#Kabine Toplantısı

İLKHABER-Gazetesi - Kabine Toplantısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kabine Toplantısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Ana muhalefet içindeki tartışmalar bizi ilgilendirmiyor” Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Ana muhalefet içindeki tartışmalar bizi ilgilendirmiyor”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor. Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce tüm milletin geçmiş Kurban Bayramı'nı bir kere daha yürekten tebrik ettiğini dile getirdi. "Bizi bölmeye çalışanlara verdiğimiz en anlamlı cevaplardan biri, kuşkusuz hakkıyla idrak ettiğimiz bayramlarımızdır" diyen Erdoğan, bayramların; mahzun gönüllerin aydınlandığı, dargınlıkların ve kırgınlıkların unutulduğu, 86 milyonun ve tüm Müslümanların aynı duada buluştuğu müstesna zaman dilimleri olduğunu kaydetti. "Trafik kazalarında kaybettiğimiz 70 vatandaşımızın acısı milletçe hepimizin yüreğini dağlamıştır" Kurban Bayramı tatili boyunca trafik kazalarında hayatını kaybeden 70 vatandaşın acısının milletçe yürekleri dağladığını aktaran Erdoğan, "Trafik kazalarında yitirdiğimiz tüm kardeşlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Tedavileri devam eden vatandaşlarımıza aynı şekilde Yüce Mevla'dan acil şifalar niyaz ediyorum. Tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına tahammülümüz olmasa da gerek ölümlü kaza sayısı gerekse vefat ve yaralı sayısı geçmiş yıllara göre bu sene azalmıştır. Yeni yollar yoğun trafik tedbirleri hava destekli denetimlerle ağır ve hasta kısıtlamaları gibi önlemler neticesinde trafik güvenliğinde kayda değer iyileşmeler sağlanmıştır. Araç ve insan hareketliliğinin zirveye çıktığı 9 günlük bayram tatili boyunca vatandaşlarımızın güvenli seyahat edebilmeleri için fedakarca çalışan kolluk kuvvetlerimize ve karayolları personelimize teşekkür ediyorum" dedi. "Bugün ülkemizin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine uzanan dev bir ulaşım altyapısına sahibiz" Göreve geldiklerinde Türkiye'nin dört bir yanını birbirine bağlayan güçlü bir ulaşım ağı olmadığını ifade eden Erdoğan, "Bugün ülkemizin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine uzanan dev bir ulaşım altyapısına sahibiz. Yol medeniyettir şiarıyla son 23 yılda ülkemizin ulaşım altyapısına devasa nitelikte yatırımlar yaptık. Kara yollarında 206 milyar dolar, demir yollarında 80 milyar dolar, hava yollarında 35,5 milyar dolar tutarında yatırıma imza attık. Yatırımlarımız sayesinde 2002'de 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğumuz bugün 30 bin 51 kilometreye çıktı. Ülkemizde sadece 6 ilimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlı iken bugün 77 ilimiz duble yollarla birbirine bağlanmış durumda. 2002 yılında ülkemizdeki toplam araç sayısı 8,5 milyonken şehirlerarası ortalama hızımız saatte yalnızca 40 kilometreydi. Bugün ülkemizdeki araç sayısı 33,6 milyonu geçmesine rağmen ortalama seyahat hızımız yaklaşık 90 kilometreye yükseldi. Bölünmüş yol yatırımlarıyla trafik güvenliğini, seyahat hızını ve konforunu önemli ölçüde artırdık. Bilhassa kafa kafaya çarpışmalardan kaynaklı trafik kazalarında Allah'a hamdolsun büyük bir düşüş yaşandı. Bölünmüş yollarla birlikte otoyol uzunluğumuzu da iki kattan fazla artırdık. Otoyollarımızı bin 714 kilometreden aldık, 3 bin 796 kilometreye çıkardık. Dağları tünellerle, vadileri ve akarsuları köprüler ve viyadüklerle geçtik. 311 kilometre olan köprü viyadük uzunluğumuzu 821 kilometreye, sadece 50 kilometre olan tünel uzunluğumuzu 856 kilometreye yükselttik" diye konuştu. "2 bin 251 kilometreye ulaşan hızlı tren hatlarımızı bayram boyunca 322 bin yolcumuz kullandı'' Demir yolunun önem ve öncelik verdikleri bir diğer alan olduğunu söyleyen Başkan Erdoğan, Türkiye'nin hızlı trenin konforuyla ilk defa kendi dönemlerinde tanıştığına dikkati çekerek, "2 bin 251 kilometreye ulaşan hızlı tren hatlarımızı bayram boyunca 322 bin yolcumuz kullandı. Hava yolunu halkın yolu haline getirerek bir zamanlar yalnızca elitlerin faydalandığı imkânları milletimizin istifadesine sunduk. 2002'de 26 havalimanımız varken şimdi 58 havalimanımızla yıllık yaklaşık 250 milyon yolcuya hizmet veriyoruz. Bundan 13 sene evvel Gezici vandalların 'yapılmasın' diye ortalığı yakıp yıktığı İstanbul Havalimanımız bugün dünyanın en prestijli havalimanları arasında. Gezicilerin 'buraya uçak inmez' dedikleri havalimanımız dün bin 730 uçak trafiğiyle rekor kırdı. Bayram tatili süresince Sabiha Gökçen Havalimanı'nda 8 bin 170 uçak trafiği ile 1 milyon 402 bin yolcuya, Antalya Havalimanı'nda 8 bin 408 uçak trafiği ile 1 milyon 456 bin yolcuya, Esenboğa Havalimanı'nda 2 bin 557 uçak trafiği ile 382 bin yolcuya, Adnan Menderes Havalimanı'nda 2 bin 557 uçak trafiği ile 398 bin yolcuya hizmet verilmiştir. Birileri sadece laf üretirken, biz 23 yıl boyunca iş ürettik, hizmet ürettik, Türkiye'nin çehresini değiştirecek vizyon projelerini hayata geçirdik" ifadelerine yer verdi. "Ulaştırma yatırımların üretime etkisi 2 trilyon doları bulmaktadır" Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulaştırma yatırımlarının üretime olan etkisinin 2 trilyon doları bulduğunun da altını çizerek, "Bu yatırımların yıllık ortalama istihdama etkisi ise 1 milyon 200 bin civarındadır. Ekonomideki katkılarının yanı sıra bu yatırımlar sayesinde vakit ve yakıt israfı önlenmiş, çevre kirliliği azaltılmış, turizmden tarıma birçok sektörde ilave katma değer üretilmesi sağlanmıştır. Ulaştırma alanındaki yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. 2025 yılında aralarında Aydın-Denizli Otoyolu, Konya ve Malatya Çevre Yolu ikinci etapları ile Antalya Havalimanı iç ve dış terminal binalarının olduğu 55 projemizi hizmete açmıştık. 2026 yılı için hedefimiz, 144'ü kara yolu olmak üzere toplam 188 projeyi halkımızın istifadesine sunmaktır. Özellikle 42 şehrimizi birbirine bağlayacak olan Ankara-Kırıkkale-Delice Otoyoluyla ilgili çalışmalarımızı hızlandırmış durumdayız. 7 kavşak 4 tünel, 8 viyadük, 22 kavşak köprüsünün yer aldığı toplam 120 kilometre uzunluğundaki bu projeyi inşallah gelecek yıl hizmete alacağız" dedi. "İstanbul Türk'tür, Müslümandır, Allah'ın izniyle kıyamete kadar da Türk ve Müslüman kalacaktır" Kurban Bayramı'nın üçüncü gününde Türk tarihinin en muhteşem zaferi olan İstanbul'un fethinin 573'üncü yıl dönümünü gururla kutladıklarını dile getiren Erdoğan, "Merhum Nurettin Topçu, İstanbul'un fethinin esas manasını bakınız nasıl ifade ediyordu. İstanbul'un kahraman fatihi hakkında bugüne kadar çok güzel sözler söylendi. Hepsinden ziyade Hazreti Peygamber'in onu övmesi yeterdi. Ancak bu Osmanlı Padişahının yaptığı yalnız bir şehrin alınması mıydı? Biz buna inanmıyoruz, olayı bu kadar küçültmek istemiyoruz. Bir şehrin alınmasıyla tarihte yeni bir devir açılmaz. Gerçekte yapılan bir şehrin fethiyle beraber ruhların fethi, kalplerin fethidir. İstanbul'un Bizans işgalinden kurtulmasıyla asıl kalpler fetholunmuş, harap bir şehir olarak Bizans'tan alınan Konstantiniyye, Sultan Fatih'in vakıflara dayanan imar seferberliğiyle Yahya Kemal'in 'Türk İstanbul' dediği muhteşem bir Türk-İslam şehrine dönüşmüştür. Minarelerinden Ezan-ı Muhammedi'ler yükselen Ayasofya, aynı zamanda Feth-i Mübin'in de sembolü olmuştur. Ancak bu sembol uzun yıllar mahzun ve boynu bükük bırakılmıştır. 86 yıllık hicranın ardından Fatih'in emaneti Ayasofya'nın kapısına vurulan zincirleri kırarak, fethin bağrında açılan bu yarayı hamdolsun biz kapattık. Yıllarca gözü yaşlı ve gönlü yaslı olan Ayasofya artık kubbesinde inleyen, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle minarelerini süsleyen, Ezan-ı Muhammedilerle İstanbul'un bağrından yükselen kutlu bir sancak olarak medeniyetimizdeki mümtaz makamına tekrar kavuşmuştur. İstanbul'un duvarlarını ‘zulüm 1453'te başladı' yazılarıyla kirleten Bizans artıkları halen kabullenmekte zorlansa da İstanbul Türk'tür, Müslümandır, Allah'ın izniyle kıyamete kadar da Türk ve Müslüman kalacaktır" şeklinde konuştu. "Bu aziz şehri iş bilmezlerin insafına bırakmayacak, İstanbul'a yakışan dev projelere imza atmayı sürdüreceğiz" İstanbul'un fetih ve 'Fatih' ruhundan koparılmasına asla göz yummayacaklarına vurgu yapan Erdoğan, "Bu aziz şehri iş bilmez, tarih bilmez, kadr-ü kıymet bilmez kifayetsizlerin insafına bırakmayacak, İstanbul'a hizmet etmeyi, bu güzel şehre yatırım yapmayı, İstanbul'a yakışan dev projelere imza atmayı sürdüreceğiz. Peygamber Efendimizin müjdesine nail olan Sultan Fatih'i, o büyük kumandanın kahraman ordusunun tüm neferlerini rahmetle yâd ediyorum. İlk fetih hareketinden günümüze kadar bu toprakları mübarek kanlarıyla şereflendiren tüm kahramanların aziz ruhları şad olsun diyorum" diye konuştu. "Bölgesel gerilimlerin ortasında istikrar adası olan bir Türkiye var" Dünyada ve bölgede gerek siyasi, gerek ekonomik, gerekse diplomatik bakımdan çok ciddi kırılmaların yaşandığına da dikkati çeken Erdoğan, "Coğrafyamızda sınırların yeniden kanla ve gözyaşıyla çizilmek istendiğini görüyoruz. Gazze'den Lübnan'a, Yemen'den Sudan'a yönümüzü nereye çevirsek aynı oyunun farklı sahneleriyle karşılaşıyoruz. Türkiye olarak bir yandan bu oyunları bozmaya çalışırken, diğer yandan da 23 yıllık kazanımlarımızı güçlendirmenin mücadelesini veriyoruz. Bugün hamdolsun diplomaside güçlü bir Türkiye var. Savunma sanayinde destan yazan bir Türkiye var. Ekonomide, enerjide, ticarette söz ve etki sahibi bir Türkiye vardır. Bölgesel gerilimlerin ortasında istikrar adası olan bir Türkiye vardır. Bunların gerisinde de milletimizin duası ve desteğinin yanı sıra tecrübeli, dirayetli, vizyoner kadroların Türkiye'de 23 yıldır iş başında olması vardır. Bunun kıymetini sınırlarımızın hemen ötesinde her gün bir yenisi patlak veren krizlere baktığımızda hepimiz çok net anlayabiliyoruz. Birileri kafalarını kuma gömmüş olsalar da takip eden her bir vatandaşımız Türkiye'nin hangi kritik eşiklerden geçtiğini görüyor" açıklamasında bulundu. "Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor" Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "İktidar ve ittifak olarak tarihi değişimlerin yaşandığı bir dönemde tarihi bir sorumluluk üstlendiğimizin gayet idrakindeyiz. Dolayısıyla bizim öfkeye, kavgaya, polemiğe ayıracak vaktimiz yok. Biz her sataşana cevap vermek gibi bir lükse de sahip değiliz. Bizim tek derdimiz vardır, o da Türkiye'dir. Türkiye Yüzyılı'nın inşasıdır. Biz birileriyle laf yarıştırmanın değil, kutsal emanetini taşıdığımız aziz milletimize daha parlak bir gelecek hazırlamanın yarışı içindeyiz. Sadece buna odaklanıyor, zihnimizi sadece bununla meşgul ediyoruz. Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor. Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız. Siyasi ikballeri için huzursuzluk üretmeye çalışanlar unutmasınlar ki bu toprakların mayası şiddete, nümayişe, sokak terörüne, hukuk tanımazlığa prim vermez. Biz de hangi bahaneyle olursa olsun sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkımızla güvenlik görevlilerimizin karşı karşıya getirilmesine müsaade etmeyiz. Böylesi hassas bir dönemde Türkiye'nin dikkatini dağıtmaya, milletimizin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur ve olmaz. Ülkemizin yeni sürüm kayıkçı kavgalarına değil, başta 'Terörsüz Türkiye' sürecimiz olmak üzere 86 milyonu ilgilendiren meselelerde ortak zeminde buluşmaya, mutabakata, güç birliği yapmaya ihtiyacı vardır. Terörsüz Türkiye sürecini her türlü polemikten uzak ele almak, çözüm çabalarına samimiyetle katkıda bulunmak siyaset kurumunun görevidir. Biz iktidar ve ittifak olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yapıcı olmaya, kucaklayıcı olmaya, birleştirici olmaya özen göstereceğiz. Bunu yaparken milletimizin çıkarlarını önceleyecek, Türkiye'nin istikbalini her türlü siyasi mülahazanın üstünde tutmaya devam edeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ekonomi ve dış politika mesajları: Türkiye 2 trilyon dolarlık büyüklüğe odaklandı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ekonomi ve dış politika mesajları: Türkiye 2 trilyon dolarlık büyüklüğe odaklandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nın ardından kamuoyuna önemli değerlendirmelerde bulundu. Güvenlikten ekonomiye, uluslararası ilişkilerden toplusal olaylara kadar pek çok başlığın masaya yatırıldığını belirten Erdoğan, Türkiye'nin bölgesel krizlere rağmen istikrarını koruma kararlılığında olduğunu ifade etti. Toplantı sonrası yaptığı açıklamada öncelikle Çorlu'da asayiş müdahalesi sırasında şehit olan polis memurları ile Mersin'in Tarsus ilçesindeki silahlı saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet dileyen Erdoğan, terörle mücadele ve toplumsal huzur mesajı verdi. Erdoğan, bölgesel savaşların ve ekonomik dalgalanmaların küresel etkilerine dikkat çekerek, Türkiye'nin bu süreçteki stratejik duruşunu paylaştı. KÜRESEL EKONOMİDEKİ BELİRSİZLİKLER VE İRAN SAVAŞININ ETKİLERİ Dünyanın içinden geçtiği zorlu ekonomik süreci değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle İran'a yönelik operasyonlarla derinleşen krizin artçı sarsıntılarının sürdüğünü kaydetti. Küresel ölçekte akaryakıt fiyatları, enflasyon ve tedarik zinciri sorunlarının yaşandığını belirten Erdoğan, bu durumun bir "tsunami" etkisi yarattığını dile getirdi. Erdoğan, mevcut tablonun vahşi bir rant düzeni oluşturduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Terörsüz Türkiye sürecinden uluslararası güvenliğe, Irak, Somali ve Karadeniz’deki son gelişmelerden adalete ülkemizin gündeminde yer alan konuları değerlendirdiğimiz bir kabine toplantımızı daha tamamlamış bulunuyoruz. Kabinemizde yaptığımız istişarelerin ve aldığımız kararların ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sözlerimin hemen başında, Çorlu ilçemizde dün meydana gelen asayiş olayına müdahale ederken şehit düşen polis memurlarımız Erkan Tütüncüler ve Emrah Koç'a Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Şehitlerimizin kederli ailelerine, yakınlarına, Türk Polis Teşkilatımıza ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Yine bugün öğleden sonra Mersin Tarsus’ta yaşanan menfur silahlı saldırıda vefat eden 6 insanımıza Allah’tan rahmet, tedavileri devam eden 8 yaralımıza acil şifalar temenni ediyorum. Kıymetli vatandaşlarım, sizlerin de takip ettiği gibi 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarla başlayan krizin artçı sarsıntıları birçok alanda devam ediyor. Akaryakıt fiyatlarında dengenin halen sağlanamadığı, enflasyonun dünyanın pek çok ülkesinde tırmanışa geçtiği, tedarik zincirlerindeki kırılmaların henüz tamir edilemediği, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığın aşılamadığı çok katmanlı bir belirsizlikle karşı karşıyayız. Dünyayı adeta bir tsunami gibi vuran bu şok dalgasının yol açtığı tahribatın boyutları tam olarak kestirilemiyor. Meselenin daha vahim yanı ise bu atmosferin küresel düzeyde bir tüfeyli ekonomisi üretmesi, daha çok spekülasyona ve piyasa manipülasyonuna dayalı bir rant düzeni oluşturmasıdır. Sıcak paraya hükmeden bir avuç vahşi kapitalist; Afrika’dan Asya’ya, Amerika’dan Latin Amerika’ya milyarlarca insanın boğazındaki lokmayı adeta gasp ederek palazlanmakta, servetlerine servet katmaktadır. Orta ve alt gelir grubunun sofrasındaki ekmek giderek küçülürken bunların hesap cüzdanları her gün kabarmaktadır. Şurası bir gerçek ki, her savaş kendi ekonomisini üretir. Yani her savaşın kazananları ve kaybedenleri olur. Fakat İran savaşıyla bu iş tahammül sınırlarını aşmış, küresel ekonomik refah açısından tahripkar boyutlara ulaşmıştır. Dünyanın birçok bölgesinde çözülemeyen krizlerin, sona erdirilemeyen çatışmaların arkasında tarafların uzlaşmaz tutumu kadar krizden menfaat devşiren tüfeylilerin çok büyük rolü, etkisi, sabotaj girişimi vardır." MUHALEFETİN TUTUMUNA YÖNELİK SERT ELEŞTİRİLER İç siyasetteki gelişmelere de değinen Cumhurbaşkanı, muhalefetin kriz anlarını siyasi ranta dönüştürme gayretinde olduğunu savundu. Türkiye'nin çıkarlarının her türlü siyasi rekabetin üzerinde olması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, siyasi üslubun yıkıcı olmaması gerektiğinin altını çizdi. Siyaset kurumunun sorumluluk alması gerektiğini hatırlatan Erdoğan, muhalefeti şu sözlerle eleştirdi: "Değerli arkadaşlar, ne yazık ki ülkemizde de selden kütük kapma telaşına düşenler olduğunu müşahede ediyoruz. Topluma moralsizlik, karamsarlık, ümitsizlik zerk ederek bu olağanüstü süreçten siyasi ve maddi olarak kazançlı çıkmaya çalışıyorlar. Bir defa şunu çok açık ve net ifade etmek durumundayım: Muhalefet, bölgemizi uçurumun kıyısına kadar getiren İran savaşı ve sonrası dönemde yapıcı eleştirilerde bulunmak, Türkiye’yi önceleyen bir üslup benimsemek yerine maalesef süreci siyasi çıkarları için istismar aracına dönüştürmeyi tercih etmiş, kriz fırsatçılarına tevessül etmiştir. Böyle bir dönemde dahi 'İktidar yıpransın da gerekirse Türkiye kaybetsin' mantığıyla hareket etmekten kendilerini kurtaramadılar. Üzülerek görüyoruz ki bu tavırlarını sürdürmekte ısrar ediyorlar. Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyerek siyaset kurumunun çözüm üretme kapasitesini güçlendirmek yerine hükümetin ak dediğine kara, doğru dediğine yanlış demekten öteye maalesef geçemiyorlar. Daha kötüsü, bunun siyasi tarihimizde örneği çok az görülecek şekilde son derece çirkin, son derece yaralayıcı ve yıkıcı bir üslupla yapılmasıdır. Oysa muhalefet demek; çarpıtmak, manipüle etmek, siyasi çıkarı için ülkeyi ateşe atacak kadar gözü karartmak demek değildir. Muhalefetin vazifesi kışkırtmak, tahrik etmek, ekonomik tetikçilik yaparak buradan nemalanmaya çalışmak da değildir. Hele hele yolsuzluk gündemini perdelemek amacıyla tehdit ve tahrik dozu yüksek söylemlere sarılmak, son derece ucuz ve bayat bir siyasettir. Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir. Söz konusu ülke ve milletin çıkarı olduğunda sorumlu davranmak zorundadır." TÜRKİYE'NİN GELECEK VİZYONU VE EKONOMİK HEDEFLER Türkiye'nin son 23 yılda elde ettiği kazanımlara dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin ekonomik büyüklüğünün 1,6 trilyon dolara ulaştığını ve bir sonraki hedefin 2 trilyon dolar olduğunu müjdeledi. Terörle mücadelenin ekonomik kalkınmaya olan doğrudan katkısına vurgu yapan Erdoğan, kalkınma hamlesinin kesintisiz süreceğini belirtti. Erdoğan, Türkiye'nin gücüne dair şu açıklamaları yaptı: "Hatırlatmak isterim ki bölgemizin ateş çemberinden geçtiği, gelişmiş ülkeler dahil kimsenin önünü göremediği, küresel sistemde yeni bir denklemin kurulduğu bir dönemde muhalefet de en az bizim kadar duyarlı hareket etmek, yerli ve milli bir duruş sergilemek durumundadır. Kürsülerde söylenen sözün, ekranlarda verilen mesajın, sosyal medyadaki kesilen ahkamların kime yaradığı, kime hizmet ettiği çok iyi hesaplanmalı, ülkenin menfaatine olup olmadığının muhasebesi çok iyi yapılmalıdır. Her zaman söylediğimiz gibi başka Türkiye yok. 86 milyon olarak bizim bu cennet ülkeden başka vatanımız yok. Muhalefet ediyorum bahanesinin arkasına saklanarak kimsenin buna zarar vermeye, Türkiye'deki istikrar ve güven ortamına gölge düşürmeye, ülkemizin çıkarlarına darbe vurmaya da hakkı yok. Siyasi yelpazenin hangi kanadında olursak olalım hepimiz önce milletim önce memleketim ilkesi ile hareket etmek mecburiyetindeyiz. Sevgili vatandaşlarım, burada bir hakikatin altını tekrar önemle çizmek istiyorum. Dünyamız globalleşirken sorunlar, krizler, fırsatlar da küresel bir boyut kazanmakta, kelebek etkisi denilen gerçeklikle herkes yüzleşmektedir. Mesafelerin anlamını yitirdiği bu yeni dünyada artık hiç kimse yeryüzünün bir başka noktasında yaşananlara bigane kalma lüksüne sahip değildir. Tabiri caizse günümüzde Orta Doğu'daki bir ülke hapşırdığında Latin Amerika veya Asya'daki bir ülke kolayca nezle olabilmektedir. Hatırlayın, 2008'deki mortgage krizinin tüm dünyaya yayılması sadece birkaç hafta aldı. Rusya Ukrayna Savaşı'nın sebep olduğu gıda kıtlığı en çok Afrika ülkelerini vurdu. COVID-19 salgınının kısa sürede nasıl küresel bir sağlık krizine, daha sonra da ekonomik, siyasi ve sosyal krize evrildiğine hep beraber şahit olduk. Her koyunun kendi bacağından asıldığı günler artık geride kalmıştır. Küresel ekonomi ile bütünleşmiş her ülke gibi bizler de dışarıdaki olumlu olumsuz her hadiseden bir şekilde etkileniyoruz. Özellikle bölgemizdeki ateşin alevi olmasa dahi maalesef dumanı bize de ulaşıyor, bize de sirayet ediyor. Ama biz gerek 23 yıldır ekonomiden yatırımlara, güvenlikten enerjiye, ticaretten turizme her alanda attığımız adımlar, gerekse vakitlice aldığımız tedbirler sayesinde bunu diğer ülkelere nispetle asgari düzeyde tutuyoruz. Mesela gübreden enerji tedarikine, savunma yeteneklerinden ulaştırmaya süratle hayata geçirdiğimiz önlemlerle en sıkıntılı günleri suhuletle atlattık. Türkiye'yi savaşa çekme tuzaklarına karşı soğukkanlılığımızı ilk günden itibaren muhafaza ettik. Ayrıca müzakere, diyalog ve diplomasiyi önceleyen barışçıl politikamızla gerilimin düşürülmesi, sükunetin tekrar sağlanması için gayret gösterdik. Bölgedeki Türk ve Kürt kardeşlerimizle diyaloğumuzu daha da artırarak istikrarsızlığı derinleştirecek oyunların bozulmasına katkı sağladık." SAVUNMA SANAYİSİ VE TÜRK DÜNYASIYLA STRATEJİK İŞ BİRLİĞİ Savunma sanayisindeki ihracat başarısının altını çizen Cumhurbaşkanı, SAHA Expo 2026'da ulaşılan 8 milyar dolarlık iş hacminin Türkiye'nin vizyonunu kanıtladığını belirtti. Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde yürütülen çalışmaların meyvelerini verdiğini ifade eden Erdoğan, Türk dünyasıyla entegrasyonun tarihsel önemine değindi. Uluslararası alandaki gelişmeleri şu sözlerle aktardı: "Türkiye'nin bölgesel çatışma ve krizleri yönetmedeki becerisi bu süreçte bir kez daha görülmüştür. Etrafımızı kuşatan istikrarsızlığa rağmen Türkiye bölgesinin istikrar adası olarak temayüz etmiştir. Her ne kadar savaş öncesi döneme dönüş biraz zaman alacak olsa da ülkemiz eskisinden çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecektir. Değerli basın mensupları, bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz. Uluslararası yatırımcıların ülkemize yönelik ilgisi günden güne artıyor. Avrupalı devletler Türkiye ile daha farklı ilişkiler kurmanın yollarını arıyor. Yıllarıca bizi yok sayanlar, bizi hafife alanlar, bize hasta adam muamelesi yapanlar Türkiye'nin başarıları karşısında hayranlıklarını gizleyemiyor. Türk savunma sanayisi tüm dünyanın gıpta ile takip ettiği bir seyir izliyor. En son Saha Expo 2026'da buna bir kez daha bizzat şahitlik ettik. Beşincisi düzenlenen Saha 2026 savunma sanayi alanında Türkiye'nin sahip olduğu yeteneklerin ve vizyonun ortaya konulmasına vesile oldu. Dünyanın 120 ülkesinden 1700'ü aşkın firmanın iştirak ettiği fuarda 200'den fazla yeni ürün tanıtıldı. 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını ihracata yönelik anlaşmalar oluşturdu. 50 farklı ülkenin katılımı ile gerçekleştirdiğimiz Efes 2026 tatbikatımız dostlarımıza güven hasımlarımıza korku veriyor. Sadece savunma sanayi ve askeri alanda adından söz ettiren değil, Türk dünyası ile ilişkilerinde de tarih yazan bir Türkiye gerçeği var. Aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatımız merhum İsmail Gaspıralı'nın dilde, fikirde, işte birlik ideali doğrultusunda ticaretten enerjiye, kültürden eğitime birçok alanda iş birliğini güçlendiriyor. Türkiye dışında da Türk var dedikleri için tek parti döneminde tabutluk adı verilen işkencehanelere atılanların hayallerini bugün Türk Dünyası vizyonuyla adım adım hayata bugün biz geçiriyoruz. Merhum Turgut Özal'ın 34 yıl önce söylediği ‘Türkiye'nin önünde hacet kapıları açılmıştır, 21. asır Türk ve Türkiye asrı olacaktır’ sözü Elhamdülillah artık hızla kuvveden fiile çıkıyor. Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, bu gerçeğe son Kazakistan ziyaretimizde bir kez daha tanık olduk. Kazakistan'la farklı alanlarda 12 belgeye ilave olarak ‘Ebedi Dostluk ve Genişletilmiş Stratejik Ortaklık Bildirisi’ne imza attık. 10 milyar dolar ticaret hacmimizi 15 milyar dolara çıkarmayı hedefimizi bir kez daha teyit ettik. Hoca Ahmet Yesevi'nin şehri Türkistan'da Türk Devletleri Teşkilatı'nın gayriresmi zirvesini başarıyla gerçekleştirdik. Tabii zirvede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Erhürman'ın da bulunması bizim için çok anlamlıydı. Teşkilatın 13. zirvesine sonbaharda biz ev sahipliği yapacağız. Dönem başkanlığımız sırasında Türk Devletleri Teşkilatı'nın hem içeriye dönük derinleşmesi hem de dışarıya dönük güçlenmesi için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz." TERÖRLE MÜCADELE VE TOPLUMSAL REFAHIN GELECEĞİ Erdoğan, Türkiye'nin terör prangasından kurtulmasıyla kaynakların eğitime ve sağlığa yönlendirileceğini belirterek, 2026 hedeflerinin bugünden daha ileri olacağını vurguladı. Vatandaşlara güven mesajı veren Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin kalkınma yolculuğunun hızlanarak devam edeceğini söyledi. Ekonomik veriler ve hedefler konusundaki açıklaması şu şekildedir: "Şunu bir defa tüm vatandaşlarımızın bilmesini isterim. Dünün önünü göremeyen Türkiye'sinden nasıl buralara geldiysek inşallah yarın çok daha iyi yerlere geleceğiz. Yıllık yalnızca 248 milyon dolar savunma ihracatı yapan ülkesinden bugün 10 milyar doları aşkın ihracat gerçekleştiren Türkiye'sine nasıl ulaştıysak inşallah çok yakında bu alanda dünyanın ilk 10 ülkesi arasına da gireceğiz. 2002'nin 236 milyar dolarlık ekonomisinden günümüzün 1,6 trilyon dolarlık ekonomisine nasıl geldiysek 2 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe de inşallah uzak olmayan bir tarihte erişeceğiz. Nasıl 2026'nın Türkiye'si 2002'nen Türkiye'sine göre daha gelişmiş, daha büyümüş ve kalkınmış durumdaysa yarının Türkiye'si de bugünün Türkiye'sinden daha güçlü, daha ileri, daha müreffeh ve muktedir olacaktır. Bilhassa yarım asırdır ülkemizin ayağına bağ olan terör prangasından kurtulmamızla birlikte Türkiye'nin önünde yepyeni bir yol açılacak, terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar artık eğitime, sağlığa, üretime, ulaştırmaya harcanacak, Türkiye'nin kalkınma yolculuğu daha da hızlanacaktır. Tüm çabamız, tüm mücadelemiz işte böyle bir Türkiye'nin inşası içindir. Bundan geri dönüş, taviz, yavaşlama söz konusu değil ve olmayacaktır. Ne yapıyorsak Türkiye'nin ekonomisini büyütmek, itibarını artırmak, sözünün etkisini ve ağırlığını daha da güçlendirmek için yapıyoruz. Muhalefetin bizi çekmek istediği kısır tartışmalara, ülkeye ve millete hiçbir faydası olmayan polemiklere prim vermeden iş üretiyor, hizmet üretiyoruz. İnşallah bu şekilde de yola devam edeceğiz. Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümeti olarak 23 yıldır olduğu gibi bundan sonra da eserlerimizle, hizmetlerimizle konuşacağız. Türkiye'yi yeni başarılarla buluşturma mücadelemizin kesintiye uğramasına ve uğratılmasına müsaade etmeyeceğiz. Milletimizin bizim ne yapmaya çalıştığımızı gayet iyi bildiğine inanıyor, vatandaşlarımdan bize güvenmeye devam etmelerini rica ediyorum." GAZZE VE KÜRESEL SUMUD FİLOSUNA SALDIRI İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını ve son olarak insani yardım filosuna müdahalesini sert bir dille kınayan Erdoğan, uluslararası toplumu somut adımlar atmaya çağırdı. Filistin halkına desteğin süreceğini belirten Cumhurbaşkanı, saldırıların kabul edilemez olduğunu vurguladı. İsrail yönetimine ve dünyaya yönelik çağrısı şu şekildedir: "Aziz milletim, bizim de çabalarımız sayesinde 11 Ekim'de varılan ateşkese rağmen İsrail, Gazze'ye yönelik hukuk, ahlak ve insanlık dışı politikalarını ne yazık ki sürdiyor. İnsani yardım girişimlerinin engellenmesinden Gazzeli sivilleri hedef alan hava saldırılarına kadar her türlü barbarlığı sergiliyor. İsrail'in nasıl faşist bir zihniyet tarafından yönetildiğine bugün bir kez daha şahit olduk. Gazze'ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu'na İsrail güçleri tarafından hem de uluslararası sularda bir saldırı düzenlendi. 40 farklı ülkenin vatandaşından oluşan Sumud Filosu'nun umut yolcularına yönelik bu korsanlığı ve haydutluğu en sert şekilde lanetliyorum. Türkiye'nin Gazze halkının ve Gazze'ye yardım eli uzatanların yanında olduğunu bugün bir kez daha ifade ediyorum. İsrail'in saldırıları uluslararası toplumun adalet arayışını ve Filistin halkıyla dayanışmasını asla engelleyemeyecek. Filoda bulunan vatandaşlarımızın güvenli şekilde ülkemize dönmeleri için gerekli girişimlerde bulunuyoruz. İsrail'in hukuk ve kural tanımaz eylemlerine karşı uluslararası toplumu artık harekete geçmeye davet ediyoruz. Aziz milletim, değerli basın mensupları, önümüzdeki hafta inşallah mübarek Kurban Bayramı'nı idrak edeceğiz. Vatandaşlarımın, gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin, ayrıca İslam aleminin Kurban Bayramı'nı şimdiden tebrik ediyorum."

Faizsiz evlilik kredisi şartları değişti: İkinci çocukta borçlar siliniyor mu? Haber

Faizsiz evlilik kredisi şartları değişti: İkinci çocukta borçlar siliniyor mu?

Gençlerin yuva kurma hayallerini ekonomik yönden desteklemek amacıyla hayata geçirilen Aile ve Gençlik Fonu, yeni düzenlemelerle çok daha cazip bir hale getirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından koordine edilen sistemde, evlilik maliyetleri karşısında zorlanan çiftlere can suyu olacak finansal modeller güncellendi. Daha önce 150 bin Türk Lirası seviyesinde olan limit, son kararla birlikte 250 bin Türk Lirası bandına yükseltildi. Kredinin en dikkat çeken noktası ise geri ödeme sürecindeki hibe avantajları oldu. EVLİLİK KREDİSİNDE İKİNCİ ÇOCUK DÖNEMİ: TÜM BORÇ SİLİNİYOR MU? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı değerlendirmelerde evlenecek gençlere yönelik hibe müjdesini paylaştı. Fon kapsamında kredi kullanan çiftlerin geri ödeme dönemine dair radikal bir karar alındığını belirten Erdoğan, çocuk teşvikiyle borç yükünün tamamen kaldırılabileceğini işaret etti. Daha önceki sistemde ilk çocuk sahibi olan çiftlerin 12 aylık taksitleri hibe edilirken ve ödemeleri bir yıl ertelenirken, yeni modelle bu destek bir üst seviyeye taşındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurulan karara göre, kredi borcu devam eden çiftlerin ikinci çocuklarının dünyaya gelmesi durumunda geriye kalan borç miktarının tamamı silinecek. Erdoğan açıklamasında, finansal desteğin geleceğine dair "İkinci çocukta kredi borcu silinecek" ifadesini kullanarak aile yapısını güçlendirmeyi hedeflediklerini vurguladı. Bu adımın, özellikle genç nüfusun aile kurma motivasyonunu artırması ve nüfus dinamiklerini olumlu etkilemesi bekleniyor. 250 BİN TL FAİZSİZ EVLİLİK KREDİSİ YAŞ SINIRI VE GELİR ŞARTLARI NELER? Destek paketinden yararlanmak isteyen adaylar için belirlenen kriterler, yaş ve gelir durumuna göre kategorize ediliyor. Güncel düzenlemeye göre kredi tutarı yaşa bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Şayet müracaat eden her iki taraf da 18-25 yaş aralığında ise 250 bin liraya kadar kredi kullanabiliyor. Ancak çiftlerden birinin yaşı 26-29 aralığında kalıyorsa, tanımlanan kredi miktarı 200 bin lira olarak uygulanıyor. Başvuru yapacak adayların sağlaması gereken diğer temel koşullar ise şu şekilde sıralanıyor: - Müracaat anında 18 yaşını doldurmuş ve 30 yaşından gün almamış (18-29 yaş arası) olmak, - Herhangi bir taşınmaz mülkiyetine veya hissesine sahip bulunmamak, - Son altı aylık süreçteki toplam hane gelirinin, asgari ücretin 2,5 katını geçmemesi, - Resmi nikah tarihine en az 2 ay, en fazla ise 6 aylık bir sürenin kalmış olması. E-DEVLET ÜZERİNDEN ADIM ADIM EVLİLİK KREDİSİ BAŞVURU REHBERİ Faizsiz ve 2 yıl geri ödemesiz evlilik desteğine başvurular tamamen dijital kanallar üzerinden yürütülüyor. Genç çiftler, e-Devlet kapısını kullanarak veya resmi internet adresi olan "ailegenclikfonu.aile.gov.tr" üzerinden işlemlerini tamamlayabiliyor. Burada kritik nokta, başvurunun tek taraflı olmamasıdır. Sisteme girilen başvurunun geçerlilik kazanması için eş adayının da kendi ekranı üzerinden onay vermesi zorunlu tutuluyor. Onay verilmemesi durumunda talep işleme alınmıyor. Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, projenin sadece maddi bir katkı olmadığını, aynı zamanda evlilik öncesi eğitim ve danışmanlık hizmetlerini de kapsadığını hatırlatarak, sağlıklı toplumun temeli olan aile kurumunu her açıdan desteklemeye devam edeceklerini belirtti. 48 ay vadeli ve faizsiz olarak sunulan bu destek, 2026 yılı Mayıs ayı itibarıyla da gençlerin en çok araştırdığı konuların başında gelmeye devam ediyor.

Gençlere evlilik desteği ve 9 günlük tatil: Kabine toplantısı kararları belli oldu Haber

Gençlere evlilik desteği ve 9 günlük tatil: Kabine toplantısı kararları belli oldu

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Beştepe’de bir araya gelerek yoğun bir gündemi geride bıraktı. Toplantı bitiminde kamuoyuna açıklamalarda bulunan Erdoğan, sözlerine Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman başta olmak üzere fırtınadan etkilenen illerdeki vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek başladı. AFET BÖLGELERİNDE HASAR TESPİT ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR Doğal afetlerin yol açtığı olumsuzluklarla mücadelenin sürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aşırı yağışların ve fırtınanın da etkisiyle meydana gelen kazalarda hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyor, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyorum. Tarım ve İçişleri Bakanlarımız sahadaki birimlerimizle durumu yakından takip etmekte, hasar tespit çalışmalarını titizlikle yürütmektedirler" ifadelerini kullandı. TÜRKİYE EKONOMİSİ İHRACATTA CUMHURİYET TARİHİNİN REKORUNA ULAŞTI Küresel istikrarsızlıkların yaşandığı bir dönemde Türkiye'nin rotasını koruduğunu ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin son 23 yılda elde ettiği kazanımların altını çizdi. Ülkenin dayanıklılığının her krizde bir kez daha kanıtlandığını belirterek, "Türkiye ezberlerin bozulduğu, belirsizliğin arttığı, insanlığın yol ve yön arayışının hızlandığı günümüzde bölgesinin en güçlü, en istikrarlı ülkesi olarak göz doldurmakta, adından söz ettirmektedir. Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim ki bugün artık her alanda kendi ayakları üstünde durabilen, hatta bunun da ötesine geçerek dostlarına ve kardeşlerine en zor zamanlarında destek veren bir Türkiye vardır. Karşılaştığımız onca engele rağmen 23 yıldır sabırla uyguladığımız stratejilerin semerelerini topladığımız bir dönemdeyiz" dedi. Ekonomik verilere dair önemli rakamları paylaşan Erdoğan, ihracat alanında elde edilen başarıyı şu sözlerle aktardı: "Geçen hafta açıklanan kritik veriler, Türkiye ekonomisinin küresel krizleri yönetme kapasitesini bir kez daha teyit ve tescil etmiştir. Bölgemizdeki savaşa rağmen ihracatımız nisanda güçlü bir performans sergiledi. Nisan ayında ihracatımız yıllık yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar dolara ulaştı. Ocak-nisan dönemi ihracatımız ise 88 milyar 630 milyon doları buldu. 12 aylık ihracat tutarında ilk defa 275,8 milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık." İSTİHDAMDA POZİTİF SEYİR VE ENFLASYONLA MÜCADELE KARARLILIĞI İstihdam rakamlarının da umut verici olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı, işsizlik oranının yüzde 8,1 seviyesine gerilediğini ve 32,4 milyonu aşkın kişinin istihdam edildiğini belirtti. Erdoğan, "İşsizlik oranımız tek haneli seyrini 35’inci ayında da korumuş oldu" bilgisini paylaştı. Enflasyon konusuna da değinen Erdoğan, Nisan ayı enflasyonunun yüzde 4,18 olarak gerçekleştiğini ifade ederek, "Enflasyonla mücadelede küresel atmosfer itibarıyla rüzgara karşı yürüyor olsak da irademizde en küçük bir gerileme yoktur" mesajını verdi. "AVRUPA'NIN TÜRKİYE'YE DUYDUĞU İHTİYAÇ DAHA FAZLADIR" Avrupa Birliği ile ilişkilere dair çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, birliğin Türkiye'ye karşı sergilediği tutumu eleştirdi. 1950'den bu yana devam eden önyargıların hala aşılamadığını vurgulayan Erdoğan, "Avrupa içerisinde özellikle belli kesimlerde Türkiye'ye karşı kökleşmiş olan önyargıları bir türlü aşamadık" dedi. Türkiye'nin tam üye olmadığı bir Avrupa Birliği'nin küresel bir güç olamayacağını dile getiren Erdoğan şöyle devam etti: "Bugün Avrupa'nın Türkiye'ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye'nin Avrupa'ya olan ihtiyacından daha fazladır. Yarın bu ihtiyaç daha da artacaktır. Avrupa bir yol ayrımındadır. Ya Türkiye'nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını birliğin dar boğazdan çıkışı için bir fırsat olarak görecekler ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa'nın geleceğini karartmasına müsaade edecekler." KURBAN BAYRAMI TATİLİ 9 GÜN OLARAK BELİRLENDİ Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda vatandaşlara bayram tatili ve evlilik desteği müjdelerini verdi. Kurban Bayramı'nın 27-30 Mayıs tarihleri arasında idrak edileceğini belirten Erdoğan, kamu çalışanları için bayram öncesindeki 1,5 günlük sürenin idari izin kapsamına alındığını ve tatilin toplam 9 güne çıkarıldığını duyurdu. Ayrıca Aile ve Gençlik Fonu kapsamında verilen evlilik kredilerinde yeni bir kolaylık sağlandığını açıklayan Erdoğan, "Geri ödeme dönemi içerisinde ikinci çocuğun da olması halinde kalan taksitlerin tamamını hibe edeceğiz" diyerek konuşmasını tamamladı.

Kurban Bayramı tatili 9 gün mü oldu? Cumhurbaşkanı Erdoğan Kabine sonrası müjdeyi verdi Haber

Kurban Bayramı tatili 9 gün mü oldu? Cumhurbaşkanı Erdoğan Kabine sonrası müjdeyi verdi

Milyonlarca vatandaşın tatil planlarını şekillendirecek olan Kurban Bayramı tatil süresi resmiyet kazandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Kabine, bayram süresini idari izinle birleştirme kararı aldı. ERDOĞAN'DAN BAYRAM TATİLİ MÜJDESİ: KAÇ GÜN TATİL YAPILACAK? Kabine Toplantısı'nın ardından kameralar karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kurban Bayramı tatilinin kamu çalışanları için hafta sonlarıyla birleşerek toplamda 9 güne çıkarıldığını duyurdu. Arefe gününün Salı gününe denk gelmesi nedeniyle alınan "köprü izin" kararı, vatandaşlara kesintisiz bir dinlenme imkanı tanıyacak. TATİL TAKVİMİ NASIL ŞEKİLLENDİ? Resmi takvimde normal şartlarda 4,5 gün olarak öngörülen Kurban Bayramı tatili, alınan yeni kararla birlikte hafta sonu tatilleriyle entegre edildi. Bu kapsamda kamu personeli, idari izinli sayılarak 9 günlük tatilin keyfini sürebilecek. Arefe günü ile başlayan süreç, hafta sonuyla birleşerek uzun bir mola fırsatı sunuyor. 2026 KURBAN BAYRAMI TARİHLERİ VE GÜNLERİ NELER? Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından paylaşılan verilere göre 2026 yılı Kurban Bayramı takvimi şu şekilde belirlendi: Kurban Bayramı Arifesi: 26 Mayıs 2026 - Salı (Yarım Gün Tatil) Kurban Bayramı 1. Gün: 27 Mayıs 2026 - Çarşamba Kurban Bayramı 2. Gün: 28 Mayıs 2026 - Perşembe Kurban Bayramı 3. Gün: 29 Mayıs 2026 - Cuma Kurban Bayramı 4. Gün: 30 Mayıs 2026 - Cumartesi

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi kritik başlıklarla toplanıyor: Orta Doğu diplomasisi ve ekonomi öncelikli gündem Haber

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi kritik başlıklarla toplanıyor: Orta Doğu diplomasisi ve ekonomi öncelikli gündem

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, iki haftalık aranın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe'de bir araya geliyor. Yoğun bir ajandaya sahip olan toplantının öncelikli maddesini, Orta Doğu'da derinleşen kriz ve Türkiye'nin bu süreçte üstlendiği diplomatik rol oluşturuyor. BÖLGESEL KRİZLER VE BARIŞ DİPLOMASİSİ MASADA Toplantının dış politika ayağında, Orta Doğu'daki istikrarsızlığın sona erdirilmesi adına yürütülen girişimler kapsamlı şekilde değerlendirilecek. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki ateşkes sürecinin yansımaları Ankara tarafından yakından takip ediliyor. Türkiye'nin bölgede yeni bir güvenlik paradigması inşa etme hedefi doğrultusunda, mevcut ateşkes girişimlerinin kalıcı bir barış zeminine dönüşmesi için atılacak adımlar görüşülecek. Bu çerçevede İsrail'in Lübnan ve Filistin topraklarındaki askeri faaliyetleri ile Küresel Sumud Filosu'na yönelik müdahaleler de Kabine'nin gündem maddeleri arasında yer alıyor. EKONOMİ PROGRAMI VE KÜRESEL TİCARET RİSKLERİ Ekonomi başlığında ise Orta Vadeli Program (OVP) ve 12'nci Kalkınma Planı doğrultusunda kararlılıkla uygulanan dezenflasyon sürecinin seyri incelenecek. Hürmüz Boğazı'nda yaşanan belirsizliklerin küresel ticaret ve enerji maliyetleri üzerindeki baskısı analiz edilirken, bu dışsal faktörlerin yerel piyasalara etkisini minimize edecek önlemler üzerinde durulacak. Piyasaların son durumu, enerji fiyatlarındaki hareketlilik ve enflasyonla mücadelede gelinen aşama, ekonomi kurmaylarının sunumlarıyla masaya yatırılacak. TERÖRLE MÜCADELEDE YENİ YASAL ADIMLAR "Terörsüz Türkiye" vizyonu kapsamında yürütülen çalışmalar, toplantının bir diğer kritik sütununu oluşturuyor. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan ve kabul edilen raporun detayları Kabine üyeleriyle paylaşılacak. Bu rapor ışığında, terörle mücadelede elde edilen kazanımların kalıcı hale getirilmesi ve toplumsal huzurun tahkim edilmesi amacıyla atılması planlanan yeni yasal adımlar ve reform takvimi netleştirilecek.

Kurban Bayramı tatili 9 gün olacak mı? Gözler Mayıs 2026 Kabine Toplantısı'nda Haber

Kurban Bayramı tatili 9 gün olacak mı? Gözler Mayıs 2026 Kabine Toplantısı'nda

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, iki haftalık aranın ardından bugün saat 15.00’te Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık edeceği toplantıda, milyonlarca vatandaşı ilgilendiren önemli başlıklar ele alınacak. KURBAN BAYRAMI TATİLİ MASADA Toplantının en dikkat çeken gündem maddesi Kurban Bayramı tatilinin süresi olacak. Tatilin 9 güne çıkarılıp çıkarılmayacağına ilişkin değerlendirmeler yapılacak. Turizm sektörü ve çalışanlar açısından kritik kararın toplantı sonrası netleşmesi bekleniyor. “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” HEDEFİ GÜNDEMDE Güvenlik politikaları kapsamında “Terörsüz Türkiye” süreci detaylı şekilde ele alınacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Devlet Bahçeli arasındaki son görüşmenin ardından atılacak adımların Kabine’de değerlendirilmesi bekleniyor. Süreçte Milli İstihbarat Teşkilatı’nın rolü de masaya yatırılacak. ORTA DOĞU GERİLİMİ VE DIŞ POLİTİKA Kabine toplantısında Orta Doğu’da artan gerilim de önemli başlıklar arasında yer alıyor. Bölgedeki gelişmelerin Türkiye’ye etkileri ve alınabilecek önlemler kapsamlı şekilde değerlendirilecek. EKONOMİ VE ENFLASYONLA MÜCADELE Ekonomi başlığında ise enflasyonla mücadele ön planda olacak. Mevcut ekonomik tablo, alınan tedbirlerin etkileri ve yeni adımlar Kabine üyeleri tarafından ele alınacak.

Sosyal medyaya 15 yaş barajı geliyor: Bakan Mahinur Özdemir Göktaş yasa teklifini paylaştı Haber

Sosyal medyaya 15 yaş barajı geliyor: Bakan Mahinur Özdemir Göktaş yasa teklifini paylaştı

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi bünyesinde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, toplumun geniş kesimlerini ilgilendiren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'ne dair teknik bilgileri paylaştı. Komisyon aşaması tamamlanan teklifin, dijital mecralardan çalışma hayatındaki izin sürelerine kadar pek çok yeniliği barındırdığını ifade eden Göktaş, modern teknolojilerin sağladığı imkanların yanı sıra küçük yaştaki kullanıcılar için ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti. SOSYAL MEDYA PLATFORMLARINA 15 YAŞ SINIRI VE YAŞ DOĞRULAMA ŞARTI GELİYOR Dijital dünyadaki tehlikelere karşı çocukları muhafaza etmenin temel gayeleri olduğunu belirten Bakan Göktaş, AK Parti Grubu tarafından hazırlanan çalışmanın yasalaşma sürecine girdiğini ifade ederek, “Bu kapsamda Mecliste AK Parti Grubumuz ile hazırladığımız kanun teklifi, geçen hafta komisyonda kabul edildi. Teklif, bu hafta içinde TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek. Çocuklarımızı korumaya yönelik attığımız bu adım inşallah orada da kabul edilerek yasalaşacak” beyanında bulundu. Siber zorbalık, veri ihlalleri ve manipülatif reklamların genç nesillerin psikolojisi üzerinde kalıcı hasarlar bırakabildiğini hatırlatan Göktaş, yeni dönemde sosyal ağ sağlayıcılarına yönelik yaptırımların sertleşeceğini kaydetti. Düzenlemeyle birlikte yaş teyidi mekanizmalarının zorunlu hale geleceğini vurgulayan Bakan, “Sosyal ağ sağlayıcılar, 15 yaş altı çocuklara hizmet sunmayacak ve bunu temin etmek için yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri alacak” ifadelerini kullandı. Ayrıca günlük kullanıcı sayısı 100 bini aşan oyun platformlarının Türkiye'de resmi temsilci bulundurması gerekecek. DOĞUM İZNİ SÜRESİ TÜM ÇALIŞAN KADINLAR İÇİN 24 HAFTAYA ÇIKARILIYOR Çalışma hayatında aile bütünlüğünü desteklemek amacıyla hazırlanan maddelere değinen Göktaş, hem kamu hem de özel sektördeki anneleri sevindirecek müjdeyi detaylandırdı. Mevcut izin sürelerinin yetersizliğine dair düzenleme yaptıklarını belirten Bakan Göktaş, “Tüm çalışan kadınların doğuma bağlı aldıkları toplam 16 haftalık izin süresini 24 haftaya çıkarıyoruz. Yasal düzenlememiz çıktığı andan itibaren 24 haftayı tamamlamamış olup tekrar işe dönmek zorunda kalanların da 24 haftayı tamamlamasına yönelik bir ek madde ekledik. Süreç boyunca eğer ki o süreci tamamlamadılarsa ve 24 hafta içerisindelerse onlar da tamamlayabilecekler” dedi. Düzenleme ile babalık iznindeki farklılıklar da giderilerek tüm babalar için 10 günlük izin hakkı standart hale getirilirken, koruyucu ailelere de çocuğu yanlarına aldıkları andan itibaren 10 günlük izin tanınacak. BELİRLİ SUÇLARDAN HÜKÜM GİYENLERİN ÇOCUKLARLA İLGİLİ İŞLERDE ÇALIŞMASI YASAKLANIYOR Çocuk güvenliğini en üst seviyeye çıkarmak adına Çocuk Koruma Kanunu'nda radikal bir değişikliğe gidildiğini kaydeden Bakan Göktaş, kritik suçlardan sabıkası olanların çocukların bulunduğu alanlara yaklaşamayacağını açıkladı. Göktaş, söz konusu yasağın kapsamını şu sözlerle ilan etti: “Cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, müstehcenlik, fuhuş, insan ticareti, kasten öldürme suçlarından haklarında adli sicil ve arşiv kayıtlarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunanlar, kamuya, özel sektöre veya sivil toplum kuruluşlarına ait her ne adla olursa olsun çocukların yoğun olarak bulunduğu çocuk hizmet birimleri, adli görüşme odaları, eğitim kuruluşları, çocuk etkinlik ve oyun evleri, okul, okul servisi, okul kantini, yurt, kreş, gündüz bakımevi, çocuk kulübü, internet kafeleri ve salonları, e-oyun yerleri, çocuk spor okulu, beden eğitimi ve spor tesisleri olarak işletilen iş yerlerini şahsen işletemeyecek, bu iş yerlerinde çalıştırılamayacak ve herhangi bir sıfatla fiilen bu iş yerlerinde görev alamayacak.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Siyasi koordinatlarımızda erken seçim yer almıyor Haber

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Siyasi koordinatlarımızda erken seçim yer almıyor

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nın ardından kameralar karşısına geçen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iç ve dış politikaya dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin temel önceliklerinin ekonomi ve güvenlik olduğunu vurgulayan Erdoğan, muhalefetin seçim çağrılarına ve bölgesel krizlerin küresel etkilerine yönelik stratejik mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde: "Aile, dış politika, ekonomi, enerji ve diğer başlıklarda kapsamlı istişareler yaptığımız bir kabine toplantımızı daha tamamlamış bulunuyoruz. Öncelikle aldığımız kararların ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum. Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken kimileri de yolsuzluklarını perdelemek için Nutuk önünde poz verirken Cumhurbaşkanı ve kabinesi olarak Türkiye Yüzyılı'nı inşa mücadelemizi azimle sürdürüyoruz. Türkiye ana muhalefetin beyhude bir çabayla köpürtmeye çalıştığı yapay gündemlere takılmadan hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Açık ve net ifade etmek isterim ki hükümetimiz gündemine hakimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Hangi bahaneyle olursa olsun kimse Türkiye'nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır; o da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı havanda su dövmek olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil iş yapma, hizmet üretme, milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Biz ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın biz işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz. Türkiye'yi güçlü ekonomisiyle, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu haline getirmeye bakıyoruz. Nitekim son toplantımızdan bu yana teknolojiden ulaştırmaya, iletişimden tarıma geniş bir yelpazede eser ve hizmet maratonumuzu sürdürdük. 27 Mart Cuma günü İstanbul'da önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptık. Dünya Ekonomik Forumu Ülke Stratejisi Toplantısı vesilesiyle küresel iş dünyasının üst düzey yöneticilerini Türkiye'de ağırladık. Toplantıya 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans, varlık yönetimi gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan yatırımcılar iştirak etti. İlgili bakanlarımız toplantıda iş dünyası temsilcilerine Türkiye'nin yatırım iklimi, küresel değer zincirlerindeki konumu, sunduğu yatırım fırsatları ve ekonomik görünümü hakkında bilgi verdi. Muhalefetin israf diyerek, 'ne gerek var' diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye'yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye'nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Tabii burada bir hususun özellikle vurgulanması gerektiğine inanıyorum. Değerli arkadaşlar, İran'a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonomi yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleşiyor. Hürmüz Boğazı fiilen kapandı. Hürmüz sıradan bir geçiş olmanın ötesinde dünyadaki petrolün yüzde 20'sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamul de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz'ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma, sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela Avrupa'nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100, petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti. Dünyaya şöyle bir göz attığımızda tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye'nin Basra'dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10'luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılmaktadır. Gübre ve hammadde tedariklerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergilerini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde de gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Yine sivil havacılık, denizcilik ve karayolu tarafında da önlemlerimizi aldık. Aziz milletim, hîn-i hacette kullanmak amacıyla biriktirdiğimiz rezervlerimiz aynı şekilde yeterli ve güçlüdür. Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın milli gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörümüze kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktadayız. Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra Eşel Mobil sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet Eşel Mobil sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Ancak biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz. Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyumuzla paylaştık. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkanını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın. İş dünyamız müsterih olsun. Türkiye stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkezi'yle ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantımızda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye'nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor. Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmay ekibimiz şu an Türkiye'yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak, transit ticarette küresel cazibe merkezine dönüştürmek, İstanbul Finans Merkezi'ni dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri haline getirmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz. Aziz milletim, değerli basın mensupları; Türkiye nisan ayına 5G teknolojisi ile buluşmanın gururuyla girdi. Hatırlarsınız, 5G'nin hazırlıklarını bundan 10 yıl önce 2016'da başlatmış, 2018'de ilk testlerimizi yapmıştık. 2019'dan sonra Gazi Meclisimizde, stadyumlarımızda ve geniş katılımlı organizasyonlarda pilot uygulama olarak kullanıma açmıştık. 10 yıllık dönemde yaygın kapsama hedefiyle kırsal bölgelerden şehir merkezlerine kadar Türkiye'nin dört bir yanını 5G altyapısıyla donattık. 1 Nisan itibarıyla 81 il merkezimizde hizmete aldığımız 5G'yi inşallah 2 sene içinde ülkemizin her karışında hizmete sunacağız. Ülkemizin önünde iletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime birçok alanda yeni fırsat pencereleri açacak 5G teknolojisinin tekrar hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Geçen hafta hizmete açma kıvancını yaşadığımız bir diğer alan sulama yatırımlarıydı. 54 baraj ve gölet, 109 sulama tesisi, 18 içme suyu tesisi olmak üzere toplam 563 yeni eserimizi ekonomimize kazandırdık. Güncel yatırım bedeli 137 milyar lira olan bu eserlerle 896 milyon metreküp su depolama kapasitesi geliştirmiş, 1 milyon 190 bin dekar araziyi sulamaya açmış olduk. Senelik 212 milyon metreküp içme suyu sağlamanın yanı sıra içme suyu arıtma kapasitemizi günlük 301 bin metreküp daha artırdık. Tamamladığımız tesisler güncel rakamlarla ekonomimize yıllık 22 milyar lira katkı yapacaktır. Hizmete sunduğumuz 563 eserin bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Bu eserlerin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen tüm kurumlarımızı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına kendilerine teşekkür ediyorum. Kıymetli vatandaşlarım, 28 Şubat'ta başlayan savaş diplomatik çabalara rağmen maalesef can almaya, can yakmaya devam ediyor. İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her türlü girişimi baltalamayı sürdürüyor. Bunun yanında İsrail Mescid-i Aksa'yı kapalı tutarak, Filistinli mahkumlara yönelik idam cezası getirerek, Lübnan'daki işgalini genişleterek, komşusu Suriye'yi sürekli taciz ederek gerilimden beslenen bir ülke olduğunu kendi eylemleriyle tescil ve teyit ediyor. Şunu bir defa çok açık söylemek durumundayım: Biz tarih boyunca olduğu gibi bugün de çatışmanın, şiddetin ve zulmün değil; hakkın, hukukun, sulhun ve istikrarın tarafındayız. Hemen yanı başımızdaki bir ülkede ateş varken, çatışma ve yıkım varken, siviller ve sivil altyapı hedef alınırken biz buna asla kayıtsız kalamayız. 14 asırdır aynı kıbleye yöneldiğimiz kardeşlerimiz saldırı altındayken biz kendimizi rahat hissedemeyiz. Türkiye olarak İran'ı ve Körfez'i etkileyen bu savaşın ilk gününden beri kardeşlik hukukumuzun gereklerini en güzel şekilde yerine getirdik. Kim yaparsa yapsın doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmedik. Savaş uzadıkça yangının başka ülkelere de sirayet edebileceğine dikkat çektik. Çatışmaların 38. günü geride kalırken bölgemiz adına aynı endişeleri taşımaya maalesef devam ediyoruz. Artan riskler karşısında Cumhurbaşkanı olarak şahsım bir taraftan, bakan arkadaşlarımız diğer taraftan diplomatik temaslarımızı hızlandırdık. Silahların susması ve müzakereye alan açılması için eğer iğne ucu kadar şans varsa bunu değerlendirmenin samimi gayreti içindeyiz. Temennimiz bu hukuksuz, anlamsız, gayrimeşru ve tüm insanlık için son derece maliyetli savaşın bir an evvel sona ermesidir. Dünyada barışın sesini yükseltmenin her zamankinden daha önemli hale geldiği kritik günlerden geçiyoruz. Türkiye olarak barış için sesimizi yükseltmeyi sürdüreceğiz. Burada şunu da hatırlatmak istiyorum: Atalarımızın ifadesiyle gün olur devran döner. Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler, yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. İşte en son Hitler bir türlü dizginleyemediği ihtiraslarının kurbanı olmuş, hem kendine hem halkına hem de dünyaya büyük acılar yaşatmıştır. Bugün Hitler'in izinden gidenler sadece insanlığa karşı değil, kendi vatandaşlarına karşı da Hitler rolünü oynamaktadır. Uluslararası toplumun artık bu gidişe bir dur demesinin vakti gelmiştir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.