#kanun teklifi

İLKHABER-Gazetesi - kanun teklifi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, kanun teklifi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dr. Şevkin, kooperatif mağduriyetleri için TBMM’ye teklif sundu Haber

Dr. Şevkin, kooperatif mağduriyetleri için TBMM’ye teklif sundu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda değişiklik öngören kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. Kooperatif ortaklarının yıllarca ödeme yapmasına rağmen konutlarına kavuşamadığını, tapu aldıktan sonra dahi hukuka aykırı borç talepleriyle karşı karşıya kaldığını belirten Şevkin, “Bu teklif, vatandaşın emeğini ve birikimini korumaya yönelik zorunlu bir adımdır” dedi. “KOOPERATİFÇİLİK SOSYAL DEVLETİN PARÇASIDIR” Dr. Müzeyyen Şevkin, kooperatifçiliğin sosyal devlet anlayışının önemli bir parçası olduğunu belirterek, “Kooperatifler güven temelli yapılardır. Bu güveni zedeleyen uygulamaların önüne geçmek, ortakların haklarını korumak ve sistemin sağlıklı işlemesini sağlamak devletin sorumluluğudur” şeklinde konuştu. “1163 SAYILI KOOPERATİFLER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ MADDE 1 – 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na 24’üncü maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki 24/A maddesi eklenmiştir. “Mali Şeffaflık ve Bilgiye Erişim” Madde 24/A – Kooperatif yönetim kurulu; a) Yıllık bilanço ve gelir-gider tablolarını, b) Aidat ve ek ödemelerin kullanımına ilişkin ayrıntılı raporları, c) Yapım işlerine ve yüklenici firmalara ilişkin sözleşmeleri genel kuruldan önce ortakların incelemesine sunmak ve elektronik ortamda erişime açmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde yönetim kurulu üyeleri kusurları oranında şahsen sorumludur. MADDE 2 – Kanun’a aşağıdaki 26/A maddesi eklenmiştir. “Aidat ve Ek Ödemelerin Belirlenmesi” Madde 26/A – Kooperatif ortaklarından alınacak aidat, ek ödeme ve benzeri mali yükümlülükler ancak genel kurul kararıyla ve açık gerekçeye dayalı olarak belirlenebilir. Genel kurul kararı ve ana sözleşme hükmü bulunmaksızın ortaklara mali yükümlülük getirilemez. Bu hükme aykırı tahsilatlar hükümsüzdür. MADDE 3 – Kanun’a aşağıdaki 26/B maddesi eklenmiştir. “Tapu Devri Sonrası Borçlandırma Yasağı” Madde 26/B – Yapı kooperatiflerinde tapu devrini almış ortaklardan, tapu tarihinden sonra; a) İnşaat giderleri, b) Yüklenici borçları, c) Yönetim kusurundan kaynaklanan mali yükümlülükler adı altında herhangi bir ödeme talep edilemez. Bu hükme aykırı talepler geçersizdir. MADDE 4 – Kanun’un 62’nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 62/A maddesi eklenmiştir. “Kamu Denetimi ve Müdahale Yetkisi” Madde 62/A – Ticaret Bakanlığı; yapı kooperatiflerinde ciddi mali usulsüzlük, inşaatın fiilen durması veya yaygın mağduriyet tespiti hâlinde; a) Özel denetim yaptırmaya, b) Yönetimi geçici olarak görevden almaya, c) Geçici yönetim veya kayyım atanmasını talep etmeye yetkilidir. MADDE 5 – Kanun’a aşağıdaki 98/A maddesi eklenmiştir. “Yaptırımlar” Madde 98/A – Bu Kanun’un şeffaflık, aidat ve denetime ilişkin hükümlerine aykırı hareket eden kooperatif yönetim kurulu üyeleri hakkında; a) İdari para cezası, b) Görevden men, c) Beş yıla kadar kooperatif yöneticiliğinden yasaklama yaptırımları uygulanır. MADDE 6 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 7 – Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.”

Gürer: Gençlerin tarımı 'Geçim kapısı' görmesi sağlamalıyız Haber

Gürer: Gençlerin tarımı 'Geçim kapısı' görmesi sağlamalıyız

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de tarımsal üretimle uğraşanların yaş ortalamasının giderek yükseldiğine dikkat çekerek, bu durumun önümüzdeki yıllarda üretimin sürdürülebilirliğini ciddi biçimde tehdit edebileceğini vurguladı. Genç çiftçilerin üretimde kalmasını teşvik edecek yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirten Gürer, bu kapsamda hazırladığı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. Artan girdi maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan güçlükler, yetersiz tarımsal gelirler ve kırsal nüfusun hızla yaşlanması gibi yapısal sorunların tarım sektörünü çıkmaza sürüklediğini ifade eden Gürer, özellikle genç nüfusun tarımdan uzaklaşmasının yalnızca bugünü değil, Türkiye’nin gelecekteki gıda güvencesini de riske atabileceği uyarısında bulundu. “GENÇLER TARIMI GEÇİM KAPISI OLARAK GÖREMİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Gençler araziye ulaşamıyor, yüksek kredi maliyetleriyle karşı karşıya kalıyor. Sosyal güvenlik ve sigorta primleri ağır bir yük oluşturuyor. Üstelik tarımdan elde edilen gelir sürdürülebilir değil. Bu teklif sosyal yardım mantığıyla değil, üretimi önceleyen bir tarım politikası anlayışıyla hazırlandı” ifadelerini kullandı. Kamuya ait tarıma elverişli tarım alanlarının genç çiftçilere bedelsiz kullanım hakkı ile tahsis edilmesini önerdiklerini aktaran Gürer, bu yolla gençlerin en temel sorunlarından biri olan tarım alanına erişim engelinin aşılmasının hedeflendiğini söyledi. “GENÇ ÇİFTÇİYE FAİZSİZ KREDİ DESTEĞİ SAĞLANMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, finansman sorununa da doğrudan çözüm getirdiklerini belirterek, genç çiftçilere bitkisel üretimden hayvancılığa, seracılıktan su ürünleri yetiştiriciliğine kadar geniş bir yelpazede faizsiz kredi imkânı sağlanmasını öngördüklerini kaydetti. Ayrıca genç çiftçilerin üretimde kaldıkları süre boyunca sosyal güvenlik primleri ile tarım sigortası primlerinin tamamının ya da belirli bir bölümünün devlet tarafından karşılanmasının, üretim maliyetlerini ciddi biçimde azaltacağını ifade etti. “ÜRETMEYENE DEĞİL, ÜRETENE DESTEK” Kanun teklifinde denetim ve izleme mekanizmalarına da özel önem verdiklerini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, desteklerin yalnızca tarımsal üretimi fiilen ve sürekli olarak yapan genç çiftçilere sağlanacağını vurguladı. Üretimin sona ermesi, arazinin amacı dışında kullanılması ya da şartların kaybedilmesi halinde desteklerin kesileceğini ve kamu tarım alanlarının geri alınacağını ifade etti. Bu yaklaşımın, kamu kaynaklarının etkin ve amacına uygun kullanımını sağlayacağını belirten Gürer, “Üretmeyene değil, üretene destek” anlayışını esas aldıklarını dile getirdi. “BU TEKLİF GIDA ARZ GÜVENLİĞİ İÇİN ZORUNLUDUR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kanun teklifinin yalnızca genç çiftçileri değil, tüm toplumu ilgilendirdiğini vurgulayarak, genç nüfusun tarım sektörüne kazandırılmasının, kırsal alanların ekonomik ve sosyal olarak güçlendirilmesinin ve tarımsal üretimde sürekliliğin sağlanmasının ülkenin gıda arz güvenliği açısından zorunlu olduğunu ifade etti. GÜRER’İN KANUN TEKLİFİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in TBMM Başkanlığına sunduğu kanun teklifi şöyle: MADDE 1- 18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanunu’na aşağıdaki ek madde eklenmiştir. “Genç çiftçilere üretime bağlı destekler EK MADDE 2- Tarımsal üretimin sürekliliğinin sağlanması, genç nüfusun tarım sektöründe istihdamının teşvik edilmesi ve kırsal alanların ekonomik ve sosyal yönden güçlendirilmesi amacıyla; on sekiz yaşını doldurmuş ve otuz yaşını doldurmamış, tarımsal üretimi fiilen ve sürekli olarak gerçekleştiren gerçek kişilere, üretim faaliyetlerini kesintisiz sürdürdükleri müddetçe aşağıda belirtilen destekler sağlanır. a) Arazi desteği: Hazineye, özel bütçeli idarelere veya kamu tüzel kişilerine ait olup tarımsal üretime elverişli olan arazilerden uygun görülenler, genç çiftçilere bedelsiz kullanım hakkı verilmek suretiyle tahsis edilebilir. Tahsis süresi, tarımsal üretimin fiilen devam etmesi şartına bağlıdır. Üretimin kesintiye uğraması, terk edilmesi veya arazinin amacı dışında kullanıldığının tespiti hâlinde, tahsis herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilir ve taşınmaz derhâl kamuya geri alınır. b) Faizsiz kredi desteği: Genç çiftçilere; bitkisel üretim, hayvancılık, su ürünleri yetiştiriciliği, seracılık ve tarıma dayalı diğer üretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere kamu bankaları aracılığıyla faizsiz kredi kullandırılabilir. Krediye ilişkin üst limitler, vade süreleri, geri ödeme koşulları ve teminat esasları; Tarım ve Orman Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir. c) Sigorta ve sosyal güvenlik desteği: Genç çiftçilerin, bu madde kapsamında yürüttükleri tarımsal üretim faaliyetleri süresince; 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca ödemekle yükümlü oldukları sosyal güvenlik primleri ile 14/6/2005 tarihli ve 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu kapsamında yaptırılan tarım sigortası primleri, tamamı veya belirlenen oranı kadar devlet tarafından karşılanabilir. Bu madde kapsamında sağlanan desteklerden yararlanılabilmesi için, genç çiftçinin tarımsal üretimi fiilen gerçekleştirdiğinin; tarımsal kayıt sistemleri, resmi belgeler ve yerinde denetimler yoluyla tespit edilmesi zorunludur. Üretim faaliyetinin sona erdiğinin veya şartların kaybedildiğinin tespiti hâlinde, sağlanan tüm destekler durdurulur. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar; başvuru şartları, denetim ve izleme mekanizmaları, desteklerin kesilmesi, geri alınması ve diğer hususlar dâhil olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Vergiye yönelik düzenlemeleri de içeren kanun teklifi TBMM'de Haber

Vergiye yönelik düzenlemeleri de içeren kanun teklifi TBMM'de

AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Başkanlığına sunuldu. Teklifle, Gelir Vergisi Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. Buna göre, sahip oldukları binaları mesken olarak kiraya verenlerin bir takvim yılı içinde elde ettikleri mesken kira gelirlerine ilişkin istisna, kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından emekli, maluliyet, dul ve yetim aylığı alanlara yönelik olarak yeniden düzenleniyor. Bu hüküm 1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe girecek. Kredi kullanarak satın aldığı gayrimenkulleri kiraya verenlerin, bu krediler için ödediği faizleri kira gelirlerini beyan ederken gider olarak indirme imkanına sahip olmaları nedeniyle kiraya verilen gayrimenkulü kredili veya kredisiz alan kişiler arasında vergi yükü açısından ortaya çıkan farklılığın ortadan kaldırılması, tasarrufların üretken yatırımlara yönlendirilmesi ve servet edinimi için katlanılan borç giderlerinin vergiye tabi gelirin tespitinde gider olarak dikkate alınmak suretiyle vergi matrahında neden olduğu erozyonun önlenmesi hedefleniyor. Buna göre, konutlar hariç olmak üzere kiraya verilen mal ve haklar dolayısıyla yapılan ve bunlara sarf olunan borçların faizleri ile konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkulün iktisap yılından itibaren 5 yıl süreyle iktisap bedelinin yüzde 5'i indirilebilecek. Bu hüküm, 2025 yılı gelir ve kazançlarına uygulanmak üzere düzenlemenin yayımı tarihinde yürürlüğe girecek. Geçici vergi mükellefiyeti bulunan mükelleflerin kazançları 3, 6, 9 ve 12 aylık dönemlerle tespit edilebilecek. Böylece dördüncü geçici vergi dönemi sisteme dahil edilerek bu dönem faaliyet sonuçlarını içeren geçici vergi beyannamesi alınması sağlanacak. Bu hüküm, 2025 yılı gelir ve kazançlarına uygulanmak üzere düzenlemenin yayımı tarihinde yürürlüğe girecek. Sürekli olarak portföyünün en az yüzde 51'i Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetlerinden oluşan fonlardan, katılma payları sadece nitelikli yatırımcılara satılabilen, Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu'nda (TEFAS) işlem görmeyen ve fon portföyüne alınacak varlık ve işlemlere ilişkin herhangi bir oransal sınırlamaya tabi olmayanlar için bir yıllık elde tutma süresine bağlı tevkifat istisnası uygulanmayacak. Bunların dışında kalan, sürekli olarak portföyünün en az yüzde 51'i Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetlerinden oluşan fonların katılma payı sahipleri ise söz konusu istisnadan yararlanmaya devam edecek. İstisna ve harç düzenlemeleri Düzenlemeyle Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu'nda yapılan değişikliğe göre, büyükşehir olan illerde il özel idareleri yerine kurulan yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları da il özel idarelerinde olduğu gibi adlarına kayıt ve tescilli taşıtların motorlu taşıtlar vergisinden istisna tutulacak. Harçlar Kanunu'nda yapılan düzenlemeye göre, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları, il özel idarelerinde olduğu gibi taşınmaz edinimlerinde ve satışlarında tapu harçlarından istisna olacak. Tapuda yapılan işlemden sonra, emlak vergisi değerinden daha düşük bir bedel üzerinden harç ödendiğinin veya beyan edilen devir ve iktisap bedelinin gerçek durumu yansıtmadığının tespit edilmesi halinde aradaki farka isabet eden harcın tarh edilmesinde, vergi ziyaı cezası yüzde 25 yerine "bir kat" şeklinde uygulanacak. Kanuna bağlı tarifedeki "değer veya ağırlık üzerinden alınan nispi harçlar" bölümünde yapılan değişikliğe göre, noterde yapılan sıfır araçların ilk tescili işlemlerinden ve tescil edilmiş araçların (ikinci el araçların) satış ve devrine ilişkin işlemlerden, 1000 liradan az olmamak üzere satış ve devir bedeli üzerinden nispi noter harcı alınacak. Bu hüküm, düzenlemenin yayımını izleyen ayın başında yürürlüğe girecek. Gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak veya trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün emlak vergisi değerinden az olmamak üzere beyan edilen devir ve iktisap bedeli üzerinden (cebri icra ve şüyuun izalesi hallerinde satış bedeli, istimlaklerde takdir edilen bedel üzerinden) devir eden ve devir alan için ayrı ayrı, tapuda kaydı bulunmayan gayrimenkullerin, zilyetlik devir sözleşmeleri ile devrinde de hükümdeki oran uygulanacak. Kanun teklifiyle, mevcut durumda harca tabi olmayan ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşları ile ağız ve diş sağlığı hizmeti sunulan özel sağlık kuruluşlarına ait belgeler, veteriner hekim muayenehane ve poliklinikleri ile hayvan hastanelerine verilen ruhsatlar ve kıymetli madenler kuruluş ve faaliyet izin belgeleri, kuyum, ikinci el motorlu kara taşıtı ve taşınmaz ticareti yetki belgeleri ile ticari havayolu ve genel havacılık işletme ruhsatlarından yıllık harç alınacak. Mevcut durumda sadece ruhsat alımında harca tabi hususi hastaneleri ve laboratuvarları açmak için düzenlenen ruhsatnameler ile turizm müessesesi işletme belgelerine ilişkin harç, yıllık alınacak. Buna göre, her yıl için kuyum ticareti ile iştigal edilebilmesi için şubeler dahil kuyum işletmeleri adına düzenlenen yetki belgelerinden 30 bin lira, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edilebilmesi için şubeler dahil işletme adına düzenlenen yetki belgeleri ile taşınmaz ticaretiyle iştigal edilebilmesi için şubeler dahil işletme ve sözleşmeli işletmeler adına düzenlenen yetki belgelerinden 20 bin lira alınacak. Bu harçlar, büyükşehir belediyesi olan illerde, bir önceki takvim yılının son günü itibarıyla Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanmış son verilere göre nüfusu 30 bini geçmeyen ilçeler hariç olmak üzere bir kat artırımlı uygulanacak. Hususi hastaneler açma ruhsatnameleri ile laboratuvarlara ait ruhsatnameler de her yıl için alınacak. Laboratuvarlara ait ruhsatnameler arasına özel gıda kontrol laboratuvarlarına verilen kuruluş izin belgeleri de eklenecek. Ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarına ait ruhsatnameler kapsamında her yıl için muayenehane uygunluk belgesi 20 bin lira, özel poliklinik ruhsatnamesi 30 bin lira, özel tıp merkezi ruhsatnamesi 50 bin lira olacak. Ağız ve diş sağlığı hizmeti sunulan özel sağlık kuruluşlarına ait ruhsatnameler çerçevesinde ise her yıl için alınacak bedel, ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinden 20 bin lira, ağız ve diş sağlığı polikliniklerinden 30 bin lira, ağız ve diş sağlığı merkezlerinden 40 bin lira, ağız ve diş sağlığı hastanelerinden 40 bin lira olacak. Bu harçlar, büyükşehir belediyesi olan illerde, bir önceki takvim yılının son günü itibarıyla TÜİK tarafından yayımlanmış son verilere göre nüfusu 30 bini geçmeyen ilçeler hariç olmak üzere, bir kat artırımlı uygulanacak. Turizm müessese belgeleri kapsamında birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf turizm müessesesi işletme belgelerine ödenen harçlar da yıllı alınacak. Hayvanların muayene edildiği, hastalıklarının teşhis ve tedavilerinin yapıldığı muayenehane ve poliklinikler ile hastanelere verilen ruhsatnameler kapsamında alınacak harç bedeli, her yıl için veteriner hekim muayenehane ruhsatı 10 bin lira, veteriner hekim poliklinik ruhsatı 20 bin lira, hayvan hastanesi ruhsatı 40 bin lira olarak uygulanacak. Harç bedeli, kıymetli maden rafinerileri kuruluş izin belgeleri 7 milyon 500 bin lira, kıymetli maden rafinerileri faaliyet izin belgeleri her yıl için 7 milyon 500 bin lira, kıymetli madenler aracı kurum ve kuruluşları faaliyet izin belgeleri her yıl için 5 milyon lira olacak. Hava yolu ve genel havacılık işletme ruhsat harçları da düzenleniyor. Buna göre, her yıl için alınacak harç bedeli, tarifeli ve tarifesiz seferlerle yolcu ve yük taşımacılığı yapacak hava yolu işletmelerine verilen ruhsatlarda 2 milyon lira, sadece tarifesiz seferlerle yolcu ve yük taşımacılığı yapacak hava yolu işletmelerine verilen ruhsatlarda 1 milyon 500 bin lira, tarifeli ve tarifesiz seferlerle sadece yük taşımacılığı yapacak hava yolu işletmelerine verilen ruhsatlarda 1 milyon lira, hava taksi işletmesi ruhsat harcında 500 bin lira, genel havacılık işletme ruhsatında 100 bin lira olarak uygulanacak. Bu hüküm 1 Ocak 2026'da yürürlüğe girecek. Vakıf yükseköğretim kurumlarında ücretlerin güncellemesine ilişkin kurallar belirlendi Yükseköğretim Kanunu'nda yapılan değişiklikle vakıf yükseköğretim kurumlarında mütevelli heyet tarafından tespit edilen ücretlerin güncellemesine ilişkin kurallar belirleniyor. Buna göre, hazırlık sınıfına ve/veya birinci sınıfa yerleştirme yılı dışındaki öğrenim ücretleri, cari yıl haziran ayı yıllık üretici fiyat endeksi artışı ile cari yıl haziran ayı yıllık tüketici fiyat endeksi artışı ortalaması da dikkate alınarak Yükseköğretim Kurulunun tespit edeceği esaslara göre olacak. Karayolları Trafik Kanunu'nda yapılan değişikliğe göre, noterler tarafından gerçekleştirilen tescil edilmiş araçların (ikinci el araçların) satış ve devir işlemlerine ilişkin harç istisnası kaldırılacak. Bu hüküm düzenlemenin yayımını izleyen ayın başında yürürlüğe girecek. Katma Değer Vergisi Kanunu'nda yapılan düzenlemeye göre, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarının mülkiyetindeki taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler KDV'den istisna tutulacak. Bu hüküm düzenlemenin yayımını izleyen ayın başında yürürlüğe girecek. 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali ve 2027 UEFA Konferans Ligi Finali müsabakaları ile 2032 UEFA Avrupa Futbol Şampiyonası organizasyonuna ilişkin olmak üzere Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), katılımcı takımlar ve organizasyonda görevli tüzel kişilerden iş yeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayanlara, bu müsabakalar ve organizasyon dolayısıyla yapılacak mal teslimleri ve hizmet ifaları ile bunların bu müsabakalar ve organizasyon dolayısıyla yapacakları mal teslimleri ve hizmet ifaları katma değer vergisinden müstesna tutulacak. Bu istisnalar dolayısıyla yüklenilen vergiler, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan vergilerden indirilecek. İndirim yoluyla telafi edilemeyen vergiler ise ilgili hükümler uyarınca istisna kapsamında işlem yapan mükellefin talebi üzerine nakden veya mahsuben iade edilecek. Hazine ve Maliye Bakanlığı istisna ve iadenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak. Kıyı Kanunu'na eklenen hükme göre, kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen Orta Karadeniz Serbest Bölgesi alanında Serbest Bölgeler Kanunu uyarınca sınai, ticari ve hizmetle ilgili faaliyetlerin yürütülebilmesi amacıyla yapı ve tesisler inşa edilebilecek. Teklifle Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu'na göre, işveren tarafından ödenenler hariç Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı katılımcılar ile Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun ilgili hükmü kapsamındaki katılımcılar adına bireysel emeklilik hesabına ödenen katkı paylarının yüzde 30'una karşılık gelen tutar, şirketler tarafından emeklilik gözetim merkezine iletilen bilgiler esas alınarak devlet katkısı olarak emeklilik gözetim merkezince hesaplanacak. Teklifle Cumhurbaşkanı'na, bu oranı yüzde 50'sine kadar artırma, sıfıra kadar indirme yetkisi veriliyor. Düzenlemeyle 2023 yılında yaşanan deprem afetinin ekonomik ve sosyal etkilerinin azaltılması amacıyla yapılan harcamalar ile 2025 yılı gelir yönlü bütçe gelişmeleri nedeniyle ortaya çıkan ilave finansman ihtiyacının karşılanması ve Hazine nakit rezervinin belirli bir seviyede tutulabilmesi amacıyla sene başında yılı bütçe kanunu ile belirlenen net borç kullanım tutarının artırılması hedefleniyor. Bu amaçla Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a eklenen geçici maddeye göre, hükümde düzenlenen net borç kullanımı tutarı 2025 yılı için, 1 Ocak 2025'ten geçerli olmak üzere Bakan ve Cumhurbaşkanı tarafından artırılan net borç kullanım tutarına 595 milyar lira ilave edilerek uygulanacak. Kanun teklifiyle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda değişikliğe gidilerek durdurulan sigortalılık süresinin ihya maliyetinin, yasal süresinde ödenen prim maliyetinden yüksek tutularak sigortalıların primlerini yasal süresinde ödeme alışkanlığının artırılması ve prim tutarlarını zamanında ödeyen sigortalılarımızın dezavantajlı duruma düşmemeleri amaçlanıyor. Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanan sigortalılar için de borçlanma prim oranları yüzde 45 olarak alınarak sigortalılar arasında eşitlik sağlanması hedefleniyor. Buna göre, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarında prim oranında artışa gidiliyor. Kanun'un "İsteğe bağlı sigorta prim ve ödemeleri", "tarım ve orman işlerinde hizmet akdi ile süreksiz olarak çalışanların sigortalılığı", "bazı kısmi süreli çalışanlar" ile "ev hizmetlerinde çalışanların sigortalılığı ve konut kapıcılığı" başlıklı hükümlerde yer alan sigorta prim oranlarında değişiklik yapılıyor. Düzenlemeyle uzun vadeli sigorta kolları prim oranında artış sağlanarak, Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) aktüeryal dengesinin korunması ve uzun vadede sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğine katkı sağlanması hedefleniyor. Buna göre, Kanun'un "Prim oranları ve Devlet katkısı" başlıklı hükmündeki ilgili prim oranları değiştiriliyor. Asgari ücretin 7,5 katı olarak uygulanan prime esas kazanç üst sınırı, asgari ücretin 9 katına çıkarılacak. Bu hüküm 1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe girecek. SGK'den gelir veya aylık alanların, kendi sigortalılığı ve/veya hak sahibi olduğu kişinin sigortalılığı nedeniyle oluşan genel sağlık sigortası primi dahil prim ve prime ilişkin borçları, yüzde 25 oranını geçmemek üzere gelir veya aylıklarından kesilmek suretiyle tahsil edilecek. Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar, SGK tarafından düzenlenecek. Bu hüküm 1 Ocak 2026'da yürürlüğe girecek. Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre yapılan borçlanma tutarları ile Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun ilgili hükmü kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerinde geçmiş kabul edilen sürelere ait emekli keseneği ve kurum karşılık tutarlarının hesaplanmasında kesenek ve karşılık veya borçlanma oranı yüzde 45 olarak uygulanacak. Bu hüküm doğrultusunda Kanun'da teknik düzenleme yapılıyor. Bu hüküm 1 Ocak 2026'da yürürlüğe girecek. Bu yıl götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi yapılmış kamu üniversite sağlık hizmeti sunucularının SGK'ye 31 Aralık 2025 tarihine kadar bu sözleşme kapsamında verdikleri tedavi hizmetlerine ilişkin toplam tahakkuk tutarının götürü bedel sözleşme tutarından düşük olması durumunda, aradaki fark terkin edilecek. Terkin edilen tutar, Bakanlık bütçesine bu amaçla tahsis edilecek ödenekten karşılanacak. Bu düzenlemeye ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirlenecek. İstisnalar Kurumlar Vergisi Kanunu'ndaki değişiklikle, dernek veya vakıflarca elde edilen kesinti suretiyle vergilendirilmiş kira gelirleri ile menkul kıymet ve faiz gelirleri, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullardaki atölye ve uygulama birimleri ile çıraklık ve halk eğitim merkezlerindeki uygulama birimlerine bağlı döner sermaye işletmelerinin gelirleri nedeniyle iktisadi işletme oluşmuş sayılmayacağına yönelik düzenlemenin uygulama süresi 31 Aralık 2035'e kadar uzatılacak. 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali ve 2027 UEFA Konferans Ligi Finali müsabakalarının Türkiye'de oynanması ile 2032 UEFA Avrupa Futbol Şampiyonasının Türkiye'de düzenlenmesine ilişkin olarak Türkiye'de elde ettikleri kazanç ve iratları dolayısıyla Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile işyeri, kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan katılımcı takımlar ve organizasyonda görevli tüzel kişiler, gelir ve kurumlar vergisinden muaf olacak. Bu muafiyet, tevkif yoluyla alınan vergileri de kapsayacak. Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) Türkiye Ofisinin bu müsabakalar ve şampiyona kapsamında elde ettiği gelirler dolayısıyla iktisadi işletme oluşmuş sayılmayacak. Çek Kanunu'ndaki değişiklikle, ticaretin sürdürülebilirliğinin sağlanması ile çek hesabı sahiplerinin nakit akışlarını planlayabilmelerine imkan tanınması amacıyla üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihinden önce çeklerin ödenmek için muhatap bankaya ibrazının geçersiz olmasına ilişkin düzenlemenin süresi uzatılacak. Buna göre, 31 Aralık 2028'e kadar üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersiz olacak. Teklifle, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'da değişiklik yapılacak. Buna göre, İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi (İSMEP) kapsamında, İstanbul Valiliğine bağlı olarak faaliyet gösteren İstanbul Proje Koordinasyon birimine yapılacak teslim ve hizmetler, finansmanı yabancı devletler, uluslararası kurum ve kuruluşlarca karşılanmak şartıyla 31 Aralık 2035'e kadar katma değer vergisinden müstesna olacak. Kentsel Dönüşüm Başkanlığına borçlanma yetkisi Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'daki değişiklikle, kanun kapsamında açılan dönüşüm projeleri özel hesabı 31 Aralık 2027 itibarıyla kapatılacak. 31 Aralık 2027'ye kadar ilgili mevzuata göre özel hesaba kaydedilen gelirler, bu tarihten sonra Kentsel Dönüşüm Başkanlığı bütçesine gelir kaydedilecek, özel hesaptan yapılan harcamalar ise Başkanlık bütçesine bu amaçla tahsis edilen ödeneklerden karşılanacak. Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, 31 Aralık 2029'a kadar kanun kapsamındaki uygulamalarda kullanılmak üzere kaynak temin etmek maksadıyla taksitli toplam alacak miktarı esas alınarak sermayesinin yarısından fazlası doğrudan veya dolaylı olarak kamuya ait olan bankalardan iç borçlanma yapabilecek. Anapara, faiz ve borçlanma nedeniyle oluşacak giderlerin toplamı, muhasebe kayıtlarında gösterilen taksitli toplam alacak miktarının yüzde 25'ini aşamayacak. Bu kapsamda yapılacak borçlanma miktarı ve ödeme yapısı, bu alacakların vade yapısına uyumlu olarak belirlenecek. Bu kapsamda söz konusu alacaklardan tahsil edilen tutarlar, öncelikle borçlanma sebebiyle ortaya çıkan anapara, faiz ve diğer borçlanma giderleri için kullanılacak. Teklifle, Elektrik Piyasası Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. Buna göre, genel aydınlatma giderlerine genel bütçenin de katkısını sağlayan düzenlemenin uygulama süresi 2030 yılı sonuna kadar uzatılacak. Bu kapsamda 31 Aralık 2030 tarihine kadar, genel aydınlatma kapsamında aydınlatılan yerlerde gerçekleşen aydınlatma giderleri Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten ve ilgili belediyeler ile il özel idarelerinin genel bütçe vergi gelirleri payından karşılanacak. Bu hüküm 1 Ocak 2026'da yürürlüğe girecek. Ayrıca genel aydınlatma giderleri kapsamında belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri payından yapılacak kesinti oranlarına yönelik düzenlemeye de gidilecek. Bu çerçevede büyükşehir belediyelerinin sınırları içinde 2014 yılından bu yana yüzde 20 olarak uygulanan yüzde 10'luk kanuni oran yüzde 30, diğer belediyeler ve mücavir alanlarında 2014 yılından bu yana yüzde 10 olarak uygulanan yüzde 5'lik kanuni oran yüzde 15 ve bu sınırlar dışında ilgili il özel idarelerinde 2014 yılından bu yana yüzde 20 olarak uygulanan yüzde 10'luk kanuni oran yüzde 30 olarak belirlenecek. Askeralma Kanunu'nda yapılan değişikliğe göre, Türk Silahlı Kuvvetlerinde geçmiş kabul edilen sürelere ait emekli keseneği ve kurum karşılık tutarlarının hesaplanmasında kesenek ve karşılık veya borçlanma oranının yüzde 45 olarak belirlenmesi nedeniyle uyum düzenlemesine gidiliyor. Bu hüküm, 1 Ocak 2026'da yürürlüğe girecek. Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'deki değişiklikle, belediye başkanları, belediye meclisi üyeleri ve il genel meclisi üyeleri ile il özel idareleri, belediyeler, il özel idareleri ve belediyelerin bağlı kuruluşları, kurdukları veya üye oldukları birlikler ile doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketlerde istihdam edilen her statüdeki personelin, kanun kapsamında sayılan görevleri bakımından yalnızca bir görevi için ödeme alabilmesi hedefleniyor. Mahalli idareler bünyesindeki organlarda ve bu organlara bağlı olarak yürütülen komisyonlarda kanun gereği yürütülmesi zorunlu olan hizmetler bakımından 631 sayılı KHK'nin ilgili hükmü kapsamından muaf tutulacak ve bu kişilere şirketlerde görev almaları durumunda ödenek ve huzur haklarından yalnızca biri ödenecek.

 Yeni trafik cezaları ne zaman yürürlüğe girecek? Haber

 Yeni trafik cezaları ne zaman yürürlüğe girecek?

Türkiye’de sürücüleri ilgilendiren yeni trafik cezaları gündemde. Peki, yüksek ceza ödemek ya da ehliyetini kaptırmak istemeyen sürücüler için yeni düzenlemeler ne zaman başlayacak? İşte merak edilenler… Yeni trafik cezaları ne zaman yürürlüğe girecek? Trafikte caydırıcılığı artırmak amacıyla hazırlanan yeni cezalar, bu hafta TBMM gündemine gelecek. Kanun teklifi Meclis komisyonundan ve genel kuruldan geçerse, Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girecek. Sürücüler, yeni dönemin ne zaman başlayacağını heyecanla bekliyor. Hız limitlerini aşmanın bedeli ne olacak? Yeni düzenlemeye göre, yerleşim yerlerinde hız sınırını aşan sürücüler ağır yaptırımlarla karşılaşacak. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın açıklamasına göre, hız limitini 45–55 km/s aşan sürücülere hem para cezası kesilecek hem de ehliyetlerine el konulacak. Peki, cezalar tam olarak ne kadar olacak? 6–10 km/s aşım → 2.000 TL 11–15 km/s aşım → 4.000 TL 16–20 km/s aşım → 6.000 TL 21–25 km/s aşım → 8.000 TL 26–35 km/s aşım → 12.000 TL 36–45 km/s aşım → 15.000 TL 46–55 km/s aşım → 20.000 TL + 30 gün ehliyet iptali 56–65 km/s aşım → 25.000 TL + 60 gün ehliyet iptali 66 km/s ve üzeri → 30.000 TL + 90 gün ehliyet iptali Hız sınırı örnek hesaplama: 50 km/s hız sınırı olan bir yerde: 95–105 km/s → 30 gün ehliyet iptali 106–115 km/s → 60 gün ehliyet iptali 116 km/s ve üzeri → 90 gün ehliyet iptali

MHP’li Öztürk’ten yapay zekâ düzenlemesi mecliste: 6 saatte kaldırılmayan içeriklere 10 milyon TL ceza Haber

MHP’li Öztürk’ten yapay zekâ düzenlemesi mecliste: 6 saatte kaldırılmayan içeriklere 10 milyon TL ceza

MHP Kırıkkale Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Av. Halil Öztürk, yapay zekanın kötüye kullanımını önlemek için hazırladığı kanun teklifini TBMM'ye sundu. Hazırlanan kanun teklifinde, 6 saat içinde kaldırılmayan içerikler için 10 milyon TL'ye kadar para cezası ve hapis cezası öngörülüyor. 6 SAAT İÇİNDE KALDIRILMAYAN İÇERİKLERE 10 MİLYON TL'YE KADAR CEZA MHP Kırıkkale Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Av. Halil Öztürk, yapay zekânın kötüye kullanımının önlenmesi amacıyla hazırlanan kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sundu. Öztürk'ün imzasını taşıyan teklifte, yapay zeka sistemlerinin hukuki çerçevesi netleştirilerek kullanıcı ve geliştiricilerin sorumluluklarının açıkça tanımlanması, kişilik haklarını ihlal eden ve kamu güvenliğini tehdit eden içeriklerin 6 saat içinde kaldırılması, ayrımcı veri setlerinin yasaklanması, seçim güvenliğini tehdit eden durumlarda BTK'ya acil müdahale yetkisi verilmesi gibi düzenlemeler yer aldı. Kanun teklifinde ayrıca, yapay zeka ile üretilen deepfake içeriklerin açık şekilde "yapay zeka tarafından üretilmiştir" ibaresiyle belirtilmesi zorunlu kılındı. Yasa taslağında, yükümlülüklere aykırı hareket eden içerik sağlayıcılara ve geliştiricilere 10 milyon TL'ye kadar para cezası ve erişim engeli yaptırımları öngörülüyor. Yapay zeka programlarının kullanımındaki hızlı artışın beraberinde hukuki boşluklar doğurduğunu belirten Öztürk, bu boşlukların kamu güvenliği ve kişilik haklarını tehdit ettiğini söyledi. Öztürk, "Hazırlanan teklifle birlikte, yapay zeka kavramı ilk kez net bir şekilde tanımlanıyor. Yapay zekâya suç unsuru oluşturacak komut veren kişiler doğrudan fail sayılarak TCK 125. madde kapsamına alınıyor. Ayrıca, kişilik haklarına aykırı veya kamu güvenliğini tehdit eden içeriklerin 6 saat içinde kaldırılması zorunlu hale getiriliyor, aksi halde erişim engeli uygulanıyor" dedi. "YAPAY ZEKÂYA HÂKİM OLAMAYAN TOPLUMLAR ESİRİ HALİNE GELİR" Öztürk açıklamasında, "Bugün, bir milletin güvenliği artık yalnızca sınırlarında, ordusunda veya ekonomisinde değil; dijital dünyadaki varlığında da şekillenmektedir. Siber saldırılar, dijital manipülasyonlar, yalan haberler ve algı operasyonları; milletin iradesini hedef alan, seçim süreçlerini gölgeleyen ve kamu düzenini zedeleyen yeni tehditlerdir. Unutulmamalıdır ki, yapay zekâya hâkim olamayan, onu yönlendiremeyen ve denetleyemeyen toplumlar, bu teknolojinin esiri haline gelir. Biz bu teklifle diyoruz ki teknoloji aracılığıyla manipülasyona geçit vermeyelim" ifadelerine yer verdi. "TÜRKİYE DİJİTAL ALANDA DA KENDİ HUKUK DÜZENİNİ KOYACAK" Teklifin yalnızca bir hukuk metni olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin dijital istiklali için bir taahhüt olduğunu ifade eden Öztürk, "Bu kanun teklifi yalnızca bir hukuk metni değil, aynı zamanda Türkiye'nin dijital istiklali için bir taahhüttür. Nasıl ki milli savunmada yerli İHA'larımızı, SİHA'larımızı, savunma sanayimizi geliştirdiysek; dijital alanda da kendi hukuk düzenimizi, güvenlik sistemimizi ve etik kurallarımızı koyacağız. Dünya, yapay zekânın kontrolü için yarış halindeyken, Türkiye bu yarışta yalnızca takip eden değil, kuralları belirleyen ve milli çıkarlarını koruyan bir aktör olmalıdır" diye konuştu. Kanun teklifinin, vatandaşların güvenliğini, demokrasinin işleyişini ve devletin dijital egemenliğini güçlendireceğini belirten Öztürk, "Bizler, Türk milletinin ve devletinin hakkını korumak, kamu düzenini muhafaza etmek ve gelecek nesillerin güvenli bir dijital dünyayla buluşmasını sağlamak için çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Sağlıkta torba yasa Meclis'te: Aile hekimliği, optisyenlik ve kenevir temelli ürünlere yeni düzenlemeler yolda Haber

Sağlıkta torba yasa Meclis'te: Aile hekimliği, optisyenlik ve kenevir temelli ürünlere yeni düzenlemeler yolda

AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Başkanlığına sunuldu. Teklifle, Ecza Ticarethaneleriyle Sanat ve Ziraat İşlerinde Kullanılan Zehirli ve Müessir Kimyevi Maddelerin Satıldığı Dükkanlara Mahsus Kanun'a hüküm ekleniyor. Buna göre, ecza ticarethaneleri; beşeri tıbbi ürünlerin ve özel tıbbi amaçlı gıdaların tedarik zinciri içindeki tüm hareketlerini Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara uygun olarak takip sistemine bildirecek. Bu hükme aykırı hareket edenlere, aykırılığa konu tüm ürünlerin aykırılığın tespit tarihindeki depocu satış fiyatları toplamının iki katı tutarında idari para cezası verilecek. Aynı fiilin bir yıl içindeki ikinci tespitinde idari para cezası bir kat artırılarak uygulanacak, üçüncü tespitte ecza ticarethanesinin ruhsatnamesi iptal edilecek. Ecza ticarethaneleri beşeri tıbbi ürünler, özel tıbbi amaçlı gıdalar ve etkin maddelerin muhafazası ve dağıtımını Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yapacak.​​​​​​ Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunu'ndaki değişiklikle, tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, en fazla iki sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilecek. Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi olup olmamasına bakılmaksızın özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında sigortalı olarak çalışacak. Tabiplerin, diş tabiplerinin ve dişçilerin yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde alınacak muvafakat, elektronik ortamda da alınabilecek. Elektronik ortamda alınacak muvafakat, bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve ilgilinin kimliğini doğrulayabilecek kimlik belgeleriyle veya biyometrik yöntemlerle ya da elektronik kimlik doğrulanmasına imkan verecek yöntemler kullanılarak alınacak. Bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden alınacak muvafakatlerle ilgili usul ve esaslar Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenecek. Kanun'daki ebe yardımcısı, hemşire yardımcısı ve mamografi teknikeri ünvanları kaldırılıyor, "diş protez teknisyeni" ve "nükleer tıp teknikeri" ünvanları ihdas ediliyor. AİLE HEKİMLİĞİNE YÖNELİK DÜZENLEMELER Teklifle, sahada görev yapan aile hekimlerinin uzman olmasının sağlanması, saha aile hekimliği uzmanlığı (SAHU) vasıtasıyla aile hekimliği uzman sayısının artırılmasına yönelik düzenleme yapılıyor. Buna göre, 1 Ocak 2035'e kadar Aile Hekimliği Kanun hükümlerine göre sözleşmeli aile hekimi olarak çalışmakta olanlar, tıpta uzmanlık sınavı sonuçlarına göre, merkezi yerleştirmeye tabi olmaksızın, Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenen esaslar çerçevesinde aile hekimliği uzmanlık eğitimi yapabilecek. Bu eğitim uzaktan ve/veya kısmi zamanlı eğitim metotları da uygulanmak suretiyle yapılacak ve en az 6 yılda, eğitime başlamadan önce en az 5 yıl sözleşmeli aile hekimliği yapanlar için ise en az 4 yılda tamamlanacak. Sözleşmeli aile hekimliği uzmanlık eğitimi alanlar eğitim kurumlarında geçirilen rotasyon sürelerinde, döner sermaye ek ödemelerinden motivasyonunun artırılması amacıyla yapılan ödeme hariç olmak üzere yararlandırılacak. Hemşire yardımcısı ve ebe yardımcısı ünvanlarının kaldırılması ve diş protez teknisyeni ünvanının ihdası doğrultusunda sağlık meslek liselerinde öğrenci kaydedilebilecek programlar yeniden belirleniyor; hemşire yardımcıları ve ebe yardımcıları ile bu programların öğrencilerinin mezuniyetleri sonrasındaki statüleri "sağlık bakım teknisyeni" statüsü altında birleştiriliyor. Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren sağlık meslek liselerinin diş protez teknisyenliği ve sağlık bakım teknisyenliği haricindeki programlarına öğrenci kaydedilemeyecek. Bu tarihe kadar hemşire yardımcılığı ve ebe yardımcılığı programlarına kaydı yapılmış olan öğrenciler, eğitimlerini, kayıtları yapılan programlarda tamamlayacak ve sağlık bakım teknisyeni meslek ünvanını kullanacak. Sağlık meslek liselerinin hemşire yardımcılığı ve ebe yardımcılığı programlarından bu hükmün yürürlüğe girdiği tarihe kadar mezun olanlar da sağlık bakım teknisyeni meslek ünvanını kullanacak. Özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; bu hükmün yürürlüğe girdiği tarihten önce verilen çalışma izinleri için 1 Haziran 2026'ya kadar yeni çalışma izni başvurusunda bulunacak. Bu tarihe kadar başvuruda bulunmayanların çalışma izinleri iptal edilecek. Ruhsat veya izin sahipleri için beşeri tıbbi ürünler ve özel tıbbi amaçlı gıdaların tedarik zinciri içindeki hareketlerinin takip sistemine bildirilmemesi halinde uygulanacak yaptırımların düzenlenmesi amacıyla İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu'na hüküm ekleniyor. Buna göre, ruhsat veya izin sahipleri; beşeri tıbbi ürünlerin ve özel tıbbi amaçlı gıdaların tedarik zinciri içindeki tüm hareketlerini Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara uygun olarak takip sistemine bildirecek. Bu hükme aykırı hareket edenlere, aykırılığa konu tüm ürünlerin aykırılığın tespit tarihindeki depoya satış fiyatları toplamının iki katı tutarında idari para cezası verilecek; aynı fiilin bir yıl içinde tekrar etmesi halinde idari para cezası bir kat artırılarak uygulanacak. Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun'da yapılan değişiklikle, kenevirden elde edilen tıbbi ürün, sağlık ve destek ürünleri ile kişisel bakım ürünlerine yönelik ruhsatlandırma ya da takip sistemlerine kayıt işlemleri Sağlık Bakanlığınca gerçekleştirilecek. Bu ürünler sadece eczanelerden satılacak. Bu ürünlerin izin ve satışı ile kenevirin işlenmesi, ihzarı ve ihracına ilişkin usul ve esaslar, İçişleri Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığının görüşü alınarak Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'da yapılan düzenlemeyle, ilaç takip sistemine bildirim yükümlülüğüne, özel tıbbi amaçlı gıdalar da ekleniyor. Buna göre, özel tıbbi amaçlı gıdaların satışı, alındığı ecza deposuna veya mücbir sebep halinde diğer depolara iadesi, eczaneler arasındaki takası, miadı geçmiş ya da bozulmuş olanlarının imhası işlemlerinde ilaç takip sistemine bildirim yapılması zorunlu olacak. Eczacılar için toptan ilaç satışı ihlali ile ilaç takip sistemine bildirim yükümlülüğünün ihlali durumunda, aykırılığa konu tüm ürünlerin aykırılığın tespit tarihindeki eczacı satış fiyatları toplamının iki katı tutarında idari para cezası verilecek. Bu hüküm kapsamındaki idari para cezaları, aynı fiilin bir yıl içinde tekrar etmesi halinde bir kat artırılarak uygulanacak. Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun'daki değişiklikle, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşları ile Bakanlığın bağlı kuruluşlarında ek ödeme alan personelden Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığına görevlendirilenler Kanun kapsamında ek ödemeden faydalandırılacak. ORGAN BAĞIŞINDA TARİHİ DEĞİŞİKLİK: KİŞİNİN BEYANI ESAS OLACAK Organ bağışçısı sayısının artırılması ve bağışa ilişkin taleplerin daha kolay ve güvenli yapılabilmesinin sağlanması amacıyla Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun'da değişikliğe gidiliyor. Buna göre, bir kimse sağlığında vücudunun tamamını veya organ ve dokularını, tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlar için bıraktığını güvenli kimlik doğrulama araçlarını kullanarak e-Devlet Kapısı veya Sağlık Bakanlığınca kurulan bilişim sistemleri üzerinden beyan etmesi ya da resmi veya yazılı bir vasiyetle belirtmesi veya bu konudaki isteğini iki tanık huzurunda açıklaması halinde ölüden organ veya doku alınacak. Bağışçının sağlığında açıkladığı iradesinin yakınlarının hilafına olması halinde bağışçının iradesi esas alınacak. Söz konusu hallerin bulunmaması durumunda, sırasıyla ölüm anında yanında bulunan eşi, reşit çocukları, ana veya babası veya kardeşlerinden birisinin, bunlar yoksa yanında bulunan herhangi bir yakınının muvafakatiyle ölüden organ veya doku alınacak. Organları başkasına nakledilen bağışçıların eş ve birinci derece yakınlarına, organ nakline ihtiyaçları olması halinde acil hastalardan sonra gelmek üzere öncelik verilecek. Organ bağışı beyanları, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na uygun olarak Sağlık Bakanlığı merkezi kayıt sistemine kaydedilecek. Organ bağışı beyanları, beyan esnasında bağışçı tarafından belirlenen kişilere bildirecek ve bu kişiler haricindekilere beyin ölümü tespitinden önce açıklanamayacak. PARKLARA SAĞLIK MERKEZİ İmar Kanunu'nda, ihtiyaç duyulması halinde acil sağlık hizmetleri istasyonu, sağlıklı hayat merkezi veya aile sağlığı merkezlerinin parklarda konumlandırılması ve acil sağlık hizmetleri ile birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması amacıyla düzenleme yapılıyor. Buna göre, toplam yüz ölçümü 2 bin 500 metrekareden büyük parklarda eş değer alan ayrılmaksızın ve imar planı değişikliği yapılmadan acil sağlık hizmetleri istasyonu, sağlıklı hayat merkezi ve aile sağlığı merkezi yapılması için Sağlık Bakanlığının talebi üzerine yetkili idare veya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yer tahsisi yapılacak. Tahsis işlemi; yüz ölçümü 2 bin 500 metrekareden 5 bin metrekareye kadar olan parklarda muvakkat yapı ölçülerini aşmamak, 5 bin metrekareden büyük parklarda ise 250 metrekare taban alanı, kat adedi 2 ve bina yüksekliği 7,50 metreden fazla olmamak kaydıyla yapılacak sağlık tesisleri için tahsis edilen alan büyüklüğü, taban alanının iki katını geçmeyecek şekilde Sağlık Bakanlığınca talep edilen yüz ölçümü kadar yapılacak. Bu hüküm kapsamında tahsis edilen yerler ile bu amaçla inşa edilen binalar devredilemeyecek ve başka bir amaçla kullanılamayacak. Bu yerlerin devredilmesi veya tahsis edilen amaca aykırı kullanılması halinde yapılan tahsis kaldırılacak. ÖZEL HASTANE REKLAMLARINA SINIR Özel sağlık kuruluşları, sağlık hizmetlerine yönelik tanıtım ve bilgilendirme sınırını aşan reklam niteliğindeki faaliyetlerde bulunamayacak. Sağlık hizmetlerinde tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri; adres ve iletişim bilgileri, çalışma gün ve saatleri, hasta kabul edilen uzmanlık dalları, çalıştırılan sağlık meslek mensuplarının mesleki ve akademik unvanları ve hizmet verilen sağlık alanıyla ilgili sağlığı koruyucu ve geliştirici nitelikteki bilgiler ile sınırlı olacak. Bu sınırları aşanlar ile yanıltıcı, aldatıcı, insan sağlığını tehlikeye düşüren veya haksız rekabet ortamı yaratan fiillerde bulunanlar, 100 bin liradan az olmamak üzere bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde 2'sine kadar idari para cezasına çarptırılacak. Aynı kanundaki diğer bir değişiklikle, her türlü tıbbi cihazın sahtesini piyasaya arz edenler ile piyasada bulunduran veya hizmete sunanlar hakkında 1 milyon liradan 10 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek. Bakanlıkça izin verilen yerler ve belirlenen usuller haricinde tıbbi cihazların satış, reklam, dağıtım ve pazarlamasını yapanlar ile teknik servis hizmetini sunanlar hakkında 500 bin liradan 5 milyon liraya kadar idari para cezası uygulanacak. Düzenleme kapsamındaki idari para cezaları, bir yıl içinde tespit edilen her bir tekerrür fiili için birer kat artırılacak. İdari para cezasını uygulamaya Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ve mahallin en büyük mülki amiri yetkili olacak. Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'ndaki değişikliklerle, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, görev alanına giren ürün ve hizmetlerin denetimi kapsamında, gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarından, elektronik ortamda düzenlenenler de dahil olmak üzere her türlü mali bilgi ve belgeyi talep edebilecek. Sağlık Bakanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşları; sağlık bilişimi ve teknolojisi alanında kullanılan ürün ve hizmetlere ilişkin kriterleri belirleyecek, bunların uygunluğuna karar verecek. Ayrıca Sağlık Bakanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşları; ilgili mevzuatta öngörülen şartlar ve Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar dahilinde tıbbi cihazları, ürünleri, bilgi yönetim sistemlerini, bilgi yönetim sistemleri ile veri alışverişi yapabilen yazılımları ve sistemleri denetleyecek. Teklifle, Kamu İhale Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. Buna göre de Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ile sermayesinin yarısından fazlası TÜSEB'e ait şirketlerin ürettiği tıbbi ürünlerin, sağlık alanında faaliyette bulunan diğer kamu idareleri tarafından doğrudan alınması ve kamu idarelerinin ihtiyaçlarının hızlı bir şekilde temin edilmesi amacıyla düzenlemeler yapılacak. OPTİSYENLERE YÖNELİK İDARİ PARA CEZALARI Optisyenlik Hakkında Kanun'daki değişiklikle, optisyenler, müessese faaliyetlerine ilişkin kayıtları Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara uygun olarak tutmak zorunda olacak. Optisyenlik uygulamalarına aykırı hareket edenlere 100 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek. Aynı kanundaki, "optisyenlik uygulamaları", "optisyenlik müessesi", "mesul müdür", "müessesede bulunma", "istisnalar", "optisyenlik unvanı", "kayıt" ve "denetim" kapsamındaki yasakların 5 yıl içinde tekrarı halinde idari para cezası 2 kat uygulanacak ve bu süre içinde "optisyenlik uygulamalarına" üçüncü defa aykırı davranan optisyen bir yıl süreyle meslekten menedilecek. Teklifle, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, optisyen-gözlükçüler odaları ve Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliğine yönelik düzenlemelere de gidiliyor. Buna göre, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli kadrolarda çalışanlar ile gözlükçülük ruhsatnamesini haiz olup aynı mekanda eczacılık faaliyetini birlikte yapan eczacılar hariç olmak üzere odalara üye olmayan optisyen-gözlükçüler, mesleki faaliyette bulunamayacak. Optisyenlik müessesesi açıp işletmek isteyen gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri müesseselerini 30 gün içinde bağlı bulundukları ticaret veya esnaf siciline tescil ettirmekle ve sicil gazetesinde ilan ettirmekle yükümlü olacak. Sınırları içinde odaya kayıtlı en az 150 meslek mensubu bulunan her ilde bir oda kurulacak. Odalar, kuruluşlarını Birlik Merkez Yönetim Kurulu aracılığı ile Sağlık Bakanlığına bildirmekle tüzel kişilik kazanacak. Optisyen-gözlükçüler odalarının organları "Genel Kurul", "Yönetim Kurulu" ve "Disiplin Kurulu"ndan oluşacak. Genel kurul, odaya kayıtlı üyelerin toplanması ile oluşacak ve yılda bir defa eylül ayında toplanacak. İlk toplantıda çoğunluk sağlanamaz ise ertesi gün mevcut üyeler ile toplantı yapılacak. Teklifle, Optisyen-gözlükçüler odalarının genel kurullarının, yönetim kurullarının ve disiplin kurallarının üye sayıları ile görevleri belirleniyor. TÜRK OPTİSYEN-GÖZLÜKÇÜLER BİRLİĞİNE İLİŞKİN DÜZENLEMELER Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliği ise "Büyük Genel Kurul", "Merkez Yönetim Kurulu, "Merkez Denetleme Kurulu", "Yüksek Disiplin Kurulu"ndan oluşacak. Büyük Genel Kurul, odaların genel kurullarında seçilen temsilcilerden oluşacak. Odaların genel kurullarında, Büyük Genel Kurulda odayı temsil etmek üzere, meslekte fiilen 5 yılını doldurmuş üyeler arasından; 150 üyesi olan odalar 5, 300'e kadar üyesi olanlar 5 temsilciye ilaveten 150'den fazla her tam 75 üye için birer, 300'den fazla üyesi olanlar ise 7 temsilciye ilaveten 300'den fazla her tam 300 için birer üye, Büyük Genel Kurul temsilcisi ve aynı miktarda yedek temsilci seçilecek. Büyük Genel Kurul, iki yılda bir defa kasım ayında toplanacak. Olağan toplantı dışında, Büyük Genel Kurul temsilcilerinin üçte birinin veya Merkez Yönetim Kurulunun yazılı talebi ile olağanüstü de toplanacak. İlk toplantıda çoğunluk sağlanamaz ise ertesi gün mevcut temsilciler ile toplantı yapılacak. Ayrıca kanun teklifiyle, Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliğinin organlarının görevleri belirleniyor. Optisyenlik Hakkında Kanun'a eklenecek maddeyle, kanun ve meslekle ilgili diğer mevzuatın kendisine yüklediği görevleri yerine getirmeyen, meslek onuruna uymayan eylem ve davranışlarda bulunan veya Genel Kurul kararlarına aykırı hareket eden meslek mensuplarına "kınama", "para cezası" ve "meslek icrasını durdurma" uygulanacak. Düzenlemelerle, "kınama", "para cezası" ile "meslek icrasını durdurmanın" şartları belirleniyor. RUHSATLANDIRMA VE LİSANS ÜCRETLERİ Teklifle, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı doğrultusunda 663 Sayılı Sağlık Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'de değişikliğe gidiliyor. Buna göre, Bakanlık ve bağlı kuruluşlarınca düzenlenecek veya onaylanacak her türlü ruhsatlandırma, ürün üretim ve satış izin belgesi ve mesul müdürlük belgesi ile permi ve sertifikalar üzerinden 2 milyon lirayı geçmemek üzere Bakanlıkça belirlenecek tarifelere göre ücret alınacak. Bu tarifeler her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu'nun ilgili hükmü uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılmak suretiyle uygulanacak. Ancak Bakanlıkça alınması teşvik edilen belgelerden ücret alınmayabilecek. Bakanlık ve bağlı kuruluşlarınca düzenlenecek, Bakanlık ve bağlı kuruluşlarının planlamaları çerçevesinde, gerçek veya tüzel kişilere sağlık alanında belirli bir hizmeti verebilme veya hastane ve benzeri sağlık kuruluşları açabilme yetkisi veren lisanslar açık arttırma ile belirlenecek bedel karşılığında verilecek. Lisans verilmesi ilgili faaliyet için gerekli olan izin veya ruhsat yerine geçmeyecek. Lisans verilmesinin usul ve esasları Bakanlıkça belirlenecek. Düzenleme kapsamında ruhsat ve izin belgelerinden tahsil edilen tutarlar ilgisine göre genel bütçeye veya özel bütçeli bağlı kuruluşların bütçelerine; lisanslar çerçevesinde tahsil edilen tutarların yüzde 75'i Uluslararası Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketine, yüzde 25'i ise genel bütçeye gelir kaydedilecek. Teklifle, sözleşmeli olarak istihdam edilen personelin işlediği disipline aykırı fiil ve haller nedeniyle emsali olan diğer devlet memurlarıyla aynı uygulamalara tabi olması için düzenlemelere gidiliyor. 663 Sayılı Sağlık Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'deki diğer bir değişiklikle, uzman personelin ilçe nüfusu 100 binin üzerindeki ilçe sağlık müdürlüklerinde de görevlendirilebilmesi sağlanacak. Eczaneler, ecza ticarethaneleri ve ruhsat veya izin sahipleri; uyuşturucu, psikotrop ve kontrole tabi ilaçlar hariç olmak üzere, 15 Mart 2025'ten önce takip sistemine bildirim yaptıkları halde fiili stoklarında bulunmayan ilaçlara ait kayıtları veya fiili stoklarında bulunduğu halde takip sistemine bildirim yapmadıkları ilaçlara ait kayıtları, düzenlemenin yayımı tarihinden itibaren 3 ay içinde takip sistemi üzerinde gerekli bildirimleri yapmak suretiyle fiili duruma uygun hale getirecek. Bu düzenleme çerçevesinde uyumsuzlukları giderenler hakkında yaptırım uygulanmayacak.

Meclis’te kabul edildi: 5 bin nüfuslu yerleşimlere belediye kurulabilecek, TSK personel düzenlemesi ve yeni atama yetkileri geliyor! Haber

Meclis’te kabul edildi: 5 bin nüfuslu yerleşimlere belediye kurulabilecek, TSK personel düzenlemesi ve yeni atama yetkileri geliyor!

AK Parti tarafından hazırlanan ve 31 maddeden oluşan Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. YEREL YÖNETİMLERDE YENİ KRİTER: 5 BİN NÜFUSA BELEDİYE Yasalaşan teklifin en dikkat çekici maddelerinden biri yerel yönetimlerle ilgili oldu. Yeni düzenlemeye göre, yeni iskan nedeniyle oluşturulan ve nüfusu 5 bin ve üzerinde olan herhangi bir yerleşim yerinde, il veya ilçe kurulmasına gerek kalmaksızın doğrudan belediye kurulabilecek. Bu madde, özellikle yeni kurulan ve hızla büyüyen yerleşim alanlarının idari yapısını doğrudan etkileyecek. TSK VE MİLLİ SAVUNMA ÜNİVERSİTESİ'NDE CUMHURBAŞKANI YETKİSİ Kabul edilen kanunla birlikte, yürütmenin bazı alanlardaki yetkileri yeniden düzenlendi. Buna göre; TSK Personel Rejimi: Türk Silahlı Kuvvetleri'nin personel ihtiyacının karşılanabilmesi amacıyla, normal şartlarda kanunla belirlenen rütbe bekleme süreleri, Cumhurbaşkanı kararıyla değiştirilebilecek. Rektör Ataması: Milli Savunma Üniversitesi'nin rektörü, doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanacak. AKADEMİDE YABANCI ÖĞRETİM ÜYESİNE YÜZDE 2 SINIRI Yükseköğretim alanında da önemli bir düzenleme yapıldı. Üniversitelerde sözleşme ile görevlendirilecek yabancı uyruklu öğretim elemanlarının sayısı, ilgili yükseköğretim kurumunun toplam öğretim elemanı sayısının yüzde 2'sini geçemeyecek. TİCARET BAKANLIĞI'NA DÖNER SERMAYE YETKİSİ Ekonomi alanında ise Ticaret Bakanlığı'na yeni bir yetki tanındı. Düzenleme ile bakanlık, kendi bünyesinde bir döner sermaye işletmesi kurmaya yetkili hale getirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.