametgahımı getirecekti. Öyle de oldu. Ben duruşma saatimi nezarethanede beklerken o sırada dışarıda olaylar olmuş, bitmiş. Duruşma sonrası nezarethaneye götürüldüm, sonrasında Savcı ile konuşana kadar olanlardan haberim yoktu’’ dedi. "Sırf kardeşiz diye onun yaptığından biz sorumlu tutulamayız’’ Savunmasında devam eden sanık Birkoç, ‘’Ablam Necla mahkeme günü geldi, evrakları verdi, mahkeme çıkışı da işe gidecekti. Tüm bunları kardeşim Pınar Birkoç yaptı. Bundan biz sorumlu tutulduk. Hakkımızda onca senaryolar çizildi, söylendi. Ben daha 2 aydır tutukluyum, tahliye olacağım bir dosyadan sizi rehin alıp kaçacakmışım. Buradakiler de bana yardım edecekmiş, Bu senaryoyu çocuğa söyleseniz bile inanmaz. Ben çok önemli birisi miyim? Çok devlet adamı birisi miyim? Böyle bir şey yapacak olsam buradan sağ mı çıkarım ben veya o senaryoyu kuran kişilerle birlikte? Bir kişinin yaptığından tüm ailem mi sorumludur? Evet, o gün burada olanlar çok kötü bir tesadüftü, bu kötü tesadüf için ablam ve ben ağırlaştırılmış müebbet ile yargılanıyoruz. Savcı bizi suçlamaya o kadar hazırdı ki o gün. Sırf kardeşiz diye onun yaptığından biz sorumlu tutulamayız. O zaman tüm aileyi tutuklayın, ağırlaştırılmış müebbetle yargılayın ya da şöyle yapın, acı çekmeyelim nasılsa ailecek suçlu görünüyoruz, bizi kurşuna dizin direkt ömür boyu hapishanede acı çekmektense kurşunla ölelim bir kere acı çekelim en azından’’ şeklinde konuştu. "Böyle bir şey yapacak olsam benim hal ve hareketlerimden anlardınız’’ Savunmasında olayla ne ilgisinin ne de alakasının olduğunu belirten sanık, ‘’O gün burada olmak bizim suçumuz değildi. O gün tüm gazeteler ve televizyonlar ablamla beni reklam ettiler. Yok mahkemeyi rehin alacaklardı, yok birlikte kaçacaklardı. Bu kadar kolay mı bu işler? Koskoca adliye içindeki jandarmalar, güvenlikler, polisler uyuyor mu da biz mahkemeyi rehin alıp kaçacakmışız. Böyle bir şey yapacak olsam benim hal ve hareketlerimden anlardınız. Bunları ne uğruna yapacaktım? Kaçmak için mi? Örgüt üyesi diye tutuklandım, hakkımdaki iddialar tamamen yalandır. Tek sorun Pınar’ın ablaları olmamız. En büyük adalet vicdan adaletidir. Tahliyemi istiyorum’’ ifadelerini kullandı. Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti. Dosyası ayrıldı Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Necmiye Birkoç’un tutukluluk halinin devamına karar verdi. Sanığın dosyasının ayrılarak yargılanmasına ayrılan dosya üzerinden devam edilmesine de hükmeden heyet, diğer sanıklar yönünden duruşmayı erteledi. Olayın geçmişi Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nın C kapısında bulunan polis kontrol noktasına 6 Şubat tarihinde silahlı terör saldırısı düzenlenmiş, polislerin karşılık vermesi üzerine çıkan çatışmada DHKP-C terör örgütü üyesi saldırganlar Emrah Yayla ve Pınar Birkoç öldürülerek etkisiz hale getirilmişti. Olayda 3’ü polis memuru 6 kişi yaralanırken, Dilfıraz Karataş isimli bir vatandaş ise hayatını kaybetmişti. Ölen teröristin, kız kardeşinin duruşmasına geldiği ortaya çıkmıştı Etkisiz hale getirilen terörist Pınar Birkoç’un ablası Necmiye Birkoç’un (31) olay günü, İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşmasının olduğu ortaya çıkmış, silahlı saldırı duruşmadan yaklaşık yarım saat kadar önce gerçekleşmiş, duruşma görüldüğü sırada tutuklu sanık Necmiye Birkoç ve ayrıca aralarında diğer bir kız kardeşi Necla Birkoç’un da olduğu birkaç kişinin izleyici olarak duruşma salonunda hazır bulunduğu belirlenmişti. Bir kısım görevlileri rehin almak amacında oldukları tespit edilmişti Örgütün yönetici kadrosu tarafından verilen talimat doğrultusunda teröristler Emrah Yayla ve Pınar Birkoç’un adliyeye silahlı bir şekilde girerek yanlarında getirdikleri malzemelerle daha önce duruşma bahanesiyle içeri giren ve eylem için hazır bekleyen Elif Ersoy, Diyar Ersoy, Necla Birkoç ve Ercan Güneş’in yardımıyla bir kısım görevlileri rehin almak amacında oldukları, yakalamamaları için sahte bomba görünümü verilmiş düzeneklerle içeriğinde bir takım hukuksuz talepler içeren manifestoyu okuyacakları, taleplerinin kabul görmemesi durumunda rehin aldıkları kamu görevlilerine sözde cezalandırma eylemi yapacakları da tespit edilmişti. Öte yandan Necmiye Birkoç ile Necla Birkoç’un da arasında bulunduğu kişilerin polis ekipleri tarafından duruşma sırasında ifadelerinin alınması için gözaltına alındığı da öğrenilmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.