#kalp sağlığı

İLKHABER-Gazetesi - kalp sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, kalp sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yanlış tanı kalp krizine davetiye çıkarıyor: Kola vuran her ağrıyı fıtık zannetmeyin Haber

Yanlış tanı kalp krizine davetiye çıkarıyor: Kola vuran her ağrıyı fıtık zannetmeyin

Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, kola vuran her ağrının boyun fıtığı kaynaklı olmadığını belirterek, yanlış tanı nedeniyle bazı hastaların kalp krizi riskiyle karşı karşıya kaldığını söyledi. Şen, aylarca boyun fıtığı tedavisi gören bir hastasının yapılan tetkikler sonucu kalp ana damarında yüzde 90 darlık tespit edildiğini anlattı. Uzmanlar, özellikle kola yayılan ağrılarda sadece boyun fıtığı ihtimaline odaklanılmasının ciddi sağlık sorunlarını gözden kaçırabileceğine dikkat çekiyor. Benzer şikayetlerle uzun süre fizik tedavi gören veya farklı yöntemlerle ağrısını gidermeye çalışan bazı hastalarda, asıl sorunun kalp damar hastalıkları olduğu sonradan ortaya çıkabiliyor. Özellikle eforla artan kol ağrılarında detaylı değerlendirme yapılması gerektiği belirtilirken, yanlış tanının ölümcül sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor. "Her kola vuran ağrı boyun fıtığı değildir" Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, toplumda kola yayılan ağrıların çoğu zaman boyun fıtığıyla ilişkilendirildiğini ancak bunun ciddi sonuçlara yol açabileceğini söyledi. Prof. Dr. Şen, "Bu ağrılar sağ kolda da olabilir. Özellikle efor sırasında artıyorsa dikkat edilmesi gerekir. Merdiven çıkarken, yürüyüş yaparken ya da ağır spor sırasında kol ağrısı artıyorsa bu durum kalp kaynaklı olabilir. Boyun fıtığında ise ağrı genellikle sürekli olur, eforla belirgin şekilde artmaz" dedi. "Nörolojik tespit yoksa dikkatli olunmalı" Boyun fıtığına bağlı ağrılarda nörolojik muayenede kuvvet ve duyu kaybı görülebileceğini ifade eden Şen, kalp kaynaklı ağrılarda ise bu tespitlerin ortaya çıkmadığını söyleyerek, "Kola vuran ağrıda ilk akla gelen boyun fıtığı olmamalı. Bunun kalp krizinin habercisi olabileceği unutulmamalı. Bu tespitler, beraberinde kalp krizinin bir habercisi olabilir" diye konuştu. "Her kol ağrısını boyun fıtığı olarak değerlendirmek ciddi risk" Prof. Dr. Şen, yaklaşık 6-7 ay boyunca boyun fıtığı tanısıyla takip edilen bir hastanın yaşadıklarını da anlatarak, şunları söyledi: "Hastamız bize gelmeden bir gece önce şiddetli kol ağrısı yaşamış. Ailesi ameliyat için bize başvurdu. Filmlerine baktığımızda boyun fıtığı vardı ancak ameliyat gerektirecek düzeyde değildi. Muayenesinde kuvvet kaybı ve duyu kaybı da yoktu. Bunun üzerine kardiyoloji değerlendirmesi istedik. Yapılan koroner anjiyoda hastanın kalp ana damarında yüzde 90 darlık tespit edildi ve aynı gün stent takıldı. Kardiyoloji uzmanı meslektaşım, 'Bir iki gün daha gecikseydi hastayı kalp krizinden kaybedebilirdik' dedi. Kalp krizine bağlı ölümlerin nedenlerinden biri de tanı yanlışlığıdır. Hastayı yeterince sorgulamamak ve her kol ağrısını boyun fıtığı olarak değerlendirmek ciddi risk oluşturuyor."

Adana'da kalbe 'mandal' dokunuşu: Ameliyatsız kapak tamiri ile hayata dönüş Haber

Adana'da kalbe 'mandal' dokunuşu: Ameliyatsız kapak tamiri ile hayata dönüş

Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Uzm. Dr. Samet Yılmaz, bazı hasta gruplarında açık cerrahinin ciddi risk oluşturabildiğini söyleyerek, "Kasıktan girerek gerçekleştirdiğimiz minimal invaziv yöntemle kapak tamirini çok daha güvenli şekilde yapabiliyoruz" dedi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Uzm. Dr. Samet Yılmaz, son yıllarda kalp kapak hastalıklarının tedavisinde önemli bir dönüşüm yaşandığını belirterek, açık kalp ameliyatına alternatif olarak geliştirilen minimal invaziv yöntemlerin uygun hastalarda başarılı sonuçlar verdiğini açıkladı. Uzm. Dr. Samet Yılmaz, özellikle mitral ve triküspit kapak yetmezliklerinde artık her hastanın açık kalp ameliyatına ihtiyaç duymadığını ifade ederek şu bilgileri paylaştı: "Gelişen teknoloji ve girişimsel kardiyoloji uygulamaları sayesinde, uygun hasta grubunda kasık bölgesindeki toplardamarlardan girilerek kalbin içine ulaşabiliyor ve kapaklardaki kaçakları minimal invaziv yöntemlerle onarabiliyoruz. Mitral ve triküspit kapak yetmezliklerinde, halk arasında ‘mandal’ olarak bilinen özel klips sistemleri kullanılarak kapaklardaki kaçak önemli ölçüde azaltılabiliyor." Yüksek riskli hastalar için önemli alternatif Avrupa Kardiyoloji Derneği kılavuzlarında da önerilmeye başlanan bu yöntemin özellikle yüksek ameliyat riski taşıyan hastalar için önemli bir seçenek sunduğunu belirten Yılmaz, şu hasta gruplarının bu tedaviden fayda görebildiğini söyledi: "Daha önce açık kalp ameliyatı geçirmiş hastalar, ileri yaş grubundaki bireyler, kalp fonksiyonları ciddi şekilde azalmış hastalar, kalp yetmezliği bulunan ve ameliyat riski yüksek kabul edilen hastalar." Uzm. Dr. Yılmaz, "Bu hasta gruplarında açık cerrahi ciddi risk oluşturabiliyor. Biz ise kasıktan girerek gerçekleştirdiğimiz minimal invaziv yöntemle kapak tamirini çok daha güvenli şekilde yapabiliyoruz" dedi. Hastalar kısa sürede günlük yaşamına dönebiliyor İşlemin en önemli avantajlarından birinin göğüs kafesi açılmadan uygulanması olduğunu vurgulayan Yılmaz, hastaların iyileşme sürecinin oldukça hızlı olduğuna dikkat çekti. Yaklaşık bir saat süren işlemin genel anestezi altında gerçekleştirildiğini belirten Yılmaz, "Hastalarımızın büyük bölümü ertesi gün servise alınabiliyor ve bir-iki günlük takip sonrası taburcu edilerek normal yaşamlarına dönebiliyor. Operasyon sonrasında nefes darlığı, çabuk yorulma, çarpıntı ve halsizlik gibi şikayetlerde belirgin azalma görüyoruz" ifadelerini kullandı. Son 6 ayda 10 başarılı vaka Bölgede bu işlemin en yoğun uygulandığı merkezlerden biri olan Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezinde son 6 ay içerisinde 10 hastaya başarıyla minimal invaziv kapak onarım işlemi uygulandığını açıklayan Uzm. Dr. Samet Yılmaz, yakın zamanda ileri yaşta, kalp pili bulunan ve ciddi kalp yetmezliği yaşayan iki yüksek riskli hastada daha başarılı sonuçlar elde ettiklerini söyledi. Son olarak dikkat çeken genç bir vakayı paylaşan Uzm. Dr. Samet Yılmaz, yaklaşık 10 yıl önce böbrek nakli yapılan, 3-4 yıl önce ise kalp krizi geçirerek bypass ameliyatı olan 55 yaşındaki bir hastanın bir yıllık takip sürecinde kalp kapaklarındaki kaçakların giderek arttığını ve buna bağlı semptomların ortaya çıktığını söyledi. Hastada nefes darlığı, çabuk yorulma ve efor kapasitesinde belirgin düşüş yaşandığını belirten Yılmaz, multidisipliner bir yaklaşımla yapılan değerlendirme sonucunda açık cerrahinin yüksek risk taşıdığına karar verildiğini aktardı. Yılmaz, işlem sonrası hastanın kalp fonksiyonlarında ve günlük yaşam kapasitesinde belirgin düzelme gözlemlendiğini belirtti. Göğüs kafesi açılmadan gerçekleştirilen bu yöntemin hastalara önemli avantajlar sağladığını vurgulayan Yılmaz, "Hastalarımız çok kısa sürede toparlanabiliyor. Operasyon sonrasında nefes darlığı, halsizlik ve çabuk yorulma gibi şikayetlerde ciddi azalma görüyoruz. Yaşam kalitesi artan hastalar günlük yaşamlarına çok daha hızlı dönebiliyor" dedi.

Doktorları Şaşırtan Kabak Çekirdeği Deneyi: Kalbinizi Sağlama Almanın Sırrı! Haber

Doktorları Şaşırtan Kabak Çekirdeği Deneyi: Kalbinizi Sağlama Almanın Sırrı!

Kabak çekirdeğinin sağlık üzerindeki etkileri doktorları bile şaşırtıyor. Magnezyum ve omega bakımından zengin olan kabak çekirdeği, kalp sağlığından bağırsak fonksiyonlarına kadar birçok fayda sağlıyor. Günlük 1 avuç tüketiminin yararları ve şifaları hakkında bilmeniz gerekenler burada! Kabak çekirdeği, zengin besin içeriği ve sağlık faydaları ile son günlerde dikkatleri üzerine çekiyor. İçeriğinde omega 3, omega 6, magnezyum, çinko ve daha birçok besin öğesi bulunan kabak çekirdeği, sağlık üzerinde birçok olumlu etki yaratıyor. Uzmanlar, kabak çekirdeğinin günlük tüketiminin kalp sağlığını desteklemekten bağırsak hareketlerini hızlandırmaya kadar pek çok fayda sağladığını belirtiyor. İşte kabak çekirdeğinin sağlığımıza kattığı bazı önemli faydalar: Bağırsak Sağlığı: Kabak çekirdeği, bağırsak hareketlerini hızlandırarak ve yararlı bakterileri koruyarak sindirim sistemini destekler. Ayrıca, içerdiği lifler sayesinde probiyotik etkisi gösterir. Kalp ve Damar Sağlığı: Kalp damar sağlığını destekleyici etkisi ile damar sertleşmesini önler ve kolesterol seviyelerini dengeler. Diyet Destekleyici: Tok kalmaya yardımcı olur, bu yüzden diyet listelerinde sıkça tercih edilir. Karaciğer Fonksiyonu: Karaciğer toksisitesini azaltarak karaciğerin düzenli çalışmasına katkı sağlar. Enfeksiyon ve Artrit Önleme: Çinko, selenyum ve magnezyum içeriği sayesinde enfeksiyon oluşumunu engeller ve eklem hastalıklarına karşı korur. Depresyon ve Ruh Sağlığı: Seratonin hormon seviyesini artırarak depresyon belirtilerini azaltır. Prostat Sağlığı: Doymamış yağ asitleri ve fitosteroller prostat bezi büyümesine karşı yardımcı olur. Göz Sağlığı: Retina sağlığını korur ve ışık duyarlılığını azaltır. Yara İyileşmesi: Steroller, E vitamini ve çoklu doymamış yağ asitleri, yara iyileşme sürecine destek sağlar. İdrar ve Böbrek Sağlığı: Diüretik etkisi ile idrar torbasını boşaltır ve böbreklerden idrarın normal şekilde atılmasını sağlar. Kanser Riski: Serbest radikallerin neden olduğu oksidatif stresi azaltarak kanser gibi kronik hastalıklara yakalanma riskini düşürür. Kan Şekeri Dengeleme: İnsülin hormon salınımını düzenleyerek kan glukoz düzeyini dengeler ve fazla kilo alımını sınırlar. Günlük olarak 1 avuç kabak çekirdeği tüketmek, bu sayede birçok sağlık sorununa karşı koruyucu bir etki sağlayabilir. Kabak çekirdeğinin bu sağlık yararları, geleneksel tıbbın da desteklediği önemli bir besin kaynağı olarak öne çıkmasını sağlıyor.

'Kurban Bayramı'nda aşırı et tüketimiyle kalbi yormayın' uyarısı Haber

'Kurban Bayramı'nda aşırı et tüketimiyle kalbi yormayın' uyarısı

Kurban Bayramı'nın yaklaşmasıyla birlikte kırmızı et tüketiminin de artacağı öngörülüyor. Uzmanlar, bu dönemde aşırı kırmızı et tüketiminin kalp ve damar hastalıkları riskini artırabileceği konusunda uyarıyor. Kırmızı etin, kolesterol ve doymuş yağ bakımından zengin bir besin kaynağı olduğunu vurgulayan uzmanlar, aşırı tüketildiğinde kolesterol seviyesini yükselterek damarlarda daralmaya ve tıkanmaya yol açabileceğini ifade ediyor. Bu durumun kalp krizi ve felç riskini önemli ölçüde artıracağına dikkati çeken uzmanlar,  "Kırmızı et, sodyum içeriği de yüksek olan bir besindir. Fazla tuz tüketimi, tansiyonu yükselterek kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlar. Özellikle kalp yetmezliği ve böbrek hastalığı olan kişiler için tuz kontrolü hayati önem taşır. Kırmızı et, sindirimi zor bir besindir. Özellikle hazımsızlık ve reflü sorunu yaşayan kişilerde aşırı tüketim, mide ağrısı, şişkinlik ve hazımsızlık gibi problemlere yol açabilir. Bu durum da kalp fonksiyonlarını dolaylı olarak etkileyebilir." diyerek uyarıları sıralıyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Alıcı da şu önerilerde bulundu: "Kırmızı et tüketimini porsiyonlu ve dengeli şekilde yapın. Günde 1-2 porsiyondan fazla kırmızı et tüketmemeye özen gösterin. Yağsız etleri tercih edin ve pişirme yöntemlerinde yağ kullanımını sınırlayın. Fırınlama, ızgara veya haşlama gibi yöntemler tercih edilebilir. Bol sebze ve meyve tüketerek etin yanında lif alımını artırın. Lif, kolesterolün emilimini engelleyerek kalp sağlığını korumaya yardımcı olur. Bol su için. Su, sindirimi kolaylaştırır ve tansiyonu dengeler. Kurban Bayramı'nda sevdiklerinizle birlikte güzel sofralar kurarken, kalp sağlığınızı da ihmal etmeyin. Aşırıya kaçmadan, dengeli ve bilinçli bir şekilde beslenerek bu özel bayramı sağlıklı bir şekilde geçirebilirsiniz."

Uzman uyarısı: Kalp sağlığı için bilinçli olmak önemli Haber

Uzman uyarısı: Kalp sağlığı için bilinçli olmak önemli

Kalbin günlük yaşanan her şeyden etkilenebileceğini söyleyen Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Fatih Karakaş kalp sağlığıyla ilgili önemli bilgiler verdi. Kalbin anne karnında ilk çalışmaya başlayan ve hayatta olunduğu süre içerisinde durmadan vücuda gerekli olan yakıtı, oksijen ve besinleri kanı vücuda pompalayan organ olduğunu hatırlatarak; “Kalbimiz 1 dakikanın altında çalışmadığı zaman hayatımızı devam ettirebilmemiz mümkün değildir. O yüzden de sağlıklı bir yaşam için kalp sağlığımızın yerinde olması en temel unsurlardan bir tanesidir” dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlığı fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik hali olarak tanımladığını belirten Dr. Karakaş, yaşanan her şeyden, tüm duygulardan ve sosyal olaylardan da etkilendiğini göz önünde bulundurarak kalp sağlığı için kalp hastalıklarını iyi bilmek gerektiğini ifade etti. Kalp sağlığı deyince akla sıklıkla kalp krizinin geldiğini belirtti ve kalp krizlerinin yalnızca ileri yaştaki ve eşlik eden hastalıkları olan bireylerde görüldüğü şeklindeki düşüncenin eksikliğine dikkat çeken Karakaş, sanılanın aksine kalp krizlerinin genç yaştaki bireyleri de etkilediğini anlattı. Dünya üzerinde her 40 saniyede bir kişinin kalp krizi geçirdiğini ve kalp krizi geçiren her 4 kişiden 1 kişinin ilk 1 saat içerisinde hastaneye bile ulaşamadan yaşamını yitirdiğini vurgulayan Dr. Karakaş, “Her 2 kişiden birisinde kalp damar tıkanıklığı hiçbir belirti vermeden kalp krizi ya da ölüm olarak kendisini göstermekte. Böyle olunca büyük bir toplum sağlığı problemi ile karşı karşıyayız” dedi. “Çocukluk, erişkin ve yaşlılık döneminde de ortaya çıkabilir” Kardiyolog Dr. Karakaş, kalp hastalıklarının ve yönetiminin bilinmesi gerektiğinin altını çizerek, kalp damar tıkanıkları ya da kalp krizlerinin kalp hastalıklarının sadece ufak bir bölümü olduğunu; kalbin çok muazzam ve çok organize çalışan bir organ olduğunu anlattı. Kalbin düzgün çalışması için içerisindeki kaslar, kapaklar, iletim sistemi ve kendi damarları bir arada ve kesintisiz bir şekilde uyum içerisinde çalışması gerektiğinden bahseden Dr. Karakaş, “Tabi kalp hastalığı bu anlattıklarımızın hepsinden olabileceği için aslında kalp hastalığı sadece kalp damar tıkanıklığı değil belki onlarca çeşit kalp hastalığı olabilir. Bu kalp hastalıkları da sadece ileri yaşlarda değil, anne karnında başlayıp çocukluk döneminde, erişkin döneminde ve yaşlılıkta çıkabilir. Doğuştan olan bir kalp hastalığı kendisini doğumdan hemen sonra göstermeyebileceği ve ileri yaşlarda gösterebileceği gibi doğuştan olmayan bir kalp hastalığı ileri yaşlarda olabilir. Bu yüzden kalp hastalıklarının ne olduğunu, kalbimizin durumunu ve nelerin kalp hastalığına yol açacağını, kalp hastalığı var ise bunu nasıl yöneteceğimizi bilmemiz gerekir” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Tayfun Uzbay: Covid aşıları kalp hastalıkları ve pıhtı riskini azaltıyor Haber

Prof. Dr. Tayfun Uzbay: Covid aşıları kalp hastalıkları ve pıhtı riskini azaltıyor

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Başkanı ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, "Milyarlarca insana uygulanan kovid aşıları bir sorun yaratsaydı, bu kadar geniş bir popülasyonda gözden kaçması mümkün değildi." açıklamasında bulundu. Üsküdar Üniversitesi'nden yapılan açıklamaya göre, Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Başkanı ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, BMJ Journals'ta yayımlanan araştırmaya göre, koronavirüs aşısının, koronavirüs geçiren kişilerde kalp hastalıkları oluşma riskini azaltmasını değerlendirdi. Açıklamada görüşlerine yer verilen Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, günümüzde gençlerin iyi ve sağlıklı beslenmediğini ve hareketsiz kaldıklarını vurgulayarak, "Bütün bunlar gençlerde kalp krizi ve pıhtı gibi sorunları tetikleyebilir." ifadelerini kullandı. İnsanların normal zamanlarda da çevrelerinde olabilecek olguları Covid aşılarına bağlayabildiğini aktaran Uzbay, Covid-19'un nedeni olan virüsün de hastalığa ve pıhtıya neden olabileceğini ve aşılanarak korunmanın daha sağlık bir yaklaşım olduğunu belirtti. BMJ Journals'ta yayımlanan çalışmanın sonuçlarının aklı selim bilim insanlarının önerilerini doğruladığını ifade eden Uzbay, şunları kaydetti: "20 milyon kişinin bir yıl boyunca takip edildiği çalışmanın sonuçlarına göre aşıların bırakın neden olmayı, insanları kalp hastalıkları ve pıhtı riskinden koruduğunu gösteriyor. Çalışmadaki örneklem sayısı oldukça yüksektir ve çalışma bilimsel olarak aşıların böyle bir riski olmadığına önemli bir kanıt sunmaktadır. Aşılanmış ve aşılanmamış kişilerin karşılaştırılması da olabilir, ancak şart değil. Aşılar kalp hastalığı ve pıhtıya neden olsaydı bunu aşılanmış grubun içinde de ciddi bir artış olarak görürdük."

Kalp sağlığı için beslenme önerileri: Balık, sebze ve meyve tüketin Haber

Kalp sağlığı için beslenme önerileri: Balık, sebze ve meyve tüketin

Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Günde en az 8-10 bardak su için. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir” dedi.Kalp sağlığı için sağlıklı bir beslenme alışkanlığının edinilmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, “Kalp hastalıkları için risk oluşturan yüksek kan basıncı (hipertansiyon), fazla kilo ve yüksek kolesterol durumlarına karşı sağlıklı beslenme alışkanlığı ile mücadele edilebilir. Kan dolaşımındaki kolesterolün yüzde 75'i karaciğerde, yüzde 25'i ise aldığımız gıdalardan emilir. Gıdalarla aldığımız yağın miktarı ve türü, kan kolesterol düzeyine önemli ölçüde etki eder. Dolaşımdaki fazla kolesterol, kalbi besleyen damarların iç yüzeylerinde 'plak' adı verilen birikimler yapar. Bu plaklar da büyüyerek kan dolaşımını engeller. Ancak kalp hastalığına yol açan asıl etken yağın miktarından ziyade yağın türüdür. Ayrıca günde 6 gramdan fazla tuz tüketilmemelidir" diye konuştu. “Doymuş ve trans yağlar tüketmeyin” Yapılması gerekenin günlük kalorinin en fazla yüzde 30'unu yağlardan almak ve 'Kötü' yağları 'İyi' yağlarla değiştirmek olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, şu bilgileri paylaştı: “Doymuş ve trans yağların tüketimi 'Kötü Kolesterol' olarak bilinen LDL kolesterol düzeyini, dolayısıyla kalp hastalığı riskini artırır. Bu tip yağlardan alınan kalorinin, günlük toplam kalorinin yüzde 10'nunu aşmaması gerekiyor. LDL kolesterolü yüksek ya da kalp hastası olanlarda ise bu oran yüzde 7'nin altına, kolesterol alımı ise günde 200 miligramın atına inmelidir. Margarin, kırmızı et, yumurta sarısı, tam yağlı süt ve ürünleri, kızarmış gıdalar, hamburger ve benzerleri, ticari unlu mamuller bu tür 'kötü' yağların başlıca kaynaklarıdır. Doymamış yağlar ise LDL kolesterol düzeyini düşürürken, 'İyi Kolesterol' olarak adlandırılan HDL kolesterolü artırır. Zeytinyağı, fındık yağı, mısırözü yağı, balık, ceviz, soya fasulyesi bu 'İyi' yağların kaynaklarıdır ve günlük kalorinin en fazla yüzde 30'u olması gereken yağ tüketiminde bunlara ağırlık verilmelidir.” “Haftada 4 yumurtayı aşmayın, kırmızı et yerine balık tercih edin” Kalp sağlığını korumak için yapılması gerekenlerden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, “Orta derecede karbonhidratlar, proteinler ve az miktarda ancak sağlıklı yağlardan oluşan dengeli öğünlerle beslenin. Tam yağlı süt ve ürünleri yerine yağı azaltılmış olanları tercih edin. Haftada 4 yumurtadan fazlasını yemeyin. LDL kolesterolü yüksek kişiler yumurta sarısı bakımından daha da dikkatli olmalıdırlar. Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su içmelisiniz. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir" şeklinde konuştu.

Soğuk havalar kalp sağlığını olumsuz etkiliyor Haber

Soğuk havalar kalp sağlığını olumsuz etkiliyor

Soğuk havalar kalp sağlığını olumsuz etkilediğinden kalp hastalığı olanların kış aylarında gerekli tedbirleri almalarının çok önemli olduğunu söyleyen ANKA Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Fehmi Kaçmaz, muhtemel riskleri anlattı. “Soğuk hava kalbinizin yükünü arttırıyor” Mevsimler arasında yaşanan ani ısı değişiklikleri insan sağlığını etkileyebildiğini dile getiren Prof. Dr. Kaçmaz, “Soğuk havalarda kalp atım sayısı, kan basıncı yükseliyor, damarlar büzüşüyor ve kalbe binen iş yükünü arttırıyor. Bu nedenle özellikle yaşlıların, çocukların ve kalp rahatsızlığı olanların soğuk havalarda daha dikkatli olması gerekiyor. Soğuk havalar ile birlikte grip ve zatürre gibi hastalıkların görülme ihtimali de artıyor. Bu tür hastalıklar özellikle kronik kalp hastalığı olanlarda çok ağır seyretmekle birlikte kalp yetersizliği hastalarının stabil olan durumunun bozularak hastaneye yatmalarına ve hatta ölüme kadar ilerleyebiliyor. Özellikle yaşlılar ve kronik kalp hastalığı bulunanların soğuk havalarda, zorunlu olmadıkça ev dışına çıkmamalı, çıktığında soğuktan koruyacak giysiler giymeli. Soğuğun etkisini en aza indirmek için özellikle birkaç kat halinde sıcak tutacak giysiler giyilmelidir. Tek bir kalın giysi giymek yerine, birkaç kat ince giysi giyinmek soğuktan korunmak için daha yardımcıdır. Ayrıca dış ortamda ağır işler yapmamalıdır. İş yapmanın dışında uzun yürüyüşler de sakıncalı olabilir. Soğukta rüzgâra karşı yürüyenlerde daha farklı problemler de olabilir” şeklinde konuştu. “Kalp sağlığını korumak için beslenmenize dikkat edin” Kalp sağlığını korumak için beslenmeye de dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen ANKA Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Fehmi Kaçmaz, “Kışın soğuğun etkisiyle genellikle daha fazla yemek yenir, tatlılara ve hamur işlerine ağırlık verilir. Oysaki kış ayları, sebze ve meyve bolluğunun olduğu aylardır. Kırmızı sebze olarak havuç, kırmızı pancar, kırmızılahana ve balkabağı; yeşil sebze olarak ıspanak, pırasa, brokoli, lahana ve marul cinsleri; beyaz sebze olarak da kereviz, turp, yerelması gibi kök sebzeler bolca bulunur. Ayrıca kuru baklagillerin de bu dönemde bolca tüketilmesi yararlıdır. Et olarak sık sık balık tüketmek oldukça faydalıdır, ancak kızartma veya yağsız tavada ızgara şeklinde pişirilmemelidir. Kışa direnmek çok yiyerek değil, nitelikli yiyerek mümkün olur. Bunların dışında gün de en az 1.5-2 litre su tüketmeye dikkat edilmelidir” diye konuştu.

Kardiyoloji uzmanından bilgi: Nabzımız neden düşer ve nasıl tedavi edilir? Haber

Kardiyoloji uzmanından bilgi: Nabzımız neden düşer ve nasıl tedavi edilir?

NİLGÜN TAZE (İLKHABER) - Günümüzde, kalp sağlığı her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Nabız hızı, genellikle kalbin sağlığı ve vücudun genel durumu hakkında önemli bilgiler sunar. Kardiyoloji uzmanı Dr. Murat Şener, nabzın neden düşebileceği ve bu durumun nasıl tedavi edilebileceği hakkında bilgiler verdi. Nabız düşüklüğü, vücudunuzun normalden daha yavaş bir hızda çalıştığını gösterir. Nabız, vücudun kalp atışlarının dakikadaki sayısını ifade eder. Bu önemli bir sağlık göstergesidir ve bazı durumlarda düşebilir. Peki, nabzımız neden düşer ve nasıl tedavi ederiz. Kardiyoloji uzmanı Dr. Murat Şener tarafından verilen bilgilere göre, nabız düşüklüğünün sebebi tespit edilmeli ve tedavi planı buna göre oluşturulmalıdır. İşte nabız düşüklüğü ve tedavi yöntemleri hakkında bilgiler: Nabız Düşüklüğü Neden Olur? Nabız düşüklüğü birçok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir. En sık rastlanan nedenler arasında yaşlılık, kalp problemleri, düşük tansiyon, kalp blokları, kalp kası hastalıkları, tiroid bezi sorunları, ilaç yan etkileri ve bazen genetik faktörler yer alır. Fiziksel Aktivite: Uzun süreli ve aşırı fiziksel aktivite sonrası nabzın düşmesi normaldir. Aşırı spor yapmak veya uzun süreli koşu gibi aktiviteler kalp atış hızını geçici olarak düşürebilir. Yaş: Yaş ilerledikçe nabzın doğal olarak yavaşlaması muhtemeldir. İlaçlar: Bazı ilaçlar, özellikle kalp ritmini düzenleyen ilaçlar, nabzın düşmesine neden olabilir. Kalp Problemleri: Kalp blokları gibi kalp problemleri de düşük nabza yol açabilir. Nörovasküler Nedenler: Sinir sistemi sorunları, vücudun kalp hızını düzenlemesini etkileyebilir. Dehidrasyon: Ciddi dehidrasyon nabzın düşmesine yol açabilir. Nabız Düşüklüğü Nasıl Tedavi Edilir? İlaç Tedavisi: Bazı durumlarda, ilaçlar kullanılarak nabız yükseltilebilir. Ancak bu ilaçların kullanımı sadece bir uzman doktor tarafından önerilmelidir. Kalp Pili: Kalp ritmi sorunları olan ve kalp pili gerektiren durumlarda kalp pili takılabilir. Kalp pili, kalbin düzenli olarak atmasına yardımcı olan bir cihazdır. Sağlıklı Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Düşük nabız sorununu yönetmek ve düzeltmek için sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri yapmak önemlidir. Bu, düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve sigara içmemeyi içerebilir. Su İçme: Dehidrasyon nabzın düşmesine neden olabilir, bu nedenle yeterli miktarda su içmek önemlidir. Kafein ve Alkol İçme:* Kafein ve alkol, nabzın düşmesine neden olabilir. Bu nedenle bu maddelerin aşırı tüketiminden kaçınılmalıdır. Doktor Takibi: Düşük nabız ciddi bir sorunsa veya sürekli olarak devam ediyorsa, bir doktora danışmak önemlidir. Doktor, daha fazla inceleme ve tedavi önerebilir. Düşük Nabız Nasıl Yükseltilir? Nabzı düşürmeye yol açan sorunların düzeltilmesi önemlidir. İlaçların yan etkileri veya tiroit bezi sorunları gibi altta yatan sağlık sorunları çözülmelidir. Egzersiz, tansiyon kontrolü ve kalp sağlığı için kardiyovasküler egzersizlere odaklanılmalıdır. Sağlıklı bir beslenme alışkanlığı edinmek ve kilo kontrolü sağlamak önemlidir. Sigara ve aşırı alkol tüketiminden uzak durulmalıdır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.