#Katar

İLKHABER-Gazetesi - Katar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Katar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ras Laffan LNG tesisine düzenlenen saldırı küresel arzı riske atıyor Haber

Ras Laffan LNG tesisine düzenlenen saldırı küresel arzı riske atıyor

Merkezi İskoçya'da bulunan araştırma ve danışmanlık şirketi Wood Mackenzie'den yapılan açıklamaya göre, Katar'daki Ras Laffan tesisinin hedef alınması sonucu küresel doğal gaz arzı tehlikeye girecek, fiyatlar yükselecek ve bu durum kapasite artışının 2028'e kadar gecikmesine sebep olacak. Katar'daki Ras Laffan Endüstri Şehri'ne düzenlenen füze saldırıları yangınlar da dahil olmak üzere ciddi hasara yol açtı. Bu durum, küresel gaz piyasasının görünümünü temelden değiştirecek etkiye sahipken, başlangıçta hesaplanan iki aylık doğal gaz arz kesinti süresinin artması bekleniyor. SALDIRILAR SONUCU MÜCBİR SEBEP İLAN EDİLDİ Çeşitli saldırılar sonucu Katar'ın LNG üretimi 2 Mart'tan beri durdurulmuş durumda ve 4 Mart'ta mücbir sebep ilan edilmişti. Bu durum küresel LNG arzının yaklaşık yüzde 19'unu devre dışı bıraktı. 18 Mart'taki saldırı Pearl GTL tesisine zarar verirken, ardından gelen saldırı birkaç LNG tesisinde ek hasara neden oldu. Öte yandan, yapımı devam eden North Field East genişleme projesinin Kasım 2026'da devreye girerek yıllık 32 milyon ton ek kapasite sağlaması planlanıyordu. Ancak mevcut saldırılar nedeniyle bu projenin gecikeceği ve 2027-2028 dönemindeki arz büyümesi beklentilerini yeniden şekillendireceği öngörülüyor. Açıklamada görüşlerine yer verilen Wood Mackenzie LNG Strateji ve Pazar Geliştirme Başkanı Kristy Kramer, durumu ilk etapta kısa süreli bir kesinti olarak algıladığını belirterek, şunları kaydetti: "Kontrollü bir yeniden başlatmayla LNG arzının 2026 ortasında çatışma öncesi seviyelere dönmesi bekleniyordu. Ancak bu senaryo artık giderek daha az olası görünüyor. Daha uzun sürecek bir kesinti küresel arzı daha da sıkılaştıracak ve fiyatların daha uzun süre yüksek kalmasına neden olacaktır. Katar'ın LNG üretiminin tam kapasiteye ulaşmasının 4 ila 6 hafta süreceğini tahmin ediyorduk. Ancak hasarın boyutu ve gerekli onarımlar nedeniyle bu sürenin uzaması bekleniyor."

Orta Doğu kaynaklı jeopolitik gerilimler emtia piyasasında dalga boyunu yükseltiyor Haber

Orta Doğu kaynaklı jeopolitik gerilimler emtia piyasasında dalga boyunu yükseltiyor

ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının başlamasından bu yana emtia piyasasında sert dalgalanmaların öne çıktığı karışık bir seyir izlenirken, petrol, doğal gaz, alüminyum ve tarım grubu ürünlerde hızlı yükselişler, değerli metallerde ise düşüşler görülüyor. Orta Doğu kaynaklı jeopolitik gerilimler nedeniyle emtia piyasasında yön arayışı öne çıkıyor. ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının başladığı 28 Şubat'tan bu yana geçen 10 günde, nakliyede yaşanan aksamalar ve arz endişelerinin artmasıyla petrol, doğal gaz, alüminyum ve tarım grubu ürünlerde sert yükselişler görüldü. Saldırılar sonrasında İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması, dünyanın enerji ihtiyacı açısından kritik öneme sahip boğazdaki sevkiyatları kesintiye uğrattı. Bu gelişme, petrol fiyatlarında arz endişeleriyle sert yükselişleri beraberinde getirdi. Dünya genelinde petrol fiyatlarının yükselmesinden ötürü maliyet kaynaklı enflasyonist baskıların güçlenebileceğine yönelik kaygılar, merkez bankalarının para politikalarında temkinli adımlar atabileceği beklentilerini de öne çıkardı. Saldırılar 10. gününde olsa bile, tedarikçilerin, hasar görmüş tesisler, aksayan lojistik ve nakliye risklerindeki artışlarla mücadele etmesi nedeniyle dünya genelindeki tüketicilerin ve işletmelerin haftalarca hatta aylarca daha yüksek yakıt fiyatlarıyla karşı karşıya bırakabileceğine yönelik riskler öne çıkıyor. Öte yandan, Irak Petrol Bakanlığı Saha ve Lisans İşleri Şirketi Genel Müdür Yardımcısı Kazım Abdulhasan Kerim, ülkedeki petrol üretiminin ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırılarından sonra yaklaşık yüzde 60 düştüğünü, günlük 3,3 milyon varilden 1,3 milyon varile gerilediğini kaydetti. Basra vilayetinin güneybatısındaki Bercisiye petrol bölgesinin 2 insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını ve bölgede faaliyet gösteren yabancı firmalardan birinin depolarında hasar oluştuğunu ifade eden Kerim, petrol üretim tesislerinin ise etkilenmediğini aktardı. Irak, 3 Mart'ta Hürmüz Boğazı'nın kapanması sonucu azalan ihracat nedeniyle ham petrol üretimini düşüreceğini duyurmuştu. BRENT PETROL RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI'NDAKİ SEVİYELERİ GÖRDÜ Bu gelişmelerle Brent petrolün varil fiyatı 27 Şubat'tan (kapanış fiyatı itibarıyla) bu yana yüzde 56,6 artarak 114,3 dolara kadar ulaşarak Haziran 2022'den bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Analistler, Brent petrolün en son bu seviyeleri Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başladığı dönemde gördüğüne dikkati çekti. Brent petrol geçen hafta yüzde 28 artışla 92,7 dolara çıkarak Kovid-19'un başladığı dönemlere denk gelen 3 Nisan 2020 haftasından bu yana en hızlı haftalık yükselişini kaydetmişti. New York Ticaret Borsası'nda işlem gören doğal gazın İngiliz Termal Birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da bu dönemde yüzde 18,3 artışla 3,4 dolara çıktı. Orta Doğu'da gerilimin tırmanması küresel gaz piyasasını sarstı. Katar'ın üretimi durdurması dünya LNG arzının yaklaşık yüzde 20'sini raftan indirdi. HÜRMÜZ BOĞAZI KAYNAKLI LOJİSTİK SORUNLAR TAHIL GRUBUNDA ARZ ENDİŞELERİNE NEDEN OLDU 27 Şubat'tan (kapanış fiyatı itibarıyla) bu yana Chicago Ticaret Borsası'nda buğdayın kile başına fiyatı yüzde 8,5 artışla 6,4175 dolara kadar çıkarak Haziran 2024'ten bu yana en yüksek seviyeyi, soya fasulyesinin kile başına fiyatı yüzde 5,4 primle 12,3 dolara yükselerek Mayıs 2024'ten bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Bu dönemde mısırın kile başına fiyatı da yüzde 6,1 artışla 4,8 dolara çıktı. Analistler, soya ve mısırın biyoyakım ham maddesi olduğunu belirterek, petrol fiyatları yükselince biyoyakım talebinin de arttığını ve bunun da soya fasulyesi ve mısırı yukarı çektiğini söyledi. Petrol fiyatlarındaki yükseliş buğday fiyatlarını da yukarı yönlü etkiledi. Orta Doğu'daki tahıl ithalatçıları Hürmüz Boğazı'nın kapanmasından dolayı lojistik sorunlarıyla karşı karşıya kaldı ve bu da tahıl grubunda arz endişelerini öne çıkardı. Bu dönemde, alüminyumun libresi yüzde 12,7 artışla 1,6 dolara çıkarken, bakırın libresi yüzde 6,8 düşüşle 5,6 dolara indi. Orta Doğu'daki gerilim alüminyum arzını da tehlikeye atıyor. Katar ve Bahreyn'de alüminyum üreticileri üretimi durdururken, Orta Doğu'nun küresel alüminyumun üretiminin yüzde 9 civarını karşılaması nedeniyle bu yıl küresel alüminyum açığının artacağı tahmin ediliyor. Enerji fiyatlarındaki sıçramanın doların güçlenmesini hızlandırması bakır fiyatlarını baskılarken, jeopolitik risklerden dolayı küresel ekonomik aktivitenin zarar göreceğine yönelik öngörüler de bakır talebinin azalmasına neden oldu. DEĞERLİ METALLER SERT DÜŞTÜ 27 Şubat'tan (kapanış fiyatı itibarıyla) bu yana ons bazında fiyatlar altında yüzde 3,2 azalışla 5 bin 97 dolara, gümüşte yüzde 11 düşüşle 83,5 dolara, platinde yüzde 10,7 kayıpla 2 bin 113 dolara, paladyumda yüzde 11,7 azalışla 1.580 dolara indi. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırısı sonrasında petrol fiyatlarının yükselmesinin enflasyonist baskıları artırmasıyla doların güçlenmesi ve ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirim beklentilerinin ötelenmesi altın ve endüstriyel alanda kullanılan gümüş, platin ve paladyumda sert düşüşlere neden oldu. Öte yandan Avrupa'da bazı ülkelerin merkez bankalarının savunma harcamalarını finanse etmek amacıyla altın sattığına dair haber akışı da altın fiyatlarındaki gerilemede başka bir faktör olarak öne çıktı.

Katar'da LNG üretiminin durması küresel kömür ve gaz fiyatlarını fırlattı Haber

Katar'da LNG üretiminin durması küresel kömür ve gaz fiyatlarını fırlattı

Küresel enerji arzında kritik bir role sahip olan Katar'ın sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) üretimini tamamen durdurma kararı, dünya genelinde kömür fiyatlarının rekor seviyede artmasına sebebiyet vermiştir. Asya piyasaları için gösterge niteliği taşıyan Newcastle kömür vadeli işlemleri, pazartesi günü %8,6 oranında bir artış sergileyerek ton başına 128,70 dolar seviyesine yükselmiştir. Söz konusu bu artış, Aralık 2024 tarihinden bu yana kaydedilen en yüksek aylık vadeli sözleşme fiyatı olarak kayıtlara geçti. KATAR'DA ÜRETİM NEDEN DURDURULDU? Ortadoğu'da tırmanan jeopolitik gerilimler, enerji hatlarını doğrudan etkilemeye başladı. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonlarının akabinde, Katar İran menşeli insansız hava araçlarının saldırısına maruz kalmıştır. Bu güvenlik tehdidi neticesinde Katar yönetimi, pazartesi günü dünyanın en büyük LNG ihracat merkezi olan Ras Laffan tesisinde üretimi durdurma kararı almıştır. Küresel arzın yaklaşık %20'sini tek başına karşılayan Ras Laffan tesisinin, 30 yıllık operasyonel geçmişinde ilk kez üretimini tamamen askıya alması dikkat çekicidir. ASYA ÜLKELERİNDE KÖMÜRE DÖNÜŞ SİNYALİ Tesisin faaliyetlerine ara vermesi, Avrupa doğalgaz piyasalarında %39'luk bir fiyat sıçramasına yol açmıştır. Katar'dan gelen enerji sevkiyatına stratejik düzeyde bağımlı olan Asya ülkeleri ise alternatif kaynaklara yönelmiştir. Tayvan tarafından yapılan resmi açıklamada, "kesintinin gaz arzını aksatacak kadar uzun sürmesi durumunda kömür santrallerinin kullanımını artıracağını" belirtilerek enerji krizine karşı alınacak önlemler vurgulanmıştır. KÖMÜR ÜRETİCİLERİNİN HİSSELERİNDE SON DURUM NE? Enerji piyasalarındaki bu arz daralması, kömür madenciliği yapan dev şirketlerin borsa performansına pozitif yansımıştır. Avustralyalı kömür üreticilerinin hisseleri salı günü itibarıyla önemli bir ivme kazanmıştır. Sidney borsasında işlem gören Whitehaven Coal ve New Hope hisseleri %5'e varan değer artışları kaydederek S&P/ASX 200 endeksinin en başarılı performans sergileyen kağıtları arasında yer almıştır.

ABD’den sonra İngiltere de Katar’daki askerlerini çekiyor iddiası Haber

ABD’den sonra İngiltere de Katar’daki askerlerini çekiyor iddiası

İngiliz basını, ABD’nin ardından İngiltere’nin de Katar’daki askerlerini geri çekme kararı aldığını iddia ederken, adı açıklanmayan Avrupalı yetkililer, ABD'nin İran’a askeri müdahalesinin 24 saat içinde gerçekleşebileceğini öne sürdü.ABD’nin Katar’daki bazı askeri personelini geri çekme kararının ardından İngiltere’nin de benzer bir karar aldığı iddia edildi. İngiliz basınında yer alan haberlerde, İngiltere’nin Katar’daki El Udeid Hava Üssü'ndeki bazı askeri personelini ABD gibi geri çektiği iddia edildi. İngiltere Savunma Bakanlığı Sözcüsü, operasyonel güvenlik gerekçesiyle kararı doğrulamazken, "İngiltere, personelimizin güvenliğini ve emniyetini sağlamak için her zaman önlemler alır, gerektiğinde personeli geri çekmek de dahil" dedi. "TÜM İŞARETLER ABD'NİN SALDIRISININ YAKIN OLDUĞUNU GÖSTERİYOR" Adı açıklanmayan Batılı bir askeri yetkili, "Tüm işaretler ABD'nin saldırısının yakın olduğunu gösteriyor, ancak bu yönetim herkesi tetikte tutmak için böyle davranıyor. Öngörülemezlik stratejinin bir parçası" dedi.Adı açıklanmayan iki Avrupalı yetkili, ABD'nin İran’a yönelik askeri müdahalesinin önümüzdeki 24 saat içinde gerçekleşebileceğini öne sürdü.Adı açıklanmayan İsrailli yetkili ise kapsamı ve zamanlaması belirsiz olsa da ABD Başkanı Donald Trump'ın müdahale etmeye karar verdiğinin anlaşıldığını söyledi.

Mersin’den Sudan’a 2 bin 600 tonluk 6. İyilik Gemisi uğurlandı Haber

Mersin’den Sudan’a 2 bin 600 tonluk 6. İyilik Gemisi uğurlandı

Türkiye Cumhuriyeti ile Katar Devleti iş birliğinde, AFAD Başkanlığı koordinasyonunda; Mersin Valiliğinin destekleri, Katar Kalkınma Fonu’nun katkıları ve 23 sivil toplum kuruluşunun iş birliğiyle hazırlanan yaklaşık 2 bin 600 ton insani yardım malzemesi, Mersin Uluslararası Limanı’ndan dost ve kardeş ülke Sudan’a uğurlandı. RO QUEEN adlı gemiyle sevk edilen yardımların, Sudan’da süren iç çatışmalar nedeniyle artan insani ihtiyaçların karşılanmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Yardım gemisinde, un, bakliyat, konserve gıda ürünleri, bebek maması, içme suyu, hijyen kitleri, tıbbi ve sağlık malzemeleri, çadır, battaniye, yatak, giysi ve diğer temel yaşam malzemeleri bulunuyor. Mersin Uluslararası Limanı’nda düzenlenen uğurlama programına, Mersin Valisi Atilla Toros, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, Katar Kalkınma Fonu Temsilcisi Ahmet Yusuf, Katar heyeti, milletvekilleri ile kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları katıldı. "YÜCE MİLLETİMİZ NEREDE BİR FERYAT YÜKSELMİŞSE ORAYA KOŞMUŞ" Uğurlama programında konuşan Vali Toros, Türk milletinin tarih boyunca mazlum ve mağdurların yanında yer aldığını vurgulayarak, "Yüce milletimiz nerede bir feryat yükselmişse oraya koşmuş, mazlumun ve mağdurun yanında durmayı tarihin en şerefli payesi saymıştır. Dinine, diline, rengine, ırkına bakmadan elini uzatmış, inancının, kültürünün, köklü medeniyet birikiminin ve medeniyet değerlerinin gereğini yerine getirmiştir" ifadelerini kullandı. "SUDAN'A YARDIM ELİMİZİ UZATIYORUZ" Vali Toros, Sudan’a gönderilen yardım gemisinin yalnızca insani ihtiyaçları karşılamaya yönelik olmadığını, aynı zamanda milletin dayanışma ve kardeşlik duygularını da taşıdığını ifade ederek, "Bugün de bu vesileyle bir kez daha Sudan'a yardım elimizi uzatıyoruz. AFAD Başkanlığımız koordinasyonunda, valiliğimiz desteği, Katar Kalkınma Fonu iş birliğiyle ve 23 sivil toplum kuruluşumuzun katkılarıyla hazırlanan, insani yardım malzemesi taşıyan yardım gemisini bugün Mersin'den uğurluyoruz. Bu gemi sadece temel insani yardım malzemelerini götüren bir gemi değil, aynı zamanda milletimizin yüreğinden yükselen selamı, duayı ve dayanışma iradesini de beraberinde götürüyor. Mersin olarak bu hayırlı girişimlere aracılık etmenin büyük onurunu yaşıyoruz. Rabbim bu gemiyi esenlikle Sudanlı kardeşlerimize ulaştırsın" dedi. "KARDEŞ ÜLKE SUDAN'A 6. İYİLİK GEMİSİNİ UĞURLAMAK ÜZERE BİR ARAYA GELDİK" Programda konuşan AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan ise Türkiye’nin insani yardım faaliyetlerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve AFAD koordinasyonunda sürdürdüğünü belirterek, "Bugün Mersin limanımızda dost ve kardeş ülke Sudan'a 6. İyilik Gemisini uğurlamak üzere bir araya geldik. Malumlarınız olduğu üzere Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, riyasetlerinde dünyanın neresinde olursa olsun yaşanan krizler karşısında mağdur olan insanlara devletimizin ve milletimizin yardım elini uzatmak için AFAD olarak İçişleri Bakanlığımız bünyesinde gerekli çalışmaları yürütme gayreti içerisindeyiz" diye konuştu. "30 BİN ÇADIRI ORADAKİ KARDEŞLERİMİZE ULAŞTIRDIK" Pehlivan, Sudan’da yıllardır süren iç çatışmaların yol açtığı insani tabloyu ve Türkiye’nin bu tablo karşısında yürüttüğü yardım faaliyetlerine dikkat çekerek, "2000'li yılların başında Sudan ülkesinde başlayan iç çatışmalar, krizler 2023 yılında ileri noktalara maalesef taşınmış ve gene geçtiğimiz yıl bu mağduriyetler ve iç çatışmalardan kaynaklı göç dalgaları giderek artmıştı. Ve bu sıkıntılar maalesef bugün de devam ediyor. Ülkemiz bu durum karşısında sessiz kalmamış Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda AFAD’ımızın organizasyonunda 2024 yılında iki iyilik gemisini arka arkaya göndermek suretiyle oradaki mağduriyetlerin bir nebze olsun azalmasına, giderilmesine katkı sağlamıştır. Bu iki gemiyle toplam yaklaşık 5 bin 500 ton insani yardım malzemesi ulaştırılmıştır. Ve geçtiğimiz yıl sonunda, 2025 yılının sonunda aralık ayı içerisinde orada yerinden olan insanların barınma ihtiyaçlarının hat safhaya gelmesi gerçeğinden de hareketle yine İçişleri Bakanımızın talimatlarıyla, Dışişleri Bakanlığımızın koordinasyonunda, uluslararası koordinasyonda aralık ayında yine buradan, 7 Aralık'ta iyilik gemilerini göndermeye başlamıştık ve arka arkaya üç gemiyi gönderdik ve Sudan'a ulaştı. Bu üç gemide toplam 30 bin çadırı oradaki kardeşlerimize ulaştırdık, barınma ihtiyacına destek olmak üzere gönderdik" şeklinde konuştu. "YAKLAŞIK 2 BİN 600 TON MALZEMEYİ BUGÜN İTİBARİYLE SUDAN'A YOLA ÇIKMAK ÜZERE UĞURLUYORUZ" Katar Kalkınma Fonunun destekleri ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla Sudan’a gönderilen insani yardımın içeriğine ilişkin bilgiler veren Pehlivan, "Bugün de dost ve kardeş ülke Katar'ın, Katar Kalkınma Fonunun destekleriyle ve ülkemiz için de AFAD’ımızın organizasyonunda 23 sivil toplum teşkilatının katkılarıyla toplamda yaklaşık 2 bin 600 ton malzemeyi bugün itibariyle Sudan'a yola çıkmak üzere uğurluyoruz. Bu 2.600 ton insani yardım malzemesi içerisinde, beslenme ve gıda malzemeleri, hijyen ve tıbbi malzemeleri, çadır gibi barınma malzemeleri ve orada çok ihtiyaç duyulan benzeri malzemeler bulunmaktadır" ifadelerine yer verdi. "GAZZE’YE 105 BİN TON İNSANİ YARDIM MALZEMESİ ULAŞTIRDIK" Sudan’a yönelik yardımların yanı sıra Gazze’de yaşanan insani krize ilişkin yürütülen çalışmalar hakkında da bilgi veren Pehlivan, "Biliyorsunuz Gazze'de İsrail'in zulmü altında olan kardeşlerimize yönelik de çok yoğun çalışmalarımız devam ediyor. Bu konuda da en son 19. iyilik gemisini göndermiştik, önümüzdeki hafta da 20. iyilik gemisi inşallah Gazze'ye doğru, öncelikle El-Ariş Limanı'na (Mısır), oradan da Gazze'ye ulaşmak üzere yola çıkacak. Bugüne kadar toplamda 14 uçak ve 19 iyilik gemisi artı 20'ncisini de göndereceğiz ve oraya toplamda yaklaşık 105 bin ton insani yardım malzemesi ulaştırdık" dedi. "SUDAN'DAKİ KARDEŞLERİMİZ BİR GÜN OLMASI GEREKEN YAŞAM STANDARTLARINA KAVUŞACAKTIR" Pehlivan, insani yardım faaliyetlerinin yalnızca maddi destekten ibaret olmadığını belirterek, bu çalışmaların milletin dayanışma ve medeniyet anlayışını olduğunu ifade ederek , "Tabii bu yardım malzemelerinin elbette ki bir maddi boyutu var ama bunun ötesinde bu, milletimizin ve güçlü devletimizin dayanışma anlayışını, yardımlaşma anlayışını, diğerkamlığını ve medeniyet değerleri içerisinde var olan 'darda olsan bile lütfetmesini, yardım etmesini bil' anlayışını yansıtan manevi boyutu da üst seviyede olan bir yaklaşımdır. Biz bu iyilik gemileriyle sadece malzeme değil, aziz milletimizin dualarını, temennilerini ve iyi dileklerini de gönderiyoruz. İnşallah bu yardımlar sayesinde Sudan'daki kardeşlerimiz bir gün olması gereken yaşam standartlarına kavuşacaktır" diye konuştu. Konuşmaların ardından dua okundu. Protokol üyeleri, limandan ayrılan gemiyi el sallayarak uğurladı. RO QUEEN adlı 6. İyilik Gemisi, Sudan’a doğru seyrine başladı.

Londra'nın yeni 'kralları' Katarlılar mı? Al Sani ailesi, İngiliz monarşisinden daha fazla mülke sahip! Haber

Londra'nın yeni 'kralları' Katarlılar mı? Al Sani ailesi, İngiliz monarşisinden daha fazla mülke sahip!

Katar'ın yönetici hanedanı Al Sani ve bağlantılı yatırım fonları, Birleşik Krallık'ın başkentinde önemli gayrimenkul yatırımları gerçekleştirdi. Dünyaca ünlü Harrods mağazası 2010 yılında Katar Yatırım Otoritesi'ne satılırken, The Berkeley ve Claridge’s gibi lüks oteller de ailenin kontrolüne geçti. Ülkenin en yüksek binası The Shard'da da Al Sani ailesinin önemli bir hissesi bulunuyor. Ayrıca finans merkezi Canary Wharf, Heathrow Havalimanı ve perakende zinciri Sainsbury’s gibi stratejik noktalarda da Katar yatırımları mevcut. MAYFAIR'DE 'KÜÇÜK DOHA' ETKİSİ Al Sani ailesinin Londra'daki varlığının en yoğun hissedildiği bölgelerden biri lüks semt Mayfair. Bölgenin kuzeybatı kısmındaki mülklerin yaklaşık dörtte birinin Katarlılara ait olduğu tahmin ediliyor. Bu yoğunluk nedeniyle bölge artık gayriresmi olarak "Little Doha" (Küçük Doha) adıyla anılıyor. İngiltere'nin en pahalı özel konutunun da Al Sani ailesine ait olduğu yönünde iddialar bulunuyor. ÖZEL MÜLKİYETTE BRİTANYA KRALİYET AİLESİNİ AŞTILAR MI? İngiliz GB News kanalının haberine göre, Al Sani ailesinin Londra'daki özel mülklerinin toplam değeri, Britanya Kraliyet Ailesi'nin kişisel olarak sahip olduğu mülkleri geride bırakmış durumda. Buckingham Sarayı gibi ikonik kraliyet yapılarının çoğunun "Crown Estate" aracılığıyla devlete ait olduğu, Kral'ın ise bu mülklerin emanetçisi olduğu belirtiliyor. Katar Kraliyet Ailesi'nin Londra'daki tüm varlıkları ise özel mülkiyet statüsünde bulunuyor. Emir Şeyh Temim bin Hamad Al Sani liderliğindeki ailenin toplam servetinin 2,4 milyar sterlin civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu devasa yatırımlar, Al Sani ailesini Londra'nın en etkili gayrimenkul sahiplerinden biri haline getirdi.

Sınır çatışmaları sonrası ateşkes: Afganistan ve Pakistan Türkiye'nin arabuluculuğu ile anlaştı Haber

Sınır çatışmaları sonrası ateşkes: Afganistan ve Pakistan Türkiye'nin arabuluculuğu ile anlaştı

Günlerdir süren sınır çatışmalarının ardından Afganistan ve Pakistan arasında barış sağlandı. Katar’ın başkenti Doha’da Türkiye ve Katar’ın arabuluculuğunda gerçekleştirilen görüşmelerde taraflar kalıcı ateşkes ve istikrarı koruyacak mekanizmaların kurulması konusunda anlaşmaya vardı. ATEŞKES DERHAL YÜRÜRLÜĞE GİRDİ Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’nin ofisinden yapılan açıklamada, iki tarafın derhal yürürlüğe girecek bir ateşkes üzerinde uzlaştığı belirtildi. Açıklamada, “İki taraf, iki ülke arasında kalıcı barış ve istikrarı pekiştirecek mekanizmaların oluşturulması konusunda anlaşmaya vardı.” ifadeleri yer aldı. TÜRKİYE’NİN ROLÜ: ERDOĞAN TALİMAT VERDİ, MİT DEVREDE OLDU Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Doha’daki görüşmelere katıldı. Türkiye, sürecin hem diplomatik hem istihbari ayağında aktif rol üstlendi. MİT Başkanı Kalın’ın da hazır bulunduğu imza töreninde anlaşmanın metni taraflarca onaylanırken, Türkiye ve Katar heyetleri sürecin garantörleri olarak yer aldı. DOHA’DAN SONRA İSTANBUL’A TAŞINACAK Anlaşmaya göre, ateşkesin sürdürülebilir ve doğrulanabilir biçimde uygulanması için teknik komitelerin oluşturulmasına karar verildi. Komitelerin ilk toplantısının önümüzdeki günlerde İstanbul’da yapılması planlanıyor. Toplantılarda sınır güvenliği, terörle mücadele ve göç gibi temel sorunların çözümüne yönelik kalıcı adımların ele alınacağı belirtildi. ÇATIŞMALARDA ONLARCA KİŞİ HAYATINI KAYBETMİŞTİ Yaklaşık bir haftadır iki ülke sınır hattında devam eden silahlı çatışmalarda onlarca kişi hayatını kaybetmişti. 48 saatlik geçici ateşkesin ardından taraflar Doha’da barış görüşmelerine başlamış, 14 saat süren müzakerelerin sonunda anlaşma sağlanmıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.