#Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler

İLKHABER-Gazetesi - Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milli Savunma Bakanı Güler: Türkiye NATO'nun güvenlik mimarisine yön veren başlıca ülkelerden biridir Haber

Milli Savunma Bakanı Güler: Türkiye NATO'nun güvenlik mimarisine yön veren başlıca ülkelerden biridir

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) işbirliğiyle bir otelde düzenlenen "NATO'nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma" konferansına katıldı. Burada konuşan Güler, Türkiye'nin NATO'ya katılışının 74'üncü yılı nedeniyle düzenlenen programa katılmaktan dolayı memnuniyet duyduğunu söyledi. Organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve SETA Vakfı'na teşekkürler eden Güler, NATO ittifakının bugüne kadar geçirdiği dönüşümü Türkiye'nin bu süreçte üstlendiği stratejik rolü ve değişen güvenlik ortamı karşısında NATO'nun gelecek dönem vizyonuna ilişkin değerlendirmeleri paylaşacaklarını ifade etti. Güler, NATO'nun kurulduğu 1949'dan bu yana üye ülkelerin güvenliğini korumayı hedefleyen, kolektif savunma ilkesini kurumsallaştıran ve uluslararası güvenlik mimarisinin en köklü en uzun ömürlü ittifakı olarak varlığını sürdürdüğünü belirtti. Tarih boyunca birçok ittifak kurulduğunu, bir kısmının kısa sürede dağıldığını, bir kısmının ise değişen tehdit ortamı karşısında işlevsiz hale geldiğini söyleyen Güler, "Türkiye ise 1952 yılında ittifaka katıldığından bu yana bu büyük kurumsal mimarinin yalnızca bir parçası olmamış kararları etkileyen, risk üstlenen, sahada sonuç üreten ve müttefiklerin güvenliğine doğrudan katkı sağlayan belirleyici aktörlerinden biri haline gelmiştir." dedi. "NATO'nun temel önceliğİ güçlü ve caydırıcı bir askeri yapı tesis etmek olmuştur" Güler, ittifakın bugüne kadar artarak gelişen güçlü yapısının nasıl şekillendiğini daha iyi anlayabilmek için NATO'nun tarihsel gelişim sürecine kısaca bakmanın gerekli olduğunu söyledi. Bakan Güler, NATO'nun 1949'da imzalanan Washington Antlaşması'nın 5'inci maddesi çerçevesinde bölgesel ve küresel gelişmelere göre dönüşümünü sağlayarak tarihin bugüne kadar görmüş olduğu en önemli ittifak özelliğini kazandığımı ifade etti. İttifakın İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Soğuk Savaş'ın gerektirdiği büyük askeri kabiliyetler bu kabiliyetleri destekleyecek altyapı ve idame tesisleri ile birlikte çalışabilirliği inşa ederek, ortak güvenliği sağladığını vurgulayan Güler, "Bu dönemde NATO'nun temel önceliği kolektif savunma çerçevesinde güçlü ve caydırıcı bir askeri yapı tesis etmek olmuştur." dedi. Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte uluslararası sistemde köklü bir değişim yaşandığını ifade eden Güler, şunları söyledi: "Fukuyama'nın 'Tarihin Sonu' olarak tanımladığı, Berlin Duvarı'nın yıkılması ile biten Soğuk Savaş, beraberinde küreselleşme ve liberalizmin yaygınlaşmasının da etkisiyle müttefiklerin askeri kabiliyetlerini önemli ölçüde azaltmasına ve NATO'nun gerekliliğinin sorgulanmasına yol açmıştır. Bununla birlikte söz konusu dönemde Balkanlardaki çatışmalar ile Avrupa-Atlantik Bölgesi'ne yönelik terör saldırıları bu tartışmaları kısa sürede sonlandırmıştır. Bu dönemde NATO, ortaklıklar mekanizması ve kapasite inşası ile barışı sağlama ve koruma harekatlarına ağırlık verirken müttefiklerin güvenliğini sağlayacak etkili askeri kabiliyetler ve sistemler geliştirmiştir. Konvansiyonel silahlı çatışmaların NATO coğrafyasının kapısına dayanmasıyla birlikte ittifak yeniden bir dönüşüm geçirirken 2020 yılında Savunma ve Caydırıcılık Konseptini onaylamasıyla tekrar ortak savunmayı ön plana çıkarmıştır. Bu kapsamda stratejik ve bölgesel planlar hazırlanmış bahse konu planları uygulayacak komuta yapıları tesis edilmiş ve alarm sistemleri modernize edilmiştir." "Avrupa'nın geleceği açısından belirleyici olacaktır" Güler, bu dönemde müttefiklerin bahse konu planların askeri kuvvet ihtiyaçlarını geliştirmek maksadıyla yeni askeri yetenek hedeflerini onayladığını söyledi. Bu hedeflerin yakalanması için gerekli savunma bütçesini sağlamayı geçen yıl Lahey'de icra edilen Liderler Zirvesi'nde taahhüt ettiklerini aktaran Güler, "Aynı zirve ve müteakip toplantılarda ABD'nin adil külfet paylaşımı talepleri ile Avrupalı müttefikler ve Kanada'nın NATO’da daha fazla sorumluluk alması da kabul edilmiştir." dedi. ABD'nin NATO'ya verdiği desteğe ilişkin konuşan Güler, şunlar kaydetti: "ABD'nin Avrupa'ya verdiği desteği azaltmaya ilişkin sınamasıyla karşı karşıya kalan NATO'nun, bu yeni şartlar altında göstereceği değişim, Avrupa'nın geleceği açısından da belirleyici olacaktır. Bu gelişmeler doğrultusunda Avrupa ülkeleri kendi savunmalarını güçlendirmek amacıyla savunma harcamalarının artırılması savunma sanayii üretiminin geliştirilmesi tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve silahlı kuvvetlerin kabiliyetlerinin pekiştirilmesine yönelik adımlar atmaktadırlar." "Ülkemiz, çok sayıda sınamayla karşı karşıya kalmıştır" Güler, hibrit tehditlere karşı koyma kapasitesinin geliştirilmesi ve silahlı kuvvetler için sürdürülebilir insan kaynağının oluşturulması gibi alanlarda çeşitli inisiyatifler, finansman modelleri ve yatırım tedbirlerin hayata geçirildiğini ifade etti. Bahse konu çabaların temelinde ise NATO'nun Avrupa güvenliğindeki merkezi rolünün olduğunu belirten Güler, bu rolün sadece organizasyon yapısından değil, oluşturduğu askeri kabiliyetlerden kaynaklandığını söyledi. Güler, Avrupa'da bu işlevi ikame edebilecek bir uluslararası yapı bulunmadığını vurgulayarak, "İfade etmiş olduğum bu gelişmeler, NATO'nun yalnızca kurumsal dönüşümünü değil aynı zamanda müttefik ülkelerin bu süreçte üstlendiği rollerin önemini de açıkça ortaya koymaktadır." dedi. Türkiye'nin uzun tarihsel süreç içerisinde ittifakın yüzleştiği her sınamada aktif rol üstlendiğini ve sahada belirleyici katkılar sunduğunu söyleyen Güler, sözlerine şöyle devam etti: "Şu bir gerçek ki 74 yıllık süreçte hem ittifak hem de ülkemiz, çok sayıda sınamayla karşı karşıya kalmıştır. Soğuk Savaş'ın sert kutuplaşmasından Balkan krizlerine, Afganistan'dan Afrika'daki güvenlik sorunlarına terör tehdidinden hibrit saldırılara, enerji güvensizliğinden siber risklere kadar genişleyen tehdit yelpazesiyle karşı karşıya kalınmıştır. Bu dönemde NATO proaktif bir anlayışla ve dayanışma içinde hareket ederken tüm bu kriz ortamlarındaki tutum ve reaksiyonlarıyla dünyanın en başarılı savunma örgütü olarak da kendini açıkça kanıtlamıştır. Dolayısıyla, tarihsel tecrübenin üzerine inşa edilen günümüz güvenlik ortamına bakmak NATO'nun neden halen vazgeçilmez bir aktör olduğunu ve Türkiye'nin İttifak içindeki artan önemini daha net ortaya koyacaktır." "Bölgesel çatışmalar, terörizm, hibrit harekat ve vekalet savaşları yaygınlaşmaktadır" Bakan Güler, artan risk ve tehditleri nedeniyle güvenlik paradigmalarının hızlı ve sürekli olarak değiştiği hassas bir süreçten geçildiğini söyledi. Küresel ve bölgesel düzeyde belirsizlik ile öngörülemezliğin hakim olduğu ortamda konvansiyonel tehditler, siber saldırılar ve nükleer riskte artış gözlemlendiğini ifade eden Güler, "Bölgesel çatışmalar, terörizm, hibrit harekat ve vekalet savaşları yaygınlaşmaktadır. Enerji güvenliğinin çatışmaları artırma potansiyeli ticaret savaşlarının yoğun etkisi ve uzay yarışının yeni rekabet ortamı yaratma potansiyeli önümüzdeki dönemin öne çıkan güvenlik konuları arasındadır." değerlendirmesinde bulundu. Güler, Çin'in muhtemel bir rakip olarak ortaya çıkmasıyla başta ABD olmak üzere dünyanın dikkatinin büyük ölçüde Hint-Pasifik'e yöneldiğini söyleyen Güler, Hindistan-Pakistan ve Pakistan-Afganistan hattında çatışma eğilimlerinin olduğunu belirtti. Son 4 yıldır devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı'nın oluşturduğu çok yönlü risklerle birlikte, İsrail'in son yıllarda Gazze başta olmak üzere Lübnan ve Suriye'ye yönelik saldırılarıyla bölgesel güvenliği tehdit altında bıraktığını söyleyen Güler, şunları kaydetti: "Bu kaotik ortam geçtiğimiz ay İsrail ve ABD'nin İran'a saldırıları buna karşı İran'ın bölge ülkelerini hedef alan misillemeleri ile bölgemizi ve tüm dünyayı daha büyük güvenlik riskleriyle karşı karşıya bırakmakta ve tüm dengeleri etkileyecek bir potansiyeli de taşımaktadır. Bu yüzden dün itibarıyla ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi bölgenin daha büyük felaketlerle karşılaşmaması adına memnuniyetle karşılıyor, bu önemli adımın, sahada tam anlamıyla uygulanmasını ve kalıcı barışa giden yolda değerli bir başlangıç olmasını diliyoruz." "Hibrit ve çok katmanlı tehditlere karşı en kritik savunma hattı haline gelmiştir" Bakan Güler, içinden geçilen dönemde uluslararası güvenlik mimarisinin köklü bir dönüşüm sürecine girdiğini açıkça gösterdiğini ifade ederek, bu gelişmelerle ortaya çıkan değişken ve öngörülemez savunma ile güvenlik ortamında, NATO'nun kritik öneminin devam ettiğini bildirdi. NATO'nun geleceğinin, yalnızca askeri kapasitesine değil, stratejik dayanıklılığına, uyum ve koordinasyon kabiliyetine ve siyasi bütünlüğüne doğrudan bağlı olduğunu belirten Güler, "Bu nedenle dayanıklılık kavramı ittifakın yalnızca askeri gücünü destekleyen bir unsur değil aynı zamanda hibrit ve çok katmanlı tehditlere karşı en kritik savunma hattı haline gelmiştir." dedi. Güler, birçok ülkede askeri hazırlık düzeyi tartışılır hale gelmediğine işaret ederek, Türkiye'nin çevresindeki çatışma alanlarının sürekliliği, tehdit çeşitliliği ve çok boyutlu güvenlik baskıları sebebiyle, stratejik kültürünü saha tecrübesiyle besleyen nadir devletlerden biri olduğunu vurguladı. Milli Savunma Bakanı Güler, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nitekim kahraman ordumuz, her türlü arazi ve iklim şartında, meskun mahal özel harekat ve sınır ötesi gibi çok yönlü operasyonlarda NATO standartlarındaki ortak harekat, hızlı intikal ve lojistik destek kabiliyetleriyle personelinin eğitim sürekliliği disiplin seviyesi ve profesyonel omurgasıyla göz doldurmaktadır. Bu nitelikler dünya ordularının önemli bir bölümünün aksine hazır olma seviyemizi sürekli yüksek tutan bir kuvvet yapısının en somut göstergesidir. Bu mümtaz seviyeye stratejik öngörü doğru personel politikaları etkin kuvvet planlaması ve Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde yerli ve milli savunma teknolojileriyle desteklenen modernizasyon sayesinde ulaşılmıştır. Bugün yerli ve milli savunma sanayimiz, insansız sistemler, hava savunma çözümleri, elektronik harp kapasitesi, mühimmat teknolojileri deniz platformları ve komuta-kontrol altyapılarıyla sadece ulusal savunmamıza değil NATO'nun caydırıcılık ve savunma kapasitesine de doğrudan katkı sunan stratejik bir kuvvet çarpanı haline gelmiştir.” “Türkiye, NATO'nun başlıca müttefiklerden biridir” Güler, Türkiye'nin, NATO'nun caydırıcılık ve savunma konsepti ile beraber, kendi coğrafyasında sağladığı askeri etkilere ilave olarak 360 derece yaklaşımıyla geliştirdiği kabiliyetleriyle hızlı reaksiyon kuvvetlerini harekat alanı seviyesinde sevk ve idare edebilen ender müttefiklerden birisi olduğunu söyledi. Türkiye'nin, Soğuk Savaş dönemindeki kanat ülkesi rolünden "Avrupa coğrafyasının tamamında" güvenlik sağlayabilen merkezi bir müttefik olarak konumlandığını belirten Güler, bu stratejik rol kapsamında Türkiye'nin, Afganistan'dan Bosna-Hersek'e ve Kosova'ya, Akdeniz'den Baltık bölgesine kadar uzanan NATO görev ve operasyonlarında etkin bir rol üstlendiğini hatırlattı. Güler, Türkiye'nin yalnızca bulunduğu coğrafyada değil, İttifakın tamamında güvenlik üreten, riskleri dengeleyen ve gerektiğinde sahada sonuç alan bir müttefik olarak öne çıktığını söyledi. Türkiye'nin, İttifakın güçlü ve saygın bir üyesi, aynı zamanda ikinci büyük ordusuna sahip ülke olarak, askeri eğitim, tatbikat, harekat ve diğer sorumluluklarını örnek teşkil edecek şekilde büyük bir başarıyla yerine getirdiğine dikkati çeken Güler, şunları kaydetti: "Türkiye, NATO misyonlarına yalnızca kuvvet katkısı sunan bir ülke değildir. Eğitimden müşterek planlamaya, tatbikatlardan komuta-kontrol süreçlerine kadar uzanan geniş bir alanda İttifakın operasyonel etkinliğini artıran başlıca müttefiklerden biridir. Bunun en yakın ve somut örneği Steadfast Dart-26 tatbikatıdır. NATO'nun bu kapsamlı tatbikatına 2 bin 67 personelden oluşan müşterek bir kuvvet ve Anadolu Deniz Görev Grubu ile katıldık. Bu unsurların ülkemizden 6 bin 450 kilometre mesafeye, merkez bölgesine konuşlanması bölgedeki NATO ve davet tatbikatlarında aktif rol üstlenmesi ve Esnek Caydırıcılık Seçenekleri faaliyetine iştiraki NATO'nun birlik ve dayanışmasına desteğimizin en açık göstergesi olmuştur." İlave komando tugayları teşkil edilecek Bakan Güler, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin konvansiyonel kapasitesini artırmaya da devam ettiğini belirterek, "Komando tugayı kapasitemizi 25'e çıkararak ve teröre karşı 6 farklı harekat bölgesinde eş zamanlı olarak doğrudan silahlı mücadeleden kapasite inşasına kadar değişik görevler icra ederek başarılı olduk. 3 yıl içerisinde ilave komando tugayları teşkil ederek kapasitemizi 40'lı rakamlara ulaştırmayı planlıyoruz. Bu tugaylar muharebe sahasında kendini ispatlamış olup günümüzde önem kazanan hibrit savaş tekniklerini en iyi uygulayan birliklerdir." ifadelerini kullandı. NATO'nun en kritik ve stratejik kuvveti olan ve müttefiklerin en yüksek oranda kuvvet katkısı sağladığı Müttefik Reaksiyon Kuvvetinin (Allied Reaction Force) emir ve komutası görevini 2028'den itibaren 2 yıl süre ile Türkiye'nin üstleneceğini belirten Güler, "Müttefik Reaksiyon Kuvveti görevi, NATO'ya verdiğimiz önemi 360 derece güvenlik perspektifimizi ve Türkiye'nin Avrupa'nın güvenliğindeki merkezi rolünü bir kez daha vurgulamaktadır." dedi. "Türkiye NATO'nun güvenlik mimarisine yön veren başlıca ülkelerden biri" Bakan Güler, ayrıca Akdeniz ve Ege'de faaliyet gösteren NATO Deniz Harekat ve Misyonlarının komutasının Türkiye tarafından değişik dönemlerde sürekli olarak deruhte edildiğini belirtti. Türkiye'nin, bu yıl Estonya'da, akabinde ise Romanya'da NATO Hava Polisliği görevlerini üstleneceğini aktaran Güler, "Türkiye tüm bu faaliyet ve katkılarıyla yalnızca sahada değil NATO'nun planlama ve karar alma mekanizmalarında görev yapan yüksek profesyonellik ve sorumluluk bilincine sahip komutanlarımız ve karargah subaylarımız ile NATO'nun güvenlik mimarisine yön veren başlıca ülkelerden biri olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır." ifadelerini kullandı. Güler, NATO'da askeri ve operasyonel katkıların ulaştığı bu seviyenin doğal olarak diplomatik ve stratejik ağırlığı da daha görünür kıldığına dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Ülkemizin İttifak'a sağladığı katkılar ile güvenlik üretmedeki askeri ve diplomatik güç ve en önemlisi Sayın Cumhurbaşkanımızın etkili ve güvenilir lider diplomasisi 2026 yılı NATO Ankara Zirvesi'nde ön plana çıkacaktır. İttifakların yalnızca ortak tehditlere karşı değil aynı zamanda ortak değerler ve ortak akıl etrafında güçlü kaldığını tarih bize göstermektedir. Dolayısıyla ortak değerleri paylaştığımız müttefiklerimizin liderlerinin dönüşüme ilişkin ortaya koyacağı çabalar NATO'nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama kararlılığının / somut bir göstergesi olacaktır. Bu zirvede hedefimiz ittifakın birlik ve beraberliği ile günümüz tehdit ve sınamalarına karşı Avrupa-Atlantik bölgesinin korunmasına yönelik NATO'nun kararlılığının vurgulanmasıdır." "Türkiye, Avrupa'nın güvenliğine ve savunmasına daha da fazla katkı sağlayabilir" Geleceğin NATO'sunun çok boyutlu bir güvenlik ekosistemi sağlayabilmesi maksadıyla Ankara Zirvesi'nden beklentinin öncelikle müttefiklerin 5'inci maddeye bağlılıklarını teyit etmeleri olduğuna vurgu yapan Güler, şöyle devam etti: "Müttefiklerin savunma harcama taahhütleri ve kendilerine tahsis edilen askeri yetenek hedeflerinde geldikleri aşamayı somut olarak ortaya koymaları, savunma üretim kapasitesini artırmak yenilikçi ve sürdürülebilir savunma sanayi ekosistemini güçlendirmek ve yeni yetenek hedeflerine ulaşmayı kolaylaştıracak iş birliği alanlarını belirlemeleri, liderlerimize sunulacak olan savunma ve caydırıcılık hazırlıklarını onaylamalarıdır. Ayrıca zirvede Avrupa Birliği'nin, başta ülkemiz olmak üzere AB üyesi olmayan NATO müttefiklerini dışarıda bırakan güvenlik yaklaşımlarından vazgeçmesini ve NATO'yu destekleyici pozisyonuna geri dönmesini ümit ediyoruz. Aksi takdirde Avrupa Birliği'ni bu yaklaşımının Avrupa'nın güvenliği ve dayanıklılığına ABD'nin Avrupa'da kuvvet azaltmasından daha fazla zarar vereceğini değerlendiriyoruz. Gerçek şu ki, Türkiye güçlü savunma yetenekleri ve sanayisiyle Avrupa'nın güvenliğine ve savunmasına daha da fazla katkı sağlayabilir. Avrupalı pek çok dostumuzun bunun farkında olduğunu biliyor diğerlerinin de bunu çok iyi analiz edeceğini ve makul bir yaklaşım sergileyeceklerini düşünüyoruz." Güler, küresel güç mücadelelerinin ve buna bağlı çatışmaların daha da artmasının muhtemel olduğu süreçte NATO'nun devamlılığının Türkiye ve Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliği açısından büyük önem arz ettiği kanaatinde olduğunu belirterek, "Türkiye bu hassas süreçte karşılaştığı krizlerde gerilimi artıran değil azaltan çatışmayı derinleştiren değil yöneten bir yaklaşımı savunmaktadır. Çevremizdeki ateş çemberine rağmen ülkemiz istikrar adası ve güvenlik merkezi olma vasfını sürdürmekte aynı zamanda diplomasiyi önceleyerek çatışmaların sona erdirilmesi için yoğun bir çaba sarf etmektedir." diye konuştu. "Müttefik güvenliğinin sağlanması temel ilkemiz" Türkiye'nin, İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaşta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan riyasetindeki makul, rasyonel, yapıcı tutum ve yaklaşımının her kesimden vatandaş tarafından doğru bulunduğunu ifade eden Güler, "Ülkemizin yerli ve milli savunma sanayinde gerçekleştirdiği atılımlar da takdir edilmekte ve bekamız açısından vazgeçilmez görülmektedir. Yapılan güncel anketler de bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye olarak bekamızın korunması, egemenlik haklarımıza saygı, uluslararası hukuka bağlılık ve müttefik güvenliğinin sağlanması temel ilkelerimizdir." şeklinde konuştu. Bakan Güler, Türkiye'nin NATO içindeki kritik rolü ve bağımsız karar alma kapasitesiyle müttefiklik sorumluluklarını aynı anda yürütebilen dengeli ve ilkeli bir stratejik anlayışa dayandığını belirtti. Hem milli menfaatlerin korunması hem de kolektif savunma yükümlülüklerinin güçlü şekilde yerine getirilmesini mümkün kılan bir konsepte sahip olunduğuna dikkati çeken Güler, şunları kaydetti: “Türkiye, kendi güvenliğini de içeren NATO'nun uzun vadeli güvenliği kapsamındaki ortak vizyona önemli katkılar sağlama hedefini kararlılıkla sürdürmektedir. Bundan sonra da her türlü tehdide karşı müttefikleriyle entegre bir şekilde çalışan yaklaşımını devam ettirecektir. Türkiye, NATO'nun güvenilir bir ortağı, etkin bir katkı sağlayıcısı ve stratejik bir denge unsuru olma rolünü başarıyla yerine getirmeye ve ittifakın dönüşüm sürecine aktif katkı sunan bir müttefik olmaya devam edecektir. Bu çerçevede bugün gerçekleştirilen bu panelin NATO'nun dönüşen güvenlik ortamı içerisindeki rolüne dair farkındalığı artırmasını ve Türkiye'nin bu yapı içerisindeki stratejik konumuna katkı sunacak yeni değerlendirmelere vesile olmasını temenni ediyorum.”

Bakan Güler, 2. Karabağ Savaşı zafer kutlamalarına katılmak üzere Azerbaycan’a geldi Haber

Bakan Güler, 2. Karabağ Savaşı zafer kutlamalarına katılmak üzere Azerbaycan’a geldi

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Azerbaycan’ın 2. Karabağ Zaferi’nin 5. yıl dönümü nedeniyle başkent Bakü’ye geldi. Güler, başkent Bakü’de Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Birol Akgün ile diğer siyasi ve askeri yetkililer tarafından karşılandı. Bakan Güler, yarın düzenlenecek Zafer Günü kutlamalarına katılacak. Bakan Yaşar Güler’e Azerbaycan ziyaretinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel de eşlik ediyor. Azerbaycan ordusu, 27 Eylül 2020’de Dağlık Karabağ’ın Ermenistan işgalinden kurtarılması için karşı saldırıya geçmiş, 44 gün süren ve 10 Kasım’da sona eren operasyonlarda 5 kent merkezi, 4 kasaba ve 286 köy Ermeni işgalinden kurtarılmıştı. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki savaş, Ermenistan’ın yenilgiyi kabul etmesinin ardından sona ermişti. Ermenistan, işgal altındaki Ağdam, Laçın ve Kelbecer illerini de boşaltacağını taahhüt eden anlaşmaya 10 Kasım'da imza atmıştı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, daha önce 10 Kasım olarak belirlenen Zafer Günü’nün tarihini Mustafa Kemal Atatürk'ün vefat gününe denk geldiği için değiştirmişti. Aliyev’in kararıyla Zafer Günü, Şuşa'nın kurtuluş günü olan 8 Kasım'a çekilmişti.

Bakan Güler: Hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına müsaade etmeyeceğiz Haber

Bakan Güler: Hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına müsaade etmeyeceğiz

Genç Osman Mahallesi'nde yapımı tamamlanan kapalı spor salonunun açılış töreni, Bayburt barlarının oynanmasıyla başladı. Daha sonra Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak konuşma yaptı. Bayburt'un özel bir gün yaşadığına dikkat çeken Bakan Bak, "Bu spor kompleksi, 4 bin kapasitesiyle ve alt spor salonlarıyla, yardımcı bölümleriyle beraber gerçekten çok özel bir tesis. Biz bu tesisin Bayburt'un gençlerine, çocuklarına, ailelerine ve Bayburt'a hayırlı olmasını temenni ediyoruz" dedi. "Cumhurbaşkanımızın 4 bin kişilik salon emrini yerine getirdik" Başta bin 500 kişilik spor salonu yapmayı planladıklarını ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla kapasitenin artırıldığını belirten Bakan Bak, "Bayburt'un nüfusuna oranla biz bin 500 kişilik bir salon yapmayı planlamıştık. Cumhurbaşkanımız, ‘Bayburt daha fazlasını hak ediyor, 4 bin kişilik salon yapacaksın' dedi. Biz de emirlerini yerine getirdik. Bayburt'a bu tesis hayırlı uğurlu olsun" ifadelerini kullandı. "Türkiye büyük yatırım ve atılım içerisinde" Bakan Bak, ülke genelinde gençlere yönelik yapılan yatırımlara değinerek, "Yüzme Bilmeyen Kalmasın Projesi çerçevesinde 12 milyon insanımıza, çocuğumuza, gencimize yüzme öğrettik. Kredi Yurtlar Kurumu vasıtasıyla 1 milyon yatak kapasitesine ulaştık. Bugün 1 milyon yatak kapasitesi demek, Avrupa'daki birçok ülkenin nüfusunu barındırmak demek. Sabah kahvaltısı ücretsiz, akşam yemeği ücretsiz. Türkiye gençlerine verdiği yatırımlarla, gençlik merkezleriyle, genç ofisleriyle, tesisleriyle beraber büyük bir yatırım ve atılım içerisinde. Bayburt'umuza da tesislerimizi yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "Modern tesis Bayburt'a en iyi imkanları sunuyor" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, tesisin modern imkanlarından bahsederek, "Modern teknolojiye dayalı spor kompleksimiz, 4 bin kişilik seyirci kapasitesi, FİBA onaylı basketbol ve voleybol sahaları, koşu salonları ve bireysel spor alanlarıyla, başta gençlerimiz olmak üzere Bayburt'a ve buraya gelecek tüm sporcularımıza en iyi imkanları sunacak bir merkez olmuştur" dedi. "Bayburt, sporun kalbinin attığı merkez olacak" Bakan Güler, Bayburt'un yatırımlarla daha güçlü bir şehir olacağını vurgulayarak, "Bayburt bu yatırımla artık sadece sporcular yetiştiren bir şehir değil, aynı zamanda sporun kalbinin attığı bir merkez haline geliyor. Bayburt'un her alanda daha güçlü bir şehir olması için el birliğiyle çalışmalarımıza devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Terörsüz Türkiye'yi gençlere emanet edeceğiz" Güler, konuşmasında güçlü Türkiye vizyonuna değinerek, "Yıllardır enerjimizi ve kaynaklarımızı tüketen terör belasını bitirerek şehirlerimizi kalkındırmak, ülkemizi huzura ve refaha taşımak ve çok daha güçlü bir Türkiye'yi gençlerimize emanet etmek en büyük arzumuzdur. Şüphesiz bu kutlu hedefe yürürken, terörsüz bir Türkiye önemli kilometre taşlarından biri olacaktır" dedi. "Hiçbir terör örgütüne müsaade etmeyeceğiz" Terörle mücadele konusunda net mesaj veren Güler, "PKK ve iltisaklı tüm gruplar, yapılan çağrı ve alınan fesih kararı kapsamında derhal tüm terör faaliyetlerine son vermeli, başta Suriye olmak üzere farklı coğrafyalarda farklı isimler altında faaliyet gösteren PKK'nın tüm uzantıları bir an önce koşulsuz şekilde silahlarını teslim etmelidirler. Bir kez daha hatırlatmak isterim ki, başta PKK, YPG, SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına, faaliyet göstermesine kesinlikle müsaade etmeyeceğiz" diyerek konuştu. Konuşmaların ardından dualar edilerek spor kompleksinin açılışı gerçekleştirildi. Bakanlar, spor salonunu gezerek, incelemelerde bulundu ve salonda yapılan gösterileri izledi. Bakan Bak ve protokol üyelerinin basketbol takımıyla oynadığı maç ise renkli görüntülere sahne oldu. Program, toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

Bakan Güler: Terörle mücadelede yeni safhaya geçildi Haber

Bakan Güler: Terörle mücadelede yeni safhaya geçildi

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, AK Parti Şırnak İl Başkanlığında partililerle bir araya gelerek, Şırnak’ın terörün etkisinden kurtulup kalkınma yolunda ilerlediğini belirtti. Bakan Güler, ulaştırmadan sağlığa, eğitimden spora, tarımdan turizme kadar her alanda gerçekleştirilen yatırımların, Şırnak’ın gerçek potansiyelini ortaya çıkarmayı hedeflediğini vurguladı. TPAO tarafından Gabar ve Kato dağlarında üretimi yapılan petrolü hatırlatan Bakan Güler, şöyle konuştu: "Şu bir gerçek ki, yıllarca terörün gölgesinde kalan dağlarımız ve ovalarımız bugün güvenliğin tesis edilmesi ile birlikte bereketini de göstermeye başladı. Artık Gabar ve Kato dağları terörle değil, petrolle anılıyor. Dün rahatça girilemeyen Gabar zirvelerinde artık günde 100 bin varile yaklaşan petrol üretiliyor. Amacımız Şırnak'ı petrolü ve diğer madenleri ile jeotermali güneş ve rüzgar enerjisiyle Türkiye'nin en güçlü enerji üssü haline getirmek. Şu bir gerçek ki, terörün izlerinin silindiği bu aziz topraklarda artık huzurla üretim yapılmakta, refah büyümekte ve Şırnak başta enerji olmak üzere pek çok sahada Türkiye Yüzyılı'nın yükselen yıldızı olarak parlamaktadır. Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda ilerlediğimiz bu tarihî dönemde bölgesel istikrarın güçlenmesiyle Şırnak ticaretteki avantajını üretim, ihracat ve lojistikteki gelişmelerle daha da artırarak Türkiye Yüzyılı'nın gelişmiş şehri olma yolunda hızla ilerleyecektir" dedi. Terörle mücadelenin yeni bir safhaya ulaştığını kaydeden Güler, "Uzun yıllardır milletimizin başına bela olan teröre karşı yürüttüğümüz kapsamlı mücadele, bugün yeni bir safhaya ulaşmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik liderliği ile şekillenen, vizyoner devlet aklı ve milletimizin köklü tecrübesinden beslenen güçlü iradesi sayesinde Türkiye'yi daha parlak yarınlara taşıyacak yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Bu bakımdan Terörsüz Türkiye Türkiye Yüzyılı'nın en büyük eseri olacaktır" ifadelerini kullandı.

Milli Savunma Bakanı Güler, Elazığ’da yeni savunma tesisinin temelini attı Haber

Milli Savunma Bakanı Güler, Elazığ’da yeni savunma tesisinin temelini attı

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Elazığ’da 54’üncü Bakım Fabrika Müdürlüğü bünyesinde inşa edilecek Motor ve Şanzıman Yenileştirme Tesisinin temel atma törenine katıldı. Törende konuşan Bakan Güler, Türkiye’nin içinde bulunduğu stratejik coğrafya ve dünya güvenlik ortamı gereği yerli ve milli savunma ürünleriyle donatılmış güçlü bir orduya sahip olmanın önemine vurgu yaptı. Törene, üst düzey askeri yetkililer, Elazığ protokolü ve milletvekilleri de katıldı. "Kendi silahlarımızı üreterek dünyanın dört bir yanındaki birçok ülkeye ihraç ediyoruz" Bugün burada Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücüne güç katacak Savunma Sanayimize önemli katkılar sağlayacak, Motor ve Şanzıman Yenileme Tesisinin temel atma töreninde olduklarını belirten Bakan Güler, "Tesisimizin vatan ve millet sevdalısı insanların diyarı, Türk Silahlı Kuvvetlerimizi daima destekleyen Elazığ’da faaliyet gösterecek olmasından da ayrıca büyük bir mutluluk duyduğumuzu da belirtmek istiyorum. Elazığ’ın kadim kültürünün yanı sıra, adını bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu bir şehir olması hasebiyle bizler için ayrı bir öneme sahiptir. Motor ve Şanzıman Yenileme Tesisimizi asil milletimize, ülkemize, kahraman silahlı kuvvetlerimize ve Elazığ’ımıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Bir asır önce ne yazık ki savunma sanayisi dışa bağlı olan hatta yetersiz silah ve mühimmat nedeniyle varlık ve yokluk mücadelesi veren bir ülkeydik. Bugün ise, cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu stratejik vizyon, yüksek irade ve kararlı duruşları sayesinde kendi silahını tasarlayıp üretebilen, bu ürünleri de Endonezya’dan Polonya’ya Ukrayna’dan da Katar’a katar dünyanın dört bir yanındaki birçok ülkeye ihraç edebilen böylece uluslararası pazarda etkinlik gösteren bir ülke konumuna geldik. Türkiye artık üstün teknolojiye sahip yerli, milli ve modern savunma sanayiyle bölgesinde ve dünyada rol model olup büyük etkiler uyandırmaktadır" diye konuşu. "Türk Silahlı Kuvvetlerimizi envanterine her geçen gün yeni ürünler dahil ediyor" Türkiye’nin savunma sanayinde geldiği nokta ve ürünlerin etkinliğinin dünya kamuoyunda ilgiyle ve gıptayla takip edildiğini aktaran Bakan Güler, "Geldiğimiz bu seviye bizleri heyecanlandırmakta ve daha nice projeler için motive etmektedir. Büyük, güçlü ve kudretli Türkiye yürüyüşümüze güç katmaktadır. Yaşadığımız stratejik coğrafya başta olmak üzere dünyada yaşanan ve güvenliği tehdit eden hassas gelişmeler yerli ve milli savunma ürünleriyle donatılmış etkin ve caydırıcı bir orduya sahip olmamızı mecburi kılmaktadır. Bu bilinçle çalışarak Türk Silahlı Kuvvetlerimizi envanterine her geçen gün yeni ürünler dahil ediyor. Ordumuzun imkan ve kabiliyetlerini arttırıyoruz. Savunma sanayinde ulaştığımız noktayı yeterli görmüyor bunu daha yukarılara taşımak için var gücümüzle de çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu amaçla başta Savunma Sanayi Bakanlığımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla tam bir koordinasyon içerisinde yerlilik, millilik ve bağımsızlık ilkeleri doğrultusunda faaliyetlerimizi sürdürmeye de devam edeceğiz. Elbette sadece yeni silah sistemleri üretmiyor, aynı zamanda mevcut araç ve teçhizatımızı ömür uzatma ve modernizasyon çalışmalarını da kendi öz kaynaklarımızla birleştirmeye çalışıyoruz. Elazığ’da bulunan 54. Bakım Fabrika Müdürlüğümüzde yürüttüğü etkin faaliyetlerle bu gayretlerimize önemli destekler sağlamaktadır. Savunma sistemlerinde en kritik unsurlardan birisi lojistik destek, bakım ve idame faaliyetleridir. Buradaki fabrikamızda da nitelikli personeli, mühendislik kapasitesi ve gelişmiş altyapısıyla kahraman ordumuzun lojistik ihtiyaçlarını yıllardan beri başarıyla karşılamaktadır" şeklinde konuştu. "Durmadan ve yorulmadan hep birlikte daha çok çalışacak ve daha çok üreteceğiz" 54. Bakım fabrikasının yalnızca bir bakım üssü olmadığını da aktaran Bakan Güler, "Aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetlerimizin sahada ki gücünü sürekli kılan stratejik destek noktalarından bir tanesidir. Bugün temelini attığımız Motor ve Şanzıman Yenileştirme Tesisi de bu başarı halkasına yeni ve çok değerli bir halka olarak eklenecektir. Bu tesis ile birlikte özellikle zırhlı muharebe araçlarımızın ve lojistik destek unsurlarımızın motor ve şanzıman sistemleri modern teknolojilerle yenilenecek, ömürleri uzatılacak ve böylece kahraman ordumuzun sahada ki hareket kabiliyeti ve lojistik gücü daha da artacaktır. Tesisimiz aynı zamanda Milli Savunma Sanayi ekosistemine entegre olarak yerli üretim oranının yükseltilmesine doğrudan katkı sağlayacaktır. Elazığ’ımıza kazandırdığımız bu önemli tesis, ordumuzun ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra, şehrimizin ekonomisine de canlılık getirecek, istihdam, sanayi altyapısı ve bilgi birikim açısından da faydalı olacaktır. Böylesi önemli bir projede emek harcayacak alın teri dökecek herkese şimdiden teşekkürlerimi sunuyorum. Motor ve Şanzıman Yenileştirme Tesisimizin bir kez daha asil milletimize, ülkemize kahraman silahlı kuvvetlerimize ve Elazığ’ımıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi süreçte Türkiye yüzyılı hedefleri doğrultusunda ülkemizi savunma sanayide dünyanın en iyilerinden birisi yapana kadar büyük bir gayretle durmadan ve yorulmadan hep birlikte daha çok çalışacak ve daha çok üreteceğiz" ifadelerini kullandı.

Bakan Güler: Hava kuvvetlerimizi dünyanın en kuvvetli hava ve uzay gücü yapacağız Haber

Bakan Güler: Hava kuvvetlerimizi dünyanın en kuvvetli hava ve uzay gücü yapacağız

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kütahya Hava Er Eğitim Tugay Komutanlığı’nda yaptığı konuşmada, Hava Kuvvetlerinin gücünü artırma hedefini vurgulayarak, “Hedefimiz, Hava Kuvvetlerimizi her alandaki imkân ve kabiliyetlerini artırarak dünyanın en kuvvetli hava ve uzay güçlerinden biri hâline getirmektir” dedi. Kurban Bayramı’nın ilk gününde Mehmetçiklerle bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu belirten Bakan Güler, bayramların hoşgörü ve dayanışma duygularını pekiştiren manevi anlar olduğunu ifade etti. Asil milletimizin tarih boyunca millî ve manevi değerlerden güç alarak birlik ve beraberlik içinde hareket ettiğini söyleyen Güler, bu değerlerin bugün de ülke genelinde ortak payda olduğunu vurguladı.  "Alınan fesih kararının vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi gerektiğini her fırsatta dile getiriyoruz" Güler, Millî Savunma Bakanlığı olarak vatanın huzurunu ve güvenliğini sağlamak için büyük bir sorumlulukla çalıştıklarını söyleyerek, "Yakın zamandaki en önemli gündem konularımızdan biri olan Terörsüz Türkiye’ye ulaşma hedefimiz de bu çerçevede kritik bir eşiktir. Şanlı tarihimiz boyunca nasıl ki her koşulda yüksek bir dayanışma içerisinde olup olumsuz durumları bertaraf ettiysek bugün de bölgemizde planları olanların hesaplarını bir ve beraber olarak bozmaktayız. Özellikle ifade etmek isterim ki, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde engin devlet tecrübemizle atılan tarihî adımlar ve yürüttüğümüz sürecin başarıyla tamamlanması, ülkemizin güvenliğini ve milletimizin ebedî kardeşliğini de perçinleyecek, ortak geleceğimize güçlü adımlarla ilerleyişimiz hızlanacaktır. Bu yüzden alınan fesih kararının vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi gerektiğini her fırsatta dile getiriyoruz. Bu noktada ilgili kurumlarımızla birlikte koordineli, temkinli ve akılcı bir yaklaşımla süreci yönetmek için çalışmalarımızı hassas bir şekilde sürdürmekteyiz" açıklamasında bulundu. Terörle mücadelede elde edilen başarıda ve ülkenin terörsüz bir geleceğe yürümesinde en büyük payın şehitler ve gaziler ile ailelerinde olduğunu aktaran Güler, onların verdikleri mücadele ile ülkenin bölünmez bütünlüğünün muhafaza edildiğini dile getirerek, silah ve şiddetle bir yere varılamayacağının gösterildiğine dikkati çekti. "Hedefimiz Hava Kuvvetlerimizi her alandaki imkân ve kabiliyetlerini artırarak dünyanın en kuvvetli hava ve uzay güçlerinden biri hâline getirmektir" Bakan Güler, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) hudutları en etkin tedbirlerle korumakta, olduğunu, terörle mücadelede büyük başarılar elde ettiğini, Mavi ve Gök Vatanın hak ve menfaatlerinin muhafazasına yönelik faaliyetlerini de başarıyla sürdürdüğünü dile getirerek şöyle konuştu: "Bu faaliyetlerinin yanı sıra başta Kıbrıs olmak üzere pek çok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin güvenlik, barış ve istikrarına müstesna katkılar sunmakta, uluslararası güvenlik mimarisini güçlendirmektedir. Kahraman ordumuz bu faaliyetlerle eş zamanlı olarak bugüne kadarki en büyük ve en geniş katılımlı tatbikatları da gerçekleştirmektedir. Köklü mazisi, yetenekli personeli ve üstün donanımı ile Hava Kuvvetlerimiz de üstlendiği tüm görevleri başarıyla yerine getirerek milletimizin gururu olmaktadır. Hedefimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "İstikbal göklerdedir!" sözünden ilham alan Hava Kuvvetlerimizi her alandaki imkân ve kabiliyetlerini artırarak dünyanın en kuvvetli hava ve uzay güçlerinden biri hâline getirmektir. Bu yöndeki çalışmalarımız, bundan sonra da artan bir ivmeyle sürdürülecektir." "Savunma ve güvenlik olmak üzere her alanda güçlü olmak zorundayız" Yakın coğrafya başta olmak üzere dünya genelinde küresel aktörler arasında yaşanan gerginlikler, nüfuz mücadeleleri ve çatışmaların artarak devam ettiğini aktaran Güler, "Bu kritik dönemde ülkemizin bulunduğu stratejik coğrafya dikkate alındığında başta savunma ve güvenlik olmak üzere her alanda güçlü olmak zorundayız. Bunun bilinciyle Bakanlık olarak kahraman ordumuzu hem personel niteliği hem de teknolojik donanım açısından en üst düzeyde güçlendirmeye gayret ediyoruz. Şu bir gerçektir ki askerlik, tarih boyunca asil milletimizin ruhunda ve gönlünde müstesna bir yere sahip olmuş, Türk milleti, ordu millet olarak adlandırılmıştır. Geçmişten bugüne, nesilden nesile intikal eden ve vatanımızın güvenliğinin sağlanmasında hayati bir role sahip olan bu kutsal vatan görevinde sıra şimdi siz evlatlarımıza gelmiştir. Siz kıymetli Mehmetçiklerimiz bu şanlı ocakta alacağınız eğitimleri müteakip vatani görevinizi yapmak için birliklerinize gönderileceksiniz" şeklinde konuştu. "Gücünü Türk milletinin sevgisinden alan kahraman ordumuz güçlü bir Türkiye için çalışmaya devam edecek" Güler, yurt içinde ve sınır ötesinde, havada, karada ve denizde görev yapan mensupları tebrik ederek, "Gücünü, bağrından çıktığı asil Türk milletinin sevgisi ve güveninden alan kahraman ordumuz Cumhuriyetimizin ikinci asrına ulaştığımız bu kutlu süreçte daha büyük ve daha güçlü bir Türkiye için azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edecek. Türkiye Yüzyılı hedeflerimizin gerçekleştirilmesinde üzerine düşen vazifeleri yerine getirmek için çalışmalarını artan bir şevk ve gayretle sürdürecektir. Bu kapsamda sizlere de hem askerlik görevleriniz hem de sonraki hayatınızda önemli sorumluluklar düştüğünü özellikle vurgulamak istiyor, her birinize üstün başarılar diliyorum" değerlendirmesinde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.