#mikroplastik

İLKHABER-Gazetesi - mikroplastik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, mikroplastik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Marmara'nın dibinden kara rapor: Mikroplastik kirliliği 2000'den sonra 3 katına çıktı! Haber

Marmara'nın dibinden kara rapor: Mikroplastik kirliliği 2000'den sonra 3 katına çıktı!

Marmara Denizi'nin kirlilik tarihini ortaya çıkarmayı amaçlayan TÜBİTAK 1001 projesinde elde edilen ilk bulgular, denizdeki mikroplastik kirliliğinin 2000'li yıllardan itibaren belirgin şekilde arttığını bazı bölgelerde 3 katına çıktığını ortaya koydu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü, Akdeniz Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ortaklığında gerçekleştirilen TÜBİTAK 1001 projesi ile Marmara Denizi'nin kirlilik tarihi araştırılıyor. Projenin ara raporuna göre, çalışma kapsamında Marmara Denizi'nin 14 kritik noktasından alınan sediment karotlarının ilk analizleri sonuç verdi. İncelenen örneklerde mikroplastik dağılımı, kirletici yükü ve radyoizotop tarihlemesine ilişkin ilk bulgular yer alıyor. Çalışmaların sonraki aşamasında polimer karakterizasyonu ve metal kirliliğine yönelik analizler sürdürülecek. Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Olgaç Güven'in yürütücülüğünde geçen yıl başlatılan projede, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsüne ait Bilim-2 araştırma gemisiyle deniz tabanından "ahtapot" adı verilen karot cihazı kullanılarak 40-50 santimetre uzunluğunda sediment örnekler çıkarıldı. "Çınarcık Çukuru'nda dikkati çekici bulgular elde ettik" Güven, Marmara Denizi'nin, tek bir ülkenin yönetiminde olması nedeniyle insan faaliyetlerinin etkilerini izlemek açısından dünyadaki birçok denize göre daha kontrollü ve özel bir araştırma alanı sunduğunu söyledi. Projede ilk etapta Marmara Denizi'nin farklı baskılar altındaki bölgelerini temsil edecek örnekleri açtıklarını belirten Güven, "İzmit Körfezi, Gemlik Körfezi, Marmara'nın en derin noktası olan Çınarcık Çukuru, İmralı Baseni ve Marmara'nın orta kesiminden alınan sediment karotlarında mikroplastiklerin dikey dağılımını ve karakterizasyonunu inceledik. Özellikle yoğun sanayi, nüfus ve tatlı su girdilerinin etkisindeki İzmit Körfezi ile Karadeniz kaynaklı akıntıların taşıdığı yükün toplandığı Çınarcık Çukuru'nda dikkati çekici bulgular elde ettik." ifadelerini kullandı. Güven, sediment örneklerinde yapılan tarihlendirme çalışmalarının Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsünde yürütüldüğüne işaret ederek, "Geçmişten günümüze artan bir plastik kirliliği trendi bütün istasyonlarda net şekilde görülüyor. 2000'li yılların başından itibaren plastik kirliliğinde belirgin bir artış görüyoruz. İstasyondan istasyona değişmekle birlikte bazı bölgelerde yaklaşık 3 katlık artış söz konusu." diye konuştu. 1999 Gölcük Depremi'nin denizlerdeki izine ulaşıldı Çalışmalarda 1999 Gölcük Depremi'nin izlerine de rastladıklarını anlatan Güven, şunları kaydetti: "İzmit Körfezi ve Çınarcık Baseni'nde deprem dönemine denk gelen katmanlarda plastik miktarında ciddi artış tespit ettik. Bu artışın, deprem sonrası karasal ortamdaki kirletici yükün deniz ortamına taşınmasıyla ilişkili olduğunu düşünüyoruz. Karasal ortamda yaşanan büyük olayların denizel ortama taşınan yükü sedimentte kayıt altına alınabiliyor." Güven, projede sediment katmanlarında 1960'lı yıllara kadar uzanan anlamlı mikroplastik kirliliği tespit ettiklerine dikkati çekerek, daha eski katmanlarda da tekil plastik parçacıklarıyla karşılaştıklarını aktardı. Polimer analizlerinin tamamlanmasının ardından belirli dönemlerde kullanılan plastik türleriyle sanayi ve tüketim alışkanlıkları arasındaki ilişkinin daha net ortaya konabileceğini belirten Güven, belirli dönemlerde alınan kararların ya da üretim alışkanlıklarının denizdeki karşılığını görmeyi hedeflediklerinin altını çizdi. "Şu ana kadar tespit ettiğimiz mikroplastiklerin yaklaşık yüzde 94'ü fiber yapıda" Güven, "Şu ana kadar tespit ettiğimiz mikroplastiklerin yaklaşık yüzde 94'ü fiber yapıda. Bunlar saç teli benzeri ince plastik parçacıkları." bilgisini verdi. Fiberlerin en önemli kaynaklarından birinin sentetik tekstil ürünleri olduğuna işaret eden Güven, çamaşır yıkama sırasında açığa çıkan liflerin, mikro arıtma sistemi olmadığı için arıtma tesislerinden geçerek denize ulaştığını söyledi. Güven, İzmit Körfezi'nde ise özellikle kozmetik ürünlerinde kullanılan mikro boncuklara rastladıklarını belirtti. Plastiklerin Marmara'da nasıl taşındığı araştırılıyor ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Yücel de projenin yalnızca plastik varlığını değil, plastiklerin Marmara'da nasıl taşındığını ve hangi bölgelerde biriktiğini anlamayı amaçladığını dile getirdi. Marmara'daki derin çukurların çevreden gelen partikülleri biriktiren doğal depolama alanları gibi çalıştığına dikkati çeken Yücel, Çınarcık Çukuru, İzmit Körfezi ve Gemlik Körfezi gibi bölgelerin Marmara'nın plastik tarihçesini anlamak için önemli alanlar olduğunu gördüklerini kaydetti. Yücel, depremin sadece fiziksel yıkım oluşturmadığını, kıyıdaki kirletici yükü ve çöpleri de Marmara'nın daha derin bölgelerine taşıdığını belirterek, "Bu da bize depremselliğin sadece jeofizik bir olay değil, aynı zamanda deniz ekosistemini ve kirlilik döngülerini etkileyen bir unsur olduğunu gösteriyor." dedi.

Sahillerde mikroplastik tehlikesi büyüyor Haber

Sahillerde mikroplastik tehlikesi büyüyor

Dünyayı giderek daha görünmez ama daha tehlikeli bir kirlilik türü etkisi altına alıyor. 5 milimetreden küçük bu mikroplastik parçacıkları, çoğunlukla ambalaj atıkları ve tek kullanımlık plastiklerin zamanla parçalanması ya da günlük kullanım sırasında malzemelerin aşınması sonucu ortaya çıkıyor. Gözle fark edilmeleri neredeyse imkânsız olan mikroplastikler, havaya, suya ve gıdalara karışarak hem ekosistemleri hem de insan sağlığını tehdit eden küresel bir sorun oluşturuyor. Plastik kirliliğiyle mücadelede sivil inisiyatiflerin rolü ise her geçen gün daha da önem kazanıyor. Bu kapsamda WWF Türkiye tarafından yürütülen “Sahil Sahiplen” projesi, kıyı ekosistemlerini korumaya yönelik dikkat çekici çalışmalar arasında yer alıyor. Üç yıldır gönüllülerin aktif katılımıyla sürdürülen proje yalnızca sahil temizliğiyle sınırlı kalmıyor, aynı zamanda vatandaş bilimi yaklaşımıyla plastik kirliliğine dair veri toplanarak bilimsel çalışmalara katkı sağlanıyor. Proje kapsamında elde edilen veriler, sorunun boyutlarını daha iyi anlamaya ve çözüm yolları geliştirmeye yardımcı oluyor. Gönüllülerin sahadaki kararlı mücadelesi 2026 yılında da devam edecek. Proje ekipleri, hem farkındalık yaratmayı hem de doğrudan temizlik faaliyetleriyle kıyılardaki plastik yükünü azaltmayı hedefliyor. Bu çabalar, toplumun farklı kesimlerinden bireyleri çevre koruma konusunda harekete geçiren önemli bir dayanışma örneği olarak öne çıkıyor. Öte yandan, plastik kirliliğiyle mücadelede yasal düzenlemeler de kritik bir rol oynuyor. Geçtiğimiz haftalarda yayımlanan Tek Kullanımlık Plastiklere İlişkin Yönetmelik taslağının, yıl sonuna kadar gerekli iyileştirmeler yapılarak yürürlüğe girmesi bekleniyor. Uzmanlar, bu düzenlemenin hayata geçirilmesiyle özellikle sahillerdeki atık miktarında kayda değer bir azalma yaşanabileceğine dikkat çekiyor. Sahil temizliği çalışmalarına katkı sunan gönüllüler ise mücadelenin en önemli aktörleri arasında yer alıyor. Proje kapsamında sahilleri sahiplenen ve düzenli olarak temizlik faaliyetlerine katılan gönüllülere teşekkür edilirken, daha fazla kişinin bu sürece dahil olması çağrısı yapılıyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan WWF Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Başkanı Füsun Gençsü ise şunları kaydetti: “Mikroplastik kirliliği artık yalnızca çevresel değil, aynı zamanda yaşamsal bir tehdit haline geldi. Sahil Sahiplen projemizle gönüllülerimizin desteği sayesinde hem doğrudan etki yaratıyor hem de bilimsel veri üreterek kalıcı çözümlere katkı sağlıyoruz. Tek kullanımlık plastiklere yönelik düzenlemelerin güçlendirilmesiyle bu mücadelede önemli bir eşik aşılacağına inanıyoruz. Doğamızı korumak için herkesin sorumluluk alması gerekiyor.”

Türkiye'nin tek su altı deniz parkı Yıldızkoy'da mikroplastik tespit edildi Haber

Türkiye'nin tek su altı deniz parkı Yıldızkoy'da mikroplastik tespit edildi

İSTANBUL (AA) - BİRİZ ÖZBAKIR - İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Belivermiş, Gökçeada’da bulunan Türkiye'nin tek su altı deniz parkı Yıldızkoy’da yaptıkları ölçümlerde 1 litre suda yaklaşık 3-4 mikroplastik tespit ettiklerini söyledi.Sürdürülebilir yaşamı desteklemek amacıyla 2022'de kurulan Etki Çemberleri Vakfının Turkuaz Kıyı Çevre Fonu tarafından desteklenen "Gökçeada Kıyı Koruma Yerel Kapasite Geliştirme Projesi" kapsamında Türkiye’nin tek su altı milli parkı Yıldızkoy'da mayıs-ekim aylarını kapsayacak şekilde mikroplastik ölçümü yapıldı.Avcılığın yasak olduğu ve koruma altında bulunan bölgedeki çalışmalar İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Genel Biyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Murat Belivermiş, Prof. Dr. Önder Kılıç, proje danışmanı Dr. Neslihan Özman ve lisans üstü öğrencileri Selcan Demiralp ve Berna Şahin tarafından gerçekleştirildi.Araştırmanın detaylarını ve ilk sonuçlarını AA muhabiriyle paylaşan Belivermiş, Yıldızkoy'un, sedimentinde yani kıyı kumunda çöken partiküller için genel bir rezervuar işlevi gördüğünü ve bu nedenle deniz suyuna göre çok daha fazla mikroplastik tespit ettiklerini belirtti.Mayıs ve haziran aylarında aldıkları su ve sediment örnekleriyle ilgili verileri paylaşan Belivermiş, "Biz 100 mikronun üzerindeki mikroplastiklerle çalıştık, onları denetleyebildik. 1 litre suda yaklaşık 3-4 adet mikroplastik olduğunu gördük. Sedimentte de kilogramda yaklaşık 500 civarında mikroplastik bulduk." dedi.Turizm faaliyetlerinin yoğunlaştığı ve plaj olarak kullanılan koyun merkezinin yanı sıra açık denize bakan kayalık bölgeden de örnekler topladıklarını anlatan Belivermiş, ilk sonuçlara göre Yıldızkoy'un yüzey suyundaki mikroplastik konsantrasyonunun dünyadaki çeşitli deniz koruma alanlarındaki değerlere göre kısmen daha yüksek olduğunu bildirdi.Mikroplastiklerin Yıldızkoy’da yaşayan deniz canlılarının dokularında birikmiş olabileceğine işaret eden Belivermiş, şunları söyledi:"Mikroplastikler çözünmez kirleticilerdir. Yani metaller gibi, organik kirleticiler gibi çözünmezler. Deniz canlılarının bağırsak dokularına ve hücrelerinin yüzeylerine takılabilirler. Nano boyutlarda olanlar hücrelerin içine bile girebilirler, dolayısıyla bunların biyolojik etkileri olabilir. Biz daha önce çeşitli biyolojik etkilerle ilgili organizmalar, midyeler ve deniz kestaneleri üzerinde laboratuvarda da çalışmalar yaptık. Orada plastiklerin olumsuz etkileri olduğunu göstermiştik."- "Yaz sonunda mikroplastik konsantrasyonunda artış olduğunu görüyoruz"Belivermiş, başlıca mikroplastik kaynaklarının yetersiz evsel atık yönetimi, ana karadan deniz yoluyla taşınan atıklar, denizcilik ve balıkçılık faaliyetlerinin yol açtığı kirlilik ve yeterince arıtılmayan kanalizasyon atıkları olduğunu belirterek, turizm faaliyetlerine bağlı olarak da mikroplastik konsantrasyonunun artabileceğini kaydetti.Yıldızkoy'dan yaz sonu ve yaz başında aldıkları örnekleri kıyasladıklarını aktaran Belivermiş, "Yaz başındaki örneklemelere göre yaz sonunda mikroplastik konsantrasyonunda bir artış olduğunu görüyoruz. Burada turizmin kesinlikle etkisi olabilir çünkü Gökçeada yaz turizmine çok açık ve yazın nüfusu çok artan bir bölge. Buna karşın maalesef hiçbir etkili katı atık sistemi yok. Kanalizasyon atıklarının arıtıldığı etkili bir sistem yok, dolayısıyla bu kadar nüfusun toplandığı bir yerde kirliliğin ve bunun sonucu olarak da mikroplastik kirliliğinin artması söz konusu." diye konuştu.Yıldızkoy'u, etrafında yapılaşma bulunmayan, hem biyolojik hem de jeolojik bakımdan özel bir yer olarak nitelendiren Belivermiş, bu açıdan bölgeyi önemsediklerini, kirlilikle ilgili tehdidi göstererek hem yerel yönetimleri hem merkezi yönetimi bu konuda uyarmak istediklerini dile getirdi.- "Çalışmaları vatandaşların katılımıyla gerçekleştirdik"Etki Çemberleri Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Aylin Gezgüç de Gökçeada gibi sosyal çeşitliliğin olduğu bir yerde sosyal katılımcılıkla biyolojik çeşitlilik için çalıştıklarını ifade etti.Mikroplastik ölçümüyle ilgili çalışmaları vatandaşların katılımıyla gerçekleştirdiklerini belirten Gezgüç, şöyle devam etti:"Etki çemberleri vakfının bu araştırmadaki rolü aslında Gökçeada'nın bütünselliğini korumak, onu şu anda olduğu gibi gelecek nesillere bırakmak için bilimsel temelli bir çalışma başlatmaktı. Bir tarafında bilim bir tarafında sosyal, toplumsal katılım vardı. Ölçümleri, kadınların, çocukların, öğrencilerin kısacası halkın katılımıyla ve bilim temelli tarafında da İstanbul Üniversitesinin ortaklığında yapmak istedik. Gökçeada'da bir yandan lise, ilkokul ve ortaokul öğrencileriyle minik eğitimler, atölyeler, saha gezileri yaptık. Bu saha gezilerinde hocalarımız ölçümleri yaptı dolayısıyla birebir tüm süreci uçtan uca görme şansları oldu."Gezgüç, halkı bilime, bilimi de halka ulaştırmanın önemine işaret ederek, "Bizler aslında bireysel hayatlarımızda sürekli kararlar veriyoruz ve bu kararlar mikroplastiklerin denizde son bulmasına neden oluyor. Hangi noktada durdurabilirsek ve dönüştürebilirsek o nokta çok kritik." dedi.

Büyükşehir Belediyesi Çevre Kurulu'nda plastik kirliliği ve mikroplastikler ele alındı Haber

Büyükşehir Belediyesi Çevre Kurulu'nda plastik kirliliği ve mikroplastikler ele alındı

Antalya Büyükşehir Belediyesi Çevre Kurulu, tek kullanımlık plastiklerin neden olduğu sorunlar ve mikroplastiklere ilişkin toplantı düzenledi. Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, kurul kentin çevre sorunlarına çözüm aramaya ve sunmaya devam ediyor. Bu kapsamda İklim Değişikliği Dairesi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen kurul toplantısında, tek kullanımlık plastikler ve mikroplastikler masaya yatırıldı. Toplantıya, Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman Atasoy, İklim Değişikliği Daire Başkanı Melike Kireçcibaşı, Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Altunay Perendeci, Su Ürünleri Temel Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Olgaç Güven ve çeşitli kurum temsilcileri katıldı. Kurul toplantısına ilişkin Lokman Atasoy, oturumlarda çevre dostu çalışmaların planlandığını ifade etti. Kurulun temizlik ve çevre düzenlemesi konularında önemli bir rol oynayacağını, kentin yaşanabilirliğinin artıracağını aktaran Atasoy, halkın da bu konudaki duyarlılığının önemli olduğunu vurguladı. Toplantıda, Türkiye'de plastik kullanımı, dünyada plastik kullanımıyla ilgili alınan önlemler ve mikroplastiklere yönelik bilimsel çalışmalar ele alındı. Toplantı sonunda alınabilecek önlemler, toprak ve suda mikroplastik miktarının azaltılmasına yönelik görüş ve öneriler değerlendirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.