TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Naci Görür

İLKHABER-Gazetesi - Naci Görür haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Naci Görür haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Naci Görür uyardı: Doğu Anadolu Fayı'ndaki enerji, Adana ve Osmaniye'ye yöneliyor Haber

Naci Görür uyardı: Doğu Anadolu Fayı'ndaki enerji, Adana ve Osmaniye'ye yöneliyor

Hatay’ın İskenderun ilçesinde söyleşiye katılan jeolog ve deprem bilimci Prof. Dr. Naci Görür, depreme dirençli yerleşim alanların oluşturulması gerektiğine dikkat çekti.Görür, İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası tarafından İskenderun Belediye Kültür Sarayı'nda düzenlenen "İskenderun'un Depremselliği ve Deprem Dirençli İskenderun" söyleşisine katıldı.Hatay'da deprem üreten birden fazla fay olduğunu belirten Görür, kentin depreme dirençli ve hazır hale getirilmesi gerektiğini belirtti. Adana ve Osmaniye'ye Tehlike Uyarısı Bugünkü bilim ve teknolojiyle depreme dirençli kentleri oluşturmanın mümkün olduğunu dile getiren Görür, kentin depreme dayanıklı hale getirilmesi için mikro bölgelemeyle, fay analizi, risk analizi ve risk azaltma çalışmaları yapılması gerektiğini vurguladı. Görür, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremlerde Doğu Anadolu Fayı'ndaki enerjinin, Adana'nın Yumurtalık ilçesi ile Osmaniye Fayı civarına transfer olduğunu belirtti. Altyapı çalışmalarında betonarme yerine esnek materyaller kullanılması gerektiğinin önemine işaret eden Görür, kent düzeninin de faylara göre şekillenmesi gerektiğinin altını çizdi. Türkiye coğrafyasının içinde 4 levhanın bulunduğunu belirten Prof. Dr. Naci Görür, "Bizim ülkemizde bu faylar 13,6 milyon seneden beri deprem oluşturmaya devam ediyor. Biz depremleri durduramayız, bu mümkün değil. Bu yüzden deprem dirençli yerleşim alanlarını oluşturmak zorundayız. Bunu yaparsak deprem sorununu büyük ölçüde hallederiz." diye konuştu. Hatay'ın tarih boyunca büyük depremlere şahit olduğuna değinen Görür, şöyle devam etti: "Bu bölge gerçekten çok ciddi bir deprem bölgesi ve tarih boyunca çok ciddi depremlerin olduğu bir yer, çünkü Antakya levha sınırının içindedir. Yani Antakyalılar özellikle levha sınırına girip orada Antakya'yı kurmuşlardır. Doğu Anadolu Fayı, Arap Levhası ve Anadolu Levhası arasındaki sınır. Burası deprem üretmeye mahkumdur. Ölü Deniz Fayı da Arap ve Afrika levhası arasındaki sınır. Bu da deprem üretmeye mahkum. Şimdi İskenderun'a bakarsak darbeyi hem Doğu Anadolu'dan, hem de Ölü Deniz Fayı'ndan alıyor. 6 Şubat'ta önemli bir miktar stresi Doğu Anadolu Fayı Yumurtalık ve Osmaniye yöresindeki faylara transfer etti. Yani Yumurtalık ve Osmaniye fayının deprem oluşturmasını erken zamana çekmiş olabilir."

Prof. Dr. Naci Görür'den Antalya İçin Uyarı: Her an 7 ve üzerinde deprem üretebilir Haber

Prof. Dr. Naci Görür'den Antalya İçin Uyarı: Her an 7 ve üzerinde deprem üretebilir

Türkiye’nin hiçbir zaman depremlerden kurtulamayacağını ve depremlerin bitmeyeceğine dikkat çeken Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, "Türkiye’nin deprem dirençli yerleşim alanlarına sahip olması lazım. Her depremde bir gecede 80-90 bin insanımızı toprağa veremeyiz. Ayıptır, günahtır, bunu kabul etmemiz mümkün değil. Türkiye’de uyandığınız zaman herhangi bir yerde 7 ve üzeri deprem olabilir, bu depremlerde büyük afetlere neden olabiliyor. 5 ve üzeri depremler inanılmayacak derecede ölüme neden oluyor. Biz bunu anlatmaya çalışıyoruz. Halk olarak siz olmadan bu iş olmaz” dedi. Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Anttalks etkinliği kapsamında Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Atatürk Kültür Merkezi (AKM)'de 'Deprem Dirençli Antalya' söyleşisiyle Antalyalılarla buluştu. Prof. Dr. Naci Görür, Antalya'da deprem bekleniyor mu? Depreme nasıl hazırlıklı olmalıyız? konularını ele aldı. Söyleşiye vatandaşların yoğun katılım gösterdiği görüldü. "Biz burada particilik yapmıyoruz, deprem siyaset üstüdür”Türkiye’nin 13 milyon yıl önce levha hareketleri sonucu oluştuğunu belirten Prof. Dr. Naci Görür, “Türkiye’de levhalar dörde ayrılır, bu levhaların hareketleri sonucu büyük faylar gelişti. Türkiye hiçbir zaman bu depremlerden kurtulamayacak, depremler bitmeyecek ve sona ermeyecek. Kendi kendimizi aldatmayalım. Yapılacak şey deprem dirençli alanlar meydana getirebilmek. Türkiye’nin de deprem dirençli yerleşim alanlarına sahip olması lazım. Her depremde 80-90 bin bir gecede insanımızı toprağa veremeyiz. Ayıptır, günahtır, bunu kabul etmemiz mümkün değil. Türkiye’de uyandığınız zaman herhangi bir yerde 7 ve üzeri deprem olabilir, bu depremlerde büyük afetlere neden olabiliyor. 5 ve üzeri depremler inanılmayacak derecede ölüme neden oluyor. Biz bunu anlatmaya çalışıyoruz. Halk olarak siz olmadan bu iş olmaz. Siyaset halkın dediğini yapar ve ona göre plan program yapar. Halk da nedense bu işi ciddiye almıyoruz. Ne zaman ciddiye alacağız onu da merak ediyorum. Biz ne zaman denetim ve gözetimi sürdüreceğiz. Halk olmadan siyaset ne yapabilir. Karar veren sissiniz. Biz burada particilik yapmıyoruz, deprem siyaset üstüdür” dedi. Antalya’nın bir an önce depreme hazırlanması gerektiğine dikkat çeken Görür, "Antalya depreme dirençli hale gelecek. Ne demek bu? Deprem Antalya’ya geldiği zaman depremi minimum atlatacak demektir. Hatta günlük yaşamı bile değiştirmeyecek. 7 Şubat depremlerinden sonra Japonya’da 7.6 büyüklüğünde deprem oldu 131 kişi hayatını kaybetti. O deprem Türkiye’de onlar on binleri toprağa verirdik. Bu tur ülkeleri geri kalmış ülke sınıfına dahil ediyorlar. Antalya bir koy halinde bulunuyor. Sadece denizi düşünmeyin kuzey kısmını da duşunun. Antalya daha genç çökerlerin üzerinde bulunuyor. Bu çökerlerin Antalya’nın kireç taşlarından veya alüvyon dolgularında ibaret. Antalya’nın çok büyük bir kısmı oturduğu zemin sağlam bir zemin değil. Falezlerde sağlam değil. Bu akarsular önemli miktarda alüvyonları körfeze depoluyorlar. Antalyalılar ilk binalarını öyle çok yüksekte yapmamış, zemine uygun yapmış. Şimdi gördüm ki rant hastalığına yakalanmış. Gökdelenler dikilmeye başlanmış, ne kadar çok yaparsanız tehlike o kadar buyur. Bu gökdelenlerden uzak durun, deprem dirençli bir Antalya için bunlar gerçekten son derece sakıncalıdır” ifadelerine yer verdi. “Her an 7 ve üzerinde deprem üretebilir” Antalya’nın üzerinde oturduğu körfez dolgusunun problemli olduğuna dikkat çeken Görür, “Hem doğudan hem batında hem de kuzeyden aktif faylar ile çevrilidir. Bu fay kuşaklarında olacak bütün depremler Antalya’yı önemli ölçüde etkiler. 100 kilometrelik çap depremden etkilenir. Antalya’nın güneyinde Akdeniz’in içerisinde Kıbrıs Girit bölgesinde dalma batma zonu var. Gayet büyük depremler üretebilir. Girit yakınlarında 8 ve üzerinde depremler üretmiş. Her an 7 ve üzerinde deprem üretebilir. O halde ne yapmak lazım? Bu fay sistemlerini yok sayamazsınız. Bu deprem kaynaklarını bilmeden deprem dirençli yapamazsınız. Antalya’da bazı depremler olmuş. 1459’da ve 1473’de 1851’de depremler olmuş. 1900 yılından bu yana çoğu Akdeniz’de genellikle 6 ve 6.1 büyüklüğünde depremler. Bunlar bize bir fikir verir, ama depremin ne zaman ne büyüklükte olacağı hakkında çalışma yapılarak doğru hesaplar elde edilebilir. Daha büyük depremler de olabilir. Seçeceğiniz belediye başkanına Antalyalı demeli ki ‘beni yönetmeye mi talipsin o zaman Antalya’yı deprem dirençli yap’” dedi. “Bizi yıkan yerin altı kimse yerin altına bakmıyor” Antalya’da önce mikro bölgeleme çalışması yapılması gerektiğine dikkat çeken Görür, “Bu çalışmayı yapmak için fay analizi yapacaksınız. Bunlar incelenecek, bu faylar harekete geçerse nasıl bir risk oluşur onları hesap edeceksiniz. Bu bölgenin topoğrafyası çok önemlidir. Jeolojisini ayrıntılı olarak inceleyeceksiniz. Daha sonra yer altı jeolojisi çalışılacak. Bunların bir kısmı yapılmış. Bunların Antalya’ya özgü yapılması gerekir. Antalya’da VS30 kayma hızının haritalanması ve dağılımı yapılması lazım. Bu dalgalar nerede yavaşlıyor nerede hızlanıyor bunları çalışılması lazım. Antalya zemininde ivmenin çok fazla olduğu yerde yapılar yıkılır. Sen önce deprem dalgalarının girdiği zaman Antalya’nın yapısının uyumunu ortaya koymadan zemin üzerine ne yaparsa yap doğru dürüst anlamlı yapmıyorsun demektir. Asıl dinamik alttadır. Bizi yıkan yerin altı kimse yerin altına bakmıyor. Yerin üstünde 30 katlı apartman yapıyoruz. Neden yapıyoruz, onu ben de anlamıyorum” ifadelerine yer verdi. “Belediyenin birinci görevi halkın deprem kültürü hakkında çalışma yapacak” Depremi büyüklüğünü açığa çıkan enerji olarak yorumlayan Görür, konuşmasını şöyle sürdürdü: “6 Şubat depremlerinde 5 milyon ton dinamitin patlaması gibi bir enerji ortaya çıktı. Antalya’nın neresi nasıl hissedecek, bunu şimdiden çalışmak gerekir. Böyle bir depremde Antalya’nın doğusu çok hasar görür. O kesime de şimdi gökdelenler dikiyorlar. Belki batısında binalar çok yüksek olmaması kaydı ile biraz daha dirençli olabilirler. Bina sanki suyun içerisinde gibi hareket etmiş oluyor. Ya dönüyor ya batıyor, bakıyorsun 8 katlı binalar 3 kat olmuş. Deprem şiddeti haritalarını da çizmek gerekir. Zeminin geo-teknik özelliklerini bilmek gerekir. Antalya’nın bütün alanlarında zemin dağılım haritasını yapmak gerekir. Tsunami nereden gelir bunları ele almak gerekir. Başkanın şunu düşünmesi lazım. ‘Bu tehlikeler gelirse Antalya’nın nasıl davranacağını da biliyorum.’ Bu deprem dalgaları nasıl zarar verecek onu düşünmesi gerekir. Antalyalı depremin ne olduğunu bilmezse Antalya’yı asla depreme hazırlayamazsınız. Toplumu önce bilgili hale getireceğiz. İmar ve iskan konusunda yapıların kontrolünde son derece hassas olması gerekir. Halk ve belediyenin birleşik olması gerekir. Bu konularda çok dikkatli olmak gerekir. Belediyenin birinci görevi halkın deprem kültürü hakkında çalışma yapacak. Ondan sonra alt yapı çalışmalarını ele alacak. Bunları şimdiden inceleyecek. Dayanmayacakları dayanaklı hale getirmesi gerekir.” “Marmara’da sanayi çökerse Türkiye diz üstü çöker” Depremler karşısında betonarme borusunun en kırılgan boru olduğuna dikkat çeken Görür, "Daha farklı malzeme kullanıyorlar. Borular taşın cinsine göre depremlerden etkileniyor. Hangi taşın içerisinde geçiyor, depremde etkisi ne kadar hiç bu konuda çalışma yok. Alt yapı yapılınca millet de alkışlıyor. Depremde bunlar karşımıza çıkıyor. Bir kenti depreme hazırlamak bina yapmakla olmaz. 11 ile bakalım yol yok, su yok. Yapılan bina sağlam olsa ne olur? Alt yapın yok. Yanlışa gitmemek gerekir, deprem bölgesinde nüfusu arttırmamak, yapı stokunu arttırmamak lazım. Antalya’nın o hale gelmemesi gerekir, ekosistemini korumalıyız. Güneydoğuda 100 milyon ton moloz taşındı. İstanbul’da 350 milyon tona yakın moloz çıkacak, bunu nasıl geri dönüşüme tabi tutacaksınız. Bunun cevabını kimse bilmiyor. Bunu Marmaray’a dökerseniz Marmara da sizi öldürmeye başlar. Antalya’nın ekonomisi denilince ilk aklıma turizm geliyor. Deprem geldiği zaman turizmin ayakta durması lazım ki kent kendini toparlasın. Turizmcilerin depreme hazır olması gerekir, sanayicilerin İstanbul’da depreme hazır olması gerekir. İstanbul’da deprem olursa Marmara bölgesinde sanayi çöküyor. Marmara’da sanayi çökerse Türkiye diz ustu çöker. Sanayici bilmiyor, sadece benim binam sağlam diyor. Deprem olduğu zaman her şeyi kaybediyorsun, depremden sonra kapını çalacak adam bulamıyorsun. Güneydoğuda doğru dürüst üretim yok, yıllarca da olmayacak. Antalya’da turizmin hasar görmemesi için gerekenler yapılmalıdır” dedi. “15-20 sene içerisinde bütün ülkeyi deprem dirençli hale getiririz” Prof. Dr. Naci Görür konuşmasını şöyle tamamladı: “Bizim birinci görevimiz yapı stoku değil bütüncül olarak depreme hazırlayacaksın. Ekonomisi deprem dayanıklı olacak. Bunlar olduktan sonra tesadüfen birkaç kişi ya ölür ya ölmez. Çin’de ve Japonya’da deprem olsa günlük hayat değişmiyor. Sistemi anlattığımız gibi yapmışlar. Depreme dirençli hale getirmedikten sonra biz bu dertten kurtulamayız. Tarihin çöplüğüne gideriz, gerçek beka meselesi budur. Marmara bölgesindeki sanayinin Anadolu bölgesine taşınmasını önerdim. İstanbul’un nüfusu da azalır. Her yeri Marmara bölgesine toplamak stratejik olarak doğru değildir. Japonya ve Amerika’daki gibi deprem eğitimini ilköğretimden itibaren sürekli anlatmamız gerekir. Aklı başında davranalım. Bu topraklar bizim, buranın deprem üreten bir mekanizmaya sahip olduğunu bilmemiz gerekir. 15-20 sene içerisinde bütün ülkeyi deprem dirençli hale getiririz."

Gaziantep'te Deprem Bölgesi Zirvesi'nde Konuşan Naci Görür'den Mikro Bölgeleme Vurgusu Haber

Gaziantep'te Deprem Bölgesi Zirvesi'nde Konuşan Naci Görür'den Mikro Bölgeleme Vurgusu

Gaziantep Üniversitesi Mühendislik Fakültesi tarafından organize edilen Deprem Bölgesi Zirvesi, Türkiye'nin önde gelen uzmanlarını bir araya getirdi. GAÜN Mavera Kongre ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen etkinlikte konuşan Prof. Dr. Naci Görür, depremlerle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Görür, Türkiye'nin deprem kuşağı üzerinde bulunduğunu vurgulayarak, bu gerçeğin ciddi bir risk oluşturduğunu belirtti. Gaziantep'in bulunduğu deprem hattıyla ilgili konuşan Prof. Dr. Naci Görür, "Gaziantep'in deprem hattı asıl batısında Doğu Anadolu sınır fayı, o kırıldı. Ondan artık uzun bir süre tehdit gelmeyecek. Fakat Gaziantep'e daha yakın olan Ölüdeniz Fayı’nın kolları var, onlar stresle yüklendi. Ne zaman deprem olacak bilmiyoruz. Onların deprem oluşturma periyotları kimi araştırmalara göre 500 sene deniliyor. Ama üzerinde depremin en son ne zaman olduğunu bilmiyoruz" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Görür, konuşmasının devamında, "Ben bir belediye başkanı olsam önce Gaziantep'in mikro bölgeleme çalışmasını yaparım. Bu da şu demek; Gaziantep'i mikro karelere bölmek. Kayaların direncini inceleyeceksiniz, ayrıca jeolojisini yapacaksınız. Bunları incelemeden, ne olduğunu anlamadan Gaziantep'i depreme dirençli yapamazsınız. Gaziantep'e kayma dalga hızının dağılımını bulacaksınız. Deprem sırasında Gaziantep'in neresi daha hızlı sallanıyor neresi daha az sallanıyor, bunu bilmeniz lazım" ifadelerini kullandı. Deprem dirençli kentlerin oluşturulmasının önemine değinen Prof. Dr. Görür, "Deprem dirençli kentlerin oluşturulması, deprem riski altındaki bölgelerde yaşayan insanların ve gelecek nesillerin güvenliği için önem taşıyor. Ancak, uygun önlemler alındığında ve deprem dirençli yapılar inşa edildiğinde riskler en aza indirilebilir. Kent planlamasından altyapıya, bina inşaatından acil müdahale planlarına kadar birçok alanda deprem dirençli önlemler almalıyız" dedi. Öğrencilerin ve halkın yoğun ilgi gösterdiği etkinliğin sonunda GAÜN Rektörü Prof. Dr. Arif Özaydın, Prof. Dr. Naci Görür'e günün anısına hediye verirken, Zirve Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bayram ise imzalı baret takdim etti.

Naci Görür Depremin Yıldönümünde Uyardı: Bitlis Zağros Kuşağı Tehlikesi Haber

Naci Görür Depremin Yıldönümünde Uyardı: Bitlis Zağros Kuşağı Tehlikesi

Naci Görür, Adıyaman'ın Bitlis Zağros Bindirme Kuşağı'nın başlangıcında yer aldığını ve 6 Şubat depremlerinde bu kuşağın stres biriktirdiğini belirtti. Levha Hareketi ve Fay Riski: Adıyaman'ın Tehlikeli Yakınlığı Adıyaman'ın kuzeyinden geçen büyük bir levhanın olduğuna dikkat çeken bilimci, bu levhaların sürekli hareket ettiğini ve Adıyaman'ın levha sınırına çok yakın bir yerde bulunduğunu vurguladı. Bu durumun, Doğu Anadolu Fayı'nın kırılma potansiyelini artırdığını ifade etti. 500 Yılda Bir Tehlike: Doğu Anadolu Fayı'nın Kırılma Periyodu Prof. Dr. Görür, Adıyaman'ın deprem periyodunu 500 yılda bir gerçekleşen bir tehditle karşı karşıya olduğunu söyledi. Bu periyotta, bölgede büyük depremlerin meydana geldiğini ve her 500 senede bir Karlıova'dan Antakya Suriye'ye kadar olan yerin yerle bir olduğunu belirtti. Enerji Transferi ve Beklenmedik Risk: 50 Yıla İndirilen Tehlike Ayrıca, deprem anında kırılan fayın içindeki enerjinin yüzde 20'sinin kırılmamış faylara veya komşu faylara transfer edildiğini açıklayan Görür, bu transferin Adıyaman için ekstra bir risk yarattığını ve deprem periyodunu 300-500 seneden 50 seneye çekebileceğini belirtti. Bitlis Zağros Kuşağı'nda Yükselen Risk: Hızla Artan Deprem Tehlikesi Adıyaman'ın Bitlis Zağros Kuşağı'na yüklenen enerji nedeniyle deprem riskinin hızla arttığını ve önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Naci Görür, kamuoyunu bilinçlendirme çağrısı yaptı.

Naci Görür'den Deprem Uyarısı: ''Güneydoğu’da deprem üreten iki tehlike var'' Haber

Naci Görür'den Deprem Uyarısı: ''Güneydoğu’da deprem üreten iki tehlike var''

''Prof. Dr. Naci Görür: 'Doğu Anadolu Fay Hattı (DAF) ve Bindirme Kuşağı Tehlikesi Artıyor'' Doğu Anadolu Fay (DAF) hattına dikkat çeken Görür, Bitlis, Batman, Diyarbakır, Hakkari, Şanlıurfa, Şırnak ve Gaziantep’te ‘deprem tehlikesinin arttığını’ söyledi. Naci Görür, Güneydoğu bölgesinde iki önemli deprem üretebilecek tehlike olduğunu ifade etti. Bunlardan birinin Doğu Anadolu Fayı, diğerinin ise Bitlis-Zagros bindirme kuşağı olduğunu vurguladı. Bu dağlık bölgenin Arap Platformu'nu sınırladığını ve tektonik bir kuşak olduğunu söyledi. 6 Şubat depremlerinde Arap Levhası'nın kuzeye doğru savrulduğunu ifade eden Görür, bu durumun Doğu Anadolu'yu sıkıştırdığını ve bölgeyi etkileyen Doğu Anadolu Fayı (DAF) ve Ölüdeniz Fayı'nın kırıldığını belirtti. Adıyaman, Diyarbakır ve Hakkari'nin birinci derecede tehdit eden bindirme kuşağına bağlı bir tehlikeyle karşı karşıya olmadığını ancak Doğu Anadolu Fayı'nın kırılması sonucu etkilendiklerini açıkladı. Görür, Bitlis, Batman, Diyarbakır, Hakkari, Şanlıurfa, Şırnak ve Gaziantep gibi DAF ve bindirme hattı levha sınırlarıyla ilişkilendirilen bölgelerin deprem tehlikesinin arttığını sözlerine ekledi. DAF üzerinde bulunan bu kentlerin ciddi bir tehlike altında olduğunu belirten Görür, DAF'ın kırılmasıyla bindirmenin daha da tehlikeli hale geldiğini vurguladı. Prof. Dr. Naci Görür: 'Deprem Dirençli Kentler Anayasa Konusu Olmalı'" Deprem bilimcisi Prof. Dr. Naci Görür, Halk TV'de katıldığı bir programda sık sık dile getirdiği 'deprem dirençli kentler' kavramını tanımlayarak, bu konunun anayasa düzeyinde ele alınması gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin deprem gerçeğine dikkat çeken Görür, "Bu topraklarda kalacaksak bir gece bu kadar insanımızı telef edemeyiz" dedi. Görür, deprem dirençli kentlerin tanımını, "Deprem geldiği zaman o depremi minimum hasarla atlatan kent demektir" şeklinde açıkladı. Türkiye'nin deprem bölgesi olduğunu vurgulayan Görür, depreme hazırlık konusunun sadece bir vaat olmaktan çıkması gerektiğini ifade etti. Halk TV'nin İsmail Küçükkaya'nın sorularını yanıtlayan Görür, şu ifadeleri kullandı: "Bizim ülkemizde deprem dirençli kentler bir anayasa konusu olmalı ve ülke bir anlamda iradi şeklinin olaya bakışını değiştirmeli. Yani demeli ki bütün kentler kendini tehdit eden tehlikeyi bilmeli, tehlike gerçekleşince o kente nasıl zarar vereceğini hesaplamalı ve tehlike oluşmadan önlemini almalıdır." Görür, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, kentlerin deprem dirençli hale dönüştürülmesi için gerekli adımları atması gerektiğini ve bu konunun yasalarla teşvik edilmesi gerektiğini belirtti.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.