#Kültür Sanat Çarşısı

İLKHABER-Gazetesi - Kültür Sanat Çarşısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültür Sanat Çarşısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Atölyede kahkaha var: Sanatçılardan karikatür molası Haber

Atölyede kahkaha var: Sanatçılardan karikatür molası

Yusuf Altunay Kültür Sanat Çarşısı, bu kez fırçaların ciddiyetini tebessümle buluşturan keyifli bir ana ev sahipliği yaptı. Resim alanındaki çalışmalarıyla tanınan Ahmet Bostancı ile Yusuf Altunay, çarşıdaki atölyelerinde sürdürdükleri yoğun üretim temposuna kısa bir ara vererek birbirlerinin karikatürlerini çizdi. Sanatçıların atölye ortamında gerçekleştirdiği bu yaratıcı buluşma, izleyenlere sanatın yalnızca disiplinli ve yoğun bir süreçten ibaret olmadığını, aynı zamanda eğlenceli, paylaşımcı ve insana iyi gelen bir yönü bulunduğunu gösterdi. Ortaya çıkan karikatürler, sanatçıların birbirlerine bakışını mizahi bir dille yansıtırken, samimi anlar çarşı ziyaretçilerinin de ilgisini çekti. Gün boyunca atölyeleri ziyaret eden sanatseverler, hem sanatçıların üretim sürecine tanıklık etme fırsatı buldu hem de çarşının yaşayan ve dinamik yapısını yakından hissetti. Bu renkli etkinlik, Kültür Sanat Çarşısı’nın yalnızca sergilerin değil, aynı zamanda etkileşimli ve üretken sanat buluşmalarının da merkezi olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Sanatla mizahı bir araya getiren bu kısa mola, sanatçılar arasındaki dostluğu pekiştirirken, çarşıya gelen ziyaretçilere de yüzlerde gülümseme bırakan anlar yaşattı. Etkinlik, sanatın birleştirici gücünü ve gündelik hayatın temposu içinde moral kaynağı olabileceğini gözler önüne serdi. Usta sanatçılar, duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Sanat çoğu zaman ciddi bir emek gerektiriyor ama mizah da bu sürecin önemli bir parçası. Birbirimizi karikatürize etmek hem keyifliydi hem de yaratıcılığımızı besledi. Atölyede gülerek üretmek hem bize hem de burayı ziyaret eden sanatseverlere iyi geldi. Sanatın insanları bir araya getiren ve mutlu eden gücünü bu anlarda daha net hissediyoruz.”

İlk tablo, sanatla yoğrulan bir ömrün başlangıcına tanıklık ediyor Haber

İlk tablo, sanatla yoğrulan bir ömrün başlangıcına tanıklık ediyor

Kültür Sanat Çarşısı’ndaki küçük bir atölyede, duvara yaslanmış iki eser dikkat çekiyor. Aralarında neredeyse kırk yıl var. Biri, Semire Erdem’in henüz çocukken yaptığı ve sanatla kurduğu bağın ilk izini taşıyan tablo, diğeri ise yakın tarihin en büyük acılarından birine tanıklık eden deprem temalı çalışma. Bu iki eser, sanatçının yaşamının ve üretiminin sessiz hafızası olarak aynı mekânda buluşuyor. Semire Erdem, sanata adım attığında yıl 1985’ti. Henüz 13 yaşındaydı ve elindeki imkânlar sınırlıydı. Tuvalini kendi hazırladı, yağlı boya ile çalıştı, boyanın kurumasını bekleyerek günler süren bir emekle ilk eserini tamamladı. O tablo, yalnızca bir resim değil, Erdem’in sanatla kurduğu ilişkinin başlangıç noktası oldu. Dönemin usta sanatçıları tarafından dikkatle incelenen çalışma, genç yaşına rağmen sergilediği ifade gücüyle takdir topladı. Aradan geçen yıllar, Hataylı Erdem’in üretim alanlarını genişletti. Resmin yanı sıra seramik ve heykel çalışmalarına yönelen sanatçı, özellikle Süleyman Erbek’in atölyesinde kazandığı deneyimlerle heykel sanatında kendine özgü bir dil oluşturdu. Bugün eserleri farklı mekânlarda sanatseverlerle buluşurken, Erdem resimle olan bağını hiç koparmadı. Erdem’in atölyesinde en çok ilgi çeken eserlerden biri 1985 tarihli ilk tablosu. Zaman zaman sanatseverlerden bu çalışmayı satın almak isteyenler olduğunu belirten Erdem, bu eserin kendisi için maddi bir karşılığı olmadığını söylüyor. “Bu tablo bana nereden başladığımı hatırlatıyor” diyen sanatçı, ilk eserini satmayı hiçbir zaman düşünmediğini vurguluyor. Semire Erdem’in ilk tablosu, bugün bir duvarda asılı duran sıradan bir resimden çok daha fazlası. O eser, bir sanatçının çocukluk hayalinden bugüne uzanan yolculuğunu, emeğin zamana direnişini ve sanatla kurulan uzun soluklu bir bağın hikâyesini anlatmayı sürdürüyor. Sanatçının atölyesinde yer alan son dönem çalışmaları ise yaşanan büyük depremin izlerini taşıyor. Erdem, bu eserlerinde yalnızca yıkımı değil, yeniden ayağa kalkma iradesini ve Antakya’nın bir arada yaşama kültürüne duyduğu inancı anlatmayı hedeflediğini dile getiriyor. Erdem, kendisine göre sanatın yaşanan acıyı görünür kılmanın yanı sıra, umudu da canlı tutmanın bir yolu olduğunu ifade ediyor.

Asırlık sanatı modern çağa taşıyan sanatçı Haber

Asırlık sanatı modern çağa taşıyan sanatçı

Hatay’ın kültürel dokusuna sanatla ışık tutan mozaik sanatçısı Aycan Kabakçı, hem bölgenin tarihini gün yüzüne çıkarıyor hem de genç kuşaklara ilham kaynağı oluyor. Yıllardır sabır, emek ve titizlikle mozaik sanatının inceliklerini işleyen Kabakçı, geleneksel teknikleri modern dokunuşlarla buluşturarak dikkat çekici eserler ortaya koyuyor. Taşların diliyle hikâyeler anlatan bir sanatçı olarak tanınan Kabakçı’nın eserleri, yalnızca estetik bir değer taşımakla kalmayıp kentin binlerce yıllık kültürel zenginliğini de gözler önüne seriyor. Klasik ve mikro mozaik eserler üretiyor Sanat hayatına 10 yıl önce başarılı mozaik sanatçısı Serpil Sultanoğlu’nun eğitimleriyle adım attığını belirten Kabakçı, "Değerli eğitimci Serpil Sultanoğlu’nun yönlendirmesiyle alaylı olarak başladığım mozaik yolculuğuma, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Mimari Dekoratif Sanatlar Bölümü’nden dereceyle mezun olarak devam ettim. Uzun Çarşı’daki tarihi Kurşunlu Han’da çalışmalarımı sürdürdüm. Bu tarihi han depremden zarar görünce Kültür Sanat Çarşısı’ndaki atölyemde klasik ve mikro mozaik alanlarında eserler üretmeye devam ediyorum” dedi. Usta öğretici belgesine sahip olduğunu ve Kültür Bakanlığı sanatçılığı için yaptığı başvurunun sonucunu beklediğini dile getiren Kabakçı, sergilediği eserlerinin kendisi için çok önemli bir yere sahip olduğunu dile getirdi. Kabakçı, "Kurşunlu Han’da yaptığım Zülfikar filografi tablom ve Şuppiluliuma heykelciklerim benim için çok özel. Onlar da benim gibi depremzede. Bu yüzden asla satmayacağım ve her zaman atölyemde saklayacağım iki eserim. Asırlık mozaik sanatını modern çağda yeniden yorumlayarak yaşadığım kentin kültürel mirasına katkıda bulunmaya devam edeceğim” ifadelerini kullandı.

Çocuklar artık sadece parçaları değil, hayalleri de birleştiriyor Haber

Çocuklar artık sadece parçaları değil, hayalleri de birleştiriyor

Okul öncesi eğitimde yaratıcılığı ve el becerilerini geliştiren yeni bir trend yükselişte: Ahşap Puzzle’ler… Çocukların hayal gücünü renklendiren ve oyunla öğrenmeyi birleştiren bu özel ürünler, eğitimcilerden ve velilerden büyük ilgi görüyor. Ahşap sanatında özgün tasarımları ve ince işçiliğiyle tanınan, “Modern çağın Gepettosu” lakaplı sanatçı İsmail Demirel, son çalışması “Standing Puzzle” ile dikkatleri üzerine çekiyor. Kendi atölyesinde titizlikle hazırladığı bu Puzzle’lar, sadece bir oyun aracı değil, aynı zamanda estetik ve fonksiyonelliği bir araya getiren birer sanat eseri niteliği taşıyor. Standing Puzzle’ın en dikkat çekici özelliği, ayakta durabilmesi. Bu tasarım, klasik puzzle anlayışını üç boyutlu bir boyuta taşıyarak hem okul öncesi öğrencilerine hem de yetişkin oyun severlere hitap ediyor. Pedagoglar, bu özel puzzle’ın çocukların yalnızca parçaları birleştirmekle kalmayıp, üç boyutlu düşünme, dikkat toplama, sabır ve problem çözme becerilerini geliştirdiğini vurguluyor. Öğretmenler, puzzle’ın çocukların el-göz koordinasyonunu güçlendirdiğini, renk ve şekil algısını pekiştirdiğini söylüyor. Veliler ise çocuklarıyla birlikte evde kaliteli zaman geçirmelerine ve eğitimi oyunla desteklemelerine olanak sağladığını ifade ediyor. Demirel, çalışmalarını şöyle özetledi: “Amacım yalnızca bir bulmaca deneyimi sunmak değil, aynı zamanda yaşam alanlarında sergilenebilecek estetik objeler yaratmak. Puzzle’ları görmek isteyen okul öncesi eğitimcileri ve velileri Antakya’daki Kültür Sanat Çarşısı’ndaki atölyeme bekliyorum. Ayrıca talep olması halinde, okul öncesi kurumlarda ahşap puzzle boyama atölyeleri (workshop) de düzenliyoruz. Standing Puzzle, oyunla öğrenmeyi estetik bir deneyime dönüştürerek hem çocukların gelişimine katkı sağlıyor hem de ahşap sanatının modern yorumunu evlere taşıyor.”

Zamansız güzelliğin mirası: Antakya aynaları yeniden çeyiz sandıklarında Haber

Zamansız güzelliğin mirası: Antakya aynaları yeniden çeyiz sandıklarında

Asırlar öncesinden günümüze ulaşan ve bir dönem genç kızların çeyiz sandıklarını süsleyen Antakya aynaları, sadece birer süs eşyası olmanın ötesinde, dönemin estetik anlayışını ve yaşam tarzını yansıtan önemli birer kültürel miras parçasıydı. Depremde büyük bir kısmı enkaz altında kalsa da, bu zarif sanat eseri yeniden ayağa kalkıyor. Kündekâri sanatıyla yeniden üretiliyor Geleneksel Türk el işçiliğinin özgün örneklerinden Kündekâri sanatını yaşatan Ayhan Çiçek, ceviz, gürgen ve meşe gibi ağaçlardan el oymasıyla Antakya aynalarını yeniden üretmeye başladı. Aynaların üzerindeki zarif motifler, özgün tasarımlar ve taç bölümlerindeki ince oymalar, orijinallerine sadık kalınarak büyük bir özenle hazırlanıyor. Geçmişten günümüze yansımalarla mozaik dokunuşlar Orijinal Antakya aynaları, özel cıva karışımıyla kaplanmış camları sayesinde yıllarca yansıtma özelliğini koruyordu. Günümüzde ise bu nadir örneklerin sayısı oldukça az. Ayhan Çiçek, bu yeniden doğuş sürecinde mozaik sanatçısı Serpil Sultanoğlu ile iş birliği yaparak aynalara çağdaş bir boyut kazandırıyor. Mozaik desenlerle zenginleştirilen tasarımlar, klasik dokuyu modern sanatla harmanlıyor. Çiçek, bu kültürel değerlerin korunarak gelecek nesillere aktarılması gerektiğine dikkat çekerek, "Her bir aynada Antakya'nın geçmişiyle bugünü arasında bir bağ kuruyoruz. Bu aynalar birer eşya olmanın ötesinde, bir zarafet simgesi, evin başköşesini süsleyen bir gelenek, misafire verilen önemin göstergesidir" ifadelerini kullandı. Çiçek, Antakya'nın hafızasını yaşatan bu eşsiz parçaları görmek isteyen herkesi Kültür Sanat Çarşısı'ndaki atölyelerine davet etti.

Bir Şehir, bir oda, bin anı: Antakya'nın ruhu 'Hafıza Odası'nda yaşıyor Haber

Bir Şehir, bir oda, bin anı: Antakya'nın ruhu 'Hafıza Odası'nda yaşıyor

Hatay'ın kültürel kalbi Kültür Sanat Çarşısı, yöresel sanatçıların özgün eserleriyle ziyaretçilerini büyülerken, Ressam Emel Genç'in "Hafıza Odası" projesi büyük beğeni topladı. Antakya'nın geçmişine adanan ve kısa sürede çarşının en çok ilgi gören noktası haline gelen bu özel oda, ziyaretçilerini duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Geçmişin izleri yeniden canlanıyor Antakya'nın ruhunu yansıtan "Hafıza Odası", eski bir Antakya evinin otantik mimarisinden esinlenerek tasarlandı. Geleneksel kapılar, rengârenk vitray camlar, zarif duvar aynaları, ipek örtüler, el işi danteller ve ahşap tavan süslemeleri gibi pek çok detayla bezenen oda, ziyaretçilerine adeta zaman tünelinde bir yolculuk vadediyor. "Hafıza Odası" sadece görsel bir deneyim sunmakla kalmıyor, aynı zamanda ziyaretçilerin anılarını ve duygularını paylaşabileceği interaktif bir alan da sağlıyor. Odaya gelen misafirler, duygusal bir yolculuğa çıktıktan sonra, Antakya'ya dair hatıra ve hislerini odada bulunan özel deftere yazarak bu anlamlı eserin bir parçası oluyorlar. "Antakya'yı birlikte hatırlayalım, birlikte aşatalım" Ressam Emel Genç, "Hafıza Odası" projesinin hazırlık aşamasında büyük heyecan duyduğunu dile getirdi. Eserinde, Antakya'nın yıkımdan önceki simgelerini ve hafızalarda yer eden fotoğraflarını kullandığını belirten Genç, "Zaman aldı ama gelen olumlu tepkiler tüm yorgunluğumu unutturdu" dedi. Sanatseverleri ve Antakya'ya gönül veren herkesi Kültür Sanat Çarşısı'na ve "Hafıza Odası"na davet eden Genç, "Antakya'nın geçmişine dokunmak, kendi anılarını paylaşmak ve bu eşsiz sanat eserini deneyimlemek isteyenleri Kültür Sanat Çarşısı'nda bekliyoruz. Antakya'yı birlikte hatırlayalım, birlikte yaşatalım" dedi.

Modern dünyanın bağlarını tuvallere taşıyan sanatçı Haber

Modern dünyanın bağlarını tuvallere taşıyan sanatçı

Hatay’daki Kültür Sanat Çarşısı’nda çalışmalarını sürdüren heykel ve mozaik sanatçısı Ahmet Bostancı, bu kez yağlı boya tablolarıyla sanat çevrelerinde dikkat çekiyor. Bostancı, zincir desenlerinin öne çıktığı eserlerinde motifleri yalnızca görsel bir öğe olarak değil, simgesel ve felsefi bir anlatım aracı olarak kullanıyor. Sanatçının eserlerinde bireyin özgürlük arayışı, toplumsal baskılar ve içsel çatışmalar gibi evrensel temalar işleniyor. Zincir figürleri kimi zaman arka planda ince detaylarla, kimi zaman da güçlü bir anlatım unsuru olarak ön planda yer alıyor. Bu çok katmanlı yaklaşım, izleyicilere hem estetik hem de düşünsel bir deneyim sunuyor. Bazı kompozisyonlarda zincirler tutsaklığı ve kısıtlanmışlığı temsil ederken, bazı eserlerde ise özgürlük mücadelesine gönderme yapılıyor. Öte yandan, zincirlerin “bağ kuran bir unsur” olarak ele alındığı çalışmalarda ise birlik, dayanışma ve aidiyet duygusu öne çıkıyor. Sanat anlayışını “Zincir, bazen bizi tutan bir şey değil, bizi bir arada tutan bağ da olabilir” sözleriyle özetleyen Bostancı, üretimlerinde bu düşünsel çerçeveyi temel alıyor. Sanat yaşamında önemli bir yeri olan Ressam Ali İrgin ile yürüttüğü yaklaşık iki yıllık atölye çalışmalarını saygıyla anan Bostancı, bu sürecin kendisine estetik ve düşünsel anlamda önemli katkılar sağladığını ifade ediyor. Sanat eleştirmenleri, Bostancı’nın zincir temalı çalışmalarını “Modern dünyanın görünmeyen bağlarını somutlaştıran bir anlatım dili” olarak değerlendiriyor. Sanatçının eserleri yalnızca görsel bir zenginlik sunmakla kalmıyor, aynı zamanda izleyiciyi bireysel ve toplumsal gerçekliklerle yüzleşmeye davet ediyor. Atölyesinde her gün canlı performanslarla üretimini sürdüren Ahmet Bostancı, zincir desenli eserleriyle çağdaş sanata yeni bir soluk getiriyor. Bostancı, sanatseverleri, Kültür Sanat Çarşısı’ndaki atölyesinde bu derinlikli yolculuğa davet ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.