#İstanbul Finans Merkezi

İLKHABER-Gazetesi - İstanbul Finans Merkezi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul Finans Merkezi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İstanbul Finans Merkezi, uluslararası arenada iki ödül aldı Haber

İstanbul Finans Merkezi, uluslararası arenada iki ödül aldı

İFM'den yapılan açıklamaya göre, gayrimenkul sektörünün en saygın organizasyonlarından biri olarak kabul edilen Uluslararası Gayrimenkul Ödülleri (International Property Awards) sahiplerini buldu. Bu yıl Türkiye’yi temsil eden İstanbul Finans Merkezi, farklı kategorilerde elde ettiği iki ödülle büyük bir başarıya imza attı. İstanbul Finans Merkezi, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Kulesi ile Avrupa'nın En İyi Ticari Yüksek Yapısı, Ofis Alanları ve Avrupa’nın En İyi Ofis Gelişim projesi seçildi. İstanbul Finans Merkezi yerli ve yabancı, finansal ve finansal olmayan kuruluşlara küresel standartlarda bir ekosisteme ve tüm dünya pazarlarına kolay erişim sunan, Türkiye’nin stratejik projelerinden biri olarak ön plana çıkıyor. Bu ödüllerle birlikte İstanbul Finans Merkezi, yalnızca Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da en seçkin gayrimenkul projeleri arasında yerini aldı. Uluslararası jüri tarafından değerlendirilen projeler, tasarım kalitesi, sürdürülebilirlik kriterleri, kullanıcı deneyimi ve mimari mükemmellik açısından incelendi. Uluslararası Gayrimenkul Ödülleri, dünyanın dört bir yanından konut ve ticari gayrimenkul profesyonellerine açık olup, sektördeki en yüksek başarı seviyelerini ödüllendiriyor. Afrika, Asya Pasifik, Avrupa, Amerika, Kanada, Birleşik Krallık ve Orta Doğu gibi farklı bölgelerde verilen ödüller, gayrimenkul sektöründe mükemmelliğin küresel göstergesi olarak kabul ediliyor. "İFM, İŞ DÜNYASININ TÜM İHTİYAÇLARINI KARŞILAYACAK ŞEKİLDE TASARLANDI" Açıklamada görüşlerine yer verilen İstanbul Finans Merkezi Üst Yöneticisi (CEO) Ahmet İhsan Erdem, İstanbul Finans Merkezi'nin Türkiye’nin finansal geleceğini şekillendirecek, uluslararası piyasalara entegre, sürdürülebilir ve inovatif bir ekosistem sunmayı hedefleyen öncü bir proje olduğuna dikkat çekti. Kazandıkları uluslararası ödüllerin İFM’nin küresel düzeydeki itibarının ne kadar yüksek olduğunu gösterdiğini belirten Erdem, şunları kaydetti: "1,3 milyon metrekare ofis alanı, 100 bin metrekare alışveriş merkezi, 26 bin araç kapasiteli otoparkı ve akıllı şehir yönetimi ile İstanbul Finans Merkezi, iş dünyasının tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlandı. Proje, Türkiye ekonomisine sağladığı katkının ötesinde, bölgesel ve küresel finansın önemli merkezlerinden biri olma hedefini taşıyor. Bu ödüller, tüm ekip arkadaşlarımızın ve iş ortaklarımızın ileri görüşlü yaklaşımının ve kalite odaklı çalışmalarının bir sonucu olarak, İstanbul Finans Merkezi'nin küresel ligdeki güçlü ve saygın konumunu gösteriyor."

Cevdet Yılmaz: Türkiye son 23 yılda büyük dönüşüm yaşadı Haber

Cevdet Yılmaz: Türkiye son 23 yılda büyük dönüşüm yaşadı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Finans Merkezi'nde gerçekleştirilen " 2025 Yılı Değerlendirme ve 2026 Yılı Hedeflerine İlişkin Bilgilendirme Toplantısı"nda basın mensuplarıyla bir araya geldi. Toplantıda bir sunum gerçekleştiren Yılmaz, ekonomi hedefleri ve yapılan çalışmalar hakkında genel değerlendirmelerde bulundu. Sunum sonrası gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Yılmaz, Türkiye'nin son 23 yılda gösterdiği gelişimin altını çizdi. "SON 5 YILDA DÜNYANIN İKİ KATI KADAR DAHA FAZLA BÜYÜMÜŞÜZ " Pandemi sonrası ekonomi dönemine dikkat çeken Cevdet Yılmaz, " Özellikle 2020-24 dönemine dikkatinizi çekmek isterim. Pandemi sonrası ekonomi dönemi diyebiliriz buna. Hem dünya ekonomisinin hem Türkiye ekonomisinin performansına baktığımızda kümülatif olarak bu beş yılda 2020-24 döneminde Türkiye ekonomisi 30 puan büyümüş yani 2019'u 100 olarak kabul ederseniz 2020-24 döneminde 130 olmuş, dünya ekonomisi ise 115 olmuş. Son 5 yılda dünyanın iki katı kadar daha fazla büyümüşüz. Bu zorlu bir dönem, dünyanın ekonomik performansının da düştüğü bir dönem. Türkiye bu dönemi en iyi yöneten ülkelerden biri oldu. Kim ne derse desin rakamlar ortada, dünya ile mukayese ettiğimiz zaman çok daha iyi yöneten bir ülke olduğumuzu rahatlıkla ifade edebiliriz" dedi. "Son 23 yıldaki büyük performansla birlikte 2025 yılında milli gelirimizin 1,5 trilyon doları aşmasını bekliyoruz" diyen Yılmaz, " 2002 yılında bu rakam 238 milyar dolardı sadece şu anda bu yıl sonu itibarıyla 1,5 trilyon doları aşan bir ekonomi olacağız. İlk defa 1 trilyon doları 2023'te aşmıştık 2025'te de 1,5 trilyon doları aşmış olacağız bunu bekliyoruz. Kişi başına gelirimiz de 17 bin doların üstünde OVP rakamını söyleyecek olursan 17.748. Henüz milli gelirde son çeyrek çıkmadı biliyorsunuz o yüzden bütün bu rakamlarımız beklentilerimizi tahminlerimizi ortaya koyuyor. Dördüncü çeyrek Mart ayında çıktığında bunlar bütün bu rakamlar netleşmiş olacak" şeklinde konuştu. "CARİ AÇIĞI DÜŞÜRÜRSENİZ RİSKLERİ DÜŞÜRMÜŞ OLUYORSUNUZ" Son üç yılda en önemli gelişmelerden birinin cari işlem açığının düşmesi olduğunun altını çizen Yılmaz, "Bütün dünyaya sattığınız mal ve hizmetler ve bütün dünyadan aldığınız mal ve hizmetleri hesapladığınızda arada çıkan fark cari açığınızı oluşturuyor ve bunu bir şekilde finanse etmeniz gerekiyor. Dolayısıyla cari açığın düşmesi dış finansman ihtiyacının düştüğü anlamına gelir. Cari açık düşünce dış finansman ihtiyacınız düşmüş oluyor ve Türkiye bunu başardı, son dönemde ciddi anlamda bir cari açık düşüşü oldu ve bu yıl bir yüzde 1.4 civarında bir cari açık bekliyoruz. Bundan sonraki yıllar içinde yine benzer seviyelerde bir beklentimiz var bire doğru yine. Bu son derece önemli çünkü bizim kalkınma tarihimizin en önemli meselesi cari açık meselesi, cari açığı düşürürseniz riskleri düşürmüş oluyorsunuz, çok daha yönetilebilir bir ortam oluşmuş oluyor dolayısıyla bunu başarmamız orta vadeli program açısından en önemli başarılardan biri" ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE KAMU BORÇ STOKU OLMAYAN NADİR ÜLKELERDEN BİR TANESİ" Devletlerin en büyük problemlerinden birinin kamu borç stoku olduğunu kaydeden Yılmaz şu ifadeleri kullandı: " Dünyada şu anda devletlerin en büyük problemlerinden biri nedir derseniz gelişmiş ülkeler dahil olmak üzere yüksek kamu borç stoku derim doğrusu. Özellikle pandemi bunu daha da arttırıcı bir etki yaptı. Devletlerin hem gelirleri azaldı, hem giderleri arttı, borçlanmaları yükseldi. Dünyada çok ciddi bir borç sorunu var özellikle kamu borç sorunu var. Türkiye böyle bir soruna sahip olmayan nadir ülkelerden bir tanesi bu da geleceğe yönelik olarak bize büyük bir güç veren bir unsur, inşallah önümüzdeki yıllarda etkilerini daha fazla göreceğiz" "YILLIK ENFLASYONUMUZUN İSE 20'NİN ALTINA İNMESİNİ HEDEFLİYORUZ" 2026 yılı hedeflerine de değinen Yılmaz, " 2025 yılında ilk dokuz ayda 3.7 büyüme kaydettik. Tarımdaki o olumsuzluğa rağmen 3.7 büyüme kaydettik. Yıl genelinde 3.3 gibi bir tahminimiz var. Gelecek yıl büyüme biraz daha ivmelenecek diye bekliyoruz 3.8 oranında bir reel büyüme beklentimiz var. Tahminlerimizin gerçekleşmesi halinde 2026 yılında toplam milli gelirimizin 1.7 trilyon dolara ulaşmasını yaklaşmasını bekliyoruz ve kişi başına gelirimizin 19 bin dolarlara yükselmesini bekliyoruz. Toplam mal ve hizmet ihracatımızın 410 milyar dolara ulaşacağını tahmin ediyoruz, turizm gelirimizin 68 milyar dolara yükselmesini bekliyoruz. 700 bini aşan ilave istihdam öngörüyoruz, işsizlik oranını 8.4 gibi tek haneli düzeylerde kalmasını öngörüyoruz, yıllık enflasyonumuzun ise 20'nin altına inmesini hedefliyoruz bu 2026'ya ilişkin makro çerçevemiz diyebilirim" şeklinde konuştu.

Bakan Şimşek: Amacımız mali disiplini güçlü bir şekilde yeniden tesis etmek Haber

Bakan Şimşek: Amacımız mali disiplini güçlü bir şekilde yeniden tesis etmek

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Amacımız Türkiye'de refah artışını sağlayacak yapısal dönüşümlere katkı için mali disiplini güçlü bir şekilde yeniden tesis etmek." dedi. Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) 67. Genel Kurulu, İstanbul Finans Merkezi Ziraat Bankası Genel Müdürlük Oditoryumu'nda gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Şimşek, bankacılık sektörünün Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın programına çok güçlü destek verdiğini kaydederek, bu gerçek destekten dolayı müteşekkir olduklarını söyledi. Makroekonomik finansal istikrarı sağladıklarında ve bu program başarılı olduğunda bankacılık sektörünün bundan olumlu etkileneceğini dile getiren Şimşek, bankacılık sektörünün düzenlemelerde sadeleşme beklediğini, kendilerinin de sadeleşme sürecine devam edeceklerini bildirdi. Şimşek, son bir yıldır uyguladıkları programın nihai amacının sürdürülebilir yüksek büyüme ve daha adil gelir dağılımı olduğunun altını çizerek, büyümenin kaliteli, dengeli ve sürdürülebilir olmasını amaçladıklarını anlattı. Son bir yıldır uyguladıkları program sayesinde ihracatın büyümeye net katkısının pozitif seyrettiğini aktaran Şimşek, Türkiye'nin ana pazarlarındaki toparlanma sayesinde bu katkının devam edeceğini vurguladı. Şimşek, sürdürülebilir cari açığa verdikleri öneme işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Cari açığı kalıcı bir şekilde milli gelire oranla yüzde 2,5'in altına çekeceğiz. Yarın mayıs ayı rakamları açıklanacak. Arkadaşların dış ticaret rakamları üzerinden yaptıkları tahminlere göre çok büyük ihtimalle yarın yıllıklandırılmış yani 12 aylık cari açığın milli gelire oranı yüzde 2,5'in altına düşecek. Bu yılı ümit ediyorum ki yüzde 2 civarında kapatacağız. Aslında yani yakın coğrafyamızdaki jeopolitik gerginlikler, savaşlar, çatışmalar olmasaydı çok büyük ihtimalle bu sene cari açığın milli gelire oranı yüzde 1,5 civarında olacaktı. Ancak yüzde 2 veya yüzde 2'nin biraz altındaki cari açık bizim öngörümüz. Bu, beraberinde bize kalıcı rezerv birikimine imkan sağlayacak." "Vatandaşlarımızın ve şirketlerimizin lira tercihi beraberinde rezerv birikimini getirmiştir" Bakan Şimşek, rezerv birikiminin en önemli kaynağının vatandaşların portföy tercihi olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı: "Vatandaşlarımızın ve şirketlerimizin lira tercihi beraberinde rezerv birikimini getirmiştir. Ana kalem budur. Diğer kalem özellikle bankacılık sektörümüzün aynı zamanda reel sektörümüzün, şirketlerimizin küresel piyasalardan daha fazla kaynak devşirmesine imkan sağlamıştır. Yine bir miktar portföy girişi var. Ancak şunu tekrar ifade etmek istiyorum: Programımız, bazılarının iddia ettiği gibi sıcak paraya sırtını dayamış bir program değildir, asla olmayacaktır." Şimşek, örtülü veya açık bir kur hedeflerinin bulunmadığının altını çizerek, "Biz çok net bir şekilde şunun altını çizmek istiyoruz: Programı kalıcı dönüşümle başarıya ulaştıracağız." dedi. Mali disiplini güçlü bir şekilde tesis etme hedeflerinden bahseden Şimşek, bütçe açığını 20 yıl boyunca milli gelire oranla yüzde 2 civarında tutmanın büyük başarı olduğunu, bu sayede Türkiye'nin kamu borçlarının düşük seyrettiğini, buradan sağlanan tasarrufla sağlıkta, altyapıda, eğitimde, tarımda muhteşem yatırımlar yapıldığını dile getirdi. Şimşek, bir süre önce açıklanan Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi'nden bahsederek, bu sayede yeşil ve dijital dönüşüm için mali alan yaratılabileceğini, sürdürülebilir cari açık kamu tasarruflarının önemli olduğunu bildirdi. "Net rezervler neredeyse 80 milyar dolar civarında arttı" Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, uyguladıkları programın Türkiye'nin brüt ve net rezervlerine etkisine işaret ederek, uzun sürebilecek iyileşmeyi son bir yılda yakaladıklarını, net rezervlerin neredeyse 80 milyar dolar civarında arttığını kaydetti. "Rezerv konusunu bir endişe kaynağı olmaktan çıkarttık. Bu anlamda rezerv yeterliliğini yakaladık." diyen Şimşek, kur korumalı mevduattan çıkış sürecinin devam ettiğini, bunun dezenflasyonist süreç için önemli olduğunu söyledi. Bakan Şimşek, toplam mevduat içerisindeki liranın payının yüzde 50'nin üzerine çıkmasının önemli bir kazanım olduğunu ancak daha katedecekleri mesafe olduğunu belirterek, vergi avantajını kaldırdıkları için temmuz itibarıyla kur korumalı mevduattan çıkışın hızlanmasını beklediklerini belirtti. Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk priminde (CDS) yaşanan düşüşe değinen Şimşek, "Bu programı uygulayarak gelecek yıl bu vakitlerde çok rahat bir şekilde 200'lerin altını görmek istiyoruz. Çünkü Türkiye'nin şu anda bilançosu giderek iyileşiyor. İyileşen bilançoyu yansıtan bir risk primi bunun çok altında olmalı." değerlendirmesini yaptı. Şimşek, yurt dışı borçlanmalarda artık çok daha uygun vadelerle ve faiz oranlarıyla borçlanılabildiğini, bankacılık sektörünün yurt dışında 4,7 milyar dolarlık sermaye benzeri kaynak sağladığını belirterek, "Küresel piyasalardan yaklaşık 5 milyar dolarlık uzun vadeli ve sermaye benzeri kaynağı makul maliyetlerle Türkiye'ye çekebildiyseniz bu, sektörün sağlamlığını ve güvenilirliğini yansıtıyor. Bu programın getirdiği birtakım maliyetler, ağırlıklar, yükler var, farkındayım ama ben inanıyorum ki bu programın sonucunda bu tür kanallardan çok daha güçlü destek bulabileceksiniz." ifadelerini kullandı. "Enflasyonda hedefleri yakalayacağımıza inanıyoruz" Mehmet Şimşek, Türkiye'nin kredi notundaki artışların devam edeceğini, OECD bünyesindeki Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) Türkiye'yi gri listeden çıkarttığını, genel kurulda hiçbir ülkenin itiraz etmediğini ve kararın oy birliğiyle alındığını, herkesin bu kararı alkışladığını anımsattı. Dezenflasyonist sürecin başında olduklarını dile getiren Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Haziran ayında ilk yıllık bazda enflasyonda düşüşü gördük. Bu düşüş temmuzda, ağustosta, eylülde hızlanarak devam edecek. Yılın sonunda Merkez Bankamızın hedefi tabii yüzde 38 ama bandın üst kısmı yüzde 42. Biz buraya yakınsayacağımıza, bu hedefleri yakalayacağımıza inanıyoruz. Buraya geldiğimizde ben inanıyorum ki piyasaların bir sonraki yıla ilişkin hedeflere yönelik temkinli yaklaşımı bir miktar azalacak. Yani piyasa beklentileriyle bizim hedefler arasındaki fark azalacak. Bu da beraberinde yeni imkanlar getirecek. Bir taraftan dezenflasyon, Türkiye'ye dışarıdan gelen kaynağın vadesi uzar çok büyük ihtimal, bankacılık sektörünün değerlemesi yükselir, bilançosu iyileşir. Oraya doğru gideceğimize inanıyoruz. Beklentilerde iyileşme var. Enflasyon düştükçe bu beklentilerdeki iyileşme devam edecek." "(Hedefimiz) Vergide adaleti ve etkinliği sağlamak" Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, daha adil gelir dağılımı hedeflediklerini ve sabit gelirlileri enflasyona ezdirmek istemediklerini kaydederek, "Yani sabit gelirlileri, asgari ücretlilerden tutun da emeklilerimize kadar bütün çalışanlarımızı enflasyona ezdirmemek..." diye konuştu. Enflasyonun sabit gelirliler için olumsuzluklarından bahseden Şimşek, "Bundan dolayı enflasyonu kalıcı bir şekilde tek haneye, sonra da düşük tek haneye indirmeyi hedefliyoruz. Dolayısıyla daha adil gelir dağılımı için tabii ki sadece enflasyonu indirmek yetmez. Aynı zamanda vergi politikaları ele almak gerekiyor. Nitekim şu anda üzerinde çalıştığımız vergi politikalarında amacımız büyük oranda adaleti sağlamak, vergide etkinliği sağlamaktır. Büyümemiz güçlü, geçici olarak biraz yavaşlayacağız. Ama ülkemizin potansiyeline inanıyoruz." açıklamasını yaptı. Şimşek, kayıt dışılıkla mücadele konusundaki çalışmalara ilişkin, "Şunun altını tekrar çizmek istiyorum. Amacımız Türkiye'de refah artışını sağlayacak yapısal dönüşümlere katkı için mali disiplini güçlü bir şekilde yeniden tesis etmek." dedi. Tedarik zincirleri, yapay zeka, beşeri sermayenin güçlendirilmesi, eğitimde kalite ve beceri programlarının artırılması gibi konulardaki çalışmaları paylaşan Şimşek, yeşil dönüşümü sağlayacaklarını, bankacılık sektörünün bu alana daha fazla kaynak ayırması gerektiğini vurguladı. Şimşek, Türkiye'nin demografik ve coğrafi açıdan avantajlarından bahsederek, Türkiye'nin küresel ticaretteki parçalanmadan en az etkilenecek ülkeler arasında yer alacağını bildirdi. Negatif olmak için hiçbir sebep bulunmadığını dile getiren Şimşek, konuşmasını, "Türkiye'nin avantajları, güçlü yönleri çok daha baskın. Sadece yapmamız gereken biraz daha sabretmek. Şu programla yapısal birtakım dengesizlikleri gidereceğiz. Önemli eşiği aştık, hakikaten zorlu bir süreci geride bıraktık. Sabredersek önümüzdeki birkaç ay bu programın sonuçlarını çok daha iyi bir şekilde göreceğiz, hissedeceğiz." diye tamamladı.

İFM ile İTÜ'den finansal iş birliği Haber

İFM ile İTÜ'den finansal iş birliği

Türkiye’nin vizyon projelerinden biri olan İstanbul Finans Merkezi bilgi teknolojileri ve derinlemesine analiz çalışmaları için İstanbul Teknik Üniversitesi ile iş birliğine gitti. İFM’ de gerçekleşen protokol imza törenine İstanbul Finans Merkezi Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem ve İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu katıldı.  İmzalanan protokol kapsamında, İTÜ’nün akademik bilgi birikimi ve araştırma yetkinliği ile İstanbul Finans Merkezi’nin sektörel deneyimini bir araya getirerek, finans alanında bilgi teknolojileri üzerine derinlemesine pazar analizlerinin yapılması öngörülüyor. Yapılacak analizler, İTÜ akademisyenleri tarafından hazırlanacak ve finans sektöründeki bilgi teknolojileri alanındaki gelişmeleri, mevcut durumu ve gelecek trendleri içerecek. Analizler her 3-4 ayda bir İstanbul Finans Merkezi tarafından ücretsiz olarak kamu erişimine açılacak. Protokol, ayrıca, İTÜ öğrencilerine İstanbul Finans Merkezi’nde staj yapma imkânı da sağlayacak. İstanbul Finans Merkezi, kendisi tarafından belirlenecek sayıda İTÜ öğrencisi için staj ve aday mühendislik olanakları sağlamaya gayret edecek. Bu sayede, ülkemizde bilgi teknolojileri alanında uzmanların yetiştirilmesine destek olunması; sektördeki ihtiyaçların daha iyi anlaşılması ve çözüm odaklı yaklaşımların geliştirilmesi amaçlanıyor. Protokolün imza töreninde konuşan İstanbul Finans Merkezi Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem, konuşmasında İstanbul Finans Merkezi'nin hedefleri ve çalışmaları hakkında bilgi verdi. Küresel bir finans merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlediklerini vurgulayan Erdem şunları söyledi: “İstanbul Finans Merkezi olarak, ana amacımız; çok boyutlu finansal hizmetler, uluslararası ticaret ve enerji ekosistemini oluşturmak. Bu ana amacı gerçekleştirebilmek adına üç temel hedefimizi belirtmek isterim. Öncelikle, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamak adına çalışmalarımıza odaklanmaktayız. Bir diğer hedefimiz olan finansal piyasalarımızın ve ürünlerimizin derinleşmesini oldukça önemsiyoruz. İFM'nin tüm katılımcılarına yeni iş ve yatırım fırsatları sunmayı da önemli bir hedef olarak görmekteyiz. Bu hedeflere ulaşmak için paydaşlarımızla bir araya gelerek var olan pastayı daha da büyütmeyi ve Türkiye’nin bu pastadan daha fazla pay almasını sağlayacağız.” İstanbul Teknik Üniversitesi ile yapılan işbirliğinin önemine dikkat çeken İFM Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem, “İFM uluslararası ticaret merkezi haline gelmiş bulunmaktadır. Ülkemizin en önemli varlıklarından biri olan nitelikli insan kaynağımızı daha da artırmak adına İFM’de uluslararası tecrübeye sahip personellerin istihdamı için çeşitli avantajlar tanımlanmıştır. Bu teşvik kaleminin ana amacı hem tersine beyin göçünü özendirmek hem de nitelikli uluslararası iş gücünü ülkemize çekmektir. Bilgi teknolojilerinin finans sektöründe oynadığı kritik rolün farkındayız. Bu nedenle, bu alanda ülkemizin önde gelen akademik kurumlarından biri olan İstanbul Teknik Üniversitesi ile işbirliği yapmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu protokol, hem sektörümüzün hem de ülkemizin bilgi teknolojileri alanında rekabet gücünü artırarak yenilikçi ve katma değerli çözümler üretmemize imkân sağlayacaktır. Ayrıca, İTÜ öğrencilerine staj ve aday mühendislik fırsatları sunarak, sektörümüze nitelikli insan kaynağı kazandırmayı da önemsiyoruz. Bu protokolün hayırlı olmasını diliyor, İTÜ yönetimi ve akademisyenlerine teşekkür ediyorum” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.