SON DAKİKA
Hava Durumu

#Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin

İLKHABER-Gazetesi - Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: Sosyal devlet, tüm öğrencilere yemek sağlamalı Haber

Gürer: Sosyal devlet, tüm öğrencilere yemek sağlamalı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, okullarda ücretsiz yemek hizmetinin kapsamı ve niteliğine ilişkin verdiği soru önergesine Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yanıt verildi. Bakanlık, okullarda yemek hizmetinin hangi koşullarda sağlandığını, bu hizmetten yararlanan öğrenci sayılarını ve tahsis edilen bütçeyi açıkladı. Ancak yanıtlar, yemek hizmetinin yeterliliği ve kapsayıcılığı konusunda birçok soruyu gündeme taşıdı. Ömer Fethi Gürer’den ücretsiz yemek hizmeti için soru önergesi CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesinde, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite düzeylerinde ücretsiz yemek hizmetinden yararlanan öğrenci sayısı, toplam öğrenci sayısı içinde ücretsiz yemek verilmeyen öğrenci sayısı, yatılı okullarda yemek hizmetinin ücretli olup olmadığı, yemeklerin içerik ve kalitesinin nasıl denetlendiği gibi başlıklar yer aldı. Ayrıca, tüm okullarda en az bir öğün ücretsiz yemek verilmesi yönünde herhangi bir planlama yapılıp yapılmadığı sordu. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtı Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, verdiği yanıtta, çeşitli düzeylerde sağlanan yemek hizmetleri ve tahsis edilen bütçeler hakkında bilgi sundu. Bakanlık, yatılı bölge ortaokullarında eğitim gören öğrencilerin günlük üç ana öğün ve bir ara öğün olmak üzere ücretsiz yemek hizmetinden yararlandığını belirtti. Bu hizmetin, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan rehberler doğrultusunda yürütüldüğünü ifade etti. Ayrıca, taşımalı eğitim kapsamında ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine öğle yemeği sağlandığını ve bu hizmet için 2024 yılı bütçesinden 9,6 milyar TL ödenek ayrıldığını vurguladı. Bunun yanı sıra, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları aracılığıyla ihtiyaç sahibi olduğu belirlenen öğrencilere de yemek hizmeti sunulduğu açıklandı. Özel Eğitim ve Meslek Liselerine ücretsiz yemek için 629 milyon TL ödenek ayrıldı Özel eğitim okullarında gündüzlü öğrenciler için ücretsiz öğle yemeği sağlandığını belirten Bakan Yusuf Tekin, 2024 yılı Eylül ayı itibarıyla bu kapsamda 235 milyon TL ödenek tahsis edildiğini ifade etti. Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında ise ekonomik durumu yetersiz olan öğrenciler için genel bütçeden karşılanan ödenekle öğle yemeği sağlandığını ve bu hizmet için 394 milyon TL ayrıldığını belirtti. Bakan Tekin, yemeklerin hijyen ve güvenlik standartlarının sağlanması amacıyla taşra teşkilatında görevli diyetisyenler tarafından denetimlerin yapıldığını ve öğrencilerin, öğretmenlerin, velilerin beslenme konusunda bilgilendirildiğini de belirtti. Ancak, ücretsiz yemek hizmetinden yararlanmayan öğrenci sayısı, üniversitelerde yemek hizmetinin ücretli olup olmadığı gibi kritik sorular yanıtsız bırakıldı. Ayrıca, tüm okullarda en az bir öğün ücretsiz yemek verilmesi yönünde henüz bir planlama yapılmadığı ifade edildi. "Tüm öğrencilere bir öğün olsun ücretsiz yemek vermelidir" CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, konuyla ilgili değerlendirmesinde, ücretsiz yemek hizmetinin yalnızca belirli gruplarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Eğitimde fırsat eşitliği ilkesine uygun olarak tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz yemek sağlanması devletin temel sorumluluklarından biridir. Mevcut uygulamalar, kapsam açısından yeterli değildir ve daha kapsayıcı bir planlama yapılması elzemdir. Millî Eğitim Bakanı Tekin yapmadıklarını değil uygulamada olanı vererek gerçeği açıklamaktan uzak durmuş. Milyonlarca öğrenci ailesi açlık sınırı altında geliri var. Sosyal devlet en azından okula gelen tüm öğrencilere bir öğün olsun ücretsiz yemek vermelidir. Ekonomik kriz ve düşmeyen enflasyon ile gelir gider dengesi bozulan aile çocukları da açlık sınırı altında bir gelirle sağlıklı beslenemiyor. Bu nedenle okullarda olsun bir örgün yemek verilmelidir.” 

Milli Eğitim Bakanı Tekin, Karabük’te eğitimi değerlendirdi Haber

Milli Eğitim Bakanı Tekin, Karabük’te eğitimi değerlendirdi

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, çeşitli temas ve ziyaretlerde bulunmak üzere Karabük'e geldi. Karabük Valiliğini ziyaret eden Bakan Tekin'i Vali Mustafa Yavuz, Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya ve AK Parti İl Başkanı Ferhat Salt karşıladı. Çiçek takdimi yapan çocuklara teşekkür eden Bakan Tekin, şeref defterini imzalayarak valilik makamına geçti. Burada Vali Yavuz'dan kentteki çalışmalar hakkında bilgi alan Tekin daha sonra yaklaşık 1.5 saat süren İl Eğitim Değerlendirme Toplantısına katıldı. Toplantı çıkışına gazetecilere açıklamalarda bulunan Tekin, "Yaklaşık 1.5 yıldır Milli Eğitim Bakanlığı'nda bir çalışma prensibi olarak illere gittiğimizde ildeki bütün aktörlerle birlikte bir değerlendirme toplantısı yapıyoruz. Yerel siyaseti temsilen belediye başkanları, parti yöneticileri, valimiz, il milli eğitim müdürümüz oturuyoruz ve değerlendirme yapıyoruz" dedi. "Burada da Karabük'e geldiğimizde önce bir okul ziyareti yaptık" diyen Tekin, "Öğretmen arkadaşlarımızla sohbet ettik. Öğretmenler Odası adını verdiğimiz toplantımızı yaptık. Ardından da valiliğimizde değerlendirme toplantımızı yaptık. Türkiye genelinde olduğu gibi Karabük'te de son 20 yılda aslında gerçekten devasa nitelikte işler yapıldı. 2002-2003 eğitim öğretim yılındaki öğrenci sayısından yaklaşık 42 bin öğrenci varken şu an 37 bin öğrencimiz var. Bunu şunun için söylüyorum. O gün sahip olduğumuz derslik sayısı bin 300 civarında. Şu anda sahip olduğumuz ders sayısı 2 bin 127. Yani öğrenci sayısı düşmesine rağmen derslik sayısı neredeyse yüzde 30 oranında artmış durumda. Bu gerçekten önemli bir durum. Bu Türkiye'nin her tarafında böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Mevcut değişiklik sayısını ikiye katladığımız illerimiz var. En nihayetinde de derslik başına düşen öğrenci sayısı OECD ortalamalarına Türkiye genelinde gelmiş durumda" ifadelerini kullandı. Karabük'te şu anda derslik başına düşen öğrenci sayısının ortaöğretimde 17, temel eğitimde ise 19 civarında olduğunu bildiren Tekin, "Aynı göstergeler öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibariyle de var. Bunlar eğitim öğretimin fiziki altyapısıyla ilgili olarak yapılanlar" diye konuştu. Tekin, "Türkiye genelinde derslik sayısı itibariyle yaptıklarımıza ilave olarak bu son dönemde aynı zamanda eğitimin içeriğiyle ilgili hususlara da yoğun bir şekilde girdik. Bunların sonuçlarını hem fiziki altyapıya ilişkin uluslararası göstergelerde hem de eğitimin içeriğine ve niteliğine ilişkin uluslararası göstergelerde de bunların karşılığını alıyoruz. Daha önce fiziki altyapıyla ilgili, OECD ortalamalarına, derslik başına düşen öğrenci sayısı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibariyle eriştiğimizi söylemiştim. Nitelik olarak ise geçtiğimiz hafta yayınlanan timskorların OECD ülkeleri içerisinde, Avrupa ülkeleri içerisinde özellikle dördüncü sınıflarda ve sekizinci sınıflardaki matematik ve fen bilimleri derslerini ölçüyor tüm sınavların. Orada da gerçekten birçok ülke tarafından örnek kabul edilebilecek nitelikte bir başarı elde ettik. Bazı alanlarda Avrupa'da en iyi ülke durumundayız. OECD üyeleri içerisinde dördüncü, beşinci sırada yer alıyoruz ki bundan 20 yıl önce bu bahsettiğimiz şeyler hiç hayal bile edemeyeceğimiz şeylerdi. Bu anlamda gerçekten güzel şeyler yapılıyor" şeklinde konuştu. Konuşmanın ardından Bakan Tekin, Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya'yı makamında ziyaret etti.

Ömer Fethi Gürer, kız çocuklarının okullaşma oranındaki düşüşü TBMM gündemine taşıdı Haber

Ömer Fethi Gürer, kız çocuklarının okullaşma oranındaki düşüşü TBMM gündemine taşıdı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 14-17 yaş aralığındaki kız çocuklarının okullaşma oranlarındaki düşüşü Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıyarak Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yazılı soru önergesi verdi. Gürer, önergesinde bu sorunun nedenlerini, eğitim politikaları eksikliklerini ve taşımalı eğitim sisteminin bu duruma etkilerini irdeledi. Bakan Tekin ise kız çocuklarının eğitimine yönelik yürütülen projeleri ve tedbirleri paylaşarak, sorunların çözümüne yönelik atılan adımları detaylandırdı. Gürer’in soruları Ömer Fethi Gürer, önergesinde şu soruları yöneltti: “Kız çocuklarının okullaşma oranındaki düşüşün nedenleri nelerdir? Genel okullaşma oranının hedefin altında kalması, hangi eğitim politikası eksikliklerini ortaya koymaktadır? Taşımalı eğitim sisteminin, kız çocuklarının okullaşma oranında gerilemeye yol açtığı düşünülmekte midir? Bu düşüşü tersine çevirmek için hangi çalışmalar yürütülmektedir? Ailelerin ekonomik durumu, erken yaşta evlilik ve çalışma gibi sosyal faktörlerin bu gerilemedeki etkisi nedir?” Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, kız çocuklarının eğitimine yönelik yapılan çalışmaları anlattı. Tekin “Millî Eğitim Örgün Eğitim İstatistikleri” verilerine göre 14-17 yaş grubundaki net okullaşma oranlarının kız öğrencilerde %94,21, erkek öğrencilerde %94,77 olduğunu ve genel ortalamanın %94,50 olarak belirlendiğini ifade etti. Tekin, “2021-2024 Yılları arasında devamsızlık sorununa yönelik Entegre Model uygulandı” Bakan Tekin, “2021-2024 yılları arasında IPA II fonu desteğiyle 'Ortaöğretimde Devam ve Okullaşma Oranlarının Artırılması Teknik Destek Projesi' kapsamında, 14 ildeki 50 pilot okulda devamsızlık sorununu azaltmaya yönelik entegre bir önleme, müdahale ve telafi modeli uygulandı. Bu model, kız çocuklarına odaklanarak mentorluk, ev ziyaretleri, veli ve öğrenci bilgilendirme seminerleri, yaratıcı eğitim faaliyetleri ve telafi dersleri gibi çok yönlü tedbirlerle devamsızlık ve okul terk sorunlarına müdahale etmeyi amaçladı” diye ifade etti. Yusuf Tekin, “Aralık 2024 itibarıyla kız pansiyonlarının sayısı 224’e ulaştı. Ayrıca, Meslekî ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlı 409 okulda kız öğrenciler için tahsis edilmiş 48.986 kontenjan kapasiteli pansiyon bulunmaktadır. Kasım 2024 itibarıyla bu pansiyonlardan 25.824 kız öğrencimiz yararlanarak yatılı eğitim görmektedir” dedi. Gürer, “Eğitimde eşitlik ve kız çocuklarının eğitime erişimi için kapsamlı politikalara ihtiyaç var” Ömer Fethi Gürer eğitimde bulunan sorunları sıralarken şunları söyledi: “Milli Eğitimde sorunlu bir süreç yaşanmaktadır. Okulların hijyen dokusunun sorun olmasından atanmayan öğretmenlere ve de 10 ay çalıştırılıp iki ay işsiz bırakılan hizmet verenlere kadar yaşanan süreç yanında eğitim kalitesi de gerilemiştir. Kadrolu sözleşmeli vekil ücretli gibi öğretmenler ayrıştırılırken öğretmenlerin özlük hakları ile ilgili de düzenleme gereksinimi vardır. 6 Bin kapalı köy okulu nedeni ile taşımalı eğitimde sorunludur. Taşımalı eğitim veli ilişkisi bozarken çocuklar gün doğarken yola çıkmakta ,aileden uzak yeterli beslenme dahi olmadan okumaya çalışmaktadır. Özellikle kız çocukları köyden uzak okullara gönderilmesi sorun olmakta ve bu nedenle eğitimden kopan kızlarımızda olmaktadır. Kırsalda köy okulları mutlaka açılmalıdır. Öğrencisi sayısı bakılmadan her öğrenci için köyde eğitim sürdürülmelidir. Okullaşma oranı da Bakanlığın mevcut projelerine rağmen hedeflerin tutturulamamasının, sorunların başka bir yönüdür. Özellikle ekonomik zorluklar, erken yaşta evlilikler ve taşımalı eğitim sisteminin dezavantajları göz önüne alınarak daha kapsamlı politikalar yaratılmalıdır. Eğitimin eşitlik temelinde ilerlemesi için kız çocuklarının eğitim erişimindeki engellerin kaldırılması da şarttır.” 

Gürer: Eğitimden kopan öğrencilere öğrenci affı çıkarılmalı Haber

Gürer: Eğitimden kopan öğrencilere öğrenci affı çıkarılmalı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, eğitim hakkını kaybeden öğrencilere yeni bir fırsat sunulması amacıyla Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e öğrenci affı düzenlemesiyle ilgili soru önergesinde yetkinin Mecliste olduğunu söyledi. Gürer, “Farklı dönemlerde öğrenci affı düzenlemeleri yapılarak eğitim hakkını yitiren bireylere yeniden bir fırsat tanınmıştır. Bu bağlamda, yeni bir öğrenci affı çıkarılması amacıyla herhangi bir çalışma başlatılması düşünülmekte midir?” sorusunu yöneltti. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine verdiği yazılı cevapta, geçmişte yapılan yasal düzenlemelerle öğrencilere eğitimlerine devam etme fırsatı tanındığını hatırlatarak şunları söyledi: “Yükseköğretim kurumlarından 05/07/2022 tarihinden önce ilişiği kesilen öğrenciler, 05/07/2022 tarih ve 31887 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7417 Sayılı Kanun’un 35. maddesi ile 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’na eklenen Geçici 83’üncü madde hükmünden faydalanmıştır. Yükseköğretim kurumlarına kayıt yaptırmayan ve/veya kayıt yaptırdıktan sonra ilişikleri kesilen öğrencilerin öğrenimlerine geri dönmeleri Kanuni düzenleme gerektirmekte olup, Kanun’u düzenleme yetkisi ise Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir.” “Okumayı sürdürmek isteyen öğrencilere öğrenci affı çıkarılmalıdır” Ömer Fethi Gürer, “Cumhurbaşkanlığı sisteminde kanun teklifi iktidar milletvekilleri tarafından meclise getirilen kanun teklifleri ile komisyonda görüşülüyor. Bir nedenle eğitimden kopan sonradan şartlar elverince okumayı sürdürmek isteyen öğrencilere öğrenci affı çıkarılmalıdır” diye ifade etti.

Yusuf Tekin: Eğitimde okullaşma ve öğrenci sayılarında büyük ilerleme kaydettik Haber

Yusuf Tekin: Eğitimde okullaşma ve öğrenci sayılarında büyük ilerleme kaydettik

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Türkiye'de, son 22 yılda eğitim-öğretim anlamında, hem okullaşma istatistikleri, hem derslik başına düşen öğrenci, hem öğretmen başına, hem öğrenci istatistikleri açısından gerçekten devrim niteliğinde adımlar atıyor" dedi. Siirt Valisi Kemal Kızılkaya ile görüşen Bakan Tekin, Siirt İl Eğitim Değerlendirme Toplantısına katılarak, kentteki eğitim-öğretim çalışmaları hakkında bilgi aldı. Tekin, bakanlık olarak Türkiye'de il il dolaşıp illerdeki sorunları yerinde çözüm üretmeye yönelik çalışmaların devam ettiğini belirtti. Önceki gün Trabzon'da, dün Erzurum, sabah saatlerinde de kara yoluyla Erzurum'dan Siirt'e geldiklerini ifade eden Bakan Tekin, bu esnada ziyaret ettikleri illerde okul yöneticileri, öğretmenle sohbet ettiklerini söyledi. Yusuf Tekin, "Valimizin başkanlığında İl Eğitim Değerlendirme Toplantımızı yapıyoruz. Bu toplantımıza ildeki siyasi aktörlerimizi, siyasi yardımcılarımız da dahil ediyoruz. Bugün de Siirt'te benzeri toplantıyı yaptık. Bakanlık merkez teşkilatından buradaki gündem maddesi olabilecek konularla ilgili olan Genel Müdür arkadaşlarımız da dahil ettik, toplantımızı yaptık. Siirt yolu üzerinde vaktimizin el verdiği ölçüde çat kapı okul ziyaretleri yaptık. Öğretmenlerimizin ve okulumuzun haberi olmadan. Bu çerçevede Karlıova'da Kargapazarı Cumhuriyet İlk ve Ortaokulu'na gittik. Orada öğretmen arkadaşlarımızla sohbet ettik. Muş'a yaklaşık 20-30 kilometre mesafede bir köyde Mercimekkale İlk ve Ortaokulu'nda öğretmen arkadaşlarımızla, çocuklarımızla ve gençlerimizle sohbet ettik" diye ifade etti. “22 Yılda Türkiye’de eğitim-öğretim anlamında devrim niteliğinde adımlar atıyor” Ziyaretleri kapsamında Batman'ın Kozluk ilçesinde PKK'lı teröristlerin saldırısı sonucu 9 Haziran 2017'de şehit düşen öğretmen Şenay Aybüke Yalçın'ın çalıştığı okulu da ziyaret ettiklerini aktaran Bakan Tekin, "Siirt Valisi ve İl Milli Eğitim Müdürünün yaz aylarında eğitim-öğretim süreçleriyle ilgili yaptığımız hazırlıklar kapsamında problemleri büyük oranda çözüme kavuşturdu. Son 22 yılda Türkiye'de eğitim-öğretim anlamında, hem okullaşma istatistikleri, hem derslik başına düşen öğrenci, hem öğretmen başına, hem öğrenci istatistikleri açısından gerçekten devrim niteliğinde adımlar atıyor. 2022-2023 eğitim-öğretim yılındaki derslik başına düşen öğrenci sayıları, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında neredeyse yarı yarıya gelmiş durumda. Bunlar gayet güzel şeyler. Bunun dışında aynı şekilde öğretmen istihdamıyla ilgili konularda kat ettiğimiz mesafeyi göstermek açısından önemli şeyler. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz'' şeklinde konuştu.

Milli Eğitim Bakanı Tekin'den yeni müfredat ve eğitim vizyonu hakkında önemli açıklamalar Haber

Milli Eğitim Bakanı Tekin'den yeni müfredat ve eğitim vizyonu hakkında önemli açıklamalar

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda, 20 bin öğretmen atama süreciyle ilgili, Danıştay kararından sonra öğretmen adaylarının mülakat sonuçlarını açıklayıp atamalarını yapacaklarını söyledi. Yeni eğitim öğretim yılının öğretmen, öğrenci ve velilere hayırlı olmasını dileyen Tekin, başarılı ve sağlıklı bir eğitim öğretim yılı diledi. Geçen yıl ciddi bir sıkıntı olmadan, öğretmenlerin fedakarlık ve çabalarıyla sağlıklı bir eğitim öğretim yılını tamamladıklarını ifade eden Tekin, "İnşallah bu yıl da öyle olur." dedi. Bugün sadece uyum sınıflarının değil, aynı zamanda öğretmenlerin seminer döneminin de başladığını bildiren Bakan Tekin, yaklaşık 17 milyon öğrencinin kayıtlarının tamamlandığını, açık liselerde kayıtların devam ettiğini söyledi.Tekin, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde 1 milyon 24 bin 229'u öğretmen, 107 bin 633'ü idareci olmak üzere toplam 1 milyon 131 bin 862 öğretmen ve idareci olduğunu bildirdi. Bakan Tekin, 60 bin 600 resmi okul bulunduğunu, bakanlığa bağlı halk eğitim merkezi, olgunlaşma ve rehberlik araştırma merkezleri gibi 2 bin 447 resmi kurum olduğunu söyledi. Toplam 14 bin 226 özel okulda 122 bin 768 öğretmen olduğunu aktaran Tekin, muhtelif kurs diye tanımladıkları 22 bin 546 kurumun da bulunduğunu, toplam 99 bin 819 resmi ve özel kurumda 1 milyon 254 bin 630 öğretmen ve idarecinin görev yaptığını ifade etti. Tekin, bu rakamları ne kadar büyük bir aile olduklarını göstermek için paylaştığını, Türk toplumunun eğitim öğretim sürecine yakın ilgi gösterdiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "86 milyona yakın nüfusumuzun tamamı eğitim öğretim süreçlerini yakından takip ediyor. Ya kendi çocukları ya bizzat kendisi öğrenci ya torunları öğrenci. Böyle çok dinamik bir biçimde yürüyen bir süreç. Kuşkusuz bu 86 milyon kişi içerisinde herkesin kendine has farklı düşünceleri, farklı önermeleri var eğitim sistemiyle ilgili. Kimisinin işte müfredatla ilgili düşünceleri var. Kimisinin okulların yapısıyla ilgili düşüncesi var. Ama hepsi farklı bir zenginlik bizim açımızdan. Biz de bu zenginlikten faydalanmaya çaba sarf ediyoruz." Yeni Eğitim-Öğretim Yılı Başladı Yeni müfredatla ilgili bilgi veren Tekin, "Tüm dünyada bilgiye ulaşmakla ilgili süreç değiştikçe eğitim öğretim sistemlerinin içeriği de değişiyor." dedi. Tekin, geçmişte bilgiye erişimle ilgili sıkıntılar bulunduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: "Yani 1980-90'lı yıllarda çocuklarımızın, gençlerimizin bilgiye erişimle ilgili sıkıntı yaşadıkları bir dönem yaşıyorduk. Hepimiz öğrencilik yıllarımızda en azından benim yaş kuşağım, herhangi bir bilgiye erişmek için ya okul kitaplarımızdı referans kaynağımız, okul kitaplarımızda yoksa il halk kütüphanelerindeki ansiklopediler üzerinden bilgiye erişmek için günlerimizi ayırmak zorunda kalıyorduk. Dolayısıyla o yıllardaki eğitim öğretim sistemi, bilgiyi öğrenciye verme odaklıydı. Fakat şimdi artık çocuklarımızın bilgiye erişimle ilgili inanılmaz bir kolaylık var. Bu kolaylıklar içerisinde de çocuklarımız okulda aldıkları bilgiyle tatmin olmuyorlar. Çünkü farklı ortamlarda, işte dijital mecralarda, elektronik ortamlarda farklı tür bilgilere çabucak erişebiliyorlar ve bu bilgiye erişmek için de belki bir dönem veya bir ders kitabı onlar için yeterli olmayabiliyor. Dolayısıyla dünyanın her tarafında bu gelişmeler ışığında eğitim öğretim sisteminin mantığı bilgi vermekten, elde ettikleri bilgiyi beceriye dönüştürmeye evrilmiş durumda." Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Türk eğitim sisteminin bu dönüşümü gerçekleştirmediğini dile getiren Tekin, "2010'lu yıllardan itibaren bununla ilgili Milli Eğitim Bakanlığı kurumsal hafızası içerisinde bir çalışma projesi başlattı." dedi. Tekin, bu süreçte sadece kendi argümanları değil, uluslararası rapor ve verilerin de gözetildiğini bildirerek, şunları söyledi: "Türkiye'deki eğitim sistemiyle ilgili yapılan en temel eleştirilerden biri hala kazanım ve bilgiyi çocuklarımıza sunma odaklı olduğu için eleştiri vardı. Bizim uluslararası arenada rekabet edebilecek bir biçimde, elde edilen bilgiyi beceriye dönüştürebilecek bir eğitim sistemi geliştirmemiz gerekiyordu. Bu bakanlığın kurumsal yapısı içerisinde uzun yıllar üzerinde çalışılan, uluslararası eleştirileri ortadan kaldırmaya yönelik bir müfredat çalışması yürüyordu. Bu çalışmaların neticesinde geçtiğimiz mayıs ayı başı itibarıyla onay süreci tamamlanan bir müfredatımız var. Bu müfredat bu yıl her kademenin ilk sınıfında, yani ana sınıflar, anaokulları, ilkokul 1. sınıflar, ortaokul 5. sınıflar ve ortaöğretim kurumları yani liselerin hazırlık sınıflarıyla birinci sınıflar, yani 9. sınıflarda bu yıl itibarıyla uygulanmaya başlamış olacak." Kademeli geçişle ilgili çok önemli bir gerekçeleri olduğunu, çünkü sistemi ciddi bir revizyona tabi tuttuklarını söyleyen Tekin, "Aynı anda bu değişimi yapmak veya müfredat değişikliğini hayata geçirmek, belli sınıflarda belli kayıplar, hukuki sonuçlar doğurabilir. O yüzden biz kademeli olarak geçmeyi planladık." dedi. Tekin Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adı verilen beceri temelli bu yeni modelin uluslararası eleştirileri de ortadan kaldıracağını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu model çocuklarımızın okulda elde ettikleri bilgileri beceriye dönüştürebilmeleri üzerine kurgulanmış bir model. Bizim müfredatımızla ilgili uluslararası arenadaki ikinci önemli eleştiri, müfredatımızın bilgi verme odaklı olması hasebiyle doğal olarak ağır olması, çok yoğun olması. Her türlü bilgiyi müfredatın içerisinde çocuklarımıza vermek mantığından hareket edildiği için müfredatımız da ağır olmakla eleştiriliyordu uluslararası raporlarda da. Bizim yeni müfredatla beraber ikinci olarak yaptığımız şey, çocuklarımızın üzerindeki bu ağır müfredat yükünü biraz hafifletmek, biraz sadeleştirmek istedik. O sadeleştirmeyi de yaptık. Şu anda müfredatımız yaklaşık olarak toplamına baktığımızda yüzde 35 civarında hafiflemiş olacak. Üçüncüsü de bize özgü, benim iddiam şu, her ülkenin kendine ait, kendi referans değerleri çerçevesinde bir model ürettiğini görüyoruz. Kamuoyunda da konuşuluyor. İşte Finlandiya modeli, Singapur modeli, Güney Kore modeli gibi örnekler var. Biz dedik ki Türkiye modeli de biz de bir model yani kendi toplumsal yapımızın ihtiyaç duyduğu bir müfredat oluşturabiliriz. Bunu da Türkiye modeli adıyla... Orada da olayın bu kısmındaki önemli nokta çocuklarımızı, toplumsal değerlerimizi, milli birlik ve beraberliğimizi, çocuklarımızın sahip olmasını istediğimiz ortak değerlerimizi, çocuklarımızın içselleştirmesi, çocuklarımızın bu değerlere sahip olarak yetişmesi ve bu değerleri de toplumsal ilişkilerinde, toplumsal hayatında yaşayabilmesi ve yaşatabilmesi, gelecek kuşaklara da bunun aktarılması. Bu da bizim önem verdiğimiz bir başka başlık. Bu üç çerçevede, üç başlık etrafında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli bu yıl biraz önce bahsettiğim ilk başlangıç sınıflarında uygulanmaya başlayacak." Bu yıl 1. sınıflara ait ders kitaplarını değiştirdiklerini belirten Tekin, şu bilgileri paylaştı: "Diğer sınıflardaki ders kitaplarımız ile geçtiğimiz yıllarda yürürlükte olan, çocuklarımızın okuduğu kitaplarla devam edeceğiz. Orada da zaten Talim Terbiye Kurulu Başkanlığının bir süreci var. O süreçten geçmiş kitaplar o sınıflarda devam edecek. Bu yıla yani yeni müfredata özgü ders kitaplarını ise Bakanlığımızın ilgili genel müdürlükleri ve bu müfredat değişikliklerini yapan komisyonlar, kurullar yeni kitapları yazdılar. Onların basımları da tamamlandı. İl ve ilçe merkezlerine gönderilmişti, bu hafta başı itibarıyla okullara da gönderilmeye başlanacak. 9 Eylül günü bu kitaplarımız okullarımızda olacak. Şu an 1. sınıfa başlayan öğrencimiz 12. sınıfa kadar artık yeni müfredatla ve yeni ders kitaplarıyla devam edecek. Fakat aradaki öğrencilerimiz mezun oluncaya kadar mevcut müfredat ve mevcut kitaplarıyla devam etmiş olacak." Deprem Bölgelerinde Eğitim Tekin, 6 Şubat 2023'teki depremlerin ardından Bakanlık olarak bölgede çalışmalara başladıklarını dile getirerek, şunları kaydetti: "Önceki Bakanımıza ve ekibine de ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten süreci koordine edebilecek bütün tedbirleri almışlardı. Biz de devam ettirdik. Milli Eğitim Bakanı olarak göreve başladığımız andan itibaren Bakanlık merkez teşkilatında özellikle yıkılan dersliklerin inşası açısından bir koordinasyon kurulu oluşturduk. Bu 11 ilde görevli arkadaşlarla sürekli irtibat halindeydiler. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın bize talimatı şuydu; '6 Şubat günü her ilimizde sahip olunan derslik sayısının üzerine çıkacağız.' Biz de kendimize derslik sayısı olarak böyle bir projeksiyon çizdik. Bu İçişleri Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı koordinasyonunda yürüttüğümüz bir süreçti." Depremden etkilenen illerdeki milli eğitim müdürleri ile okulların inşa süreçlerini yakından takip ettiklerini vurgulayan Tekin, şöyle konuştu: "En son geçtiğimiz hafta son bir durum değerlendirmesi yapmak üzere bu 11 ildeki milli eğitim müdürlerimizi davet ettik ve konuştuk. Bu 11 ilimizde deprem sebebiyle yıkılan ya da ağır hasarlı olduğu için ders yapamayacağımız, yıkılması gereken derslik sayımız toplam 9 bin 935. Yani, 9 bin 935 derslik kullanılamayacak durumdaydı. Bu 9 bin 935 dersliğin yerine, 19 bin 784 derslik planlandı. 11 ilin tamamında 6 Şubat sabahı sahip olduğumuz derslik sayısının en az yüzde 10 üzerine çıkmış durumdayız. Bu hem rahatlatacak bir tedbir hem de Sayın Cumhurbaşkanı'mızın bu konudaki talimatlarının hızlı bir şekilde yerine getirildiğini gösteren bir rakam." Depremin ardından öğrencilerin öğrenme kayıplarını ve psikolojik problemlerini çözmek için birçok etkinliği hayata geçirdiklerini anlatan Tekin, şu bilgileri verdi: "Aynı şekilde depremden etkilenen yetişkinler için Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğümüzce, halk eğitimi merkezleri üzerinden kurslar açıldı. Hem depremin yarattığı hasarı ortadan kaldırmak hem de oradaki insanlarımızın yeni meslek edinmelerine de yardımcı olacak kurslar organize ettik. 9 Eylül sabahı itibarıyla 11 ilin tamamında eğitim öğretim süreci hiçbir sıkıntı olmadan başlamış olacak. Deprem konusunda dayanıklı okullar olarak inşa ettik. Çevre düzenlemesinden, teknolojik altyapısına kadar her şeyi planlanarak okullarımız hazır hale getirilmiş olacak." Bazı okullarda kayıt ücreti alınmasına yönelik tartışmalara ilişkin açıklamalarda bulunan Tekin, zorunlu eğitim çağına gelen bütün öğrenciler için eğitim öğretim planlaması yaptıklarını söyledi. Özellikle temel eğitimde, ilkokul ve ortaokul sınıfları açısından evine en yakın okula çocuğun kaydını yaptıklarını belirten Tekin, ortaöğretime devam etmek isteyen çocukların ise sınavla öğrenci alan okullara LGS neticesinde puan üstünlüğüne göre yerleştiğini ifade etti. Bunun dışında kalan sınavsız okullarla ilgili yine adrese dayalı, eve en yakın okulla ilişkilendirilecek bir kayıt mekanizması geliştirdiklerini aktaran Tekin, şöyle devam etti: "Bu anlattığım prosedür içerisinde kimsenin, herhangi bir okul yöneticimizin normal koşullarda 'Ben sizin çocuğunuzu okula kaydetmek için sizden kayıt ücreti istiyorum' diyebilecek bir inisiyatif alanı yok. Çünkü zaten çocuğunuz kayıtlı. Buradaki kafa karışıklığı okul yöneticilerimizi de zan altında bırakıyor. Okul yöneticilerimizin hiçbirisinin böyle bir inisiyatif kullanma yetkisi yok. Yani bir ilkokul müdürümüz zaten adrese dayalı olarak kendi okulunun çevresinde hangi mahalle, hangi binadaki çocuk kendisine kayıt yaptıracak biliyor. Sistem de zaten bu kayıtları yapıyor. Buradan hareketle okul müdürlerimizin bu pozisyona düşürülmesinden ben gerçekten rahatsızım. Okul müdürlerimin bu şekilde zan altında bırakılması gerçekten ciddi bir haksızlık. Bu tartışmaların iki kaynağı var. Birincisi, büyük oranda insanlar etrafından duydukları 'Şu okul daha iyi, çocuğunuzu oraya yazdırın' gibi bir yaklaşımla aslında kendi adres bölgesinde olmayan başka bir okula çocuğunu yazdırmak istiyor. Bu mümkün değil zaten yasal olarak. Ama bunu gidip söylediğinde okul yöneticisinin kendisinden kayıt ücreti istediğini söylemiş olabilir. Bunun dışında bir seçeneğimiz yok. Çünkü zaten o okulda hangi öğrencinin kayıtlı olacağına dair bizim mekanizmamız belli." İkinci alternatifin ise velilerin ilkokulda öğretmen, ortaokulda ise şube seçmek isteyebileceği olduğunu anlatan Tekin, konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Burada kafa karışıklığına sebebiyet verebilecek bir durum söz konusuydu. Bu yıl biz bu anlamda bir küçük değişiklik yaptık. Çocuklarımızın artık 1. sınıfa ve 5. sınıfa kayıt olduklarında, ilkokullar için sınıf öğretmeni, ortaokullar için de şube tercihi konusunda okul müdürlerimizin zor durumda kalmasını önleyecek biçimde merkezi bir yerleştirmeyi yapacağız, yapıyoruz. Ne demek bu? Şöyle bir parametreler silsilesi oluşturduk. Çocuğun okula başlama yaşı, sosyoekonomik anlamda annesi, babası veya ikisi de kaybedilmiş olabilir, buna benzer parametreleri geliştirdik. Özel eğitime ihtiyaç duyan, duymayan ve benzeri. Bu parametreleri bir yazılıma uyarladık ve şu anda yazılım çocuklarımızı bu parametre ışığında herhangi bir dışsal müdahale olmaksızın, yani okul müdürünün ya da başka birisinin müdahalesi olmaksızın Bilgi İşlem Genel Müdürlüğümüz iller üzerinden bunu hayata geçirmiş olacak. Dolayısıyla bu eleştiriyi de ortadan kaldırmış olacağız." Kayıt Ücreti Tartışmaları Bakan Tekin, bazı okul müdürlerinin kayıt ücreti istemesine yönelik iddialara ilişkin, şöyle konuştu: "Israrlı bir biçimde her ortamda söylüyorum, bu benim söylediklerim dışında eğer bir okul yöneticimiz okula 'kayıt ücreti' adıyla bir talepte bulunuyorsa, illegal bir iş yapıyordur ve bizim haberdar olmamız durumunda gerekli uyarıları yapacağız. Ama bu bir şehir efsanesi haline dönüştü. Kayıt hakkı olmadığı halde bir okul müdürüne gidip baskı yapıp, sonrasında da bunu 'kayıt ücreti istediler' gibi sunmaları çok doğru değil. Çünkü zaten kaydımızın prosedürü belli. O prosedür dışında, o adres dışında herhangi bir öğrencinin herhangi bir okula kayıt yaptırması mümkün değil. Böyle bakınca ne için ücret istemiş olabilir? Biraz önce söylediğim gibi ya şube tercihi ya öğretmen tercihi konusunda bu tür tartışmalar yaşanabilir. O da velilerin 'Benim çocuğumu illa şu sınıfa yazdırmak istiyorum, illa bu öğretmene yazdırmak istiyorum' dediğinde ortaya çıkabilecek problemler." Tekin, "Bir veli o ilçede meşhur bir öğretmen duydu. Onu seçmenin de önü kapalı mı?" sorusunu, "Kapandı. Adresi o okulda olsa dahi seçemez." şeklinde yanıtladı. Bakanlıkta ilgili genel müdürlükteki personelin, 84 aylık çocuk ile 67, 68, 69 aylık çocuğun aynı sınıfta o denklemi ve dengeyi kurmasına ilişkin çalışma yaptığını dile getiren Tekin, şöyle devam etti: "Çocuğun ay olarak okula başlama yaşı, cinsiyeti ve biraz önce söyledim diğer parametreler ışığında çocuklarımızın sınıflara dengeli dağılımı ve öğretmen atamasının da o sınıflara, şubelere öğretmen atamasının da yine merkez sisteminde yapılacağı bir yapı kurulmuş oldu. Gidip de okul müdürlerimize 'Benim çocuğumu illa şu öğretmene yazdırın veya şu şubeye ben çocuğumu yazdırmak istiyorum' gibi ısrarların bir anlamı yok. Çünkü orada okul müdürlerimizin bir inisiyatifi yok, tamamen merkezden yapıldı. Okul müdürlerimize bu şekilde ısrar ettiklerinde okul müdürlerimiz doğal olarak 'Biz yapmıyoruz' diyeceklerdir. Gerçekten onlar yapmadılar. Biz artık onları merkezden yapıyoruz. Bu tartışmaların da önüne geçmiş olduk. Hem de pedagojik açıdan daha dengeli bir sınıf ortamı oluşturmaya çaba sarf ettik." Türkiye'de 22 bin 546 özel okul bulunduğunu belirten Tekin, bu özel okullar içerisinde fahiş fiyat artışları yapan okul sayısının çok sınırlı olduğunu dile getirdi. Belli sayıdaki okulun eğitim ücreti için fahiş kabul edilebilecek artışlar yapınca sanki bütün özel okullar aynı şeyi yapmış gibi algılandığını ifade eden Tekin, şunları söyledi: "Orada özel okullarımızın hakkını korumamız lazım. Biz özel okulları temsil eden derneklerle dört ayrı dernekle de sık sık görüşüyoruz. Bu anlamda kendi içlerindeki denetimleri yapmalarını da kendilerinden istiyoruz. Özel okulların büyük çoğunluğunda bu bahsettiğiniz artışlar yok. Ancak istisna olarak çok az sayıda özel okulda bu artışlar oldu, onları da biz zaten 'enflasyon artı yüzde 5' oranında zam yapma hakları var, ara sınıflar yani kayıtlı öğrenci için. Çünkü alacağı hizmetle ilgili bir sözleşme yapılmış. Biz o sözleşme üzerinden 'yüzde 5 zam yapabilirsin' diye söyledik büyük oranı da uydu. Yeni kayıtlı öğrencilerle ilgili ise orada özel okullar bu hizmetin bedeli olarak velilerden istedikleri rakamlar konusunda da yine bizim bu anlamdaki karşılıklı görüşmelerimizde ortaya çıkan rakamlara uydular. Pandemi sürecinde eğitim-öğretim ücretlerinden istedikleri artışı elde edemeyen okulların, kırtasiye, kitap, kıyafet, yemek, etüt ve benzeri konularda oradaki açıklarını kapatmak için oraları biraz ağırlık vermişlerdi, onu da yine oturduk kendileriyle konuştuk." "Ders kitaplarının okutulmasını zorunlu hale getirdik" Bu anlamda ciddi denetimler yaptıklarını kaydeden Tekin, özellikle yardımcı kaynaklar başta olmak üzere kitaplarla ilgili yaptıkları denetimlerde, sıkıntılı bir fiyat politikası belirleyen özel okullara mevzuattaki yaptırımları uyguladıklarını anlattı. Bakan Tekin, "Orada da asgari ücretin 10-20 katı ve üçüncüsünde de kapatma var, bu cezaları uyguladık, uygulamaya da devam edeceğiz. Bu yıl hem yeni bir müfredatın başlangıcı açısından hem de bu tür tartışmaları ortadan kaldırmak adına biz özel okullarımızda resmi, Talim Terbiye Kurulu Başkanlığımızın onayladığı ders kitaplarının okutulmasını zorunlu hale getirdik. Ders kitaplarını biz zaten okullara göndermiş olacağız, onlar da öğrencilerle paylaşmış olacaklar, ilave ders kitabına ihtiyaçları yok." ifadelerini kullandı. Özel Okullarda Fahiş Fiyat Artışları Ders kitaplarının, çocukların hem eğitim-öğretim süreçleri hem de üniversiteye giriş açısından öğrencileri en iyi şekilde hazırlayacak içerikte olduğunu vurgulayan Tekin, ÖSYM'nin soru bankasını ders kitapları ve müfredat üzerinden oluşturduğunu söyledi. Bakan Tekin, "Dolayısıyla çocuklarımız özel okula gitse dahi ilave başka ders kitabına ihtiyacı yok. İhtiyaç duyduğu diğer yardımcı materyalleri de biz EBA üzerinden paylaşıyoruz. Ben büyük oranda çocuklarımızın bu ihtiyaçlarını giderdiğimizi düşünüyorum, velilerimize de bu vesileyle bunu bir kez daha hatırlatmış olayım; özel okullara bu konuda taviz vermeyeceğimizi de buradan hatırlatmamız gerekiyor." dedi. "Yemek, kıyafet, kitap ve etüt ücretlerindeki artışa ilişkin mevzuata yeni bir madde getirilip getirilmeyeceği" sorusu üzerine Tekin, bunların sadece Bakanlığının inisiyatifinde olan bir konu olmadığını; kırtasiye, kıyafet, servis, yemek konusunun Ticaret Bakanlığı tarafından denetlenmesi gereken bir alan olduğunu ve ilgili bakanlığın bu konudaki denetimlerini yapacağını dile getirdi. "Resmi ya da özel okullar arasında kalite ayrımı gütmeyi doğru bulmuyorum" Bakan Tekin, "özel okulların Türk Milli Eğitim Sistemine katkısı, sınav başarısı, özel okulların daha iyi eğitim verdiğine ilişkin algıların Türk toplumunda yaygın olduğu ve buna ilişkin değerlendirmesine" dair soruya şu yanıtı verdi: "Ben resmi ya da özel okullar arasında kalite, nitelik ve benzeri bir ayrım gütmeyi doğru bulmuyorum. Hepsinin büyük oranda aynı standartta eğitim-öğretim verdiklerine inanıyorum. Fakat hepimizin çocukları kendisi açından, hepimiz açısından çok değerli ve çocuğunuzun en iyi şekilde yetişmesi için alacağınız hizmetin türünü farklılaştıran bir tabloyla karşı karşıyayız. İşte çocuğunuzun yabancı dil konusunda bakanlığın çizdiği profilin dışında ilave olarak farklı bir eğitim olmasını istiyorsanız, yabancı bir okula veya yabancı dile önem veren başka bir okula, yahut farklı sportif alanlarda faaliyet gösteren özel okul gruplarımız var. Yani sizin çocuğunuz için almayı düşündüğünüz hizmete göre özel okul grupları var. Herkes özel okula çocuğunu gönderirken farklı parametrelerle gönderiyor. Ben hani 'devlet okulları daha iyi, özel okullar daha kötü' ya da 'özel okullar çok iyi, devlet okulu...' Bu ayrımı doğru bulmuyorum. Hepimiz çocuklarımızla ilgili farklı bir beklenti içerisindeyiz. Siz bu beklentinize cevap verebilecek bir okula çocuğunuzu kaydediyorsunuz." Türkiye'deki özel okul sektörünün büyük oranda bu anlamda sorumluluklarının bilincinde hareket eden yapılar olduğuna işaret eden Tekin, özel okullara kamusal anlamda üzerlerinden "yük alan paydaş" olarak baktıklarını ifade etti. Özel okullara ilişkin ücret ve eğitim kalitesi denetimi konusunda Bakanlığının etkin rol üstlendiğini kaydeden Tekin, pandemi sürecinde yaşananları ve Kahramanmaraş merkezli depremlerle de özel okul sektörünün sıkıntılar yaşadığını kabul etmeleri gerektiğini vurguladı. Bakan Tekin, "Piyasa kendi içinde bir düzene giriyor şu anda. İçinde bulunduğumuz eğitim-öğretim yılında hem özel okuldaki çocuklarımızın eğitim-öğretim ücreti açısından hem yemek ve kıyafet açısından hem de özel okulda çalışan öğretmen arkadaşlarımızın ücretleri açısından daha da dengeli bir noktaya geldiğimizi düşünüyorum. Biraz önce bahsettiğim zorlukların yavaş yavaş aşıldığı bir döneme girdik. Ben o anlamda özel okulların Milli Eğitim Bakanlığıyla koordineli biçimde hizmetlerini yürüttüğünü düşünüyorum." şeklinde konuştu. Geçen yıl uygulanmaya başlanan liselerde devamsızlık affının kaldırılmasının ve sınıf tekrarının getirilmesinin sonuçlarına dair soruyu cevaplayan Tekin, öğrencilerin kayıtlı olduğu okullara devamlarını sağlamanın Bakanlık olarak ana gündemlerinden biri olduğunu söyledi. Bakan Tekin, düzenlemeyle beraber açık liseye geçişleri sınırlandıracak bazı adımlar attıklarını da hatırlatarak, şöyle devam etti: "Nihayetinde hem açık lise konusunda hem de devamsızlık konusunda kararlı duruşumuz neticesinde sağlıklı bir sonuç elde ettiğimizi görüyoruz. Rakamlara baktığımızda, hem açık liseye geçişler ciddi oranda azaldı hem de mesela sadece orta öğretim düzeyinde devamsızlık, geçtiğimiz yıla oranla yüzde 15 civarında azaldı. Ben orada da hala çocuklarımızın, gençlerimizin 'Bakanlık af yapar' beklentisiyle devamsızlık yapan öğrenciler olduğunu düşünüyorum. Bu yaz özellikle her bulunduğumuz ortamda da söyledik, devamsızlıkla ve sınıf tekrarıyla ilgili bir af gündemimizde yok, olmayacak. Bu yazki kararlı duruşumuzun önümüzdeki eğitim öğretim yılında devamsızlıkla ilgili rakamları daha da düşüreceğine inanıyorum." Tekin, orta öğretimde devamsızlığın yüzde 15 azaldığını hatırlatarak, ilkokul ve ortaokullarda bu oranın çok daha fazla azaldığını kaydetti. Devamsızlık konusunda da sınıf tekrarı konusunda da kararlı olduklarını vurgulayan Tekin, "Bu kararlılığımızı bu yıl ortaya koyduktan sonra önümüzdeki yıl ben çok daha sağlıklı bir sonuç elde edeceğimize inanıyorum." dedi. Tekin, Bakanlığın mesleki eğitim alanında açıkladığı "istihdam odaklı" eğitim modeli hakkındaki soruyu şöyle cevapladı: "Mesleki ve teknik eğitim, 28 Şubat'ın Türkiye'de oluşturduğu tahribatın en keskin sonuçlarını görüldüğü alanlardan bir tanesi. Hatırlarsanız katsayı uygulaması sebebiyle mesleki ve teknik eğitim liselerimizdeki çocuklarımız, o katsayının yarattığı olumsuzluk ortamında lisans eğitimlerine devam edememişlerdi. Oradan hem meslek liselerimiz hem de imam hatip liselerimiz aynı durumla karşı karşıya kalmıştı. Öğrenci sayısı ciddi biçimde azaldığı gibi kamuoyundaki imajları ve algıları da negatif etkilenmişti. Hal böyle olunca Türkiye'deki iş dünyası bu konudaki şikayetlerini sık sık dile getirmeye başlamışlardı." 2013 yılından itibaren bu konuda çok ciddi adımlar atıldığını belirten Bakan Tekin, şöyle devam etti: "Hatırlarsanız önce meslek lisesindeki öğrencilerimizin staj ya da iş yeri eğitimleriyle ilgili olarak pozisyonlarına göre asgari ücretin yüzde 50'si ve yüzde 30'u oranında gençlerimize ücret vermeye başladık. Bir sonraki adım, yine sahadan gelen talepler doğrultusunda oradaki gençlerimiz, iş yeri kazaları ve meslek hastalıklarına karşı sigortalı hale getirildi. Bu da çok önemli bir adamdı. Meslek liselerinde 'tematik meslek liseleri' uygulamasına başlamıştık. Bu da meslek liseleri açısından çok önemli adımlar. Meslek liselerini tematik hale getirirken, proje okul formatına dönüştüren, sadece teorik eğitim değil, sahada bu konuda yetkin çalışanların da okullarda eğitim verdiği bir model oluşturmuştuk proje okullar üzerinde. Akabinde özellikle liselerin son iki yılındaki çocuklarımızın zorunlu eğitim ihtiyaçlarını veya zorunlu eğitimle ilgili sorunlarını çözmek açısından Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kurgulanmıştı ve çocuklarımız iş yeri eğitimleriyle beraber aynı zamanda zorunlu orta öğretimlerini de tamamlamış olacaklardı." Tekin, geçen yıl yaz aylarından itibaren Bakanlık yetkililerinin Türkiye'yi il il dolaştığını bildirerek, şu ifadeleri kullandı: "Valilerimizin başkanlığında, İl İstihdam Kurulları dediğimiz yapılarla sektör temsilcileriyle toplantılar yapıldı ve ihtiyaç duyulan elemanların niteliğiyle ilgili ne tür eğitim vereceğimize dair tabloları ortaya çıkardık. Yani sektör açısından Erzurum'da nasıl, Samsun'da nasıl bir ihtiyaç söz konusu, buna göre biz hem okullarımızdaki alan ve programlarımızı revize ettik hem de 10 Ağustos tarihi itibarıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın imzasıyla 'Mesleki ve Teknik Eğitim Politika Belgesi yayımlandı. Orada da bu konuda attığımız adımları çok daha ileriye taşıdık. Sektör içi okul, sektöre entegre okul, bölge okulu, organize sanayi bölgeleri içerisinde pansiyonlu okullar gibi bir sürü yeni model sunduk. Burada istediğimiz şey, elemana ihtiyaç duyan sektörle eleman yetiştiren meslek liselerimizi bir araya getirerek ortak bir noktada bu eleman ihtiyacını giderecek tedbirleri almak. Bu konuda da çok yoğun bir talep ortaya çıktı." Bununla ilgili bir başka adımlarının olduğunun bilgisini de veren Tekin, "Ortaokullarımızda, 7. ve 8. sınıflarda, çocuklarımızın bu anlamdaki mesleki becerilerini, yeteneklerini test etmek üzere 'zanaat atölyeleri' oluşturuyoruz. Mesleki ve Teknik Eğitim Liseleri bünyesinde ortaokullar açmaya başlıyoruz. Dolayısıyla bu anlamdaki nitelikli işgücünün yetişmesi açısından sektörle beraber, onları bir paydaş olarak görerek ciddi adımlar atıyoruz." diye konuştu. "Meslek liselerinin itibarını ve imajını düzeltecek adımlar" "Sayın Bakan burada sanki bir imaj problemi var. Çünkü sektörlerin ihtiyacı var, eğitim sistemimiz sektörlerin ihtiyacını karşılayacak nitelikte esasında. Fakat genel olarak çok gelir kazanmalarına rağmen eğitim sistemimizde ve ülkemizde meslek liseli olmaya ilişkin imajın güçlenmesi mi gerekiyor?" sorusuna Tekin, şu yanıtı verdi: "Bu çok doğru. 28 Şubat'tan mevzuyu başlatma sebebim de bu. O alan 28 Şubat tarafından açıkçası kirletildi ve meslek liseleri ciddi bir imaj kaybıyla karşı karşıya. 28 Şubat'ın yarattığı tahribatı ortadan kaldıracak tedbirler alıyoruz. Aldığımız tedbirlerden bir tanesi de burası. Meslek liselerinin yeniden itibarını ve imajını düzeltecek adımlar atmaya çaba sarf ediyoruz. Bu konuda da özellikle sektörden talebim, meslek liselerinin imajlarını düzeltecek çalışmaları da gündemlerine alarak hareket ederlerse çok da mutlu olacağız. Kamuoyundaki algıyı da bu anlamda düzeltmiş oluruz inşallah." Bakan Tekin, "Sektörle eğitimi aslında entegre ediyorsunuz, burada tabii istihdam konusu gündeme geliyor. 'Biz önümüzdeki 5 yılda meslek lisesi üzerinden istihdamı şu kadar artırmayı düşünüyoruz' gibi bir projeksiyonunuz var mı?" sorusu üzerine iş dünyasıyla bu tür protokolleri yaparken onların arzu ettiği nitelikte öğrenciler yetiştirmeyi vadettiklerini, onlardan tek beklentilerinin de yetişen çocukların, gençlerin istihdamının gündeme alınması olduğunu söyledi. Bu çerçevede mesleki bir yetkinliği olan kişinin kazandığı aylık ücret, günlük ücret üzerinden yapılan hesaplamaların kamuoyunda tartışılmasını olumlu bulduğunu ifade eden Bakan Tekin, "Meslek lisesi mezunu çocuklarımız gençlerimiz ciddi ekonomik bir döngüyle karşı karşıyalar. Daha rahat iş buluyorlar." dedi. Bakan Tekin, bunun politika belgesinde de vurguladıkları konulardan biri olduğunu aktararak, "Mesela meslek lisesi mezunu çocuk mesleğiyle ilgili iş yaparken asgari ücretin yüzde 30'u üzerinden bir ücretle çalışması da bizim buradaki projeksiyonlarımızdan bir tanesi." diye konuştu. Tekin, sektörün meslek liselerinden yetişenleri istihdam ettiğini, bu anlamda çok sağlıklı bir ilişki yürüttüklerini, bundan sonraki sürecin daha sağlıklı olacağını düşündüğünü belirterek, "Mesleki ve teknik eğitim liselerinin yeni yapılanmaları içerisinde sektör kendi ihtiyaç duyduğu elemanı belki kendi iş yerinde kendi istediği profilde yetiştirmiş de olacak. Bu da onlar için ciddi bir avantaj olacak." değerlendirmesini yaptı. "Daha erken yaşlarda..." "Temel eğitimde, ilköğretimde tematikleşme görüyoruz. Spor okulları olsun, sanat okulları olsun. Burada amaçlanan şey tam olarak nedir? Lise düzeyine gelen öğrenci meslek liseleriyle ayrışabiliyor, tematikleşebiliyor, bununla ilgili amaç nedir acaba?" sorusuna karşılık Bakan Tekin, "Belli alanlar bilhassa sanat ve sporla ilgili konularda ve el becerilerinin gelişmesi konusunda bizdeki ortaöğretim başlangıç yılının yaş periyodu çok örtüşmüyor. Yani daha erken yaşlarda çocuklarımızın bu yeteneklerinin keşfedilip ona göre eğitim alması bizim arzumuz." dedi. Buradan hareketle de bu yıl ilk örneğini Ankara'da müzik ilkokulu, müzik ortaokulu ve müzik lisesi olarak açtıklarını aktaran Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Daha küçük yaşlarda bu anlamda yetenekli çocuklarımızı tespit edip onun yeteneklerine göre eğitimlerini yürütelim diye. Aynı şey meslek liseleri için biraz önce söylediğim gibi devam ediyor. İnşallah orta vadede belki önümüzdeki günlerde spor, sportif yetenekler konusunda özellikle bizim spor liselerimiz var ama takdir edersiniz ki 14-15 yaşında keşfettiğiniz bir çocuğu daha erken yaşlarda keşfedip ona göre... Her spor dalının gerektirdiği vücut yapısı, çeviklik veya düşünme yapısı daha küçük yaşlarda çocuklara verilirse daha başarılı olacağını düşünüyorum." Tekin, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile koordineli çalıştıklarını belirterek, 2014'teki proje okul kavramından sonra Riva'da futbol lisesi açtıklarını, Ankara'da voleybol lisesi, basketbol lisesi bulunduğunu ifade ederek, "Bunların ortaokullarını da açmanın doğru olacağını düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde bunu da gündemimize alacağız." diye konuştu. "Yakında neticelenecek" Sportif eğitimle normal eğitimi daha erken yaşlarda başlatan Çin'in, uluslararası organizasyonlarda madalya sayısının arttığını dile getiren Tekin, şunları kaydetti: "Ben de müsteşarlık yaparken bu konuya çok odaklanmıştık. Hayalimiz, spor liselerini hem tematik hale getirmek hem de ortaokuldan başlatmaktı. Kısmen tematik hale getirdik. Tematik hale getirirken de şunun altını çizeyim, Milli Eğitim Bakanlığı spor eğitimi vermez, biz veremeyiz ama spor eğitimi veren bir yapıyla ortak çalışabiliriz. Kim burası? İlgili federasyonlar. Futbol Federasyonuyla ortak futbol lisesi, Voleybol Federasyonuyla voleybol lisesi. Şimdi Basketbol Federasyonuyla yine birlikte bir çalışmamız var. İnşallah yakında o da neticelenecek. Federasyonla ortak İstanbul'da bir basketbol lisesi daha." Bakan Tekin, bunu ortaokul düzeyine indirmeyi hedeflediklerini vurgulayarak, "Şu anda hedefimiz müzik, sanat, spor ve meslek liselerinde çocuklarımızın bu anlamdaki beceri ve yeteneklerini daha erken yaşlarda keşfedip onlara uygun eğitim süreci planlamak." dedi.atamalarını yapacaklarını söyledi.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin: Kayıt ücreti talebi iddiaları yalan Haber

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin: Kayıt ücreti talebi iddiaları yalan

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, eğitim sistemiyle ilgili merak edilen konulara dair açıklamalarda bulundu. Tekin, bazı okullarda kayıt ücreti talep edildiği yönündeki iddiaları yalanlayarak, okul yöneticilerinin böyle bir yetkiye sahip olmadığını belirtti. Ayrıca, sınıf annesi uygulamasının kaldırıldığını ve bu yıl eğitimde kademeli geçişlerin uygulanacağını duyurdu. Bakan Tekin, öğretmenlere teşekkür ederek, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin sağlıklı bir şekilde hayata geçirileceğini vurguladı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, okullarda kayıt ücreti talebi ve sınıf annesi uygulamaları hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Tekin, eğitimdeki son gelişmeler ve uygulamalar hakkında bilgi verirken, velilerin ve öğretmenlerin merak ettiği konulara açıklık getirdi. Kayıt Ücreti İddiaları Yanıtlandı Bakan Tekin, bazı okullarda kayıt ücreti talep edildiğine dair iddialara yanıt verdi. Tekin, “Herhangi bir okul yöneticisinin ‘ben sizin çocuğunuzu okula kayıt etmek için sizden kayıt ücreti istiyorum’ diyebilecek bir inisiyatif alanı yok” şeklinde konuştu. Bakan Tekin, okul yöneticilerinin böyle bir yetkisi olmadığını ve bu tür durumların sadece velilerin başka okullara kayıt yaptırmak istemesiyle ilgili olabileceğini belirtti. Ayrıca, velilerin öğretmen seçme isteğiyle ilgili kafa karışıklıklarının önlenmesi için merkezi yerleştirme yapılacağını duyurdu. Tekin: Sınıf Annesi Uygulamasına İzin Yok Tekin, öğretmenlere seslenerek, "Sınıf annesi" uygulamasına ve benzeri isimlerle veli desteğine izin verilmediğini belirtti. Bakan Tekin, sınıf annesi uygulamasının sebep olduğu olumsuzluklara dikkat çekerek, bu tür uygulamaların eğitim sisteminde yer almadığını vurguladı. Yeni Eğitim Yılı ve Müfredat Yeni eğitim öğretim yılı için hazırlanan müfredat hakkında da bilgi veren Bakan Tekin, “Geçtiğimiz mayıs ayında onaylanan müfredat bu yıl her kademenin ilk sınıfında uygulanmaya başlanacak” dedi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında hazırlanan bu müfredatın kademeli olarak hayata geçirileceğini ve toplumsal yapının ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde oluşturulduğunu ifade etti. Öğretmenlere Teşekkür Tekin, 2023-2024 eğitim öğretim yılı boyunca gösterdikleri fedakarlık ve emeklerden dolayı öğretmenlere teşekkür etti. “Bu yılki birinci gündemimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin sağlıklı bir biçimde hayata geçirilmesi” diyen Bakan Tekin, öğretmenlerin bu süreçteki rolünün önemine dikkat çekti. Ayrıntılar gelecek...

MEB 2024-2025 Eğitim-Öğretim yılı takvimini açıkladı: İşte tatil tarihleri ve okulların açılış günü Haber

MEB 2024-2025 Eğitim-Öğretim yılı takvimini açıkladı: İşte tatil tarihleri ve okulların açılış günü

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2024-2025 eğitim-öğretim yılı takvimini duyurdu. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in imzasını taşıyan genelgeye göre, öğretmenlerin mesleki çalışmaları 2 Eylül 2024 Pazartesi günü başlayacak. Öğrenciler için ise ders zili 9 Eylül 2024 Pazartesi günü çalacak. 2024-2025 Eğitim Yılının Açılış Tarihi: Okullar ne zaman açılıyor? 2024-2025 eğitim-öğretim yılına yönelik hazırlıklar, 2 Eylül 2024 Pazartesi günü öğretmenlerin mesleki eğitim seminerleri ile başlayacak. Öğrenciler ise 9 Eylül 2024 Pazartesi günü ders başı yapacak. Ayrıca okula yeni başlayan öğrenciler için 2-6 Eylül 2024 tarihleri arasında uyum süreci gerçekleştirilecek. Tatil ve Yarıyıl Tarihleri MEB’in açıkladığı takvime göre, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında yapılacak tatiller ve dönem sonları şu şekilde: İlk Kısa Tatil: 11-15 Kasım 2024 Yarıyıl Tatili: 20 Ocak 2025 Pazartesi günü başlayacak ve 31 Ocak 2025 Cuma günü sona erecek. İkinci Dönem Açılışı: 3 Şubat 2025 Pazartesi İkinci Kısa Tatil: 31 Mart - 4 Nisan 2025 Eğitim Yılının Kapanışı: 20 Haziran 2025 Cuma Bu takvimle birlikte, 2024-2025 eğitim-öğretim yılı boyunca öğrenciler, hem kısa tatillerle hem de yarıyıl tatiliyle dinlenme fırsatı bulacak. Öğrencilerin okula uyum sağlaması için erken tarihlerde başlayacak uyum süreci de veliler için önemli bir avantaj olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.