#Katar

İLKHABER-Gazetesi - Katar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Katar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan kritik Hürmüz Boğazı uyarısı: Savaş kesinlikle çözüm değil Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan kritik Hürmüz Boğazı uyarısı: Savaş kesinlikle çözüm değil

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Doha temasları kapsamında Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile bir araya gelerek bölgedeki sıcak gelişmeleri değerlendirdi. İkili görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Fidan, askeri hareketliliğin çözüm getirmeyeceğini belirterek, "Savaşa geri dönülmemesini istiyoruz. Savaş kesinlikle bir çözüm değil; sadece bölgeye değil, bütün dünyaya istikrarsızlık, ekonomik mahrumiyet ve potansiyel yıkım getirmekte." ifadelerini kullandı. HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN KÜRESEL EKONOMİ ÜZERİNDEKİ BASKISI Bölgedeki deniz trafiğinin ve enerji yollarının güvenliğine dikkat çeken Bakan Fidan, stratejik su yollarının kapatılmasının maliyetine değindi. Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut durumun dünya genelinde hissedildiğini ifade eden Fidan, "Hürmüz Boğazı'nın kapalı olması dünya ekonomisine, enerji güvenliğine, bölgedeki ekonomik ve siyasi istikrara büyük bir baskı uygulamakta. Dünya kamuoyunun çabası bir an önce anlaşmaya varılması ve Boğaz'ın açılmasıdır." dedi. Boğazın bir koz olarak kullanılmaması gerektiğini hatırlatan Bakan Fidan, "İran bu boğazı bir silah olarak kullanmamalıdır. Baskı oluşturmak ve bu tür körfezdeki meselelerle şantaj uygulamak için. Bu bir uluslararası boğazdır ve hep beraber korumalıyız. Seyrüsefer güvenliği ile ilgili maalesef şu an Hürmüz Boğazı'nda meydana gelenler ve mevcut askeri hareketlilik durumu iyileştirmiyor. Bu meseleler tekrar meydana gelmemesi gereken konulardır." uyarısında bulundu. İSRAİL'İN YAYILMACI POLİTİKALARI VE GÜVENLİK SORUNU Orta Doğu'daki istikrarsızlığın temel kaynağına ilişkin sert eleştirilerde bulunan Fidan, İsrail'in bölge geneline yayılan askeri faaliyetlerini ana sorun olarak tanımladı. Fidan, "İsrail yayılmacılığı hala bölgemizde birinci dereceden bir istikrar ve güvenlik sorunu olmaya devam ediyor. Gazze'de, Beyrut'ta, Batı Şeria'da, Suriye'de ortaya konan yayılmacı tavır birçok insanın hayatına mal oluyor. Karşı karşıya olduğumuz şu andaki mevcut Körfez'deki sorun, Gazze konusunu hiçbir şekilde unutturmamalı." açıklamasını yaptı. Diplomatik kanalların açık tutulması gerektiğini savunan Bakan, müttefiklerle birlikte çözüm arayışlarının süreceğini kaydetti. Müzakere süreçlerinde Pakistan'ın üstlendiği role özel bir parantez açan Bakan Fidan, Katar ile yürütülen koordineli çalışmanın önemine değindi. Fidan, "Net şekilde belirtilmelidir ki, bu boğaz için yapılan müdahaleler, kaynağı hangi ülke olursa olsun tekrar olmamalıdır. Başından beri müzakerelere Katar’la beraber büyük bir destek vermekteyiz. Pakistanlı kardeşlerimizin ortaya koyduğu çaba her türlü takdirin üstünde. Müzakerelerin gerçekten zor tarafları var ama diplomasi tek çözüm. Şimdi savaşın tekrar başlamayacağını garanti etmemiz ve diplomatik çabalara odaklanmamız gerekiyor." dedi. Katar Dışişleri Bakanı Al Sani ise Pakistan'ın arabuluculuk çabalarını desteklediklerini ve ABD ile bu konuda temas halinde olduklarını teyit ederek, Hürmüz Boğazı'nın siyasi baskı aracı yapılmasına karşı olduklarını bildirdi. TÜRKİYE VE KATAR ARASINDAKİ STRATEJİK KOORDİNASYON Ankara ve Doha arasındaki ilişkilerin derinliğine vurgu yapan Bakan Fidan, kriz yönetiminde iki ülkenin sergilediği ortak duruşun altını çizdi. Soru-cevap kısmında tarafların niyetine dair analiz paylaşan Fidan, "Aslında her iki taraf da savaşın durmasını ve boğazın açılmasını istiyor. Niyet bazında bir sorun yok; asıl problem, bu niyetin tarafları tatmin edecek bir önceliklendirmeyle nasıl kağıda döküleceğidir. Şu an gidip gelen mesajların doğasında bu uzlaşı arayışı yatıyor." değerlendirmesinde bulundu. Türkiye ve Katar'ın arabuluculuk alanındaki tecrübe paylaşımına işaret eden Fidan, "Biz Katar’la özellikle arabuluculuk konularında büyük bir koordinasyon içerisindeyiz. Geçmiş yıllara dayalı önemli tecrübelerimiz var. Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Katar Emiri’nin ortaya koyduğu irade ve liderlik, bölgedeki diğer ülke ilişkilerine örnek teşkil edecek niteliktedir." diyerek sözlerini noktaladı.

Katar Ankara Büyükelçiliği filosuna 6 yerli otomobil Togg dahil etti Haber

Katar Ankara Büyükelçiliği filosuna 6 yerli otomobil Togg dahil etti

Katar Devleti'nin Türkiye'deki diplomatik temsilciliği, yerli üretim hamlesine destek vererek ulaşım filosunu Togg ile güçlendirdi. Türk mühendisliğinin ürünü olan araçların tercih edilmesi, iki ülke arasındaki derin stratejik bağların bir yansıması olarak değerlendirildi. İKİ ÜLKE ARASINDAKİ STRATEJİK ORTAKLIĞIN YENİ SİMGESİ TOGG OLDU Anadolu Ajansı muhabiriyle bir araya gelerek sürece dair detayları paylaşan Katar'ın Ankara Büyükelçisi Faisal Abdulla Al-Henzab, Türkiye'nin endüstriyel kapasitesindeki artışa ve teknoloji alanındaki ivmesine vurgu yaptı. Ankara Büyükelçisi Al-Henzab, Türkiye'nin son dönemde gerçekleştirdiği sanayi atılımlarının kalitesine işaret ederek, "Katar'ın Türkiye nezdindeki diplomatik misyonunun, yerli üretim Togg marka araçlar satın aldığını gururla ifade etmek isterim." beyanında bulundu. Söz konusu satın almanın Katar ile Türkiye arasındaki tarihi kardeşlik bağlarına ve her geçen gün derinleşen stratejik ittifaka dayandığını belirten Büyükelçi, "Bu ilişkiler sayesinde farklı işbirliği alanlarını, özellikle ekonomi, sanayi ve teknoloji alanlarını desteklemeye ve güçlendirmeye özen göstermekteyiz." dedi. TÜRKİYE'NİN TEKNOLOJİK İLERLEMESİNE KATAR'DAN TAM DESTEK GELDİ Katar diplomatik misyonunun bu tercihinin Türkiye'nin nitelikli sanayi üretimini takdir eden bir yaklaşım olduğunun altını çizen Al-Henzab, sürdürülebilir kalkınma hedeflerini destekleyen yenilikçi projelerin yanında durmaya devam edeceklerini kaydetti. Büyükelçi Faisal Abdulla Al-Henzab, "Bu yaklaşımın, Türk sanayisinin kaydettiği nitelikli başarıları takdir ettiğimizi ve sürdürülebilir kalkınma yollarını güçlendirmeye katkıda bulunan yenilikçi modelleri desteklemeye özen gösterdiğimizi yansıttığını vurgulamak isterim. İki kardeş ülke arasında daha verimli ve yapıcı işbirliğinin devamını da dört gözle bekliyoruz." şeklinde konuştu. Resmi açıklamaların tamamlanmasının ardından direksiyon başına geçen Al-Henzab, satın alınan araçla deneme sürüşü gerçekleştirdi ve günün anısına elçilik çalışanlarıyla bir aile fotoğrafı çektirdi.

Türkiye'nin de dahil olduğu Sekiz ülkeden İsrail'e ortak tepki: Kudüs'teki kutsal mekanlara yönelik müdahaleler reddedildi Haber

Türkiye'nin de dahil olduğu Sekiz ülkeden İsrail'e ortak tepki: Kudüs'teki kutsal mekanlara yönelik müdahaleler reddedildi

Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, yaptıkları ortak açıklama ile İsrail'in Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ilişkin hukuki ve tarihi statükoyu değiştirmeye yönelik her türlü girişimini kınadıklarını ve reddettiklerini bildirdi. İSRAİL'İN EGEMENLİK İDDİALARINA REDDİYE Türkiye Cumhuriyeti, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Katar Devleti, Suudi Arabistan Krallığı ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin dışişleri bakanları, Müslümanların ibadet için Mescid-i Aksa'nın da içinde bulunduğu Harem-i Şerif’e erişiminin ve Kudüs Latin Patriği ile Kutsal Topraklar Muhafızı’nın Palmiye Pazarı Ayini’ni icra etmek üzere Kutsal Kabir Kilisesi’ne girişlerinin engellenmesi dahil olmak üzere işgal altındaki Kudüs’te Müslümanlar ve Hristiyanlar için ibadet özgürlüğüne yönelik olarak İsrail tarafından sürdürülen kısıtlamaları en güçlü biçimde kınadı ve reddetti. 8 ülkenin dışişleri bakanları tarafından yapılan ortak basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Bakanlar, Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ilişkin hukuki ve tarihî statükoyu değiştirmeye yönelik her türlü İsrail girişimini kınadıklarını ve reddettiklerini yinelemiştir. Devam etmekte olan söz konusu İsrail uygulamaları, uluslararası insancıl hukuk dahil uluslararası hukukun yanı sıra mevcut hukuki ve tarihî statükonun açık bir ihlalini teşkil etmekte ve ibadet yerlerine engelsiz erişim hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Bakanlar, Hristiyanların dini vecibelerini yerine getirmek üzere Kutsal Kabir Kilisesi’ne serbest erişimlerinin engellenmesi dahil, Kudüs’te Müslümanlara ve Hristiyanlara yönelik hukuka aykırı ve kısıtlayıcı İsrail uygulamalarını kesin bir şekilde reddettiklerini teyit etmiştir. Bakanlar, Kudüs’ün ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekânlarının mevcut tarihî ve hukuki statükosuna riayet edilmesi gerekliliğini vurgulamış, işgalci güç İsrail’in işgal altındaki Kudüs üzerinde hiçbir egemenliği bulunmadığını yinelemiş ve ibadet edenlerin Kudüs’teki ibadet yerlerine erişimini engelleyen tüm uygulamalara son verilmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Bakanlar, İsrail’in Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in kapılarını ibadet edenlere mübarek Ramazan ayı dahil olmak üzere 30 gün boyunca kesintisiz olarak kapalı tutmasını ve ibadet özgürlüğünü kısıtlamasını bir kez daha kınamış; bunun uluslararası hukukun, mevcut hukuki ve tarihî statüko ile işgalci güç İsrail’in yükümlülüklerinin ciddi bir ihlalini teşkil ettiğini belirtmiştir. Bakanlar, söz konusu tırmandırıcı tedbirlerin bölgesel ve uluslararası barış ve güvenlik açısından taşıdığı tehlikelere dair uyarılarda bulunmuştur. Bakanlar, toplam 144 dönümlük alanı kapsayan Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in tamamının yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu yinelemiş; Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığı’na bağlı Kudüs Evkaf İdaresi ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesi’nin mübarek Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in işlerini yürütmek ve girişleri düzenlemek konusunda münhasır yetkiye sahip hukuki merci olduğunu vurgulamıştır. Bakanlar, işgalci güç İsrail’e Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in kapılarının kapatılmasına derhal son vermesi, Kudüs Eski Şehri’ne erişime yönelik kısıtlamaları kaldırması ve Müslümanların Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’e erişimini engellemekten kaçınması çağrısında bulunmuştur. Bakanlar ayrıca uluslararası topluma İsrail’i Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ve kutsal mekanların kutsiyetine halel getirmeye yönelik devam eden ihlallerine ve hukuka aykırı uygulamalarına son vermeye zorlayacak kararlı bir tutum benimsemesi çağrısı yapmıştır."

Katar’da askeri helikopter kazası: 3 Türk personel şehit oldu Haber

Katar’da askeri helikopter kazası: 3 Türk personel şehit oldu

Katar’da gerçekleştirilen eğitim faaliyetleri sırasında meydana gelen helikopter kazası Türkiye’yi yasa boğdu. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), teknik arıza nedeniyle denize düşen askeri helikopterde 3 Türk personelin şehit olduğunu duyurdu. HELİKOPTER DENİZE DÜŞTÜ MSB tarafından yapılan açıklamada, Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde görev yapan Katar Silahlı Kuvvetlerine ait bir helikopterin 21 Mart akşamı teknik arıza nedeniyle kaza-kırıma uğrayarak denize düştüğü belirtildi. 7 PERSONEL ŞEHİT OLDU Bakanlık açıklamasına göre kazada: 4 Katar Silahlı Kuvvetleri personeli 1 Türk Silahlı Kuvvetleri personeli 2 ASELSAN teknisyeni olmak üzere toplam 7 personel şehit oldu. ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI Kazanın ardından başlatılan arama kurtarma çalışmaları kapsamında helikopter enkazına ve şehitlerin naaşlarına ulaşıldığı bildirildi. KAZANIN NEDENİ ARAŞTIRILIYOR MSB, kazanın kesin nedeninin Katar makamlarınca yapılacak detaylı incelemenin ardından netlik kazanacağını açıkladı. İlk değerlendirmelerde teknik arıza ihtimali öne çıktı. BAŞSAĞLIĞI MESAJI Bakanlık açıklamasında, hayatını kaybedenler için başsağlığı mesajı yayımlandı. Türk Silahlı Kuvvetleri, Katar Silahlı Kuvvetleri, ASELSAN ve şehitlerin ailelerine sabır dilendi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Katar Silahlı Kuvvetleri'ne ait bir helikopterin kaza kırıma uğramasına ilişkin, "Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu şehidimize ve ASELSAN’da çalışan teknisyen şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.