#İstanbul Boğazı

İLKHABER-Gazetesi - İstanbul Boğazı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul Boğazı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ultra derin deniz sondaj gemisi "Yıldırım" İstanbul Boğazı'ndan geçti Haber

Ultra derin deniz sondaj gemisi "Yıldırım" İstanbul Boğazı'ndan geçti

Türkiye'nin arama ve sondaj kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla enerji filosuna kattığı yeni ultra derin deniz sondaj gemisi "Yıldırım", İstanbul Boğazı'ndan geçişinin ardından Karadeniz'e doğru yola çıktı. İnşası 2024'te Güney Kore'de tamamlanan ve derin denizde 12 bin metreye kadar sondaj yapabilen gemi, Türkiye'nin denizlerde arama ve sondaj kabiliyetinin artırılması kapsamında envantere alındı. Mersin'deki Taşucu Limanı'na 4 Aralık 2025'te ulaşan ve ismi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 30 Aralık 2025'te "Yıldırım" olarak belirlenen geminin uzunluğu 228 metreye ve genişliği ise 42 metreye ulaşıyor. Üzerinde helikopter pisti bulunan ve 200 personele yaşam alanı sunan geminin Zonguldak'taki Filyos Limanı'na gidebilmesi amacıyla İstanbul ve Çanakkale Boğazlarını geçmesi gerektiğinden sondaj kulesinin üst kısmı sökülmüştü. Karadeniz'de görev yapması kararlaştırılan Yıldırım'ın, Filyos Limanı'na yanaştıktan sonra burada sondaj kulesinin montajı tamamlanacak ve gemi, Karadeniz'deki arama ve üretim operasyonlarına hazır hale getirilecek. Yıldırım Derin Deniz Sondaj Gemisi'nin mart sonunda Karadeniz'deki görevine başlaması hedefleniyor. KARADENİZ'DEKİ SONDAJ GEMİSİ SAYISI 5'E YÜKSELİYOR Türkiye'nin enerji filosunda yer alan Fatih, Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han derin deniz sondaj gemileri Karadeniz'de görev yapıyor. Yıldırım'ın da göreve başlamasıyla Karadeniz'deki sondaj gemisi sayısı 5'e yükselecek. Aktif faaliyet gösteren filoya Yıldırım ve ikizi Çağrı Bey gemisinin katılımıyla Türkiye, dünyanın en büyük 4'üncü enerji filosuna sahip ülkesi konumuna yükseldi. Mersin'in Taşucu Limanı'nda göreve hazırlanan Çağrı Bey gemisinin şubatta Somali'ye doğru yola çıkması öngörülüyor. Çağrı Bey, Somali'de Türkiye'nin yurt dışındaki ilk derin deniz arama sondajını gerçekleştirecek.

Boğaz’da bulunan cesedin kayıp rus yüzücüye ait olabileceği değerlendiriliyor! DNA örneği alındı Haber

Boğaz’da bulunan cesedin kayıp rus yüzücüye ait olabileceği değerlendiriliyor! DNA örneği alındı

İstanbul Boğazı'nda vatandaşlardan gelen ihbar üzerine harekete geçen Deniz Liman Şube Müdürlüğü ekipleri Kuruçeşme açıklarında bir erkek cesedi tespit etti. Kıyıya çıkarılan ceset üzerinde yapılan ilk incelemelerde şahsın kafa, ayak ve kollarının olmadığı görüldü. Cesedin üzerinde bulunan yüzücü kıyafeti nedeniyle bulgular 5 ay önce kaybolan Rus sporcuyu işaret etti. DNA TESTİ VE ADLİ TIP SÜRECİ BAŞLATILDI Bulunan cesedin 24 Ağustos 2025 tarihinde Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi tarafından organize edilen 37. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı'nda kaybolan Nikolai Andreevich Svechnikov'a ait olabileceği değerlendiriliyor. Cesedin bulunma konumunun Kuruçeşme olması sebebiyle soruşturma İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından devralındı. Kesin kimlik tespiti için cenaze İstanbul Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı ve DNA örneği alınması kararlaştırıldı. RUS SPORCU YARIŞ SABAHI OTELDEN AYRILMIŞTI Rus yüzücü Svechnikov 81 ülkeden 2 bin 820 sporcunun katılımıyla 24 Ağustos'ta düzenlenen yarış sırasında kaybolmuştu. Olayın ardından Beykoz Kavacık Polis Merkezi Amirliği'ne kayıp başvurusunda bulunulmuş ve Kanlıca-Kuruçeşme hattında geniş çaplı arama çalışmaları yürütülmesine rağmen bir sonuç alınamamıştı. Soruşturma dosyasında yer alan bilgilere göre polis ekipleri Svechnikov'un Beyoğlu'nda konakladığı otelin güvenlik kamerası kayıtlarını incelemişti. Görüntülerde sporcunun yarış sabahı odasından çıkarak resepsiyonda bir süre oturduğu ve ardından otelden ayrıldığı tespit edilmişti. Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen önceki süreçte Sarıyer Kolluk Destek Tim Komutanlığına yazı yazılarak yarış görüntüleri ve kamera kayıtlarının toplanması talep edilmişti.

Boğaz'da bulunan cesedin Rus yüzücü Svechnikov olabileceği değerlendiriliyor Haber

Boğaz'da bulunan cesedin Rus yüzücü Svechnikov olabileceği değerlendiriliyor

İstanbul Boğazı'nda bulunan ve 37. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı'nda kaybolan 30 yaşındaki Rus yüzücü Nikolai Svechnikov'a ait olabileceği değerlendirilen ceset hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Öte yandan cesedin kimliğinin tespit edilmesi için DNA örneği alındığı bilgisine ulaşıldı.Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) tarafından geçtiğimiz yılın ağustos ayında İstanbul Boğazı'nda 37'ncisi düzenlenen Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışına katılan Rus yüzücü Nikolay Svechnikova suda kaybolmuştu. Dün İstanbul Boğazı'nda bir ceset bulunmuş, ihbar üzerine Kuruçeşme açıklarına hareket eden Deniz Liman Şube Müdürlüğü ekipleri kıyıya vuran erkek cesedini denizden çıkarmıştı. Yapılan ilk incelemede şahsın kafa, ayak ve kollarının olmadığı, üzerinde yüzücü kıyafeti olduğu tespit edilmişti. Cesedin 24 Ağustos 2025 günü Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı'nda kaybolan ve Beykoz Kavacık Polis Merkezi Amirliği'nde kayıp müracaatı yapılan Rus yüzücü Nikolai Andreevich Svechnikov olabileceği değerlendirilirken, cesedin üzerindeki kıyafetlerin yaz aylarında kaybolan Rus sporcu olma ihtimalini güçlendirdiği belirlenmişti. Cesedin bulunma konumunun Kuruçeşme olması nedeniyle konuya ilişkin soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldüğü öğrenildi.Öte yandan cesedin kimliğinin tespit edilmesi için DNA örneği alındığı bilgisine ulaşıldı.

FETÖ firarisi Akın İpek'in Boğaz'daki 'Beyaz Köşk'ü 1 milyar 116 milyon TL bedelle satıldı Haber

FETÖ firarisi Akın İpek'in Boğaz'daki 'Beyaz Köşk'ü 1 milyar 116 milyon TL bedelle satıldı

FETÖ firarisi ve Koza İpek Holding'in eski sahibi Akın İpek’e ait olan, İstanbul Boğazı'nın Bebek sahilindeki tarihi Beyaz Köşk, aylar süren belirsizliğin ardından dördüncü ihalede satıldı. Koza Altın İşletmeleri A.Ş. tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yapılan açıklamada, köşkün rekor bir fiyata alıcı bulduğu duyuruldu. DÖRDÜNCÜ İHALEDE 1,1 MİLYAR TL'YE SATILDI Şirketten yapılan açıklamaya göre, "açık teklif ve açık artırma" usulüyle gerçekleştirilen dördüncü ihalede en yüksek teklif, KDV dâhil 1 milyar 116 milyon TL olarak kayıtlara geçti. Satışın, yönetim kurulu onayının ardından tapu devri işlemleriyle kısa sürede tamamlanacağı belirtildi. 3 İHALE İPTAL EDİLMİŞTİ: DEPREM VE TALEP YETERSİZLİĞİ Boğaz'ın en değerli yapılarından olan Beyaz Köşk'ün satış süreci oldukça çalkantılı geçmişti. İlk ihale geçen yıl mayıs ayında 750 milyon TL bedelle yapılmış ancak alıcı çıkmamıştı. İkinci ihale 24 Mart 2025'te 950 milyon TL + KDV ile açılmış, ancak 23 Nisan'daki 6.2'lik deprem sonrası talep zayıflığı gerekçe gösterilerek iptal edilmişti. Üçüncü ihale ise 21 Temmuz’da 925 milyon liraya düşürülen fiyata rağmen "talep yetersizliği" nedeniyle yine iptalle sonuçlanmıştı. ALICI GİZEMİNİ KORUYOR Koza Altın, KAP'a yaptığı resmi açıklamada satışın gerçekleştiğini ve bedelini duyurmasına rağmen, köşk için en yüksek teklifi veren kişi ya da kurumun kimliğine ilişkin herhangi bir bilgi paylaşmadı. 1,1 milyar liralık rekor bedeli ödeyen alıcının kim olduğu kamuoyunda merak konusu oldu.

Atatürk'ün manevi mirası Savarona İstanbul Boğazı'nı selamlayacak Haber

Atatürk'ün manevi mirası Savarona İstanbul Boğazı'nı selamlayacak

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün cepheden cepheye kitaplarını taşıdığı bavulu, hastalığı sırasında kanının bulaştığı pike örtüsü, çalışma masası gibi özel eşyalarının yer aldığı Savarona yatı, Gazi'nin son günlerinin tanığı oldu. Savarona yatının yeni hikayesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı envanterinde bulunan yatın tekrar bahriyeye kazandırılmasına yönelik önerisi üzerine başladı. Bunun üzerine Deniz Kuvvetleri Komutanlığına devredilen yatla ilgili Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu talimatıyla hazırlanan üç alternatifli planın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'a sunulmasıyla restorasyon kararı verildi. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu'nun talimatıyla Deniz Müzesi'ndeki Atatürk’e ait çeşitli objeler Savarona’ya getirtildi. Yetkin, Atatürk'ün rahatsızlığı süresince dönemin başbakanı ve bakanlar kurulunu birkaç defa yatta topladığını hatırlatarak, "Ülkemizi ziyarette bulunan devlet büyükleri de diğer ülkelerin devlet büyükleri de burada ağırlanmıştır. Bunlardan bir tanesi de Romanya Kralı'dır. Bu önemli, tarihi imzaların atıldığı bir gemidir. Atatürk, yürüyerek gelmiş olduğu bu gemide 56 gün sonrasında maalesef bir gece vakti kimseye de gözükmeden sessiz bir şekilde gemiden ayrılıyor. Ayrılışına müteakip de 108 gün sonra maalesef aramızdan ayrılıyor." diye konuştu. Berber koltuğu, bornoz takımı, kanlı çarşafı... Atatürk'e ait her şeyin özenle korunduğuna dikkati çeken Yetkin, Gazi'nin yatta kalan hatıralarını da şu sözlerle anlattı: "Kendisinin bornoz takımları, terlikleri, havlusu ve yatağını görmektesiniz. Hemen yatağa dikkat ederseniz üzerinde bir leke bulunmaktadır. Bu Atatürk'ün siroz hastalığından mütevellit olan bir kanının lekesi olarak karşımıza çıkıyor, bunu halen burada muhafaza etmekteyiz. 8. Cumhurbaşkanımız müteveffa Sayın Turgut Özal tarafından gemiye verilmiş olan Cumhurbaşkanlığı sancağımız da geminin önemli objeleri arasında yer almaktadır. Keza yine Atatürk'ün kullanmış olduğu bardak takımları, Atatürk'ün berber koltukları da kamarasının içerisinde yer almaktadır. Atatürk'ün çalışma odasını da görüyoruz. Bu çalışma odasındayken Atatürk rahatsızlığı sırasında manevi kızı Afet İnan'a yazmış olduğu bir mektup da vardır. Bu da gururla sakladığımız objelerimizden bir tanesidir. Orijinal çalışma masası da yine burada yer almaktadır. Atatürk Kütüphanemizde de Atatürk'le ilgili olan bütün kitapları, önemli kitapları da sergilemekteyiz." Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün okumayı çok seven bir lider olduğunu anımsatan Yetkin, Gazi'nin cepheden cepheye kitaplarını taşımış olduğu bavulunun da yine saklanan objeler arasında olduğunu kaydetti. Yetkin, "Kendisinin yazı takımları, kullanmış olduğu gümüşlükleri, bardaklıkları da yine bu bölgede sergilenmektedir. Bugün gururla kullanmış olduğumuz üçgen, dörtgen, beşgen gibi geometrik ifadeler kendisi tarafından bulunmuştur ve bunlar Türkçemize kazandırılmıştır. Bu ifadelerinin yer almış olduğu bir cebir kitabı da yine Nutuk'un birinci nüshasıyla birlikte yine sergileme alanlarımızda yer almaktadır." ifadelerini kullandı. Savarona yatının Atatürk'ün vefatından 1951'e kadar çok kullanım yeri olmadığını, 1951 ve 1986 yıllar arasında Türk Deniz Kuvvetleri'ne tahsis edildiğini aktaran Yetkin, "Bu süreç içerisinde Deniz Harp Okulu öğrencilerinin eğitimlerinde kullanılmak maksadıyla tahsis ediliyor. Dünyanın tüm denizlerinde bayrağımızı gururla dalgalandırıyor, öğrencilerimizin eğitimlerine büyük fayda sağlıyor. Bugün her Deniz Kuvvetleri mensubu subayımızın bu gemide büyük bir hatırası vardır. 2013 senesinde Sayın Cumhurbaşkanımıza tahsis edilen bu yatı, 2015 senesinden itibaren İstanbul Tersanesi Komutanlığı'nda muhafaza etmeye başlıyoruz." dedi. "Donanmalarımızın en büyük 5. gemisi statüsünde" Yetkin, yatın 17 Ağustos 2023'ten itibaren ise tekrar devredildiği Deniz Kuvvetleri'nde modernizasyon, bakım, onarım faaliyetlerine başlandığını belirtti. Geminin devredilmesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın çok büyük destek ve katkılarını gördüklerini vurgulayan Yetkin, "Şu anda içerisinde bulunmuş olduğumuz güverte saclarının neredeyse tamamını değiştirmiş durumdayız. Gemimiz 6 güverteden müteşekkil, 136 metre boyunda ve 5 bin ton ağırlığa sahip olan şu anda da donanmalarımızın en büyük 5. gemisi statüsündedir. Bu kadar büyük bir gemiyi fedakar çalışmalarımızla 10 ay gibi kısa bir süre içerisinde denizcilikte 'klaslanma' olarak adlandırdığımız emniyetli seyir yapabilecek hale getirdik." diye konuştu. Yetkin, şunları kaydetti: "Bu süreç içerisinde 60 tondan daha fazla sac değişimi, 80 ton asbestlerin temizlenmesi, bütün kablo yollarının tekrar düzenlenmesi ve denizciliğe uygun olarak yeniden modernizasyon yapılması, telsiz muhabere sistemlerinin yenilenmesi gibi birçok modernizasyonları da içerisine dahil ettik. Geminin neredeyse hurda durumda olan makineleri yeniden üretici seviyesinde bakımları, onarımları da İstanbul Tersanesi Komutanlığı sorumluluğunda başarıyla gerçekleştirmiş ve ilk seyrinde 17.2 knot gibi tasarım süratini yakalanmış durumdayız. Bundan sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın da direktifleri doğrultusunda yine devlet büyüklerimizin ağırlanmasında, ev sahibeliği yapılmasında, içerisinde barındırmış olduğu bu kıymetli objeleri Türk denizciliğini yaygınlaştırmak, denizcilik sevgisini artırmak maksadıyla, halkımızla paylaşmak üzere liman ziyaretlerinin yapılması ve yine kısa süreli deniz öğrencilerimizin eğitimlerinde kullanılması planlanmaktadır." Savarona da Türk halkını selamlayacak Türkiye'nin en büyük askeri gemisi TCG Anadolu, Savarona Yatı ve Deniz Kuvvetleri'nin bazı gemilerinin gerçekleştireceği İstanbul Boğazı Geçişi için de vatandaşlara çağrıda bulunan Yetkin, "Maziden atiye büyük bir coşkuyla devam etmiş olduğumuz Türk denizciliğini yaygınlaştırmak üzere 'Donanmasız Anadolu olamaz' diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün rehberliğinde şu anda görmüş olduğunuz Savarona gemimiz, Türkiye'nin en büyük gemisi gururumuz Anadolu SİHA gemimiz ve toplamda 9 gemimizle Boğaz geçişi yapacağız. 13.30'da Sarıyer'den başlayacak olan Boğaz geçişimizde, 9 gemiyle donanmamız, 17.00'de Sayın Cumhurbaşkanımızı Dolmabahçe'nin önlerinde, Boğaz'da da aziz Türk halkımızı selamlayacaktır. Tüm değerli halkımızı Boğaz boyunca bekliyoruz, biz orada olacağız, bizi yalnız bırakmayacaklarına inanıyoruz. Herkesin Zafer Bayramı'nı kutluyorum, 'mavi vatan' bizim için çok önceliklidir." değerlendirmesinde bulundu. Yetkin, "Zamanında parasını dahi vermiş olmamıza rağmen alamadığımız harp gemilerinin olduğu dönemlerden artık tamamen özgün, milli ve sürdürülebilir bir gemi inşa harp sanayi oluşturmuş durumdayız. Milli gemilerimiz artık 'mavi vatan' olarak adlandırdığımız vatanımıza, bayrağımızı gururla dalgalandırmakta, hak ve menfaatlerimizi korumaktadır. En büyük kazanım budur. Bizlere desteklerini esirgemeyen Sayın Cumhurbaşkanımıza ve tüm komutanlarımıza, büyüklerimize şükranlarımızı sunuyorum." diye konuştu. "Her ziyaretçi geldiğinde, her hikayesini anlattığımızda bu his daha da güçlenerek devam ediyor" Gemide iki kadın subaydan biri olarak görev yapan TCG Savarona Elektronik Subayı Deniz Üsteğmen Ece Obay da gemide görev yapmanın bütün kadınlar adına büyük bir onur ve mutluluk olduğunu kaydetti. Obay, "Bu yalnızca bir sorumluluk değil, aynı zamanda Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e olan bağlılığımı her an hissettiğim ve onun kurduğu Cumhuriyet'in değerlerine hizmet etme şansı bulduğum kutsal ve manevi bir hazine. Onun sayesinde ülkemizin geleceği hakkında söz sahibi olan binlerce kadının temsilcilerinden biri olarak her gün bu gemide bulunmanın ayrıcalıklı ve eşsiz onurunu daha iyi anlıyorum. Tarihe yakışır bir örnek olmaya bu bilinçle gayret ediyorum. Atamızın mirasına, tüm silah arkadaşlarımla beraber sahip çıkmaya, yüzyıllar içinde oluşmuş denizcilik kültürümüzü gelecek nesillere aktarmaya gururla devam edeceğiz." dedi. Her gün Atatürk'ün kullandığı eşyalarla göz göze olmanın hissettirdiklerini anlatan Obay, "Onun düşüncelerinden ilham aldığınızı hissediyorsunuz öncelikle. Onun ilerlediği yoldan ilerleyebileceğinize olan inancınız güçleniyor. Onun bulunduğu yerde bulunmak, burada 56 gün bile kalmış olsa, büyük işler yaptığını bilmek, size de geleceğe dair umutlarınız için güç veriyor, bu çok önemli. Bizim de bütün personelle beraber hissettiğimiz tam olarak bu. Her ziyaretçi geldiğinde, her hikayesini anlattığımızda bu his daha da güçlenerek devam ediyor." diye konuştu. "Bu emanete sahip çıkmak tarif edilemez bir gurur ve sorumluluk" TCG Savarona Komutanı olarak görev yapan Deniz Albay Ali Çetindemir de bu görevin hayatı boyunca taşıyacağı en büyük onurlardan biri olduğunu söyledi. Savarona'nın sadece denizin üstünde sürülen bir demir yığını değil, milletin tarihine, Cumhuriyet'in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ve onun ideallerine bağlılığın somut bir sembolü olduğunu kaydeden Çetindemir, "Burada attığım her adımda Atatürk'ün vizyonunu, Cumhuriyet'in değerlerini ve bizlere bıraktığı mirası hissediyorum. Savarona bizlere sadece bir görevi değil, aynı zamanda kuşaktan kuşağa aktarılacak bir emaneti temsil etmektedir. Bu emanete sahip çıkmak hem şahsım hem silah arkadaşlarım adına tarif edilemez bir gurur ve sorumluluktur. Komutanı olduğum bu eşsiz gemide milletimize ve tarihimize layık olabilmek için var gücümle çalışıyorum." ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.