#koleksiyon

İLKHABER-Gazetesi - koleksiyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, koleksiyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sahaların unutulmazları, koleksiyonların vazgeçilmezi oldu Haber

Sahaların unutulmazları, koleksiyonların vazgeçilmezi oldu

Futbol tarihine damga vurmuş efsane isimlerin sahada giydiği formalar, aradan geçen yıllara rağmen spor tutkunlarının ilgisini çekmeye devam ediyor. Bir dönemin unutulmaz yıldızlarına ait formaların bire bir yeniden üretilmiş versiyonları, bugün sadece birer spor ürünü olmanın ötesine geçerek koleksiyon değeri taşıyan özel parçalar arasında yer alıyor. Özellikle Arjantinli efsane Diego Maradona’nın 1986 Dünya Kupası’nda giydiği forma, Brezilya futbolunun simge ismi Pele’nin klasik sarı forması ve Fransa’yı zirveye taşıyan Zinedine Zidane’ın milli takım forması, en çok talep gören ürünler arasında öne çıkıyor. Türkiye’de ise Galatasaray’ın unutulmaz oyuncularından Gheorghe Hagi’nin forması, futbolseverler tarafından yoğun ilgi görüyor. Ayrıca David Beckham ve Ronaldinho gibi dünya yıldızlarının kulüp formaları da koleksiyonerlerin gözdesi konumunda. Hatay’da faaliyet gösteren Recco Regart Spor Giyim, nostaljik forma alanında sunduğu geniş ürün yelpazesiyle dikkat çekiyor. 6 Şubat depremleri öncesinde ve sonrasında Tarihi Uzun Çarşı’nın Saka Hamamı bölgesinde hizmet veren işletme, bugün yeniden inşa edilen Uzun Çarşı’daki yeni yerinde faaliyetlerini sürdürüyor. Spor tutkunlarının uğrak noktalarından biri haline gelen mağaza, geçmişin izlerini günümüze taşıyan özel tasarımlarıyla öne çıkıyor. İşletme sahibi ve aynı zamanda Muaythai Milli sporcusu Veysel Çaylı, sporla iç içe geçen yaşamını işine yansıttığını belirterek, uzun yıllara dayanan tecrübeyle hareket ettiklerini ifade etti. Futbol ile başladığı spor hayatında milli formayı giyme gururu yaşadığını dile getiren Çaylı, nostaljik formaların kuruluşlarından bu yana en önemli ürün grubu olduğunu söyledi. Retro forma koleksiyonlarıyla futbolseverleri geçmişe götürdüklerini kaydeden Çaylı, eski tasarımları modern dokunuşlarla yeniden yorumladıklarını vurguladı. Bu sayede genç neslin de futbol tarihinin unutulmaz dönemleriyle tanışma fırsatı yakaladığını belirtti. Artan ilgiyle birlikte dünya futboluna yön veren yıldızların hem kulüp hem de milli takım formalarını koleksiyonlarına eklediklerini dile getiren Çaylı, sınırlı sayıda üretilen ve orijinal maç formalarına bire bir sadık kalınarak hazırlanan ürünlerin hem manevi hem de ekonomik değer taşıdığına dikkat çekti. Veysel Çaylı, nostaljik formaların yalnızca bir ürün değil, aynı zamanda geçmişle kurulan güçlü bir bağ olduğunu vurgulayarak, “Bu formalar, futbolun hafızasını taşıyor. Her biri bir hikâye, bir anı barındırıyor. Biz de bu mirası en doğru şekilde sporseverlerle buluşturmak için çalışıyoruz. Uzun Çarşı’daki mağazamızda herkesi bu özel atmosferi yaşamaya davet ediyoruz” dedi.

Koleksiyoncular dikkat: Darphane'nin 5 bin adetlik özel seti yarın satışta Haber

Koleksiyoncular dikkat: Darphane'nin 5 bin adetlik özel seti yarın satışta

Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü, koleksiyon tutkunlarının merakla beklediği yeni adımını attı. İki yıllık periyotlarla sınırlı miktarda imal edilen "Tedavül Para Seti" için tüm hazırlıklar bitirildi. Dünya genelinde yalnızca 5 bin adetle sınırlı tutulan bu özel koleksiyon parçası, 16 Nisan 2026 Perşembe günü saat 10.00'dan itibaren resmi olarak satışa açılacak. Sınırlı üretim hacmi nedeniyle yatırımcılar ve nümismatistler tarafından yoğun ilgi görmesi beklenen setin satış bedeli 800 TL olarak duyuruldu. İçeriğinde 2025 yılına ait tüm madeni paraların en yüksek kondisyon olan "çil" haliyle yer alması, setin değerini artıran unsurlar arasında gösteriliyor. FİYATI 800 TL OLARAK BELİRLENEN SETTE ÖZEL DARPHANE PARASI YER ALIYOR Satışa sunulacak olan paketlerin içerisinde sadece piyasada kullanılan madeni paralar bulunmuyor. Bu özel seriye özgü olarak basılan bir adet "Darphane Parası" da setin ayrılmaz bir parçası olarak koleksiyona dahil edildi. Uzmanlar, piyasada bulunması oldukça güç olan bu tip kısıtlı üretimlerin, satışa çıktıktan kısa bir süre sonra tükendiğini ve özellikle ikinci el piyasasında ivme kazandığını kaydediyor. KOLEKSİYONCULARIN GÖZDESİ OLAN SERİNİN YATIRIM POTANSİYELİ YÜKSEK GÖRÜLÜYOR Koleksiyon dünyasında şimdiden büyük heyecan yaratan bu set, sadece bir hatıra objesi olmanın ötesinde geleceğe yönelik bir finansal araç niteliği taşıyor. Sınırlı baskı adedi sebebiyle sete sahip olmayı başaran kişilerin, ilerleyen dönemlerde nadirlik faktörü sayesinde önemli bir avantaj elde edebileceği öngörülüyor. Sektör temsilcileri, bu tarz ürünlerin zaman içerisinde değerini katlayarak sahiplerine kazanç sağlama potansiyeli taşıdığını vurguluyor.

Antakya’nın nostalji ruhu Hatay Mobilya Fuarı’nda canlandı Haber

Antakya’nın nostalji ruhu Hatay Mobilya Fuarı’nda canlandı

Antakya’nın nostaljik aksesuarlarla özdeşleşen isimlerinden Serkan Sincan, Hatay Mobilya Fuarı’nda hazırladığı özel “nostalji köşesi” ile ziyaretçilerin ilgisini topladı. Fuar alanının girişine kurulan ve “zaman tüneli” konseptiyle tasarlanan bölüm, misafirlere adeta geçmişe doğru büyülü bir yolculuk sundu. Taş plakların cızırtıları eşliğinde sergilenen nostaljik eserler arasında Osmanlı’dan günümüze uzanan mobilyalar, siyah-beyaz televizyonlar, gramofonlar, cam sanatının nadide örnekleri, duvar halıları, eski mecmualar, gazeteler, teyp kasetleri ve VHS videolar yer aldı. Ziyaretçiler, geçmişin sıcak atmosferini yansıtan bu koleksiyona büyük ilgi gösterdi. Nostaljik Dükkân’da Antakya hatıraları Kurtuluş Caddesi’nin ilk konağında hizmet veren Nostaljik Dükkan, deprem sonrası yaşanan büyük yıkıma rağmen faaliyetlerine kesintisiz devam eden Antakya işletmelerinden biri oldu. İşletmeci Serkan Sincan, Antakya’ya olan bağlılığını “Bu şehri terk etmedik, bir Anka Kuşu gibi yeniden küllerimizden doğacağız” sözleriyle dile getirdi. Uzun yıllara dayanan antika tutkusunun kendisine geniş bir koleksiyon kazandırdığını belirten Sincan, şunları söyledi: “Burada Antakya’yı bulabiliyorsunuz. Antakya koltuklarından, ceviz ağacından duvar aynalarına, eski mobilyalardan taş plaklara, gramofonlardan cam sanatına kadar her parça Antakya’yı temsil ediyor. Bu eserleri daha çok kişiyle buluşturmayı hedefliyoruz.” “Tarihi Antakya Müzesi kurulmasını istiyorum” Elindeki koleksiyonun bir dükkânla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Sincan, en büyük hayalini şöyle paylaştı: “Bu eserlerin değerinin daha iyi anlaşılması ve herkesin görmesi için tarihi bir Antakya Müzesi kurulmasını yürekten istiyorum. Yetkililerimizin bu konuda hassasiyet göstermelerini ve benimle iletişime geçmelerini bekliyorum.” Sincan ayrıca, fuarın düzenlenmesinde emeği geçen Elka Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Yamaç ile Mobilyacılar, Hızarcılar ve Marangozlar Odası Başkanı Mehmet Ali Yapar’a da teşekkür etti. Fuar ziyaretçilerinden tam not alan nostalji köşesi, geçmişin sıcak dokusunu günümüze taşımasıyla Hatay 4. Mobilya Fuarı’nın en çok konuşulan bölümlerinden biri oldu.

Dijital dünyada kaybolmayan kaset tutkusu Haber

Dijital dünyada kaybolmayan kaset tutkusu

Müzik kültürüne damgasını vuran 80’li ve 90’lı yılların kasetleri, dönemin unutulmaz anılarını günümüze taşıyor. Evlerde, arabaların kasetçalarında ve işyerlerinde dinlenen o dönemin kasetleri, heyecanla beklenen yeni albümlerin veya özenle hazırlanmış kişisel listelerin sesiyle hatırlanıyor. O dönemin vazgeçilmezi kasetler, ileri ve geri sarma tuşlarıyla şarkılara ulaşma heyecanı ve bazen manyetik bandın sarma sorununun kurşun kalemle çözülmesiyle de biliniyor. Kasetlerin popüler olduğu yıllarda yaşayan bazı kişiler ise bulundurdukları kasetçalar ve kasetlerle zamanda yolculuğa çıkıyor. Bu nostaljiyi hâlâ yaşatan isimlerden olan Şahap Fansa da orijinal kasetlerini titizlikle saklıyor ve çocuklarına bu özel kültürün değerini aktarıyor. Fansa, kasetlerin hayatındaki önemini şöyle dile getiriyor: "Birçoğumuz ilk albümlerini kaset formatında aldık, ilk hayallerimizi kasetlerle yaşadık. Ben hâlâ kasetlerime gözüm gibi bakıyorum. Koleksiyonumda hem sanatçı albümleri hem de kendi hazırladığım listeler var. İşyerimizde sergilediğim kasetler, gelen yerli ve yabancı turistleri kısa da olsa nostaljik bir yolculuğa çıkarıyor. Koleksiyonumdaki en önemli parçayı ise yıllar önce yurtdışında çalışan dedemin ses kaydının bulunduğu kaset oluşturuyor. Aile bireylerimiz bu kaseti her dinlediğinde bize duygu dolu anlar yaşatıyor. Sahip olduğum bu koleksiyon, dijital çağın hâkim olduğu günümüzde geçmişin sıcak melodilerini günümüze taşıyor. Her bir kaset, sadece bir müzik aracı değil, aynı zamanda bir dönemin, bir ailenin ve bir kültürün yaşayan hafızası olarak benim için ayrı bir değer taşıyor.”

Hastane koridorları sanat galerisine dönüştü Haber

Hastane koridorları sanat galerisine dönüştü

Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Onursal Başkanı ve fotoğraf sanatçısı Dr. Haluk Uygur’un "Benim Güzel Türkiyem" başlıklı fotoğraf koleksiyonu, Adana’daki Medline Hastanesi’nin koridorlarında sergileniyor. Hastanenin tüm alanlarına yerleştirilen 250’den fazla büyük boyutlu fotoğraf, şifa bulmak amacıyla gelen hastalara ve hasta yakınlarına sanatsal bir atmosfer sunarken, aynı zamanda sanatçının Türkiye’ye olan bakışını da yansıtıyor. Dr. Uygur’un yıllar içinde ürettiği ve Türkiye’nin doğal, kültürel ve insani güzelliklerini belgeleyen bu kapsamlı koleksiyon, sağlık hizmeti verilen bir mekânda izleyiciyle buluşarak alışılmışın dışında bir sergi deneyimi yaşatıyor. Sanatçının bu projeye yaklaşımı ise oldukça anlamlı. Uygur, fotoğraf üretiminin ve kitap yazmasının temelinde, “bedensel ölümden sonra da iz bırakma” düşüncesinin yattığını vurguluyor. Hastanede sergilenen eserlerinin, yaşamına dair bir iz olduğunu belirten Uygur, duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Hastane ayakta kaldıkça ben de ölmeyeceğim. Beni var eden ülkeme bakışımı anlattığım ‘Benim Güzel Türkiyem’ koleksiyonum, bedenen ölümsüzlüğün peşindeki bilimsel bir alanda, ülkemin sonsuzluğuna yaptığım bir atıftır. Aslında çok daha zengin olan ‘Benim Güzel Türkiyem’ koleksiyonum, gençliğimden beri içimde taşıyıp büyülttüğüm vatan sevgisinin bir yansıması. Fotoğraflarımda, temalarım asla kötü bir şey göstermek olmadı. Hep iyiye, güzele, çağdaşa yöneldim. Ben bir fotografçıyım. Vatanıma olan borcumu da fotoğraf diliyle ödemeye çalıştım. Önerim, hastanede sergilenen bu eserleri hasta olmadan, sağlıklı günler yaşarken izlemeye gitmenizdir.”

Zamanın donduğu anlar: Fotoğraf makinelerinin tarihi yolculuğu Haber

Zamanın donduğu anlar: Fotoğraf makinelerinin tarihi yolculuğu

Fotoğrafçılığın temeli, ışığın karanlık bir ortamda küçük bir delikten geçerek ters bir görüntü oluşturduğu "kamera obscura" ilkesine dayanıyor. Ancak fotoğrafın icadı, ışığa duyarlı kimyasalların keşfi ve 1826'da Joseph Nicéphore Niépce tarafından dünyanın ilk kalıcı fotoğrafının çekilip fotoğrafçılık tarihine adını yazdırmasıyla biliniyor. İlk ticari olarak üretilen fotoğraf süreci daguerreotipinin ise gümüş kaplı bakır levhaların iyot buharına maruz bırakılmasıyla elde edildiği belirtiliyor. Bu yöntem detaylı ve keskin görüntüler sunsa da oldukça karmaşık ve zaman alıcı olsa da, yerini Negatif-Pozitif sistemiyle de daha pratik ve çoğaltılabilir fotoğraflar elde edilmesine bırakıyor. Negatif üzerindeki görüntü, pozitif bir kâğıda aktarılarak çoğaltılıyor ve o anlar böylece ölümsüzleştiriliyor.     Fotoğraf makinelerinin tarihsel süreci, fotoğrafçılığı herkes için erişilebilir hale getiren George Eastman'ın icadı olan kutu kameralarla devam ediyor. Uzun süre önceden hazırlanmış filmlerle birlikte satılan kameralarla çekilen fotoğraflar, çekim sonrası laboratuvarlarda gerekli işlemlerden geçirilerek elde ediliyor. Fotoğraf makinelerinin tarihi yolcuğu, küçük boyutlu ve hafif olan 35mm filmlerle amatör fotoğrafçılığın gelişmesiyle devam ediyor. Ardından film yerine görüntü sensörleri kullanan dijital kameralar ise fotoğrafçılıkta yeni bir çığır açıyor. Hızlı çekim, anlık görüntüleme ve kolay düzenleme özellikleriyle dijital kameraların kısa sürede yaygınlaşması, yaşamın her alanında izler bırakıyor. Yaygınlaşan akıllı telefonlarla çekilen fotoğraf ve videolar konuyu farklı mecralara taşısa da, fotoğraf sanatçılarına göre yüksek çözünürlükte elde edilen fotoğraflarla kıyaslamayı mümkün kılmıyor. Teknolojinin sürekli gelişimi ve insan merakının bir birleşimi olarak değerlendirilen fotoğraf makinelerinin tarihi yolculuğunun, insanlık tarihinin görsel bir belgesini oluşturduğu ifade edilirken, sadece bir teknik değil, aynı zamanda bir sanat dalı olan fotoğrafçılıkta kullanılan makinelerin modelleri de kronolojik olarak hafızalarda yer alıyor. Geçmişten günümüze yüzyıllar boyunca sanatçılar tarafından kullanılan fotoğraf makinelerinin oluşturduğu koleksiyonlar, koleksiyonerler tarafından ilk çekilen kareler kadar tarihi değer taşıyor. Fotoğraf Sanatçısı Dr. Haluk Uygur: Fotoğrafçılığın toplumsal etkileri, tarihsel yolculuğunda büyük rol oynamıştır  Fotoğraf sanatçılarının, ışık, kompozisyon ve perspektif gibi unsurları kullanarak duyguları ve hikâyeleri görsel olarak ifade ettiklerini belirten Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Başkanı ve Fotoğraf Sanatçısı Dr. Haluk Uygur, "Fotoğrafçılığın toplumsal etkileri, tarihsel yolculuğunda büyük rol oynamıştır" cümlesiyle konunun önemine değindi. Birçok olayı belgelemek, sosyal adaletsizliklere dikkat çekmek ve kültürel değişimleri gözlemlemek gibi farklı alanlarda önemli bir rol oynayan fotoğrafçılığın, yapay zekâ, sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik gibi teknolojilerin gelişmesiyle de birlikte yeni ufuklara yol aldığından bahseden Dr. Uygur, şunları kaydetti: "Tarihsel yolculuğunda model olarak hepsinin ayrı bir yeri olan eski fotoğraf makineleri, günümüzde artık antika değeri taşıyor. Benim de koleksiyonumda olan tarihi fotoğraf makineleri, zaman içerisinde geçirdiği değişimi onlara dokunarak anlamamı sağlıyor. Günümüzdeki makinelerimi daha bilinçle kullanmamı sağlayan tarihi fotoğradf makineleri, koleksiyon yapmak ve obje biriktirmekten öte, bilgi biriktirmenin önemini yansıtıyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.