# Medical Park Adana Hastanesi

İLKHABER-Gazetesi - Medical Park Adana Hastanesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Medical Park Adana Hastanesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dr. Altunoluk: “Çocuğunuz 37,5 derecede de havale geçirebilir” Haber

Dr. Altunoluk: “Çocuğunuz 37,5 derecede de havale geçirebilir”

ADANA (İLKHABER) - Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çağlar Altunoluk, ateşli havalede nöbete sebep olabilecek belirli bir ateş seviyesi olmadığının altını çizerek, “Çocuklarımız 37,5 derece ile havale geçirebileceği gibi, 40 derece ile havale geçirmeyebilir” dedi. Medical Park Adana Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çağlar Altunoluk, çocuklarda 6 ay ile 6 yaş arası dönemde görülen ateşle beraber gelişen havale hakkında uyarılarda bulundu. ‘Çocuğum 40 derece ateş ile havale geçirecek’ yanlış bir kaygı Ateşli havalede nöbete sebep olabilecek belirli bir ateş seviyesi olmadığına değinen Uzm. Dr. Çağlar Altunoluk, “Çocuklarımız 37,5 derece ile havale geçirebileceği gibi, 40 derece ile havale geçirmeyebilir. Yani, ‘Ateş 40 derece oldu, çocuk nöbet geçirecek’ diye kaygılanmanın bir anlamı yoktur. Ateş yükselirken de nöbet geçirilebilir, ilk belirti nöbet de olabilir. Ateş daha sonra da yükselebilir. Daha önce 40 derece ateşle nöbet geçirmemiş bir çocuk sonrasında da geçirmeyecektir. Ateş yapan her durum ateşli havaleye (febril konvülzyon) sebep olabilir” açıklamalarında bulundu. “5 yaşından küçük çocukların yüzde 2-5’inde görülüyor” Ateşli havalenin 5 yaşından küçük çocuklarda yüzde 2-5 oranında görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Altunoluk, “Hastada çoğunlukla genetik öykü bulunur. Epilepsi nöbeti ile karıştırılmaması gereken bir durumdur. Ateşli havale geçiren çocukların yüzde 1-6’sı epilepsi riski taşır. Ateşli havale geçiren çocukta nöbetin tekrarlayabileceği unutulmamalıdır” diye konuştu. “Ailede ateşli havale öyküsü önemli riskler arasında” Ateşli havale için riskli durumlardan bahseden Uzm. Dr. Altunoluk, erken doğum, gelişme geriliği, yenidoğan yoğun bakım ünitesinde uzun süreli kalışlar, gebelikte sigara kullanımı ve en önemlisi de ailede ateşli havale geçirme öyküsünün bulunmasını riskli durumlar olarak sıraladı. “Nöbet geçiren çocuğun üzerine su dökmeyin” “Çocuk evde ateşli havale geçirirken ne yapılmalı” sorusuna da yanıt veren Uzm. Dr. Çağlar Altunoluk, “Nöbeti bitinceye kadar başında beklenmeli, sıkı tutulmalı, üzerine su dökülmemeli, yüzüne kolonya sürülmemeli, ateşi düşürülmeli, giysileri çıkarılmalı, ılık su ile vücudu silinmeli. Nöbeti bittikten sonra ağızdan bol sıvı ve ateş düşürücü verilmeli” ifadelerini kullandı. Ateş düşürücü çocuğun kilosuna uygun dozda verilmeli Ateşli havale geçiren bir çocuğun daha sonra geçireceği her ateşli hastalıkta nöbetinin tekrarlayabileceğinin unutulmaması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Altunoluk, “Çocuğun ateşli hastalığı durumunda kullanılmak üzere ailenin elinde her zaman ateş düşürücü ve ateşini ölçebileceği bir derecesi bulunmalıdır. Ateş ölçümünün tercihen koltukaltından yapılması uygundur. Ateş düşürücü verileceği zaman, çocuğun kilosuna uygun dozda verilmesi gerekmektedir” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Op. Dr. Bilgen: “Rinoplasti sonrası en az 2 ay gözlük kullanılmamalı” Haber

Op. Dr. Bilgen: “Rinoplasti sonrası en az 2 ay gözlük kullanılmamalı”

ADANA (İLKHABER) - Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Duygu Durusoy Bilgen, burun estetiği ameliyatı sonrasında en az 2-3 ay gözlük kullanılmaması uyarısında bulunarak, “Gözlük kullanımı, burunda baskıya neden olarak şekil değişikliklerine sebep olabilmektedir. Doktorunuz uygun görmedikçe gözlük kullanımı önerilmemektedir” dedi. Rinoplastinin günümüzde estetiğin yanı sıra sağlık amacıyla da sıklıkla uygulandığını vurgulayan Medical Park Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Duygu Durusoy Bilgen, bilgilendirmede bulundu. Ameliyat sonrası dönemin hastaların ameliyattan çekinmesine sebep olsa da yeni geliştirilen teknolojiler sayesinde bu sürecin artık daha kolay atlatılabildiğini vurgulayan Op. Dr. Bilgen, ancak hastaların bu süreci daha iyi atlatabilmesi ve burun şeklinin daha iyi oturması için dikkat etmesi gereken bazı noktalar bulunduğunu ifade etti. “İlk haftalarda morarma ve ödemler olabilir” Burun ameliyatı sonrasında hastanede yatış gerekliliği olmamakla birlikte gerekli hallerde 1-2 gün hastane yatışı yapılabildiğinin altını çizen Op. Dr. Bilgen, “Ameliyat sırasında burun içine yerleştirilen silikon tampon 3 ile 5. günler arasında alınır. Burun üstüne yerleştirilen alçı ise 5 ile 7. günler arasında alınabilmektedir. Ameliyat sonrası ilk haftada göz etrafında morarma ve ödem, burunda ve yüzde ödemlenme, sızıntı şeklinde hafif kanamalar olması normal olarak kabul edilmektedir” açıklamasında bulundu. “Soğuk uygulama yapmak ödemin atılmasını kolaylaştırır” Ödemin daha kolay atılması için önerilerde bulunan Op. Dr. Duygu Durusoy Bilgen, “Yatarken baş yüksekliğine dikkat edilmesi gerekir. Yatarken çift yastıkla yatılması, başın dik pozisyonda tutulması ödemin daha kolay atılmasını sağlar. Ayrıca ameliyat sonrası 2-3 gün süreyle soğuk uygulama yapmak ödemin atılmasını kolaylaştıracaktır” diye konuştu. “Dudaklarda kuruma ve çatlamayı önlemek için nemlendirici kullanılmalı” Ameliyat sırasında burun içine konulan silikon tamponlar ve ameliyat sonrasında görülen burun içi kabuklanmalar nedeniyle silikon tamponlar çekilinceye kadar burundan nefes alma güçlüğü yaşanabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Bilgen, “Bu süreç içerisinde burundan nefes alınamadığı için hastalar ağız solunumu yapmaya başlar. Ancak ağız solunumu ağız kuruluğuna ve dudaklarda kurumaya neden olabilir. Ağız kuruluğunu azaltmak için bol sıvı alımına dikkat edilmeli, dudaklarda kuruma ve çatlamanın önüne geçmek için nemlendirici kullanılmalıdır” dedi. “Ameliyat sonrası en az 2 ay sigara kullanılmamalı” Bu süreç içinde dikkat edilmesi gereken diğer bir önemli noktanın sigara kullanımı olduğunu belirten Op. Dr. Bilgen, “Sigara kullanımı dokudaki kan akışını yavaşlatmakta ve hücre yenilenmesini etkilemektedir. Bu yüzden ameliyat sonrası en az 2 ay sigara kullanımı önerilmemektedir. Sigara kullanan hastalarda yara iyileşmesi yavaşlamakta ve burun ucu düşüklüğü gibi istenmeyen ameliyat sonuçları görülebilmektedir” şeklinde konuştu. “Gözlük kullanımı burunda şekil değişikliklerine sebep olabilir” Ameliyattan 2 hafta kadar sonra hafif yürüyüş şeklinde spora başlanabileceğini dile getiren Op. Dr. Duygu Durusoy Bilgen, “Ağır egzersizlerden 6 hafta kadar kaçınılması önerilmektedir. Ameliyat sonrası bir diğer önemli konu da gözlük kullanımıdır. Ameliyat sonrası 2-3 ay gözlük kullanmamaya özen gösterilmedir. Gözlük kullanımı burunda baskıya neden olarak şekil değişikliklerine sebep olabilmektedir. Doktorunuz uygun görmedikçe gözlük kullanımı önerilmemektedir” diye konuştu. “Ameliyat sonrası problemleri hekiminizin önerileriyle çözümleyin” Ameliyat sonrası süreçten bahseden Op. Dr. Bilgen, dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle anlattı: “Güneş ışığına maruz kalmak burun cildi renginde değişikliklere ve kesi yerinde yara izi kalmasına sebep olabilmektedir. Ameliyat sonrası güneş kremi kullanmadan direkt güneş ışığına çıkmamak gerekir. Ayrıca ameliyat sürecinde bir süre burun tıkanıklığı yaşanması, burun içi kabuklanmalarının olması, burun ucunda sertlik ve hissizlik olması, koku almanın azalması gibi sorunlar yaşanabilir. Bu durumlar çok yüksek oranda geçici olarak görülmektedir.” Bilgen, ameliyat sonrası yaşanılan problemler konusunda hekime bilgi vermek ve bu problemleri hekimin önerileri doğrultusunda çözmeye çalışmanın en doğrusu olacağını kaydetti.

Op. Dr. Kurtuluş: “Miyopinin ilerleme hızı azaltılabilir” Haber

Op. Dr. Kurtuluş: “Miyopinin ilerleme hızı azaltılabilir”

ADANA (İLKHABER)- Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Umut Can Kurtuluş, çağın sorunu miyopinin gün geçtikçe arttığını vurgulayarak, “Göz sağlığını destekleyecek yiyeceklerle beslenmek, aydınlık ortamlarda vakit geçirmek, gözleri kaşımamak, cisim ya da kitaplara çok yakından bakmamak, cep telefonu ve tablet gibi cihazlarla geçirilen vakti azaltmak miyopinin ilerlemesini engelleyebilir ya da ilerleme hızını azaltabilir” dedi. Miyopinin gözün yapısının normalden uzun olması nedeniyle yakını iyi görebilirken uzağı net görememek olarak tanımlandığını belirten Medical Park Adana Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Umut Can Kurtuluş, bilgilendirmede bulundu. Miyopinin çoğunlukla okul çağında belirti vermekle birlikte 30’lu yaşlara kadar ilerleyebildiğine dikkat çeken Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Umut Can Kurtuluş, “Teknolojik araç gereç kullanımındaki artışlar nedeniyle 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının miyop olacağı öngörülmektedir” diye konuştu. “Televizyona çok yaklaşıyorsanız dikkat” Miyopi belirtilerine değinen Op. Dr. Kurtuluş, bunların gözleri kısarak nesnelere bakmak, televizyona çok yaklaşmak, sınıfta arka sıralardan tahtayı görememek, uzaktaki nesneleri fark edememek, çok sık göz kırpmak, gözlerini sıkça ovalamak olduğunu belirtirken, bu bulgular özellikle çocuklarda gözden kolaylıkla kaçabileceği için çocukların herhangi bir şikayeti olmasa da göz kontrollerinin düzenli olarak yapılmasının büyük önem arz ettiğini ifade etti. Dr. Kurtuluş, genetik nedenler, büyüme çağı, okul hayatı, güneş ışığından yeterince faydalanmamak, akıllı telefonlar ve tabletlerle fazla vakit geçirmek gibi sebeplerin miyopinin gelişimini etkileyen başlıca faktörler olduğunu belirtti. “Miyopi engellenebilir mi?” “Günümüzde değişmiş olan yaşam şartları ve şehirleşme sonucunda dış ortamda geçirilen sürenin azalması nedeniyle miyopi bir çeşit pandemi durumundadır” diyen Op. Dr. Umut Can Kurtuluş, miyopinin gelişimini engelleyebilecek en önemli faktörün çocukların her gün en az 2 saat açık havada vakit geçirmelerinin sağlanabilmesi olduğuna dikkat çekti. “Aydınlık ortamlarda bulunulmalı” Op. Dr. Kurtuluş, miyopinin ilerlemesini engelleyebilecek ya da ilerleme hızını azaltacak diğer faktörleri ise şöyle sıraladı: “Göz sağlığını destekleyecek yiyeceklerle beslenmek, aydınlık ortamlarda vakit geçirmek, gözleri kaşımamak, cisim ya da kitaplara çok yakından bakmamak, belki de en önemlisi cep telefonu ve tablet gibi cihazlarla geçirilen vakti azaltmak.” Miyopinin ilerleme hızını azaltacak tıbbi yöntemler olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Kurtuluş, “Bazı ilaçların göz damlası haline getirilerek kullanılması, sadece gece boyunca göze takılan özel lensler, miyopi kontrol gözlükleri kullanılabilir” şeklinde konuştu. Miyopide lazer tedavisinin yeri Miyopinin düzeltilmesinde en sık kullanılan yöntemin gözlükler olduğunu vurgulayan Op. Dr. Kurtuluş, “Bazı çocuk ve yetişkinler çeşitli nedenlerle gözlük takmayı istememekte, bunun yerine kontakt lens ve lazer tedavilerine yönelmektedir. Kontakt lenslerin uzun süre kullanılması alerjik, enfektif ve mekanik problemlere neden olabilmektedir. Lazer tedavilerinde ise çeşitli yöntemler olmakla birlikte hepsinin uygulanmasında üç ana şart vardır. Bunlar 18 yaşından büyük olunması, miyopinin ilerlemesinin durmuş olması, göz üzerinde müdahale edilecek bölgelerin kalınlık ve dayanıklılığının uygun olmasıdır” dedi.

Uzmanı meme protezi yaptırmadan önce bilinmesi gerekenleri anlattı Haber

Uzmanı meme protezi yaptırmadan önce bilinmesi gerekenleri anlattı

AYDIN GÖKÇEOĞLU ADANA (İLKHABER)-Medical Park Adana Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gazi Kutalmış Yaprak, Meme büyütme ameliyatlarının tüm dünyada yapılan estetik amaçlı ameliyatlarda birinci sırada yer almakta olduğunu söyledi. Meme büyütme, memenin hacminin artırılması ve şeklinin değiştirilmesi operasyonu olduğunu söyleyen Op. Dr. Yaprak, "Şekil değişimi meme protezleri veya yağ enjeksiyonu, çeşitli sentetik madde enjeksiyonu ve doku kaydırma yöntemleri ile sağlanabilmektedir. Dünyada meme büyütme ameliyatlarında tercih edilen ilk yöntem, silikon protezler kullanılarak yapılan silikonlu meme büyütme ameliyatıdır” dedi. Op. Dr. Yaprak meme protezi ameliyatlarında merak edilenleri anlattı, ergenlikle beraber meme gelişimi olmayan veya meme hacmi istenilen boyuta ulaşmayan kişilerin yanı sıra, meme hacminde azalma yaşayan veya meme hacminin artık daha büyük olmasını isteyenlerin bu işlemleri yaptırmak için bir plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanına başvurabileceklerini söyledi. Op. Dr. Yaprak, "Günümüzde bilgi kirliliğinin fazla olması nedeniyle kişiler tedavi için işinde yeterli olan bir plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanına başvurarak muayene olduktan sonra uygulanacak yönteme birlikte karar vermelerinin ilk ve en önemli adım olduğunu söylemek istiyorum. Bu görüşme sonucu seçilen yöntem yağ veya sentetik madde enjeksiyonu ise hacim miktarı ve seans sayısı belirlenerek gerçekleştirilecektir” açıklamasında bulundu. Silikon implant ile büyütme yöntemine karar verilmesi durumunda protez şekli ve boyutu seçiminin öne çıktığını dile getiren Op. Dr. Yaprak, “Meme protezleri çok çeşitlidir. Yüzeylerine, şekillerine, dolumlarına, tabanlarına ve yüksekliklerine, içindeki maddeye göre çok farklı şekillerde ve içeriklerde protezler bulunmaktadır. Genel olarak yüzey yapısına göre pürtüklü ve düz yüzeyli şekillerine göre damla şeklinde yani üst kısmı basık, alt kısmı daha yuvarlak protezler ve yuvarlak şekilli protezler, dolumlarına göre tam dolu ve tam dolu olmayan damla protezlerde uzunluklarına göre kısa-orta-uzun yüksekliklerine göre basık, orta, yüksek ve çok yüksek olabilen, markaya göre taban çapları farklı, içinde jel veya serum olan farklı özelliklerde protezler mevcuttur. Birçok seçenek olması sebebiyle hastanın kendi başına karar vermesi çok zordur. Bu nedenle mutlaka plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı hekim tarafından kişinin muayene edilmesi ve onun yönlendirmesiyle bu kararın verilmesi ameliyat sonrası memnuniyet açısından oldukça önem arz etmektedir” dedi. Meme protezi kararı verildikten sonra hastaların aklına birçok soru geldiğini ifade eden Op. Dr. Yaprak, "Kesi nereden olacak? İz kalır mı? Kas altı mı, kas üstü mü? Ağrım çok olur mu? Emzirebilir miyim? Normal hayatıma ne zaman dönebilirim?” gibi soruların ilk sıralarda geldiğini belirtti. Yaprak, “Öncelikle meme protezi uygulamalarında en çok tercih edilen ve benim de tercih ettiğim kesi yöntemi, izin meme alt kıvrımına gizlendiği, meme alt kıvrımına uygulanan ve protezin buradan yerleştirildiği kesidir. Koltuk altı ve meme başı etrafından yapılan kesilerle de protez yerleştirilme işlemi uygulanabilir. İz konusunda ise ciltte yapılan tüm kesiler sonrası oluşan izler ne yazık ki kalıcıdır. Tam olarak kaybolması mümkün değildir. Ancak başlangıçta kırmızı ve belirgin olan kesi izlerinin rengi birkaç ay içinde tamamen açılarak cilt rengine dönüşecek, ancak dikkatlice bakıldığında görülebilecek bir hale gelecektir. Zaten bu iz meme altı kıvrım içinde ve tamamen bikini içinde kalacağından asla dışarıdan görünür olmayacaktır” açıklamasında bulundu. Protezin kas üstü mü kas altı mı yerleştirilmesi kararında ise dikkat edilen noktanın kişinin halihazırdaki meme dokusu miktarı olduğunun altını çizen Yaprak, “Meme dokusu çok az olan ya da çok zayıf kişilerde silikon meme protezleri kas altına konulmaktadır. Aksi halde protezin kenarları çok belirgin olmakta ve protez ameliyatı geçirdiğiniz belli olmaktadır. Öte yandan bir miktar meme dokusu varsa protezler deri altına konulabilir. Amaç ameliyat olduğunuz belli olmayacak kadar doğal bir sonuç elde etmektir. Bu nedenle hangi yöntemin uygulanacağına muayene sırasında karar verilmektedir. Ameliyat sonrası ağrı kas altı olan hastalarda bir miktar fazla olmakla birlikte bu ağrı, ağrı kesiciler ile kontrol altında tutularak bir iki gün içerisinde sonlanacaktır. Meme büyütme ameliyatlarının süt kanalları ile bir ilgisi yoktur. Bu nedenle hamilelik öncesi güvenle yapılabilir. Doğum ve süt verme dönemlerinde bir sorun oluşmamaktadır” ifadelerini kullandı. "Meme büyütme ameliyatları en erken kaç yaşında yaptırılabilir?" sorusuna dikkat çeken Yaprak, meme gelişiminin 17 yaşına kadar devam ettiğini, bu yaştan itibaren tüm bireylerin meme büyütme ameliyatı yaptırabileceğini kaydetti. Meme büyütme ameliyatları sonrası bir hafta süreyle dinlenme süreci gerekebileceğini sözlerine ekleyen Yaprak, “Başlangıçta biraz şişlik ve morluklar olacaktır. İyileşme süreci 3. günden sonra başlamaktadır. Bir miktar ağrı olmakla birlikte sıradan ağrı kesicilerle kontrol altına alınabilir. Hasta ortalama bir hafta on gün gibi bir süre sonrasında normal yaşantısına dönebilmektedir. Ancak yüzme, tenis oynama gibi ağır sporlara başlamak için 1,5-2 ay gibi bir zaman geçmesi gerekmektedir. Meme büyütme ameliyatlarında en önemli nokta hasta hekim iletişimi olup, bu işlemin mutlaka alanında yeterli bir plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı tarafından yapılması gerekmektedir” diyerek sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.