#Kur’an-ı Kerim

İLKHABER-Gazetesi - Kur’an-ı Kerim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kur’an-ı Kerim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2026 Ramazan Mukabelesi hangi kanalda, saat kaçta başlıyor? Diyanet TV ve Kanal 7 mukabele saatleri belli oldu! Haber

2026 Ramazan Mukabelesi hangi kanalda, saat kaçta başlıyor? Diyanet TV ve Kanal 7 mukabele saatleri belli oldu!

2026 Ramazan ayı mukabele saatleri ve yayın kanalları netleşti. Diyanet TV ve Kanal 7 mukabele programları ne zaman başlıyor? İşte Kur’an-ı Kerim hatim programı detayları. On bir ayın sultanı Ramazan ayının gelişiyle birlikte İslam dünyasında mukabele geleneği yeniden canlanıyor. 2026 yılı Ramazan mukabelesi için televizyon kanalları yayın akışlarını hazırladı. Vatandaşlar Kur'an-ı Kerim'i takip ederek hatim sevabına ortak olmak istiyor. MUKABELE NEDİR VE NE ANLAMA GELİR? Mukabele terimi sözlükte iki şeyin birbiriyle karşılaştırılması manasına gelmektedir. İslam literatüründe ise Kur'an-ı Kerim'in karşılıklı okunması olarak bilinir. Bir kişinin okuduğu ayetleri diğerlerinin takip etmesi hatim indirme geleneğini oluşturur. Bu köklü gelenek kökenini Hz. Muhammed'in uygulamalarından alır. Peygamber Efendimiz her yıl Ramazan ayında vahiy meleği Cebrail ile buluşurdu. İkili o yıla kadar inen ayetleri karşılıklı olarak birbirlerine okurdu. Bu tarihi vakaya İslam tarihinde arza ismi verilmektedir. 2026 DİYANET TV MUKABELE SAATİ BELLİ OLDU Diyanet TV 2026 Ramazan mukabelesi programını izleyicileriyle paylaştı. Vatandaşlar günün farklı saatlerinde Kur'an tilavetine eşlik edebilecekler. Diyanet TV ekranlarında mukabele her gün sabah saat 07.00’de başlıyor. Sabah saatlerini kaçıranlar için alternatif bir yayın daha sunuluyor. Öğleden sonra saat 15.00'te mukabele programı tekrar izleyiciyle buluşuyor. Bu sayede gün içerisinde hatim takibi yapmak kolaylaşıyor. KANAL 7 RAMAZAN MUKABELESİ YAYIN AKIŞI Kanal 7 ekranları her yıl olduğu gibi bu yıl da mukabele yayınlarını sürdürüyor. Kanal yönetimi 2026 yılı için yayın saatini sabahın erken saatlerine planladı. Ramazan ayı boyunca mukabele yayını Kanal 7'de saat 06.20'de başlıyor. Erken saatlerde manevi atmosferi yaşamak isteyenler bu yayını tercih ediyor. Hafızların etkileyici tilavetleri eşliğinde cüz takibi yapılabiliyor. Kanal 7 Ramazan programları kapsamında bu gelenek ay boyunca devam ediyor. CAMİLERDE VE EVLERDE MUKABELE GELENEĞİ Mukabele sadece televizyon ekranlarıyla sınırlı kalmayan bir ibadet biçimidir. Üç aylarda ve özellikle Ramazan'da camilerde büyük bir coşkuyla icra edilir. Mescitlerde hafızlar Kur'an okurken cemaat ise mushaflardan takibini gerçekleştirir. Genellikle sabah, öğle ve ikindi namazları öncesinde bu programlar düzenlenir. Evlerde ise aile bireyleri bir araya gelerek bu geleneği sürdürür. Ramazan mukabelesi toplumsal birlikteliği ve manevi dayanışmayı güçlendiren en önemli unsurdur.

Mersin Anamur’da Kur’an dersi seçen öğrencilere Kur’an-ı Kerim hediyesi Haber

Mersin Anamur’da Kur’an dersi seçen öğrencilere Kur’an-ı Kerim hediyesi

Mersin'in Anamur ilçesinde, öğrencilerin manevi değerlerle buluşmasını teşvik etmek amacıyla 'Dersimi seçiyorum, Kur’an’ımı alıyorum' ve 'Hediyem Kur’an olsun' projeleri hayata geçirildi. Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) ile Diyanet İşleri Başkanlığı iş birliğinde, Anamur İlçe Müftülüğü ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında Cengiz Topel Ortaokulu'nda özel bir tören düzenlendi. 50 ÖĞRENCİYE TAKDİM EDİLDİ Gerçekleştirilen hediye takdim programına; Anamur İlçe Müftüsü Mehmet Fidan, TDV Anamur Şube Koordinatörü Hasan Şanver Kızmaz, okul yöneticileri, öğretmenler ve veliler katıldı. Törende, seçmeli Kur’an-ı Kerim dersini tercih eden 50 öğrenciye Kur’an-ı Kerim hediye edildi. MÜFTÜ FİDAN: "GENÇLER İÇİN HAYAT REHBERİDİR" Programda bir konuşma yapan Anamur İlçe Müftüsü Mehmet Fidan, yapılan çalışmanın yalnızca bir kitap dağıtımı olmadığını vurguladı. Gençlerin manevi, ahlaki ve insani değerlerle buluşmasına katkı sağlamayı hedeflediklerini belirten Müftü Fidan, "Kur’an-ı Kerim gençler için bir hayat rehberidir ve karakter inşasında temel bir kaynak niteliği taşımaktadır" ifadelerini kullandı. Kurumlar arası iş birliğiyle yürütülen bu tür projelerin, öğrencilerin sahih dini bilgiyle buluşmasına ve değer odaklı eğitim anlayışının güçlenmesine katkı sunduğu belirtildi. Programın sonunda öğrenci, öğretmen ve veliler, projeye destek veren kurum ve görevlilere teşekkür etti.

Tokat'ta 80 yaşındaki dede, torunlarını her gün bisikletiyle Kur'an kursuna götürüyor Haber

Tokat'ta 80 yaşındaki dede, torunlarını her gün bisikletiyle Kur'an kursuna götürüyor

Tokat’ta yaşayan 79 yaşındaki emekli din görevlisi Yavuz Kaya, Kur’an-ı Kerim öğrenmeleri için 8 yaşındaki Hafsa Sultan Kaya ve 5 yaşındaki Şeyma Kaya isimli torunlarını her gün bisikletiyle Behzat Camii’ne götürüyor. Küçük torununu bisikletin ön kısmına oturtan Kaya, diğer torunuyla birlikte yürüyerek camiye ulaşıyor. Torunlarını camiye teslim ettikten sonra yeniden bisikletine binen Kaya, evinin yolunu tutuyor. “Torunlarım Ecdadını Unutmadı” Kur'an eğitimine erken yaşta başlamasının önemine dikkat çeken Yavuz Kaya, "Ben temelden Kur'an kursundan geldim. Çocukluğumda köyümüzde okul yoktu. Kış zamanlarında Kur'an kursunda zaman geçirirdik. Oraya bağlandık. Çok şükür şimdi de çocuklarımıza Allah nasip etti. Torunlarım beni kucakladılar. Ben de onları ancak bu kadar kucaklayabiliyorum. Acaba dedelik vecibesi yerine geliyor mu gelmiyor mu bilemiyorum. İkra Suresi'nde; sen oku ey kulum. O rabbinin ismiyle oku. İnsanoğlunu bir damlacık sudan yarattı. İnsan olarak dünyaya getirmek için sahip olan Allah'ın adıyla oku. Torunlarımız da ecdadını unutmadı. Onlar ahirette, bizler de fani alemdeyiz. Fani alemde olarak onlara karşı sorumluluk vecibelerimizi mümkün mertebe yerine getirmek için çaba sarf ediyoruz. Bu yol kapanmasın diye torunlarımızı peşimizden yetiştirmeye özen gösteriyoruz. İnşallah ebeveynleri, dede ve nenesi beraber olarak başarırız" dedi. Hafsa Sultan Kaya ise "Dedem her gün beni bisikletle Kur'an kursuna getiriyor. Çok teşekkür ederim" diye konuştu.

Doç. Dr. M. Zeki Uyanık: Kur’an-ı Kerim, kurtuluşun ve ebedi mutluluğun anahtarıdır Haber

Doç. Dr. M. Zeki Uyanık: Kur’an-ı Kerim, kurtuluşun ve ebedi mutluluğun anahtarıdır

Serhat ŞANLI / ÖZEL ADANA (İLKHABER) – Kur’an-ı Kerim’in zaman ve mekân farkı gözetmeksizin bütün insanlığa hitap eden bir rehber ve hidayet kaynağı olduğunu belirten Doç.Dr. M. Zeki Uyanık, “Bize Allah’ı, imanı, İslam’ı, ahlakı, görev ve sorumluluklarımızı anlatan ve var oluşumuzun gayesini açıklayan Kur’an, aynı zamanda kulluğun, kurtuluşun ve ebedi mutluluğun anahtarıdır. Bu kadar güzelliği içerisinde barındıran Kur'ân'ın, bizim üzerimizde birtakım hakları vardır. Bu haklardan birisi onu öğrenmek, anlamak ve yaşamaktır” dedi. Mersin Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. M. Zeki Uyanık, Kalem Eğitim Kültür ve Dayanışma Vakfı ile Davet ve Kardeşlik Vakfı tarafından organize edilen ‘Kur’an’ın Evrensel Mesajı’ konulu konferansa konuşmacı olarak katıldı. Kur’an’ın Allah tarafından ilahi mesaj olarak indirilen son kitap olduğunu belirten Doç. Dr. M. Zeki Uyanık, “Allah, yeryüzünde kendine halife yaptığı akıl, irade, düşünme, okuma, anlama, anlatma, iyi ve kötüyü, hayrı ve şerri birbirinden ayırt edebilme ve benzeri yeteneklerle donattığı insanı kendisine ibadet etmesi için yaratmıştır. Bu görevini yerine getirmesinde örnek ve önder olması için peygamberler, rehber olması için de kitaplar göndermiştir. Bu kitaplar vasıtasıyla emir ve yasaklarını kullarına bildirmiş, ilahi mesaj olarak da son kitabı Kur'an’ı bizlere lütfetmiştir” dedi. Doç. Dr. M. Zeki Uyanık, “Son olarak da uyarıcı, müjdeci ve rahmet olarak Hazreti Muhammed’i bütün insanlığa rehber olması için de onunla beraber Kur’an-ı Kerim’i göndermiştir. Allah’u Teala bunu mealen şöyle bildirmektedir: “Ey insanlar! Size rabbinizden yol gösterici bir resul geldi, açık bir nur olan Kur’an’ı size gönderdik.” Allah’ın en son indirdiği kitabı, Kur’an-ı Kerim getirdiği muhteva ile evrensel mesajdır. Zaman ve mekan farkı gözetmeksizin bütün insanlığa hitap eden bir rehber ve hidayet kaynağı, doğruyu yanlıştan ayırt eden bir belge, insanların dillerinde ve gönüllerinde bir zikir ve şifadır. “Ey insanlar! Size rabbinizden bir öğüt gönüllerde olan (dert) lere bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir. “ ayeti buna işaret etmektedir” diye konuştu. Kur’an’ın ilahi bir kitap olduğunu belirten Doç. Dr. M. Zeki Uyanık, “Güneş nasıl bütün ışık saçan yaratıkların üstünde muhteşem bir varlık ise, doğduğu zaman gökteki ay ve yıldızları nasıl tesirsiz bırakıyorsa, Kur’an da gözleri kamaştıran nuru ile kendinden önceki bütün kitapları öylece hükümsüz bırakmış, muhteşem ve ilahi bir kitaptır. Kur’an-ı- Kerim yalnız insanların inançlarına, ibadetlerine ait bir kitap değildir. Bilakis Kur’an-ı Kerim baştan başa ilimden, beşeri ve medeni hayattan; ahlak ve faziletten; her türlü ilerleme ve gelişmeden, hak ve hukuktan, sosyal yardımlaşmadan, insani duygulardan söz eden bir kitaptır. Bunun yanında evrensel mesaj Kur’an-ı Kerim, insanları düştükleri sapıklık çukurundan çıkaran, putperestliği kökünden kazıyan, zulmün ve tembelliğin kötü ve zararlı olduğunu öğreten kamil ve çelişkisiz ilahi bir vahiydir. “Bu kitap(Kur’an) ta hiç şüphe yoktur. Takva sahipleri için doğru yolu gösterendir. “ “Biz bu kitaptan hiçbir şeyi eksik bırakmadık” buyrukları bunu göstermektedir. İnsanın değerini yükselten, hayatını ve zamanının kıymetini öğreten, insanların birbiri ile ilişkilerini düzenleyen yine Kur’an-ı Kerim’in kendisidir” sözlerine yer verdi. Kur’an’ı öğrenmenin, anlamanın ve yaşamanın önemine dikkat çeken Mersin Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. M. Zeki Uyanık, konuşmasına şöyle devam etti; “Kur’an-ı Kerim öğrettiği esaslarla batılı yıkarak hakkı yükseltti. İnsanlara verdiği ışıkla onları karanlıktan aydınlığa çıkardı. Kur’an-ı Kerim, üslup, belağat ve muhtevası itibarı ile hiçbir varlığın ve beşerin ortaya koyamayacağı, erişemeyeceği nitelikte ve yücelikte kutsal bir kitaptır. Kur’an-ı Kerim’in bütününü taklit etme bir yana bir ayetini dahi taklit edip benzerini ortaya koymak mümkün değildir. Çünkü Kur’an-ı Kerim Hazreti Peygamberin getirdiği en büyük mucizedir. Kur’an-ı Kerim kendisinin mucize oluşunu Allah’tan başka hiçbir kimsenin onun bir benzerini gerçekleştirmeyeceğini bildirmek ve bu hususta inkarcılara meydan okumak suretiyle ispatlamıştır. Üç aşamada gerçekleşen bu meydan okumada önce inkarcılardan, eğer geçekten Kur’an-ı Kerim’in kul sözü olduğuna inanıyorlarsa o zamana kadar inen ayetlerin bir benzerini kendilerinin yazıp getirmeleri istenmiştir.  “Yoksa” O Kur’an’ı kendisi uydurup söyledi mi diyorlar? Hayır! Kendileri inanmazlar; Eğer doğru söylüyorlarsa, haydi onun gibi bir söz getirsinler.” Bunu başaramadıkları anlaşılınca ikinci aşamada iddialarında samimi iseler Kur’an’ın kine benzer on süre hazırlayıp getirmeleri, aksi halde gerçeği kabul edip Müslüman olmaları talep edilmiştir. “Yoksa “Onu (Kur’an) kendi uydurdu” mu diyorlar? De ki: Öyle ise haydi siz de onun gibi on süre getirin düzme ve uydurma olarak. Ve bunun için, Allah’tan başka, gücünüzün yettiklerini de yardıma çağırın. Eğer doğru söylüyorsanız bunu yapınız.” Üçüncü aşamada ise Kur’an’ın uydurulmuş bir söz olmadığı, alemlerin rabbinden geldiğinde bir kuşku bulunmadığı teyit edildikten sonra inkar edenlerden Kur’an’ın bir süresinin benzerini getirmeleri istenmiştir. “Eğer kulumuz (Muhammed)e indirdiğimizden şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin. Allah'tan başka bütün şâhid (yardımcı)lerinizi da çağırın; eğer doğru iseniz (bunu yapın).” Evet! Tarihen sabittir ki, müşrikler Kur’an’ın bu meydan okuyuşu karşısında Kur’an’ın benzerinin bir süresinin, hatta bir ayetinin benzerini meydana getirmeye cesaret edememiştir. Etmeye kalkışanlar da gülünç duruma düşmüşlerdir. Kur’an’ın bu haklı meydan okuyuşu karşısında sözle karşılık vermeye cesaret edememişler ve kılıçla karşılık vermek zorunda kalmışlardır. Şayet sözle karşılık verebilselerdi mantıki olarak kılıca başvurmamaları gerekirdi. Kur’an-Kerim’in üslup, belağat ve muhteva itibariyle mucizeliği karşısında hayranlık duyanlar, sadece Kur’an’a inananlar değildir. Kur’anı insaflı ve önyargısız inceleyen batı medeniyetinin meşhur simaları da onun eşsizliğini teslim etmişlerdi. Örneğin prens Bismark: Bismark, İslam ve Kur’an hakkındaki hükmünü açıklarken şöyle diyor:  “Böyle bir kitap insan zekası mahsulü olamaz. Senin devrinde yaşamadığım için müteessirim ey Muhammed “ İngiliz düşünürü Edmond da diyor ki: “Kur’an-ı inceledikçe onun mükemmelliğini ve yüceliğini kavramış oluruz. Önce insanı cezbeden Kur’an, sonra onu hayrete düşürür. Sonra onu kendini meftun eder. İnsanı kendisine hürmete mecbur eyler. Ve bu suretle herkesi derinden etkiler,” Edmond’un dediği gibi,  Kur’an’ın insanı etkisi altına alıp kendine çeken,  onu kuşatan bir özelliği vardır. Bazı ayetler kulaklara çarptığı anda insana sevinç ve haz verir, onu ferahlatır, bazı ayetler de korku ve dehşetle ürpertir.  Bir çok   gayri  Müslim  Kur’an’ın  bu  etkisi   sayesinde  müslüman olmuş, düşmanlıkları dostluklara, inkarları  imana  dönüşmüştür.  İslam’ın ilk yıllarında bir gurubun Medine’den gelip peygamberden Kur’an’ı dinledikten sonra iman etmesi ve ardından İslam’ın Medine’de yayılması, Hazreti Ömer’in Tâhâ suresini dinleyince bundan etkilenip Müslüman olması, Cübeyr b. Mut’im’in   Hazreti. Peygamber’den Tur süresini işitince hissettiği tesiri, “sanki kalbim çatlayacak sandım.” şeklinde ifade etmesi gibi olaylar bunun örneklerindendir. Kur’an’ın verdiği bilgiye göre cinlerden bir topluğun Kur’an’ı dinledikten sonra; “Biz hayranlık verici, doğru yolu gösteren bir Kur’an dinledik ve ona iman ettik.” demeleri onların da Kur’an’ın bu eşsiz üslubunu fark ettiklerini göstermektedir. Günümüzde de Kur’an’ın cazibesine kendisini kaptıranların sayıları her geçen gün artmaktadır. Anlayanların ruhunda, Kur’an hala fırtınalar koparmaktadır. Hz. Ömer’i büyüleyen tesir, Kur’an nağmelerine kendisini kaptıran müşrik ruhlarda nasıl derin akisler ve sarsıntılar meydana getirdiyse, bu gün de tecellilere açık olan kalplerde aynı heyecanı uyandırmaktadır. Biz bu asrın Müslümanlarına düşen bu eşsiz kitabı öğrenmek öğretip yaşamak ve yolunda yürümektir. Zira sevgili Peygamberimiz Bir sözünde “En hayırlı insanı Kur’an-ı öğrenen ve öğreten olarak” telakki etmektedir. Başka bir sözünde de “kalbinde Kur’an’dan bir şey bulunmayanı harabeye dönüşmüş eve” benzetmektedir. Bize Allah’ı, imanı, İslam’ı, ahlakı, görev ve sorumluluklarımızı anlatan ve var oluşumuzun gayesini açıklayan Kur’an, aynı zamanda kulluğun, kurtuluşun ve ebedi mutluluğun anahtarıdır. Bu kadar güzelliği içerisinde barındıran Kur'ân'ın, bizim üzerimizde birtakım hakları vardır. Bu haklardan birisi de onu öğrenmek, anlamak ve yaşamaktır. Zira dinimiz, Kur’an’ı okumaya ve öğrenmeye büyük önem vermiş ve bu güzel kitabı öğrenen ve öğretenler övülmüştür. Peygamberimiz: “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.”(1) buyurarak Kur’an eğitimini teşvik etmiş, "İçinde Kur’an'dan bir şey bulunmayan kişi harap olmuş ev gibidir." (2) hadisiyle de ondan uzak kalmanın ne kadar kötü bir netice olduğuna dikkat çekmiştir. Kur’an’ı öğrenen ve rehber edinen kişi ve toplumları Allah yükseltir. Ancak onu ihmal edenler ise zillete düşer. Gönüller sultanı Peygamberimiz bunu şöyle haber vermektedir: “Şüphesiz ki Allah, Kur’an’la amel edenleri yükseltir, ona uymayanları ise düşürür ve geri bırakır.”

Hüsnü Hat sanatıyla uğraşan ustalar genç öğrenci bulamıyor Haber

Hüsnü Hat sanatıyla uğraşan ustalar genç öğrenci bulamıyor

Osmanlı zamanlarından günümüze kadar uzanan hat sanatı, en az 7 senelik olduğu belirtilen zor eğitim süreciyle dikkat çekiyor. Cami döşemeleri ve Kur’an-ı Kerim yazımı gibi pek çok alanda kullanıldığı bilinen Hüsnü Hat teknikleri, son dönemlerde hedeflendiği düzeyde gelecek nesillere aktarılamıyor. Gençlerin çok sabırsız olduğunu söyleyen hattatlar, merak duyup eğitime başlayan çoğu gencin yaklaşık 3-5 ay içerisinde öğrenmeyi bıraktıklarını ifade etti. Hüsnü Hat ile ruhani hendesenin (geometri) kağıda yansıtıldığına vurgu yapan sanatçılar, öğrenme sürecinin ömür boyunca hiç durmadığına vurgu yaptı. Bilgilerini gelecek nesillere aktarmak istediğini belirten ustalar, hat sanatının büyük bir sabır gerektirdiğine dikkat çekti. “Gençlerde sabır yok, merak edip başlayanların çoğu öğrenme sürecinin sonunu getiremiyor” Uzun yıllardır Hüsnü Hat ile uğraşan Kadri Kurutan, gençlerin sabırsız olduğunu ve çoğunun eğitim sürecinin sonunu getiremediğini söyledi. Hat sanatında öğrenme sürecinin ömür boyunca devam ettiğini ifade eden Kurutan, “Hat sanatı manevi yönü çok yüksek olan bir yazı sanatıdır. Dinlendirici özelliği vardır, insana huzur verir. Ruhani hendese kağıda yansır. İçin ne kadar güzel olursa yazı o kadar güzel olur, ruh halin bozuksa aynı mantıkla yazı da bozuk çıkar. Bu sanatı öğrenmek için iyi bir öğrenci bile en az 7 ile 10 sene arasında ciddi bir şekilde eğitim görmeli. Dersten derse değil, her gün elinize kalem alıp yazı yazmanız lazım. Ömür boyunca hocayla birliktesiniz, yaptıklarınızı onun değerlendirmesi gerekiyor. Hüsnü Hat çok sabır isteyen bir sanattır. Öğrenme durumu da asla bitmiyor. Sürekli yeni bir karakter, yeni bir istif yapıyorsun. Düzenlemeler yaptığın için harf bitmiyor. Gençlerde ise maalesef pek sabır yok, az da olsa genç öğrencilerimiz var ancak büyük bir bölümü eğitimin sürecinin sonunu getiremiyor. Gençler hat sanatına yeterince ilgi göstermiyorlar, gösterenler de başlarda ‘ben yaparım’ diyorlar ancak ondan sonra ne kadar zor olduğunu görünce 3-5 aya kalmadan bırakıyorlar. Onların bu kadar sabırsız ve ilgisiz olması bizleri üzüyor. Biz sanatımızı gençlere emanet etmek istiyoruz, Allah ömür verirse onlar da diğer nesillere aktarsın. Sanatla ilgilenen 70 yaşındaki öğrenciler de var ancak en az 7 sene eğitim süreci var. Bu adam daha ne kadar yaşayacak, ne kadar eser çıkartacak? Ama 20 yaşındaki bir öğrencinin önünde uzun bir yol var, beyni daha açık olduğu için çabuk kavrar ve daha fazla üretim yapabilir” şeklinde konuştu.

MSB’den Danimarka’da Kur’an-ı Kerim’e ve Türk bayrağına yapılan çirkin saldırıya kınama Haber

MSB’den Danimarka’da Kur’an-ı Kerim’e ve Türk bayrağına yapılan çirkin saldırıya kınama

Milli Savunma Bakanlığı, Danimarka’da Kur'an-ı Kerim’e ve Türk bayrağına yapılan çirkin saldırıyı kınadı. Milli Savunma Bakanlığı, Danimarka’da Türk Büyükelçiliği önünde Kur'an-ı Kerim’e ve Türk bayrağına yapılan çirkin saldırıyı kınadı. Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Danimarka’da 1,5 milyardan fazla Müslüman'ın kutsal kitabı Kur'an-ı Kerim’e ve şanlı bayrağımıza yönelik iğrenç bir saldırı daha büyükelçiliğimiz önünde gerçekleşmiş, daha da vahimi ise tüm insanlığa karşı işlenen bu nefret suçuna tüm uyarı ve girişimlere rağmen sözde demokrasi ve ifade özgürlüğü adı altında bir kez daha sorumsuzca seyirci kalınmıştır. Son dönemlerde Avrupa’da artış gösteren bu düşmanca, barbarca zihniyet ve eylemler, demokratik değerler ile hoşgörü ve barış içerisinde bir arada yaşama kültürünü tahrip etmektedir. Bu küstah ve aşağılık saldırıyı gerçekleştiren insanlıktan çıkmış, kin ve nefretle kudurmuş mahlukları şiddetle lanetliyor; bu eylemlere duyarsız ve sessiz kalarak bu şarlatanlara göz yuman, cezasız bırakarak bunları âdeta suça teşvik edenleri de suç ortakları olarak ilan ediyor ve kınıyoruz” denildi. Yapılan paylaşımda şöyle devam edildi: “NATO üyesi de olan Danimarka’nın bütün insanlığın ortak değerlerini tehdit eden, terörün bir başka tezahürü niteliğindeki bu tarz saldırılara karşı sorumsuz tutumundan derhâl vazgeçmesini, tüm insanlık adına yapması gerekenleri hemen yerine getirmesini ihtar ediyor, Danimarka’dakiler başta olmak üzere tüm demokrasi ve insan hakları savunucularını da insani evrensel değerler adına göreve davet ediyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.