#İstanbul Tabip Odası

İLKHABER-Gazetesi - İstanbul Tabip Odası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul Tabip Odası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Uzm. Dr. Nedim Uzun: Yeşil pasaport, şiddet ve çalışma koşulları öncelikli gündemimiz Haber

İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Uzm. Dr. Nedim Uzun: Yeşil pasaport, şiddet ve çalışma koşulları öncelikli gündemimiz

İstanbul Tabip Odası’nın 19 Nisan’da gerçekleştirilecek seçimleri öncesi adaylar çalışmalarını sürdürüyor. Değişim Grubu’nun başkan adayı Uzm. Dr. Nedim Uzun, hem meslektaşlarının sorunlarına hem de sağlık sistemine yönelik değerlendirmelerde bulundu. Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Uzmanı olarak görev yapan ve Değişim Grubu’nun başkan adayı olan Uzm. Dr. Nedim Uzun, hekimlerin yaşadığı sorunlara yönelik çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı. Sağlık turizmi ve uluslararası mesleki faaliyetlere dikkat çeken Uzun, hekimlerin yeşil pasaport hakkı konusunda girişimlerde bulunacaklarını belirtti. Malpraktis süreçlerinde sigorta sisteminin daha etkin hale getirilmesi gerektiğini ifade eden Uzun, meslektaşlarının yurt dışı kongrelere katılımda yaşadığı zorlukların giderilmesini hedeflediklerini söyledi. "Meslektaşlarımızın yeşil pasaport hakları için ciddi mücadele vereceğiz" Malpraktis konusuna yönelik çalışmalar gerçekleştireceklerini söyleyen Uzm. Dr. Nedim Uzun, "Bu riski sigorta şirketlerinin üstlenmesi gerekiyor çünkü sigorta zaten bunun için yapılan bir şey. Dünyaca ünlü meslektaşlarımız var, sağlık turizmi yapıyoruz. Meslektaşlarımız uluslararası kongrelere gitmekte zorlanıyorlar, meslektaşlarımızın yeşil pasaport hakkı için ciddi mücadele vereceğiz. 180 bin lira pekala caydırabilir, kaldı ki hastanelerde meslektaşlarımıza saldıranlar aynı zamanda vatandaşlarımızın anayasal hakkı olan sağlık hizmeti alma hakkına da tecavüz ediyorlar" diye konuştu. "Sağlıkta şiddet; saldıranlara 180 bin lira ceza uygulanması için mücadele edeceğiz" Trafikteki gibi sağlıkta şiddete yönelik cezaların da artırılabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Uzun, "Hekimlere görevi nedeniyle saldıranlara anında 180 bin lira idari para cezası uygulanması için mücadele edeceğiz. Meslektaşlarımız bir araya gelmek için odalarına gitmiyorlar, daha doğrusu odanın nerede olduğunu dahi kimse bilmiyor. Neden; öyle bir ortam hazırlanmamış. Vaatlerimizden bir tanesi; İstanbul'da bir hekim evi, meslektaşlarımızın sosyalleşebileceği bir alan oluşturmak için mücadele vereceğiz. En büyük vaadimiz şu; hekim kimliği altında bütün meslektaşlarımızı odamızda kucaklayacağız. Bu birliği ve bütünlüğü sağlayacağız" dedi. "Meslektaşlarıma sesleniyorum; gelsinler, oylarını kullansınlar" Meslektaşlarımız değişim istiyor fakat sandığa gelme konusunda adım atmakta zorlandıklarını görüyorum" diyen Uzun, şu ifadeleri kullandı: "19 Nisan'da Zeytinburnu 100. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde saat 09.00 ile 17.00 arasında seçimimiz var. Tüm meslektaşlarıma sesleniyorum; gelsinler, oylarını kullansınlar, odalarına sahip çıksınlar. Şu anda 3 grup seçime giriyor, bir mevcut yönetim var, biz, bir de diğer grubumuz var. Geçen seçimi 700 oyla kaybetmiş Değişim Grubuyuz. En büyük eksiklerden bir tanesi maalesef sağlık okuryazarlığı, sağlık konusunda kamuoyunu doğru bilgilendirecek kişiler kimler; hekimler. Hekimlerin üzerindeki yükü azaltacağını özellikle kamu hastanelerine yapılan gereksiz başvuruları da ciddi anlamda azaltacağını düşünüyoruz. Sağlık okuryazarlığı anlamında İTO'nun çok aktif rol üstleneceği bir yönetim olacağını düşünüyoruz. Biz meseleye sadece hekim sadece hasta gözüyle bakmıyoruz. Hekimlerimiz de hastalarımız da bu memleketin evlatları dolayısıyla adil davranacağımızı söylemek istiyorum."

TTB'nin 'Üniversite Sempozyumu Bildirgesi'nde dikkat çeken sonuçlar Haber

TTB'nin 'Üniversite Sempozyumu Bildirgesi'nde dikkat çeken sonuçlar

Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu (TTB UDEK) ve İstanbul Tabip Odası’nın (İTO) 18 Mayıs 2024 günü düzenlediği Üniversite Sempozyumu’nun sonuç bildirgesi yayımlandı. Bildirgede, Türkiye’de bilimsel nitelikli araştırmalarda belirgin bir gerileme yaşandığı, yeni bir tıp eğitimi modeline ihtiyaç duyulduğu ve akademik özgürlüğün tehdit altında olduğu vurgulandı. Sempozyumda yapılan tartışmaların ışığında üniversite, tıp eğitimi ve tıp/sağlık hizmeti alanı kapsamında şu vurgular öne çıktı. Sonuç bildirgesinde "Üniversite Yapılanması ve Geleceği, Mezuniyet Öncesi ve Sonrası Tıp Eğitimi ile Tıp/Sağlık Hizmet Alanı" konu başlıklarına göre detaylar yer aldı. "Üniversite Yapılanması ve Geleceği" hakkındaki sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi: "Bilim insanının herhangi bir baskı altında kalmamasını güvence altına alan; üniversite bağlamında akademik (bilimsel), yönetsel ve mali boyutları olan akademik özgürlük, tüm dünyada otoriterleşen siyasal iktidarlar ve kâr amacıyla bilgiyi metalaştıran sermaye grupları tarafından tehdit altındadır. Türkiye, Akademik Özgürlük Endeksi ölçütü yönünden dünyadaki diğer ülkeler ile kıyaslandığında en düşük düzeyde yer almaktadır. Akademik özgürlükler yönündeki bu gerileme Türkiye açısından 2012 yılından sonra daha da belirginleşmiştir. Dünya deneyimleri nitelikli bilimsel araştırma yapmanın ve bilim alanında gelişme kaydetmenin temel koşulunun akademik özgürlükleri yetkinleştirmekten geçtiğine işaret etmektedir. Bu gerçekliği bir kez daha kanıtlayacak tarzda Türkiye’de bilimsel nitelikli araştırmalarda belirgin bir gerileme yaşanmaktadır. Ulusal araştırmalarda yaşanan bu gerileyiş, 2006 yılından sonra dikkati çekecek tarzda bir boyut kazanmıştır." Sunuş bildirgesindeki "Mezuniyet Öncesi ve Sonrası Tıp Eğitimi" hakkında da şunlar kaydedildi: "Türkiye’de üniversite sayısında ölçüsüz bir artış yaşanmaktadır. Tıp fakültesi sayısı bakımında ulaşılan ölçüsüzlük, ülkemizi nüfus başına düşen tıp fakültesi sayısının en yüksek olduğu ülke konumuna getirirken, tıp fakülteleri arasında eğitimin niteliği, eğitici insan gücü ve altyapı açısından eşitsizliklere neden olmuştur. Tıp eğitiminin temel bilim alanında istihdam edilen öğretim elemanı sayısı yıllar içerisinde artan öğrenci sayısıyla kıyaslandığında çok yetersizdir. Ulusal veriler üniversitelerin kütüphane zenginliği ve nitelikli akademik üretim yönünden kabul edilemeyecek bir kutuplaşma içerisinde olduğunu göstermektedir. Bazı üniversitelerin/tıp fakültelerinin nitelikli eğitim ortamına ulaşmak için gereken insan gücü ve kütüphane gibi altyapı gereksinimlerini yükseltmek yerine, adeta bir ticarethane gibi reklam harcamalarına ağırlık verdiği, öğrencileri sürdürdükleri eğitimlerin niteliği yerine reklamlarla kazanma yoluna gittiği görülmektedir. Ülke genelinde doktora öğrenci sayısında, Ar-Ge proje sayısı ile proje bütçelerinde ve uluslararası yayın işbirliğinde yıllar içerisinde beklenen iyileşmenin aksine bazı vakıf üniversiteleri başta olmak üzere genel olarak kötüleşmenin yaşandığı görülmektedir. Günümüz koşullarında toplumun sağlık gereksinimlerine yanıt verecek, koruyucu hekimliği öne çıkaracak, gelişen eğitim teknolojilerini uygun kullanacak, hasta-ekip çalışanlarıyla birlikte çalışmayı yetkinleştirecek, etik ve profesyonel değerleri koşulsuz savunacak bütünleşik bir tıp eğitimi modeline ihtiyaç vardır." Sonuç bildirgesinde, Tıp  ve Sağlık Hizmet Alanı konusunda da şu satırlara yer verildi: "Bir toplumun var olan sorunlarını anlamlandırabilmesi ve günün koşullarına uygun davranış ve tutum geliştirebilmesinin yolu o toplumun bilimsel bilgiye verdiği önemle ilişkilidir. Analitik düşünce olanaklarından yoksun olan toplumlar nedensellik ilişkisini sağlıklı biçimde kuramadığı için pek çok farklı etmenin de sürece dahil olması sonucunda kutuplaşırlar. Bir toplumda ümidin, adaletin ve gelecek beklentisinin azalması; liyakatin önemini kaybedip gelir dağılımı dengesinin bozulması her alanda olduğu gibi tıp ve sağlık alanını da etkileyerek tükenmişlik tablosuna yol açmaktadır. Yorgunluk, hayal kırıklığı, iş bırakmayla kendisini gösteren tükenmişlik; akademisyenleri, hekimleri ve bir bütün olarak sağlık çalışanlarını etkilemekte, bu etkilenmişliğin bir sonucu olarak sunulan sağlık hizmetinin niteliğini kötüleştirmektedir. Tıp alanında çalışan hekim ve/veya akademisyenlerin tükenmelerini sağlayan başka bir neden de özlük haklarındaki olumsuz seyirdir. Sıklıkla ifade edilenin aksine özlük hakları sadece ücrete indirgenebilecek bir konu değildir. Aksine özlük hakları, çalışanın işverenle olan ilişkisinde sahip olduğu yasal haklar ve çalışma koşullarının tümünü içerir. Sözü edilen bu haklar arasında çalışanların işe alınması, işten çıkarılması, ücretlendirilmesi, iş saatleri, izin ve diğer çalışma koşulları bulunur. Günümüz Türkiye’sinde akademik kadro ihtiyacının belirlenmesinde, kadroya atanma koşullarının tanımlanmasında, kadın akademisyenlerin istihdam ve yükselmelerinde, araştırma desteklerinin sağlanmasında, iş güvencelerinin korunmasında, emeklilik döneminin koşullarında ve ücretlendirme konusunda vasıflı emek gücünün aleyhine bir değişim yaşanmaktadır. Devlet üniversitelerinin aksine vakıf üniversitelerinin ücretlendirmesinin, mevcut yasal hükümleri dahi ihlal edecek biçimde çok parçalı karmaşık hali ise bu alanda çalışan hekim ve/veya akademisyenlerin özlük haklarında ciddi yıpranmaya neden olmaktadır. Türkiye tıp ve sağlık ortamı böylesi sorunlarla uğraşırken dünya başka bir çağa adımını atmaktadır. Sağlık ortamı; hasta merkezli bakım, kanıta dayalı kişiselleştirilmiş tıp ve disiplinlerarası işbirliği ile teknolojinin ağırlığını artıracağı bir yüzyıla girmektedir. Gelişen teknoloji, navigasyonun tıp alanında kullanımı, derin öğrenme becerisi kazanan yapay zeka ve omic yaklaşımlar insanlığı bambaşka bir dünyanın eşiğine getirmiştir. Ülkemizin eleştirel düşünme, işbirliği, zihinsel esneklik, inisiyatif alma, iletişim ve bilgiyi işleme becerisini kazandırmaktan uzak mevcut tıp eğitimi programlarıyla çağı yakalaması mümkün değildir. Bu nedenle tıp eğitimi programları, sağlık alanını sosyal belirleyicilerle birlikte bütüncül analiz edebilen, liderlik yönü olan, yetkin iletişim becerilerine sahip, etik ilkelere bağlı, bilimsel düşünme becerisi kazanmış, hasta-hasta yakınlarıyla eşitlikçi ilişki kurabilen, diğer meslek gruplarıyla uyumlu çalışabilen hekimlerin gelişebileceği özgür ve özerk bir üniversite ortamı bünyesinde yeni baştan kurgulanmalıdır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.