#netanyahu

İLKHABER-Gazetesi - netanyahu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, netanyahu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Erdoğan’dan sert tepki: “İran’a yönelik Amerika-İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyuyoruz” Haber

Erdoğan’dan sert tepki: “İran’a yönelik Amerika-İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyuyoruz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Komşumuz İran’a yönelik Netanyahu’nun kışkırtmaları ile başlayan Amerika-İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyuyoruz. İran’ın egemenliğini açıkça ihlal etme yanında dost ve kardeş İran halkının huzuruna kast eden saldırıları esefle karşılıyoruz. Aynı şekilde her ne sebeple olursa olsun körfezdeki kardeş ülkelerimize yönelik İran’ın füze ve dron saldırılarını kabul edilemez buluyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde AK Parti İl Teşkilatı İftar Programı'na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan programda yaptığı konuşmada, "Ramazan, hepinizin çok iyi bildiği gibi yardımlaşmanın, dayanışmanın ve hoşgörünün zirveye ulaştığı bir aydır. Belediyelerimiz, hayırseverlerimiz, sivil toplum örgütlerimiz bilhassa bu mübarek günlerde her zamankinden daha yoğun olarak yardımlaşma ve dayanışma faaliyetlerine ağırlık veriyor. AK Parti olarak biz de en tepeden mahalle temsilcimize kadar sahur ve iftar programlarında milletimizle beraber oluyoruz. Kimseyi ayırmadan, genç yaşlı demeden insanımızın derdiyle dertleniyor, muhabbetimizi güçlendiriyor, birlik ve beraberliğimizi perçinliyoruz. İstanbul teşkilatımızın da tam kadro sahada olduğunu, Ramazan-ı Şerif’i hakkını vererek idrak etme çabasında olduğunu memnuniyetle müşahede ediyorum. Teşkilatımızı yaptıkları güzel çalışmalardan, örnek faaliyetlerinden ötürü burada tebrik ediyor, her bir kardeşime teşekkür ediyorum" dedi. "Gazze başta olmak üzere Ramazan’ı buruk bir kalple karşılayan tüm kardeşlerimize dayanışma mesajlarımı gönderiyorum" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ramazan ayında 86 milyon vatandaşımızla kucaklaşırken, gönül ve kültür coğrafyamızdaki kardeşlerimizi de elbette unutmuyoruz. Ne yazık ki bir taraftan Pakistan, Afganistan bir taraftan işte son günlerdeki İran, Körfez arasındaki savaşlar unutulur gibi değil. Türkiye Diyanet Vakfımız, TİKA’mız, Kızılay’ımız, ülkemizin yüz akı olan insani yardım kuruluşlarımız tam bir seferberlik ruhuyla ihtiyaç sahiplerinin kapısını çalıyor, ülkemizin yardım elini mazlum ve mağdurlara ulaştırıyor. Gazze’de, Sudan’da, Somali’de, Arakan’da ve daha pek çok yerde milletimizin katkılarıyla kurulan iftar sofralarında hamdolsun Türkiye için dualar ediliyor. Gazze başta olmak üzere gönül coğrafyamızın farklı köşelerinde Ramazan’ı buruk bir kalple karşılayan tüm kardeşlerimize milletim adına dayanışma mesajlarımı gönderiyorum. Çekilen bunca acının, yaşanan bunca zorluğun verilen bu kahramanca mücadelenin er ya da geç kalıcı zaferle taçlanacağına yürekten inanıyorum. Milletimizin her bir ferdinden, paylaşma ve dayanışma ayı olan Ramazan-ı Şerif’te mazlum ve mağdur kardeşlerini hem dualarında hem de yardım çalışmalarında unutmamalarını özellikle rica ediyorum" ifadeleri kullandı. "Netanyahu’nun kışkırtmaları ile başlayan Amerika-İsrail saldırılarından üzüntü ve endişe duyuyoruz" "Türkiye olarak bu mübarek günlerde bölgemizde ve İslam dünyasında huzur barış ve istikrar ortamının hakim olması çalışırken, komşumuz İran’a yönelik Netanyahu’nun kışkırtmaları ile başlayan Amerika-İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyuyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Uzun bir süredir anlaşmazlıkların diyalog yolu ile çözülmesi için çok ciddi emek verdik. Özellikle bu süre içerisinde sayın Trump ve sayın Pezeşkiyan'la telefonda görüşmeler yaptım. Bölgemizdeki başka ülkeler de aynı şekilde ellerinden geleni yaptı. Hem taraflar arasındaki güven bunalımı aşılamadı hem de İsrail'in süreci zehirleme çabaları devam ettiği için istenen netice alınamadı. İran’ın egemenliğini açıkça ihlal etme yanında dost ve kardeş İran halkının huzuruna kast eden sabahki saldırıları esefle karşılıyoruz. Aynı şekilde her ne sebeple olursa olsun körfezdeki kardeş ülkelerimize yönelik İran’ın füze ve dron saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz. Diplomasiye alan açılmazsa bölgemiz bir ateş çemberine sürüklenme riski ile karşı karşıyadır. Buna izin verilmemelidir. Savaşın daha da büyümemesi, bölgemizin daha büyük acılar yaşamaması için başta İslam dünyası olmak üzere tüm aktörlerin acilen harekete geçmesi gerekiyor. Biz Türkiye olarak ilk günden beri olduğu gibi sorunların suhulet ile çözülmesi noktasında üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz ve yapacağız. Tüm ilgili arkadaşlarımız muhatapları ile yoğun temas halindeler. Hudut güvenliğimiz ve hava sahamız açısından zaten bir sorunumuz yok. Ülkemizin ve milletimizin güvenliğini önceleyen bir politika ile inşallah bu hassas süreci başarıyla yöneteceğiz. Eş zamanlı olarak önce ateşkesin tesisi ardından müzakere masasına dönülmesi için diplomatik çabalarımızı hızlandıracağız. Devlet ve millet olarak bölgedeki tüm kardeş halkların yanında olmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "28 Şubat geride bir enkaz bırakmıştır" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün Türk siyasi tarihinin kara günlerinden 28 Şubat müdahalesinin yıldönümü. 28 Şubat geride bir enkaz bırakmıştır. Yapılan hesaplamalar 28 Şubat müdahalesinin Türkiye’yi 381 milyar dolar zarara uğrattığını ortaya koyuyor. 28 Şubat, özellikle kadınların ve kız çocuklarının hayatında travmatik izler bıraktı. Üniversite kapılarındaki ikna odalarında başörtülü öğrencilere psikolojik şiddet uygulandı. Bu kardeşlerimiz okullara alınmadı. Binlercesi eğitimini yarım bırakmak zorunda kaldı. Katsayı uygulaması ve 8 yıllık kesintisiz eğitim dayatmasıyla İmam Hatip Okulları ve meslek liselerinin önü kesildi. Çok zor, sancılı bir dönem yaşadık. Partilerimizi kapatarak bize siyaset yapamazsınız dediler. Uyduruk yargı kararlarıyla bizi siyasetten tasfiye etmeye çalıştılar. Hatta çıktılar, utanmadan ‘muhtar bile olamazsınız’ dediler. Önümüze duvar ördüler, engel çıkardılar. Bizi engellemek, bizi millete hizmet yolundan alıkoymak için her türlü hukuksuzluğu sergilediler. Ama biz bunların hiçbirine boyun eğmedik. Karamsarlığa kapılmadık, ümitsizliğe düşmedik. Allah’a dayandık. Sabır, tahammül ve imanla bize, aziz milletimize ve siyasi görüşlerimize yönelik saldırıları tek tek bertaraf ettik" dedi. "Başörtüsüne yönelik keyfi uygulamalara ve anlamsız yasaklara son verdik" "28 Şubat döneminde işinden atılan veya istifaya zorlanan kardeşlerimizin haklarını kendilerine iade ettik" ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Başörtüsüne yönelik keyfi uygulamalara ve anlamsız yasaklara son verdik. 15 Temmuz sonrasında, 28 Şubat’a en büyük desteği veren FETÖ’yü de tasfiye ederek 28 Şubatçıların önünü açtığı, palazlandırdığı, daha sonra milletin başına musallat ettiği bir beladan milletimizi kurtardık. 29 sene önce ikna odalarına alınan başörtülü kızlarımız bugün mülkiyede, adliyede, askeriyede, iç ve dış siyasette, dünyada, kabinede yani devletin tüm kademelerinde hiçbir kısıtlama olmadan özgürce görev yapıyor. Evlatlarımız inançlarıyla, kariyerleriyle, dini hassasiyetleriyle okulları arasında bir tercihte bulunmak zorunda kalmıyor. Güvenlik kuvvetlerimiz, üniversitelerimiz, yargımız, iş dünyamız, sendikalarımız artık vakitlerini siyasete balans ayarı yapmak için değil, asli vazifelerini en güzel şekilde yerine getirmek için harcıyor. Allah’a hamdolsun, AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın kararlı, cesur, bir o kadar da akıllı ve sabırlı mücadelesi sayesinde işte bu noktalara geldik. Rabbim, bugünkü kazanımlarımızda, bugüne kadar elde ettiğimiz hak ve özgürlüklerde emeği, alın teri ve katkısı olan herkesten razı olsun diyorum" şeklinde konuştu. "Çocuklarımızın neşe içinde cıvıl cıvıl ilahiler okumasının neresi sorunlu?" Karanlık ve kasvetli dönemlerin bir daha gelmemek üzere geride kaldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’nin kaptan köşkünde bizler olduğumuz müddetçe Allah’ın izniyle eskiyi hortlatmaya kimsenin gücü yetmez ve yetmeyecektir. Şimdi nesli tükenmekte olan üç beş şuursuz çıkmış, yayınladıkları bildirilerle milletimizin fertleri arasına nifak sokmaya çalışıyor. Çocuklarımızın milli ve manevi değerleriyle erken yaşta tanışması, ruh ve medeniyet kökleriyle güçlü bağlar kurması bunların asabını bozuyor. Ana muhalefetin başındaki zat da kırk dereden kırk kova su getirerek akla ziyan argümanlarla bildiriyi yazan marjinallere lojistik destek veriyor. Millete ‘gerici azınlık’ diyen bu kibir kulelerine sahip çıkıyor. Dikkat edin, sürekli meydanlarda konuşuyor, mikrofonu elinden bırakmıyor. Ama beyefendi okullarda gönüllü Ramazan etkinlikleri düzenlenmesine niçin karşı çıktıklarının cevabını bir türlü veremiyor. Çocukların iftar sofralarında bir araya gelecek olmasının neresi yanlış? Yardımlaşma ve dayanışmayı artıracak faaliyetler düzenlenmesinin neresi hatalı? Çocuklarımızın Ramazan süslemesi yapmasının, neşe içinde cıvıl cıvıl ilahiler okumasının neresi sorunlu? Bunların hiçbirine makul, mantıklı ve hukuki bir cevabı yok. Ana muhalefetin başındaki zat kusura bakmasın. Biz doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz. Medeniyet mirasımızı, Cumhuriyetimizin kazanımlarını, milletimizin hak ve özgürlüklerini inşallah daha da zenginleştirerek yarınlara taşıyacağız" dedi.

Numan Kurtulmuş: “Netanyahu hükümeti dünyada meşruiyetini kaybetti” Haber

Numan Kurtulmuş: “Netanyahu hükümeti dünyada meşruiyetini kaybetti”

TBMM başkanı Numan Kurtulmuş, "Bütün dünyanın nefretini toplamış olan bir hükümetten bahsediyoruz. Netanyahu hükümetinden bahsediyoruz. Dünyada bu anlamda halkların nezdinde geniş kitlelerin nezdinde meşruiyetini kaybetmiş bir İsrail hükümetinden bahsediyoruz. Dolayısıyla eğer böyle bir saldırganlığı bu kadar büyük bir vahşeti yeni bir adım olarak ortaya koyarsa dünyanın birçok yerinde çok daha güçlü bir İsrail karşılığı, siyonizm karşılığı, Netanyahu karşılığı bir dalga ortaya çıkar diye düşünüyorum" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, TBMM 28. Dönem 4. Yasama yılı resepsiyonunda gazetecilerin sorularını cevapladı. Kurtulmuş, resepsiyondaki katılımın başlı başına Türkiye’nin demokrasisi bakımından fevkalade önemli olduğunu belirterek, "Biz bütün siyasi görüşlerin mücadele ettiği, fikri ve siyasi mücadele alanının Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu on yıllar boyunca söylüyor ve özellikle bu terörsüz Türkiye ile ilgili çalışmalar başladı. Bu salonda komisyon toplantılarını yapmaya başladığımızdan bu yana partiler arasında ciddi ve kuvvetli bir diyalog zeminin oluştuğunu görüyorum. Bugün de Sayın Cumhurbaşkanımızın Meclise gelmesinden sonra arkada başkanlık Divanı‘ndaki odada Sayın Cumhurbaşkanımız, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti Grup Genel Başkanı, Eş Genel Başkanlar, Grup Başkanvekilleri, İYİ Parti ve diğer partilerin başkanları geldiler. Tabii nihayetinde bir sıcak sohbet oldu, gerçekleşti. Ardından Sayın Cumhurbaşkanımızın Meclisin resepsiyonuna gelmesiyle birlikte de burada arkadaki mermerli salonda bir çay kahve içme imkanı oldu. Ben katılım bütün siyasi partilerimizin başkanlarına ve temsilcilerine yürekten teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, CHP’nin resepsiyona katılmamasına ilişkin soruya, "Özellikle Ekim ayı bizim için önemli. Anayasal bir gün. Meclisin açıldığı bir gün ve orada bütün siyasi partilerimizin var olması gelen Cumhurbaşkanı'nın fikirlerini kabul ettikleri anlamına gelmez. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir tane cumhurbaşkanı var. Sistem gereği Cumhurbaşkanı'nın aynı zamanda AK Parti Genel Başkanı olduğunu ben de biliyorum. Ama bütün bu siyasi farklılıklara rağmen siyasi nezaket Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın konuştuğu özel oturumda bütün siyasi partilerin olmasının daha şık olacağını bize söylüyor. Keşke Cumhuriyet Halk Partisi de Genel Kurul salonunda olsaydı" şeklinde konuştu. Kurtulmuş, Anayasa ve komisyon çalışmalarına ilişkin "Sizin ifade ettiğiniz kadarıyla buradaki uzlaşı ortamını ve diyalog ortamının koruması durumunda. Bu yasa için çalışmaların başlamasını beklemeliyiz. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'yla Anayasa çalışmaları ya da diğer yasa çalışmaları birbirinden tamamen alakasız konular. Ancak bu komisyonda bu kadar farklı siyasi partilerin milletvekilinin bir araya gelmesi, şimdiye kadar aldığı üç kararı ittifakla alması, hemen hemen çok farklı siyasi fikirleri, büyük olgunlukla dinlemesi ve bugüne kadarki komisyon çalışmalarını sürdürmesi aslında tam da aradığımız, özlediğimiz Türkiye'deki olgun demokratik ortamı önemli bir yansımasıdır, göstergesidir. Ümit ederim ki burada oluşan siyasal gücümüz Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin geneline sirayet eder. Ve tabii bu çalışmalar içerisinde hem yasa yapma çalışmaları vardır hem de Türkiye'de toplumun büyük bir beklentisi olur. Yeni özgürlükçü, katılımcı, demokratik, kapsayıcı bir anayasa yapılabilmesi bakımından da olgun bir siyasi müzakere ortamını ortaya koyar. Ben bu çalışmaların sürmesini ardından en kısa sürede tamamlanmasıyla birlikte aslında Türkiye'nin demokratik standartları bakımından bir eşiğin daha aşılacağına inanıyorum. Türkiye Cumhuriyeti'nin en zor konusunu bu 50 yıllık terörle ilgili meseleyi halledebilmiş olan bir Meclis önündeki daha kolay meseleleri de rahatlıkla halleder diye düşünüyorum. Bunların başında da anayasa çalışmaları, Meclis iç tüzüğü, siyasi partiler yasası ve seçim yasası başta geliyor" diye konuştu. İsrail konusunda Kurtulmuş, "İsrail bu kadar büyük gücüne, arkasına aldığı güçlü devletlere rağmen medyada, finans çevrelerinde, siyasette, askeri alandaki çok kendisini kuvvetli gördüğü bir noktada İsrail'in soykırımcı, katil, başbakanı konuşurken Birleşmiş Milletler Salonu bomboş hale geldi. Dünya milletleri İsrail'i yalnızlaştırdı. Ve bundan sonra da İsrail'in yalnızlaşma süreci devam edecek. Şunu açık söylemek isterim. Bu küresel kararlılık filosu uluslararası sularda hareket ediyor. Ve uluslararası sularda da bütün gemilerin seyri sefer güvenliği korunmuştur. İsrail'in böyle bir delilik yapmayacağı kanaatindir. Eğer yaparsa bunun sonuçlarının İsrail bakımından fevkalade hazin olacağı da ortadadır. Bütün dünyanın nefretini toplamış olan bir hükümetten bahsediyoruz. Netanyahu hükümetinden bahsediyoruz. Dünyada bu anlamda halkların nezdinde geniş kitlelerin nezdinde meşruiyetini kaybetmiş bir İsrail hükümetinden bahsediyoruz. Dolayısıyla eğer böyle bir saldırganlığı bu kadar büyük bir vahşeti yeni bir adım olarak ortaya koyarsa dünyanın birçok yerinde çok daha güçlü bir İsrail karşılığı, siyonizm karşılığı, Netanyahu karşılığı bir dalga ortaya çıkar diye düşünüyorum. Dolayısıyla ben böylesine ileri bir adıma atlayacaklarını düşünüyorum" dedi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan Netanyahu’ya sert tepki: “Bu saldırgan tavır asla kabul edilemez” Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan Netanyahu’ya sert tepki: “Bu saldırgan tavır asla kabul edilemez”

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "Netanyahu ve ekibinin bu saldırgan tavrı asla kabul edilemez" dedi.TBMM Başkanı Kurtulmuş, Arnavutluk Meclis Başkanı Elisa Spiropali ile görüştü. Görüşmenin ardından ikili ortak basın açıklaması düzenledi. TBMM Tören Salonu’nda gerçekleşen basın toplantısında konuşan Kurtulmuş, "Önce baş başa verimli bir görüşme ve ardından heyetler arası görüşmeyi gerçekleştirdik. İki ülke arasında var olan dostane ilişkileri gözden geçirmek ve nasıl geliştirilebileceğine ilişkin fikirlerinizi paylaşmak konusunda da oldukça verimli bir toplantı idrak ettik. Ayrıca iki ülkenin başkanları Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Arnavutluk Başbakanı Edi Raman'ın müşterek vizyonları çerçevesinde her gün gelişmekte olan Türkiye Arnavutluk ilişkileri parlamenter diplomasi boyutuyla ne tür katkılarda bulunabiliriz; bu konuları ele aldık. Zaten parlamentolarımız arasında var olan dostluk grupları ve diğer iktisat komisyonları vasıtasıyla gerçekleştirilen ikili temasların arttırılarak sürdürülmesi konusunda mutabık kaldık. Ayrıca Türkiye ve Arnavutluk çeşitli alanlarda ortak platformlarla var olan ve birlikte görüşlerini paylaşan iki dost ülkedir, iki müttefik ülkedir" diye konuştu. Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın devam ediyor olmasının Balkan coğrafyası için büyük riskler oluşturduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın devam etmekte olması ve bunun Türkiye'nin gayretlerine rağmen maalesef barışa çok yakınlaşmış olunmasına rağmen bu barışın gerçekleşmemiş olması dünya barışına büyük bir tehdit oluşturduğu gibi Avrupa için ve özellikle de Balkan coğrafyası için ilave riskleri bünyesinde barındırmaktadır. Dolayısıyla devam etmekte olan Rusya-Ukrayna Savaşı’nın tesirlerinden de Balkan coğrafyasını mümkün olduğu kadar korumak ve burada ortaya çıkabilecek ilave riskleri yok etmek bakımından da barışçıl bir perspektife ihtiyaç olduğu, Balkan ülkeleri arasında istikrarı, güvenliği esas alan bir yaklaşım şart olduğu aşikardır" ifadelerini kullandı. "Netanyahu ve ekibinin bu saldırgan tavrı asla kabul edilemez" Konuşmasını devamında İsrail’in Suriye’nin güneyine gerçekleştirdiği saldırıların kabul edilemez olduğunun altını çizen Kurtulmuş, "Bildiğiniz gibi Suriye'de uzun yıllar süren diktatörlükler ve on bir yılı aşkın süre devam eden kanlı bir iç savaştan sonra Suriye'de bütün toplum kesimlerini kuşatacak yeni bir yönetimin kurulması için bir imkan ortaya çıktı. Tekrar ifade etmek istiyorum ki Suriye yönetiminden ilk günden itibaren beklentimiz; Suriye'deki bütün farklı toplumsal kesimleri milli birlik etrafında toparlanmaları Suriye'nin toprak bütünlüğünde egemenliğini şüphesiz bir şekilde gerçekleştirerek ortaya koymasıdır. Bu çerçevede Türkiye özellikle dün Suriye'ye gerçekleştirilen azgın İsrail saldırılarını şiddetle kınadığını bir kere daha ifade etmek isterim. Uluslararası hukuku tanımayan, uluslararası sistemin hiçbir kurum ve kuralını dikkate almayan, dünyadaki hiçbir insaf ve vicdan ölçüleri içerisinde hareket etmeyen Netanyahu ve ekibinin bu saldırgan tavrı asla kabul edilemez. Bu bir devlet değil, bu bir devlet davranışı değil. Önüne geldiğine hak bildirmek isteyen bir mahalle kabadayısının davranışıdır. Bu kabul edilemez" dedi. TBMM Genel Kurulunda, İsrail'in Suriye'deki saldırılarına karşı Meclis Başkanlığı tezkeresinin onaylanmasının, Türk milleti kahir ekseriyetiyle bu saldırıların karşısında olduğunun manasına geldiğini belirten Kurtulmuş, "Bir kez daha dün akşam Meclis oturumları sırasında bütün siyasi partilerin Meclis Başkanlığı Tezkeresi’ne vermiş olduğu destek dolayısıyla buradan teşekkürlerimi ifade ediyorum. Farklı siyasi partiler bir araya gelerek Meclise sunmuş olduğumuz Tezkereyi yani İsrail'in Suriye'deki saldırganlığını kınayan tezkereyi onayladılar ve desteklediler" ifadelerini kullandı.

Trump’tan Netanyahu’ya sert çıkış: “Bu bir siyasi cadı avı, Bibi’yi hemen serbest bırakın!” Haber

Trump’tan Netanyahu’ya sert çıkış: “Bu bir siyasi cadı avı, Bibi’yi hemen serbest bırakın!”

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yolsuzluk davası nedeniyle İsrailli savcılara tepki göstererek, "İsrail'de Bibi Netanyahu’ya yapılanlar korkunç. O bir savaş kahramanı ve Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte çalışarak İran’daki tehlikeli nükleer tehdidin ortadan kaldırılmasında büyük başarı sağlamış harika bir Başbakan" dedi. ABD Başkanı Donlad Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yolsuzluk davası nedeniyle İsrailli savcılara tepki gösterdi. Kendisine ait sosyal medya platformu Truth Social’dan açıklama yapan Trump, "İsrail'de Bibi Netanyahu’ya yapılanlar korkunç. O bir savaş kahramanı ve Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte çalışarak İran’daki tehlikeli nükleer tehdidin ortadan kaldırılmasında büyük başarı sağlamış harika bir Başbakan. Önemli olan, şu anda Hamas ile bir anlaşma için müzakere etme sürecinde olması ve bu anlaşma, esirlerin geri getirilmesini de içerecek" dedi. "Bu bir siyasi cadı avıdır" Netanyahu’nun büyük bir suçunun olmadığını belirten Trump, "İsrail Başbakanı’nın, büyük bir şey olmamasına rağmen bütün gün mahkeme salonunda oturmaya zorlanması nasıl mümkün olabilir? Bu bir siyasi cadı avıdır. Benim de maruz kaldığım cadı avına çok benziyor. Bu sözde "adalet" rezaleti, hem İran hem de Hamas ile yürütülen müzakerelere engel olacaktır. Başka bir deyişle, savcıların Bibi Netanyahu’ya yaptıkları şey tam bir delilik" ifadelerini kullandı. "Bibi’yi serbest bırakın, yapacak büyük bir işi var" ABD’nin İsrail’i korumak ve desteklemek için her yıl, herhangi bir ülkeden çok daha fazla olacak şekilde, milyarlarca dolar harcadığını vurgulayan Donald Trump, "Bu duruma göz yummayacağız. Başbakan Bibi Netanyahu’nun liderliğinde büyük bir zafer kazandık ve bu olanlar zaferimizi ciddi şekilde gölgeliyor. Bibi’yi serbest bırakın, yapacak büyük bir işi var" dedi.Netanyahu’nun, yarın çapraz sorgu için mahkemede ifade vermesi bekleniyor. Netanyahu hakkındaki dava İsrail Başbakanı Netanyahu, 2019 yılında rüşvet, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmayla suçlanmıştı. Üç ayrı ceza dosyasını kapsayan dava 2020 yılında başlarken, Netanyahu suçsuz olduğunu iddia ediyor. İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un Netanyahu'yu affetme yetkisi bulunuyor ancak Herzog'un "şu anda bir affın gündemde olmadığını", ayrıca af talebinde bulunulmadığını" söylediği belirtiliyor. Mahkeme erteleme talebini reddetmişti Netanyahu’nun avukatları, İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük savaşın ardından ortaya çıkan diplomatik ve güvenlik meselelerini gerekçe göstererek, Netanyahu’nun ifadesinin 2 hafta ertelenmesini talep etmiş, mahkeme ise Cuma günü bu talebi reddetmişti.

Trump iddiaya göre ateşkes sonrası Netanyahu'ya "Saldırıyı durdur" diyerek sert çıktı Haber

Trump iddiaya göre ateşkes sonrası Netanyahu'ya "Saldırıyı durdur" diyerek sert çıktı

Trump'ın ateşkesin ardından İran'a saldırı emri veren Netanyahu'ya sesini yükselttiği iddiasıABD Başkanı Donald Trump'ın, İsrail-İran arasında açıkladığı ateşkesin ardından İsrail savaş uçakları Tahran'a doğru ilerlerken telefonda görüştüğü Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya "Saldırıyı durdur" diyerek sesini yükselttiği öne sürüldü.İsrail’in Jerusalem Post gazetesinin üst düzey İsrailli bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, Trump ve Netanyahu'nun sabah saatlerinde yaptığı telefon görüşmesi sert tonda geçti. Sabah saatlerinde İsrail, İran'ı ateşkesi ihlal etmekle suçlayıp Tahran'a doğru savaş uçaklarını gönderdiği sırada Trump ve Netanyahu telefonda görüştü.Haberde, Trump'ın Netanyahu'ya "Saldırıyı durdur" diyerek sesini yükselttiği, Netanyahu'nun ise konuşmada "fazla söz alamadığı sadece Trump'a minnetini üst üste dile getirdiği" ifade edildi. İsrailli kaynak, "Netanyahu ve Trump arasındaki konuşmanın zor geçtiğini, ABD Başkanı'nın ateşkesi bir başarı olarak gördüğünü ve kimsenin ama kesinlikle hiç kimsenin bunu bozmasına izin vermeyeceğini açıkça vurguladığını" paylaştı.Bunun karşılığında, İsrail hava kuvvetleri pilotlarının saldırıları durdurma emri aldığı, planlanan hedefleri değil taviz olarak Tahran'da bir radar istasyonunu vurduğu belirtildi.Öte yandan, ABD'nin Katar üzerinden de İranlılara "saldırılara devam etmemeleri için mesaj gönderdiği" haberde yer aldı. İsrail ile İran arasında 12 gün süren saldırıların ardından gelen ateşkes ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ve İran arasında 12 gün süren saldırıların ardından ateşkesin uygulamaya girdiğini duyurmuş, İsrail bunu kabul ettiğini açıklamıştı. İsrail, sabah 10:00 sularında füze atıldığını, İran'ın ateşkesi ihlal ettiğini savunmuştu. Bunun üzerine İsrail'den, İran'a sert karşılık vereceği tehditleri yükselmişti. İsrail basını, daha sonra İsrail ordusunun Tahran'da bir radar istasyonunu hedef aldıktan sonra savaş uçaklarının bölgeden ayrıldığını yazmıştı.ABD Başkanı Donald Trump, İran ve İsrail'in sağlanan ateşkesi bozduğunu ve bu durumdan memnun olmadığını söylemişti.Ateşkesin ardından İsrail'in "hiç görülmedik şekilde" saldırıda bulunduğunu belirten Trump, "Onlardan memnun değilim. İran'dan da memnun değilim ancak İsrail'in bu sabah yaptıklarından hiç hoşnut değilim." ifadelerini kullanmıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.