#Kabine Toplantısı

İLKHABER-Gazetesi - Kabine Toplantısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kabine Toplantısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan İran-İsrail gerilimi açıklaması: 28 Şubat'tan beri teyakkuzdayız Haber

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan İran-İsrail gerilimi açıklaması: 28 Şubat'tan beri teyakkuzdayız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulundu. Toplantıda özellikle İran krizi ve bölgedeki yansımalarını ele aldıklarını söyleyen Erdoğan, ekonomiden ticarete, savunmadan sınır güvenliğine, turizmden tarıma ve enerjiye uzanan bir yelpazede bu krizin olası etkilerini değerlendirdiklerini açıkladı. İran-ABD ve İsrail çatışmaların uzaması, yayılması ya da kontrolden çıkması dahil muhtemel senaryoları çok boyutlu bir şekilde analiz ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu bir defa konuşmamın hemen başında açık açık söylemek isterim: Hükümet olarak 28 Şubat'tan beri tüm birimlerimizle teyakkuz halindeyiz. Devletimizin tüm kurumlarını seferber etmiş durumdayız. Kriz yönetiminde deneyim sahibi kadrolarımızla bütün gelişmeleri anbean takip ediyor. Hiçbir ihtimali göz ardı etmiyoruz. Tedbiri ve temkini bir an olsun elden bırakmıyoruz. Hedefimiz öncelikle ülkemizi bu yangından uzakta tutmaktır. Türkiye'nin güvenliğini, 86 milyonun huzurunu temin etmek bu süreçte en büyük hassasiyetimizdir. Tek bir insanımızın dahi kılına zarar gelmesini istemiyoruz. Bölgemizin istikrarsızlığa sürüklenmesi amacıyla ateşe benzin dökenlere rağmen biz ateşe su taşıyor, yangını daha fazla büyümeden kontrol altına almanın ve mümkünse söndürmenin samimi mücadelesini veriyoruz" diye konuştu. "ANA MUHALEFETİN NE YAZIK Kİ ELLE TUTULUR BİR DIŞ POLİTİKA VİZYONU YOK" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’i eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tüm bu mücadelenin ortasında ana muhalefetin başındaki zatın kendi seçmeni dahil artık kimsenin umursamadığı söylemlerini ise ibretle takip ediyoruz. Etrafımızın ateş çemberiyle kuşatıldığı, füzelerin gökyüzünde uçuştuğu, en küçük bir hatanın büyük sorunlara yol açabileceği böyle bir dönemde halen polemik peşinde koşan, bize sataşarak prim kazanma hesabı yapan bu şahsı ben bir kez daha aziz milletime, ferasetine havale ediyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse, Türkiye'nin ana muhalefet partisinin genel başkanı da olsa bu mantık örgüsü ve söylem düzeyiyle muhatap olmak bizlere gerçekten ağır geliyor. Fakat öyle şeyler söylüyor, öyle asılsız ithamlarda bulunuyor ki milletimize saygımız gereği bazen cevap vermek zorunda kalıyoruz. Bir defa şunun herkes tarafından görüldüğüne inanıyorum; Ana muhalefetin ne yazık ki elle tutulur bir dış politika vizyonu yok. Diplomasi birikimi, kriz yönetim tecrübesi deseniz zaten yok. Peki bunun yerine ne var? Dış politika bahsinde sadece kalıplaşmış cümleleri var. Orta Doğu ve İslam dünyasıyla ilgili önyargıları var. Bilinç altında gizledikleri kompleksleri var. Bugün de dış politikada ortaya bir vizyon koyamıyor. Türkiye'nin çıkarlarını merkeze alan sağlıklı bir dış politika çizgisi geliştiremiyorlar. Bunların dış politikası yalnızca eleştiri ve karalama üzerine kurulu. Bakınız bu bakış açısı tehlikeli olduğu kadar hastalıklı bir yaklaşımdır. İnanıyorum ki sizler de takip ediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE CUMHURİYETİ DİPLOMASİ, SAVUNMA VE İSTİHBARAT BAŞTA OLMAK ÜZERE HER ALANDA GÜÇLÜDÜR, MUKTEDİRDİR" Türkiye’nin izlediği siyasetin dünyada övgüler aldığından bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Avrupa'dan Asya'ya pek çok ülke Türkiye'nin izlediği dengeli, mutedil ve diplomasiyi önceleyen politikasından övgüyle bahsediyor. Milletimiz bize oy versin veya vermesin. Kabinemizin nasıl ince bir siyaset izlediğini anlıyor ve bunun için bizlere dua ediyor. Fakat ana muhalefetin başındaki zat çıkıyor, gün aşırı yaptığı açıklamalarla Türkiye Cumhuriyeti hükümetini içler acısı bir durumda olmakla suçluyor. Açık söylüyorum böyle sorumsuzluk, böyle şuursuzluk olamaz. Aziz milletim şunu ülkemize kem gözle bakanlar dahil herkesin çok iyi bilmesini isterim; Ne devletimiz ne de hükümetimiz asla ve asla bir acziyet içinde değildir. Türkiye Cumhuriyeti diplomasi, savunma ve istihbarat başta olmak üzere her alanda güçlüdür, muktedirdir. Her türlü saldırıyı püskürtecek, bekasına uzanan kirli elleri kıracak kapasiteye ve kudrete hamdolsun sahiptir. Ortada durumu içler acısı halde olan tek bir kişi ve yapı vardır. O da Türkiye'nin ana muhalefet partisi olmayı bir türlü beceremeyen bu şahıs ve yoldaşlarıdır. ‘Biz iktidarda değilsek sorumlu hareket etmek zorunda değiliz’ tavrı yanlış olduğu kadar son derece bencilce bir tutumdur. Açıkçası daha düne kadar ‘balıklar ürküyor’ bahanesiyle füze testlerimizi eleştiren bir ufuksuzluktan bugün başka türlü davranmasını beklemiyoruz. Daha düne kadar 5 dakikacık bir görüşme için muhataplarına yalvaran batılı ülkelere ‘Sizin çıkarlarınızı en iyi biz koruruz’ diyerek selam çakan bir kifayetsizlikten başka türlü hareket etmesini beklemiyoruz. Ancak yine de 86 milyonun emanetini taşıyan bir Cumhurbaşkanı olarak tüm kötü sicillerine rağmen onlara bugün şu çağrıyı yapmak istiyorum. Kendi siyasi ikbalini mensubu olduğu milletin istikbalinin önünde tutanlar ne bizim ne de milletimizin nezdinde asla itibar göremezler. Gün abuk sabuk söylemlerle siyasette yelkenleri şişirme, polemik yapma, ona buna sataşma günü değildir. Gün sorumluluk bilinciyle hareket etme en azından bölgemiz bu tehlikeyi atlatana kadar biraz daha sağduyulu davranma günüdür. Gelin siyasi fırsatçılığı bir yana bırakın, selden kütük kapma hesabını terk edin bari bu hassas dönemde Ankara merkezli siyaset yapmayı deneyin. Hükümetimizin Türkiye'yi etrafını kuşatan bu ateşten koruma çabalarına madem destek olmuyorsunuz, en azından köstek olmayın" ifadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 5. yılına giren Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi, 13.5 yıl boyunca devam eden Suriye ihtilafında olduğu gibi, İsrail'in Gazze'ye yönelik soykırım ve katliamlarında olduğu gibi İran krizinde de hakkın, adaletin, uluslararası hukukun, barışın ve istikrarın tarafında olduğunu söyledi. Erdoğan, çatışmaların diyalog yoluyla çözülmesinden yana olduklarını, ilk günden itibaren yoğun bir diplomasi trafiği içinde olduklarını da sözlerine ekledi. "KRİZİN ÖZELLİKLE EKONOMİK ETKİLERİNİ ASGARİ DÜZEYDE TUTMAK İÇİN DİNAMİK BİR SÜREÇ YÖNETİMİYLE GEREKLİ TEDBİRLERİ ALIYORUZ" Daha fazla büyümeden krize bir çıkış yolu bulabilmek amacıyla şimdiye kadar 16 liderle görüştüğünü söyleyen Erdoğan, "Dışişleri Bakanımız aynı şekilde 50'nin üzerinde telefon görüşmesi yaptı. Milli Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız ve diğer arkadaşlarımız muhataplarıyla sürekli temas halindeler. Başta hazine maliye, enerji, ulaştırma, tarım olmak üzere bakanlarımız kendi görev alanlarıyla ilgili konuları hassasiyetle takip ediyor. Konuşmamın başında da ifade ettiğim gibi hiçbir şeyi şansa bırakmıyoruz. Krizin özellikle ekonomik etkilerini asgari düzeyde tutmak için dinamik bir süreç yönetimiyle gerekli tedbirleri alıyoruz" dedi. "PROAKTİF BİR YAKLAŞIMLA ATTIĞIMIZ ADIMLAR SAYESİNDE PİYASALARIMIZ SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE İŞLEMEYE DEVAM EDİYOR" Savaşın başladığı 28 Şubat'tan beri tedbirler kapsamında neler yaptıklarına değinen Erdoğan şöyle devam etti: "Bölgemizde yaşanan çatışmalar, enerji ve emtia fırsatlarından ticarete, turizmden tedarik zincirlerine birçok başlıkta belirsizlikler oluşturuyor. Hiç şüphesiz bu tür kaotik durumlar hazırlıksız yakalanan ekonomiler için birer tehdit, hazırlıklı olanlar için ise yönetilebilir süreçlerdir. Biz hamdolsun ikinci kategoride yani belirsizliği yönetebilme kabiliyetine sahip ülkeler arasında yer alıyoruz. Geçmişte pek çok küresel krizden ve bölgesel gerilimden yara alarak değil, güçlenerek çıkmış bir ülkeyiz. Ekonomi yönetimimiz bu anlamda ciddi bir deneyime sahiptir. Dış şoklara karşı direncimiz eskiye nazaran bugün çok daha güçlü. Merkez bankamızın rezervleri 200 milyar dolar civarında. Finansal sistemimiz sağlam sermaye yapısı ve güçlü likidesiyle her türlü riski absorbe edebilecek kapasitededir. Proaktif bir yaklaşımla attığımız adımlar sayesinde piyasalarımız sağlıklı bir şekilde işlemeye devam ediyor. 28 Şubat'tan bu yana merkez bankamız Türk lirası ve döviz likidesini etkin biçimde yönetmek üzere gerekli tedbirleri aldı. Sermaye piyasası kurulu ve Borsa İstanbul piyasaların güvenli işleyişini güvence altına alacak düzenlemeleri süratle hayata geçirdi. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki ani yükselişlere rağmen dezenflasyonun sürmesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Vatandaşlarımızı enerji fiyatlarındaki olası artışlardan korumak amacıyla Eşel Mobil sistemini geçici olarak devreye aldık. Aziz milletim enerji arz güvenliğinde yaptığımız yatırımlar, imzaladığımız anlaşmalar ve aldığımız önlemler sayesinde herhangi bir riskle karşı karşıya değiliz. Yurt içi ham petrol üretimimizi 2025'de bir önceki yıla göre yüzde 26 artışla 48 milyon varile ulaştırdık. Aynı dönemde kaynak çeşitliliğimizi artırmak adına 15 farklı ülkeden petrol tedarik ettik. Halihazırda günlük net ithalatın 90 günlük kısmına tekabül eden miktarda ulusal petrol stoku olarak depolama tesislerimizde muhafaza ediliyor. BOTAŞ geçtiğimiz dönemde aynı şekilde uluslararası enerji şirketleri ile çok sayıda doğalgaz ve LNG anlaşması imzaladı. Muhtemel arz kesintilerine karşı enerji terminallerimiz ve doğalgaz depolama tesislerimizin mukavemet kabiliyetini ciddi oranda güçlendirdik. Yükselen talep trafiğine rağmen kullanıcıların akaryakıta erişiminde de herhangi bir aksamaya mahal vermiyoruz. Yani enerji boyutunda hamdolsun her şey kontrolümüz altında. Tarımda gübre ve gübre ham madde tedariklerini zaten yapmıştık. Üreticilerimizin ihtiyaç duyacağı gübre stoklarımız yeterli seviyededir. Alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temin edilmesi amacıyla yüzde 6,5 olan gümrük vergisini sıfıra indirdik. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerinin ihracatını durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesi için gerekli tedbirleri aldık. Ülkemizde tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği konusunda Allah'ın izniyle bir sorun yaşanmayacağını düşünüyoruz. Ticaretimizin olumsuz etkilenmemesi için de gerekeni yapıyoruz. Fahiş fiyat artışı ve stokçuluk gibi usulsüz uygulamaların önüne geçilmesi amacıyla denetimlerimizi yoğunlaştırdık. İran sınırındaki üç gümrük kapımızda herhangi bir sorun ya da yoğunluk bulunmuyor. Savaştan etkilenen 15 ülkedeki ticari ve ekonomik faaliyetler ticaret müşavirliklerimiz ve ataşelerimiz tarafından dikkatlice takip ediliyor. İş insanlarımızın sağlık ve güvenlik durumlarında herhangi bir olumsuzluk şimdilik söz konusu değildir. Burada geleceğe dair umutlarımızı artıran bir haberi de paylaşmak isterim. Avrupa Birliği Komisyonu yayınladığı son taslakla Avrupa Birliği menşei şartının gümrük birliği çerçevesinde Türkiye'de üretilen ürünleri de kapsaması gerektiğini belirtti. Bunu doğru yönde atılmış bir adım olarak görüyoruz. Aynı yapıcı yaklaşımın müteakip aşamalarda da sürdürülmesini temenni ediyoruz." "HUDUT GÜVENLİĞİMİZİ HER TÜRLÜ HAVA VE ARAZİ ŞARTLARINDA YAKLAŞIK 60 BİN PERSONELLE SAĞLIYORUZ" 28 Şubat'tan beri savunma ve güvenlik tedbirleri konusunda da ihtiyaç duyulan tüm adımları attıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "F-16'larımız havadan erken ihbar ve tanker uçaklarımızla muhtemel tehditlere karşı hava sahamızı 7-24 gözlemliyoruz. Hava savunma harekat merkezlerimizin tamamı aynı esaslarla faaliyete geçmiş durumda. Kara, deniz ve hava kuvvetleri unsurlarımızla hudut güvenliğimizi her türlü hava ve arazi şartlarında yaklaşık 60 bin personelle sağlıyoruz. 4 Mart'ta İran'dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra ülkemize yöneldiği tespit edilen füze NATO tarafından etkisiz hale getirildi" diye konuştu. "TÜRKİYE'NİN DOSTLUĞUNU ZORA SOKACAK SON DERECE YANLIŞ VE PROVAKATİF ADIMLAR ATILMAYA DEVAM EDİLİYOR" İran tarafından ateşlendikten sonra Türkiye’ye yöneldiği belirlenen füzenin imhasının ardından İran makamlarına gerekli ikazların yapıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu hususu altını çizerek ifade etmek durumundayım: Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye'nin dostluğunu zora sokacak son derece yanlış ve provakatif adımlar atılmaya devam ediliyor. Milletimizin kalbinde ve zihninde derin yaralar açacak, bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuza gölge düşürecek bir hesabın içine girilmemelidir. Türkiye'nin yeri de tavrı da bellidir. Ateşin daha fazla yayılmaması daha fazla kan dökülmemesi için gösterdiği olağanüstü çabalar da ortadadır. Bugünkü hadise bağlamında yanlışta ısrar ve inat edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum. Gelişmeleri NATO ve diğer müttefiklerimizle eşgüdüm içinde takip edecek, güvenliğimizi tahkim edecek ilave önlemleri almayı sürdüreceğiz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin savunmasının arttırılmasına yönelik 6 adet F-16 savaş uçağımızı ve hava savunma sistemlerini adaya konuşlandırdık. İki devlet tek millet şiarıyla hareket ettiğimiz can Azerbaycan başta olmak üzere bölgedeki kardeş ülkelerle de dayanışma halindeyiz. Aynı şekilde bölgedeki terör unsurlarının faaliyetlerini de anbean izliyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizi sekteye uğratacak bölgemizin huzuruna ve istikrarına darbe vuracak her türlü senaryonun en güçlü şekilde karşısında olduğumuzu bir kez daha vurguluyorum. Kimse yanlış hesap yapmamalı. Siyonist katliam şebekesinin kardeşi kardeşe kırdırma tuzağına düşmemelidir. Irak Kürt bölgesindeki kardeşlerimizin yaptığı açıklamaları memnuniyetle karşılıyor, bu oyuna gelmeyeceklerine yürekten inanıyoruz" açıklamasında bulundu. "ŞU AN İÇİN SINIR HATTIMIZDA HERHANGİ BİR SORUN YA DA HAREKETLİLİK YOK" Hudut güvenliği ve bölgede yaşanan gelişmelere dayalı alınan diğer tedbirlere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Şu an için sınır hattımızda herhangi bir sorun ya da hareketlilik yok. Sınır hattında, hudut kapılarında ve ilgili illerimizde önleyici tedbirlerimizi artırdık. Kurumlar arası iş bölümünü netleştirdik. İhtiyaç halinde devreye alınacak uygulama planlarını, koordinasyon merkezlerimizi ve müdahale mekanizmalarını hazır tutuyoruz. Çatışmaların başlamasıyla birlikte sivil havacılık ve denizcilik sektöründeki tedbirlerimizi de süratle aldık. Çatışma öncesi dönemde İran seferlerini azaltarak uçuşları gündüz saatlerine çekmiştik. 28 Şubat'tan sonra ise İran, Irak, Ürdün, Lübnan ve Suriye hava sahaları kapandığı için bu ülkelere seferleri durdurduk. Vatandaşlarımızın mağdur olmaması için alternatif planlamalar yaptık ve seferleri Riyad, Cidde, Medine ve bilhassa Muscat üzerinden sürdürdük. Bölgede Türk bayraklı gemimiz olmamakla birlikte sahibi Türk olan 15 gemiyi ve görev yapan 174 Türk denizcimizi yakından izliyoruz. Karayolu tarafında ise taşımacılara olası saldırı risklerine karşı alternatif güzergah olarak Gürcistan, Azerbaycan ve Kazakistan güzergahlarını kullanmalarını önerdik ve ilgili ülkelerle koordinasyonu sağladık. Hava sahası ve havalimanlarında oluşabilecek muhtemel değişiklikler ilgili birimlerimiz tarafından yakından takip ediliyor." "MALUM ÇEVRELER TARAFINDAN KÖRÜKLENEN KAMPANYALARA RAĞMEN BİZ TÜRKİYE YÜZYILI ROTAMIZDA EMİN ADIMLARLA YÜRÜYORUZ VE YÜRÜYECEĞİZ" Türkiye’nin emin ve ehil kadroların ellerinde ve güvende olduğunun altını çizen Erdoğan, "Özellikle yabancı basında son günlerde koro halinde senkronize şekilde yürütülen kampanyalar, Allah'ın izniyle Türkiye'ye hiçbir zarar veremez. Çünkü Türkiye artık eski Türkiye değildir. Herkes hesabını kitabını buna göre yapmalıdır. Malum çevreler tarafından körüklenen kampanyalara rağmen biz Türkiye yüzyılı rotamızda emin adımlarla yürüyoruz ve yürüyeceğiz. Karanlık mahfillerde yazılan kanlı senaryoların hiçbiri işe yaramayacak. Dili dualı bu millete tuzak kuranların hevesleri yine kursaklarında kalacak. Bugüne kadar her yolu denediler, tüm maşalarını üzerimize saldılar ama başaramadılar. İnşallah bundan sonra da başaramayacaklar" diye konuştu.

KABİNE TOPLANTISI NE ZAMAN, SAAT KAÇTA? 9 MART KABİNE GÜNDEMİNDE HANGİ KONULAR VAR? Haber

KABİNE TOPLANTISI NE ZAMAN, SAAT KAÇTA? 9 MART KABİNE GÜNDEMİNDE HANGİ KONULAR VAR?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında bugün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplanacak Kabine’de kritik başlıklar ele alınacak. Peki Kabine Toplantısı saat kaçta başlayacak? Gündemde hangi konular var? İşte 9 Mart 2026 Kabine Toplantısı gündemi ve merak edilen detaylar… KABİNE TOPLANTISI NE ZAMAN, SAAT KAÇTA? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilecek Kabine Toplantısı 9 Mart 2026 Pazartesi günü Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılacak.Son olarak 23 Şubat’ta toplanan Kabine’nin bugünkü toplantısının öğleden sonra başlaması bekleniyor. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Millete Sesleniş konuşması yaparak alınan kararları kamuoyuyla paylaşması öngörülüyor. KABİNE TOPLANTISI GÜNDEMİNDE HANGİ KONULAR VAR? İSRAİL–İRAN GERİLİMİ VE HAVA SAHASI GÜVENLİĞİ Kabine’de bölgesel gelişmeler de masaya yatırılacak. Özellikle İsrail–İran savaşı ve Türkiye’nin hava sahası güvenliği toplantının önemli başlıkları arasında yer alıyor. Bu kapsamda: İran’dan ateşlenen bir balistik füzenin Türk hava sahasına yönelmesi ve düşürülmesi olayı,İran Büyükelçisi’nin Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması, ABD’nin bölgedeki faaliyetleri,Bölgesel savaşın Türkiye ekonomisine etkileri gibi konuların detaylı şekilde ele alınması bekleniyor. TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ Kabine’nin güvenlik gündeminde ayrıca “Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında yürütülen çalışmalar bulunuyor.Terör örgütü PKK’nın silah bırakma ve kendisini tasfiye etme süreci ile ilgili güvenlik birimlerinin hazırladığı saha raporlarının değerlendirileceği belirtiliyor. KKTC İÇİN GÜVENLİK PLANI Dış politika başlıkları arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliği de yer alıyor.Milli Savunma Bakanlığı’nın hazırladığı ve KKTC’ye F-16 konuşlandırılması gibi seçenekleri içeren güvenlik planlarının Kabine’de görüşülmesi bekleniyor. EMEKLİ BAYRAM İKRAMİYESİ ARTACAK MI? Ekonomi gündeminin en önemli maddelerinden biri ise emekli bayram ikramiyesi olacak.Mevcut 4 bin TL olan ikramiyeye zam yapılıp yapılmayacağı Kabine Toplantısı sonrası netlik kazanacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Dünyada bir Türkiye rüzgarı esiyor Haber

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Dünyada bir Türkiye rüzgarı esiyor

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, üç haftalık aranın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ilk kez katıldığı toplantının ardından kamuoyuna seslenen Erdoğan, iç ve dış siyasete dair detaylı değerlendirmelerde bulundu. RAMAZAN ETKİNLİKLERİ VE KÜLLİYE DAVETİ Ramazan ayının kaynaşma ve paylaşma vesilesi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapılan yardımları ve etkinlikleri şu sözlerle anlattı: "İlkini şehit yakınlarımızla yaptığımız iftar programlarımız her kesimden insanımızla buluşma, paylaşma, kaynaşma vesilesi haline geliyor. AFAD'ımız, Kızılay'ımız, Türkiye Diyanet Vakfı'mız ve diğer kurumlarımız hem ülkemizdeki ihtiyaç sahiplerine el uzatıyor hem de başta Gazze olmak üzere yurt dışındaki mazlumlara yardım ulaştırıyor. Deprem bölgesinde ‘Yeni Evim İlk İftarım’ programımızla yuvalarına yerleşen depremzede kardeşlerimizin iftar sevincini paylaşıyoruz. Bakanlığımızın genelgesi doğrultusunda okullarımızda gönüllülük esasına dayalı birbirinden güzel etkinlikler düzenleniyor. Sevgili yavrularımızın tüm kara kampanyalara rağmen bu Ramazan'ı bir başka coşkuyla idrak ettiklerini memnuniyetle müşahede ediyoruz. Okul bahçelerinde neşeyle koşturan, ışıl ışıl gözleri ve gülen yüzleriyle camilerimizi birer gül bahçesine çeviren tüm çocuklarımızın tek tek alınlarından öpüyorum. Rabbim hepsini nazarlardan saklasın diyorum. Belediyelerimiz bu konuda liderliği zaten kimseye bırakmıyor. Partimizin her birimi görev alanı içinde çok anlamlı faaliyetlere imza atıyor. Geçen yıl başlattığımız ve milletimizden büyük rağbet gören 'Külliye'de Ramazan' programını bu sene de devam ettiriyoruz. Arkadaşlarımız kitap stantlarından çocuk etkinliklerine, konferanslardan konserlere her yaştan insanımızın ilgisini çekecek, özellikle çocuklarımızın heyecanına heyecan katacak dolu dolu bir program hazırladı." Vatandaşlara seslenen Erdoğan, "Anne babaları çocuklarının, torunlarının ellerinden tutup Külliyemizdeki etkinliklere katılmaya davet ediyorum" diyerek, "Bilhassa hafta sonları anne babaları çocuklarının, torunlarının ellerinden tutup Külliyemizdeki etkinliklere katılmaya davet ediyorum" çağrısında bulundu. DIŞ POLİTİKADA TÜRKİYE RÜZGARI Diplomatik temaslara ve barışçıl dış politikaya değinerek "Şu an dünyada bir Türkiye rüzgarı esiyor" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Küresel düzeyde gerilimlerin tırmandığı bir dönemde özellikle de Türkiye olarak barışı, diyaloğu, müzakereyi merkeze alan politikamızla krizlerin sıcak çatışmaya dönüşmeden çözümü için çaba harcıyoruz. Tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük, gerektiğinde cenk meydanlarında yazdığı destanlarıyla büyük bir milletin mensubu olduğumuzu unutmadan dünyanın neresinde olursa olsun hakkı savunuyor, adaleti savunuyor, kimseden çekinmeden doğruları cesaretli bir şekilde dile getiriyoruz. Ülkemizin hadiseler karşısındaki dik duruşu, yürekli, cesur, samimi ve ilkeli duruşu herkes tarafından takdirle takip ediliyor. Şunu aziz milletimizin ve bölgemizdeki herkesin çok iyi bilmesini istiyorum. Dünya sisteminde şiddetli depremlerin yaşandığı günümüzde Türkiye'nin yegane amacı dostlarının sayısını artırmak, yeni dostlar kazanmaktır. Anlaşmazlıklardan düşmanlık üretmek gayretinde değiliz. İhtilafları büyütmenin sorunları derinleştirmenin hesabı içinde değiliz. Ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterirken, herkesten de bizim hak ve hukukumuza saygılı davranmalarını bekliyoruz. Daha önce de söylediğim gibi şu an dünyada bir Türkiye rüzgarı esiyor. Türkiye'nin ne düşündüğü, ne yaptığı, yeni gelişmeler karşısında nerede durduğu, hangi adımları atacağı merak ediliyor" ÜNİVERSİTELER VE TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ Eğitim kurumlarının asli sahiplerine kavuştuğunu belirten Cumhurbaşkanı, "Milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler, hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir" şeklindeki kararlı tutumunu şöyle detaylandırdı: "Burada şunu önemle ifade etmek isterim; milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir. Üniversiteler 86 milyonun evlatlarınındır, halkındır, aziz milletimizindir. Üniversiteler zenginlerin, elitlerin olduğu kadar gariban çobanın, çiftçinin, kapıcının, esnafın, işçinin, inşaat ustasınındır, onların çocuklarınındır. Giriş kapısına ikna odalarının kurulduğu, kılık kıyafetlerinden dolayı genç kızların içeri alınmadığı, katsayı zulmüyle meslek liselerinin önünün kesildiği, klan dayanışmasıyla unvanların ona buna peşkeş çekildiği, tek sesliliğin, tek tipçi dayatmaların hakim olduğu karanlık dönemler artık üniversitelerde tamamen geride kalmış, üniversitelerimiz özgürleşmiştir. Çetin mücadeleler sonucunda üniversiteler birilerinin özel mülkü olmaktan çıkmış, asli sahibine iade edilmiş, halka aidiyeti teyit ve tescil edilmiştir. Allah'ın izniyle bundan geriye dönüş olmayacaktır. Üniversitelerimizi babalarının malı gibi gören, arka bahçeleri gibi gören müstebit ve mütekebbir zihniyetin dayatmalarına boyun eğmeyeceğiz. Üniversitelerimizin eylemlerle, kavgalarla, baskılarla değil, ilime ve bilime yaptığı nitelikli katkılarla anılması için çalışmaya devam edeceğiz" Terörle mücadeleye ilişkin olarak ise "Şehit yakınlarımızla birlikte aziz milletimiz terörün kalıcı olarak bitmesi için yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecine sahip çıkıyor" cümlesinin altını çizen Erdoğan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Şehit yakınlarımız, ezanı, bayrağı, vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların bizlere emanetidir. Bu emanetlere hakkıyla sahip çıkabilmek için son derece titiz ve hassas bir şekilde hareket ediyor, şehitlerimizin ruhunu incitecek, gazilerimizi ve şehit ailelerimizi müteessir edecek hiçbir girişime fırsat vermiyoruz. Şuna büyük bir memnuniyetle şahit oluyoruz. Şehit yakınlarımızla birlikte aziz milletimiz terörün kalıcı olarak bitmesi için yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecine sahip çıkıyor. Terörden beslenenlere, terörden rant devşirenlere rağmen süreç hedefine doğru sağlam adımlarla ilerliyor. Biz de meşru dairede kalmak, milletimizin hassasiyetlerine azami hürmet göstermek suretiyle inşallah bu süreci menziline ulaştıracağız. Bu vesileyle ülkesi, milleti ve değerleri için gözünü kırpmadan can veren tüm şehitlerimizi rahmetle iade ediyor, gazilerimize ve şehit ailelerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum" ASKERİ TATBİKAT VE SAĞLIKTA REKOR RAKAMLAR Türk Silahlı Kuvvetlerinin başarıları ve sağlık sektöründeki atılımlar toplantının diğer önemli gündem maddeleriydi. NATO tatbikatındaki başarıları "Steadfast Tatbikatı, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ulaştığı seviyeyi tüm dünyaya bir kez daha gösterdi" ifadeleriyle değerlendiren Erdoğan, "Steadfast Tatbikatı, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ulaştığı seviyeyi tüm dünyaya bir kez daha gösterdi. Tatbikatta devletimizi ve milletimizi gururla temsil eden askerlerimizi tebrik ediyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum" dedi. Sağlık alanındaki kapasite artışını "2025 yılında ülkemiz genelindeki sağlık tesislerimizde toplam 1 milyar 24 milyonun üzerinde muayene yapıldı" diyerek duyuran Cumhurbaşkanı, konuşmasını şu istatistiklerle tamamladı: "Sağlık alanında ülkemizi nereden nereye getirdiğimizi 2002 öncesi dönemi hatırlayan vatandaşlarımız çok iyi biliyor. Vatandaşlarımızın şikayetlerine de kulak vererek eksiklerimizi tamamlıyor, sağlık hizmetlerinin standardını yükseltmeye devam ediyoruz. Şu anda Türkiye genelinde 8 bin 310 Aile Sağlığı Merkezi, 335 Sağlıklı Hayat Merkezi ve 973 Toplum Sağlığı Merkezimiz var. Sadece son bir yılda 302 Aile Sağlığı Merkezi ile 71 Sağlıklı Hayat Merkezini hizmete açtık. Birinci basamakta 30 bin aile hekimimiz vasıtasıyla insanımıza hizmet sunuyoruz. Bakınız 2025 yılında ülkemiz genelindeki sağlık tesislerimizde toplam 1 milyar 24 milyonun üzerinde muayene yapıldı. Bunların yaklaşık 450 milyonu Aile Sağlığı, 21 milyonu ise Sağlıklı Hayat Merkezlerinde gerçekleştirildi. Akciğer kanseri başta olmak üzere birçok hastalığın müsebbibi olan sigara tiryakiliğiyle mücadelede tavizsiz bir duruş sergiliyoruz. Açtığımız 784 yeni birimle sigara bırakma polikliniği sayımızı bin 349'a çıkardık. Ancak bu illetle başarılı mücadelede devletimizin gayretlerinin tek başına yeterli olması mümkün değil. Medyanın, sanatçıların, dijital mecraların ve ailelerimizin de bizlere destek olması, mücadeleyi sahiplenmesi lazım. Halkımızın sağlığını tehdit eden her türlü bağımlılıkla mücadelemizi aynı kararlılıkla devam ettireceğiz." Basın toplantısının sona ermesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine ve Milli Güvenlik Kurulu üyelerinin katılım sağladığı iftar programına geçti.

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Beştepe'de toplanıyor: Masada 4 kritik gündem maddesi var Haber

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Beştepe'de toplanıyor: Masada 4 kritik gündem maddesi var

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde bugün Beştepe'de bir araya geliyor. Üç haftalık aranın ardından gerçekleşen bu buluşma, iki yeni ismin katılımıyla stratejik bir önem taşıyor. Görevlerine yeni başlayan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Adalet Bakanı Akın Gürlek, Kabine toplantısında ilk kez yer alacak. TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ VE YENİ HUKUKİ ADIMLAR Toplantının en öncelikli maddesini, 'terörsüz Türkiye' hedefi kapsamında yürütülen çalışmalar oluşturuyor. Bu doğrultuda, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan ortak rapor titizlikle incelenecek. Kabine üyeleri, raporun içeriği doğrultusunda önümüzdeki dönemde atılacak hukuki adımları ve sürecin son aşamasını masaya yatıracak. ORTADOĞU'DA YÜKSELEN TANSİYON VE ABD-İRAN GERİLİMİ Ankara, bölgesel güvenliği tehdit eden küresel gelişmeleri yakından izliyor. ABD'nin Ortadoğu'ya yönelik askeri yığınağı ve İran'a karşı olası bir saldırının yaratacağı risk senaryoları Kabine'nin gündeminde geniş yer bulacak. Türkiye, bu süreçte diplomasi kanallarını sonuna kadar açık tutma stratejisini sürdürürken, olası bir çatışmanın bölge üzerindeki etkilerini değerlendirecek. EKONOMİDE FİYAT İSTİKRARI VE ENFLASYONLA MÜCADELE Hükümetin ekonomi ajandasında ilk sırada yer alan enflasyonla mücadele konusu, toplantının bir diğer kritik başlığı. Ocak ayı enflasyon verilerinin analiz edileceği görüşmede, fiyat istikrarını sağlamak için atılacak ek adımlar konuşulacak. Halkın alım gücünü korumaya yönelik yeni ekonomik hamlelerin koordinasyonu bu toplantıda şekillenecek. GAZZE BARIŞ KURULU VE DİPLOMATİK TRAFİK Gazze'deki insani krizin çözümü için aktif rol alan Türkiye, Gazze Barış Kurulu'nun çalışmalarını değerlendirmeyi sürdürüyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın, kurulun yürüttüğü son faaliyetler ve diplomatik temaslar hakkında Kabine üyelerine kapsamlı bir bilgilendirme yapması bekleniyor.

Kabine sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan 100 milyar TL’lik dev destek ve Suriye mesajı Haber

Kabine sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan 100 milyar TL’lik dev destek ve Suriye mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı sonrasında basın mensuplarına açıklamada bulundu. Kabine ve Türkiye gündemine dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında tüm Türkiye’nin Berat Kandili'ni kutlayarak, "Rabbimden bizleri huzur ve afiyet içerisinde 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e eriştirmesini niyaz ediyorum" ifadelerini kullandı. "ATAM İZİNDEYİZ’ DEYİP YILIN TAMAMINDA İZİN YAPANLARDAN, MAAŞINI ALAMAYAN EMEKÇİ KARDEŞLERİMİZ EYLEMDEYKEN TROPİK ADALARDA KEYİF ÇATANLARDAN DEĞİLİZ" İktidarda oldukları 23 yıldır 86 milyonun her bir ferdine hizmetkarlık ettiklerini söyleyen ve Kabine Toplantısı’nın gündemine dair bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "23 yıldır aşkla koşuyor, aşk ile koşan yorulmaz diyoruz. Ana muhalefet partisi gibi ‘Atam izindeyiz’ deyip yılın tamamında izin yapanlardan, maaşını alamayan emekçi kardeşlerimiz eylemdeyken tropik adalarda keyif çatanlardan değiliz. İlk günkü heyecanımızla Türkiye'yi bir baştan diğer başa ihya etmenin, millete hizmet meşalesini daha da yükseltmenin samimi gayreti içindeyiz. Son kabine toplantımızdan bu yana millete ve memlekete hizmet yolunda çalışmalarımızı büyük bir coşkuyla devam ettirdik. Dış politikada Suriye ve İran bağlamında kritik gelişmeleri yakından takip ederken, içeride de eser siyasetimizi hız kesmeden sürdürdük" açıklamasında bulundu. "MİLYARLARCA LİRALIK YOLSUZLUKLARLA BELEDİYELERDEN YOLUNU BULANLARA RAĞMEN BİZ MİLLETİMİZ İÇİN YENİ YOLLAR İNŞA ETMEYE, TÜRKİYE'NİN YOLUNU VE UFKUNU AÇMAYA SABIRLA DEVAM EDECEĞİZ" Türkiye’ye yapılan yatırımlar konusunda kendilerine yapılan eleştirilere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Göreve geldiğimizde bölünmüş yol ağımız sadece 6 bin 101 kilometreydi. Yalnızca 6 ilimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlıydı. Ülkemiz genelinde büyük bir ulaşım seferberliği başlatarak bölünmüş yollarımızın uzunluğunu 30 bin 49 kilometreye bölünmüş yollarla birbirine bağlanan şehirlerimizin sayısını da 77'ye çıkardık. Bunları da başka bahane bulamadıkları için ‘yol mu yiyeceğiz’ diyen, ‘bölünmüş yollarla milleti bölecekler’ diyerek bu yatırımlara karşı çıkan hizmet ve eser düşmanı zihniyete rağmen başardık. Bakınız biz her zaman şunu söylüyoruz, ‘yol medeniyettir, yol ufuktur, yol vizyondur, yol demek ulaşım demektir, sanayi, üretim, turizm, kalkınma demektir.’ Bölünmüş yol ve otoyol yatırımlarımız her yıl yaklaşık 303 milyar liralık ekonomik fayda sağlıyor. Ayrıca senede 6,3 milyon ton karbon emisyonunun önüne geçiliyor. Yol kusurlarından kaynaklı kazalar hamdolsun neredeyse sıfıra indi. Yani ülkemize kazandırdığımız her bir kilometre bize çevreden ticarete, turizmden istihdama geniş bir yelpazede kat ve kat geri dönüyor. ‘Daha çok yol yaparsak trafik daha çok sıkışır’ argümanıyla beceriksizliklerini örtmeye çalışanların bunları öğrenmesi gerekiyor. Her alanda olduğu gibi ulaştırmada da hedeflerimiz büyük. Halihazırda 30 bin 49 kilometre olan bölünmüş yol ağımızı ilk aşamada 31 bin 250 kilometreye, ardından da 38 bin 60 kilometreye çıkaracağız. Milyarlarca liralık yolsuzluklarla belediyelerden yolunu bulanlara rağmen biz milletimiz için yeni yollar inşa etmeye, Türkiye'nin yolunu ve ufkunu açmaya sabırla devam edeceğiz" diye konuştu. "2025 YILINDA TURİZM GELİRİMİZ YÜZDE 6,8 ARTIŞLA 65,2 MİLYAR DOLARA ULAŞTI" Geçen yılın turizm verilerine dair değerlendirmede bulunan Erdoğan, "Oldukça iyi başlayan ancak bölgesel krizler sebebiyle bir ara zorlanan Türk turizmi 2025 yılını rekorla tamamladı. TÜİK tarafından açıklanan en son verilere göre 2025 yılında turizm gelirimiz yüzde 6,8 artışla 65,2 milyar dolara ulaştı. Tüm zamanların rekoru olan bu rakamla 64 milyar dolarlık hedefimizin de üzerine çıktık. Bizim için önemli bir diğer veri kişi başı gecelik harcama. Orada da rekor kırıldı. 2025 yılında yabancı ziyaretçilerin kişi başı gecelik harcaması yüzde 5,2 artışla ortalama 114 dolara yükseldi. Tüm ziyaretçiler açısından ise bu rakam 100 dolar oldu. 2002 yılında 13 milyon olan ziyaretçi sayımız, 2025 yılında 63,9 milyonu buldu. Turizm rakamlarımızın hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. 2026 yılı için hedefimiz 68 milyar dolar turizm geliri elde etmek. İnşallah bu hedefimize ulaşarak yeni bir rekora imza atacağız" ifadelerini kullandı. "HER FIRSATTA MİLLETE KARAMSARLIK AŞILAYAN GÜYA EKONOMİST KILIKLI OPERASYON APARATLARININ BU ÜLKENİN BAHTINI KARARTMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ" Sadece turizmde değil, ekonomiye dair diğer başlıklarda da iyi haberlerin gelmeye devam ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Merkez Bankamızın rezervleri artmaya devam ediyor. İktidarı devraldığımızda 27 milyar dolar olan rezervlerimiz geçen hafta itibariyle 215,6 milyar dolara ulaştı. Hiç şüphesiz bunlar milletçe hepimizi sevindiren, hepimizi umutlandıran, heyecanlandıran gelişmeler. İnşallah çok daha iyi yerlere geleceğiz. Her fırsatta millete karamsarlık aşılayan güya ekonomist kılıklı operasyon aparatlarının bu ülkenin bahtını karartmasına izin vermeyeceğiz. Şunu her bir vatandaşımın özellikle iş dünyamızın çok iyi bilmesini isterim; Hükümet olarak üretenin, ihraç edenin, istihdam sağlayanın yanındayız" ifadelerine yer verdi. "TÜM İMALAT SANAYİ İŞLETMELERİNE AÇIK 100 MİLYAR LİRA BÜYÜKLÜĞÜNDE UYGUN KOŞULLU BİR FİNANSMAN PAKETİNİ DEVREYE ALIYORUZ" İmalat sanayinin de güçlü şekilde desteklemeye devam edileceğini söyleyerek, bu konuda yeni bir desteğin müjdesini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçtiğimiz haftalarda emek yoğun sektörlerimize yönelik 2026 yılında uygulayacağımız İstihdam Koruma Programı'nda istihdam başına aylık 3 bin 500 liralık desteğin müjdesini vermiştik. Şimdi de imalat sanayi işletmelerimizin finansmana erişimde yaşadıkları zorlukları hafifletecek yeni bir müjdeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Tüm imalat sanayi işletmelerine açık 100 milyar lira büyüklüğünde uygun koşullu bir finansman paketini devreye alıyoruz. 6 ay ana para ödemesiz ve 36 aya kadar vade imkanı sunulacak pakette finansman maliyeti oranları piyasa şartlarının altında olacak. İstihdam yoğunlukları ile orantılı olarak işletme başına 50 milyon liraya kadar cazip kredi imkanını sunacağız. Finansman paketini aynı zamanda kredi kefalet paketi ile de destekliyoruz. KOBİ'lerimiz teminat sorunu yaşamadan bu kredi imkanına ulaşabilecek. Ayrıca istihdamını koruyan KOBİ'lerimize KOSGEB aracılığı ile 10 puan indirim imkanı sağlayacağız. Bu destekler ile imalat sanayimize finansmana erişim ve finansman maliyeti konusunda önemli bir kolaylık sağlamış oluyoruz. Yeni kredi paketimizde hayırlı uğurlu olsun diyorum" diye konuştu. "13,5 YIL BOYUNCA SURİYE'DEKİ GELİŞMELERİNİ DOĞRU OKUYAMAYANLAR BUGÜN DE AYNI ÇİZGİDE POLİTİKA YAPMAYA SÖYLEM ÜRETMEYE MAALESEF DEVAM EDİYORLAR" Türkiye’nin Suriye ile hem en uzun kara sınırına sahip komşu ülke olduğunu hem de Suriye’nin çok köklü dini, kültürel, tarihi, ticari ve beşeri bağlara sahip kardeş ülke olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dicle ve Fırat birbiriyle ne kadar kardeşse biz de başta Suriye olmak üzere güneydeki komşularımızla işte öyle kardeşiz. Bunları özellikle şunun için söylüyorum; Bakınız yıllardır Türkiye'nin Suriye ile niçin bu kadar yakından ilgilendiğini muhalefet çevreleri bir türlü anlayamadı. ‘Orta Doğu bataklığı’ dediler. ‘Bize ne Suriye'den dediler. Suriye ile Türkiye'nin güvenliğinin iç işe geçtiğini görmek bu gerçeği kabullenmek istemediler. 13,5 yıl boyunca Suriye'deki gelişmelerini doğru okuyamayanlar bugün de aynı çizgide politika yapmaya söylem üretmeye maalesef devam ediyorlar. Kimin kim olduğunun, bu ülkede ne olup bittiğinin farkında bile değiller. Buna son 3 haftada bir kez daha şahitlik ettik. Başta ana muhalefet partisi olmak üzere Suriye'deki hadiselere ideolojik taassupla bakanlar yine çuvalladı, bu kardeşlik sınavından yine sıfır çekti. Suriye'nin meşru yöneticilerini hedef alarak insanları ayrıştırarak bu mesele üzerinden siyasi prim hesabı yaparak bir kez daha sınıfta kaldılar. Türkiye Suriye yönetimiyle yakın iş birliği halinde her türlü insani yardımda bulunuyorken gerilimin düşürülmesi, çatışmanın önlenmesi, anlaşmanın sağlanması için elinden geleni yapıyorken ‘Kürt düşmanı’ gibi son derece çirkin ifadelerle ülkemize iftira attılar. Bir defa şunun bilinmesinde fayda görüyorum. Biz bölgemizin her karışında barıştan, huzurdan, istikrardan, uzlaşmadan toplumlar arası kucaklaşmadan yanayız. Sınırlarımızın ötesinde yangın varsa, çatışma, savaş varsa bizim burada kendimizi güvende hissetmemizin mümkün olmadığını çok iyi biliyoruz. Türkiye olarak komşumuz Suriye'nin bir an önce iç barışını tesis etmesini samimiyetle arzu ediyoruz" dedi. "SURİYE'NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ VE SİYASİ BİRLİĞİNİ GARANTİ EDEN HER ADIM BİZİM İÇİN MAKUL VE MAKBULDÜR" Sürekli istikrarsızlıkla boğuşan değil, Arap, Kürt, Türkmen, Hristiyan fark etmeksizin Suriye halkının tüm kesimlerinin barış içinde, esenlik ve huzur içinde yaşadığı bir toplum görmek istediklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti: "Bütün mücadelemiz önce Suriye'de ardından diğer çatışma bölgelerinde bunun sağlanmasına yöneliktir. Suriye'de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür. Suriye'nin kuzeyindeki sorunun kan dökülmeden tek ordu, tek devlet ve tek Suriye temelinde çözülmesi çok önemlidir. Suriye hükümeti ile SDG denilen yapı arasında 18 Ocak ve 30 Ocak'ta varılan anlaşmaları bu zaviyeden değerlendiriyoruz. Son anlaşmalarla Suriye halkının önünde artık yeni bir sayfa açılmıştır. Temennimiz bu yeni sayfanın çatışma ve gerilimle değil huzurla, barışla, kalkınma ve refahla durdurulmasıdır. Her kim bunu dinamitlemeye teşebbüs ederse açık ve net söylüyorum, bunun altında kalacaktır. Bugün veya gelecekte ne uğruna olursa olsun terörden medet umanlar, teröre başvuranlar hiçbir şekilde sonuç alamayacaklarını bilmelidir. İpe un serme, ayak direme, oyalama gibi ucuz hesaplara başvurulmadan anlaşmanın ruhuna uygun bir şekilde hayata geçirilmesini ümit ediyoruz. Türkiye çatışmaları körükleyen, gerilime yatırım yapan, insan hayatını hiçe sayan bütün kan tüccarlarının karşısında kararlılıkla duracaktır." "KARDEŞİ KARDEŞE KIRDIRMAK İSTEYENLERİ ARAMIZA ALMAYACAĞIZ" Türkiye ile aynı coğrafyada yaşayan tüm toplumların her zorlukta yine birbirine muhtaç olacağını söyleyen Erdoğan, "Burada şu değişmez gerçeği bir kere daha hatırlatmak istiyorum; Hangi kökenden, mezhepten, inançtan olursak olalım, bizler komşuyuz. Hepimiz asırlardır buradayız. İnşallah kıyamete kadar da burada olacağız. Başımız dara düştüğünde yine birbirimizin kapısını çalacağız. Zor günlerimizde başkalarına değil, yine birbirimize sığınacağız. Atalarımızın hikmet dolu şu sözü herkese ibret olmalıdır. ‘Sel gider, kum kalır.’ Suriye'de de toz bulutu dağıldıktan, taşlar yerine oturduktan sonra biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bu iklimin, bu dayanışma ruhunun zedelenmesine fırsat vermemeliyiz. Tüm vatandaşlarımdan, sınırlarımızın ötesindeki tüm kardeşlerimden bu konuda çok dikkatli olmalarını özellikle istirham ediyorum. Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenleri aramıza almayacağız. Nefreti, öfkeyi, husumeti körükleyenleri aramıza almayacağız. Pusuda bekleyenleri, ellerini ovuşturanları, kardeşliğimizi kundaklamaya çalışan fitne tüccarlarını aramıza almayacağız. Kendi ikbalini Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın, Nusayri'nin izmihlaline bağlayan özellikle o habis odakları aramıza almayacağız. Gerisi Allah'ın izniyle gelecektir. Rabbim kardeşliğimizi daim ve kaim eylesin diyorum" diye konuştu. Bu hafta yapacağı yurt dışı ziyaretlerine dair de bilgi paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "İnşallah yarın Suudi Arabistan ve Mısır'ı kapsayan iki günlük bir yolculuğa çıkıyoruz. Her iki kardeş ülkede yapacağımız görüşmelerde, ikili ilişkilerimiz yanında bölgemizdeki sıcak gelişmeleri ele alacağız. Gazze'nin güvenlik ve inşasında hangi ortak adımları atabiliriz? İran krizinin daha fazla tırmanmaması için neler yapabiliriz? İnşallah bunları değerlendireceğiz. Asrın felaketinin üçüncü yıl döneminde Osmaniye'de olacak Osmaniyeli kardeşlerimizle hasret gidereceğiz. Rabbim ömür verdikçe 86 milyon vatandaşımızla birlikte tüm mazlum ve mağdurlar için çalışacak, ter dökecek, mücadele edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türk milletinin her ne pahasına olursa olsun başını yere eğdirmeyecek bu büyük devleti ve milleti şanla, şerefle, başı dik ve onurlu bir şekilde temsil etmeyi inşallah sürdüreceğiz."

Kabine Toplantısı bugün var mı, ne zaman yapılacak? 2 Şubat 2026 Pazartesi Kabine Toplantısı saat kaçta, kararlar neler olacak? Haber

Kabine Toplantısı bugün var mı, ne zaman yapılacak? 2 Şubat 2026 Pazartesi Kabine Toplantısı saat kaçta, kararlar neler olacak?

Kabine Toplantısı tarihi henüz resmi olarak açıklanmadı. Son Kabine Toplantısı, 19 Ocak 2026 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilmişti. Kabine Toplantıları genellikle iki haftada bir yapılıyor. Bu kapsamda, bir sonraki toplantının 2 Şubat 2026 Pazartesi günü yapılması öngörülüyor.Toplantının yapılması halinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kabine Toplantısı sonrası kararları, millete sesleniş konuşmasıyla canlı yayında açıklaması bekleniyor. 2 ŞUBAT KABİNE TOPLANTISI SAAT KAÇTA? Kabine Toplantıları için net bir saat bilgisi önceden paylaşılmıyor. Ancak toplantılar genellikle öğleden sonra başlıyor ve akşam saatlerinde sona eriyor. Açıklamaların ise çoğunlukla akşam saatlerinde yapılması bekleniyor. KABİNE TOPLANTISI GÜNDEMİNDE HANGİ KONULAR VAR? 2 Şubat 2026 tarihli Kabine Toplantısı’nda ele alınması beklenen başlıca konular şunlar: Ekonomideki son gelişmeler Enflasyonla mücadele adımları Alım gücünün artırılmasına yönelik düzenlemeler İç ve dış politikadaki güncel başlıklar Suriye’de yaşanan son gelişmeler Ayrıca, “terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında yürütülen çalışmalar, PKK’nın Irak’ın kuzeyindeki silah bırakma sürecine ilişkin sahadan gelen raporlar da Kabine gündeminde yer alacak. SON KABİNE TOPLANTISI KARARLARI NELERDİ? 19 Ocak 2026 tarihinde yapılan son Kabine Toplantısı sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kamuoyuna önemli açıklamalarda bulunmuştu. Erdoğan, Atlas Çağlayan cinayetiyle ilgili olarak, faillerin yargı önünde gereken cezayı alması için devletin tüm imkanlarını seferber edeceğini vurgulamıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı açıklamada, “Atlas yavrumuzu katleden canilerin yargı önünde gereken dersi almasını istiyoruz. Bu konuda üzerimize düşen ne varsa sonuna kadar yerine getireceğiz” ifadelerini kullanmıştı. KABİNE TOPLANTISI KARARLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK? Kabine Toplantısı’nın yapılmasının ardından alınan kararların, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın canlı yayındaki açıklamalarıyla kamuoyuna duyurulması bekleniyor. Gözler Beştepe’den gelecek son dakika Kabine kararlarında olacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Bölgemizde terörün devri tamamen kapanmıştır Haber

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Bölgemizde terörün devri tamamen kapanmıştır

Başkent Ankara'da gözlerin çevrildiği Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Kabine Toplantısı saat 16.10'da başladı. Yaklaşık 2,5 saat süren ve hem iç hem de dış gelişmelerin masaya yatırıldığı toplantının ardından millete sesleniş konuşması gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025 yılı karnesinden bölgesel krizlere kadar önemli başlıklara değindi. "ESENBOĞA İLE YENİ TÜRKİYE VİZYONU" Konuşmasına 86 milyon vatandaşa karşı duydukları sorumluluk bilinciyle başladıklarını belirten Erdoğan, şeffaflık ilkesi gereği geçtiğimiz günlerde 2025 yılı hizmet dökümünü paylaştıklarını hatırlattı. Ankara'ya kazandırılan Esenboğa Havalimanı 3. pisti ve kulesinin "Yeni Türkiye"nin bir simgesi olduğunu vurgulayan Erdoğan, yerel yönetimlere de su sorunu üzerinden yüklendi. Başkenti susuzluğa mahkum eden zihniyeti ve felaket tellallığı yapanları eleştiren Cumhurbaşkanı, 14-28 Mayıs seçimlerinde milletin uçurumun kenarından döndüğünü ve Anadolu irfanının sandığa yansıdığını ifade etti. Erdoğan, oy tercihi ne olursa olsun 81 ildeki her vatandaşı aynı muhabbetle kucakladıklarını yineledi. KÜRESEL SİSTEME "GÜÇLÜNÜN HUKUKU" ELEŞTİRİSİ Dış politikada fırtınalı bir dönemden geçildiğine işaret eden Erdoğan, uluslararası sistemin ağır yaralar aldığını ve itibar kaybettiğini dile getirdi. Hukukun gücü yerine "güçlünün hukukunun" hakim olduğu bir düzene sürüklenildiğini belirten Erdoğan, Rusya-Ukrayna savaşında henüz bir barış rotasının çizilemediğine dikkat çekti. Komşu İran'ın toplumsal huzurunu hedef alan saldırılar karşısında Tahran yönetimiyle dayanışma mesajı veren Erdoğan, tüm tarafları aklıselime ve diplomasiye davet etti. SURİYE'DE YENİ DÖNEM: AHMET ŞARA İLE GÖRÜŞME Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gündemindeki en sıcak başlık ise Suriye'deki gelişmelerdi. "Suriye Suriyelilerindir" diyerek ülkenin etnik ve mezhepsel tüm unsurlarının ortak vatanı olduğuna vurgu yapan Erdoğan, 8 Aralık süreciyle başlayan özgürlük ortamının kalıcı barışa dönüşmesi için Türkiye'nin devrede olduğunu belirtti. "Tek devlet, tek ordu" ilkesinin istikrarın olmazsa olmazı olduğunu savunan Erdoğan, Halep'in bazı mahallelerinde sağlanan ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını memnuniyetle karşıladıklarını duyurdu. Dün akşam Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini açıklayan Erdoğan, muhatabını tebrik ettiğini ve DEAŞ başta olmak üzere terörle mücadelede Türkiye'nin desteğini ilettiğini aktardı. Suriye ordusunun "cerrah titizliğiyle" yürüttüğü operasyonlardan övgüyle bahseden Erdoğan, devlet içinde devlet kurmaya çalışan taşeron yapılar haricinde halkın barıştan yana olduğunu, Halep, Rakka ve Deyr Zor sokaklarından yansıyan görüntülerin bunu kanıtladığını ifade etti. "ARABIN KANI KÜRDE HARAM DEĞİL Mİ?" Bölgedeki ırkçılık ve kavmiyetçilik hastalığına karşı sert ifadeler kullanan Erdoğan, Selçuklu'dan Cumhuriyet'e uzanan devlet geleneğinde ırkçılığın yerinin olmadığını hatırlattı. Bazı siyasetçi ve yazarların ırkçılık virüsüne kapıldığını üzülerek izlediklerini belirten Erdoğan, şu duygusal çağrıyı yaptı: "Arabin kanı Kürde, Kürdün kanı Türk'e haram değil mi? Kürt, Arap bizim kardeşimiz; Türkmen, Sünni, Alevi bizim canımız değil mi? Zorla dağa kaçırılan, ellerine boylarından büyük silah tutuşturulan o çocuklar hem Kürt kardeşlerimizin hem Suriye'nin geleceği değil mi? Bu coğrafyada Türk, Kürt, Arap olarak birbirimizden başka sığınağımız yok." Erdoğan konuşmasını, bölgedeki yeraltı ve yerüstü zenginliklerin savaş baronlarına değil halkın refahına akması gerektiği ve terör devrinin tamamen kapandığı mesajıyla noktaladı.

Kabine yarın Beştepe’de toplanıyor: Terör, Gazze ve ekonomi gündemde Haber

Kabine yarın Beştepe’de toplanıyor: Terör, Gazze ve ekonomi gündemde

Ankara'da gözler yarın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilecek olan Kabine Toplantısı'na çevrildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Beştepe’de bir araya gelecek olan kabine üyeleri iç ve dış politikadaki en sıcak başlıkları masaya yatıracak. Toplantıda öncelikli olarak "Terörsüz Türkiye" süreci ile Gazze’de sağlanan ateşkesin yeni aşamaları ve ekonomi gündemi ele alınacak. Ancak masadaki en kalın dosyalardan biri sınırın hemen ötesinde yaşanan hareketlilik olacak; Suriye’deki güncel durum kabine üyeleri tarafından kapsamlı bir şekilde değerlendirilecek. SURİYE'DEKİ OPERASYONLAR MERCEK ALTINDA Suriye sahasında dengeleri değiştiren gelişmeler toplantının en önemli başlıkları arasında. Suriye’de geçici hükümete bağlı ordunun ilk olarak Halep’te başlattığı ve daha sonra terör örgütü YPG kontrolündeki diğer bölgelere yaydığı operasyonlar toplantıda tüm boyutlarıyla ele alınacak. Ordunun Suriye petrol sahalarına ve Rakka'ya doğru ilerleyişine ilişkin sahadan anlık olarak gelen son bilgiler ile bu süreçte yürütülen diplomatik temaslar masaya yatırılarak stratejik değerlendirmeler yapılacak. 10 MART MUTABAKATI VE ENTEGRASYON SÜRECİ Suriye'de meydana gelen bu gelişmelerin ardından dikkatler yeniden terör örgütü SDG ile Şam yönetimi arasında geçtiğimiz yıl imzalanan 10 Mart Mutabakatı'na çevrildi. Terör örgütü SDG unsurlarının Suriye ordusuna entegrasyonunu öngören bu kritik mutabakatın uygulanması için yürütülen diplomatik temasların da kabine gündeminde yer alacağı ifade ediliyor. IRAK RAPORLARI DA GÖRÜŞÜLECEK Toplantıda ayrıca "Terörsüz Türkiye" süreci çerçevesinde sadece Suriye değil Irak'taki durum da gözden geçirilecek. Irak'ta sahadaki son durumun hazırlanan istihbari raporlar ışığında detaylıca incelenmesi ve atılacak adımların belirlenmesi bekleniyor. GAZZE İÇİN "BARIŞ KURULU" DÖNEMİ Kabine toplantısının bir diğer önemli gündem maddesi ise Gazze olacak. ABD'nin Gazze’de üç yeni mekanizma (Ulusal İdare Kurulu, Yürütme Kurulu ve Barış Kurulu) kurulacağını açıklamasının ardından Türkiye'nin bu süreçteki rolü netleşti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Barış Kurulu’na davet edilirken Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın yürütme kurulunda görev alacağı belirtildi. Toplantıda Gazze Barış Planı’nın yeni aşamaları ve Türkiye'nin atacağı adımlar konuşulacak. Öte yandan vatandaşın gündemi olan ekonomideki gelişmeler ve enflasyonla mücadele kapsamında atılan ve atılacak olan adımlar da toplantıda değerlendirilecek.

Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan: Burs ve kredi miktarları yüzde 33 artırıldı Haber

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Burs ve kredi miktarları yüzde 33 artırıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz. Hem Türkiye hem dost Venezuela halkı için en iyisi neyse onu yapmanın gayretindeyiz." dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi. Dünyada, bölgede, ülkede önemli gelişmelerin yaşandığı bir seneyi daha geride bırakıp, büyük umutlarla 2026 yılını karşıladıklarını kaydeden Erdoğan, yeni yılın ülkeye ve millete, başta mazlumlar olmak üzere tüm insanlığa hayırlar getirmesini diledi. 2025 yılı boyunca Türkiye'nin büyümesi, kalkınması ve hedeflerine daha da yaklaşması için ter döken herkese teşekkür eden Erdoğan, "Devletimizin bekasını ve insanımızın huzurunu temin uğrunda can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, gazilerimize minnettarlığımı ifade ediyorum. Özellikle geçen hafta DEAŞ'lı teröristlerin hayattan kopardığı 3 emniyet mensubumuza bir kez daha yüce Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Şehitlerimizin her biri metanet abidesi olan muhterem ailelerine, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milleti olarak 86 milyon insanı ve yurt dışındaki 7 milyonu aşkın vatandaşıyla büyük bir aile olduklarını belirtti."Ankara'daki, Adıyaman'daki, Diyarbakır, Bursa, Trabzon, Tekirdağ'daki ve diğer tüm vilayetlerdeki vatandaşlarım neyse, dünyanın farklı köşelerinde hayat, haysiyet, helal rızık mücadelesi veren milyonlarca kardeşimiz de canımızdan bir parçadır" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hangi siyasi görüşten, kökenden mezhep ve meşrepten olursak olalım hepimiz şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanın sevdalılarıyız. 86 milyon olarak kardeşiz, kaderdaşız, ezelden ebede biriz ve beraberiz. 27 Aralık'ta vefatının 89. seneidevriyesinde bir kez daha rahmetle andığımız İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif'in Safahat'ından süzülen şu mısralar bizim pusulamızdır. Bakınız, ne diyor o büyük şair: 'Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez'. İşte bu şuurla tefrikayı, fitneyi, bozgunculuğu kapımıza yaklaştırmadan ebedi ve ezeli kardeşliğimize hep birlikte sıkı sıkıya sarılmamız gerekiyor. Elbette bunu söylerken şunu da aklımızdan çıkarmıyoruz. Bir dağ ne kadar uluysa başındaki duman da o derece koyu olur. Bizi de ayırmak isteyenler, aramıza nifak sokmak isteyenler, bizi birbirimize düşürmek isteyenler daima olmuştur ve olacaktır. Bölgemizde kan deryasına çevirmek için türlü tuzaklar kuranlar her şeyden önce bizi denklem dışına itmeye çalışacaktır ama biz bu oyunlara inşallah gelmeyeceğiz." "AYRILIKLARIMIZI BİR TARAFA BIRAKIP BİRBİRİMİZE DAHA SIKI KENETLENECEĞİZ" Erdoğan, merhum Akif'in, "İttihat yaşatır, yükseltir tefrika yakar öldürür" ikazını her zaman zihinlerinin bir köşesinde tutacaklarını dile getirdi."Söz konusu Türkiye olunca, Türkiye'nin huzuru, güvenliği, bekası olunca ayrılıklarımızı bir tarafa bırakıp birbirimize daha sıkı kenetleneceğiz. 86 milyon hep beraber yıkılmaz, aşılmaz, sarsılmaz bir duvar olacağız" ifadesini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti: "Mehmet Akif'in, Kastamonu'da Nasrullah Camisi'nde verdiği vaazın bir bölümünü, özellikle bizleri ekranları başında izleyen genç arkadaşlarımın dikkatine getirmekte fayda görüyorum. Milli Mücadele'nin en sancılı günlerinde merhum Akif, şöyle sesleniyordu: 'Milletler topla tüfekle, zırhlı ile ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek, kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatini temin etme kaygısına düştüğünde yıkılır. Düşmanlarımızın bugün bizden istedikleri ne falan vilayet, ne filan sancaktır, doğrudan doğruya başımızdır, devletimizdir'. Evet, bugün de boylarına poslarına bakmadan, son derece kibirli bir eda ile Türkiye'ye parmak sallayanların bizden istediği, devletimizdir, vatanımızdır, büyük ve güçlü Türkiye idealimizin kuvveden fiile çıkmasını engellemektir. Bir defa, aziz milletimin şunu bilmesini isterim, her kim ne adına olursa olsun, milli mutabakat ruhuna zarar verecek bir tavır içindeyse, Türkiye'nin rakiplerine hizmet ediyor demektir. Her kim, ortak değerlerimizi hedef alıyor, aramızdaki rabıtayı zayıflatmaya çalışıyorsa, Türk milletinin dostu değil, yeminli bir hasmıdır. Türk ve Türkiye düşmanlarının işte bu sinsi tuzaklarına düşmeyeceğiz. İç cephemizi sağlam tutacak, güçlendirecek, orada gedik açmak için fırsat kollayanlara karşı daima uyanık olacağız." "TERÖR MUSİBETİNDEN KURTULMA NOKTASINDA ÖNEMLİ BİR FIRSAT YAKALADIK" Erdoğan, on yıllardır farklı biçimleriyle mücadele edilen terör belasının, Türkiye'nin ayağına vurulmuş emperyalist bir pranga olduğuna dikkati çekerek, "DEAŞ'ından FETÖ'süne, DHKP-C'sinden PKK'sına gayrimeşru yapıların hepsi birer aparat olarak bu amaçla kullanılmıştır." sözlerini sarf etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Kahraman güvenlik kuvvetlerimizin destansı mücadelesi, savunma sanayimizdeki atılımlarımızın ülkemize sağladığı yetenekler, hak ve özgürlükler alanında hayata geçirdiğimiz tarihi reformlar ve milletimizin engin basireti sayesinde terör musibetinden ebediyen kurtulma noktasında önemli bir fırsat yakaladık. Ülkemizin önünde aralanan fırsat penceresini ardına kadar açacak bu imkanın sabote edilmesine izin vermeyeceğiz. 'Terörsüz Türkiye' sürecini kararlılıkla devam ettirerek, 40 senedir ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını sömüren terör sorununu kökten çözeceğiz. İnşallah bunu da suhuletle, sabırla, sağduyuyla yapacağız. Terörün karanlık gölgesinin olmadığı bir ülkede ve bölgede yaşamanın getireceği büyük kazanımlara odaklanarak bu hedefimize ulaşacağız." "TÜRKİYE CUMHURİYETİ'Nİ TÜM DÜNYADA ŞANLA, ŞEREFLE, İFTİHARLA TEMSİL ETMENİN MÜCADELESİ İÇİNDEYİZ" 2026 yılının ilk kabine toplantısını biraz önce gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, güvenlik, dış politika, ekonomi ve sosyal politikalar başta olmak üzere birçok kritik meseleyi etraflıca değerlendirdiklerini, milletin hayrına olacak önemli kararlar aldıklarını ifade etti. Son üç haftada millete hizmet yolunda neler yapıldığını paylaşan Erdoğan, 16 Aralık'ta barış, istikrar ve refah üreten dış politika temasıyla düzenlenen 16. Büyükelçiler Konferansı'nda dünyanın dört bir yanında devleti başarıyla temsil eden büyükelçilerle bir araya geldiklerini söyledi. Erdoğan, belirsizliğin arttığı, çıkar kavgasının kızıştığı mevcut küresel konjonktürde hem diplomatik zeminde hem de diğer alanlarda güçlü bir varlık gösterdiklerini, hiç çekinmeden, eğilmeden, bükülmeden, hiç kimseye minnet etmeden ülkenin hak ve hukukunu her platformda cesaretle savunduklarını vurguladı Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Ana muhalefetin başındaki zat gibi yabancılardan beş dakikacık ilgi dilenmiyor, muhataplarımıza beş dakikalık bir görüşme için yalvarmıyoruz. Büyük bir milletin ve büyük bir devletin mensubu olduğumuzun bilinciyle her yerde dik duruyor ama diklenmiyoruz. Biz ne kuru hamaset, ne ucuz polemik peşindeyiz. Ne de rol kapma, rol çalma derdindeyiz. Biz, Türkiye Cumhuriyeti'ni tüm dünyada şanla, şerefle, iftiharla temsil etmenin mücadelesi içindeyiz. Türkiye, her alanda dünyanın dikkatle, takdirle, çoğu zaman gıptayla ve hayranlıkla takip ettiği bir atılım gerçekleştiriyor. Bunun önünü kimse kesemeyecek. Uzak olmayan bir gelecekte inşallah daha güçlü, daha müreffeh, hemen her alanda daha itibarlı bir ülkede hep beraber yaşayacağız. Türkiye, dünyanın her tarafında adaleti, meşruiyeti ve uluslararası hukuku savunan ülkelerin en başındadır. Gazze'den Suriye'ye, nerede bir haksızlık, hukuksuzluk ve zulüm varsa tavrımızı çok net biçimde ortaya koyduk. İlkelerimiz söz konusu olunca komplekse kapılmayız. Bu hakikati ana muhalefetin başındaki zat bilmese de Afrika'dan Latin Amerika'ya dostlarımız ve kardeşlerimiz gayet iyi bilmektedir. Ana muhalefet partisi genel başkanı, iç siyasette olduğu gibi dış politikada da üçüncü sınıf bir popülizm yapmaktadır. Bu zatın ne dediği, neyi savunduğu bile belli değildir." "TEK BİLDİKLERİ HÜKÜMETİMİZE KARŞI ÇIKMAK, BİZİM AK DEDİĞİMİZE KARA DEMEK" Son yıllarda bölgede cereyan eden hadiseleri ve bunlara karşı CHP'nin yaklaşımının gözden geçirilmesini isteyen Erdoğan, CHP Genel Başkanı'nın isabetli tek bir öngörüsünün bulunamayacağını söyledi.Muhalefetin ne Karadeniz'de ne Doğu Akdeniz'de ne Gazze soykırımında ne Libya ne de Suriye konusunda tutarlı, vicdanlı, omurgalı hiçbir duruşunun olmadığını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu: "Tek bildikleri hükümetimize karşı çıkmak, bizim ak dediğimize kara, doğru dediğimize yanlış demek. Rusya-Ukrayna krizinin ilk günlerinde şimdi karşılarında süklüm püklüm oldukları güç odaklarının işaretiyle hükümetimizi eleştirenler bunlardı. Suriye'nin devrik lideri ülkesinden kaçarken 'Esad'la görüşülmeli' diyenler bunlardı. Karabağ'ın 44 günlük vatan muharebesinde Ermeni diasporasıyla söz birliği içinde can Azerbaycan'ı desteklememize karşı çıkanlar bunlardı. Gazze soykırımında Filistin direnişine terör yaftası vuranlar bunlardı. Yıllarca Türkiye'yi DEAŞ'a destek vermekle suçlayanlar bunlardı. Avrupa'ya Türkiye'yi şikayet turları düzenleyenler bunlardı. Kendi ülkelerine müdahaleyi savunanları tebrik sırasına girenler bunlardı. Dış politikada omurga nedir, ilke nedir, milli menfaat nedir bilmeyenler yine bunlardı. Bugün bize ahkam kesen ana muhalefet yöneticileriydi. Şimdi çıkmışlar akıllarınca bizi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Kimse kusura bakmasın ama bunun adı yüzsüzlüktür." "ULUSLARARASI HUKUKU İHLAL EDEN HİÇBİR EYLEMİ TASVİP ETMEYİZ" Muhalefetin "iktidar yıpransın da Türkiye'ye ne olursa olsun" mantığıyla hareket edemeyeceğinin, böyle bir sorumsuzluğun içinde olamayacağının altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dahası bu kadar basiretsizlikten sonra bırakın ana muhalefetin bize laf söylemesini, bu konularda ağızlarını dahi açmaması gerekir. Şurası da çok enteresan. Ülkemizden 11 bin kilometre ötede Türkiye ile yakın dostluk ilişkisi olan bir ülkede müessif bir hadise yaşanıyor. CHP Genel Başkanı'nın aklına ilk gelen bize saldırmak, bize sataşmak oluyor. Çeşitli fotoğraflar üzerinden bize mesaj vermek oluyor. Allah aşkına, bu patolojik bir ruh halinin işareti değilse nedir? Siyasette kutuplaşmayı bu provokatif üslupla mı azaltacaksınız? İç cephemizin tahkim edilmesine böyle mi destek olacaksınız? Dünyanın içinden geçtiği bu zor dönemde Türkiye'nin hak ve hukukunu böyle mi koruyacaksınız? Biz tabii ki bunlara kulak asmayacak, çirkin tahriklere gelmeyeceğiz. Gerekirse bin düşünüp bir söyleyecek, Türkiye'nin menfaatlerini her daim koruyacak, kollayacak ve yücelteceğiz. Çünkü bizim üzerimizde milletin emaneti var. Bizim üzerimizde 86 milyonun hakkı var, sorumluluğu var. Bizim omuzlarımızda umutlarını büyük ve güçlü Türkiye'ye bağlamış yüz milyonların mesuliyeti var. Hep söylüyorum, bizim sırtımızda yumurta küfesi var. Biz iç politikayı da dış politikayı da ilkelerle yapan, akılla ve vicdanla yapan bir hükümetiz. Böyle bir kadroyuz. Dünyanın neresinde olursa olsun siyasi meşruiyeti ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz. Venezuela meselesinde de hem Türkiye için hem dost Venezuela halkı için en iyisi, en doğrusu neyse onu yapmanın gayretindeyiz." "Sayın Maduro ve Venezuela halkı milletin dostu olduğunu pek çok kez göstermiştir." ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki dost ülke olarak zor günlerde dayanışma içinde olmaya önem ve öncelik verdiklerini bugün de aynı anlayışla hareket ettiklerini kaydetti. "TÜRKİYE OLARAK NE BÖLGEMİZDE NE BAŞKA COĞRAFYALARDA KAOS, KARGAŞA VE GERİLİM OLMASINI ASLA İSTEMEYİZ" "Şurası bir gerçek ki ülkelerin egemenlik haklarının ihlal edilmesi ve uluslararası hukukun çiğnenmesi küresel düzeyde ciddi komplikasyonlara yol açabilecek riskli adımlardır." diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Hukukun gücü yerine, gücün hukukunun egemen olduğu bir dünyada istikrarsızlık, kriz, çatışma eksik olmaz. Biz Türkiye olarak ne bölgemizde ne başka coğrafyalarda kaos, kargaşa ve gerilim olmasını asla istemeyiz. Kurallara dayalı uluslararası sistemin korunması bu bakımdan önemlidir. Bugünkü kabine toplantımızda ilgili birimlerimizin derlediği güncel bilgiler ışığında Venezuela vakasını enine boyuna değerlendirdik. Amerika Başkanı Sayın Trump ile telefon görüşmemizde de ülkemizin hassasiyetlerini kendisine ilettik. Venezuela'nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdik. Türkiye ve Türk milleti refah, huzur, kalkınma mücadelelerinde dost Venezuela halkının yanında olmaya devam edecektir." "YENİ DENİZ PLATFORMLARIMIZ HAYIRLI UĞURLU OLSUN" Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri'nin 18 Aralık'ta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen törenle sahiplerine verildiğini anımsatarak, arkeoloji, bilim-kültür, müzik, resim ve fotoğraf dallarında ödüle layık görülen ilim ve sanat erbabını tebrik edip başarılar diledi. İstanbul Tersanesi Komutanlığı'nda 20 Aralık'ta Türk donanması ve Türk tersaneciliğinin gurur günlerinden birine daha tanıklık ettiklerini belirten Erdoğan, şunları söyledi: "Havadan bağımsız tahrik sistemi ve gelişmiş sonar teknolojisi ile öne çıkan TCG Hızırreis denizaltımızı ve yeni tip çıkarma gemimiz Ç-159'u donanmamızın hizmetine verdik. Kendi mühendislerimizin geliştirdiği yüzde 90 yerlilik oranına sahip marin motorlu, ULAQ silahlı insansız deniz aracımızı Deniz Kuvvetlerimizin filosuna dahil ettik. 'Mavi Vatan'daki caydırıcılığımıza önemli katkılar yapacak açık deniz karakol gemimiz Seferihisar'ın ise ilk sac kesimini gerçekleştirdik. Aynı törende, Pakistan ile olan MİLGEM sözleşmeleri kapsamındaki ikinci gemi PNS Khaibar'i Pakistan heyetine teslim ettik. Donanmamızın gücüne güç katacak yeni deniz platformlarımız bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyorum." "TÜRK DİASPORASININ HER BİR MENSUBU BU VATANIN, BU MİLLETİN GÖZBEBEĞİDİR" Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 Aralık'ta TÜBA Bilim Ödülleri'ni 38 bilim insanına, TÜBİTAK Ödülleri'ni ise 8 farklı üniversiteden 11 akademisyene tevcih ettiklerini hatırlattı.Avrupa'nın en büyük sivil toplum kuruluşlarından Uluslararası Demokratlar Birliğinin üyelerini 25 Aralık'ta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ağırladıklarını anımsatan Erdoğan, "Avrupa genelindeki 253 şubesiyle demokratik ve aktif katılımdan sağlıklı entegrasyona, eğitim projelerinden İslam düşmanlığı ile mücadeleye birçok alanda çalışmalar yürüten birliğimize teşekkürlerimi iletiyorum. Türk diasporasının her bir mensubu bu vatanın, bu milletin gözbebeğidir. Büyükelçiliklerimizle, konsolosluklarımızla, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımız ve diğer kurumlarımızla bu kardeşlerimize hizmet etmeyi sürdüreceğiz." diye konuştu. "HAK SAHİPLERİMİZİN YENİ YUVALARINDA AĞIZ TADIYLA OTURMALARINI DİLİYORUM" Erdoğan, 6 Şubat depremlerinin yaralarının sarılmasının iktidarlarının yaklaşık 3 yıldır birinci önceliği olduğunu vurgulayarak, "Hükümet bu enkazın altında kalır." diyen istismarcılara meydanı terk etmediklerini dile getirdi. Asrın felaketinin üstesinden, asrın dayanışması ve seferberliğiyle gelmeyi başardıklarını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti: "27 Aralık'ta 11 ilimizde yapımı tamamlanan 455 bininci deprem konutunun anahtarlarını teslim etmek üzere Hatay'ın misafiri olduk. Hatay'ımızda 55 bin 681, Kahramanmaraş'ımızda 22 bin 81, Malatya'mızda 11 bin 367, Adıyaman'ımızda 4 bin 833, Osmaniye'mizde 3 bin 357, Elazığ'ımızda 2 bin 568, Gaziantep'imizde 1620, Şanlıurfa'mızda 1333, Diyarbakır'ımızda 887, Adana'mızda 692, Kilis'imizde 308, Kayseri'mizde 224, Tunceli'mizde 201, Bingöl'ümüzde 27 olmak üzere toplam 105 bin 179 konut, köy evi ve iş yerini daha depremzede vatandaşlarımıza teslim ettik. Böylece milletimize verdiğimiz sözleri tutmanın huzuru içinde depremin etkilediği 11 ilimizde toplam 455 bin 357 bağımsız bölümü afetzede kardeşlerimizin kullanımına sunmuş bulunuyoruz. Bizleri milletimize mahcup etmeyen Rabb'ime sonsuz hamdediyorum. Konut, köy evi ve iş yerlerimiz bir kez daha hayırlı uğurlu olsun. Hak sahiplerimizin yeni yuvalarında ağız tadıyla oturmalarını diliyorum." Hatay'da aynı zamanda toplam 200 milyar değerinde 227 yatırımın toplu açılışını da yaptıklarını belirten Erdoğan, "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızla birlikte tüm bakanlıklarımıza, kurum ve kuruluşlarımıza, yüklenici firmalarımıza, hayırseverlerimize, işçi, mimar ve mühendislerimize, herkese teşekkür ediyorum." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 30 Aralık'ta Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ve heyetini misafir ettiklerini anımsatarak, "Sayın Cumhurbaşkanı'yla görüşmemizde Somali'de hayata geçirdiğimiz Uzay Limanı Projemizde gelinen son aşamayı değerlendirdik. Ayrıca, filomuza yeni kattığımız Çağrı Bey ve Yıldırım derin deniz sondaj gemilerimizin müjdesini paylaştık. Yeni gemilerimizin de ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı. "HER İKİ HEDEFİMİZİN DE ÜZERİNDE BİR RAKAMA ULAŞTIK" Yeni yılın, ihracatta kırılan rekorların sevinci ile karşılandığını belirten Erdoğan, "Geçen yıl için ihracatta hedefimizi 270 milyar dolar açıklamıştık. Mal ve hizmet ihracatında ise 390 milyar dolarlık bir hedef belirlemiştik. Her iki hedefimizin de üzerinde bir rakama ulaştık." ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025'in, 273,4 milyar dolarlık bir ihracat rakamıyla kapatıldığı hatırlatarak, böylece bir önceki yıla göre ihracatta yüzde 4,5 oranında bir artış kaydedildiğini söyledi.Aralık ayı ihracatta ise kasım ayına kıyasla yüzde 12,8 oranında bir artış olduğunu, ihracatın 26 milyar 411 milyon dolara yükseldiğini aktaran Erdoğan, bu rakamlarla hem aylık bazda hem de yıllık olarak Cumhuriyet tarihinin rekoruna imza atıldığını vurguladı. Erdoğan, bir başka çarpıcı oranın ise hizmetler ihracatı olduğunu dile getirerek, "Hizmetler ihracatımızın 123,1 milyar doları bulduğu, böylece 2025 yılı mal ve hizmet ihracatımızın 396,5 milyar dolara ulaştığı görülüyor. İnşallah, bu yılın sonunda ihracatta 282 milyar doları hedefliyoruz. Hizmetler ihracatında ise 128 milyar doları yakalayarak, toplam 410 milyar dolar mal ve hizmetler ihracatına ulaşmayı istiyoruz. Tüm ihracatçı kuruluşlarımızı, iş adamlarımızı, ilgili sivil toplum örgütlerini, ilgili bakanlıklarımızı ve bürokratlarımızı tebrik ediyorum." diye konuştu. "ENFLASYONU DAHA DÜŞÜK SEVİYELERE ÇEKECEĞİZ" "2026 yılına ekonomi cephesinden gelen umut verici haberlerle giriyoruz" ifadesini kullanan Erdoğan, makroekonomik istikrar ve reform programının semeresini, başta enflasyon olmak üzere birçok alanda yavaş yavaş topladıklarını aktardı. Bugün, 2025 yılına dair önemli bir göstergenin daha açıklandığını anımsatan Erdoğan, "İhracatta olduğu gibi enflasyonda da son derece güzel haberler aldık. Aralık ayı tüketici fiyat endeksi yüzde 0,89 oranında gerçekleşti ve böylece 2025 yılı enflasyon oranı yüzde 30,89 oldu. Böylece yıllık enflasyon 49 ayın en düşük seviyesine indi. Burada da kalmayacak, enflasyonu daha düşük seviyelere çekeceğiz. Enflasyon verilerinin de ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum." sözlerini sarf etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldikleri ilk günden beri titizlikle uyguladıkları, işçiyi, memuru, emekliyi, enflasyona ezdirmeme politikalarını aynı hassasiyetle devam ettireceklerinin altını çizdi. "GENÇ KARDEŞLERİMİZİN DAİMA YANINDA OLDUK" Üniversiteli gençler için bir müjdeyi de paylaşan Erdoğan, şunları kaydetti: "2002 yılında 451 bin 550 üniversite öğrencimize yalnızca 45 lira burs ve öğrenim kredisi veriliyordu. Biz bu rakamı her geçen yıl katlayarak artırdık. Eğitim yolculuklarında genç kardeşlerimizin daima yanında olduk. 2025 yılı içerisinde 867 bin kişiye kredi, 651 bin kişiye burs olmak üzere toplam 1 milyon 518 bin üniversite öğrencimize destek sunduk. Sadece geçen sene üniversite öğrencilerimize sağladığımız burs ve kredi desteğinin toplamı 34 milyar 14 milyon liradır. 2025 yılında burs ve öğrenim kredisi olarak lisans öğrencilerimize 3 bin lira, yüksek lisansa 6 bin lira, doktoraya 9 bin lira destek sunuyorduk. 2026 yılı itibarıyla, bu rakamı yüzde 33 oranında artırarak, lisans öğrencilerimizde 4 bin liraya, yüksek lisans öğrencilerimizde 8 bin liraya, doktora öğrencilerimizde 12 bin liraya yükseltiyoruz. Gençlerimize ve ailelerine hayırlı, uğurlu olsun."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.