#Mısır

İLKHABER-Gazetesi - Mısır haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mısır haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Adana'dan dünyaya inovasyon köprüsü: Sunar Mısır, Ar-Ge bütçesini ikiye katladı Haber

Adana'dan dünyaya inovasyon köprüsü: Sunar Mısır, Ar-Ge bütçesini ikiye katladı

Adana'dan dünyaya inovasyok köprüsü kuran Sunar Mısır, stratejik bir hammadde olan mısırı katma değerli ürünlere dönüştürerek gıda başta olmak üzere tekstil, ambalaj, kağıt ve kimya gibi birçok sektöre yönelik özel çözümler sunuyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı, sektöründe ilk ve tek olan Ar-Ge Merkezine yatırımlarını her geçen gün artırarak inovasyon çalışmalarını sürdüren şirket, üretim tesisine giren her mısır tanesini yüzde 100 değerlendirerek, ürettiği mısır nişastası ve türevleriyle gıda sektörü dışında da ürünün kullanımını destekliyor. Mısırın kullanım alanlarını geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının önemine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuya ilişkin açıklamasında; "İşimizin çok büyük bir bölümünü oluşturan mısır, bugün yüzlerce üründe hammadde olarak kullanılan, çok geniş endüstriyel etki alanına sahip, stratejik bir üründür. Sunar Yatırım olarak mısırı yalnızca üretip işlenen bir ürün değil, yeni ürünlere entegre edilen ve sanayiye katma değer katan bir ekosistem olarak görüyoruz. Nişasta bazlı çözümlerden biyobozunur ürünlere, sürdürülebilir üretim süreçlerinden farklı sektörlere yönelik inovatif uygulamalara uzanan çalışmalarımızla, mısırın potansiyelini sürekli genişletiyoruz. Bu yaklaşım hem ülkemizin üretim gücünü hem de küresel pazarlardaki rekabetçiliğimizi ileri taşıyor" dedi. Yüzlerce üründe ham madde olarak kullanılıyor Tarımın en stratejik ürünlerinden biri haline gelen ve birçok sektör için stratejik hammadde olarak tanımlanan mısır, sadece bir gıda hammaddesi olmanın ötesinde, yüzlerce farklı ürünün üretiminde önemli rol oynayan çok yönlü bir kaynak olarak öne çıkıyor. Sunar Yatırım bünyesinde yer alan Sunar Mısır, bu güçlü hammaddenin potansiyelini açığa çıkarmak amacıyla Ar-Ge yatırımlarını sürekli artırarak, mısırın üretiminden işlenmesine ve farklı sektörlerde inovatif ürünlere dönüşümüne kadar geniş bir değer zincirini yönetiyor. Mısır, bugün birçok ürünün temel hammaddesi olarak gıda, tekstil, ambalaj, kağıt, kimya ve daha birçok sektörde kritik bir rol oynuyor. Şirketin Ar-Ge yaklaşımı, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, verimlilik ve yeni pazar oluşturma ekseninde şekilleniyor. Mısır nişastasından biyoplastik poşet üretimine uzanan Ar-Ge gücü Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezi, 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından; nişasta bazlı ürünler, biyoteknoloji, proses optimizasyonu ve sürdürülebilir çözümler alanlarında yoğun çalışmalar yürütüyor. Gıda sektörünün yanı sıra kozmetik, kimya ve ilaç gibi farklı sektörlere yönelik geliştirilen ürünler, mısırın çok yönlü kullanım potansiyelini ortaya koyuyor. Bugün nişasta ve nişasta bazlı ürünler gıda sektörü ile beraber ambalaj, kağıt, kimya ve tekstil endüstrilerinde de yoğun biçimde kullanılıyor. Market poşetleri, çöp torbaları, endüstriyel ambalajlar, tarım (malç filmleri) ve pipet gibi ürünler üretiliyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle hem mevcut pazarlarda derinleşiyor hem de yeni kullanım alanları geliştiriyor. 2025 yılında Ar-Ge yatırımı 2 katına çıkartıldı Ürünlerini 100’den fazla ülkeye ihraç eden Sunar Mısır, Ar-Ge gücünü, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla artırıyor. 2025 yılında Ar-Ge ekibine yeni araştırmacılar dahil edilirken, yüksek lisans yapan çalışan sayısında yüzde 60 artış sağlandı. Kimya ve gıda mühendisliğinin yanı sıra biyoteknoloji alanındaki uzmanların da ekibe katılması ile multidisipliner yapı güçlendirildi. Aynı dönemde Ar-Ge harcamaları iki katına çıkarılırken, bütçenin önemli bir bölümü ekipman yatırımları ve çalışan yetkinliklerinin geliştirilmesine ayrıldı. Kimyasal analiz, tekstür ve biyoteknoloji alanlarında yapılan yatırımlar, merkezin teknik kapasitesini ileri seviyeye taşıdı. Ar-Ge vizyonu sürdürülebilirlik odağında şekilleniyor Sunar Mısır’ın Ar-Ge stratejisinde sürdürülebilirlik merkezi bir rol oynuyor. Biyobozunur ürünler, enerji verimliliği sağlayan prosesler ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalar, öncelikli araştırma alanları arasında yer alıyor. 2026 hedefleri doğrultusunda; sürdürülebilir ve sağlıklı ürünlere odaklanarak yeni ürünlerin pazara sürülmesi, ithal ikame çözümler geliştirilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılması planlanıyor. Aynı zamanda enerji tasarrufu ve çevresel etkiyi azaltan üretim süreçleriyle daha sürdürülebilir bir sanayi yapısına katkı sağlanması hedefleniyor.

Adana'dan dünyaya inovasyon köprüsü: Sunar Mısır Ar-Ge bütçesini ikiye katladı Haber

Adana'dan dünyaya inovasyon köprüsü: Sunar Mısır Ar-Ge bütçesini ikiye katladı

Sunar Mısır, stratejik bir hammadde olan mısırı katma değerli ürünlere dönüştürerek gıda başta olmak üzere tekstil, ambalaj, kağıt ve kimya gibi birçok sektöre yönelik özel çözümler sunuyor. Mısırın kullanım alanlarını geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının önemine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, "İşimizin çok büyük bir bölümünü oluşturan mısır, bugün yüzlerce üründe hammadde olarak kullanılan, çok geniş endüstriyel etki alanına sahip, stratejik bir üründür. Sunar Yatırım olarak mısırı yalnızca üretip işlenen bir ürün değil, yeni ürünlere entegre edilen ve sanayiye katma değer katan bir ekosistem olarak görüyoruz. Nişasta bazlı çözümlerden biyobozunur ürünlere, sürdürülebilir üretim süreçlerinden farklı sektörlere yönelik inovatif uygulamalara uzanan çalışmalarımızla, mısırın potansiyelini sürekli genişletiyoruz. Bu yaklaşım hem ülkemizin üretim gücünü hem de küresel pazarlardaki rekabetçiliğimizi ileri taşıyor" dedi. "Yüzlerce üründe ham madde olarak kullanılıyor" Çomu, şöyle devam etti: "Tarımın en stratejik ürünlerinden biri haline gelen ve birçok sektör için stratejik hammadde olarak tanımlanan mısır, sadece bir gıda hammaddesi olmanın ötesinde, yüzlerce farklı ürünün üretiminde önemli rol oynayan çok yönlü bir kaynak olarak öne çıkıyor. Sunar Yatırım bünyesinde yer alan Sunar Mısır, bu güçlü hammaddenin potansiyelini açığa çıkarmak amacıyla Ar-Ge yatırımlarını sürekli artırarak, mısırın üretiminden işlenmesine ve farklı sektörlerde inovatif ürünlere dönüşümüne kadar geniş bir değer zincirini yönetiyor. Mısır, bugün birçok ürünün temel hammaddesi olarak gıda, tekstil, ambalaj, kağıt, kimya ve daha birçok sektörde kritik bir rol oynuyor. Şirketin Ar-Ge yaklaşımı, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, verimlilik ve yeni pazar oluşturma ekseninde şekilleniyor." Mısır nişastasından biyoplastik poşet üretimine uzanan Ar-Ge gücü Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezinin 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından; nişasta bazlı ürünler, biyoteknoloji, proses optimizasyonu ve sürdürülebilir çözümler alanlarında yoğun çalışmalar yürüttüğünü anlatan Çomu, " Gıda sektörünün yanı sıra kozmetik, kimya ve ilaç gibi farklı sektörlere yönelik geliştirilen ürünler, mısırın çok yönlü kullanım potansiyelini ortaya koyuyor. Bugün nişasta ve nişasta bazlı ürünler gıda sektörü ile beraber ambalaj, kağıt, kimya ve tekstil endüstrilerinde de yoğun biçimde kullanılıyor. Market poşetleri, çöp torbaları, endüstriyel ambalajlar, tarım (malç filmleri) ve pipet gibi ürünler üretiliyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle hem mevcut pazarlarda derinleşiyor hem de yeni kullanım alanları geliştiriyor" diye konuştu. 2025 yılında Ar-Ge yatırımı 2 katına çıkartıldı Ürünlerini 100’den fazla ülkeye ihraç ettiklerinin altını çizen Çomu, şunları kaydetti: " Sunar Mısır, Ar-Ge gücünü, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla artırıyor. 2025 yılında Ar-Ge ekibine yeni araştırmacılar dahil edilirken, yüksek lisans yapan çalışan sayısında yüzde 60 artış sağlandı. Kimya ve gıda mühendisliğinin yanı sıra biyoteknoloji alanındaki uzmanların da ekibe katılması ile multidisipliner yapı güçlendirildi. Aynı dönemde Ar-Ge harcamaları iki katına çıkarılırken, bütçenin önemli bir bölümü ekipman yatırımları ve çalışan yetkinliklerinin geliştirilmesine ayrıldı. Kimyasal analiz, tekstür ve biyoteknoloji alanlarında yapılan yatırımlar, merkezin teknik kapasitesini ileri seviyeye taşıdı." Ar-Ge vizyonu sürdürülebilirlik odağında şekilleniyor Sunar Mısır’ın Ar-Ge stratejisinde sürdürülebilirlik merkezinin rol oynadığını belirten Çocum " Biyobozunur ürünler, enerji verimliliği sağlayan prosesler ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalar, öncelikli araştırma alanları arasında yer alıyor. 2026 hedefleri doğrultusunda; sürdürülebilir ve sağlıklı ürünlere odaklanarak yeni ürünlerin pazara sürülmesi, ithal ikame çözümler geliştirilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılması planlanıyor. Aynı zamanda enerji tasarrufu ve çevresel etkiyi azaltan üretim süreçleriyle daha sürdürülebilir bir sanayi yapısına katkı sağlanması hedefleniyor" şeklinde konuştu.

Barut: İthalat yerine üretici desteklenmeli Haber

Barut: İthalat yerine üretici desteklenmeli

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Cumhurbaşkanlığı kararıyla gümrük vergisi yüzde 130'dan yüzde 5'e düşürülerek 3 milyon ton mısır ithalatı kararına tepki gösterdi. Yerli üretici ve üretime destek yerine ithalata yönelen iktidarı eleştiren Barut, "Üretime ve üreticiye destek yerine yine ithalat kararı aldılar. 3 milyon ton mısır ithalatı için gümrük vergisi yüzde 130’dan yüzde 5’e düşürüldü. İktidara çağrı yapıyoruz; Yanlıştan derhal dönülsün. Yerli üretime ve çiftçimize kötülük yapmaktan vazgeçin" dedi. “ÜRETİCİ YANIYOR, OCAKLAR SÖNÜYOR" Resmi Gazete'de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile mısır ithalatında yüzde 130 olan gümrük vergisi yüzde 5'e düşürülüp 31 Temmuz 2026 tarihine kadar yapılacak 3 milyon tonluk ithalata tepki gösteren Ayhan Barut şunları söyledi: "Her defasında yerliyiz ve milliyiz diye nutuk atanlar ülkemizi ithalat cennetine çevirdi. İran'a yönelik savaşın da etkisiyle mazot 80 liraya dayanmış, gübre 40 bin liraya fırlamış halde. Üretici yanıyor, ocaklar sönüyor. Bu yangını söndürüp çare üretmeyen iktidar, tarımsal üretime ve üreticimize ithalat yoluyla bir darbe daha vuruyor. Bu yanlışa geçit vermeyeceğiz. Aklınızı başınıza alın, bu kötülükten vazgeçin.” “ÇİFTÇİ ARTAN MALİYETLER ALTINDA EZİLİYOR” Ayhan Barut, "Emektar çiftçimiz fahiş oranda artan maliyetler altında eziliyor. Mazottan gübreye her şeyin fiyatı katlanarak artıyor ama ne hikmetse tarımsal ürünler para etmiyor. Milyonlarca ton mısır ithal etmek yerine çiftçimizi ve üretimi destekleseler mısırda üretim ile tüketim arasındaki farkı kendimiz karşılarız. Hatta fazlasını üretip dışarıya satarız. Bunu yapmıyorlar, rant ve çıkar hırsıyla ithalat kararı alıp üretimi ve yerli üreticiyi bitirmeye çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

Tel Aviv'in "kükreyen aslan" isimli saldırıdan "miyavlayan kedi" olarak çıktığı yorumu Haber

Tel Aviv'in "kükreyen aslan" isimli saldırıdan "miyavlayan kedi" olarak çıktığı yorumu

İsrail'in önemli gazetelerinden Maariv, İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına verdiği isme atıfla, Tel Aviv'in "kükreyen aslan" ismini verdiği saldırıdan "miyavlayan kedi" olarak çıktığı yorumunda bulunarak, Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetini sert sözlerle eleştirdi. ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması şartıyla İran'la iki haftalık karşılıklı geçici ateşkesi kabul ettiğini duyurması sonrası, İsrail'de muhalif isim ve medya organlarından tepkiler gelmeye devam ediyor. Maariv gazetesi, İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına verdiği isme atıfla, "Aslan kükremesinden kedi miyavlamasına: Netanyahu ve Trump'ın İran konsepti nasıl çöktü?" başlığını kullandığı haberde, Washington ve Tel Aviv yönetimlerini sert bir şekilde eleştirdi. Söz konusu haberde "41 günlük savaş ve 5 bin yıkılmış bina, kesin bir İran zaferiyle sonuçlandı. (İran lideri Ali) Hamaney'in tasfiyesine rağmen rejim hayatta kaldı, nükleer kapasite yerinde duruyor ve Hürmüz Boğazı Tahran'ın ATM'sine dönüştü. İsrail ve ABD, bu mücadeleden tamamen stratejik bir teslimiyet anlamına gelen bir anlaşmayla çıkıyor." ifadeleri kullanıldı. Şu an için anlaşmanın tek kazananının İran ve vekil güçleri olduğu değerlendirmesinde bulunulan haberde, "Tüm üzüntümüze rağmen, görünen o ki İsrail ve ABD bu savaşı büyük bir farkla kaybetmiştir." ifadelerine yer verildi. Haberde, Netanyahu hükümetine tepki gösterilerek, şunlar kaydedildi: "İsrail ve ABD, 41 gün önce bir savaşa girdi. İsrail devleti felç oldu. Havalimanı kapandı. İran, Yemen ve Lübnan'dan binlerce füze fırlatıldı ve bazıları İsrail topraklarına düştü. Çatışmalarda onlarca İsrailli sivil ve asker öldü, yüzlercesi yaralandı. İsrail ekonomisi, 41 günlük neredeyse tam duraksamanın ağır bedelini ödedi. İsrail'de mücadelenin son tablosunun, en azından bu aşamada böyle olacağını hayal edenlerin sayısı oldukça az." ABD-İRAN ARASINDA İSRAİL’İ DE KAPSAYAN GEÇİCİ ATEŞKES ABD ve İsrail’in İran’a 28 Şubat’ta başlattığı saldırıların ardından İran’ın misillemeleri ile bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen süreçte, ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan’da 01.30 sularında ateşkesi kabul ettiğini duyurdu. Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması şartıyla 2 haftalık ateşkesi kabul ettiklerini, İran’dan 10 maddelik teklif aldıklarını ve bunun müzakere için uygulanabilir bir temel olduğunu ifade etti. “İran'ın savaştaki hedeflerine ulaştığı" açıklamasında bulunan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi de nihai müzakerelerin İslamabad’da en fazla 15 gün içinde sonuçlandırılmasının hedeflendiğini bildirdi. Türkiye, Pakistan ve Mısır; ABD-İran arasındaki mesaj alışverişinin sürmesi ve sonuca ulaşması için yoğun çaba gösterdi. Geçici ateşkesi desteklediğini açıklayan İsrail yönetimi ise uzlaşmaya Lübnan konusunun dahil olmadığını savunarak Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürüyor.

Türkiye'nin de dahil olduğu Sekiz ülkeden İsrail'e ortak tepki: Kudüs'teki kutsal mekanlara yönelik müdahaleler reddedildi Haber

Türkiye'nin de dahil olduğu Sekiz ülkeden İsrail'e ortak tepki: Kudüs'teki kutsal mekanlara yönelik müdahaleler reddedildi

Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, yaptıkları ortak açıklama ile İsrail'in Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ilişkin hukuki ve tarihi statükoyu değiştirmeye yönelik her türlü girişimini kınadıklarını ve reddettiklerini bildirdi. İSRAİL'İN EGEMENLİK İDDİALARINA REDDİYE Türkiye Cumhuriyeti, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Katar Devleti, Suudi Arabistan Krallığı ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin dışişleri bakanları, Müslümanların ibadet için Mescid-i Aksa'nın da içinde bulunduğu Harem-i Şerif’e erişiminin ve Kudüs Latin Patriği ile Kutsal Topraklar Muhafızı’nın Palmiye Pazarı Ayini’ni icra etmek üzere Kutsal Kabir Kilisesi’ne girişlerinin engellenmesi dahil olmak üzere işgal altındaki Kudüs’te Müslümanlar ve Hristiyanlar için ibadet özgürlüğüne yönelik olarak İsrail tarafından sürdürülen kısıtlamaları en güçlü biçimde kınadı ve reddetti. 8 ülkenin dışişleri bakanları tarafından yapılan ortak basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Bakanlar, Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ilişkin hukuki ve tarihî statükoyu değiştirmeye yönelik her türlü İsrail girişimini kınadıklarını ve reddettiklerini yinelemiştir. Devam etmekte olan söz konusu İsrail uygulamaları, uluslararası insancıl hukuk dahil uluslararası hukukun yanı sıra mevcut hukuki ve tarihî statükonun açık bir ihlalini teşkil etmekte ve ibadet yerlerine engelsiz erişim hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Bakanlar, Hristiyanların dini vecibelerini yerine getirmek üzere Kutsal Kabir Kilisesi’ne serbest erişimlerinin engellenmesi dahil, Kudüs’te Müslümanlara ve Hristiyanlara yönelik hukuka aykırı ve kısıtlayıcı İsrail uygulamalarını kesin bir şekilde reddettiklerini teyit etmiştir. Bakanlar, Kudüs’ün ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekânlarının mevcut tarihî ve hukuki statükosuna riayet edilmesi gerekliliğini vurgulamış, işgalci güç İsrail’in işgal altındaki Kudüs üzerinde hiçbir egemenliği bulunmadığını yinelemiş ve ibadet edenlerin Kudüs’teki ibadet yerlerine erişimini engelleyen tüm uygulamalara son verilmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Bakanlar, İsrail’in Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in kapılarını ibadet edenlere mübarek Ramazan ayı dahil olmak üzere 30 gün boyunca kesintisiz olarak kapalı tutmasını ve ibadet özgürlüğünü kısıtlamasını bir kez daha kınamış; bunun uluslararası hukukun, mevcut hukuki ve tarihî statüko ile işgalci güç İsrail’in yükümlülüklerinin ciddi bir ihlalini teşkil ettiğini belirtmiştir. Bakanlar, söz konusu tırmandırıcı tedbirlerin bölgesel ve uluslararası barış ve güvenlik açısından taşıdığı tehlikelere dair uyarılarda bulunmuştur. Bakanlar, toplam 144 dönümlük alanı kapsayan Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in tamamının yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu yinelemiş; Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığı’na bağlı Kudüs Evkaf İdaresi ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesi’nin mübarek Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in işlerini yürütmek ve girişleri düzenlemek konusunda münhasır yetkiye sahip hukuki merci olduğunu vurgulamıştır. Bakanlar, işgalci güç İsrail’e Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in kapılarının kapatılmasına derhal son vermesi, Kudüs Eski Şehri’ne erişime yönelik kısıtlamaları kaldırması ve Müslümanların Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’e erişimini engellemekten kaçınması çağrısında bulunmuştur. Bakanlar ayrıca uluslararası topluma İsrail’i Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ve kutsal mekanların kutsiyetine halel getirmeye yönelik devam eden ihlallerine ve hukuka aykırı uygulamalarına son vermeye zorlayacak kararlı bir tutum benimsemesi çağrısı yapmıştır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan Mısır’da: Al-İttihadiye Sarayı’nda resmi törenle karşılandı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan Mısır’da: Al-İttihadiye Sarayı’nda resmi törenle karşılandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan’daki temaslarını tamamlamasının ardından resmi ziyaret kapsamında Mısır’a geçti. Riyad Kral Halid Uluslararası Havalimanı’ndan Riyad Emiri Prens Faisal bin Bandar Al Saud, Suudi Arabistan'ın Ankara Büyükelçisi Fahad bin Assad Abualnasr ile Türkiye'nin Riyad Büyükelçisi Emrullah İşler ve eşi Ayşenur İşler tarafından uğurlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "TUR" uçağıyla Mısır'ın başkenti Kahire’ye ulaştı. HAVALİMANINDA SİSİ KARŞILADI Kahire Uluslararası Havalimanı'na inen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı burada Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve eşi Entissar Amer ile Türkiye'nin Kahire Büyükelçisi Salih Mutlu Şen karşıladı. Havalimanındaki karşılamanın ardından Erdoğan ve beraberindeki heyet Al-İttihadiye Sarayı'na hareket etti. SARAYDA TOP ATIŞLARIYLA KARŞILAMA Al-İttihadiye Sarayı'na gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan için burada resmi karşılama töreni düzenlendi. Saraya girişte top atışlarıyla başlayan törende iki ülkenin milli marşları okundu. Liderlerin tören kıtasını selamlamasının ve heyetlerin birbirine takdim edilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Sisi baş başa görüşmeye geçti. İkili görüşmenin ardından liderlerin heyetler arası görüşmelere başkanlık edeceği bildirildi. İMZA TÖRENİ VE ORTAK BASIN TOPLANTISI YAPILACAK Kahire temasları kapsamında iki ülke arasında gerçekleştirilecek anlaşmaların imza törenine katılacak olan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Sisi'nin, görüşmelerin tamamlanmasının ardından ortak bir basın toplantısı düzenlemesi bekleniyor. Erdoğan'ın Mısır programını Türkiye-Mısır İş Forumu'na katılarak tamamlaması planlanıyor. GENİŞ BAKAN HEYETİ EŞLİK EDİYOR Mısır ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a eşi Emine Erdoğan'ın yanı sıra kalabalık bir bakan heyeti de eşlik ediyor. Heyette Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu yer alıyor.

Refah Sınır Kapısı sınırlı açıldı: Çift yönlü yaya geçiş başladı Haber

Refah Sınır Kapısı sınırlı açıldı: Çift yönlü yaya geçiş başladı

İsrail işgali nedeniyle Mayıs 2024'ten bu yana kapalı tutulan Mısır ile Gazze arasındaki Refah Sınır Kapısı'nda yeni bir dönem başladı. Yaklaşık 2 yıldır süren tam ablukanın ardından, Avrupa Birliği Sınır Destek Misyonu (EUBAM) personelinin bölgeye ulaşmasıyla birlikte kapı, sınırlı ve kontrollü olarak yaya trafiğine açıldı. GÜNLÜK GEÇİŞ KOTASI VE İSRAİL ONAYI Sınırın yeniden faaliyete geçmesiyle ilgili Mısır ve İsrail basınında farklı detaylar paylaşıldı. Mısır merkezli Kahire el-İhbarriyye televizyonu, açılış günü itibarıyla Gazze'den Mısır'a ve Mısır'dan Gazze'ye 50'şer kişilik grupların geçiş yapmasının beklendiğini duyurdu. İsrail basınına yansıyan bilgilere göre ise günlük kota; Gazze'den çıkış yapacaklar için 150, bölgeye geri dönecekler için ise 50 kişi olarak belirlendi. Ancak geçiş yapacak tüm isimlerin listesinin, önceden İsrail güvenlik birimlerinin onayına sunulması şartı getirildi. YARDIM TIRLARINA ABLUKA SÜRÜYOR Yaya geçişlerinde kısmı esneklik sağlanmasına rağmen, Gazze'nin en acil ihtiyacı olan lojistik destek engellenmeye devam ediyor. Ateşkes planının en kritik maddelerinden biri olan insani yardım malzemeleri ve ağır iş makinelerinin bölgeye girişine İsrail tarafından henüz izin verilmediği bildirildi. BİNLERCE HASTA TAHLİYE BEKLİYOR Sınır kapısının kapalı kaldığı süreçte Gazze'deki sağlık krizi derinleşti. Filistin Sağlık Bakanlığı ve uluslararası yardım kuruluşlarının verilerine göre; bölgede 4 bini çocuk olmak üzere toplam 16 bin 500'den fazla yaralı ve hasta, tedavi olabilmek için yurt dışına sevk edilmeyi bekliyor. Yetersiz tıbbi imkanlar ve ilaç eksikliği nedeniyle, tahliye sırası bekleyen binden fazla Filistinlinin hayatını kaybettiği belirtildi. Refah Sınır Kapısı'nın açılması, tedavi bekleyen binlerce sivil için "umut kapısı" olarak görülse de, İsrail'in uyguladığı katı kotalar ve onay süreci endişeleri canlı tutuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.