#Kabine Toplantısı

İLKHABER-Gazetesi - Kabine Toplantısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kabine Toplantısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Faizsiz evlilik kredisi şartları değişti: İkinci çocukta borçlar siliniyor mu? Haber

Faizsiz evlilik kredisi şartları değişti: İkinci çocukta borçlar siliniyor mu?

Gençlerin yuva kurma hayallerini ekonomik yönden desteklemek amacıyla hayata geçirilen Aile ve Gençlik Fonu, yeni düzenlemelerle çok daha cazip bir hale getirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından koordine edilen sistemde, evlilik maliyetleri karşısında zorlanan çiftlere can suyu olacak finansal modeller güncellendi. Daha önce 150 bin Türk Lirası seviyesinde olan limit, son kararla birlikte 250 bin Türk Lirası bandına yükseltildi. Kredinin en dikkat çeken noktası ise geri ödeme sürecindeki hibe avantajları oldu. EVLİLİK KREDİSİNDE İKİNCİ ÇOCUK DÖNEMİ: TÜM BORÇ SİLİNİYOR MU? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı değerlendirmelerde evlenecek gençlere yönelik hibe müjdesini paylaştı. Fon kapsamında kredi kullanan çiftlerin geri ödeme dönemine dair radikal bir karar alındığını belirten Erdoğan, çocuk teşvikiyle borç yükünün tamamen kaldırılabileceğini işaret etti. Daha önceki sistemde ilk çocuk sahibi olan çiftlerin 12 aylık taksitleri hibe edilirken ve ödemeleri bir yıl ertelenirken, yeni modelle bu destek bir üst seviyeye taşındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurulan karara göre, kredi borcu devam eden çiftlerin ikinci çocuklarının dünyaya gelmesi durumunda geriye kalan borç miktarının tamamı silinecek. Erdoğan açıklamasında, finansal desteğin geleceğine dair "İkinci çocukta kredi borcu silinecek" ifadesini kullanarak aile yapısını güçlendirmeyi hedeflediklerini vurguladı. Bu adımın, özellikle genç nüfusun aile kurma motivasyonunu artırması ve nüfus dinamiklerini olumlu etkilemesi bekleniyor. 250 BİN TL FAİZSİZ EVLİLİK KREDİSİ YAŞ SINIRI VE GELİR ŞARTLARI NELER? Destek paketinden yararlanmak isteyen adaylar için belirlenen kriterler, yaş ve gelir durumuna göre kategorize ediliyor. Güncel düzenlemeye göre kredi tutarı yaşa bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Şayet müracaat eden her iki taraf da 18-25 yaş aralığında ise 250 bin liraya kadar kredi kullanabiliyor. Ancak çiftlerden birinin yaşı 26-29 aralığında kalıyorsa, tanımlanan kredi miktarı 200 bin lira olarak uygulanıyor. Başvuru yapacak adayların sağlaması gereken diğer temel koşullar ise şu şekilde sıralanıyor: - Müracaat anında 18 yaşını doldurmuş ve 30 yaşından gün almamış (18-29 yaş arası) olmak, - Herhangi bir taşınmaz mülkiyetine veya hissesine sahip bulunmamak, - Son altı aylık süreçteki toplam hane gelirinin, asgari ücretin 2,5 katını geçmemesi, - Resmi nikah tarihine en az 2 ay, en fazla ise 6 aylık bir sürenin kalmış olması. E-DEVLET ÜZERİNDEN ADIM ADIM EVLİLİK KREDİSİ BAŞVURU REHBERİ Faizsiz ve 2 yıl geri ödemesiz evlilik desteğine başvurular tamamen dijital kanallar üzerinden yürütülüyor. Genç çiftler, e-Devlet kapısını kullanarak veya resmi internet adresi olan "ailegenclikfonu.aile.gov.tr" üzerinden işlemlerini tamamlayabiliyor. Burada kritik nokta, başvurunun tek taraflı olmamasıdır. Sisteme girilen başvurunun geçerlilik kazanması için eş adayının da kendi ekranı üzerinden onay vermesi zorunlu tutuluyor. Onay verilmemesi durumunda talep işleme alınmıyor. Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, projenin sadece maddi bir katkı olmadığını, aynı zamanda evlilik öncesi eğitim ve danışmanlık hizmetlerini de kapsadığını hatırlatarak, sağlıklı toplumun temeli olan aile kurumunu her açıdan desteklemeye devam edeceklerini belirtti. 48 ay vadeli ve faizsiz olarak sunulan bu destek, 2026 yılı Mayıs ayı itibarıyla da gençlerin en çok araştırdığı konuların başında gelmeye devam ediyor.

Gençlere evlilik desteği ve 9 günlük tatil: Kabine toplantısı kararları belli oldu Haber

Gençlere evlilik desteği ve 9 günlük tatil: Kabine toplantısı kararları belli oldu

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Beştepe’de bir araya gelerek yoğun bir gündemi geride bıraktı. Toplantı bitiminde kamuoyuna açıklamalarda bulunan Erdoğan, sözlerine Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman başta olmak üzere fırtınadan etkilenen illerdeki vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek başladı. AFET BÖLGELERİNDE HASAR TESPİT ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR Doğal afetlerin yol açtığı olumsuzluklarla mücadelenin sürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aşırı yağışların ve fırtınanın da etkisiyle meydana gelen kazalarda hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyor, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyorum. Tarım ve İçişleri Bakanlarımız sahadaki birimlerimizle durumu yakından takip etmekte, hasar tespit çalışmalarını titizlikle yürütmektedirler" ifadelerini kullandı. TÜRKİYE EKONOMİSİ İHRACATTA CUMHURİYET TARİHİNİN REKORUNA ULAŞTI Küresel istikrarsızlıkların yaşandığı bir dönemde Türkiye'nin rotasını koruduğunu ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin son 23 yılda elde ettiği kazanımların altını çizdi. Ülkenin dayanıklılığının her krizde bir kez daha kanıtlandığını belirterek, "Türkiye ezberlerin bozulduğu, belirsizliğin arttığı, insanlığın yol ve yön arayışının hızlandığı günümüzde bölgesinin en güçlü, en istikrarlı ülkesi olarak göz doldurmakta, adından söz ettirmektedir. Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim ki bugün artık her alanda kendi ayakları üstünde durabilen, hatta bunun da ötesine geçerek dostlarına ve kardeşlerine en zor zamanlarında destek veren bir Türkiye vardır. Karşılaştığımız onca engele rağmen 23 yıldır sabırla uyguladığımız stratejilerin semerelerini topladığımız bir dönemdeyiz" dedi. Ekonomik verilere dair önemli rakamları paylaşan Erdoğan, ihracat alanında elde edilen başarıyı şu sözlerle aktardı: "Geçen hafta açıklanan kritik veriler, Türkiye ekonomisinin küresel krizleri yönetme kapasitesini bir kez daha teyit ve tescil etmiştir. Bölgemizdeki savaşa rağmen ihracatımız nisanda güçlü bir performans sergiledi. Nisan ayında ihracatımız yıllık yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar dolara ulaştı. Ocak-nisan dönemi ihracatımız ise 88 milyar 630 milyon doları buldu. 12 aylık ihracat tutarında ilk defa 275,8 milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık." İSTİHDAMDA POZİTİF SEYİR VE ENFLASYONLA MÜCADELE KARARLILIĞI İstihdam rakamlarının da umut verici olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı, işsizlik oranının yüzde 8,1 seviyesine gerilediğini ve 32,4 milyonu aşkın kişinin istihdam edildiğini belirtti. Erdoğan, "İşsizlik oranımız tek haneli seyrini 35’inci ayında da korumuş oldu" bilgisini paylaştı. Enflasyon konusuna da değinen Erdoğan, Nisan ayı enflasyonunun yüzde 4,18 olarak gerçekleştiğini ifade ederek, "Enflasyonla mücadelede küresel atmosfer itibarıyla rüzgara karşı yürüyor olsak da irademizde en küçük bir gerileme yoktur" mesajını verdi. "AVRUPA'NIN TÜRKİYE'YE DUYDUĞU İHTİYAÇ DAHA FAZLADIR" Avrupa Birliği ile ilişkilere dair çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, birliğin Türkiye'ye karşı sergilediği tutumu eleştirdi. 1950'den bu yana devam eden önyargıların hala aşılamadığını vurgulayan Erdoğan, "Avrupa içerisinde özellikle belli kesimlerde Türkiye'ye karşı kökleşmiş olan önyargıları bir türlü aşamadık" dedi. Türkiye'nin tam üye olmadığı bir Avrupa Birliği'nin küresel bir güç olamayacağını dile getiren Erdoğan şöyle devam etti: "Bugün Avrupa'nın Türkiye'ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye'nin Avrupa'ya olan ihtiyacından daha fazladır. Yarın bu ihtiyaç daha da artacaktır. Avrupa bir yol ayrımındadır. Ya Türkiye'nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını birliğin dar boğazdan çıkışı için bir fırsat olarak görecekler ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa'nın geleceğini karartmasına müsaade edecekler." KURBAN BAYRAMI TATİLİ 9 GÜN OLARAK BELİRLENDİ Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda vatandaşlara bayram tatili ve evlilik desteği müjdelerini verdi. Kurban Bayramı'nın 27-30 Mayıs tarihleri arasında idrak edileceğini belirten Erdoğan, kamu çalışanları için bayram öncesindeki 1,5 günlük sürenin idari izin kapsamına alındığını ve tatilin toplam 9 güne çıkarıldığını duyurdu. Ayrıca Aile ve Gençlik Fonu kapsamında verilen evlilik kredilerinde yeni bir kolaylık sağlandığını açıklayan Erdoğan, "Geri ödeme dönemi içerisinde ikinci çocuğun da olması halinde kalan taksitlerin tamamını hibe edeceğiz" diyerek konuşmasını tamamladı.

Kurban Bayramı tatili 9 gün mü oldu? Cumhurbaşkanı Erdoğan Kabine sonrası müjdeyi verdi Haber

Kurban Bayramı tatili 9 gün mü oldu? Cumhurbaşkanı Erdoğan Kabine sonrası müjdeyi verdi

Milyonlarca vatandaşın tatil planlarını şekillendirecek olan Kurban Bayramı tatil süresi resmiyet kazandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Kabine, bayram süresini idari izinle birleştirme kararı aldı. ERDOĞAN'DAN BAYRAM TATİLİ MÜJDESİ: KAÇ GÜN TATİL YAPILACAK? Kabine Toplantısı'nın ardından kameralar karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kurban Bayramı tatilinin kamu çalışanları için hafta sonlarıyla birleşerek toplamda 9 güne çıkarıldığını duyurdu. Arefe gününün Salı gününe denk gelmesi nedeniyle alınan "köprü izin" kararı, vatandaşlara kesintisiz bir dinlenme imkanı tanıyacak. TATİL TAKVİMİ NASIL ŞEKİLLENDİ? Resmi takvimde normal şartlarda 4,5 gün olarak öngörülen Kurban Bayramı tatili, alınan yeni kararla birlikte hafta sonu tatilleriyle entegre edildi. Bu kapsamda kamu personeli, idari izinli sayılarak 9 günlük tatilin keyfini sürebilecek. Arefe günü ile başlayan süreç, hafta sonuyla birleşerek uzun bir mola fırsatı sunuyor. 2026 KURBAN BAYRAMI TARİHLERİ VE GÜNLERİ NELER? Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından paylaşılan verilere göre 2026 yılı Kurban Bayramı takvimi şu şekilde belirlendi: Kurban Bayramı Arifesi: 26 Mayıs 2026 - Salı (Yarım Gün Tatil) Kurban Bayramı 1. Gün: 27 Mayıs 2026 - Çarşamba Kurban Bayramı 2. Gün: 28 Mayıs 2026 - Perşembe Kurban Bayramı 3. Gün: 29 Mayıs 2026 - Cuma Kurban Bayramı 4. Gün: 30 Mayıs 2026 - Cumartesi

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi kritik başlıklarla toplanıyor: Orta Doğu diplomasisi ve ekonomi öncelikli gündem Haber

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi kritik başlıklarla toplanıyor: Orta Doğu diplomasisi ve ekonomi öncelikli gündem

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, iki haftalık aranın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe'de bir araya geliyor. Yoğun bir ajandaya sahip olan toplantının öncelikli maddesini, Orta Doğu'da derinleşen kriz ve Türkiye'nin bu süreçte üstlendiği diplomatik rol oluşturuyor. BÖLGESEL KRİZLER VE BARIŞ DİPLOMASİSİ MASADA Toplantının dış politika ayağında, Orta Doğu'daki istikrarsızlığın sona erdirilmesi adına yürütülen girişimler kapsamlı şekilde değerlendirilecek. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki ateşkes sürecinin yansımaları Ankara tarafından yakından takip ediliyor. Türkiye'nin bölgede yeni bir güvenlik paradigması inşa etme hedefi doğrultusunda, mevcut ateşkes girişimlerinin kalıcı bir barış zeminine dönüşmesi için atılacak adımlar görüşülecek. Bu çerçevede İsrail'in Lübnan ve Filistin topraklarındaki askeri faaliyetleri ile Küresel Sumud Filosu'na yönelik müdahaleler de Kabine'nin gündem maddeleri arasında yer alıyor. EKONOMİ PROGRAMI VE KÜRESEL TİCARET RİSKLERİ Ekonomi başlığında ise Orta Vadeli Program (OVP) ve 12'nci Kalkınma Planı doğrultusunda kararlılıkla uygulanan dezenflasyon sürecinin seyri incelenecek. Hürmüz Boğazı'nda yaşanan belirsizliklerin küresel ticaret ve enerji maliyetleri üzerindeki baskısı analiz edilirken, bu dışsal faktörlerin yerel piyasalara etkisini minimize edecek önlemler üzerinde durulacak. Piyasaların son durumu, enerji fiyatlarındaki hareketlilik ve enflasyonla mücadelede gelinen aşama, ekonomi kurmaylarının sunumlarıyla masaya yatırılacak. TERÖRLE MÜCADELEDE YENİ YASAL ADIMLAR "Terörsüz Türkiye" vizyonu kapsamında yürütülen çalışmalar, toplantının bir diğer kritik sütununu oluşturuyor. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan ve kabul edilen raporun detayları Kabine üyeleriyle paylaşılacak. Bu rapor ışığında, terörle mücadelede elde edilen kazanımların kalıcı hale getirilmesi ve toplumsal huzurun tahkim edilmesi amacıyla atılması planlanan yeni yasal adımlar ve reform takvimi netleştirilecek.

Kurban Bayramı tatili 9 gün olacak mı? Gözler Mayıs 2026 Kabine Toplantısı'nda Haber

Kurban Bayramı tatili 9 gün olacak mı? Gözler Mayıs 2026 Kabine Toplantısı'nda

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, iki haftalık aranın ardından bugün saat 15.00’te Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık edeceği toplantıda, milyonlarca vatandaşı ilgilendiren önemli başlıklar ele alınacak. KURBAN BAYRAMI TATİLİ MASADA Toplantının en dikkat çeken gündem maddesi Kurban Bayramı tatilinin süresi olacak. Tatilin 9 güne çıkarılıp çıkarılmayacağına ilişkin değerlendirmeler yapılacak. Turizm sektörü ve çalışanlar açısından kritik kararın toplantı sonrası netleşmesi bekleniyor. “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” HEDEFİ GÜNDEMDE Güvenlik politikaları kapsamında “Terörsüz Türkiye” süreci detaylı şekilde ele alınacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Devlet Bahçeli arasındaki son görüşmenin ardından atılacak adımların Kabine’de değerlendirilmesi bekleniyor. Süreçte Milli İstihbarat Teşkilatı’nın rolü de masaya yatırılacak. ORTA DOĞU GERİLİMİ VE DIŞ POLİTİKA Kabine toplantısında Orta Doğu’da artan gerilim de önemli başlıklar arasında yer alıyor. Bölgedeki gelişmelerin Türkiye’ye etkileri ve alınabilecek önlemler kapsamlı şekilde değerlendirilecek. EKONOMİ VE ENFLASYONLA MÜCADELE Ekonomi başlığında ise enflasyonla mücadele ön planda olacak. Mevcut ekonomik tablo, alınan tedbirlerin etkileri ve yeni adımlar Kabine üyeleri tarafından ele alınacak.

Sosyal medyaya 15 yaş barajı geliyor: Bakan Mahinur Özdemir Göktaş yasa teklifini paylaştı Haber

Sosyal medyaya 15 yaş barajı geliyor: Bakan Mahinur Özdemir Göktaş yasa teklifini paylaştı

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi bünyesinde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, toplumun geniş kesimlerini ilgilendiren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'ne dair teknik bilgileri paylaştı. Komisyon aşaması tamamlanan teklifin, dijital mecralardan çalışma hayatındaki izin sürelerine kadar pek çok yeniliği barındırdığını ifade eden Göktaş, modern teknolojilerin sağladığı imkanların yanı sıra küçük yaştaki kullanıcılar için ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti. SOSYAL MEDYA PLATFORMLARINA 15 YAŞ SINIRI VE YAŞ DOĞRULAMA ŞARTI GELİYOR Dijital dünyadaki tehlikelere karşı çocukları muhafaza etmenin temel gayeleri olduğunu belirten Bakan Göktaş, AK Parti Grubu tarafından hazırlanan çalışmanın yasalaşma sürecine girdiğini ifade ederek, “Bu kapsamda Mecliste AK Parti Grubumuz ile hazırladığımız kanun teklifi, geçen hafta komisyonda kabul edildi. Teklif, bu hafta içinde TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek. Çocuklarımızı korumaya yönelik attığımız bu adım inşallah orada da kabul edilerek yasalaşacak” beyanında bulundu. Siber zorbalık, veri ihlalleri ve manipülatif reklamların genç nesillerin psikolojisi üzerinde kalıcı hasarlar bırakabildiğini hatırlatan Göktaş, yeni dönemde sosyal ağ sağlayıcılarına yönelik yaptırımların sertleşeceğini kaydetti. Düzenlemeyle birlikte yaş teyidi mekanizmalarının zorunlu hale geleceğini vurgulayan Bakan, “Sosyal ağ sağlayıcılar, 15 yaş altı çocuklara hizmet sunmayacak ve bunu temin etmek için yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri alacak” ifadelerini kullandı. Ayrıca günlük kullanıcı sayısı 100 bini aşan oyun platformlarının Türkiye'de resmi temsilci bulundurması gerekecek. DOĞUM İZNİ SÜRESİ TÜM ÇALIŞAN KADINLAR İÇİN 24 HAFTAYA ÇIKARILIYOR Çalışma hayatında aile bütünlüğünü desteklemek amacıyla hazırlanan maddelere değinen Göktaş, hem kamu hem de özel sektördeki anneleri sevindirecek müjdeyi detaylandırdı. Mevcut izin sürelerinin yetersizliğine dair düzenleme yaptıklarını belirten Bakan Göktaş, “Tüm çalışan kadınların doğuma bağlı aldıkları toplam 16 haftalık izin süresini 24 haftaya çıkarıyoruz. Yasal düzenlememiz çıktığı andan itibaren 24 haftayı tamamlamamış olup tekrar işe dönmek zorunda kalanların da 24 haftayı tamamlamasına yönelik bir ek madde ekledik. Süreç boyunca eğer ki o süreci tamamlamadılarsa ve 24 hafta içerisindelerse onlar da tamamlayabilecekler” dedi. Düzenleme ile babalık iznindeki farklılıklar da giderilerek tüm babalar için 10 günlük izin hakkı standart hale getirilirken, koruyucu ailelere de çocuğu yanlarına aldıkları andan itibaren 10 günlük izin tanınacak. BELİRLİ SUÇLARDAN HÜKÜM GİYENLERİN ÇOCUKLARLA İLGİLİ İŞLERDE ÇALIŞMASI YASAKLANIYOR Çocuk güvenliğini en üst seviyeye çıkarmak adına Çocuk Koruma Kanunu'nda radikal bir değişikliğe gidildiğini kaydeden Bakan Göktaş, kritik suçlardan sabıkası olanların çocukların bulunduğu alanlara yaklaşamayacağını açıkladı. Göktaş, söz konusu yasağın kapsamını şu sözlerle ilan etti: “Cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, müstehcenlik, fuhuş, insan ticareti, kasten öldürme suçlarından haklarında adli sicil ve arşiv kayıtlarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunanlar, kamuya, özel sektöre veya sivil toplum kuruluşlarına ait her ne adla olursa olsun çocukların yoğun olarak bulunduğu çocuk hizmet birimleri, adli görüşme odaları, eğitim kuruluşları, çocuk etkinlik ve oyun evleri, okul, okul servisi, okul kantini, yurt, kreş, gündüz bakımevi, çocuk kulübü, internet kafeleri ve salonları, e-oyun yerleri, çocuk spor okulu, beden eğitimi ve spor tesisleri olarak işletilen iş yerlerini şahsen işletemeyecek, bu iş yerlerinde çalıştırılamayacak ve herhangi bir sıfatla fiilen bu iş yerlerinde görev alamayacak.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Siyasi koordinatlarımızda erken seçim yer almıyor Haber

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Siyasi koordinatlarımızda erken seçim yer almıyor

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nın ardından kameralar karşısına geçen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iç ve dış politikaya dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin temel önceliklerinin ekonomi ve güvenlik olduğunu vurgulayan Erdoğan, muhalefetin seçim çağrılarına ve bölgesel krizlerin küresel etkilerine yönelik stratejik mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde: "Aile, dış politika, ekonomi, enerji ve diğer başlıklarda kapsamlı istişareler yaptığımız bir kabine toplantımızı daha tamamlamış bulunuyoruz. Öncelikle aldığımız kararların ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum. Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken kimileri de yolsuzluklarını perdelemek için Nutuk önünde poz verirken Cumhurbaşkanı ve kabinesi olarak Türkiye Yüzyılı'nı inşa mücadelemizi azimle sürdürüyoruz. Türkiye ana muhalefetin beyhude bir çabayla köpürtmeye çalıştığı yapay gündemlere takılmadan hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Açık ve net ifade etmek isterim ki hükümetimiz gündemine hakimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Hangi bahaneyle olursa olsun kimse Türkiye'nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır; o da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı havanda su dövmek olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil iş yapma, hizmet üretme, milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Biz ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın biz işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz. Türkiye'yi güçlü ekonomisiyle, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu haline getirmeye bakıyoruz. Nitekim son toplantımızdan bu yana teknolojiden ulaştırmaya, iletişimden tarıma geniş bir yelpazede eser ve hizmet maratonumuzu sürdürdük. 27 Mart Cuma günü İstanbul'da önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptık. Dünya Ekonomik Forumu Ülke Stratejisi Toplantısı vesilesiyle küresel iş dünyasının üst düzey yöneticilerini Türkiye'de ağırladık. Toplantıya 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans, varlık yönetimi gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan yatırımcılar iştirak etti. İlgili bakanlarımız toplantıda iş dünyası temsilcilerine Türkiye'nin yatırım iklimi, küresel değer zincirlerindeki konumu, sunduğu yatırım fırsatları ve ekonomik görünümü hakkında bilgi verdi. Muhalefetin israf diyerek, 'ne gerek var' diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye'yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye'nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Tabii burada bir hususun özellikle vurgulanması gerektiğine inanıyorum. Değerli arkadaşlar, İran'a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonomi yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleşiyor. Hürmüz Boğazı fiilen kapandı. Hürmüz sıradan bir geçiş olmanın ötesinde dünyadaki petrolün yüzde 20'sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamul de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz'ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma, sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela Avrupa'nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100, petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti. Dünyaya şöyle bir göz attığımızda tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye'nin Basra'dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10'luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılmaktadır. Gübre ve hammadde tedariklerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergilerini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde de gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Yine sivil havacılık, denizcilik ve karayolu tarafında da önlemlerimizi aldık. Aziz milletim, hîn-i hacette kullanmak amacıyla biriktirdiğimiz rezervlerimiz aynı şekilde yeterli ve güçlüdür. Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın milli gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörümüze kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktadayız. Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra Eşel Mobil sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet Eşel Mobil sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Ancak biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz. Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyumuzla paylaştık. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkanını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın. İş dünyamız müsterih olsun. Türkiye stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkezi'yle ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantımızda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye'nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor. Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmay ekibimiz şu an Türkiye'yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak, transit ticarette küresel cazibe merkezine dönüştürmek, İstanbul Finans Merkezi'ni dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri haline getirmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz. Aziz milletim, değerli basın mensupları; Türkiye nisan ayına 5G teknolojisi ile buluşmanın gururuyla girdi. Hatırlarsınız, 5G'nin hazırlıklarını bundan 10 yıl önce 2016'da başlatmış, 2018'de ilk testlerimizi yapmıştık. 2019'dan sonra Gazi Meclisimizde, stadyumlarımızda ve geniş katılımlı organizasyonlarda pilot uygulama olarak kullanıma açmıştık. 10 yıllık dönemde yaygın kapsama hedefiyle kırsal bölgelerden şehir merkezlerine kadar Türkiye'nin dört bir yanını 5G altyapısıyla donattık. 1 Nisan itibarıyla 81 il merkezimizde hizmete aldığımız 5G'yi inşallah 2 sene içinde ülkemizin her karışında hizmete sunacağız. Ülkemizin önünde iletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime birçok alanda yeni fırsat pencereleri açacak 5G teknolojisinin tekrar hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Geçen hafta hizmete açma kıvancını yaşadığımız bir diğer alan sulama yatırımlarıydı. 54 baraj ve gölet, 109 sulama tesisi, 18 içme suyu tesisi olmak üzere toplam 563 yeni eserimizi ekonomimize kazandırdık. Güncel yatırım bedeli 137 milyar lira olan bu eserlerle 896 milyon metreküp su depolama kapasitesi geliştirmiş, 1 milyon 190 bin dekar araziyi sulamaya açmış olduk. Senelik 212 milyon metreküp içme suyu sağlamanın yanı sıra içme suyu arıtma kapasitemizi günlük 301 bin metreküp daha artırdık. Tamamladığımız tesisler güncel rakamlarla ekonomimize yıllık 22 milyar lira katkı yapacaktır. Hizmete sunduğumuz 563 eserin bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Bu eserlerin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen tüm kurumlarımızı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına kendilerine teşekkür ediyorum. Kıymetli vatandaşlarım, 28 Şubat'ta başlayan savaş diplomatik çabalara rağmen maalesef can almaya, can yakmaya devam ediyor. İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her türlü girişimi baltalamayı sürdürüyor. Bunun yanında İsrail Mescid-i Aksa'yı kapalı tutarak, Filistinli mahkumlara yönelik idam cezası getirerek, Lübnan'daki işgalini genişleterek, komşusu Suriye'yi sürekli taciz ederek gerilimden beslenen bir ülke olduğunu kendi eylemleriyle tescil ve teyit ediyor. Şunu bir defa çok açık söylemek durumundayım: Biz tarih boyunca olduğu gibi bugün de çatışmanın, şiddetin ve zulmün değil; hakkın, hukukun, sulhun ve istikrarın tarafındayız. Hemen yanı başımızdaki bir ülkede ateş varken, çatışma ve yıkım varken, siviller ve sivil altyapı hedef alınırken biz buna asla kayıtsız kalamayız. 14 asırdır aynı kıbleye yöneldiğimiz kardeşlerimiz saldırı altındayken biz kendimizi rahat hissedemeyiz. Türkiye olarak İran'ı ve Körfez'i etkileyen bu savaşın ilk gününden beri kardeşlik hukukumuzun gereklerini en güzel şekilde yerine getirdik. Kim yaparsa yapsın doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmedik. Savaş uzadıkça yangının başka ülkelere de sirayet edebileceğine dikkat çektik. Çatışmaların 38. günü geride kalırken bölgemiz adına aynı endişeleri taşımaya maalesef devam ediyoruz. Artan riskler karşısında Cumhurbaşkanı olarak şahsım bir taraftan, bakan arkadaşlarımız diğer taraftan diplomatik temaslarımızı hızlandırdık. Silahların susması ve müzakereye alan açılması için eğer iğne ucu kadar şans varsa bunu değerlendirmenin samimi gayreti içindeyiz. Temennimiz bu hukuksuz, anlamsız, gayrimeşru ve tüm insanlık için son derece maliyetli savaşın bir an evvel sona ermesidir. Dünyada barışın sesini yükseltmenin her zamankinden daha önemli hale geldiği kritik günlerden geçiyoruz. Türkiye olarak barış için sesimizi yükseltmeyi sürdüreceğiz. Burada şunu da hatırlatmak istiyorum: Atalarımızın ifadesiyle gün olur devran döner. Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler, yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. İşte en son Hitler bir türlü dizginleyemediği ihtiraslarının kurbanı olmuş, hem kendine hem halkına hem de dünyaya büyük acılar yaşatmıştır. Bugün Hitler'in izinden gidenler sadece insanlığa karşı değil, kendi vatandaşlarına karşı da Hitler rolünü oynamaktadır. Uluslararası toplumun artık bu gidişe bir dur demesinin vakti gelmiştir."

6 Nisan 2026 Kabine toplantısı ne zaman? Hangi konular masaya yatırılacak? Haber

6 Nisan 2026 Kabine toplantısı ne zaman? Hangi konular masaya yatırılacak?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında 6 Nisan 2026 Pazartesi günü gerçekleşecek olan Kabine Toplantısı, Türkiye ve bölgesel gündem açısından kritik bir öneme sahip. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılacak toplantı öncesinde kamuoyunun merak ettiği sorular arasında, Kabine Toplantısı ne zaman, saat kaçta yapılacak?, kararlar neler olacak? ve masadaki konular neler? yer alıyor. KABİNE TOPLANTISI NE ZAMAN VE SAAT KAÇTA? Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, 6 Nisan 2026 Pazartesi günü Beştepe’de toplanacak. Toplantı sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, akşam saatlerinde canlı yayında Kabine Toplantısı kararlarını millete sesleniş konuşması ile açıklayacak. KABİNE TOPLANTISI GÜNDEMİ: KRİTİK KONULAR MASADA Toplantının ana gündem maddeleri, iç ve dış politikada yaşanan gelişmeler ile Türkiye’nin savunma ve ekonomik stratejileri olacak. Özellikle şu başlıklar ön plana çıkıyor: İRAN’DAN GELEN FÜZE TEHDİDİ VE SAVUNMA ALTYAPISI: Türk hava sahasına yönelen füze ihlalleri ve bu ihlallere karşı alınan önlemler Kabine’de masaya yatırılacak. Ayrıca mevcut savunma altyapısının gözden geçirilmesi ve gerekli ilave tedbirler değerlendirilecek. HÜRMÜZ BOĞAZI VE ENERJİ GÜVENLİĞİ: Artan bölgesel gerilimle birlikte Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği ve petrol arzındaki aksaklıkların ekonomiye etkileri toplantının kritik gündem maddeleri arasında yer alacak. Petrol fiyatlarındaki artışın iç piyasaya yansımaları ve fiyat istikrarının sağlanmasına yönelik adımlar da ele alınacak. RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI VE DİPLOMASİ TRAFİĞİ: Türkiye’nin yürüttüğü diplomasi trafiği ve bölgedeki gelişmeler, Kabine üyeleriyle paylaşılacak. Savaşın durdurulmasına yönelik stratejik adımlar ve uluslararası iş birliği olanakları toplantıda değerlendirilecek. TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ: İç güvenlik ve terörle mücadele konularındaki son durum gözden geçirilecek. Kabine, terörle mücadelede yürütülen projelerin ilerleyişini ve gerekli ek tedbirleri tartışacak. KABİNE TOPLANTISI KARARLARININ ÖNEMİ 6 Nisan Kabine Toplantısı, hem Türkiye’nin dış politika önceliklerini hem de iç güvenlik ve ekonomik istikrarını doğrudan etkileyen kararların alınacağı kritik bir zirve olacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklayacağı kararlar, özellikle savunma, enerji, diplomasi ve terörle mücadele alanlarında atılacak adımlar hakkında kamuoyuna yol gösterici olacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Netanyahu tepkisi: Bu katliam şebekesi derhal durdurulmalı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Netanyahu tepkisi: Bu katliam şebekesi derhal durdurulmalı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulundu. Türk milletinin ve tüm İslam aleminin geçmiş Ramazan Bayramı'nı tebrik eden Erdoğan, Ramazan boyunca paylaşma ve yardımlaşma duygularını en üst seviyede yaşamaya çalıştıklarını ifade ederek, Ramazan sevincine gölge düşürmeye çalışanlara rağmen 86 milyon olarak dost kardeş olmanın sıcaklığının kalplerde hissedildiğini aktardı. "RAMAZAN AYINDA 592 BİN VATANDAŞIMIZ BU VESİLE İLE KÜLLİYEMİZİ ZİYARET ETTİ" Bu sene ikincisi düzenlenen Külliye’de Ramazan programının halkın ilgisine mazhar olduğunu dile getiren Erdoğan, "592 bin vatandaşımız bu vesile ile külliyemizi ziyaret etti. Özellikle çocuklarımız, kendileri için hazırlanan 12 bin metrekarelik alanda Ramazan sevincini doyasıya yaşadılar. Konferanslar, konserler, söyleşiler, imzalar da dahil 8 binin üzerinde etkinliğin düzenlendiği Külliye'de Ramazan programının Ankara'da çok önemli bir ihtiyacı giderdiğini memnuniyetle müşahede ettik" dedi. Hedef alınan Maarifin Kalbinde Ramazan programının okullarda Ramazan ayının farklı atmosferde teneffüs edilmesine katkı sağladığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kim ne derse desin, milletle etle tırnak gibiyiz. 86 milyon ile ezelden ebede kadar kardeşiz. İnşallah bu topraklarda yaşadığımız müddetçe sıkılmış bir yumruk misali tek yürek, tek bilek olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Bayramın üçüncü günü Katar’da bir helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu alınan acı haberin yürekleri dağladığını belirten Erdoğan, "Katar'da eğitim faaliyetleri icra eden bir helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu 4'ü Katarlı olmak üzere 7 personel şehit oldu. Kazada şehit olan Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin, ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can ile Katar Silahlı Kuvvetleri mensuplarına Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Katarlı kardeşlerimizin acılarını paylaşıyor, şehitlerimizin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum" diye konuştu. "NEVRUZ'U BAHANE EDEREK MİLLETİMİZİN SİNİR UÇLARIYLA OYNAYAN ALÇAKLARLA İLGİLİ GEREKENİ YAPIYORUZ" Bu yıl Ramazan Bayramı’nın ikinci gününün baharın müjdecisi Nevruz Günü’ne tekabül ettiğini hatırlatan Erdoğan, "Nevruz; Anadolu'dan Kafkaslara, Orta Asya'dan Orta Doğu'ya pek çok yerde kardeş halklar tarafından asırlardır bayram havasında kutlanıyor. Daha önceki yıllarda Nevruz'un ruhuna hiç yakışmayan tatsız hadiseler yaşanmakla birlikte terörsüz Türkiye sürecimizin de etkisiyle son iki yıldır bu olayların ciddi şekilde azaldığını görüyoruz. Diyarbakır ve İstanbul'da olduğu gibi, Nevruz'u bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili de gerekeni yapıyoruz. Nevruz'un temsil ettiği değerlere gölge düşüren hiçbir provokasyona izin vermeyiz" ifadelerine yer verdi. "(TERÖRSÜZ TÜRKİYE) 17 AYDIR BÜYÜK BİR SAĞDUYU İLE YÜRÜTTÜĞÜMÜZ SÜRECİ İNŞALLAH MENZİLİNE ULAŞTIRACAĞIZ" Erdoğan, terörsüz Türkiye sürecini baltalamayı amaçlayan tahriklerin gereken cevabı alacağını vurgulayarak, "Türkiye'yi girdiği bu hayırlı yoldan döndürmeye ne provokatörlerin ne de onların özellikle ipini ellerinde tutan ağababalarının gücü yetmeyecektir. Önümüze çıkan çeşitli engellere rağmen 17 aydır büyük bir sağduyu ile yürüttüğümüz süreci inşallah menziline ulaştıracağız. Yolumuz yokuş olabilir ama ülkemizin önü açıktır, ufku açıktır. Allah'ın izniyle yarınları aydınlıktır. Terörsüz Türkiye sürecimiz nasıl yarım asırlık kanlı bir oyunu bozuyorsa terörsüz bölge idealimiz de Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasına nifak duvarları örmek isteyenlerin planlarına set çekmektedir. Bunu önce Suriye'nin kuzeyindeki gelişmelerde gördük. Son olarak bunu İran'a yönelik kotarılmak istenen kirli planda gördük. Sadece bu iki bölgesel gelişmeye bakmak bile bizim bir buçuk sene önce ortaya koyduğumuz vizyonun isabetini ve stratejik değerini anlamak için kafidir. Birlik ve beraberliğimiz güçlendikçe, kardeşliğimiz pekiştikçe, silah ve şiddetin devri kapandıkça kazananı hep söylediğimiz gibi ülkemiz olacak, milletimiz olacak, bölgemizdeki kardeş halklar olacaktır. Bundan hiçbir vatandaşımızın şüphesi olmasın" ifadelerine yer verdi. Gerek halkla buluşma ve kucaklaşma gerekse dış politik temaslar bağlamında oldukça yoğun iki haftayı geride bıraktıklarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "12 Mart'ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’i Külliyemizde ağırladık ve kendisine Atatürk Uluslararası Barış Ödülünü bizzat takdim ettik. Gazze'deki soykırım başta olmak üzere, insani krizlere karşı en başından beri ilkeli ve tutarlı bir tavır ortaya koyan Guterres'e bir kez daha şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. 13 Mart'ta Cerrahpaşa Tıp Fakültemizin birinci etabının temelini attık ve yapımı tamamlanan 16 hizmet binamızın resmi açılışını gerçekleştirdik. Aynı akşam Milli İrade Platformu tarafından tertip edilen iftar programına iştirak ederek İstanbul'daki kardeşlerimizle bir araya geldik. Tıp Bayramı’nı kutladığımız 14 Mart'ta ise sağlık çalışanlarımızla aynı iftar sofrasını paylaştık. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'ni idrak ettiğimiz 16 Mart'ta Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması Büyük Finali’ne katılarak hocalarımızla, hafızlarımızla aynı manevi havayı soluduk. Tilavetleriyle gönlümüze ferahlık veren Kur'an bülbülü kardeşlerimi bir kez daha tebrik ediyorum. Bu güzel programı tam 10 yıldır başarıyla ekranlara taşıyan TRT ailemize ve Diyanet İşleri Başkanlığımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. 17 Mart'ta Ankara'da Hacı İbrahim Demir Camii'mizi ibadete açtık. Yıllarca yer altı mescitlerine mahkum ve mecbur edilen başkentimize hem Selçuklu hem de Osmanlı mimarisinden izler taşıyan yeni bir camiyi daha böylelikle kazandırmış olduk. Aynı gün bu kez gazeteci ve yazarlarımızı milletin evinde misafir ettik. Tarihimizin en şanlı zaferlerinden biri olan 18 Mart Çanakkale Destanı'nın 111. yıl dönümünde hem eğitim ailemizle buluştuk hem de Külliyemizde sahnelenen Şüheda 1915 tiyatro oyununu izledik. Ramazan Bayramı'nın ilk gününde Rize'de vatandaşlarımızla bir araya geldik. Devamında Güneysu Tenzile Erdoğan Devlet Hastanemizin resmi açılış törenini icra ettik. Hem Güneysu ilçemize hem de Rize'mize sağlık alanında çok önemli bir değer katan hastanemizin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum" diye konuştu. "DÜNYANIN BU YENİ ÇATIŞMA VE SAVAŞ KONJONKTÜRÜNE TÜRKİYE OLARAK, İKTİDAR OLARAK ÇOK İYİ HAZIRLANDIK" Küresel sistemin 2008 krizinden bu yana sancılı ve sarsıntılı olduğu kadar köklü bir değişim ve dönüşüm geçirdiğini dile getiren Erdoğan, "Söz konusu değişim dört ana eksende aktörler arasındaki rekabeti ciddi manada kızıştırmaktadır. Uluslararası sistem temelde şu soruların cevabını aramaktadır. Teknolojiye kim yön verecek? Veriyi ve yapay zekayı kim yönetecek? Üretim, tedarik ve tüketim zincirlerini kim domine edecek? Enerji kaynaklarını ve ticaret yollarını kim kontrol edecek? Çok kutupluluğa doğru evrilen dünya düzeninde yeni kutup başları kimler ve hangi ülkeler olacak? Can yakıcı sonuçlarıyla bir süredir yüzleştiğimiz meselelerin özü ve özeti bu sorulara verilecek cevaplarda mahfuzdur. Tıpkı bir asır önce olduğu gibi yeni dünya düzeninin mücadele sahası olarak bir kere daha bölgemiz belirlenmiştir. Klasik ittifaklar çözülürken benzer tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya olan ülkeler arasında yeni ittifaklar kurulmaktadır. Yine bu süreçte bölgesel iş birliğinin daha önce hiç olmadığı kadar öne çıktığını görmekteyiz. Dünyanın bu yeni çatışma ve savaş konjonktürüne Türkiye olarak, iktidar olarak hamdolsun çok iyi hazırlandık" dedi. "ÇOK GENİŞ SKALADA YERLİ MİLLİ İMKANLARLA BÜYÜK İŞLER BAŞARDIK" Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirecek adımların atıldığını, hem kaynak çeşitlendirmesine hem de kendi yer altı kaynaklarını devreye alacak projeleri hayata geçirdiklerine vurgu yapan Erdoğan, "Ulaştırma alanında zaten ülkemizin kısa sürede yazdığı destan ortadadır. Şayet Londra'dan Çin'e kadar kesintisiz demir yoluyla gidilebiliyorsa bu ülkemizde inşa ettiğimiz demir yolları, köprüler, tüneller sayesindedir. Ana muhalefetin 'kuşların göç yolunu engelliyor' diyerek karşı çıktığı İstanbul Havalimanımız; bayram boyunca 5 bin 871 uçuşla toplam 874 bin yolcuya hizmet verdi. Havalimanlarımızın tamamında 16 bin 851 uçak trafiği ile 2 milyon 531 bin yolcuya hizmet sunuldu. Demir yollarımızı 2 milyon 490 bin kişi kullandı. Diğer taraftan bankacılık sistemimiz başta olmak üzere finansal yapımızı beklenmedik şoklara karşı dayanıklı hale getirdik. Toplam 47 ülke ile yüksek düzeyli iş birliği konseyleri tesis ettik. Afrika ve Latin Amerika gibi ilişkilerimizin kısıtlı olduğu coğrafyalarla ticari ve beşeri münasebetlerimizi ilerlettik. Sanayi ve üretimde 182 yeni organize sanayi bölgesi, 85 yeni teknopark kurarak altyapımızı tahkim ettik. Savunma sanayiinde katettiğimiz mesafe ise akademik çalışmalara konu olan büyük bir başarı hikayesidir. Karşılaştığımız onca engele, gizli açık ambargoya rağmen hamdolsun pek çok alanda kendi kendine yeten bir ülke konumuna geldik. İnsansız hava araçlarından füze ve roketlere, elektronik harp sistemlerinden hava savunma yeteneklerine, savaş gemilerinden top, tank, helikopter, zırhlı araç ve obüslere kadar çok geniş bir skalada yerli milli imkanlarla büyük işler başardık. Bir başka devrimi ülkemizin güvenlik paradigmasında gerçekleştirdik. Türkiye'nin güvenlik çemberini hudutlarımızın ötesine kadar genişlettik. Yolumuza konulan takozları tek tek kaldırarak, önümüze örülen duvarları bir bir yıkarak bu günlere geldik. Darbe girişiminden sokak olaylarına, terör saldırılarından salgına, depremden bölgesel çatışmalara kadar tek başına bir ülkeyi yere serecek badireleri biz olabilecek en az hasarla atlattık" açıklamasında bulundu. "BİRİLERİNİN BİZİ ÇEKMEK İSTEDİĞİ TUZAKLARA DÜŞMÜYORUZ, ÜLKEMİZİ ATEŞ ÇEMBERİNİN DIŞINDA TUTMAKTA KARARLIYIZ" Türkiye’nin doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilme cesareti gösteren nadir ülkelerden biri olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "28 Şubat'ta komşumuz İran'a yönelik İsrail'in baskısıyla başlayan saldırılar sonrasında ülkemizin bu vasfı daha çok konuşulmaya başlandı. Türkiye; bölgemizi kan ve barut kokusuna boğan bu süreci ilk günden itibaren doğru okuyan, doğru analiz eden, devlet aklının temsilcisi olarak adından övgüyle söz ettiren ülkelerin en başında yer alıyor. Hamdolsun ki tarihimizin hiçbir döneminde oyuna gelmedik. Bugün de birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz. Tedbirli, temkinli ve soğukkanlı bir şekilde, sükuneti elden bırakmadan, kardeşlik ve komşuluk hukukuna riayet ederek bu süreci yönetiyoruz. Ülkemizi bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız. Savaşın bölge ülkeleri arasında bir yıpratma savaşına dönüşmesini asla istemiyoruz. Savaş; sadece şehirlerde ve üretim tesislerinde değil, zihinlerde ve gönüllerde açtığı tahribatla da derin izler bırakmaktadır. Özellikle körfezdeki ülkelere yönelik misillemelerin böyle bir riski vardır. Bunlar karşılıklı öfkeyi büyütecek, nefreti körükleyecek, kardeşler arasına yeni nifak tohumlarının ekilmesine zemin hazırlayacaktır. Buna fırsat verilmemelidir" ifadelerini kullandı. "SAVAŞ, NETANYAHU'NUN İKBAL SAVAŞI AMA CEREMESİNİ 8 MİLYAR ÇEKİYOR" Savaşın uzamasıyla başka komplikasyonların da ortaya çıktığını söyleyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Bilhassa dünya enerji ticaretinin yüzde 20'sinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı'nın kapanması küresel ekonomiyi ciddi bir türbülansa sokmuştur. 28 Şubat'tan bu yana Brent petrolün varil fiyatı yüzde 40 artmıştır. Bunun üzerine kimi ülkeler yakıt tüketimini düşürmek amacıyla depolara litre kısıtlaması getirmekten okulların tatil edilmesine kadar bir dizi tedbiri devreye almıştır. Günden güne kabaran ekonomik fatura karşısında savaşın bir an önce sona erdirilmesine yönelik çağrılar hız kazanmıştır. Son 25 gün bize şunu göstermiştir; savaş, İsrail'in savaşı olmakla birlikte bedelini tüm dünya ödüyor. Savaş, Netanyahu'nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor. Netanyahu'nun başında olduğu katliam şebekesi bölge barışı adına, insanlık adına artık derhal durdurulmalı, her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı bir tutum sergilemelidir. Daha fazla yıkım olmadan, daha fazla kan dökülmeden, araya daha fazla husumet girmeden, tüm bunların yanı sıra küresel ekonomide telafisi yıllar alacak tahribat oluşmadan bu anlamsız ve hukuksuz savaş bitmeli, diyalog kapısı açılmalı, sonuç alıcı müzakere sürecine süratle başlanmalıdır. İsrail'in uzlaşmaz, maksimalist, radikal tavrının diplomatik çözüm yollarını kundaklamasına müsaade edilmemelidir. Dünya barışı ve istikrarına önem veren hiçbir ülke bundan böyle İsrail'in haksız yere bölgemizde yaktığı ateşe odun taşımamalıdır. Türkiye tüm gücüyle, tüm imkanlarıyla, uhdesinde bulunan tüm araçlarla barışın, adaletin, istikrarın tesisi için çalışmaya devam edecektir." "BEKLENMEDİK ŞOKLAR KARŞISINDA TÜRKİYE EKONOMİSİNİN DİRENÇ EŞİĞİ ŞU AN TARİHİNİN EN YÜKSEK SEVİYESİNDEDİR" Kabine’nin 60’ıncı toplantısında trafik güvenliğinden enerjiye, bölgesel gelişmelerden dış politikaya kadar pek çok konuyu değerlendirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilhassa son günlerde araç sahiplerinin serzenişlerine sebep olan plaka, görüntü ve ses sistemleriyle ilgili uygulama sürecinin vatandaşlarımızda yeni mağduriyetlere yol açmadan çok dikkatli yönetilmesi noktasında İçişleri Bakanlığımızı talimatlandırdık. Öte yandan, İran'daki savaşın piyasalarda sebep olduğu dalgalanmaları yakından takip ediyoruz. Petrol fiyatlarını aniden yükselten bu küresel şokun hiç kuşkusuz Türkiye ekonomisine de yansımaları olmaktadır. Tüm dünyayı olumsuz etkileyen bu süreçten vatandaşlarımızı korumak için eşelmobil gibi farklı tedbirleri devreye alıyoruz. Bu tür beklenmedik şoklar karşısında Türkiye ekonomisinin direnç eşiği şu an tarihinin en yüksek seviyesindedir. Bundan hiç kimsenin tereddüdü olmasın. Türkiye'nin bugünkü seviyelerine gelmesinin temelinde siyasette istikrar ve güven ortamının kökleşmesi vardır. Siyasette güveni ve istikrarı koruduğumuz sürece Allah'ın izniyle her türlü engeli aşar, her türlü sıkıntının üstesinden kolayca geliriz" açıklamasında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.