# karar

İLKHABER-Gazetesi - karar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, karar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Menajer Ayşe Barım'ın yargılandığı davada karar açıklanması için ara verildi Haber

Menajer Ayşe Barım'ın yargılandığı davada karar açıklanması için ara verildi

Menajer Ayşe Barım'ın Gezi Parkı olaylarında şirketine bağlı sanatçıları eylemlere katılması için yönlendirdiği ve olayların planlayıcılarından olduğu iddiasıyla ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme' suçundan hazırlanan iddianame kapsamında 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis talebiyle yargılanmasına devam edildi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilen tutuksuz sanık Ayşe Barım ile taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada celse arasında esasa ilişkin mütalaanın açıklandığı belirtildi. Mütalaada, Barım'ın ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Mütalaaya karşı savunma yapan Ayşe Barım, "2025 yılının Ocak ayından beri yaşamadığım bir sürecin içerisindeyim. Ben hiçbir suç işlemedim, oyuncuları asla Gezi Parkı'na yönlendirmedim. Hayatımda siyasi şeylere hiçbir şekilde müdahil olmadım. Şu anda kalp pili ile hayatıma devam ediyorum. Açık kalp ameliyatı olacağım. Tüm tanık ifadeleri lehimeyken çok ağır bir şekilde cezalandırılmam istenmiş. Ben suçsuzum, avukatlarım da gereken hukuki açıklamayı yapacaktır. Ben sadece işiyle ilgilenen bir kadınım. Bu süreçte sağlığım çok etkilendi beraatimi istiyorum" dedi. Ayşe Barım'ın avukatları da suçlamaları kabul etmedi. Son sözü sorulan Ayşe Barım "Avukatlarımın beyanlarına katılıyorum beraat talep ediyorum" dedi. Duruşmaya karar açıklanması için 14.00'a kadar ara verildi. İDDİANAMEDEN İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, Ayşe Barım'ın Gezi Parkı ana davasının aktörlerinden, hükümlü ve firari sanık olarak bulunan Mehmet Ali Alabora, Çiğdem Mater Utku ve Mehmet Osman Kavala isimli şahıslara Gezi eylemlerinin olduğu süreç ve devamında irtibatlı olduğunun tespit edildiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, ‘Id İletişim Danışmanlık Anonim Şirketi' isimli firmanın bünyesinde 68 oyuncunun olduğu, bu isimlerin ise Ahmet Rıfat Şungar, Ali Atay, Alp Navruz, Aslı Enver, Aslıhan Gürbüz, Bensu Soral, Bergüzar Korel, Berkay Ateş, Bige Önal, Birce Akalay, Birkan Sokullu, Bülent İnal, Caner Cindoruk, Ceyda Düvenci, Devrim Özkan, Devrim Yakut, Dolunay Soysert, Ece Sükan, Ekin Koç, Erkan Can, Esra Bilgiç, Ezgi Mola, Fahriye Evcen, Fatih Akın, Fatih Artman, Hakan Kurtaş, Halit Ergenç, Hande Erçel, Hazal Kaya, Hümeyra, İbrahim Selim, İpek Bilgin, Lale Mansur, Mehmet Günsür, Mehmet Kurtuluş, Mert Yazıcıoğlu, Merve Dizdar, Metin Akdülger, Miray Daner, Nehir Erdoğan, Nejat İşler, Nur Fettahoğlu, Okan Yalabık, Oktay Çubuk, Philip Arditti, Pınar Deniz, Rıza Kocaoğlu, Selma Ergeç, Serenay Sarıkaya, Serkan Altunorak, Sinem Kobal, Su Burcu Yazgı Coşkun, Şükran Ovalı, Şükrü Özyıldız, Taro Emir Tekin, Zafer Algöz, Zerrin Tekindor, Afra Karagöz, Çağla Naz Kargı, Defne Burnaz, Ecem Simge Yurdatapan, Elif Uslusoy, Hakan Zavlak, Melis Sevinç, Melisa Bostancıoğlu, Samet Kaan Kuyucu, Sezer Arıçay oldukları kaydedildi. Hazırlanan iddianamede, söz konusu eylemlerin gelişi güzel ortaya çıkmadığı, bir organizasyon dahilinde, sistemli ve planlı olarak yürütüldüğü, Barım'ın ilgili süreçte halkın sempati duyarak kitleleri peşine sürükleme potansiyeli yüksek olan sanatçı-oyuncular adına sosyal medyada ve sahada irade göstererek planlama, organizasyon, yönlendirme yönünde faaliyet gösterdiği aktarıldı. Ayrıca Barım'ın Gezi Parkı ana aktörleri ile önceye ilişkin hiçbir HTS irtibatı bulunmazken Gezi Parkı hazırlık ve başlangıç sürecinde sık sık ve sistemli olarak irtibatlandığı kaydedildi. Ayşe Barım'ın ID iletişim isimli menajerlik şirketine bağlı oyuncuların Gezi Parkı sürecinde en etkili etiket olan #direngeziparkı, #occupyturkey hastaghlerinin paylaşımlarında olduğu gibi Türkiye'de yaşanan orman yangını ve deprem felaketlerinden sonra Türkiye'yi uluslararası arenada yetersiz gösterme adına sosyal medyada başlatılan #HelpTurkey kampanyasına da sistemsel olarak katıldıklarının belirtildiği iddianamede, bunu Barım'ın etkisinin altında kalarak yaptıkları açıklandı. Hazırlanan iddianamede, Her ne kadar basın yayın organlarında ve sosyal medyada gösterilerin toplum refleksi ile bir anda oluştuğuna dair kanaat oluşturulmaya çalışılsa da olayın sosyal medyada yayılış biçimi, olayı başlatan ve yayılmasında rol oynayan Emine Ayşe Barım'a ait Id İletişim Danışmanlık Anonim Şirketi'ne bağlı sanatçıların ve kurumsal hesabın sürece ilişkin etkili olarak seçilen slogan ve imgelerin eylemin ilk gününden itibaren meydanlarda ve sosyal medyada en önde yer alan sembollerin paylaşımı ile organize bir şekilde sanatçılar adına kitlesel yayılım sağlamak amacıyla hareket ederek bilinçli bir şekilde yönlendirildiği aktarıldı. İddianamede ayrıca, Barım'ın irade gösteren, danışılan ve onayı alınan kişi olarak tespit edildiği, bu şekilde olayları planlayan, örgütleyen ve yönlendiren, iradesi sorularak bu yönde kendisinin karar bildirerek yön verici ve belirleyici olduğu, kendi şirketine bağlı toplumda tanınan oyuncuları eylemlere yönlendirerek oyuncuların toplumda tanınırlığını ve etki gücünü de kullanarak daha fazla kitleselleşmesini amaçladığı, bunda da kısmen başarılı olduğu, oyuncuların tanık sıfatıyla alınan ifadelerinde kendi iradeleriyle eylemlere katıldıklarını beyan etseler de sanık ile eylemlerin başladığı döneme dair yoğun irtibatlarının içeriğini hayatın olağan akışına uygun olarak açıklayamadıkları, iç ve dış kamuoyu tarafından günlerce takip edilen ve gündemde tutulan olayların kitleselleşmeye başladığı bir dönemde görüşme içeriklerine yönelik ile sanığın eylemlerin olduğu dönemde Gezi Parkı'nda kendileriyle bulunmasına rağmen kaçamaklı cevaplarının sanığı kayırma amacıyla yapıldığı belirtildi. Barım'ın Gezi Parkı eylemleri ile ilgili olarak hem toplumsal hem de küresel algı oluşturulması kapsamında film, belgesel ve video çekimleri yapılmasını sağladığının aktarıldığı iddianamede, ‘önceye ilişkin hiç bir irtibatı olmamasına karşın ilk kez' ana dosyada firari sanık Mehmet Ali Alabora ile Gezi Parkı döneminde 3 kez, hükümlü Mehmet Osman Kavala isimli şahıs ile 39 kez, hükümlü Çiğdem Mater Utku isimli şahıs ile 14 kez irtibatlarının tespit edildiği kaydedildi. Hazırlanan iddianamede Ayşe Barım'ın ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme' suçundan 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Fatih Altaylı ikinci kez hakim karşısında: Karar bugün çıkabilir! Haber

Fatih Altaylı ikinci kez hakim karşısında: Karar bugün çıkabilir!

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözleri gerekçe gösterilerek tutuklu yargılandığı davada bugün ikinci kez hakim karşısına çıktı. Silivri’de görülen duruşmada, 22 Haziran’dan bu yana tutuklu bulunan Altaylı hakkında mahkemenin karar vermesi bekleniyor. Tutukluluğunun 158. gününde ikinci kez hâkim karşısına çıkan gazeteci Fataylı Altaylı’nın duruşması Silivri’deki mahkeme salonunda görüldü. Davanın ilk duruşması 3 Ekim’de yapılmış, mahkeme tutukluluğun devamına karar vererek yargılamayı bugüne ertelemişti. Altaylı’nın avukatları, duruşma öncesi mütalaaya karşı hazırladıkları yazılı savunmayı mahkemeye sundu. Bugün yapılacak duruşmada mahkemenin hükmü açıklaması bekleniyor. Duruşmayı izlemek için Silivri’ye gelenler arasında Altaylı’nın programlarına konuk olan İlber Ortaylı ve Celal Şengör’ün yanı sıra tarihçi ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Murat Bardakçı da yer aldı. CHP milletvekilleri Utku Çakırözer ve Sezgin Tanrıkulu’nun da salonda bulunması dikkat çekti. Saat 10.00’da başlaması planlanan duruşma yaklaşık 45 dakika gecikmeyle başladı. NE OLMUŞTU? Altaylı, bir YouTube yayını sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “ömür boyu görevde kalmasına” yönelik tartışmaları değerlendirirken Osmanlı padişahlarının akıbetlerine ilişkin ifadeler kullanmıştı. Bu sözlerin ardından Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, sosyal medya paylaşımıyla Altaylı’yı hedef almış, Altaylı 21 Haziran’da gözaltına alınmış ve ertesi gün tutuklanmıştı. 3 Ekim’deki ilk duruşmada karar çıkmamış, dava 26 Kasım’a ertelenmişti. Bugünkü duruşmada Altaylı hakkında verilecek kararın açıklanması bekleniyor.

16 yaşındaki Kıvanç dövülerek öldürülmüştü: Savcının tutuklanma talebi reddedildi Haber

16 yaşındaki Kıvanç dövülerek öldürülmüştü: Savcının tutuklanma talebi reddedildi

Olay, 15 Mayıs 2022 yılında Kemalpaşa Mahallesi İnönü Caddesi'ndeki parkta meydana geldi. 16 yaşındaki lise öğrencisi Kıvanç Uman ile Y.K. (16) arasında kız meselesi sebebiyle kavga çıktı. Çıkan kavgaya 2 kişi daha müdahil oldu. Şahısların darbeleriyle yere yığılan Kıvanç ağır yaralandı. İlk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılan Kıvanç Uman, olaydan 4 gün sonra hayatını kaybetti. Olaya ilişkin inceleme başlatan polis ekipleri; H.M.K. (18), Y.K. (16), Y.A. (18), Y.S.K. (17) ve A.B.K'yı (18) gözaltına aldı. İfadeleri sonrasında Y.S.K. ve A.B.K. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, diğer 3 şüpheli ise tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ölüme götüren kavga anı kamerada Kıvanç'ın ölümüne sebep olan kavganın görüntüleri de dosyada yer aldı. Görüntülerde, ilk önce Kıvanç Uman ile Y.K'nin kavga anları yer aldı. Yumrukların havada uçuştuğu kavgada Kıvanç Uman'ın yere düştüğü, Y.K'nin art arda vurmaya devam ettiği görüldü. Ayrıca görüntüleri çeken çocukların ise "Vur lan vur, devam, durma, patlatsana, vursana yüzüne, gücü kalmadı çak artık. Karnına diz at" diyerek şahısları tahrik ettikleri duyuldu. Y.K'den sonra H.M.K'nin de gelerek Kıvanç'a yumruk attığı da görüldü. H.M.K. ile Y.A.'ya 8 yıl, Y.K.'ya ise 3 yıl 9 ay hapis cezası verilmişti 24 Nisan 2024 tarihinde davada karar çıkmıştı. Sanıklar Y.K., Y.A. ve H.M.K. hakkında "kasten öldürme"; Y.S.K. ve A.B.K. hakkında ise "azmettirme" suçundan açılan davada; eylemlerinin neticesi sebebiyle "Ağırlaştırılmış yaralama" suçundan sanıklardan H.M.K. ile Y.A.'ya 8 yıl, Y.K.'ya ise 3 yıl 9 ay hapis cezası verilmişti. A.B.K. ile Y.S.K. ise "Kasten insan öldürmeye azmettirme" suçundan beraat etmişti. 4 sanık hakkında verilen karar Yargıtay tarafından bozuldu Kıvanç'ın aile avukatının itirazları sonrası verilen karar Yargıtay tarafından bozuldu. Bozma sonucu 4 kişinin yargılanacağı duruşma Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı. Tutuklu sanık H.M.K., SEGBİS ile duruşmaya katılırken, diğer tutuklu sanık Y.A. ile bulunduğu cezaevinden bağlantı sağlanamadı. Tutuksuz sanıklar Y.S.K., A.B.K., taraf avukatları ve maktulün annesi Derya Uman da salonda hazır bulundu. Sanıklar, Yargıtay'ın kararını kabul etmediklerini söyledi. Yargıtay'ın bozma kararına uyuldu Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin verdiği bozma ilamına ilişkin karar, mahkemece yapılan değerlendirilme sonrasında oy çokluğu ile kabul edildi. Anne Uman, tüm sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmalarını istedi. Katılan Vekili Hüseyin Acurman ise, "Biz sanıkların kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerektiği kanaatindeyiz. Sanıklar her ne kadar öldürme kastıyla hareket etmediklerini belirtmiş iseler de maktulün baş ve boyun bölgesine vurmak suretiyle ölümüne neden olmuşlardır. Ancak, gelinen aşamada Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmalarını talep ediyoruz. Ayrıca, tutuklu olmayan sanıkların da tutuklanmalarına karar verilmesini talep ediyoruz" dedi. Mütalaa açıklandı Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, olay günü Kıvanç Uman ile Y.K. arasında eski sevgili nedeniyle başlayan husumetin kavgaya dönüştüğünü, Y.K'nin ardından arkadaşları H.M.K. ve Y.A'nın da Uman'a saldırdığını belirtti. Uman'ın aldığı darbeler sonucu beyin kanaması geçirerek hayatını kaybettiği ifade edildi. Mütalaada, H.M.K. ve Y.A'nın; "Kendini savunamayacak durumdaki kişiye yönelik kasten yaralama sonucu ölüme neden olma" suçundan cezalandırılmaları talep edildi. Yaşlarının 18'den küçük olması nedeniyle cezalarında indirim uygulanması istendi. A.B.K. ve Y.S.K'nin ise kavgayı teşvik ettikleri gerekçesiyle kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçuna yardım etmekten cezalandırılmaları talep edildi. Savcı ayrıca sanıklar hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğini belirterek, tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamını, tutuksuz sanıkların ise tutuklanmasını talep etti. "Tutukluluk taleplerinin reddine karar verilmesini talep ediyoruz" Sanık Y.S.K.'nin avukatı mütalaaya karşı, "Müvekkilim hali hazırda eğitimine devam etmektedir. Tutukluluk talebi yönünden, tutukluluk taleplerinin reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Mahkeme aksi kanaatteyse adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını talep ediyoruz" dedi. "Müvekkilim, maktulün kendini savunamayacak durumda olmasını bilebilecek durumda değildir" H.M.K.'nin avukatı ise "Müvekkilim uzunca bir süredir tutukludur. Tutukluluğun süresi yaklaşık 2 buçuk seneyi geçmiştir. Müvekkilimizin bu aşamada tahliyesine karar verilmesini talep ederiz. Ayrıca, iddia makamının mütalaasını kabul etmiyoruz. Müvekkilimin, maktulün kendini savunamayacak durumda olmasını bilebilecek durumda değildir. Bu hususlar göz önünde bulundurulmasını talep ederiz" ifadelerini kullandı. "Üniversite okumak istiyorum" Pişman olduğunu söyleyen tutuklu sanık H.M.K.. "Yaptığım eylemden dolayı çok pişmanım. Uzunca bir süredir tutukluyum. Cezaevinde geçirdiğim süre boyunca eğitimime devam ettim. Üniversite okumak istiyorum. Bu sebeple tahliyeme ve beraatıma karar verilmesini talep ederim" dedi. Diğer sanıklar da önceki savunmalarını tekrar ettiklerini dile getirdi. Tutuklama talebi reddedilerek duruşma ertelendi Mahkeme heyeti, tutuksuz sanıkların tutuklanma talebinin bu aşamada ağır bir tedbir olacağı kanaatine varıldığından tutuklama taleplerinin reddine, yurt dışına çıkışlarının yasaklanması şeklinde adli kontrol tedbiri altına alınmalarına karar verildi. Diğer 2 sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilerek duruşma ertelendi. "Oğlum canice katledildi" Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan maktulün babası Orhan Uman, "Mayıs 2023'te oğlum canice katledildi. 15 kişilik bir arkadaş grubu tarafından bir yere çağrıldı ve 3 kişi tarafından canice katledildi. 2 kişi de tezahürat yapıp, 'Orasına vur, burasına vur, kafa at, dirsek at' deyip tezahürat yaptılar ve aynı zamanda kameraya çektiler. Şu an 2 kişi cezaevinde. Bir kişi 3 yıl 9 ay almıştı. O tahliye oldu, çıktı. Şimdi 2 kişi daha eklendi davaya. Hakim onlara denetim verdi. 6 Kasım'da bir mahkememiz daha olacak. Hakim o zaman karar açıklayacak. Onların da tutuklanmasını istiyoruz. İnşallah en ağır ceza yargılanırlar ve ceza alırlar" ifadelerini kullandı. "Gönlümün meyvesini benden aldılar" Anne Uman ise, "Gönlümün meyvesini benden aldılar. Olayı gerçekleştirdiklerinde planlı bir şekilde gelmişlerdi. Tasarlayarak gelmişlerdi. Bunlar çocuk değil. Bunlar içki içen, uyuşturucu kullanan kişiler. Benim çocuğum çok başarılıydı. Onlar okul çocuğu falan değildi. Olay sonrası ambulansı çağırmamışlar. Sanıkların en ağır şekilde yargılanmalarını istiyorum. Benim oğlum geri gelmeyecek. Ama onların dışarıda olmalarını kabul etmiyorum. Onlara da bu dünyada dar gelsin. Kıvanç'ın naif bir çocuktu. Ama böyle serseri tipler geldi çocuğumu benden kopardı. Gönlümün meyvesini benden kopardılar" dedi.

CHP 39. Olağan İstanbul İl Kongresi'nin durdurulması için ilgili kurumlara yazı gönderildi Haber

CHP 39. Olağan İstanbul İl Kongresi'nin durdurulması için ilgili kurumlara yazı gönderildi

Davacı CHP'li Özlem Erkan'ın avukatı Cevahir Kılıç tarafından mahkemeye sunulan dilekçede, 2 Eylül'de verilen ara kararla CHP'nin 39. Olağan Kurultay sürecinin kongre takvimindeki seçim çalışmalarından İstanbul İl Örgütünce yapılacak ilçe kongreleri ve il kongresi çalışmalarının tedbiren durdurulmasına dair karar verildiği aktarıldı. CHP'nin karara yaptığı itirazın reddedildiği belirtilen dilekçede, "Hal böyleyken davalı CHP, '39. Olağan İstanbul İl Kongresi, 19 Ekim Pazar günü saat 08.00-11.00 arası nisaplı, çoğunluk sağlanamadığı takdirde aynı gün saat 13.00'te çoğunluk aranmaksızın nisapsız olarak İBB Hidayet Türkoğlu Spor Kompleksinde yapılacaktır.' şeklinde üyelerine duyuru yapmış ve kongreye davet etmiştir. Davalı yan, mahkemenizin vermiş olduğu kararları dinlemeyerek hukuka aykırı olarak ve kanunu dolanmak suretiyle kongreyi gerçekleştirmeye çalışmaktadır." ifadelerine yer verildi. Dilekçede, bu sebeple mahkemenin tedbir kararının uygulanması için gerekli önlemlerin alınması ve kongrenin gerçekleşmesinin önüne geçilmesini talep etme zaruriyeti doğduğu bildirildi. Sunulan dilekçede, 2 Eylül tarihli tedbir kararının uygulanması için gerekli önlemlerin alınarak mülki idareye yazı yazılması, kongrenin başlatılmadan durdurulması ve salona girilmesinin engellenmesini sağlayıcı tedbirlerin alınması için gereğinin yapılması talep edildi. "Mahkememizce verilen karar güncel ve geçerlidir" Dilekçeyi değerlendiren mahkeme, bu talebi kabul ederek, İstanbul Valiliği ve Sarıyer 1. İlçe Kurulu Başkanlığına yazı yazdı. Yazıda, CHP İstanbul İl Yönetiminin dava kapsamında geçici görevden uzaklaştırıldığı ve yerine geçici kurul atandığı, İstanbul İl Örgütünce yapılacak ilçe kongreleri ve il kongresi seçim çalışmalarının tedbiren durdurulmasına karar verildiği belirtildi. "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"na göre, bunun kesin olmamakla beraber, verildiği anda uygulamaya geçirilen bir tedbir kararı olduğuna dikkati çekilen yazıda, şunlar kaydedildi: "Mahkememizde devam eden yargılama sürecinde ilgili ara karar hakkında istinaf yargılaması süreci başlamış ancak henüz nihai karar verilmediğinden mahkememizce verilen karar güncel ve geçerlidir. Mahkememizce verilen tedbir kararı kanun yolu merci olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılmadan veya değiştirilmeden 19 Ekim tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi 39. Olağan İstanbul İl Kongresi Seçimleri'nin yapılması mahkeme kararımıza aykırı olup belirtilen çalışmaların durdurulması, buna ilişkin tedbirlerin alınması gerekmektedir." Ne olmuştu? Davacı Özlem Erkan, mahkemeye sunduğu şikayet dilekçesinde, 8 Ekim 2023'te gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Başkanlığı İl Kongresi'nin yetkisizlik ve usulsüzlük nedeniyle hükümsüz kaldığını, delegelerin irade fesadı halleri ve suç kapsamlı eylemleri olduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmalara ve basına yansıyan ses kayıtlarına göre, kongrede oy kullanacak delegelerin oylarını para, telefon-tablet hediyeleri, iş vaadi ve çeşitli maddi menfaatler karşılığında yönlendirildiğinin tespit edildiğini belirtmişti. Erkan, dilekçesinde, "Kongrede kullanılan oy sayısının 600 delege sınırının aştığının tespit edildiğini, dava konusu edilen İstanbul İl Kongresinin mutlak butlan ile sakat olduğunun savcılık soruşturmaları ile kanıtlanmış olduğundan bahisle 8 Ekim 2023 İstanbul İl Kongresi'nde alınan tüm kararların tedbiren hükümlerinin durdurulmasına, bu kongrede seçilen İl Başkanı, İl Yönetim Kurulu ve İl Disiplin Kurulu üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, önceki kongrede seçilen İl Başkanı, İl Yönetim Kurulu ve İl Disiplin Kurulu'nun tedbiren göreve iadesine veya mahkemece uygun görülecek geçici kurulun atanmasına, İstanbul İl Kongresi delegelerinin görevden uzaklaştırılmasına, CHP Merkez Yönetim Kurulunca başlatılan 39. Olağan Kurultay sürecinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ederim." ifadelerine yer vermişti. Bunun üzerine dosyaya bakan İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, 8 Ekim 2023'te yapılan Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan İstanbul İl Kongresi'nde seçilen ve Sarıyer 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 11 Ekim 2023 tarihli kararında yer alan İl Başkanı, İl Yönetim Kurulu Asıl ve Yedek Üyeleri ile İl Disiplin Kurulu Asıl ve Yedek Üyelerinin tedbiren bu görevlerden uzaklaştırılmalarına karar vermişti. Mahkeme, Gürsel Tekin, Zeki Şen, Hasan Babacan, Müjdat Gürbüz ve ErkanNarsap'tan oluşan geçici kurulun tedbiren Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanı, İl Yönetim Kurulu ve İl Disiplin Kurulu yetkilerini kullanmak üzere görevlendirilmelerine hükmetmişti. CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi'nde seçilen ve Sarıyer 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 11 Ekim 2023 tarihli kararında yer alan üst kurul-kurultay delegelerinin tedbiren bu görevden uzaklaştırılmaları da mahkeme tarafından karara bağlanmıştı. Mahkeme, CHP Merkez Yönetim Kurulu tarafından 14 Temmuz 2025'te alınan karar uyarınca başlatılan 39. Olağan Kurultay süreci kongre takviminde yer alan seçim çalışmalarından yalnızca İstanbul İl Örgütünce yapılacak ilçe kongreleri ve il kongresi seçim çalışmalarının tedbiren durdurulmasına da karar vermişti. Karara, davalının avukatları itiraz etmiş, mahkeme söz konusu itirazın duruşmalı olarak değerlendirilmesini kararlaştırmıştı. Mahkeme, davalı taraflarca yapılan itirazların ayrı ayrı reddine karar vermişti. Mahkeme, davanın 3 Ekim'de görülen son duruşmasında, 2 Eylül'de verdiği CHP İl Başkanı ve yönetimin görevden uzaklaştırılmalarına, İl Başkanlığına geçici yönetim kurulu atanmasına ilişkin istinaf sürecinin tamamlanmasının beklenmesine hükmederek, bu dosyanın Ankara'daki mevcut dosyalarla birleştirilmesi talebinin sonraki celsede değerlendirilmesini kararlaştırmış ve duruşma 21 Kasım'a ertelenmişti.

Muhtarlık seçimi cinayeti davasında karar Haber

Muhtarlık seçimi cinayeti davasında karar

Olay, Samsun'un Çarşamba ilçesi Emirli Mahallesi'nde geçen 14 Temmuz 2024 saat 23.45'te meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İbrahim A., Eren Kılıç (23) ve ağabeyi Emre Kılıç'a (31) pompalı tüfekle ateş açtı. Olayda Kılıç kardeşlerin yanı sıra Zafer E.T. (20) ve Gökhan İ. de yaralandı. Yaralanan 4 kişi ambulanslarla Çarşamba Devlet Hastanesine kaldırıldı. Ağır yaralanan Kılıç kardeşler yapılan müdahalelere rağmen hayatlarını kaybetti. Yaralılardan Gökhan İ. ilk müdahalesinin ardından Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi. Samsun'daki hastanede tedavi altına alınan Gökhan İ. daha sonra taburcu oldu. Çarşamba Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alınan diğer yaralı Zafer E.T. de tedavisinin tamamlanmasının ardından taburcu edildi. Her iki yaralı da jandarma tarafından gözaltına alındı. Jandarma olayla ilgili Yusufhan T.'yi de gözaltına aldı. Jandarma ekipleri olaydan sonra kaçan silahlı saldırgan İbrahim A.'yı yakaladı. Jandarmadaki sorgulaması tamamlanan İbrahim A., Gökhan İ., Zafer E.T. ve Yusufhan T. Çarşamba Adliyesine sevk edildi ve çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Gökhan İ., Zafer E.T. ve Yusufhan T., daha sonra cezaevinden tahliye oldular. Tutuklu sanık İbrahim A. ile tutuksuz olan Gökhan İ., Zafer E.T. ve Yusufhan T. hakkında Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı. Davanın son duruşmasına Kırşehir Kapalı Cezaevinden Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile ifade veren İbrahim A., "Yaşanan olaydan dolayı çok pişmanım. Keşke böyle olmasaydı. Ancak bu olaya beni çağıran onlardı. Beni burada darbettiler. Kendi kontrolümü kaybettim ve eylemi gerçekleştirmek zorunda kaldım. Ben kendi canımı kurtardım. Meşru müdafaa sınırları kapsamında eylem değerlendirilmelidir. Yaşanan olaydan dolayı pişmanım. Keşke ben ölseydim bu olay olmasaydı. Çok kötü durumdayım, kendimi toparlayamadım. Karşı taraftan tekrardan özür diliyorum" dedi. Savcı mütaalasında İbrahim A.'nın 2 kardeşi öldürmek suçundan 2 kez müebbet hapis cezasına, tutuksuz 3 kişinin de cinayete yardım etmekten 10'ar yıl hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Bugün görülen davanın son duruşmasında İbrahim A., 2 kardeşi öldürmek suçundan ayrı ayrı 25 yıl hapis cezasından toplam 50 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Gökhan İ., Zafer E.T. ve Yusufhan T. ise beraat ettiler.

İmamoğlu’nun diploması üzerine başlatılan soruşturma derinleşiyor: İstanbul Üniversitesi'nden karar bekleniyor Haber

İmamoğlu’nun diploması üzerine başlatılan soruşturma derinleşiyor: İstanbul Üniversitesi'nden karar bekleniyor

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının sahte olduğu iddiaları üzerine başlatılan soruşturma süreci devam ediyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın ilerlemesi için İstanbul Üniversitesi’ne bir yazı göndererek işlemlerin hızlandırılmasını talep etmişti. Üniversite, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, inceleme sonrasında kamuoyuna bilgi verileceğini duyurmuştu. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİNDEN HENÜZ BİR AÇIKLAMA YOK İstanbul Üniversitesi, 3 Mart 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, “Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığının 17 Şubat 2025 tarihli 'Araştırma Raporu'nda yer alan tespitler çerçevesinde Üniversitemiz bünyesinde gerekli inceleme ve işlemler tesis edilerek, neticesinden ilgili kurumlara ve kamuoyuna bilgi verilecektir” ifadelerini kullanmıştı. Bugün ise, üniversitenin bu inceleme sonucunu açıklaması bekleniyordu. Ancak, İstanbul Üniversitesi’nden henüz bir açıklama gelmedi. BU AKŞAM KARAR ÇIKABİLİR! Gazeteci Cem Küçük, TGRT Haber’de yayınlanan Medya Kritik programında yaptığı değerlendirmede, İmamoğlu'nun diploması üzerindeki soruşturmanın gidişatına dair kritik iddialarda bulundu. Küçük, İstanbul Üniversitesi’nden karar beklediğini ancak bir açıklama yapılmaması nedeniyle kararın ertelenmiş olabileceğini ifade etti. 17 Mart Pazartesi günü kararın açıklanabileceğini belirten Küçük, "Bu akşam karar çıkacaktı ama galiba yarına ya da pazartesiye kalmış. İmamoğlu’nun diploması iptal edilecek gibi görünüyor" şeklinde konuştu. Savcılığın Bilgi Talebine İlişkin Yeni İddialar Öte yandan, Hadi Özışık, Ekol TV’de yayınlanan Tartışma Zemini programında, Ekrem İmamoğlu’nun diplomasına ilişkin soruşturmanın ilerleyişine dair yeni bir iddiada bulundu. Özışık, Cumhuriyet Savcılığı'nın, İmamoğlu'nun diploması ile ilgili gerekli bilgileri göndermeyen kurumlara yönelik resen soruşturma başlatılacağını öne sürdü. Özışık, "Savcılığın talep ettiği bilgileri göndermeyenlere soruşturma başlatılacak" şeklindeki açıklamasıyla, sürecin nasıl şekilleneceğine dair önemli bir uyarıda bulundu.

Narin Güran’ın öldürülmesi davasında sanıklara ağırlaştırılmış müebbet hapis Haber

Narin Güran’ın öldürülmesi davasında sanıklara ağırlaştırılmış müebbet hapis

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesindeki ikinci duruşmanın üçüncü oturumu bugün sabah 10.00’da anne Yüksel Güran’ın savcının ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle verdiği mütalaasına karşı savunmasıyla başladı.Bugünkü oturumda anne Yüksel Güran ile avukatları savunmasını yaptı. Yapılan savunmaların ardından Mahkeme Başkanı, kararın açıklanması için duruşmaya 21.00’a kadar ara verdi. Mahkeme Başkanı, 21.00’da son sözlerin alınacağını, sağlık personelinin de salonda hazır edilmesini istedi. Sanık avukatlarının savunmalarıyla devam eden duruşmada sanıklara tek tek son sözleri soruldu ve mahkeme nihai kararını verdi.4 sanık hakkında, “İştirak halinde çocuğu kasten öldürmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyordu. Savcı mütalaasında, sanıkların cinayet sonrası suçu gizlemeye çalışarak delilleri karartmaya çalışmaları, güvenlik güçlerini sürekli yanlış ve yalan ihbarlarla dikkatlerini farklı yönlere çalışmış olmaları nedeniyle de haklarında iyi hal indirimini düzenleyen TCK’nın 62. Maddesinin de uygulanmamasını ve indirimsiz ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmalarını talep etmişti. Anne Yüksel Güran son sözünde kızının katili olmadığını söyledi ve beraatini talep etti. Karar açıklandı  Aradan sonra başlayan duruşmada mahkeme başkanı verilen cezaları açıkladı. Buna göre tutuklu sanıklar Yüksel, Enes ve Salim Güran'ın ağırlaştırılmış müebbet hapis, Nevzat Bahtiyar ise 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verildi. Olay Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos'ta kaybolan Narin Güran'ın 8 Eylül'de Eğertutmaz Deresi'nde cansız bedenine ulaşılmıştı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 23 şüpheliden aralarında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran ile komşuları Nevzat Bahtiyar'ın da bulunduğu 12 kişi tutuklanmıştı. Yüksel, Enes ve Salim Güran ile Nevzat Bahtiyar hakkında yürütülen soruşturma tamamlanmış, 4 sanık hakkında "iştirak up halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle hazırlanan iddianame, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesince 23 Ekim'de kabul edilmişti. Sanıkların yargılanmasına 7 Kasım'da başlanmış, 3 gün süren ilk duruşma, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilerek 26 Aralık'a ertelenmişti. İlk duruşmanın ardından cumhuriyet savcısı, hazırladığı 14 sayfalık mütalaayı celse arasında mahkemeye sunmuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.