#Mersin Üniversitesi

İLKHABER-Gazetesi - Mersin Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mersin Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mersin Üniversitesi Hastanesi Kazakistan’da gövde gösterisi yaptı Haber

Mersin Üniversitesi Hastanesi Kazakistan’da gövde gösterisi yaptı

Kazakistan’da düzenlenen Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarına katılan Mersin Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği temaslarla sağlık turizmi alanındaki vizyonunu uluslararası platformda tanıttı. Dünyanın farklı ülkelerinden sağlık kuruluşları ile sektör profesyonellerini bir araya getiren fuarda, Mersin Üniversitesi Hastanesini Sağlık Turizmi Birim Sorumlusu Prof. Dr. Hakan Aytan, Hastane Başmüdürü Yunus Fidan ve Müdür Yardımcısı Yücel Kaya temsil etti. Fuarda gerçekleştirilen görüşmelerde hastanenin güçlü akademik yapısı, ileri teknolojiye sahip tıbbi altyapısı ve hasta odaklı hizmet anlayışı ön plana çıkarıldı. Heyet tarafından, Mersin Üniversitesi Hastanesinin yalnızca bölgesel değil uluslararası düzeyde de tercih edilen bir sağlık merkezi olma hedefi vurgulandı. Ziyaretçilere; onkolojik tedavilerden obezite cerrahisine, estetik uygulamalardan ileri cerrahi girişimlere kadar birçok alanda sunulan sağlık hizmetleri hakkında bilgi verildi. Yabancı sağlık profesyonelleri ve sektör temsilcilerinin, hastanenin modern sağlık hizmetleri ile uzman kadrosuna yoğun ilgi gösterdiği belirtildi. Fuarda yapılan ikili görüşmeler kapsamında farklı ülkelerden sağlık kuruluşlarıyla yeni iş birliği fırsatlarının değerlendirildiği ifade edildi. Kurulan temasların, uluslararası hasta potansiyelinin artırılması ve sağlık turizmine yönelik ortak projelerin geliştirilmesine katkı sağlamasının hedeflendiği kaydedildi. Fuar süresince Mersin Üniversitesi Hastanesi standına gösterilen yoğun ilginin, hastanenin uluslararası sağlık turizmi alanındaki bilinirliği ve güvenilirliğini bir kez daha ortaya koyduğu bildirildi. Mersin Üniversitesi Hastanesinin sağlık turizmi alanındaki çalışmalarını sürdürerek Türkiye’yi uluslararası platformlarda temsil etmeye devam edeceği ifade edildi.

Mersin Üniversitesi’nde yas: Sanat dünyası Juan Botella Lucas’ı uğurladı Haber

Mersin Üniversitesi’nde yas: Sanat dünyası Juan Botella Lucas’ı uğurladı

Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim elemanlarından Öğr. Gör. Juan Botella Lucas’ın vefatı, üniversite camiasını yasa boğdu. Lucas için Mimarlık Fakültesi Konferans Salonunda anma töreni düzenlendi. Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde uzun yıllar görev yapan İspanyol asıllı akademisyen Juan Botella Lucas, 9 Mayıs günü hayatını kaybetti. 56 yaşındaki Lucas için üniversitede düzenlenen törende duygusal anlar yaşandı. İlk olarak Güzel Sanatlar Fakültesi önünde bir araya gelen akademisyenler, öğrenciler ve yakınları daha sonra Mimarlık Fakültesi Konferans Salonuna geçti. Anma törenine üniversite yönetimi, öğretim üyeleri, mesai arkadaşları ile çok sayıda öğrenci katıldı. Törende, Juan Botella Lucas’ın fotoğrafları ve sanat çalışmalarından kesitler salonda sergilendi. Meslektaşları tarafından yapılan konuşmalarda Lucas’ın sanata ve eğitime verdiği katkılar anlatıldı. Duygusal anların yaşandığı törende bazı katılımcılar gözyaşlarını tutamadı. Konuşmalarda, Lucas’ın yalnızca bir akademisyen değil, öğrencilerine ilham veren bir sanatçı ve eğitimci olduğu vurgulandı. Üniversite yönetimi de Lucas’ın üniversite ve sanat dünyası için önemli bir değer olduğunu belirterek ailesi ve yakınlarına başsağlığı dileklerini iletti. Anma töreninin ardından Juan Botella Lucas’ın naaşının defnedilmek üzere uğurlandığı bildirildi.

Mersin'de Milli Teknoloji Zirvesi: Türkiye Yüzyılı vizyonu ve yerel projeler masaya yatırıldı Haber

Mersin'de Milli Teknoloji Zirvesi: Türkiye Yüzyılı vizyonu ve yerel projeler masaya yatırıldı

Mersin Üniversitesi (MEÜ) ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) iş birliğiyle "Milli Teknoloji Zirvesi" gerçekleştirildi. MEÜ Akdeniz Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen organizasyonun açılış konuşmasını yapan Mersin Valisi Atilla Toros, Cumhuriyet'in ikinci asrının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konulan güçlü vizyon çerçevesinde "Türkiye Yüzyılı" olarak yapılandığını belirtti. Bu yüzyılın temel dayanaklarının tam bağımsızlık, ileri teknoloji ve yerli üretim gücü olduğunun altını çizen Toros, "Güç kavramının yeniden tanımlandığı bir süreçten geçmekteyiz. Uzay ve havacılık teknolojilerinde sağlanan her başarı, bir milletin özgüvenini pekiştirir. Yapay zeka alanındaki her gelişme ise dijital egemenliğin teminatıdır." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin kritik teknolojileri kendi öz kaynaklarıyla geliştirip üretebilen ve dünya pazarlarına sunan bir noktaya geldiğini kaydeden Toros, konuşmasına şöyle devam etti: "Bilim, teknoloji ve savunma sanayii alanlarında ülkemizin ulaştığı bu başarıda Mersin olarak öncü sorumluluklar üstlenmeyi hedefliyoruz. Lojistik, ticaret ve sanayi gibi güçlü olduğumuz tüm sektörlerdeki potansiyeli bu alana da aktarma noktasındayız. Bu çerçevede, ülkemizi nükleer enerji üreten devletler arasına taşıyacak olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin şehrimizde yer alması, Mersin'in stratejik konumunu güçlendirmektedir. TEKNOFEST'e en yüksek başvuru yapan şehirlerden biri olmamız, gençlerimizin bu vizyona duyduğu ilgiyi göstermektedir. Uzay yolculuğuna ilk adımı atan Mersinli hemşerimiz Alper Gezeravcı da bu yolda yürüyen gençlerimiz için çok kıymetli bir ilham kaynağıdır." MEÜ Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar ise milli teknoloji hamlesinin, "Türkiye Yüzyılı" hedeflerinin en temel stratejik güvencesi olduğunu vurguladı. Teknoloji geliştirme yoluna giren tüm gençlere destek verdiklerini belirten Yaşar, şunları kaydetti: "TEKNOFEST yarışmalarına katılım gösteren her bir öğrencimize 5 bin lira tutarında destek sağlıyoruz. Bu katkıyı sadece bir başlangıç olarak görüyor, takımlarımız ilerleme kaydettikçe sunduğumuz mali desteği kademeli olarak artırıyoruz. Gençlerimizin Ar-Ge kapasitesini, sağladığımız fiziksel imkanlarla desteklemeye devam ediyoruz." Açılış konuşmalarının ardından düzenlenen panele katılan Türkiye Uzay Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Kıraç ile Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Genel Müdür Yardımcısı Yavuz Emir Beyribey, uzay ve havacılık teknolojileri hakkında bilgi vererek öğrencilerin sorularını yanıtladı.

Mersin’de Milli Teknoloji Zirvesi düzenlendi Haber

Mersin’de Milli Teknoloji Zirvesi düzenlendi

Mersin Üniversitesi (MEÜ) ile Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) iş birliğinde düzenlenen “Milli Teknoloji Zirvesi”, geniş katılımla gerçekleştirildi. MEÜ Akdeniz Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapılan etkinliğin açılışında konuşan Mersin Valisi Atilla Toros, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla “Türkiye Yüzyılı” olarak şekillendiğini ifade etti. Toros, bu yeni dönemin temelinde tam bağımsızlık, yüksek teknoloji ve milli üretim gücünün yer aldığını vurgulayarak, günümüzde gücün yeniden tanımlandığı bir çağın yaşandığını belirtti. Havacılık ve uzay teknolojilerindeki ilerlemelerin milli özgüveni artırdığını, yapay zeka alanındaki gelişmelerin ise dijital egemenliğin en önemli unsurlarından biri haline geldiğini söyledi. “TÜRKİYE KRİTİK TEKNOLOJİLERDE GÜÇLÜ KONUMA ULAŞTI” Toros, Türkiye'nin, kritik teknolojilerini kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve dünyaya sunabilen bir ülke konumuna geldiğini belirterek, şöyle konuştu: "Ülkemizin bilim, savunma sanayi ve teknoloji alanında sergilediği bu başarıda Mersin olarak en ön sıralarda olmak istiyoruz. Ticareti, lojistiği ve sanayisi başta olmak üzere her sektörde sahip olduğumuz güçlü potansiyeli bu alanda da değerlendirme azmindeyiz. Bu çerçevede, ülkemizi nükleer enerjiden elektrik üreten ülkeler ligine taşıyacak Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin ilimizde hayata geçiriliyor olması, Mersin'in stratejik rolünü daha da güçlendirmektedir. TEKNOFEST'e en çok başvuru yapan iller arasında yer almamız, gençlerimizin bu alana ilgisini açıkça ortaya koymaktadır. Uzaya açılan ilk adımı atan Mersinli hemşerimiz Alper Gezeravcı da bu yolda yürüyen gençlerimiz için güçlü bir ilham kaynağıdır." “MİLLİ TEKNOLOJİ HAMLESİ TÜRKİYE YÜZYILI’NIN TEMİNATI” MEÜ Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar da milli teknoloji hamlesinin, "Türkiye Yüzyılı" rotasının en stratejik güvencesi olduğunu vurguladı. Teknoloji yolculuğuna çıkan her gencin arkasında olduklarını dile getiren Yaşar, şunları kaydetti: "TEKNOFEST yarışmalarına başvuran her bir öğrencimize 5 bin lira destek sağlıyoruz. Üstelik bu desteği sadece başlangıç olarak görüyor, takımlarımız yarışma aşamalarında ilerledikçe sağladığımız maddi katkıyı da kademeli olarak artırıyoruz. Gençlerimizin araştırma ve geliştirme potansiyelini fiziksel imkanlarla da taçlandırmaya devam ediyoruz." Konuşmaların ardından düzenlenen panele konuk olan Türkiye Uzay Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Kıraç ile Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Genel Müdür Yardımcısı Yavuz Emir Beyribey, havacılık ve uzay teknolojileri hakkında bilgilendirme yaptı, öğrencilerin sorularını yanıtladı.

Mersin'de geliştirilen iki parçalı yerli kalp kapağı patent alarak tescillendi Haber

Mersin'de geliştirilen iki parçalı yerli kalp kapağı patent alarak tescillendi

Mersin Üniversitesi (MEÜ) Teknoloji Transfer Ofisi çatısı altında yürütülen bilimsel çalışmalar, tıp dünyasında heyecan uyandıran bir başarıyla sonuçlandı. Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde görev yapan Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Erin Tüysüz ile mühendis Zülfü Doğan'ın ortak projesi olan yeni nesil kalp kapağı, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescil edildi. Hem biyolojik hem de mekanik özellikleri bünyesinde barındıran bu yenilikçi tıbbi cihazın, özellikle karmaşık kalp ameliyatlarında hekimlerin işini kolaylaştırması ve hasta sağlığını koruması öngörülüyor. MEÜ TEKNOLOJİ TRANSFER OFİSİ BÜNYESİNDE GELİŞTİRİLEN YENİ KALP KAPAĞI PATENT ALDI Akademik kadronun uzun süredir üzerinde çalıştığı bu teknoloji, mevcut kapak tasarımlarından ayrışan iki bileşenli yapısıyla dikkat çekiyor. İç ve dış halka şeklinde kurgulanan bu özel sistem, cerrahlara operasyon sırasında daha esnek bir hareket alanı tanıyor. Tasarımın en büyük avantajı, kapak değişimi gereken durumlarda uygulama kolaylığı sunması ve cerrahi müdahalenin toplam süresini minimize etmesidir. Patent sürecinin başarıyla tamamlanmasıyla birlikte, yerli üretimin tıp literatürüne girmesi yolunda kritik bir eşik aşılmış oldu. İKİ PARÇALI ÖZEL TASARIM SAYESİNDE AMELİYAT SÜRESİ KISALIYOR VE HASAR AZALIYOR Toplum genelinde yaygın olarak görülen kapak rahatsızlıklarına modern bir çözüm getirmeyi hedefleyen proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. Mehmet Erin Tüysüz, cerrahi tecrübelerinden yola çıkarak bu tasarımı geliştirdiklerini ifade etti. Mevcut sistemlerdeki kısıtlamaların yeni bir arayış doğurduğunu belirten Tüysüz, şu açıklamalarda bulundu: "Biz açık kalp cerrahisinde, mekanik ve biyolojik kapaklar olmak üzere farklı kapak türleri kullanarak bu ameliyatları gerçekleştirmekteyiz. Ameliyat süreçlerinde birtakım zorluklar görünce yeni bir kapağın ortaya çıkmasına vesile olduk. Bu kapak, mevcut kapaklardan farklı olarak iki komponentten oluşuyor. Mevcut kapaklar tek bir komponentten oluşurken, bizimki iç ve dış halka olmak üzere iki parçadan oluşup, bu parçaların ameliyat esnasında değişimini kolaylaştıran yeni bir kapak türü olarak patentini almış bulunuyoruz." PROF. DR. MEHMET ERİN TÜYSÜZ: "İKİNCİL AMELİYATLARDA KALPTEKİ HASARLANMAYI AZALTAN BİR YAPIYA SAHİP" Sistemin özellikle daha önce kalp operasyonu geçirmiş kişilerde büyük avantaj sağladığı vurgulanıyor. Mekanik ve biyolojik yapılar arasındaki geçişkenliğin hasta sağlığı üzerindeki etkilerine değinen Tüysüz, "Mekanik kapaklarda Kumadin dediğimiz bir kan sulandırıcı ilaç kullanıyoruz. Bizim kapaklarımızda, eğer bir kapak ameliyatı daha öncesinden olmuş bir hasta yeniden bir kapak ameliyatı ihtiyacı duyduğunda, mekanik kapağı biyolojik kapağa dönüştürebilme şansına sahip oluyoruz. Aynı zamanda biyolojik kapağı da mekanik kapağa çevirebiliyoruz. Ameliyatın süresini kısaltan ve ikincil ameliyatlarda kalpteki hasarlanmayı azaltan bir yapıya sahip" sözleriyle teknolojinin tıbbi faydalarını detaylandırdı. YERLİ ÜRETİMLE DIŞA BAĞIMLILIĞIN AZALTILMASI VE İHRACAT POTANSİYELİ HEDEFLENİYOR Projenin gelecek vizyonunda seri üretim ve uluslararası pazarlara açılma hedefleri yer alıyor. Bundan sonraki takvimde prototip üretimi, dayanıklılık ölçümleri ve laboratuvar testlerinin gerçekleştirileceği bildirildi. Sürecin devamına ilişkin stratejileri paylaşan Tüysüz, şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle patentini aldık. Bundan sonraki süreç, prototiplendirme, kapağın fonksiyonlarını ve dayanıklılığını test eden yöntemler, hayvan deneyleri, daha sonra da FDA gibi kurumlardan alınan onaylarla insanda denenmesi. Bu, kalp hastalıkları ve özellikle daha önce kapak ameliyatı olmuş hastalar için iyi bir gelişme. Ülkemiz için de hem artı bir değer oluşturması hem de ilerleyen dönemlerde dışa bağımlılığı azaltacak olması önemli. Kendi ülkemizin içerisinden böyle bir ürünün ortaya çıkması ve diğer ülkelere ihraç aşamasına gelmesi bizim açımızdan sevindirici olacaktır. İnşallah ilerleyen dönemlerde bu kapağı kullanılır hale getiririz."

Biyoçeşitlilik için ortak akıl: Mersin’de vatandaş bilimi etkinliği Haber

Biyoçeşitlilik için ortak akıl: Mersin’de vatandaş bilimi etkinliği

Mersin Büyükşehir Belediyesi, MedCities (Akdeniz Kentleri Ağı) ve Avrupa Birliği (AB) Horizon 2020 Programı “ANERIS Projesi” ile yürütülen uluslararası iş birliği çerçevesinde, İklim ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı’na bağlı Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde; biyoçeşitlilik ve çevresel verileri toplamaya yönelik, vatandaş bilimi projelerini destekleyen bir araştırma altyapısı ve mobil uygulama olan MINKA projesi kapsamında, vatandaş bilimi etkinliği düzenlendi. MedCities koordinasyonunda 2026 yılı boyunca Mersin kıyılarında "Biyomaraton" adındaki vatandaş bilimi temelli deniz canlıları izleme etkinliklerinin ilkini gerçekleştirildi. Programda; üniversite öğrencilerine iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik ve vatandaş bilimi konularında bilgiler aktarıldı. MINKA PROJESİYLE BİYOÇEŞİTLİLİK KAYIT ALTINA ALINIYOR Program, Mercan Bilim Merkezi Şefi Duygu Ezici’nin açılış konuşmasıyla başladı. Ezici, konuşmasında Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi vererek, merkezin bilimsel farkındalığı artırmayı ve gençleri çevre konularında bilinçlendirmeyi amaçladığını ifade etti. Etkinlik kapsamında, Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan Sıfır Atık Yönetimi Şube Müdürlüğü Şefi Dr. Zeki Altun, ‘Mersin’de İklim Değişikliği ve Biyolojik Çeşitlilik’ konulu bir sunum gerçekleştirdi. Dr. Altun sunumunda, iklim değişikliğinin yerel ölçekte etkilerine dikkat çekerek, biyolojik çeşitliliğin korunmasının sürdürülebilir bir gelecek için büyük önem taşıdığını vurguladı. Programın devamında MINKA Uygulama Mentoru Dr. Ayşegül Çil, MINKA platformunun ortaya çıkış sürecini ve amaçlarını katılımcılarla paylaştı. Vatandaş biliminin ne anlama geldiğini anlatan Dr. Çil, bireylerin bilimsel veri toplama süreçlerine katılımının önemine değindi. Dr. Çil ayrıca, MINKA uygulamasının nasıl kullanıldığına dair bilgiler vererek, katılımcılara uygulamanın pratikte nasıl işlediğini gösterdi. Sunumların ardından Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’ndeki Deniz Canlıları Atölyesi’nde, öğrencilere canlı türleri örnekleri tanıtıldı. MINKA uygulamasının detayları uygulama üzerinden anlatılırken, katılımcılar uygulamayı telefonlarına indirerek inceleme fırsatı buldu. Öğrenciler sahada veri toplama sürecinin nasıl gerçekleştiğini ise Mezitli ilçesi Viranşehir sahilinde deneyimledi. DR. ALTUN: “MINKA PROJESİYLE, BİR KEZ DAHA VATANDAŞ BİLİM ETKİNLİĞİ GERÇEKLEŞTİRİYORUZ” İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan Sıfır Atık Yönetimi Şube Müdürlüğü Şefi Dr. Zeki Altun, “Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak, Akdeniz’e kıyısı olan kent ağı yani MedCities çerçevesiyle bir iş birliği içerisindeyiz. Bu iş birliği içerisinde de MINKA projesiyle, bir kez daha bir biyomaraton faaliyeti çerçevesinde vatandaş bilim etkinliği gerçekleştirdik. Vatandaş bilim etkinliğinin asıl amacı, denize kıyımız olması sebebiyle deniz biyoçeşitliliği, ekosistem ve bu süreçlerle ilgili kentimizde bulunan türlerin farkındalığını sağlamak. Bu sürece başta öğrenciler olmak üzere, tüm vatandaşlarımızı dahil etmeyi hedefliyoruz” dedi. DR. ÇİL: “ÖĞRENCİLERİMİZE MINKA UYGULAMASINI DETAYLI ŞEKİLDE AÇIKLADIK” MINKA Projesi Mentoru Dr. Ayşegül Çil, Büyükşehir Belediyesi’nin daveti üzerine canlıları kaydetme eğitimini vermek üzere Mersin’e geldiğini ifade ederek, MedCities programı kapsamında bir projenin içinde olduklarını belirtti. Dr. Çil, “MINKA uygulamasını öğrencilerimize tanıtıyoruz. Yaptığımız çalışmada, önce Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde teorik bir eğitim gerçekleştirdik. Bu eğitimde nasıl bir proje yürüttüğümüzü, Avrupa’da ve dünyada projenin hangi noktada olduğunu anlattık. Projenin paydaşlarının kimler olduğu hakkında bilgi verdik. MedCities’in de yer aldığı proje kapsamında, MINKA uygulamasını detaylı şekilde açıkladık. Uygulamayı anlatırken bir canlının nasıl gözlemleneceği, bu gözlemin nasıl yapılacağı ve nasıl kaydedileceği üzerine bir çalışma gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı. Amaçlarının öğrencilere vatandaş bilimini öğretmek ve veri tabanına katkıda bulunmalarını sağlamak olduğunu kaydeden Dr. Çil, bu konuda verimli bir çalışma gerçekleştiğini de sözlerine ekledi. MERSİN ÜNİVERSİTESİ BİYOLOJİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİ, MINKA PROJESİ İLE SAHADA VERİ TOPLADI Mersin Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Yaşam Bilimleri Topluluğu Başkanı Mustafa Çınar, Büyükşehir’in düzenlediği etkinliği oldukça faydalı bulduğunu belirterek, “Hem arazi çalışması olmasından dolayı hem de teorik olarak bilgi almamız açısından bizim için çok faydalı oldu. MINKA çalışmalarımız ders kapsamında da olmuştu, ama böyle bir sosyal ağ ile beraber olması bizim için de çok verimli oldu. Biyoloji açısından da çok değerli bir çalışma gerçekleştirildi” diye konuştu. Mersin Üniversitesi Biyoloji Bölümü 2. sınıf öğrencisi Seda Som ise etkinliğin özellikle Biyoloji Bölümü öğrencileri için son derece verimli geçtiğini söyleyerek, “MINKA uygulaması hakkında çokça bilgi sahibi olduk. Uygulamaya hangi türleri nasıl ekleyebileceğimizi ve türleri uygulamaya eklerken onayları nasıl alabileceğimizi öğrendik. Eğer o tür hakkında yeterli bilgimiz yok ise bu konuda bilgi sahibi olan insanların ilgili kısma eklemeler yapabileceğine dair bilgiler edindik” ifadelerini kullandı.

Mersin Üniversitesi'nden dijital bağımlılığa karşı spor freni Haber

Mersin Üniversitesi'nden dijital bağımlılığa karşı spor freni

Mersin Üniversitesi (MEÜ), yükseköğretimdeki başarısını spor alanındaki sosyal sorumluluk projeleriyle destekleyerek bölgedeki çocuk ve gençler için önemli bir gelişim merkezi haline geldi. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından tescillenen spor dostu kampüs imkanlarını halka açan üniversite; futbol, tenis, basketbol, voleybol ve yüzme gibi farklı branşlarda yüzlerce öğrenciye uzman kadrosuyla kapılarını aralıyor. MEÜ Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin de saha tecrübesi kazandığı eğitimlerde, gençlerin fiziksel gelişimlerinin yanı sıra sosyal becerilerinin artırılması hedefleniyor. REKTÖR EROL YAŞAR ÖĞRENCİ SAYISININ BİNİN ÜZERİNE ÇIKARILACAĞINI AÇIKLADI Kampüste yürütülen spor faaliyetlerinin kapsamını genişletmek istediklerini belirten Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar, mevcut 640 kursiyer sayısını kısa vadede dört haneli rakamlara ulaştırmayı amaçladıklarını vurguladı. Devletin spora yönelik teşviklerinin yereldeki yansımasına dikkat çeken Yaşar, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde spora yapılan yatırımların sonucunu burada da meyvesini görmekteyiz. Tabii biz de 20 üniversite arasında yer alarak YÖK tarafından spor dostu bir üniversite seçildik. Burada şu anda voleybolundan basketboluna, yüzme, masa tenisinden futboluna öğrencilerimiz bulunmaktadır. 640 tane öğrencimiz spor kulübümüze üye. Tabii bu sayı giderek her geçen gün artmaktadır" dedi. SPOR DOSTU KAMPÜSTE MİLLİ TAKIM HEDEFİYLE PROFESYONEL EĞİTİM VERİLİYOR Üniversite bünyesindeki spor kulübünün sadece boş zaman değerlendirme alanı olmadığını, profesyonel bir altyapı hizmeti sunduğunu ifade eden Rektör Yaşar, 6-12 yaş grubundaki çocukları Türk sporuna kazandırmak istediklerini dile getirdi. Lisanslama süreçlerine ağırlık verdiklerini kaydeden Yaşar, "Biz bir futbol okulu da satın aldık. Lisans çıkararak yakın bir zamanda Türkiye'deki tüm amatör kulüpler olmak üzere ve milli takıma da öğrenci kazandırmak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Bu stratejiyle MEÜ, akademik bilginin saha tecrübesiyle birleştiği bir sporcu fabrikası misyonunu üstleniyor. ÜNİVERSİTE İLE ŞEHİR KAYNAŞMASI YEŞİL SAHALARDA GERÇEKLEŞİYOR Eğitim programının kapsamının sadece üniversite personelinin çocuklarıyla sınırlı kalmadığını, tüm Mersin halkına açık olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Erol Yaşar, kampüs imkanlarının şehirle bütünleşmesi gerektiğini savundu. Fiziki kapasite artırımı müjdesini veren Rektör Yaşar, şu açıklamayı yaptı: "Mersin'deki tüm velilerimiz buraya kayıt yaptırabiliyor. Biz üniversiteyle şehri bütünleştirmek istiyoruz, kaynaştırmak istiyoruz. Bu spor da bizim üniversiteyle şehrimizi kaynaştırma açısından çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu anlamda da sevinçliyiz. Şu anda 640 öğrencimiz var. Her geçen gün istek var. Biz yakın bir zamanda ikinci bir halı sahayı, tenis kortlarımızı büyüterek, futbol sahamızı yeni futbol sahası yaparak bunu binin üzerine çıkarmak istiyoruz. Bütün branşlarda velilerimize cevap vermek istiyoruz ve tüm branşları önemsiyoruz. Çocuklarımızı önemsiyoruz. Dijital bağımlılık ve diğer kötü alışkanlıklardan çocuklarımızı uzaklaştırmak, bunlarla ilgili destek vermek istiyoruz. Küçük de olsa Mersin Üniversitesi olarak buna katkı verdiğimizi düşünüyoruz." ÇOCUKLAR TELEFON VE TABLET YERİNE ANTRENMAN SAHALARINI TERCİH EDİYOR Eğitimlere katılan öğrenciler, kampüs ortamında spor yapmanın kendilerine sunduğu avantajlardan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Kursiyerlerden Metehan Yıldırım, "Kurslara geldiğim için çok mutluyum. Arkadaşlarımın önerisiyle geldim, iyi ki buradayım" şeklinde konuşurken, ortaokul öğrencisi Dünya Aydemir ise aldıkları eğitimin mental katkısına değinerek, "7. sınıf öğrencisiyim. Burada şut ve pas antrenmanları yapıyoruz. Öğretmenlerimiz bize pes etmemeyi, azimli olmayı ve yaptığımız işi severek yapmayı öğretiyor" dedi. Teknoloji kullanımının yerini fiziksel aktiviteye bıraktığını söyleyen Asel Erya ise şu ifadeleri kullandı: "Burada çok eğleniyoruz ve öğretmenlerimizden çok şey öğreniyoruz. Telefon ve tabletten uzaklaşıp güzelce sporumuzu yapıyoruz. Pes etmemeyi öğrenmek bizim için çok değerli."

Mersinli bilim insanlarından gıda atığı dönüşümünde devrim: Domates sapından biyomedikal cam üretildi Haber

Mersinli bilim insanlarından gıda atığı dönüşümünde devrim: Domates sapından biyomedikal cam üretildi

Mersin Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Çevre Teknolojileri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nadir Dizge, "Atık Domates Sapı Külünden Bioaktif Fosfat Cam Üretim Yöntemi" projesiyle domates saplarını fosforik asitle işleyerek camsı bir yapıya dönüştürdüklerini belirtti. Sıfır Atık Günü'nün bu yılki teması "gıda atığı" olarak belirlendi. Gıda atıklarının dönüştürülerek tekrar kullanılması için çalışmalar yapılıyor. Bu kapsamda bilim insanları, Mersin, Hatay ve Çukurova bölgesindeki domates saplarını tarlalarda çürümeye bırakmak yerine katma değerli malzemeye dönüştürdü. Dizge ve ekibi, sera ve tarlalardaki domates sapı atıklarını biyoaktif fosfat cama dönüştüren "Atık Domates Sapı Külünden Bioaktif Fosfat Cam Üretim Yöntemi" projeleri için patent başvurusunda bulundu. Tarımsal organik atıkları katma değerli biyomalzemeye dönüştürerek sıfır atık ve düşük karbon ayak izi yaklaşımını destekleyen 2025 yılındaki proje, 1 yıllık saha ve laboratuvar çalışmalarının sonucunda tamamlandı. Dizge, Çukurova'nın, özellikle Mersin ve Antalya'nın, Türkiye'nin önde gelen domates üretim bölgelerinden olduğunu anımsatarak, geçen yıl domates saplarından atık suyu ya da ağır metali tutabilecek bir çözüm bulmak için çalışma yaptıkları sırada bu fikrin ortaya çıktığını söyledi. Saha ve laboratuvar çalışmaları sırasında domates saplarının yaklaşık 900 santigrat derecede işlenmesinin ardından kalsiyum içeriğinin yüksek olduğunu fark ettiklerine dikkati çeken Dizge, "Domates saplarını fosforik asitle işledik ve camsı bir yapı elde ettik. Böylece kalsiyum fosfat bazlı bir cam malzemesi ya da cam katkı maddesi üretilebileceğini gördük. Aslında süreç biraz tesadüfen ilerledi. Bu çalışmayı Doç. Dr. Hüdaverdi Arslan ve Dr. Zelal Işık ile birlikte yürütüyoruz. Tarımsal atıkları katma değerli ürünlere dönüştürmek amacıyla domates saplarından yenilikçi bir biyomalzeme geliştirdik." bilgisini verdi. Dizge, şunları kaydetti: "Türkiye'de yıllık yaklaşık 14-15 milyon ton domates üretiliyor. Bu üretimden 7-12 milyon ton tarımsal biyokütle atığı olarak ortaya çıkıyor. Bu atıkların çoğu ekonomik değer yaratmadan tarlada bırakılıyor, seralarda yakılıyor veya kompost olarak bertaraf ediliyor. Biz bu düşük değerli atıkları yüksek katma değerli biyomalzemelere dönüştürerek döngüsel ekonomi açısından yeni bir yaklaşım sunuyoruz." Domatesin kendi bünyesinin de kalsiyum açısından zengin olduğuna işaret eden Dizge, "Biyomalzeme, cam sanayinde silisyum yerine çevreci alternatif bir katkı maddesi olarak kullanılabilir. Böylece doğadan kumdan alınan silisyum miktarını azaltmış oluyorsunuz." dedi. - "TARLADA BIRAKILARAK ÇÜRÜYEN SAPLARA EKONOMİK DEĞER KAZANDIRIYORUZ" Dizge, hasat sonrası genellikle tarlada bırakılarak çürümeye terk edilen domates saplarını, uyguladıkları termal işlem ve kimyasal modifikasyon sayesinde yüksek kalsiyum içeriğine sahip bir ara ürüne dönüştürdüklerini vurgulayarak, şöyle devam etti: "Bu ürünü asitle işleyerek camsı yapıya sahip, kalsiyum fosfat esaslı bir cam malzemesi elde ettik. Geliştirdiğimiz malzeme biyouyumluluğu sayesinde diş hekimliği başta olmak üzere biyomedikal uygulamalarda da kullanılabilir. Bu çalışma, hem tarımsal atıkları ekonomiye kazandırmak hem de doğal kaynak tüketimini azaltmak açısından önemli bir örnek." Projenin çevresel değerine de dikkati çeken Dizge, "Asıl can alıcı nokta, bitki bünyesinde doğal olarak bulunan bileşenleri açığa çıkarıp yüksek katma değerli bir ürüne dönüştürmek. Hasat sonrası tarlada bırakılarak çürüyen saplara bu sayede ekonomik değer kazandırıyoruz, böylece hem atık yönetimine katkı sağlıyor hem de sürdürülebilir üretim anlayışını destekliyoruz." şeklinde konuştu.

Atık reçineler ileri dönüşümle ekonomiye kazandırılıyor Haber

Atık reçineler ileri dönüşümle ekonomiye kazandırılıyor

Gıdadan tekstile birçok üretim tesisinde suyu yumuşatmak için kullanılan iyon değiştirici reçineler dönüştürülerek çevreye ve ekonomiye katkı sağlıyor. Bu yıl dördüncüsü kutlanacak 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü'nün teması "gıda atığı" olarak belirlendi. Bu kapsamda gıda israfını önlemek ve bazı atıkların dönüştürülerek tekrar kullanımını sağlamak için birçok çalışma yürütülüyor. Mersin Üniversitesi Çevre Mühendisliği Çevre Teknolojileri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nadir Dizge ve çevre mühendisi Prof. Dr. Bülent Keskinler, gıdadan tekstile çok sayıda fabrikanın su yumuşatma uygulamalarında kullandığı ve ömrünü tamamlayan iyon değiştirici reçineleri ileri dönüşüm yöntemiyle ekonomiye kazandıran bir sistem geliştirdi. Dizge, iyon değiştirici reçinelerin gıdadan tekstile tüm fabrika üretimlerinde özellikle su yumuşatma uygulamalarında yoğun şekilde kullanıldığını söyledi. Söz konusu reçinelerin belirli bir kullanım süresinin ardından rejenerasyonunun mümkün olmadığını belirten Dizge, “Biz de bu atıkları nasıl değerlendirebiliriz sorusundan yola çıktık.” dedi. Dizge, atıkların çoğu zaman doğru değerlendirilmediğine dikkati çekerek, "Genellikle depolama alanlarına gönderiliyor veya uygun olmayan alanlarda bırakılıyor. Biz de bu atıkları katma değeri yüksek bir ürüne dönüştürmeyi hedefledik. Burada klasik geri dönüşümden farklı olarak bir 'ileri dönüşüm' yaklaşımı benimsedik yani bir firmanın atığı, başka bir firma için yüksek katma değerli ham madde haline gelebiliyor." ifadesini kullandı. Reçinelerin çok geniş bir kullanım alanına sahip olduğunu ve oluşan atık miktarının yüksek olduğunu vurgulayan Dizge, şunları kaydetti: "İyon değiştirici reçineler su yumuşatma süreçlerinde kalsiyum ve magnezyum gibi sertlik oluşturan iyonları tutuyor, belli bir kullanım ömründen sonra bu reçineler atık hale geliyor ve miktarları oldukça yüksek seviyelere ulaşıyor. Bu atıkları ekonomiye kazandırmak hem çevresel hem de ekonomik açıdan çok önemli. Ayrıca geliştirdiğimiz sistem sayesinde ekonomik değerini yitirmiş bu atık, farklı bir sektörde yüksek katma değerli bir ham maddeye dönüştürülebiliyor. Bu yaklaşım, döngüsel ekonomiye ve sürdürülebilir üretim anlayışına katkı sağlıyor." Dizge, reçinelerin özellikle kuyu suyu kullanan tesislerde suyun sertliğini gidermek için tercih edildiğini aktararak, "Küçük tesislerde günde 300-500 metreküp, büyük tesislerde ise 10 bin metreküpe kadar su kullanımı söz konusu olabiliyor." diye konuştu. Atık reçinelerin çevresel etkilerine de değinen Dizge, "Bu reçineler hacimli malzemeler olduğu için depolandığında ciddi alan kaplıyor. Üzerlerinde biriken kalsiyum ve magnezyum yağışlarla birlikte toprağa karışabilir ve sertliğe neden olabilir. Daha ileri aşamada bu iyonlar yeraltı sularına kadar taşınabilir." değerlendirmesinde bulundu. Dizge, geliştirilen malzemenin cam sanayinde silisyum bazlı ham maddelere çevreci bir alternatif veya katkı maddesi olarak değerlendirilebileceğini, aynı zamanda biyouyumluluğu sayesinde diş hekimliği başta olmak üzere biyomedikal uygulamalarda da kullanılabileceğini aktardı. Dizge, "Ayrıca elde edilen bu yeni malzemenin yüzeyinde oluşan fonksiyonel gruplar, özellikle gümüş iyonlarını seçici olarak tutabiliyor ve redoks reaksiyonlarıyla nano gümüş formuna indirgenebiliyor." şeklinde konuştu. - "GÜMÜŞ GERİ KAZANIMI İÇİN KULLANMAK MÜMKÜN" Keskinler de geri dönüşüm sürecinde öncelikle reçinelerin üzerinde biriken kalsiyum ve magnezyum iyonlarını uzaklaştırdıklarını anlatarak, "Ardından reçineleri ısı işlemine tabi tutarak aktif karbon türevi bir yapıya dönüştürüyoruz. Bu işlem sonrası reçine üzerinde fonksiyonel gruplar oluşuyor. Bu malzeme sayesinde özellikle gümüş iyonlarını seçici olarak tutabiliyor ve redoks reaksiyonlarıyla nano gümüş formuna dönüştürebiliyoruz." diye konuştu. Yöntemin özellikle gümüş geri kazanımı açısından önemli bir potansiyel sunduğunun altını çizen Keskinler, "Bu prosesi fotoğrafçılık sanayisinde, gümüş kaplama yapılan cam ve ayna üretim tesislerinde veya gümüş içeren atık sulardan gümüş geri kazanımı için kullanmak mümkün." dedi. Keskinler, "Reçineleri ilk üretildiği haline geri döndürmek mümkün değil çünkü zamanla fonksiyonel gruplar işlevselliğini kaybediyor. Bu nedenle biz bu atıkları farklı bir ürüne dönüştürüyoruz, yani burada klasik geri dönüşüm değil, ileri dönüşüm söz konusu." ifadesini kullandı. Öte yandan Keskinler, patent başvurusunun yapıldığını ve sürecin değerlendirme aşamasında bulunduğunu sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.