#Kanada

İLKHABER-Gazetesi - Kanada haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kanada haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kuzeyde dondurucu soğuk, güneyde kavurucu yangın Haber

Kuzeyde dondurucu soğuk, güneyde kavurucu yangın

Kuzey yarım kürenin büyük bir bölümü dondurucu soğukların etkisi altındayken özellikle Sibirya, Kuzey Kanada ve Grönland gibi bölgelerde sıcaklıklar eksi 50 derecenin altına kadar gerileyerek rekor seviyelere ulaştı. Özellikle, kuzey yarım küredeki Kanada, ABD, Rusya, ve Japonya gibi rekor kar yağışlarının görüldüğü ülkelerde ise şiddetli kış mevsimi koşulları hayatı olumsuz etkiliyor. Avustralya, yangınların yıkıcı yüzünün en fazla görüldüğü ülke olurken Arjantin, Şili ve Güney Afrika'da da yangınlar etkisini gösteriyor. Yangınların her yıl yüz binlerce hektarlık alanlara yayıldığı, yüz binlerce kişinin hayatını olumsuz etkilediği Avustralya'da, bu yıl da güneyde Victoria kenti ile Güney Avustralya ve Batı Avustralya eyaletleri yangınlarla mücadele ediyor. Victoria eyaletinde 40-50 dereceleri bulan hava sıcaklıkları, kuru hava koşulları ve rüzgarlar, yılın başında büyük yangınlara yol açtı. Eyalette, 400 bin hektardan fazla ormanlık alan yandı, 900'den fazla yapı hasar gördü, binlerce kişi için tahliye uyarıları yapıldı. Yangınlarda 1 kişi hayatını kaybederken 20 binden fazla çiftlik hayvanının öldüğü tahmin ediliyor. Yangınlar ve şiddetli rüzgarlar nedeniyle yaklaşık 38 bin ev ve iş yerinde elektrik kesintisi yaşandı. Yetkililer, Victoria'da 18 yerel yönetim bölgesinde "afet durumu" ilan edildiğini açıkladı. Eyaletteki Longwood ve Walwa bölgelerinde büyük yangınların kontrol altına alınamadığı, Harcourt ve Ravenswood bölgelerinde alevlerin yerleşim yerlerini tehdit ettiği, Skipton ve Streatham kırsalında ise tarım arazilerinin yoğun risk altında olduğu belirtiliyor. Güney Avustralya eyaletinde ise yangınlarda, Fleurieu Yarımadası'ndaki Deep Creek Ulusal Parkı'nda yaklaşık 4 bin 500 hektar alan yandı. Yetkililer, 12 Şubat itibarıyla büyük ölçüde kontrol altına alınmasına karşın yangın riskinin sürdüğü eyaletteki Tooperang ve Mount Compass bölgelerinde ise aktif yangın noktaları bulunduğu bilgisini paylaştı. Batı Avustralya'nın Perth kenti yakınlarındaki High Wycombe ve Maida Vale bölgeleri için de yangınlar nedeniyle acil durum seviyesinde uyarılar yayımlandı. ŞİLİ Arjantin ve Şili'nin Patagonya bölgesinde ise ocak ayında başlayan orman yangınları kısmen kontrol altına alınsa da etkisini sürdürüyor. Şili Orman Kurumunun (CONAF) güncel verilerine göre, ülke genelinde hala birkaç noktada yangınla mücadele devam ediyor. Yangınlar ilk olarak ocak başında Arjantin'in Chubut eyaletinde çıkarken ay ortasında ise Şili'nin güneyine sıçradı. Alevler kuzey Patagonya ile Şili'nin orta-güney kesimlerindeki And Dağları eteklerine kadar yayıldı. Şili'de Biobio ve Nuble bölgelerindeki yangınlarda 23 kişi hayatını kaybetti, on binlerce kişi tahliye edildi. Güney Amerika ülkesi Şili'de 60 bin hektar alanda etkili olan yangınlarda 1000'den fazla ev ve yapı kullanılamaz hale geldi. ARJANTİN Arjantin'in güneyinde ise yıldırım düşmesi sonucu başlayan yangınlar Chubut eyaleti, Los Alerces Ulusal Parkı, Epuyen ve El Hoyo gibi bölgelerde devam ediyor. Burada ise 45 bin hektar alan kül olurken yangınlar, turistler ve bölge sakinlerinden oluşan binlerce kişinin tahliyesine yol açtı. Yangınlarda, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan ve 2 bin 600 yıllık ağaçlarıyla bilinen Los Alerces Ulusal Parkı'nın geniş bölümleri de zarar gördü. Yetkililer, durumun kısmen kontrol altına alınmasına rağmen iki ülkede de bazı bölgelerde yangınların halen sürdüğünü belirtiyor. Uzmanlar, aşırı sıcaklık, uzun süren kuraklık ve şiddetli rüzgarların yangınların yayılmasında etkili olduğuna işaret ediyor. GÜNEY AFRİKA Güney Afrika Cumhuriyeti, 2026 itibarıyla son 10 yılın en yıkıcı yangın sezonlarından birini geçiriyor. Ocak ayında başlayan ve henüz tamamen kontrol altına alınamayan orman yangınlarında özellikle Batı Cape ve Doğu Cape eyaletlerinde geniş alanlar zarar gördü, binlerce kişi tahliye edildi. Yetkililer, Batı Cape'deki yangınlarda kül olan toplam alanın 132 bin hektarı aştığını açıkladı. Doğu Cape'deki Oyster Bay ve Zwartenbosch bölgesi çevresinde de alevlerin yerleşim yerlerini tehdit ettiği, bazı bölgelerde "acil tahliye" talimatı verildiği belirtildi. Başkent Cape Town'ın Dunoon bölgesinde çıkan yangında ise yaklaşık 5 bin kişi evsiz kalırken üzüm bağları ve meyve bahçeleri başta olmak üzere, tarım alanlarında ciddi zarar oluştu.

Kanada, Suriye ve HTŞ’yi kara listeden çıkardı Haber

Kanada, Suriye ve HTŞ’yi kara listeden çıkardı

Kanada hükümeti, Suriye’ye yönelik 12 yıldır uyguladığı terör bağlantılı yaptırım sınıflandırmalarında önemli bir değişikliğe gitti. Açıklamaya göre Suriye, “terörü destekleyen yabancı devletler” listesinden çıkarıldı. Aynı kararla, Beşar Esad’ı devirmeyi hedefleyen muhalif yapılanmaların öncüsü olan Heyet Tahrir Şam (HTŞ) da Kanada’nın “terör örgütleri” listesinden çıkarılmış oldu. Kararın, İngiltere ve ABD dahil olmak üzere birçok müttefikin son dönemde attığı adımlarla uyumlu olduğu belirtildi. Kanada hükümetinin duyurusunda, Suriye’nin listeden çıkarılmasının, geçiş hükümetinin ülkenin istikrarını sağlama çabalarını desteklediği vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Bu kararlar, Suriye geçiş hükümetinin ülkenin istikrarını ilerletme, vatandaşları için kapsayıcı bir gelecek inşa etme ve bölgesel güvenliği güçlendirme yönündeki çabalarına uygun olarak alınmıştır.” Ancak Kanada, eski Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın aile üyeleri ve rejimin eski üst düzey yetkililerinin de aralarında bulunduğu 56 Suriyeli bireye yönelik yaptırımların devam ettiğini açıkladı. Suriye’den Karara Memnuniyet Suriye Dışişleri Bakanlığı, Kanada’nın kararını olumlu karşıladıklarını duyurdu. Yapılan açıklamada: Kararın Suriye halkı üzerindeki yaptırım etkilerinin fark edildiğini gösterdiği, Kanada ile ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olduğu, Suriye’nin uluslararası ortaklarla yapıcı diyaloğa hazır olduğu vurgulandı. Bakanlık, “Bu adım, iki ülke arasındaki ilişkilerin ilerletilmesinde önemli bir dönüm noktasıdır.” açıklamasında bulundu. 2012’den Beri Listede Yer Alıyordu Kanada, Suriye’yi 2012 yılında Esad rejiminin demokrasi yanlısı protestoları sert şekilde bastırması ve ülkenin iç savaşa sürüklenmesi sonrası “terörü destekleyen devletler” listesine eklemişti. Son kararla birlikte bu sınıflandırma 12 yıl sonra kaldırılmış oldu.

Ünlü oyuncu James McAvoy'un Toronto Film Festivali sırasında bir barda saldırıya uğradığı iddia edildi Haber

Ünlü oyuncu James McAvoy'un Toronto Film Festivali sırasında bir barda saldırıya uğradığı iddia edildi

"Split", "X-Men" ve "Atonement" gibi filmlerin yıldızı, İskoç aktör James McAvoy'un, 4-14 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Toronto Uluslararası Film Festivali (TIFF) için bulunduğu Kanada'da tatsız bir olay yaşadığı öne sürüldü. "SARHOŞ BİR ADAM SIRTI DÖNÜKKEN YUMRUK ATTI" People dergisinin bir kaynağa dayandırdığı habere göre, olay 8 Eylül Pazartesi gecesi yarısından hemen önce Toronto'daki "Charlotte's Room" isimli barda meydana geldi. İddiaya göre, filminin yapımcılarıyla sakin bir toplantı halinde olan McAvoy, o sırada mekandan dışarı çıkarılan aşırı alkollü bir adamın hedefi oldu. Kaynak, "James'in sırtı ona dönüktü ve adam ona yumruk attı" diyerek olayın tamamen sebepsiz ve rastgele olduğunu belirtti. MCAVOY'UN TEPKİSİ: SAKİNLEŞTİRİP OLAYI GÜLEREK GEÇİŞTİRDİ Saldırının ardından ünlü oyuncunun olayı büyütmediği, tam tersine durumu sakinleştirmeye çalıştığı ve diğerlerinin saldırganı uzaklaştırmasına yardımcı olduğu öğrenildi. McAvoy'un, saldırıdan sonra mekanda kalmaya devam ettiği ve olayı arkadaşlarıyla birlikte gülerek geçiştirdiği de gelen bilgiler arasında. YÖNETMENLİK KOLTUĞUNDAKİ İLK FİLMİYLE FESTİVALDE James McAvoy, yönetmenlik koltuğuna oturduğu ilk filmi olan "California Schemin'"in 7 Eylül'deki galası için Toronto'da bulunuyordu. Film, kendilerini Amerikalı gibi tanıtarak Londra'da bir plak anlaşması imzalayan İskoç rap ikilisi Silibil N' Brains'in gerçek hikayesini anlatıyor. McAvoy, filmde ikiliyi kandıran bir müzik yapımcısını canlandırıyor.

Kanada, BM Genel Kurulu’nda Filistin Devleti’ni tanıyacağını açıkladı Haber

Kanada, BM Genel Kurulu’nda Filistin Devleti’ni tanıyacağını açıkladı

Kanada Başbakanı Mark Carney, eylül ayında yapılacak Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu 80’inci oturumunda Filistin Devleti'ni tanıyacaklarını açıkladı. İsrail’in Gazze’deki katliamlarına ve neden olduğu insani krize tepkiler sürerken, Filistin’e bir destek de Kanada’dan geldi. Kanada Başbakanı Mark Carney, yaptığı yazılı açıklamada ülkesinin uzun süredir iki devletli çözüm fikrine bağlılığını sürdürdüğünü belirterek, "Sivillerin giderek artan acıları, barış, güvenlik ve insan hayatının onurunu desteklemeyi hedefleyen koordineli uluslararası eylemde gecikmeye yer bırakmamaktadır" ifadelerini kullandı. "İki devletli çözümü korumak, şiddet veya terörizm yerine barışı seçen tüm insanlarla birlikte durmak ve İsrail ile Filistin devletlerinin barış içinde bir arada yaşama konusundaki doğal arzularını güvenli ve müreffeh bir gelecek için tek yol haritası olarak onurlandırmak anlamına gelir" diyen Karney, "Bu nedenlerle Kanada, 2025 yılının eylül ayında yapılacak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 80’inci oturumunda Filistin Devleti'ni tanıma niyetindedir" ifadelerine yer verdi. "İSRAİL İÇİN BARIŞA GİDEN YOL, FİLİSTİN DEVLETİ’Nİ DE GEREKTİRMEKTEDİR" Kanada’nın güçlü ve demokratik bir Filistin yönetiminin yanında, İsrail’in varlığını da desteklediğini hatırlatan Carney, "Kanada, Orta Doğu'da barış ve güvenlik içinde yaşayan bağımsız bir devlet olarak İsrail'in varlığını her zaman kararlılıkla destekleyecektir. İsrail için kalıcı barışa giden yol, aynı zamanda İsrail'in güvenlik ve barışa ilişkin vazgeçilmez haklarını tanıyan, yaşayabilir ve istikrarlı bir Filistin Devleti’ni de gerektirmektedir" değerlendirmesinde bulundu. "KANADA YAPICI BİR ORTAK OLACAKTIR" Uluslararası ortaklarıyla birlikte Filistin için yönetişim ve güvenlik düzenlemelerini belirleyen ve Gazze'ye gerekli ölçekte insani yardımın ulaştırılmasını sağlayan bir barış planı için çalışacaklarını vurgulayan Carney, "Kanada, bölgede adil, anlamlı ve kalıcı bir barışın ve tüm Filistinlilerle İsraillilerin onuruna, güvenliğine ve özlemlerine saygı duyan bir geleceğin inşasında yapıcı bir ortak olacaktır" dedi.

22 ülkeden İsrail’e Gazze çağrısı: Yardımlar derhal başlamalı, aksi takdirde somut adımlar yolda Haber

22 ülkeden İsrail’e Gazze çağrısı: Yardımlar derhal başlamalı, aksi takdirde somut adımlar yolda

İngiltere, Fransa ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu 22 ülke, İsrail’e Gazze’ye yardımların bütünüyle yeniden başlamasına derhal izin verme çağrısı yaptı. İngiltere, Fransa ve Kanada hükümetleri ise ayrı bir ortak açıklama yayınlayarak, İsrail’in Gazze’ye saldırıları durdurmaması ve insani yardım ablukasını kaldırmaması halinde "somut adım atma" tehdidinde bulundu. İngiltere, Fransa ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu 22 ülkenin dışişleri bakanları ile AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, İsrail’e Gazze’ye yardımların bütünüyle yeniden başlamasına derhal izin verme çağrısı yaptı. Japonya, Yeni Zelanda ve Avustralya’nın da aralarında yer aldığı 22 ülke ve AB, yaptıkları ortak açıklamada, "Yardımların sınırlı ölçüde yeniden başladığına dair bazı işaretler bulunduğunu kabul ediyoruz fakat İsrail, iki aydan fazla bir süre boyunca Gazze’ye insani yardım girişini engellemiştir. Gıda, ilaç ve temel ihtiyaç malzemeleri tükendi. Halk, açlıkla karşı karşıya. Gazze halkı, şiddetle ihtiyaç duyduğu yardımları almalı" ifadelerini kullandı. Ortak açıklamada İsrail’in Gazze’ye yardım dağıtım sistemini değiştirme planları şiddetle reddedilerek, "İsrail güvenlik kabinesinin, Gazze’ye yardım ulaştırılması için yeni bir modeli onayladığı bildiriliyor. Ancak BM ve insani yardım ortaklarımız, bu modeli desteklemiyor. Bu kuruluşlar, insani ilkelerin tam anlamıyla gözetilmediği hiçbir düzenlemenin parçası olmayacaklarını açık bir şekilde ifade ettiler. İnsani ilkeler, dünyanın her yerindeki çatışmalarda önemlidir ve her savaş bölgesinde tutarlı bir şekilde uygulanmalıdır" denildi. İsrail’in önerdiği yardım dağıtım modelinin BM ve güvenilir ortaklarının rolünü zayıflattığı ve insani yardımı siyasi ve askeri hedeflerle ilişkilendirdiği ifade edilen açıklamada, "İnsani yardım hiçbir zaman siyasallaştırılmamalı, Filistin toprakları küçültülmemeli ve herhangi bir demografik değişime maruz bırakılmamalıdır" denildi. Açıklamada, "İnsani yardım bağışçıları olarak İsrail hükümetine iki net mesajımız var: Gazze’ye yardımların tamamen yeniden başlamasına derhal izin verin ve BM ile insani yardım kuruluşlarının hayat kurtarmak, acıları hafifletmek ve insan onurunu korumak için bağımsız ve tarafsız bir şekilde çalışmalarına olanak sağlayın" denildi. Açıklamaya Avustralya, Kanada, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, İzlanda, İrlanda, İtalya, Japonya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, Portekiz, Slovenya, İspanya, İsveç ve İngiltere dışişleri bakanları ile AB Yüksek Temsilcisi Kallas, AB Komisyonunun Kriz Yönetiminden Sorumlu Üyesi Hadja Lahbib ve AB Komisyonunun Akdeniz’den Sorumlu Üyesi Dubravka Suica da imza attı. Ortak açıklama, Birleşmiş Milletler’in Gazze’ye yalnızca dokuz yardım kamyonunun girişine izin verildiğini bildirmesi ve bu durumu "Bu, bölgedeki insani kriz karşısında denizde bir damla" şeklinde nitelendirmesinin ardından yapıldı. İNGİLTERE, FRANSA VE KANADA’DAN İSRAİL’E "SOMUT ADIM" TEHDİDİ İngiltere, Fransa ve Kanada ise, 22 ülkenin dışişleri bakanları tarafından yayınlanan açıklamaya paralel olarak başka bir ortak açıklama yayınladı. Üç ülke, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını kınadı ve İsrail’in yeniden başlattığı saldırıları durdurmaması ve insani yardımlara uyguladığı ablukayı kaldırmaması halinde "ilave somut adımlar" atacaklarını açıkladı. Gazze ve Batı Şeria’daki duruma ilişkin olarak yayınlanan ortak açıklamada, "İsrail’in Gazze’ye yönelik askeri operasyonlarını genişletmesini şiddetle reddediyoruz. Gazze’de insanların yaşadığı acı, tahammül edilemez seviyeye ulaştı. İsrail’in dün Gazze’ye temel düzeyde gıda girişine izin vereceğini açıklaması kesinlikle yetersizdir. İsrail hükümetine Gazze’deki operasyonlarını derhal durdurması ve insani yardımların Gazze’ye girişine derhal izin vermesi çağrısında bulunuyoruz" denildi. Hamas’a da 7 Ekim’den bu yana tutulan esirlerin derhal serbest bırakılması çağrısı yapılan açıklamada, İsrail’in 7 Ekim’deki saldırının ardından kendisini savunma hakkını her zaman desteklediklerini fakat mevcut uygulamanın kesinlikle ölçüsüz olduğu ifade edildi. Açıklamada, "İsrail hükümetinin sivillere yönelik temel insani yardımı reddetmesi kabul edilemez ve uluslararası insancıl hukukun ihlali riskini taşır. İsrail hükümetinin bazı üyeleri tarafından yakın zamanda kullanılan ve Gazze’deki yıkım nedeniyle sivillerin yer değiştirmek zorunda kalacaklarını öne süren iğrenç ifadeleri kınıyoruz. Kalıcı bir şekilde zorla yerinden etme, uluslararası insancıl hukukun açık bir şekilde ihlalidir" denildi. Açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümetin böylesine vahim adımlar atarken bu olanları izlemekle yetinilmeyeceği kaydedilerek, "Eğer İsrail yeniden başlatılan askeri operasyonları durdurmaz ve insani yardımlara yönelik kısıtlamaları kaldırmazsa, buna karşılık olarak ilave somut adımlar atacağız" denildi. İngiltere, Fransa ve Kanada’nın Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimlerin genişletilmesine yönelik her türlü teşebbüse de karşı oldukları vurgulanan açıklamada, "İsrail, yasa dışı olan ve Filistin devletinin sürdürülebilirliğini ve hem İsraillilerin hem de Filistinlilerin güvenliğini tehlikeye atan yerleşim faaliyetlerini durdurmalıdır. Bu konuda, hedeflere yönelik yaptırımlar dahil olmak üzere ilave adımlar atmaktan çekinmeyeceğiz" denildi. ABD, Katar ve Mısır’ın Gazze’de derhal bir ateşkes sağlanmasına yönelik çabalarına da destek verilen açıklamada, böyle bir ateşkesin geriye kalan rehinelerin serbest bırakılması, Gazze’deki sivillerin acılarının hafifletilmesi, Hamas’ın Gazze üzerindeki kontrolünün sona erdirilmesi ve iki devletli çözümün yolunun açılması için büyük bir umut sunduğu kaydedildi. Açıklamada, "Bu, hem İsraillilerin hem Filistinlilerin hak ettiği kalıcı barış ve güvenliği sağlamanın ve bölgedeki uzun vadeli istikrarı teminat altına almanın tek yoludur" denildi. Ortak açıklamada ayrıca üç ülkenin Filistin yönetimi, İsrail ve ABD ile birlikte Arap Planı temelinde Gazze’nin geleceğine ilişkin uzlaşıyı tamamlama yönünde çalışmaya devam edecekleri bildirildi. Açıklamada, "Haziran ayında Birleşmiş Milletler’de yapılacak olan Yüksek Düzeyli İki Devletli Çözüm Konferansı’nın bu hedef doğrultusunda uluslararası bir uzlaşı oluşturmadaki önemli rolünü teyit ediyoruz. Filistin devletinin tanınmasının iki devletli çözüme ulaşılmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz ve bu konuda diğerleriyle iş birliği yapmaya hazırız" denildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.