#MYK

İLKHABER-Gazetesi - MYK haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, MYK haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP MYK’nın gündemi 24 Ekim’deki dava Haber

CHP MYK’nın gündemi 24 Ekim’deki dava

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK), dün Genel Başkan Özgür Özel'in başkanlığında yaklaşık dört saat süren bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantının gündeminde Özel’in yurt dışı temasları, dış politikadaki son durum, KKTC'deki cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Filistin-İsrail ateşkesi sonrası bölgedeki gelişmeler yer aldı. KRİTİK GÜNDEM: 24 EKİM'DEKİ KURULTAY İPTAL DAVASI Toplantının ana gündem maddelerinden birini ise CHP’nin 39. Olağan Kurultay süreci ile 24 Ekim'de görülecek olan 38. olağan ve 21. olağanüstü kurultayın iptali istemiyle açılan dava oluşturdu. MYK'da ayrıca ekonomi, sağlık ve eğitim alanındaki sorunlar ile yaklaşan bütçe görüşmeleri ve Meclis gündemi de değerlendirildi. 'İL KONGRELERİ BİTİNCE DAVA KONUSUZ KALACAK' Edinilen bilgiye göre, CHP'li kurmaylar, partinin il kongrelerinin yarın (bugün) sona ereceğini belirterek, 24 Ekim'de görülecek davanın hukuken 'konusuz' kalacağını savundu. Kurmayların, "İl kongrelerimiz bitince yeni kurultay delegelerimiz de seçilmiş olacak. Doğal olarak da 24’ündeki dava konusuz kalacak. Yeni kurultay delegeleri belirlenince bu sefer dava için konuya mahâl hiçbir şey kalmamış olacak" değerlendirmesini yaptığı öğrenildi. 'KAYYUM ATANMASI YA DA MUTLAK BUTLAN İHTİMALİ ZERRE YOK' MYK'da, partiye kayyum atanması veya kurultayın 'mutlak butlan' (kesin geçersizlik) ile iptali gibi ihtimallerin de gündeme geldiği belirtildi. CHP'li kurmayların bu iddialara karşı, "Zaten iki kere olağanüstü kurultay yaptık. Delege şaibe suçlamasını düşürdü. İki olağanüstü kurultay, dava konusu olan olağan kurultayı ‘yok hükmü’ne düşürdü. Yok hükmünde olan, konusuz bir şeye niye kayyum ataması yapılsın? Kayyum atanması ya da mutlak butlan ihtimali zerre yok" görüşünü dile getirdiği aktarıldı. PARTİ MECLİSİ PERŞEMBE GÜNÜ TOPLANIYOR CHP yönetiminin, "Her türlü hukuksuzluğa karşı olağan kurultayımızın tarihini de belirleyeceğiz" diyerek süreci hızlandırma kararı aldığı öğrenildi. Bu kapsamda, 39. Olağan Kurultay'ın tarihini netleştirmek amacıyla CHP Parti Meclisi’nin (PM) 23 Ekim Perşembe günü toplanacağı bildirildi. CHP'li kurmayların 24 Ekim'deki davaya ilişkin beklentisinin davanın düşmesi yönünde olduğu, ancak süreci "CHP’yi bu gündeme hapsetme çabası" olarak gördükleri ve Genel Başkan Özel'in davayı "Süreç odaklı bir dava" olarak nitelendirdiği kaydedildi.

Ömer Çelik: Netanyahu hükümeti dünya barışı için bir numaralı tehdit Haber

Ömer Çelik: Netanyahu hükümeti dünya barışı için bir numaralı tehdit

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Bölge barışı ve dünya barışı için bir numaralı tehdit Netanyahu hükümetidir." dedi.Çelik, parti genel merkezinde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu. AK Parti'nin 24. yaş gününü 14 Ağustos'ta kutlayacaklarını anımsatan Çelik, "Yaş gününü kutladıktan sonra Türkiye çapında yeni bir kampanya başlatacağız. 24. yaş günümüzü kutlama ve sonrasında başlatacağımız kampanyayla ilgili çalışmalarımız devam ediyor." diye konuştu. Ömer Çelik, Erzurum Kongresi'nin yıl dönümü ile Hatay'ın ana vatana katılışının yıl dönümünü kutladı.Erzurum Kongresi'nde açıklanan "Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür bölünemez" ilkesinin Kurtuluş Savaşı'na yön vermesinin esas olduğunu vurgulayan Çelik, "Bu vesileyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını bir kere daha rahmet ve minnetle anıyoruz. Hatay'ın ana vatana katılması yıl dönümü vesilesiyle de Hatay'ın ilk cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen'i rahmetle andığımızı ifade etmek isterim." ifadesini kullandı. "En önemli gündem maddesi Gazze" Çelik, bütün MYK ve MKYK toplantılarında en önemli gündem maddelerinin Gazze olduğunu ifade etti.Gazze'ye yapılacak gıda yardımlarının engellenmesi ve kuşatmanın devam etmesinin, uluslararası hukuk anlamında soykırım suçunun bütün unsurlarıyla defalarca yerine geldiğini net bir şekilde gösterdiğine işaret eden Çelik, insani yardım koridorunun açılması için bir küresel birlik ve mücadele ortaya konulmasının esas olduğunu belirtti. Savaş suçu ve soykırım suçları bakımından Netanyahu hükümetinin yargılanması ve eylemlerine küresel bir inisiyatifle son verilmesinin insanlık meselesi haline geldiğini vurgulayan Çelik, "Burada, pek çok dezenformasyon söz konusu oluyor. Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz bunları kapsamlı bir şekilde yalanlıyor ve yalanlamaya devam edecek. Dediğim gibi bütün bu kuşatmanın ortadan kalkması, soykırım faaliyetlerinin son bulması için Sayın Cumhurbaşkanımızın hem diplomatik hem diğer açılardan mesaisi yoğun bir şekilde devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu. İsrail'in Suriye'ye saldırıları Ömer Çelik, geçtiğimiz günlerde Suriye'de bir istikrarsızlık girişimi oluşturulmaya çalışıldığını, Süveyda'da İsrail ve siyonizm yanlısı Dürzi grubun başını çektiği propaganda merkezi ve şiddet odağının Suriye'nin istikrarına dönük sabotaj girişiminde bulunduğunu dile getirdi. İsrail ve soykırımcı Netanyahu hükümetinin bu sabotaj girişimini kendisi için bir vesile addettiğini ve Suriye Genelkurmay Başkanlığından diğer birimlere kadar saldırı gerçekleştirdiğini anımsatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Burada şunu net bir şekilde söylemek gerekir. Bölge barışı ve dünya barışı için bir numaralı tehdit Netanyahu hükümetidir. Eğer birileri İsrail'in güvenliğinin tehdit altında olduğunu söylüyorsa, İsrail'in güvenliğini tehdit eden ana unsurun Netanyahu hükümeti olduğunu net bir şekilde görmelidir. Dolayısıyla İsrail'in Suriye'yi bölme ve istikrarsızlaştırmasına dönük her faaliyetin milli güvenliğimiz açısından doğrudan tehdit teşkil ettiğini ifade etmek isterim. Biz Suriye'nin toprak bütünlüğüne ve milli egemenliğine sonuna kadar sahip çıkılması gerektiğini düşünüyoruz. Suriye'nin toprak bütünlüğüne ve milli egemenliğine dönük her olumsuz girişim, kardeş Suriye'ye sahip çıkma ilkemiz etrafında bizim tarafımızdan tümüyle reddedilir. Aynı şekilde oradaki bir istikrarsızlığın milli güvenliğimizi tehdit eden sonuçlar doğuracağını değerlendirerek bunların hepsine karşı tutumumuzu net bir şekilde ortaya koyarız." "Etnik ve mezhepsel gerilim" AK Parti Sözcüsü Çelik, bazı Batılı yayın organlarında Suriye'deki gelişmelerin "etnik ve mezhepsel gerilim" şeklinde ifade edildiğini aktardı.Bu yayın organlarının, yayın yaparken, Suriye'deki meşru yönetimi ve meşru cumhurbaşkanını, mezhepçilik temelinde Dürzilere karşı bir girişim içerisinde olduğu yönünde nitelendirdiklerine dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti: "Suriye'de etnik krizleri ve mezhepsel krizleri tetiklemeye çalışanlar esasında, Suriye'nin iç dinamiklerinden çok burada vekalet savaşları yoluyla bazı projeleri yürütmeye çalışan yabancı devletlerdir. Görüntüde etnik, mezhepsel çatışma gibi gözükse de bunun arkasında büyük devletlerin vekalet savaşları vardır. Nitekim Süveyda'daki Dürzi grup doğrudan siyonizmin oraya müdahale etmesini isteyerek aslında kim adına hareket ettiğini ve amacının ne olduğunu ortaya koymuştur. Suriye'deki Dürzi kardeşlerimizin geneli, Lübnan'daki Dürzi kardeşlerimiz, aynı Arap, Türk, Türkmen, Kürt, Nusayri, Alevi, Sünni, Şii kardeşlerimiz gibi Suriye'nin birliğini, toprak bütünlüğünü ve milli egemenliğini savunmaktadır. Dolayısıyla buna, siyonizmin desteğiyle karşı çıkan bir Dürzi grubu öne sürerek Dürzilerin hepsini bu şekilde göstermek son derece yanlıştır. Dürzilerin çok bilinen efsanevi lideri Velid Canbolat'ın açıklamaları da bu dediğimiz çerçevededir." Çelik, Suriye güvenlik güçlerinin bazı yerlerde aşırı eylemlerinin olduğuna dair görüntüler gördüklerini, Suriye yönetiminin bunlara hızlı bir şekilde müdahale etmesi ve bu konularla ilgili soruşturma açmasından son derece memnun olduklarını söyledi.

MYK ve ADASO arasında yetkilendirme protokolü imzalandı Haber

MYK ve ADASO arasında yetkilendirme protokolü imzalandı

ADANA(İLKHABER)-Adana Sanayi Odası (ADASO), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) iş birliğiyle hayata geçirilen "Adana Mesleki Eğitim Merkezi Teknik Destek Projesi" kapsamında, Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) bünyesinde önemli bir adım attı. Projeye dâhil olan Adana Sanayi Odası Eğitim ve Danışmanlık Anonim Şirketi, MYK ile yetkilendirme protokolünü imzaladı. Mesleki Yeterlilik Kurumu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, UNDP Mukim Temsilcisi Louisa Vinton ve EBRD Ankara Ofis Başkanı Mehmet Üvez'in katılımıyla gerçekleşen imza töreninde, Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, MYK Mesleki Yeterlilik Belgelerinin önemine vurgu yaparak, ADASO’yla yapılan işbirliğinin ve Odaların bu anlamdaki faaliyetlerinin önemini vurguladı. Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, belge sahibi bireylerin yüksek iş disiplinine sahip olduğunu, üretim ve hizmet kalitesini arttığını vurgulayarak, ADASO olarak kurdukları belgelendirme merkezi faaliyetleri çerçevesinde ülke sanayisine katkı sağlayacak olmaktan büyük bir mutluluk duyduklarını ifade etti. Toplamda 9 meslek grubunda MYK belgelendirme sürecine başladıklarını belirten Başkan Kıvanç, “Adana Sanayi Odası olarak, Mesleki Yeterlilik Kurumu iş birliğiyle önemli bir adım attık. Bu iş birliği çerçevesinde; Makine Bakımcı Seviye 4, NC/CNC Tezgah İşçisi Seviye 3, Çelik Kaynakçısı Seviye 3, Doğalgaz Çelik Boru Kaynakçısı Seviye 3, İplik Bitim İşleri Operatörü Seviye 3, İplik Eğirme Operatörü Seviye 3, Kompleci Seviye 3, Endüstriyel Taşımacı Seviye 3, Motosikletli Kurye Seviye 3 mesleklerinde yetkilendirme protokolü imzaladık. Bu yetkilendirmeler, işgücümüzün niteliklerini artırmak ve sektörlerimizin kalitesini yükseltmek amacıyla atılan önemli bir adımı temsil ediyor. Bu gelişme ile birlikte, sektörlerimizdeki profesyonellerin yetkinliklerini ulusal standartlara uygun şekilde belgelemelerini sağlayarak, iş güvenliği ve verimliliği alanlarında da önemli ilerlemeler kaydedeceğimize inanıyorum." UNDP Mukim Temsilcisi Louisa VINTON, projenin hedefine ulaşmasından büyük memnuniyet duyduğunu belirtirken, EBRD Ankara Ofis Başkanı Mehmet ÜVEZ de gelecekteki projelerde de Mesleki Yeterlilik Kurumu ile iş birliği içerisinde çalışmayı dört gözle beklediklerini dile getirdi.

Kanlı’dan “İkinci tur” mesajı! Haber

Kanlı’dan “İkinci tur” mesajı!

EMRE EKİCİ ADANA (İLKHABER)- Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı; Milletvekilleri, MYK Üyeleri, Milletvekili Adayları ve tüm kadrolarıyla Cumhurbaşkanı Seçimi için yapılan çalışmalar ile ilgili istişare toplantısı yaptı. İkinci tura kalan ve 28 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanı Seçimi ile ilgili çalışma planları istişare edilerek yol haritası hazırlığında olan MHP bu toplantıda, geçen seçim süreci ile alakalı görülen eksiklikleri, saha faaliyetlerinde yapılan gözlemleri, halkın ilgisini, talep, beklenti ve iletilen sorunlar ile çalışma stratejisinin zayıf ve güçlü yönlerinin irdeleyip çıkarımlar gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanlığını çok daha açık farkla yeniden kazanacaklarını söyleyen MHP Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı, “Allah’ın izni ve yardımıyla, aziz milletimizin desteğiyle inşallah Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı çok daha açık farkla yeniden seçeceğiz.” dedi. Düzenlenen toplantıya MHP Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı; MYK Üyesi Adana Milletvekili Muharrem Varlı, Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, MYK Üyesi Uğur Öztürk, Genel Başkan Başdanışmanı Hüseyin Sözlü, 28. Dönem Milletvekili Adayları, İl Divan Kurulu Üyeleri, Adana Ülkü Ocakları Başkanı Cem Tutsoy, merkez ilçe Başkanları Tamer Yücel, Hasan Öztuğ ve Mustafa Kızılelma’nın katılımlarıyla düzenlediği toplantıda 14 Mayıs’ta yapılan seçimi ve sonucunu değerlendirirken, 28 Mayıs’ta gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanı Seçimiyle ilgili istişarelere katılım sağladı. MHP Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı, toplantının ardından yaptığı açıklamada “MHP olarak Adana’da yoğun ve hareketli bir seçim süreci yaşadık. Vatandaşlarımızın sandığa yansıttığı iradeyi alıp başımızın üzerine koyduk. Şimdi tüm dünyada merak edilen, beklenen, izlenen asrın seçiminin ikinci turu var. Allah’ın izni ve yardımıyla, aziz milletimizin desteğiyle inşallah Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı çok daha açık farkla yeniden seçeceğiz.” ifadesini kullandı. Cumhur ittifakı’nın “Türk ve Türkiye Yüzyılı” gibi yüksek bir hedef ortaya koyduğunu, bunun adım adım ilerlediğini belirten Başkan Kanlı “Bu hedef bütün milletimizin hedefi iken, maalesef terör örgütleriyle hedef birliği yapan, ABD’nin, AB’nin güdümüne giren, Londra tefecilerine umut bağlamış gayri milli bir adayla Türkiye’nin yeniden teröre boyun eğmesi, hızının ve sesinin kesilmesi, Orta Asya’dan, Kafkaslara, Balkanlardan Afrika içlerine kadar var olan etkisinin sıfırlanması isteniyor. Buna izin vermemeliyiz. Bu şuur, bu inanç ve kararlılıkla sahada olacağız. O yüzden hepimize, tüm vatandaşlarımıza sorumluluk ve görev düşüyor.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin MYK toplantısı öncesinde Hatay'da konuştu: Haber

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin MYK toplantısı öncesinde Hatay'da konuştu:

ANKARA (AA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Böyle acılar karşısında bir olmak, beraber olmak, ortak mücadele etmek, sorunları çözmek için geçmiş hesapları bir tarafa bırakarak, bir canı daha nasıl kurtarabiliriz arayışı içinde kenetlenmek bizim en büyük arzumuz." dedi.CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Hatay EXPO'da toplandı.Kılıçdaroğlu, toplantı öncesinde yaptığı açıklamada, yaşanılan sıkıntılar dolayısıyla bu MYK'nin kendileri için kolay olmadığını, sorunların aşılması için milletvekillerinin ve belediye başkanlarının ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini ifade etti.Deprem sonrası hemen Adana, Osmaniye, Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya, Pazarcık, Samandağ ve İskenderun'a gittiklerini ve depremin tüm gerçeğiyle bir anlamda yüzleştiklerini belirten Kılıçdaroğlu, depremzedelerin yaşadığı koşullarda bir akşamı Şanlıurfa'da, bir akşamı da Arsuz'da geçirdiklerini söyledi.Acıların çok büyük olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar, millete başsağlığı diledi ve "Elbette ki böyle acılar karşısında bir olmak, beraber olmak, ortak mücadele etmek, sorunları çözmek için geçmiş hesapları bir tarafa bırakarak, bir canı daha nasıl kurtarabiliriz arayışı içinde kenetlenmek bizim en büyük arzumuz." dedi.Gittiği illerde, fırsat buldukça hiçbir ayrım yapmadan belediye başkanlarını da ziyaret ettiklerini, vatandaşlarla karşılaştıklarını, onların dertlerini dinlediklerini anlatan Kılıçdaroğlu, "Sorunu yaşayan kişilerin bize aktardıkları olaylar, yaşadıkları sıkıntılar katlanabilir türden değil ama sonuçta bütün bu acıları görmek, gözlemlemek mümkün oldu." ifadesini kullandı.Deprem bölgesindeki ziyaretlerinde makam aracı kullanmadıklarını, ziyaretleri partisinin milletvekilleriyle büyük bir midibüsle tamamladıklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Özellikle akşam saatlerinde, sıcaklığın eksi derecelere düştüğü bir ortamda, insanların yıkılan enkazın altındaki yakınlarını, kardeşlerini, akrabalarını bekleyenleri gördükçe, o dramı bir şekliyle siz de yaşıyorsunuz zaten. Dramın bir parçası oluyorsunuz. Bizim yaşadığımız, gerçekten büyük bir acı ama sonuçta yakınlarını, çocuklarını, evlatlarını enkazın altında sağ çıkaranlar sevindiler ama cansız bedenlerine ulaşanlar da büyük bir acıyla yüzleştiler." dedi.CHP milletvekili ve ilçe başkanlarının yakınlarından hayatlarını kaybedenler olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Hangi partiden olursa olsun, bir siyasal partinin üyesi olup, ülkenin sorunlarını çözmeye talip olan hayatlarını kaybeden bütün yurttaşlarımıza ve onlara Allah'tan rahmet, ailelerine de tekrar başsağlığı dileklerimi ifade etmek isterim." dedi.- "Devletin nefes alması demek, her sorunda bürokrasinin kilitlenmesi demektir"Kılıçdaroğlu, Genel Başkan olduktan sonra en çok telaffuz ettiği sözcüğün "liyakat" olduğunu, 27,5 yıl devlette çalışan ve daha sonra siyasete giren bir kişi için liyakatin devlet yönetiminde ne kadar önemli bir kavram olduğunu her gittiği yerde söylediğini ifade etti.Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:"Liyakati yok ettiğiniz zaman devlette çürüme başlar. Çünkü tepeden getirdiğiniz bir kişi aşağıda bürokrasiyi de dağıtıyorsa, ülke sorunlarına kilitlenemez ve sorunların ne olduğunu bilemez. Hangi birikimlerin hangi sorunları yarattığını da bilemez. Bir sorunla karşılaştığında, o sorunu nasıl çözeceğini de bilemez. 'Devlette çürüme var' dediğim zaman bazı çevreler kızdılar ve öfkelendiler. Bugün bu felaket bize, devlette çürümenin nelere mal olduğunu gösterdi. Zamanında önlem alınması gerekirken, zamanında talimatların verilmediğini, yerine getirilmediğini gördük. Devlet nefes alamazsa sorunları çözemez. Devletin nefes alması demek, her sorunda bürokrasinin kilitlenmesi demektir. Sorun karşısında eğer bürokrasi sessizliğini koruyor ve bir yerden talimat gelirse ancak harekete geçebiliyorsa, o zaman devlet nefessiz kalıyor demektir. Devletimiz büyük, evet devletimiz büyük. Devletimiz güçlü evet, devletimiz güçlü. Ama o güçlü devletin nefes alması lazım. Bürokrasinin gereğini yerine getirmesi lazım, 'Talimat gelmeden ben iş yapamam' kavramı yoktur devlet yönetiminde."Söylediklerini deprem bölgesinde dile getirmenin doğru olmadığını ifade edenler, "Şimdi siyaset zamanı mıdır?" diyenler bulunduğunu belirten Kılıçdaroğlu, yenilen ekmeğin, binilen otobüsün, uçulan uçağın, içilen suyun fiyatının siyaset tarafından belirlendiğini kaydetti.Kılıçdaroğlu, "Bu sorunu halk yaşıyor ve 'Benim derdimi kim dillendirecek' diye benim yakama yapışıyorsa, ben onun sesi olmak zorundayım. Aksi halde ben niye siyaset yapıyorum? Halkın sorununu dillendirmeyeceksek ben niye siyaset yapıyorum? Siyaset halka hizmettir." dedi.Türkiye'nin deprem kuşağında olduğunun bilinmesine, uzmanların uyarılarına rağmen "bol miktarda" imar affı çıkarıldığını, "oturulan konutların insanlara mezar edildiğini" kaydeden Kılıçdaroğlu, "Böyle bir siyaset olur mu Allah aşkına? İnsanın evini dayanıklı hale getirmek, o evde insanın rahat oturabilmesini sağlamak, siyasetin konusu değil midir?" diye sordu.Üniversite eğitiminin uzaktan yapılması kararına değinen Kılıçdaroğlu, "Üniversiteli öğrenciden ne istiyorsunuz? Zaten salgında uzun süre eğitimden uzak kaldılar." dedi.Kılıçdaroğlu, yurtların depremzedeler için uygun olmadığını da belirterek "Depremzedeleri al, 5 yıldızlı otellerde ağırla. Bütün masraflarını da karşıla." ifadesini kullandı.- "4 bin 577 araç deprem bölgelerine gönderildi"Deprem kuşağında olan Türkiye'de kentlerin büyütülerek, gerekli önlemleri alınmaması halinde bu felaketlerle her zaman karşılaşılacağını belirten Kılıçdaroğlu, "Biz devletin ve devlet bürokrasinin daha sağlıklı, daha tutarlı bir anlayışla yönetilmesini istiyoruz. Belki vatandaşlarımız şu soruyu sorabilirler. 'Efendim bu felaket yeni geldi'. Hayır efendim. Devletin bürokrasisi benim bildiğim en az 500'ün üzerinde deprem raporu yayımlamıştır. Belediyeler, bakanlıklar, meslek kuruluşları yaptılar bu çalışmaları. TBMM yaptı bu çalışmaları, Mecliste en az 7-8 tane deprem raporu var." diye konuştu.Kılıçdaroğlu, depremin yaralarını sarmak için belediye başkanlarının çaba harcadığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:"142 belediyemiz var. 4 bin 577 araç deprem bölgelerine gönderildi. 12 bin 163 personel şu anda deprem bölgelerinde görev yapıyor. Toplam 2 bin 439 tır ve kamyon, 4 uçak, 5 gemi, 2 tren vagonuyla deprem bölgelerine yardım gönderilmiştir. Günlük 200 bin öğün kapasiteli 34 mobil mutfak, 140 bin kapasiteli 14 ikram aracı, 95 bin ekmek kapasiteli 9 mobil fırın faaliyete geçmiştir. 245 tır içme suyu, 1 milyon 24 bin battaniye, 52 bin 369 ısıtıcı soba, 4 bin 726 çadır konteyner, 398 jeneratör deprem bölgelerine gönderilmiştir. Belediyelerimiz özellikle çadır, ısınma ve hijyen desteklerine ağırlık vereceklerdir."Kılıçdardoğlu'nun açıklamasının ardından bazı büyükşehir belediye başkanları da konuşma yaptı.Daha sonra Hatay EXPO'da kurulan çadırda MYK toplandı. Toplantıya, CHP'li 9 Büyükşehir Belediye Başkanı ve bölgede görevli milletvekilleri de katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.