# Mescid-I Aksa

İLKHABER-Gazetesi - Mescid-I Aksa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mescid-I Aksa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Adana’da Ramazan Bayramı sabahı, camiler doldu taştı Haber

Adana’da Ramazan Bayramı sabahı, camiler doldu taştı

Adana’da Ramazan Bayramı’nın ilk günü sabahında başta Sabancı Merkez Camii olmak üzere şehirdeki tüm camiler, bayram namazı için gelen vatandaşlarla dolup taştı. Aileleri ve çocuklarıyla birlikte camilere gelen Adanalılar, manevi atmosferi birlikte yaşadı. Camilerin iç kısımlarının tamamen dolması üzerine bazı vatandaşlar, yanlarında getirdikleri hasır ve seccadeleri cami avlularına sererek namazlarını açık alanda kıldı. Sabahın serinliğine rağmen oluşan yoğunluk, bayramın coşkusunu gözler önüne serdi. Namaz öncesinde din görevlileri tarafından cemaate vaaz verildi. Vaazda bayramın önemi, yardımlaşma ve kardeşlik duyguları vurgulandı. Vaazın ardından saf tutan vatandaşlar, hep birlikte bayram namazını eda ederek dua etti. Namazın ardından cami çıkışında bir araya gelen vatandaşlar, birbirleriyle bayramlaşarak bu özel günü kutladı. Samimi görüntülerin yaşandığı bayram sabahında, Adana’da geleneksel bayram ruhu bir kez daha hissedildi. RAMAZAN BAYRAMI HUTBESİNDE BİRLİK, ARDEŞLİK VE DAYANIŞMA VURGUSU Ramazan Bayramı dolayısıyla okunan hutbede, bayramın manevi anlamı ve toplumsal önemi ön plana çıkarıldı. Hutbede, Ramazan ayını tamamlamanın huzuru ve bayrama ulaşmanın sevincinin birlikte yaşandığı ifade edildi. Bayramların birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını pekiştiren özel günler olduğuna dikkat çekilen hutbede, vatandaşlara küskünlükleri sona erdirme, kin ve nefretten uzak durma çağrısı yapıldı. Toplumsal huzurun sağlanması için karşılıklı anlayış ve samimiyetin önemine vurgu yapıldı. Hutbede, bayramların aile bağlarını güçlendirdiği, akraba ve komşuluk ilişkilerinin yeniden canlandırılması için önemli bir fırsat sunduğu belirtildi. Anne ve babaların ziyaret edilmesi, hayır dualarının alınması ve ihtiyaç sahiplerine destek olunması gerektiği ifade edildi. Öte yandan, yetim ve öksüzlerin gözetilmesi, onların bayram sevincine ortak olunmasının dini ve insani bir sorumluluk olduğu dile getirildi. Şehitler, gaziler ve geçmiş büyüklerin de bayram vesilesiyle anılması gerektiği kaydedildi. Hutbede ayrıca, başta Mescid-i Aksâ olmak üzere bazı kutsal mekânlarda yaşanan gelişmelere dikkat çekilerek, ibadet özgürlüğünün korunması gerektiği vurgulandı. Tüm Müslümanlar için barış, huzur ve esenlik temennisiyle hutbe sona erdi.

Türkiye dahil 8 ülkeden ortak açıklama: İsrail’in Mescid-i Aksa kararına tepki Haber

Türkiye dahil 8 ülkeden ortak açıklama: İsrail’in Mescid-i Aksa kararına tepki

Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) dışişleri bakanları İsrail’in Mescid-i Aksa’ya yönelik uygulamalarına karşı ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada, özellikle Ramazan ayında Müslümanların ibadet etmesini engelleyen kısıtlamaların kabul edilemez olduğu belirtildi. Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak açıklamada, Kudüs’ün Eski Şehri ve ibadet yerlerine erişimi sınırlayan uygulamaların uluslararası hukuk ve tarihi statükoya aykırı olduğu ifade edildi. Açıklamada, Kudüs’te ibadet yerlerine yönelik güvenlik gerekçesiyle getirilen sınırlamaların ayrımcı ve keyfi olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi: “Kudüs Eski Şehri’ne ve şehirdeki ibadet yerlerine erişime yönelik güvenlik kısıtlamaları ile ibadet yerlerine getirilen ayrımcı ve keyfi sınırlamalar, uluslararası insancıl hukuk ile ibadet özgürlüğü ilkelerinin açık ihlalidir.” “MESCİD-İ AKSA SADECE MÜSLÜMANLARIN İBADET YERİDİR” Açıklamada, 144 dönümlük Mescid-i Aksa yerleşkesinin tamamının yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğu vurgulandı. Ayrıca Mescid-i Aksa’nın idaresi ve girişlerin düzenlenmesi konusunda yetkinin Ürdün Vakıflar ve İslami İşler Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’nde olduğu hatırlatıldı. İSRAİL’E ÇAĞRI Ortak açıklamada İsrail’e, Mescid-i Aksa’nın kapılarının yeniden açılması ve Kudüs Eski Şehri’ne erişim kısıtlamalarının kaldırılması çağrısı yapıldı. Müslümanların ibadet etmek için camiye girişinin engellenmemesi gerektiği vurgulandı. Bakanlar ayrıca uluslararası toplumu, Kudüs’teki İslami ve Hristiyan kutsal mekanlara yönelik ihlallerin durdurulması için İsrail’e karşı daha kararlı bir tutum almaya davet etti. GAZZE SAVAŞI GÖLGESİNDE GERİLİM Gazze’de devam eden çatışmaların ardından Kudüs’teki kutsal mekanlar üzerindeki tartışmalar yeniden gündeme geldi. İsrail’in özellikle Ramazan ayında Mescid-i Aksa’ya girişleri kısıtlaması, birçok ülkeden tepki alırken bölgedeki gerilimin daha da yükselmesine neden oldu.

İsrail, Mescid-i Aksa'ya girişleri engelleyerek İbadet eden Filistinlilere saldırdı Haber

İsrail, Mescid-i Aksa'ya girişleri engelleyerek İbadet eden Filistinlilere saldırdı

İşgal altındaki Doğu Kudüs’te Ramazan ayı sırasında yaşanan bir olay uluslararası gündeme yansıdı. İsrail askerlerinin, Eski Şehir kapılarından Bab es-Sahira yakınlarında teravih namazı kılan Filistinlilere müdahale ettiği ve ibadet edenleri dağıttığı bildirildi. Filistin’in Kudüs Valiliği tarafından paylaşılan görüntülerde, İsrail askerlerinin teravih namazı sırasında bölgeye müdahale ettiği ve ibadet eden Filistinlileri kuşattığı görüldü. Valilikten yapılan açıklamada, Mescid-i Aksa’nın kapalı tutulduğu dönemde Kudüslü Filistinlilerin ibadetlerini sürdürebilmek için Eski Şehir çevresindeki kapılar yakınında namaz kıldığı belirtildi. Açıklamada, İsrail askerlerinin Bab es-Sahira yakınlarında toplanan Filistinlilere müdahale ederek namaz kılmalarını engellediği ifade edildi. Yetkililer, İsrail güçlerinin bir gün önce de aynı bölgede ibadet eden Filistinlilere müdahale ettiğini aktardı. MESCİD-İ AKSA’NIN KAPATILMASI TEPKİ ÇEKTİ Filistinli yetkililer, Mescid-i Aksa’nın kapalı tutulmasının 1967’den bu yana “benzeri görülmemiş bir durum” olduğunu belirtti. Açıklamada, İsrail’in Ramazan ayının son günlerinde Müslümanların Mescid-i Aksa’da namaz kılmasını ve itikafa girmesini engellediği öne sürüldü. Kudüs Valiliği açıklamasında ayrıca Mescid-i Aksa’nın yönetiminin Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’ne ait olduğu vurgulanarak, “İşgalci İsrail’in Mescid-i Aksa’yı açma veya kapatma yetkisi yoktur” ifadelerine yer verildi. BÖLGEDE GERİLİM ARTIYOR ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının başladığı 28 Şubat’tan bu yana bölgede güvenlik önlemlerinin artırıldığı belirtiliyor. Bu süreçte İsrail’in Mescid-i Aksa’ya girişleri kısıtladığı ve Müslümanların Harem-i Şerif’te ibadet etmesini engellediği ifade ediliyor. Öte yandan Mescid-i Aksa’nın statüsü, 26 Ekim 1994’te İsrail ile Ürdün arasında imzalanan barış anlaşmasına göre Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığı’na bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’nin himayesinde bulunuyor.

İsrail'in kısıtlamaları nedeniyle Mescid-i Aksa'da cuma namazı sadece vakıf yetkililerince kılındı Haber

İsrail'in kısıtlamaları nedeniyle Mescid-i Aksa'da cuma namazı sadece vakıf yetkililerince kılındı

İsrail, İran'a yönelik saldırıların başlamasından itibaren aldığı toplanma yasağı gerekçesiyle Aksa'nın kapılarını kapalı tutuyor. 28 Şubat'tan itibaren Aksa'da sadece güvenlik görevlileri ve Kudüs İslami Vakıflar Dairesi çalışanları bulunuyor; söz konusu kişiler ezanı vakitlerinde okuyup, namazları kılıyor. Filistinliler, İsrail'in kısıtlama tedbirleri nedeniyle kapılarını kapalı tuttuğu ve ramazanın üçüncü cumasında da açmadığı Mescid-i Aksa'da cuma namazlarını eda edemedi. Müslümanlar için en kutsal üçüncü mabet olan Mescid-i Aksa'ya girişine izin verilmeyen Filistinliler, Doğu Kudüs'ün Ras el-Amud Mahallesi'nde cuma namazı kıldı. Aksa'da ise sadece vakıf yetkilileri, cuma namazı kılınmamış olmasın diye namazlarını burada eda etti. Mescid-i Aksa'nın kapalı olması ve ramazanda cuma namazının kılınamaması Filistinli Müslümanları derinden üzüyor. "AKSA BİZİM PARÇAMIZ, BİZ AKSA'NIN PARÇASIYIZ" Kudüs'te yaşayan Filistinli Nefis Huveyr, Mescid-i Aksa'nın kapatılmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, "Aksa bizim parçamız, biz Aksa'nın parçasıyız." dedi. Huveyr, çok üzgün ve acılı olduğunu vurgulayarak Aksa'nın çevresine gittiğini ama içeri alınmadığını, bunu anlamanın mümkün olmadığını ifade etti. İsrail'in kendisi hakkında daha önce pek çok kez Aksa'dan uzaklaştırma kararı çıkardığını ancak kendisi gidemese bile gidenleri görüp bir nebze olsun içini rahatlattığını söyleyen Huveyr, "Tüm cemaatin, tüm Müslümanların uzaklaştırılması, Aksa'nın kapatılması kabul edilemez. Bu camilere, kutsal mekanlara savaş açmaktır. Bunu anlamamız mümkün değil. Bu bizim içimizi acıtıyor. " diye konuştu. Filistinli kadın, İsrail'in kendisini daha önce gözaltına aldığını, Aksa'ya 100 metreden fazla yaklaşmasını engelleme kararı verdiğini belirterek ayaklarından rahatsız olmasına rağmen Aksa'yı görebilmek için her gün Zeytin Dağı'na geldiğini anlattı. Evinin Aksa'dan 2 dakikalık uzaklıkta olduğunu, buna rağmen hakkında uzaklaştırma kararı olduğu için teravih namazlarını kış da olsa hava soğuk da olsa Aksa'ya en yakın yerde kılmaya çalıştığını aktaran Huveyr, "İşgalciler, zalim, acımasız. Üzüntümü anlatacak kelimeler bulamıyorum." ifadelerini kullandı. İSRAİL KISITLAMALARI İsrail polisinden yapılan açıklamada, İran'a saldırıların başlamasının ardından getirilen kısıtlamalar kapsamında, Mescid-i Aksa dahil olmak üzere Kudüs’teki Eski Şehir’de bulunan kutsal mekanlara ibadet etmek isteyenlerin ve ziyaretçilerin girişine izin verilmeyeceği kaydedilmişti. Benzer kısıtlamalar Kudüs’teki diğer dini mekanları da kapsıyor; bunlar arasında dünya çapında Hristiyanlar için en kutsal kiliselerden biri kabul edilen Kıyamet Kilisesi (Kutsal Kabil Kilisesi) de yer alıyor.

Mescid-i Aksa İmam Hatibi Şeyh İkrime Sabri kimdir? İsrail neden giriş yasağı getirdi? Haber

Mescid-i Aksa İmam Hatibi Şeyh İkrime Sabri kimdir? İsrail neden giriş yasağı getirdi?

İsrail'in, Mescid-i Aksa İmam Hatibi Şeyh İkrime Sabri'ye yönelik giriş yasağını bir kez daha uzatması, bölgedeki gerilimi yeniden gündeme taşıdı. Son kararla birlikte yaklaşık bir yıldır Mescid-i Aksa'ya giremeyen 86 yaşındaki Sabri, "Hayatımda hiç bu kadar uzun süre Aksa'dan uzak kalmadım" dedi. YASAK KARARINI "ZULÜM" OLARAK NİTELENDİRDİ İsrail tarafından tebliğ edilen son yasak, 28 Eylül 2025'te başlayıp 28 Mart 2026'da sona erecek şekilde 6 ay olarak belirlendi. Bu, Şeyh Sabri'ye uygulanan üst üste üçüncü yasak kararı oldu. Sabri, kararın ibadet özgürlüğüne aykırı ve Kudüs İslami Vakıflar İdaresi'nin yetkilerine bir saldırı olduğunu ifade ederek, uygulamayı "zulüm ve keyfi" olarak tanımladı. Kudüs Yüksek İslam Konseyi de kararın dini ve siyasi açıdan tehlikeli ve kabul edilemez bir ihlal olduğunu belirtti. ŞEYH İKRİME SABRİ KİMDİR? 1939 doğumlu olan Şeyh İkrime Sabri, Filistin'in önde gelen dini liderlerinden ve Kudüs'ün simge isimlerinden biridir. 1994-2006 yılları arasında Kudüs ve Filistin Müftüsü olarak görev yapan Sabri, aynı zamanda Kudüs Yüksek İslam Konseyi'nin de başkanıdır. Ömrünü Mescid-i Aksa'nın ve Filistin halkının haklarının savunulmasına adayan Sabri, İslam dünyasında yakından tanınmaktadır. İSRAİL DAHA ÖNCE DE HEDEF ALMIŞTI İsrail makamları, Şeyh Sabri'yi daha önceki yıllarda da çeşitli gerekçelerle hedef almıştı. Cuma hutbesinde Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'ye dua etmesinin ardından gözaltına alınması ve hakkında uygulanan seyahat yasakları, bu baskılardan bazıları olarak biliniyor. Bu adımların, Sabri'nin Filistin davasına olan bağlılığını engelleme amacı taşıdığı değerlendiriliyor.

İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi Haber

İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi

Filistin topraklarını gasbeden yüzlerce fanatik Yahudi, oruç ve yas günü olarak kabul ettikleri sözde "tapınağın yıkılış yıl dönümü" bahanesiyle Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi. Sabah erken saatlerde başlayan baskınlara şu ana kadar 1251 kişinin katıldığı bildirilirken baskınlar İsrail polisinin gözetimi altında sürüyor. Baskınlara katılan radikal Yahudiler, Mescid-i Aksa'yı adeta bir tapınak olarak kabul edip çeşitli dini ritüeller sergiliyor. Bununla birlikte, İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir de, beraberindeki fanatik grup birlikte Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi. Baskında Yahudilik inancına göre "Tapınak'ın yıkılış dönümü"nü (Tişa BeAv) anma iddiasıyla Mescid-i Aksa'nın avlusunda "Talmud ayinleri" gerçekleştirildi. Ben-Gvir, Aksa'nın avlusunda, kalabalık bir grupla çevrili halde cep telefonundan Talmud ayini duası okurken görüldü. Sabah saatlerinde ise Filistin toprakları gasbeden yüzlerce İsrailli polisin gözetiminde Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi ve bazı "Talmud ayinleri" gerçekleştirdi. Ben-Gvir, birçok Arap ve İslam ülkesinden gelen şiddetli eleştirilere rağmen Aksa'nın avlularına baskınlarını tekrarlamayı sürdürüyor. Üst düzey İsrailli yetkililerin Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden önceden onay alındıktan sonra gerçekleştiriliyor. Ben-Gvir, 2022 yılının sonunda İsrail Ulusal Güvenlik Bakanlığı görevine başlamasından bu yana Mescid-i Aksa'ya birden fazla kez baskın düzenledi. İsrail ordusu, Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin baskını öncesinde El Halil kent merkezini boşalttı İsrail ordusu, Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin baskını öncesinde güvenliği sağlamak için işgal altındaki Batı Şeria'nın güneyinde bulunan El Halil kent merkezini boşalttı. Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre İsrail güçleri, saldırgan İsraillilerin kutsal olduğuna inandığı bir bölgeye girmelerini sağlamak için El Halil'in merkezindeki Bi'r Seba caddesi ile bölgedeki onlarca iş yerini kapattı. İsrail ordusunun "Hebron (El Halil) mezarına" çıkan yollarda güvenliği sağlamasının ardından İsrailliler, Bi'r Seba Caddesi'ne gruplar halinde girdi ve söz konusu mezarın olduğu yerde dini ritüellerini gerçekleştirdi. İsrailliler, eskiden El Halil'de yaşamış bir Yahudiye ait Hebron (El Halil) mezarının bir Filistinlinin evinin bodrum katında olduğuna inanıyor. Filistinliler ise mezarın söz konusu yerde bulunmadığını ifade ediyor. Filistin Dışişleri Bakanlığı uyarmıştı Filistin Dışişleri Bakanlığı dün İsrailli fanatik örgütlerin bugün Süleyman Mabedi'nin MÖ 586 ve MS 70 yıllarında iki kez yıkılışının yıl dönümü olarak kabul edilen Tişa BeAv olarak isimlendirilen yas ve oruç günü dolayısıyla "Mescid-i Aksa'ya baskın düzenleme" çağrıları yaptığına işaret ederek uyarıda bulunmuştu. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, fanatik Yahudilerin çağrılarının, İsrail’in işgal uygulamalarıyla birlikte, "Tapınağın sözde yıkılışı bahanesiyle Mescid-i Aksa’ya yönelik organize bir baskının hazırlığı" kapsamında değerlendirildiği vurgulandı. Açıklamada, bu girişimlerin Mescid-i Aksa'yı hedef alan "resmi İsrail politikalarının bir parçası" olduğu kaydedildi. Temmuzda Mescid-i Aksa'ya 27 baskın yapıldı, İbrahim Camii'nde ezan 51 defa engellendi Filistin Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "İşgal güçleri ve fanatik Yahudiler, Mescid-i Aksa'ya 27 kez baskın düzenledi. Öte yandan Harem-i İbrahim Camii'nde ezan, 51 kez yasaklandı." ifadelerine yer verildi. Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in, İsrail polisine fanatik Yahudilerin Mescid-i Aksa'nın sadece doğu bölgesinde değil, tüm alanında dans etmelerine ve şarkı söylemelerine izin verilmesi talimatı verdiği aktarıldı. Fanatik Yahudilerin, İsrail polisinin korumasında Mescid-i Aksa'nın avlusunda yüksek sesle ilahiler söylediği ve Talmudik ritüeller yaptığı, bu uygulamaların Aksa'nın kutsiyetini açıkça ihlal ettiği vurgulandı. Harem-i Şerif’in Rahmet Kapısı yakınlarında Siyonist bir müzik grubunun, "Seni Unutursam Ey Kudüs" adlı, sözde Süleyman Mabedinin inşasını öven Talmudik bir dini müzik çaldığına işaret edilen açıklamada, bu durumun Aksa’nın Yahudileştirilmesi ve Talmud ritüellerinin dayatılması yönündeki girişimlerin tehlikeli biçimde tırmandığını gösterdiği ifade edildi. Harem-i İbrahim Camii’ndeki kısıtlamalar Öte yandan Bakanlık, temmuz ayı boyunca Harem-i İbrahim Camii'nde ezan okunmasının 51 kez engellendiğini, müezzinin camiye girişinin kasten geciktirildiğini ve doğu kapısıyla pencerelerin 8 aydan uzun süredir kapalı tutulduğunu duyurdu. Bu ihlallerin, Filistin kimliğini silmeyi ve işgal altındaki topraklarda İsrail'in egemenliğini dayatmayı amaçlayan sistematik sömürge politikasının parçası olduğu ifade edildi. Açıklamada, uluslararası topluma ve insan hakları örgütlerine, kutsal mekânların korunması için acil müdahale çağrısı yapılırken Filistin halkından da Mescid-i Aksa ve Harem-i İbrahim Camii'nde her gün namaz kılmaları ve bu mekânlarda bulunmaları istendi. Filistinlilerin varlığının, bu mabetleri Yahudileştirme politikalarına karşı en güçlü savunma gücü olduğu vurgulandı. Müslümanlar için en kutsal 4. cami olan Harem-i İbrahim'e yönelik ihlaller İşgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'nın çevresi olarak kabul edilen El Halil kentindeki Harem-i İbrahim Camisi, Mekke'deki Mescid-i Haram ve Medine'deki Mescid-i Nebevi ile Mescid-i Aksa'dan sonra en kutsal dördüncü cami kabul ediliyor. Caminin altında yer alan mağarada Hazreti İbrahim ve eşinin kabirlerinin yanı sıra Hazreti İshak, Hazreti Yakup, Hazreti Yusuf ve eşlerinin mezarları bulunuyor. İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'nın El Halil kentinde bulunan cami, 25 Şubat 1994'te sabah namazını kılan Müslümanların üzerine ateş açan Baruch Goldstein adlı Yahudi fanatiğin eyleminden sonra kapatılmış ve yeniden açıldığında ise yarısından fazlası Yahudilere tahsis edilmiş şekilde ikiye bölünmüştü. Tarihe "El Halil Camii (Harem-i İbrahim) Katliamı" olarak geçen saldırıda 29 Filistinli hayatını kaybetmiş, 150'den fazla kişi yaralanmıştı. Caminin bölünmesinin ardından, Hazreti İshak ve eşinin bulunduğu kabirler Müslümanlara ayrılan kısımda kalmış, diğerleri ise Yahudilere ayrılan ve sinagoga çevrilen bölümlerde bırakılmıştı. Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler ve İsrailli bakanların da zaman zaman baskınına maruz kalan Harem-i İbrahim Camisi ramazan ayında cuma günleri tamamen Müslümanların ibadetine açılması gerekirken, İsrail, geçen ramazan ayında bunu yerine getirmemişti. Filistin: Mescid-i Aksa'ya saldırı, işgalin koruması altındaki organize terörizmin yansımasıdır Filistin resmi haber ajansı WAFA'ya göre, Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, Ben-Gvir'in bu sabah Mescid-i Aksa'ya düzenlediği baskına dair yazılı bir açıklama yaptı. Ebu Rudeyne, "Batı Şeria'da Yahudi yerleşimcilerin sürdürdüğü terör ve Mescid-i Aksa'ya yönelik kışkırtıcı saldırılar, Gazze halkına uygulanan soykırım ve aç bırakma savaşının bir uzantısıdır. Bu durum, bölgede daha fazla gerilime ve tırmanışa yol açmaktadır." ifadelerini kullandı. Söz konusu saldırıların, İsrail güçlerinin doğrudan koruması altında gerçekleştirildiğini ve Gazze'de ateşkesi sağlamaya, bölgede istikrarı yeniden tesis etmeye yönelik tüm Arap ve uluslararası çabaları baltalamayı amaçladığını vurgulayan Ebu Rudeyne, bu saldırıların tüm sonuçların Tel Aviv hükümetinin sorumlu olduğunu kaydetti. Ebu Rudeyne, ABD yönetimini "geç olmadan İsrail'in bu saldırganlığını durdurmak için acilen harekete geçmeye ve işgalci güçleri uluslararası meşruiyet kararlarına uymaya zorlamaya" çağırdı. Ayrıca Ebu Rudeyne, "Gerçek ve kalıcı barış ancak Filistin halkının özgürlük ve bağımsızlık hakkının tanınması ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla mümkün olabilir." ifadelerini kullandı. Filistin Vakıflar Bakanlığı: Ben Gvir'in Aksa baskını Tel Aviv hükümetinin yeşil ışığıyla gerçekleşti Bakanlıktan yapılan açıklamada, Ben-Gvir'in Mescid-i Aksa baskınına tepki gösterildi. Bunun, Müslümanların kutsal mekanlarını kontrol altına almaya çalışan aşırılık yanlısı bir hükümetin göz yummasıyla gerçekleştiği vurgulandı. Ben-Gvir'in Mescid-i Aksa baskınının "sadece Filistin'deki değil tüm dünyadaki Müslümanların hassasiyetlerini hiçe sayan bir hareket" olduğu ifade edildi. Müslümanlara ait kutsal mekanların, İsrail'deki sağcı hükümetin himayesinde hareket eden Filistin topraklarını gasbeden İsrailli çetelerin neredeyse her gün gerçekleştirdiği ihlallerine hedef olduğu kaydedildi. Filistin halkından "Mescid-i Aksa'ya akın etmeleri, orada belirli ve detaylı bir programa göre kalıcı olarak bulunmaları" istenirken, uluslararası kuruluşlara da "Filistin topraklarına ve kutsallarına denetimsizce müdahale eden İsrail'in işgalini durdurmak için çalışma" çağrısında bulunuldu. Hamas: Gazze'ye saldırılar ve Ben-Gvir'in Aksa baskını bölgesel barışı tehdit ediyor Hamas'tan yapılan yazılı açıklamada, Ben-Gvir'in Mescid-i Aksa'ya düzenlediği baskına ve İsrail'in Gazze'de sürdürdüğü soykırıma tepki gösterildi. Açıklamada, "Ben-Gvir öncülüğünde Yahudi yerleşimci grupların Mescid-i Aksa'ya yönelik geniş çaplı saldırıları, Aksa'yı hedef alan suçun giderek tırmandığını göstermektedir." ifadesine yer verildi. Uluslararası topluma, işlediği suçlar karşısında İsrail'e yönelik caydırıcı ciddi tavır alınması çağrısı yapıldı. Söz konusu eylemin, "Filistin halkına, topraklarına ve kutsal mekanlara yönelik devam eden saldırganlığın bir uzantısı ve Müslümanlara karşı provokatif bir eylem" olduğu ifade edildi. Fanatik Yahudilerin İsrail bayrakları taşıyarak Mescid-i Aksa'nın avlusunda provokatif yürüyüşler yapmasının, Aksa'nın Yahudileştirilmesine ve Arap-İslam kimliğinin değiştirilmesine imkan sağlamayacağı vurgulandı. Açıklamada ayrıca "İsrail hükümetinin; Gazze'de sürdürdüğü katliam ve izlediği açlık politikasının yanı sıra Batı Şeria'da işlediği cinayet ve terör suçları ve Kudüs'teki sistematik ihlalleriyle bölgedeki yangına körükle gittiği" uyarısı yapıldı. Ürdün, İsrailli Bakan Ben-Gvir'in Mescid-i Aksa'ya baskınını kınadı Ürdün Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Ben-Gvir'in İsrail polisinin koruması altında Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlemesi "en sert şekilde" kınandı. Ben-Gvir'in Aksa'ya düzenlediği baskın, "uluslararası hukukun ve uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali, kabul edilemez bir provokasyon ve tırmanış" olarak değerlendirildi. Mescid-i Aksa üzerinde İsrail egemenliğinin olmadığı, Ürdün'ün bu baskınları şiddetle kınadığı ve kesin bir şekilde reddettiği vurgulandı. Bunun, "Mescid-i Aksa'yı zamansal ve mekânsal olarak bölmeyi hedefleyen, tarihi ve hukuki statükonun açık bir ihlali ve Aksa'nın kutsallığına yönelik bir saygısızlık" olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca Kudüs'te Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekanlara yönelik bu kışkırtıcı ve yasa dışı ihlallerin devam etmesinin olumsuz sonuçları konusunda uyarıda bulunuldu ve işgalci güç İsrail'e "Ben-Gvir'in tüm kışkırtıcı eylemlerini durdurması" çağrısı yapıldı. Ben-Gvir, birçok Arap ve İslam ülkesinden gelen şiddetli eleştirilere rağmen Aksa'nın avlularına baskınlarını sürdürüyor. Üst düzey İsrailli yetkililerin Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden önceden onay alındıktan sonra gerçekleştiriliyor. Ben-Gvir, 2022 yılının sonunda İsrail Ulusal Güvenlik Bakanlığı görevine başlamasından bu yana Mescid-i Aksa'ya birçok kez baskın düzenledi. Ürdün, Kudüs'teki dini işlerden sorumlu ülke olarak kabul ediliyor Ürdün, 26 Ekim 1994'te İsrail'le imzaladığı Vadi Arabe Anlaşması kapsamında Kudüs'teki dini işlerden sorumlu ülke olarak kabul ediliyor. Aynı anlaşmanın 9. maddesinde, "İsrail'in Ürdün Haşimi Krallığı'nın Kudüs'teki kutsal mekanlardaki mevcut durumuna saygı duyması" öngörülüyor. Anlaşmaya göre Mescid-i Aksa, Ürdün Vakıflar İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin himayesinde bulunuyor ancak Yahudiler, 2003'ten bu yana İdarenin izni olmadan İsrail'in tek taraflı kararıyla polis eşliğinde kutsal mabede giriyor. Statükoya göre, fanatik Yahudilerin Aksa'da ibadet etmesine izin verilmemesi gerekiyor ancak söz konusu gruplar, sık sık İsrail polisi korumasında Aksa'ya baskın düzenliyor. Suudi Arabistan: İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yönelik uygulamaları bölgesel çatışmayı alevlendiriyor Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in bu sabah işgal altındaki Doğu Kudüs’te yer alan Mescid-i Aksa'ya gerçekleştirdiği baskın kınandı. Açıklamada, "Suudi Arabistan, İsrail işgal hükümetindeki yetkililerin kutsal Mescid-i Aksa'ya yönelik tekrarlanan kışkırtıcı uygulamalarını en güçlü şekilde kınamaktadır." ifadelerine yer verildi. Söz konusu uygulamaların bölgedeki çatışmaları tırmandırdığına dikkati çekilen açıklamada, uluslararası topluma, "uluslararası hukuku ve normları ihlal eden ve barış çabalarını sekteye uğratan İsrail işgalinin uygulamalarına son verilmesi" çağrısı yinelendi.

Hatay'da depremde yıkılan cami, Mescid-i Aksa görünümlü olarak yeniden inşa edildi Haber

Hatay'da depremde yıkılan cami, Mescid-i Aksa görünümlü olarak yeniden inşa edildi

Hatay’da depremde yıkılan caminin yerine yenisi cemaatin maddi ve manevi destekleriyle inşa edildi. İnşaatı büyük ölçüde tamamlanan cami, Mescid-i Aksa’yı andırmasıyla görünümüyle mest ediyor. Kahramanmaraş merkezli depremlerde en çok yıkıma uğrayan Hatay’da, binlerce bina yerle bir oldu. Kırıkhan ilçesi Çankaya Mahallesi’nde bulunan Ahmet Yesevi Camii, 6 Şubat depremlerinde zarar görerek yıkılmıştı. Devletin ve hayırseverlerinde desteğiyle asrın felaketinin yaralarının sarıldığı bölgede yıkılan caminin yerine yenisi cemaatin maddi ve manevi destekleriyle inşa edildi. Cami cemaatin inşaatında işçi olarak çalıştığı cami, Mesci-i Aksa’ya benzerliğiyle de mest ediyor. Altın sarısı kubbesiyle kilometrelerce öteden fark edilen cami, çinileriyle ilgi uyandırıyor. Büyük ölçüde inşaatı tamamlanan ve önümüzdeki günlerde resmi olarak gerçekleşen caminin minaresiyse gelecek desteklerle inşa edilecek. "Mescid-i Aksa’ya benzeyen altın kubbe ilgi çekiyor" 6 Şubat depreminde yıkılan caminin yenisinin inşaatı için cemaatle el ele verdiklerini dile getiren cami imamı Abdulsamet Kodalak, “Depremlerde çok vakit kaybetmeden manevi değerlerini ayağa kaldırmak için camilerin ayağa kalkmasını gerektiğini düşündük. Bu yüzden yeni cami yapmaya karar verdik. Yeni cami yapmak için proje çizerken kanayan yara olan Mescid-i Aksa aklımıza geldi. Neden olmasın diyerek hayal ettik. Allah lütfetti ve ikram etti. Hayallerimizin peşinde koşmamızı gerektiğini söyledi. Mescid-i Aksa görünümlü yeni bir cami yapmaya karar verdik. Cemaatimizden Allah razı olsun. Hiçbir destek almadan kendi desteklerimizle yapmaya karar verdik. Cemaatimiz maddi ve manevi olarak bütün imkanlarını seferber etti. Camimizin ibadete açık ve resmi olarak açılmasını bekliyoruz. Buraya önceden gelip dua edenler ağlayanlar oldukları için bizi etkiliyorlar. Camimizin Kabe kapısı ve Mescid-i Aksa'ya benzeyen kubbesi cemaatimizi de etkiliyor” şeklinde konuştu. "Cemaatin gönüllü desteğiyle kısa sürede yeniden inşa edildi" Caminin inşaatına katkı veren gönüllülerden olan Halil İbrahim Varsın, “6 Şubat depremlerinde Ahmet Yesevi Camisi çok ağır hasar aldı. Deprem sonrası cami cemaatimizle birlikte projeleri çizdik. Filistinli kardeşlerimize destek manasında ve farkındalık yaratmak açısından cami projesini Mescid-i Aksa'ya benzetip inşaatını çok iyi şekilde tamamladık. Camimizin inşaatı tamamlanmak üzeredir. Mahalledeki vatandaşlar tamamen gönüllü olarak çalışmakta olup gençler ve yaşlılar hafta sonu veya hafta içi günleri gelip caminin inşaatında çalışarak inşaatı tamamladılar. Maddi karşılık beklemeden kimisi geldi kalbini verdi kimisi geldi gönlünü verdim. İman oldukça imkan da oldu. Cami içi inşaatı tamamlandı ibadeti açıldı. Sadece bahçe düzenlemesi kaldı” dedi. Kütahya’dan gelen usta Hüseyin Cingöz, yapının ihtişamına katkı sağladı Mescid-i Aksa görünümlü caminin inşası için Kütahya’da gelen cini ustası Hüseyin Cingöz, “Kırıkhan'daki Mescid-i Aksa’ya benzeyen caminin yapım için Kütahya'dan geldik. Caminin çiniliğini yapıyoruz. İnşaat çok iyi gidiyor. Caminin görünümü çok güzel harika oluyor” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.