#Meme Kanseri

İLKHABER-Gazetesi - Meme Kanseri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Meme Kanseri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Adana’da kanseri yendi, şimdi umut oluyor: Meme kanseri hastalarına makyaj eğitimi verdi Haber

Adana’da kanseri yendi, şimdi umut oluyor: Meme kanseri hastalarına makyaj eğitimi verdi

Adana'da yaşayan güzellik uzmanı, 5 yıl önce yakalandığı meme kanserini yenmesinin ardından aynı hastalıkla mücadele eden kadınlara umut olmak için onlara makyaj eğitimi verdi.Adana'da yaşayan 48 yaşındaki güzellik uzmanı Rana Erkmen, 5 yıl önce meme kanserine yakalandı. Bu süreçte memesini kaybeden Erkmen, yakalandığı meme kanseri nedeniyle zorlu bir tedavi sürecinden geçti. Erkmen, uzun süren tedavinin ardından kanseri yenmeyi başardı. Yaşadığı zorlu sürecin ardından hayata yeniden tutunan Erkmen, şimdi aynı hastalıkla mücadele eden kadınlara moral olmak için çaba gösteriyor. Erkmen, tedavi sürecinde kadınların en çok saç ve kaşlarını kaybetmesi nedeniyle moral ve motivasyona ihtiyaç duyduğunu belirterek, kanser tedavisi gören kadınlarla bir araya gelmeye başladı. Bu kapsamda Erkmen, Acıbadem Adana Hastanesi'nin organizasyonda tedavi gören kadınlarla buluşarak onlara makyaj eğitimi verdi. Tedavi gören kadınlarla deneyimlerini de paylaşan Erkmen, makyajın yalnızca estetik değil aynı zamanda moral kaynağı da olabileceğini anlattı. Ayrıca Erkmen, model üzerinde kanser hastalığı nedeniyle kaşlarını kaybeden kadınların nasıl kaş çizebileceğini ve tedavi sürecinde ciltte oluşabilecek hassasiyetlere uygun makyaj yöntemleri hakkında bilgi verdi.Rana Erkmen, kanser tedavisi sürecinde aynaya bakmanın bile bazen zor olabildiğini ifade ederek, kadınların küçük dokunuşlarla kendilerini daha iyi hissedebileceğini göstermek istediğini söyledi. "Kemoterapi sürecini kendim için daha anlamlı hale getirdim" Tedavi sürecinde moralini yüksek tutabilmek için farklı uğraşlara yöneldiğini anlatan Erkmen, kemoterapi dönemini mümkün olduğunca verimli geçirmeye çalıştığını ifade ederek, "Kemoterapi döneminde yapamadığım bazı projeler vardı. O süreçte resim çizmek, online dersler almak gibi şeylerle ilgilendim. Altı aylık kemoterapi dönemini evde kendim için daha kaliteli bir hale getirmeye çalıştım" diye konuştu. "Kadınlara en büyük mesajım kendinizi seçin" Kanseri atlattıktan sonra hayata farklı bir bakış açısıyla devam ettiğini belirten Erkmen, şimdi aynı süreci yaşayan kadınlara destek olmak istediğini anlatarak şunları söyledi: "Bu süreci yaşamış biri olarak burada bulunan herkesi çok iyi anlıyorum. Onlara kendi hikayemi anlatmak, bu süreci nasıl atlattığımı paylaşmak istiyorum. Kadınlara vereceğim en önemli mesaj hayata mutlaka tutunsunlar. Bazen durumları seçemeyiz ama o durumun içindeki tutumumuzu seçebiliriz. Öncelikle kendilerini seçmelerini öneriyorum."

Meme kanserini yenen öğretmen, hastanede minik kalplere umut oluyor Haber

Meme kanserini yenen öğretmen, hastanede minik kalplere umut oluyor

Konya’da 2 çocuk annesi ve 27 yıllık sınıf öğretmeni Hatice Karakışla, 9 yıl önce meme kanseri olduğunu öğrendi. Kemoterapi ve cerrahi müdahalelerle kanseri yenmeyi başaran Karakışla, Konya Şehir Hastanesi’nde tedavi gören çocukların eğitimi için kurulan sınıfta görev almak üzere başvuruda bulundu. Başvurusu kabul edilen Karakışla, son 4 yıldır tedavi gören öğrencilere eğitim vererek hem bilgi hem de moral desteği sağlıyor. "Çocuklarımızı görünce biraz daha etkilenmem ve yönelimim arttı" Sınıf öğretmeni Hatice Karakışla, "Hiç beklemediğim bir anda meme kanseri tanısı aldım. Bu süreçte başlangıçta bir kabullenme süreci, sonra inkar, sonra bu güç süreçleri yaşadıktan sonra tedavim aşamasında tabii ki her gittiğimiz yerde gözlemlerimizi sürdürüyoruz. Oradaki öğrenci çocuklarımızı görünce biraz daha etkilenmem ve yönelimim arttı. Yani ben erişkinken mücadelemde zorlanmışken onların çabası, mücadelesi bana göre çok daha büyüktü, özeldi, önemliydi. Kendi kendime bir söz vermiştim. İyileşirsem, kemoterapilerim bitince onlara başından geçirmiş bir insan olarak da bir şeyler yapmak istedim ve bu arzum da çok şükür ki gerçekleşti" dedi. "Benim farklılığım ise yaşadığım olay" Hastane sınıflarının tüm Türkiye'de olduğuna dikkat çeken Karakışla, "Hastane sınıfı öğretmenliği en güzel şekilde Milli Eğitim Bakanlığımız ve Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan protokol gereğince hizmet sunmakta. Canla başla birçok arkadaşımız hizmet vermekte. Ben de onların bir parçası olma gururuna eriştim. Burada en az benim kadar gayretli, meslekte çok tecrübeli hastane sınıf kategorisinde öncü arkadaşlarımız var. Benim farklılığım ise yaşadığım olay, ‘Damdan düşen gelsin yanıma' diye nitelendirebileceğimiz bir noktada. Artı olarak çok istemem. Bu şekilde biraz da özel eğitim camiasına yakınlığımı arttırdım. Özetle sağlık konusunda duyarlılığım yüksekti. Tedavilerim sonrasında da çok şükür ki hastane sınıfı öğretmenliği kulvarında bir görev alma şansı buldum" şeklinde konuştu. "Her an bir doktor, hemşire arkadaşımızın yaşadığı olayı ben de yaşıyorum" Sınıfta öğrencilerle kurulan bağın önemli olduğuna dikkat çeken öğretmen Hatice Karakışla, "Amacımız her çocuğumuzun sağlığına kavuşup evine, güvenli alanına, yuvasına, mutluluğuna kavuşması olduğu için biz bazen çok bağ kurduğumuz öğrencilerimizden ayrılmakta zorlanabiliyoruz. Bir tarafta temel bir sevinç sebebimiz var; çocuk gerçekten olması gereken iyi, sağlıklı ortamına kavuştu. Bu mutluluk her şeyin üstüne çıkıyor. Tabii ki zorluk şu; her gün çok esnek bir tabloyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Yani sizi sabit bekleyen bir öğrenci profiliniz yok. Her an bir doktor, hemşire arkadaşımızın yaşadığı olayı ben de yaşıyorum. Bugün beni hangi öğrencim bekliyor, hangi değişik bir hikaye bekliyor, onlara hazırlıklı olmanız ve çabuk uyum göstermeniz gerekiyor bu kategoride. Esnek çalışma prensibi, bunu hayatımıza geçirebilirsek daha güzel oluyor ve daha bağışıklığınız yüksek oluyor. Öze ve içeriğe çok önem veriyorum, açıkçası samimiyet her şeyin üstünde. Hani gönlün sığdığı yere herkes sığar felsefesinden yola çıkıyoruz. Biz eğer çocuğun kalbine ulaştıysak benim için mekanın, ortamın çok çok aşırı bir önemi yok. Mesleğimi iyi yaptığıma inanıyorsam, onların kalbinde yer ettiysem odalarına da keza gidiyoruz, izin vermiyorlarsa sınıfa davet ediyoruz. Ona izin veriliyorsa orada oluyor ve ikisinin harmanlanması olarak hizmet veriyoruz" diye konuştu.

Meme kanserini yenen kadın farkındalık için gökyüzüne pembe balon bıraktı Haber

Meme kanserini yenen kadın farkındalık için gökyüzüne pembe balon bıraktı

Hatay'ın İskenderun ilçesinde yaşayan 55 yaşındaki Hatice Eryaşar, meme kanserine yakalanmasıyla birlikte iki memesini, rahmini ve yumurtalıklarını aldırmak zorunda kaldı. Umudunu kaybetmeyen Eryaşar, hayata tutunarak meme kanserini yenmeyi başardı. Meme kanseri farkındalık ayı olan ekim ayında farkındalık oluşturmak isteyen Eryaşar, etkinlik düzenleyerek kadınlarla bilrikte gökyüzüne balon bıraktı. Ziraat Parkı'nda gerçekleştirilen etkinlikte; meme kanserine karşı farkındalık oluşturulması ve erken teşhisin önemine dikkat çekildi. Meme kanseri farkındalık ayında yüreklere dokunmak istediklerini belirten Eryaşar, "Yaklaşık beş yıl önce ikinci evre, üçlü hormon pozitif meme kanseri teşhisi aldım. Uzun ve zorlu bir tedavi süreci geçirdim. Doktorlarım ve sağlık personeli her zaman yanımdaydı. Ailem, dostlarım ve sevdiklerim sayesinde bu süreci sabırla atlattım. Tedavi sonrası gen testim pozitif çıkınca koruyucu amaçla çift taraflı mastektomi (meme alımı) ve rahim ile yumurtalıklarımın alınması operasyonu geçirdim. Şu anda altı aylık takip sürecindeyim ve tedavim 10 yıl daha devam edecek" diye konuştu. Kanseri yenmenin mutluluğunu yaşadığını ifade eden Eryaşar, "Bu etkinliği düzenlememdeki en büyük amaç, meme kanserinin sadece bir hastalık olmadığını, hayatın devam ettiğini göstermekti. Hem ağlıyorum hem gülüyorum, ama en çok da hayatta olduğum için mutluyum. Bu etkinliği düzenlediğim gün aynı zamanda doğum günümdü. Rabbim bana en büyük sınavı verdi ama aynı zamanda en büyük hediyeyi de bahşetti; şifayı" dedi.

Irmak Ünal kimdir, kaç yaşında, nereli? Cihan Ünal’ın kızı oyuncu Irmak Ünal hastalığı ne, sağlık durumu nasıl? Haber

Irmak Ünal kimdir, kaç yaşında, nereli? Cihan Ünal’ın kızı oyuncu Irmak Ünal hastalığı ne, sağlık durumu nasıl?

Cihan Ünal’ın kızı ve ünlü oyuncu Irmak Ünal, meme kanseriyle mücadele ettiğini duyurdu. Ünal, erken teşhisin önemine dikkat çekerek “Ne kadar ameliyathane kapısında ‘vay be bir başımayım, yapayalnız gidiyorum’ desem de asla yalnız değildim” ifadelerini kullandı. İşte Irmak Ünal’ın hastalığı, sağlık durumu ve yaşamına dair merak edilen tüm detaylar… Irmak Ünal kanser mi oldu? Hastalığı ne? Ünlü oyuncu Irmak Ünal, yaklaşık 10 aydır meme kanseriyle mücadele ettiğini açıkladı. Ekim ayının Meme Kanseri Farkındalık Ayı olduğuna dikkat çeken Ünal, tedavi sürecine dair duygusal bir paylaşım yaptı. Instagram hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Sonuçların ‘meme kanseri’ kelimelerini duyduğumda, yeni yılın ilk günüydü… Ne sürpriz! Ve ben bunun beni hem tamamen yıkıp hem de yeniden inşa edeceğini bilmiyordum. Bu yolculuk hem çok gerçek hem çok zor hem de anlatması güç bir şekilde dönüştürücü…” Ünal, paylaşımında erken teşhisin hayat kurtardığını vurgulayarak, “Bilgi, korku değil güç demek. Bilimin ve kalbin ışığıyla bana rehberlik eden doktor ekibime minnettarım.” ifadelerini kullandı. Irmak Ünal’ın sağlık durumu nasıl? Irmak Ünal, tedavi sürecinin devam ettiğini ancak moralinin yüksek olduğunu belirtti. Şifalanma sürecinde hem bilimsel tedavi yöntemlerinden hem de spiritüel uygulamalardan faydalandığını dile getiren oyuncu, “İyileşmek benim için bir sanat, biraz inanç, biraz bilim, tamamen kalp işi.” dedi.Ünal ayrıca ailesine ve dostlarına teşekkür ederek, “Ne kadar ‘bir başımayım’ desem de asla yalnız değildim. Allah’ın varlığını hep hissettim.” ifadelerine yer verdi. Irmak Ünal kimdir, nereli, kaç yaşında? Irmak Ünal, 1977 yılında Ankara’da doğdu. Babası ünlü tiyatro sanatçısı Cihan Ünal, annesi ise Hande Ataizi’dir.Eğitim hayatına Yükseliş Koleji'nde başlayan Ünal, Bilkent Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okurken radyoculukla ilgilenmeye başladı. Daha sonra Radyo Bilkent’in kuruluşunda yer aldı ve programlar hazırlayıp sundu. 1998’de San Francisco Academy of Art University’de Sinema ve Televizyon Bölümü’ne başladı, 2002 yılında mezun oldu.Oyunculuk kariyerine Kampüsistan dizisiyle adım atan Ünal, Haziran Gecesi, Nehir, Ahh İstanbul, Arka Sokaklar, El Gibi ve Acı Hayat gibi yapımlarda rol aldı. 2007 yılında Mehmet Ali Erbil ile birlikte “Eyvah Çocuklar” adlı çocuk programını sundu. Emre Karabacak ile evliliğinden Kayla ve Vadi adında iki çocuğu vardır.

Adana’da ‘Meme Kanseri Farkındalık Yürüyüşü’ düzenlendi Haber

Adana’da ‘Meme Kanseri Farkındalık Yürüyüşü’ düzenlendi

Adana’ da "Meme Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında yürüyüş yapıldı. Adana İl Sağlık Müdürlüğünce düzenlenen etkinliğe Adana Vali Yardımcısı Hasan Balcı, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, İl Emniyet Müdürlüğü Atlı Polis Amirliği, Adana Büyükşehir Belediyesi Bando Ekibi, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mustafa Gökboğa ve çalışanları, İl Gençlik ve Spor Müdürü Mustafa Loğoğlu ve çalışanları, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Hüdaverdi Yıldız ve personelleri ile AKUB ekibi, kamu hastaneleri yöneticileri, özel hastane temsilcileri, sağlık personeller ve vatandaşlar İstasyon Meydanında bir araya geldi. Buradan başlayan yürüyüş, Adana Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası'nın çaldığı marşlar eşliğinde Atatürk Parkına kadar devam etti. Buradan başlayan yürüyüş, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası'nın çaldığı marşlar eşliğinde Atatürk Parkına kadar devam etti. Yürüyüş etkinliğinin sona erdiği Atatürk Parkı alında "Erken Teşhis Elimizde" temasıyla düzenlenen El Baskısı etkinliği ile erken teşhis için 20 yaşından itibaren ayda bir kendi kendine meme muayenesi ve 40-69 yaş arası kadınlarda iki yılda bir mamografi çektirmenin önemi vurgulandı. Vali Yardımcımız Hasan Balcı ve İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar’ ın başlattığı El Baskısı etkinliğine sağlık çalışanları ve vatandaşlar ilgi gösterdi. Adana İl Sağlık Müdürü Doc. Dr. Halil Nacar yürüyüşe katılarak destek veren herkese teşekkür etti.

Birkan Taha Özkan: "Tamoksifen kullanan her 10 hastadan 1’i dişlerini kaybediyor" Haber

Birkan Taha Özkan: "Tamoksifen kullanan her 10 hastadan 1’i dişlerini kaybediyor"

Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, "Bilim dünyasını sarsan yeni bir araştırma, meme kanseri tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir ilacın beklenmedik bir yan etkisini ortaya çıkardı. 140 hasta üzerinde yapılan klinik çalışma, ‘tamoksifen sitrat’ etken maddeli ilacı uzun süre kullanan hastalarda diş kaybı riskinin 2.75 kat arttığını tespit etti" dedi. Özkan, yaptığı açıklamada, meme kanseri tedavisinde kullanılan ilaçların yapılan bilimsel deneylerde dişleri çok büyük zarar verdiğinin ortaya çıktığını söyledi. Özkan, meme kanseri tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir ilacın beklenmedik bir yan etkisini ortaya çıkardı. 140 hasta üzerinde yapılan klinik çalışma, ‘tamoksifen sitrat’ etken maddeli ilacı uzun süre kullanan hastalarda diş kaybı riskinin 2.75 kat arttığını tespit etti. Daha da çarpıcı olanı, hastaların %10,7’sinin tedavi sürecinde tüm dişlerini kaybettiği belirlendi" diye konuştu. Özkan, şöyle devam etti: "Meme kanseri tedavisinde kullanılan "tamoksifen" ilacının diş kaybı ve çene kemik ölümü gibi yıkıcı etkilerini bu kadar net görüyoruz. Araştırmanın en ürkütücü sonuçlarından biri de, meme kanserinin yüzde 6-10 oranında çene kemiğine metastaz yapabilmesi. Uzmanlar, bu durumun özellikle ileri evre hastalarda çene kırıklarına ve ciddi ağız sağlığı sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Tamoksifen, meme kanseri tedavisinde kullanılan ve östrojen hormonunun etkisini değiştiren güçlü bir ilaçtır. Östrojen, kadınlarda kemik sağlığını koruyan önemli bir hormondur; kemiklerin dayanıklılığını sağlar, kemik yıkımını önler ve kemik yapımını destekler. Tamoksifen ise bu hormonun etkisini hem engelleyebilir hem de bazı durumlarda taklit edebilir. Ancak, özellikle menopoz sonrası dönemde tamoksifen, östrojen dengesini değiştirerek çene kemiğinde zayıflamaya yol açabilir. Çene kemiği, dişlerin sağlam bir şekilde tutunması için hayati öneme sahiptir. Tamoksifen kullanımı sırasında kemik yapımının yavaşlaması ve kemik yıkımının artması sonucunda çene kemiği incelir, güçsüzleşir. Bu da dişlerin destek kaybına, diş eti çekilmesine ve sonunda dişlerin sallanarak düşmesine sebep olabilir. Ayrıca, tamoksifenin sık görülen yan etkilerinden biri olan ağız kuruluğu, ağız içindeki doğal temizleyici ve koruyucu mekanizmaların zayıflamasına neden olur. Bu durum, diş ve diş eti hastalıklarının daha kolay gelişmesine ve ilerlemesine zemin hazırlar." "Tomoksifen kullananlar diş kaybına çözüm olarak implant yaptırabilir mi?" Özkan, "Uzun süre tamoksifen kullanan hastalarda, bu etkiler birleştiğinde diş kaybı riski önemli ölçüde artar. Çene kemiğinin zayıflaması ayrıca implant gibi ileri tedavi seçeneklerini zorlaştırır ve iyileşme süreçlerini geciktirir. Bu nedenle, tamoksifen tedavisi gören hastaların sadece kanser takibi değil, ağız ve çene sağlığı kontrollerini de aksatmadan sürdürmeleri gerekir. Yapılan çalışmaya göre, bir yıldan uzun süre ilaç kullanan hastalarda ortalama diş kaybı sayısı 14’e yaklaşıyor. En dikkat çekici sonuçlardan biri ise, tamoksifeni uzun süre kullanan kadınların yaklaşık üçte birinde 12’den fazla dişin eksik olması. Ayrıca 65 yaş üzeri hastalarda bu risk daha da katlanıyor" dedi. Diş hekimine gitmeyi ihmal etmeyin Özkan, tamoksifen kullanan hastalarda aşağıdaki durumlara özellikle dikkat edilmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti: " 1 yıldan uzun süredir tamoksifen kullananlara 6 ayda bir ağız ve çene muayenesi öneriliyor. Ağız kuruluğu yaşayan hastalarda diş kaybı oranı yüzde 67’ye kadar çıkabiliyor. Tat değişikliği, diş eti kanaması veya çene hassasiyeti olan hastalar derhal diş hekimine başvurmalı. 65 yaş üzeri veya düzenli diş kontrolü yaptırmayan bireylerde risk daha yüksek. Diş sağlığı sadece estetik bir mesele değil. Bu tür hastalarda hayati sonuçları olabilecek sistemik bir göstergedir. Ağız sağlığının da onkolojik takibin bir parçası olması gerekiyor. Ayrıca Tamoksifen kullanan meme kanseri hastalarının, tedaviye başlamadan önce ağız diş ve çene cerrahisi uzmanına konsültasyonu yapılması gerekiyor. Meme kanseriyle savaşan ya da bu savaşı kazanan kadınların yaşam kalitesini koruyabilmesi için, yalnızca tümöre odaklanmak yetmez. Ağız sağlığı da en az tedavi kadar önemlidir."Meme kanserini atlatmanın bir zafer olduğunu ifade eden Özkan, "Ancak bu zaferin bedelini yıllar sonra, birer birer kaybedilen dişlerle ya da sessizce ilerleyen çene kemiği sorunlarıyla ödememek gerekir. Bu genel sağlık zaferinin elde etmeye çalışırken ağız diş ve çene kemik sağlığının korunarak çifte zafer elde edilmesi gerekir. Hastalarımızın hayat kalitesini korumak, sadece kanserle savaşmakla olmaz. Ağız sağlığını da onkolojik tedavi kadar ciddiye almak zorundayız" diye konuştu.

Doç. Dr. Canan Dağdeviren, Aziz Sancar Ödülüne layık görüldü Haber

Doç. Dr. Canan Dağdeviren, Aziz Sancar Ödülüne layık görüldü

Dünyada giyilebilir sağlık teknolojileri alanında çığır açan icatlarıyla adından söz ettiren Türk bilim insanı Doç. Dr. Canan Dağdeviren, 2024 TÜSEB Aziz Sancar Bilim Ödülü'ne layık görüldü. Bu prestijli ödülü kazanan ilk kadın bilim insanı olarak tıp dünyasında önemli bir başarıya imza atan Dağdeviren, özellikle giyilebilir ultrason cihazlarıyla meme kanserinin erken teşhisinde devrim yaratmıştı. Massachusetts Institute of Technology (MIT) bünyesinde çalışmalarını sürdüren Dağdeviren, bu ödül ile bilim dünyasında bir kez daha büyük takdir topladı. Meme Kanseri İçin Ultrasonlu Sütyen: 3 Yıl İçinde Kullanıma Sunulacak Dağdeviren, geliştirdiği sütyen şeklindeki giyilebilir ultrason cihazıyla meme kanserinin erken teşhisinde büyük bir adım attı. "Bu proje şu anda insan denemeleri aşamasında, bin hasta üzerinde test ediyoruz. Hedefimiz, üç yıl içinde cihazı hayata geçirmek ve kadınların evlerinde, hastaneye gitmeye gerek kalmadan bu cihazı kullanabilmelerini sağlamak," diyen Dağdeviren, cihazın özellikle az gelişmiş bölgelerde büyük bir fark yaratacağını belirtti. Ayrıca, erken teşhis sayesinde hayatta kalma oranlarının yüzde 22'lerden yüzde 98'lere çıkarılmasının mümkün olduğunu vurguladı. Ağrı Eşiğini Ölçen Devrim Niteliğinde Bir Cihaz Dağdeviren, meme kanseri teşhisi konusunda kaydettiği başarıları bir adım öteye taşıyarak, ağrı yönetimini geliştirecek yeni bir cihaz üzerinde çalıştığını açıkladı. "Dünyada benzeri bulunmayan bu cihaz, ağrı eşiğini ölçebilecek ve kişiye özel ağrı tedavisi yöntemleri geliştirmemize olanak tanıyacak," dedi. Özellikle bebekler ve konuşma güçlüğü çeken hastalar için büyük bir önem taşıyan bu cihaz, ağrı yönetiminde devrim yaratmayı vaat ediyor. Ayrıca, gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilerek, tedavi süreçlerinin daha verimli hale gelmesi bekleniyor. Sadece Kanser Teşhisinde Değil, Ağrı Yönetiminde de Çığır Açacak Dağdeviren'in giyilebilir ultrason cihazı, sadece meme kanseriyle sınırlı kalmayıp, yumurtalık, prostat ve pankreas gibi kanser türlerinin erken teşhisinde de kullanılabilecek. Ayrıca, cihazın yüksek çözünürlükle vücudun derinliklerine inebilmesi, kanserin çok erken aşamalarında bile tespit edilmesine olanak sağlıyor. "0.02 santimetre kadar küçük kanser hücrelerini bile görebiliyoruz," diyen Dağdeviren, bu teknolojinin radyasyon kullanmadığı için her gün rahatça kullanılabileceğini belirtti. Dünya Sağlık Sistemi İçin Büyük Bir Fırsat Doç. Dr. Canan Dağdeviren, projelerinin sadece tıp dünyasında değil, dünya çapında sağlık harcamalarını da büyük ölçüde azaltacağına inanıyor. "Amerika'da sadece meme kanseri için yıllık 32 milyar dolar harcanıyor. Bizim cihazımız sayesinde bu maliyetler yüzde 50'ye kadar düşecek," diyen Dağdeviren, teknolojisinin yalnızca sağlık alanına değil, aynı zamanda global ekonomi üzerinde de olumlu etkiler yaratacağına dikkat çekiyor. Aziz Sancar Ödülü, Yeni Bir Başlangıç 2024 TÜSEB Aziz Sancar Bilim Ödülü’nü kazanan ilk kadın bilim insanı olarak, bu prestijli ödülün kendisi için büyük anlam taşıdığını belirten Doç. Dr. Canan Dağdeviren, "Kadınların klinik araştırmalara dahil edilmediği yıllar düşünüldüğünde, bu ödül benim için çok kıymetli. Çalışmalarım, kadın sağlığına odaklanıyor, çünkü hala anlaşılmamış pek çok hastalık var," dedi. Dağdeviren, giyilebilir sağlık teknolojileri alanında yaptığı bu yenilikçi çalışmalarla sadece bilim dünyasında değil, aynı zamanda kadın sağlığına katkılarıyla da tarihe geçiyor. Doç. Dr. Canan Dağdeviren Kimdir? Doç. Dr. Canan Dağdeviren, 4 Mayıs 1985 tarihinde İstanbul'da doğmuş, Türk bilim insanı, fizik mühendisi, malzeme bilimci ve biyomedikal mühendisidir. Şu anda Massachusetts Institute of Technology (MIT) bünyesinde Medya Sanatları ve Bilimleri alanında LG Kariyer Geliştirme Profesörlüğü görevini yürütmekte olan Dağdeviren, aynı zamanda MIT Media Lab'de kendi araştırma grubu olan Conformable Decoders’ı yönetmektedir. Bu grup, malzeme bilimi, mühendislik ve biyomedikal mühendisliğinin kesişim alanlarında çalışarak, algılama, enerji hasadı ve mekanik uyarlanabilir sistemler üzerine araştırmalar yapmaktadır. Eğitim ve Kariyer Dağdeviren, İstanbul'da doğup büyüdükten sonra, ilk ve orta öğrenimini Kocaeli'de tamamlamıştır. 2007 yılında Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği bölümünden mezun olmuş, ardından Sabancı Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği programında yüksek lisans yapmıştır. 2009 yılında Fulbright bursu ile ABD'nin Illinois Üniversitesi'ne (UIUC) giderek, Malzeme Bilimi ve Mühendisliği alanında doktora yapmaya başlamıştır. Doktora sırasında, esnek ve katlanabilir, giyilebilir elektronik cihazlar üzerine çalışmıştır ve bu alanda önemli buluşlara imza atmıştır. 2014 yılında doktorasını tamamlayan Dağdeviren, özellikle medikal teknolojiler üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çekmiştir. Pil gerektirmeyen, giyilebilir kalp çipleri ve cilt kanseri teşhisi yapan cihazlar geliştirmiştir. Bu projeleriyle büyük takdir toplamış ve Forbes'un "30 Yaş Altı Bilim İnsanı" listesine girmiştir. Yenilikçi Çalışmaları Dağdeviren'in çalışmaları, özellikle piezoelektrik malzemelerin biyomedikal uygulamaları üzerine yoğunlaşmaktadır. Piezoelektrik malzemeler, üzerine uygulanan basınçla elektrik enerjisi üretebilen malzemelerdir ve Dağdeviren, bu malzemeleri insan organlarının üzerine yerleştirerek organ hareketlerini elektrik enerjisine dönüştüren cihazlar geliştirmiştir. Bu yenilikçi buluşları, tıp dünyasında önemli bir devrim yaratmıştır. Öne Çıkan Başarıları Dağdeviren, Harvard Üniversitesi'nin Genç Akademi üyeliğine (Junior Fellow of Harvard) seçilen ilk Türk bilim insanı olma unvanına sahiptir. Ayrıca MIT Technology Review tarafından her yıl yayınlanan "35 Yaş Altı Mucitler" listesinde yer almıştır. Başarılı çalışmaları, Forbes dergisi tarafından "30 Yaş Altı 30 Bilim İnsanı" listesinde de takdir edilmiştir. Dağdeviren, aynı zamanda Illinois İnovasyon Ödülü gibi birçok prestijli ödül kazanmıştır. Dağdeviren, bilimsel çalışmalarını sadece akademik dünyada değil, aynı zamanda sosyal medya aracılığıyla genç bilim insanlarına ilham vermek amacıyla da paylaşmaktadır. Facebook, Twitter ve Instagram gibi platformlar üzerinden, özellikle STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) alanında kariyer yapmak isteyen genç kadınlara destek olmaktadır. 2018 yılında, Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Bilimde Kadın ve Kızlar Günü kutlamaları kapsamında konuşmaya davet edilmiştir. Ödülleri Forbes 30 Yaş Altı Bilim İnsanı (2017) Harvard Üniversitesi Genç Akademi Üyeliği (Junior Fellow of Harvard) MIT Technology Review'un 35 Yaş Altı Mucitler Listesi Illinois İnovasyon Ödülü (Illinois Innovation Prize)

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.