#Ömer Çelik

İLKHABER-Gazetesi - Ömer Çelik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ömer Çelik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ömer Çelik'ten ABD Büyükelçisi Huckabee'ye sert tepki Haber

Ömer Çelik'ten ABD Büyükelçisi Huckabee'ye sert tepki

Gazze’de yaşanan insani dram sürerken, İsrail’in politikalarına destek veren açıklamalar uluslararası kamuoyunda yeni bir krizi tetikledi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin sözlerine sert tepki göstererek bu yaklaşımın hem hukuka hem de insanlık değerlerine aykırı olduğunu vurguladı. HUCKABEE’NİN AÇIKLAMALARI TARTIŞMA YARATTI Huckabee, ABD’li gazeteci Tucker Carlson’a verdiği röportajda, Gazze’de çocukların öldürülmesini savunan ifadeler kullanmış, “Tevrat’a dayalı Büyük İsrail” anlayışını dile getirmişti. Nil Nehri’nden Fırat Nehri’ne uzanan coğrafyada İsrail’in hak iddia etmesini meşru gösteren açıklamalar, bölgesel barışı tehdit eden bir yaklaşım olarak değerlendirilmişti. “İSRAİL’İN İŞGALİ GAYRI MEŞRUDUR” Sosyal medya üzerinden açıklama yapan Çelik, İsrail’in işgal altındaki Filistin ve Arap toprakları üzerinde hiçbir egemenlik hakkı bulunmadığını vurguladı. Batı Şeria’nın ilhak edilmesi ya da Gazze’nin ayrıştırılmasına yönelik girişimlerin “mekânsal soykırım” anlamına geldiğini belirten Çelik, yerleşim faaliyetlerinin ise açık bir saldırı olduğunu ifade etti. “BÜYÜK İSRAİL PROJESİ HUKUKA VE İNSANLIĞA AYKIRIDIR” Çelik, ABD Büyükelçisi’nin açıklamalarını insanlık dışı olarak nitelendirerek şu değerlendirmelerde bulundu: “İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları ya da diğer işgal altındaki Arap toprakları üzerinde hiçbir hakkı ve egemenliği yoktur.” Açıklamasında, İsrail yönetiminin özellikle Benjamin Netanyahu hükümeti döneminde yürüttüğü politikaların çocuk ölümlerini meşrulaştırdığını belirten Çelik, teo-politik iddiaların uluslararası hukukun yerine geçirilmesinin bölge için ağır sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu. CUMHURBAŞKANI’NIN BM UYARILARI HATIRLATILDI Çelik, Türkiye’nin bu sürece yıllardır dikkat çektiğini belirterek, Cumhurbaşkanı’nın Birleşmiş Milletler kürsüsünden defalarca “İsrail’in sınırları neresidir?” sorusunu yönelttiğini hatırlattı. Yaşanan her gelişmenin bu uyarıların haklılığını ortaya koyduğunu ifade eden Çelik, Filistin’deki işgal politikalarının soykırım boyutuna ulaştığını vurguladı. “FİLİSTİN DEVLETİ SAVUNULMAYA DEVAM EDİLECEK” Açıklamasının sonunda 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan egemen bir Filistin Devleti’nin savunulmaya devam edileceğini belirten Çelik, bu mücadelenin yalnızca siyasi değil, insanlık adına yürütülen bir duruş olduğunu kaydetti. Çelik, İsrail’in bölgesel egemenlik hedeflerine karşı durmanın barış, hukuk ve adaletin korunması açısından zorunlu olduğunu ifade etti.

AK Parti heyetinden Adana AOSB'ye tebrik ziyareti Haber

AK Parti heyetinden Adana AOSB'ye tebrik ziyareti

Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB), üst düzey bir siyasi ziyarete ev sahipliği yaptı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik ile AK Parti Adana Milletvekili Faruk Aytek’in yer aldığı heyet, sanayi bölgesinin idari kadrosuyla bir araya geldi. YENİ YÖNETİME BAŞARI DİLEĞİ Gerçekleştirilen 20. olağan genel kurul toplantısının ardından AOSB Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine yeniden seçilen Bekir Sütcü, siyasi heyeti ağırladı. Aynı zamanda Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi Yönetim A.Ş.'nin de başkanlığını yürüten Sütcü ve ekibine tebriklerini ileten misafir heyet, yeni faaliyet dönemi için hayırlı olsun temennilerinde bulundu. GENİŞ KATILIMLI SANAYİ BULUŞMASI Gerçekleşen temasa AOSB idari kadrosu yoğun katılım gösterdi. Başkan Bekir Sütcü’nün ev sahipliğindeki görüşmede; yönetim kademesinde yer alan M. Nedim Büyüknacar, Kemal Özçetin, Ahmet Aslan, Asım Gül, M. Tansel Ün, N. Yiğit Dağsuyu ve Hasan Kılıç hazır bulundu. Toplantı masasında ayrıca denetim kurulu üyeleri Can Ulaştırıcı ve Ali Fuat Batmaz ile Bölge Müdürü Ersin Akpınar ve çok sayıda sanayici de yer alarak bölgenin nabzını yansıttı. CEYHAN KİMYA ENDÜSTRİ BÖLGESİ HEDEFİ Ziyaretin ana gündem maddesini, Adana'nın üretim potansiyeli ve geleceğe dönük sanayi planlamaları oluşturdu. Mevcut çalışmaların ve süregelen yatırımların detaylıca incelendiği toplantıda, kentin ekonomik geleceği açısından kritik öneme sahip stratejik adımlar değerlendirildi. Özellikle şehri ulusal ve uluslararası çapta bir kimya üssüne dönüştürmesi planlanan Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi üzerine yoğunlaşıldı. Söz konusu yatırımın altyapı hazırlıkları ve önümüzdeki süreçte bölge ekonomisine katacağı değer hakkında kapsamlı fikir alışverişinde bulunuldu.

Ömer Çelik'ten 'Terörsüz Türkiye' mesajı: Erdoğan ve Bahçeli'nin iradesi süreci baltalayanları bertaraf ediyor Haber

Ömer Çelik'ten 'Terörsüz Türkiye' mesajı: Erdoğan ve Bahçeli'nin iradesi süreci baltalayanları bertaraf ediyor

Türkiye'nin terörden arındırılması ve bölgesel huzurun inşası için yürütülen kapsamlı stratejinin detayları gün yüzüne çıktı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya üzerinden yaptığı değerlendirmede, ülkenin geleceğini şekillendirecek bu sürecin kararlılıkla sürdüğünü belirtti. Çelik, 'Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge' hedefi doğrultusunda, tüm devlet kurumlarının tam bir eşgüdüm içerisinde hareket ettiğini ifade etti. Ömer Çelik' paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "TERÖRSÜZ TÜRKİYE ve TERÖRSÜZ BÖLGE" hedefimize sağlam ilkelerle, güçlü çalışmalarla ve stratejik sabırla ilerliyoruz. "CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN VE BAHÇELİ'NİN İRADESİ DEVREDE" Türkiye'yi ve bölgemizi bu hedeflerine ulaştırmak için siyasi olarak iç bütünlüğü olan ve sadece milletimize yaslanan çalışmalar yürütüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu net irade, süreci baltalamaya çalışan her türlü aşırılığı bertaraf etmektedir. Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla bir devlet projesi olan 'Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge' hedefi için tüm devlet kurumlarımız güçlü bir koordinasyon içinde çalışmaktadır. Cumhuriyetimiz, demokrasimiz, hukuk devletimiz ve güvenliğimiz için terörsüz bir gelecek herkesin kazandığı bir tablo ortaya çıkaracaktır. Bu süreçte Yüce Meclis milletimiz adına değerli bir insiyatif almıştır. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş'un ve farklı partilerden sorumluluk bilinciyle hareket eden değerli milletvekillerinin kıymetli çalışmalarıyla 'Terörsüz Türkiye' hedefi için Meclis boyutunu güçlü bir şekilde hayata geçirmiştir. Etrafımızdaki gelişmeler bugünlerde daha net şekilde gösteriyor ki, kötülük şebekelerinin en büyük aracı terördür. Kendilerini görünmez kılarak, vekâlet unsurları yoluyla ülkemize ve yakın coğrafyamızdaki kardeş halklara en çok bu yöntemlerle zarar vermeye çalışıyorlar. 'Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge' hedefimiz iç bütünlüğümüze ve yakın coğrafyadaki kardeş halklarla birliğimize zarar vermeye çalışan tüm siyasi kötülük ajandalarına karşı da bir duruştur. 'Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge' hedefi milletimizin her bir ferdi ve komşu ülkelerin halkı olan her bir kardeşimizin geleceği içindir. Yüzyıllardan süzülen ve sadece milletimize yaslanan siyasi akılla ülkemizi ve bölgemizi terörden arındıracak irademizi daha da güçlendireceğiz. Medeni bir hayatın tüm kazanımları, dünya çapında hedef alınıyor. Demokratik değerlerin ve ahlaki ilkelerin yozlaşmış çıkar şebekeleri tarafından en ağır saldırılara uğradığını görüyoruz. Tüm bunlar karşısında gerçek bir medeni değerler savunusunun daha güçlü şekilde yapılması gerekiyor. Cumhurbaşkanımız ve Türkiye bunun öncüsüdür. Yakın coğrafyamızdaki halklarla "kardeşlik siyaseti" temelinde yepyeni siyasi perspektifler oluşturacağız. Barbarlığın her türlü saldırısı karşısında, gerçek medeni değerleri savunacağız."

Ömer Çelik: Keçiören Belediye Başkanıyla ilgili karar yok Haber

Ömer Çelik: Keçiören Belediye Başkanıyla ilgili karar yok

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında parti genel merkezinde AK Parti MYK toplantısı devam ettiği sırada gündeme dair açıklamalarda bulundu. Çelik, 6 Şubat depremlerinin bu yıl dönümünde yaşanan en üzücü olaylardan birinin CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in sarf ettiği sözler olduğunu ifade ederek, "Burada yapılanları gölgelemeye ve lekelemeye çalışan bir üslup içerisinde, kendilerine ait belediyelerin katkılarını anlatmaya çalışırken aslında bunların birçoğunun katkı olmadığını itiraf eden sözler ortaya koydu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti merkezi yönetimiyle, belediyeleriyle bir bütündür ve bununla ilgili bir ayrım söz konusu değildir. Hangi sivil toplum örgütü olursa olsun, hangi partiden belediye olursa olsun, hangi kurum ya da hangi vatandaşımız olursa olsun bu koşturması ve içtenliği her zaman takdiri, saygıyı ve teşekkürü hak eder. Ancak Sayın Özgür Özel'in üslubuna, burada yaptığı konuşmalara ve hakikatleri görmezden gelme gayretine hepimiz çok şaşırdık. Büyük felaketler karşısında millet ve devlet enkaz altında kalmıyor ama bazı siyasi partilerin zihniyeti ve söylemi enkaz altında kalabiliyor. Burada CHP yönetiminin söylemi ve zihniyeti bu yıl dönümünde bir kez daha enkaz altında kaldı. Bu üzücüydü. Ama bunların bir önemi yok. Çalışmaya devam edeceğiz. Gayret etmeye devam edeceğiz. Yaraları sarmaya devam edeceğiz. Dezenformasyonla da mücadele edeceğiz. Diğer konularla da mücadele edeceğiz" dedi. "YOĞUN BİR RAMAZAN FAALİYETİ YÜRÜTECEĞİZ" Ramazan ayının başlangıcının yaklaştığını ve bu sebepten dolayı bütün vatandaşların Ramazan ayını şimdiden tebrik ettiğini dile getiren Çelik, "Allah hayırlı bir Ramazan geçirmeyi iftarıyla, orucuyla, sahuruyla nasip etsin. Bunun yanı sıra hem vatandaşlarımızla teşkilat olarak hem milletvekillerimizle hem de MKYK üyelerimizle buluşacağız. Bakanlarımızla birlikte sahada olacağız. Yoğun bir Ramazan faaliyeti yürüteceğiz. Bununla ilgili olarak Teşkilat Başkanımız Ahmet Büyükgümüş yapılacak faaliyetlere ilişkin bugün bir sunum yaptı. Sunumu merkezimizden onay aldı. Bu faaliyetler Ramazan ayı boyunca güçlü bir şekilde yürütülecek. Ramazan ayı boyunca Suriye'deki kardeşlerimizin hiçbirini de yalnız bırakmayacağız ve buna dönük hazırlıklarımızı sürdürüyoruz" dedi. Davos'ta ilk defa bu sene neoliberal düzenin elitleri tarafından bu düzenin işlemediği ve yanlış gittiğini itiraf eden söylemlerde bulunduğunu aktaran Çelik, "Bunların bazıları örtülü ya da açık birtakım kavgaların sebebi oldu. Hatta bazı diplomatik krizlerin de sebebi oldu. Dolayısıyla belirsizlik çağı herkes tarafından tescil edilmiş oldu. Düzenin bilinen ikiyüzlülüklerin bir şekilde yönetildiği ya da tolere edildiği ifade edilirken artık tolere edilemez bir hâle geldiği görülmüş oldu. Bu düzenin ilkesizliğinin en büyük berraklaştırıcısı Gazze'de ortaya konan çifte standart oldu. Rusya-Ukrayna savaşında batının hatırlattığı ilkelerin hiçbirini Gazze'deki soykırım karşısında hatırlatmaması bu belirsizlik çağı dediğimiz durumun en büyük dönüm noktalarından bir tanesi oldu" açıklamasında bulundu. "GAZZE İLE İLGİLİ MÜCADELEMİZE HİÇBİR KESİNTİ VERMEDEN GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE DEVAM EDECEĞİZ" Gazze'ye insani yardımların girişinin istenilen düzeye hala ulaşmamış durumda olduğunu kaydeden Çelik, "Halen soykırım faaliyetinin birçok uzantısı devam etmektedir. Ateşkes son derece kırılgandır. Kalıcı barışı sağlayacak bir Filistin devletinin kurulmasına dair yolun yürünmesinde soykırım şebekesinin büyük engelleri vardır. Dolayısıyla uluslararası toplumun, uluslararası hukukun, ilkelerin ve kurumların Gazze karşısındaki teslimiyeti ve çifte standardı, belirsizlik çağı olarak ifade ettiğimiz dönemin tamamen berraklaşmasını ortaya çıkarmıştır. Gazze ile ilgili mücadelemize hiçbir kesinti vermeden güçlü bir şekilde devam edeceğiz. Bütün bu dağılmalar yaşanırken artık kuzey ile küresel güney ya da batı ittifakı ile diğerleri arasındaki gerginliklerin ötesinde bizzat batı ittifakının içerisinde gerginlikler ve çatışmalar ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede bakıldığında uluslararası diyalog ve entegrasyon açısından güçlü faaliyet yürüten ve uluslararası alanda ses getiren tek yaklaşım Sayın Cumhurbaşkanımızın yaklaşımıdır" değerlendirmesinde bulundu. "DÜNYANIN DİKİŞLERİNİN SÖKÜLDÜĞÜ ORTAMDA BELLİ BİR ÇERÇEVE KOYABİLEN YEGANE ÜLKE TÜRKİYE, YEGANE LİDER CUMHURBAŞKANIMIZDIR" Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diplomasi trafiğine ve uluslararası ziyaretlerine bakıldığında pek çok kriz alanının çözümüne yönelik diyalogların artırılması ve daha büyük büyük yakınlaşmaların sağlanması konusunda güçlü irade ortaya koyduğunun görüldüğünü söyleyen Çelik, "Son olarak Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretleri gerçekleştirildi. Ardından Birleşik Arap Emirlikleri ve Etiyopya ziyaretleri olacak. Bu hafta Yunanistan Başbakanı'nın ziyareti olacak. Sudan'dan Somali'ye, Afrika Boynuzu'ndan Rusya-Ukrayna Savaşı'na ve Gazze'deki soykırıma karşı yürütülen faaliyetlere kadar dünyanın dikişlerinin söküldüğü ortamda belli bir çerçeve ortaya koyabilen ve bu doğrultuda faaliyet gösterebilen yegâne ülke Türkiye, yegâne lider ise Sayın Cumhurbaşkanımızdır" dedi. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusundaki çalışmaların kesintisiz bir şekilde devam edeceğine dikkati çeken Çelik, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinin ortaya koyulan ilkeler etrafında ilerlemesinin söz konusu olduğunu söyleyerek, "Buna dönük olarak dezenformasyonlar, maksimalist yaklaşımlar, çerçevenin dışına taşmaya çalışan aşırı söylemler, odağımızı kaybettirmeye dönük birtakım yanlış yaklaşımlar ya da ırkçı söylemler söz konusu olabiliyor. Bunlara gereken cevaplar gerekli yerde verilir, odağımızı kaybetmeyeceğiz" ifadelerine yer verdi. "CUMHURBAŞKANI SURİYE'DEKİ İSTİKRARA VERDİĞİ ÖNEMİ BİR KERE DAHA DEĞERLENDİRDİ" MYK Toplantısı'nda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye'deki istikrara verdiği önemi, ‘tek millet ve tek ordu' ilkesinin kıymetini bir kere daha değerlendirdiğinin altını çizen Çelik, "Suriye'nin kuzeydoğusunda yerleşik terör örgütünün faaliyetlerinin bertaraf edilmesiyle birlikte terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinin önemli bir engelden kurtulduğunu, önümüzdeki dönemde Suriye'nin birlik ve bütünlük içerisinde Arapların, Kürtlerin ve Türkmenlerin ortak kazananlar olduğu bir çerçevede yoluna devam edeceğini ifade ettiler" diye konuştu. Dünyada yaşanan son olayların ardından sosyal medya konusunun son zamanlarda tartışılan önemli başlıklardan bir tanesi olduğuna vurgu yapan Çelik, sosyal medya konusunda çalışma yürüttüklerini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hem nesilleri korumak, hem dezenformasyonlara karşı direnmek hem de artık milli egemenliğin bir parçası haline gelen siber egemenliği korumak açısından pek çok konuşmasına bu konuya dikkat çektiğini hatırlattı. "BİR YANDAN ÇOCUKLARA MUSALLAT OLUYORLAR HEM DE O ÜLKELERİN EGEMENLİK ALANLARINA MUSALLAT OLUYORLAR" İspanya Başbakanı Sanchez'in sosyal medya konusuna yönelik açıklamalarına da değinen Çelik, "Teknoloji oligarklarının çocukların cinsiyet algılarını bozmasından çeşitli ülkelerdeki seçimlere müdahaleye kadar algoritmalar yoluyla yürüttükleri pek çok faaliyet bulunmaktadır ve Sayın Cumhurbaşkanımız uzun zamandır buna dikkat çekmektedir. Bu manipülasyonların arkasından, birçok verinin ve bilginin ülkelerin millî egemenliğini manipüle etmek, egemenlik alanlarına sızmak ve seçimlerini yönlendirmek için kullanmaya başladıkları görülüyor. Bir yandan çocuklara musallat oluyorlar hem de o ülkelerin egemenlik alanlarına musallat oluyorlar. Buna karşı hep birlikte güçlü bir direniş sergilemeliyiz. Bunlar özgürlüğü kısıtlamak için değil özgürlüğümüzü korumak için yapmamız gerekenlerdir. Fransa'dan diğer ülkelere kadar 16 yaşından küçük çocukların korunmasına yönelik güçlü yasal tedbirlerin gündeme alınması gerektiği ifade edilmektedir. Dolayısıyla özgürlüğümüzü, egemenliğimizi ve çocuklarımızı korumak için bu konuda daha hassas olmamız gerektiği açıktır. Türkiye siber alandaki egemenliğini korumak için de kararlı bir mücadele sürdürecektir ve bu çerçevede sosyal medya yasasını, özgürlüğümüzü koruma ve teknoloji oligarklarının her şeyi yönetme saldırganlığına karşı bir set oluşturma anlayışıyla ele alacağız" dedi. İran ile ABD arasında müzakerelerin başladığını ve bu müzakereler yoluyla konuların çözülmesinin önemli olduğunu belirten Çelik, İran'a dışarıdan yapılacak bir müdahalenin yanlış analizlere dayanacağını, İran'da var olan sorunların İran toplumu tarafından kendi dinamikleriyle çözülmesi gerektiğini belirtti. "İYİ PARTİ YETKİLİLERİ İLK BAŞTAN İTİBAREN ÇOK HIZLI KARAR ALDILAR" Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Akgün'ün kıyafetlerine yönelik sözlere değinen Çelik, "Bu şahsın İYİ Parti üyesi olduğu söyleniyordu. İYİ Parti yetkilileri ilk baştan itibaren çok hızlı karar aldılar. Sayın Genel Müsavat Dervişoğlu çok net bir açıklama yaptı. Bu nefret söylemini aşağılık bulduğunu ve reddettiklerini parti olarak söyledi. Bütün bu açıklamalar son derece kıymetlidir" ifadelerini kullandı. Cumhur İttifakı'nın ortağı Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) 57'nci kuruluş yıl dönümünde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin konuşmasında anlamlı mesajlar olduğunu da vurgulayan Çelik, bu konuşmada Türkiye'deki gelişmeleri etnik temelde bir ayrışmanın parçası haline getirmeye çalışanlara çok büyük uyarılara işaret ettiğini sözlerine ekledi. Çelik, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "BUGÜN İTİBARIYLA KEÇİÖREN BELEDİYE BAŞKANI İLE İLGİLİ BİR GÜNDEM VE VERİLMİŞ BİR KARAR YOK" Bir gazetecinin Keçiören Belediye Başkanı Özarslan'ın AK Parti'ye katılacağı iddiaları ve CHP Genel Başkanı Özel'in Özarslan'a sarf ettiği iddia edilen sözleri sorması üzerine Çelik, şu cevabı verdi: "CHP Genel Başkanı'nın kullandığı ifadeler, Türk siyasi hayatında pek eşi benzeri olmayan bir skandal. Bir genel başkanın bu kadar küfürlü bir şekilde ifade kullanması gerçekten hem üzücü hem de utanç verici bir durum. CHP bu hale nasıl geliyor? Bu şekilde bir savrulmanın içine nasıl düşüyor? Bunu CHP'ye gönül vermiş vatandaşlarımızın değerlendirmesi gerektiği gibi bütün milletimiz de değerlendirecektir. Kürsüye çıktıklarında demokrasi diyorlar, hukuk diyorlar, siyasi diyalog diyorlar fakat burada seviye düşüklüğünü bırakın bu mesajlarda seviye yok. Konuşmak bile utanç verici. Bu şekilde bir gündem çerçevesinde yapılan savunmalar, o mesajlardan daha kötü. Özür dilenmesi gereken bir konu. Genel Başkanımız ve yetkili kurullarımız, Özarslan'ın partimize geçmesi ile ilgili bir konuyu değerlendirmedi. Pek çok belediye başkanının partimize dönük talepleri var. O talepler belli bir yetkili kurullarda ve Genel Başkanımızın başkanlığında değerlendiriliyor. Bugün itibarıyla Keçiören belediye başkanı ile bir gündem yok, verilmiş bir karar yok." "DOĞU AKDENİZ'DEKİ TANSİYONUN DÜŞÜRÜLMESİ GEREKİYOR" Çelik, açıklamasına şöyle devam etti: "Libya'nın istikrarına büyük önem veriyoruz. Libya'nın doğusu ile batısı arasındaki ayrımın ortadan kalkması, Libya'nın bir bütün olarak bundan sonraki yılları kucaklaması konusunda elimizden gelen pozitif katkıyı Türkiye olarak vermeye çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımız güçlü bir şekilde iradeyi koyuyor. Cumhurbaşkanımızın Mısır ziyareti tarihi bir ziyaretti, pek çok anlaşma imzalandı. Kuşkusuz Doğu Akdeniz'de şöyle bir durum var; o kadar çok savaş gemisi var ki neredeyse balıkçı gemisinin gideceği yer kalmadı. Çok büyük bir tansiyon var. Bunun bir yandan düşürülmesi gerekiyor. Mısır ve Libya ile birçok alanda olduğu gibi savunma alanında da iş birliğimizi artırmaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu çalışmalar Milli Savunma Bakanlığımızın yakın takibi ile daha da güçlendirilecek. Dışişleri Bakanlığımız, Milli İstihbarat Teşkilatımız, ekonomi ile ilgili bakanlıklarımız olmak üzere her alanda bu yakınlaşmanın sağlanmasına çalışılıyor. Yunanistan Başbakanı'nın ziyareti gerçekleşecek. Biz her zaman şunu söyledik; bütün sorunlarımızı masada çözebiliriz. Çeşitli zamanlarda silahsız olması gereken adaların silahlanması ile ilgili haberler ya da Yunanistan kabine üyesi bir kişinin Türkiye'yi hedef alan söylemleri olumsuz sonuçlar doğuruyor."

Ömer Çelik'ten Ahmed Şara’ya “terörist” diyen DEM Parti’ye yanıt: ''Sanki destekledikleri örgüt kanarya sevenler derneği'' Haber

Ömer Çelik'ten Ahmed Şara’ya “terörist” diyen DEM Parti’ye yanıt: ''Sanki destekledikleri örgüt kanarya sevenler derneği''

Ömer Çelik, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerinin birbirinden ayrılamayacağını belirten Çelik, terör örgütü PKK’nın tüm uzantılarıyla silah bırakması ve kendini feshetmesi gerektiğini söyledi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen MKYK toplantısının ardından parti genel merkezinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Çelik, toplantıda iç ve dış politikadaki gelişmelerin, Gazze ve Suriye’deki son durumun, TBMM çalışmalarının ve saha programlarının ele alındığını ifade etti. Terörle mücadele konusunda net mesajlar veren Çelik, “Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge kavramları birbirinden ayrılamaz. PKK’nın sadece Türkiye’de değil, Suriye, Irak, İran ve Avrupa’daki tüm uzantılarıyla birlikte kendini feshetmesi ve silah bırakması gerekir.” dedi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın “SDG Kürtleri temsil ediyor” sözlerine de sert tepki gösteren Çelik, bu ifadelerin bir itiraf niteliğinde olduğunu savundu. Çelik, “Bu cümleleri kuranların gündeminde Kürtler yok, sadece örgütler var. Kimin hangi örgütü desteklediği ortada. Sanki destekledikleri örgüt kanarya sevenler derneği.” ifadelerini kullandı. SURİYE VE TERÖR VURGUSU Suriye’deki gelişmelere de değinen Çelik, Türkiye’nin temel yaklaşımının “tek Suriye, tek ordu” ilkesi olduğunu belirtti. Hiçbir terör örgütünün, adı veya kullandığı harfler ne olursa olsun Suriye’de varlık göstermemesi gerektiğini vurgulayan Çelik, DEAŞ’la mücadelenin de kesintisiz sürmesi gerektiğini söyledi. Çelik, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından yayımlanan ve Kürtlerin haklarını güvence altına alan kararnamenin önemli bir adım olduğunu belirterek, “Bu kararname, Kürt kardeşlerimizin dilinin, kültürünün ve kimliğinin devlet düzeyinde garanti altına alınması açısından sevindiricidir.” dedi. “TERÖR ÖRGÜTLERİ KİMSENİN TEMSİLCİSİ OLAMAZ” Terör örgütlerinin herhangi bir etnik grubun temsilcisi gibi gösterilmesinin son derece yanlış olduğunu ifade eden Çelik, “Birinin çıkıp ‘SDG Kürtleri temsil ediyor’ demesi ne kadar hastalıklıysa, ‘DEAŞ Arapları temsil ediyor’ demek de o kadar hastalıklıdır. Terör örgütleri kimsenin temsilcisi olamaz.” şeklinde konuştu. Çelik, açıklamasında Gazze ve İran başlıklarına da değinerek, Gazze’nin bir emlak değil, bir vatan olduğunu vurguladı; İran’a yönelik dış müdahalelere ise karşı olduklarını ifade etti.

Ömer Çelik: Bu bir Arap-Kürt çatışması değil Haber

Ömer Çelik: Bu bir Arap-Kürt çatışması değil

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin parti genel merkezinde açıklamalarda bulundu. Dış politikada çok yoğun gelişmelerin olduğu bir dönemden geçildiğini söyleyen Çelik, "İsrail’in işgalci, yayılmacı ve kaos çıkartan siyaseti maalesef bölgeyi tehlikeye attığı gibi yakın bölgemizin uzağına da ulaşan bir sonuç doğuracak şekilde en son ‘Somaliland’in tanınması’ şeklinde kendisini gösterdi. Somali'nin bir parçası olan Somaliland'in İsrail tarafından tanınmasının bir takım başka siyasetlerin ipucu olduğunu, ön gelişmesi olduğunu görüyoruz. Özellikle deniz ticareti açısından oradaki bölgenin kontrol edilmesi açısından Yemen’deki gelişmelerle birlikte okuduğumuzda daha karanlık birtakım siyasetlerin takip edildiğini görüyoruz. Buna bütün dünya etkili bir şekilde karşılık vermelidir" ifadelerini kullandı. "DIŞARIDAN YAPILAN MÜDAHALELERLE DEĞİL, İRAN’IN KENDİ ÖZ DİNAMİKLERİYLE ÇÖZÜLMESİ GEREKEN MESELELERDİR" Türkiye’nin komşusu İran’da kaosun olmasını arzu etmediklerini dile getiren Çelik, "İran toplumunda ve devlet hayatında bazı sorunlar olduğunu da yok saymıyoruz. Bu sorunların çözülmesi İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın da ifade ettiği gibi İran toplumunun kendi milli iradesi ile gerçekleşmelidir. Dışarıdan yapılacak müdahalelerin daha kötü sonuçlar doğuracağını, özellikle İsrail’in kışkırtmasıyla ortaya çıkacak birtakım müdahalelerin daha büyük krizlere yol açacağını ön görüyoruz. İran’da istikrarın önemini vurguluyoruz. Dışarıdan yapılan müdahalelerle değil, İran’ın kendi öz dinamikleriyle çözülmesi gereken meselelerdir. Şu anda İsrailli yetkililerin İran’a dönük sözlerine baktığımızda bütün bölgede daha büyük sıkıntılar oluşturacak vahşi tutum içerisine girdiklerini görüyoruz" dedi. "VENEZUELA HALKININ BARIŞ İÇİNDE MUTLU BİR GELECEĞE SAHİP OLMASI İÇİN TÜRKİYE HER ZAMAN YANLARINDADIR" Venezuela’daki müdahalenin oluşturduğu etkilerin devam ettiğini kaydeden Çelik, "Biz her zaman Venezuela halkının yanındayız. Her zaman dış müdahaleler olumsuz sonuçlar doğuruyor. Aynı şekilde bundan sonrasında Latin Amerika’nın başka ülkelerini de etkileyen açıklamaların yapılması son derece olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Bu ülkelerin bağımsızlığına, egemenliğine, iç barışına ve istikrarına dönük adımların atılmaması gerektiğini net bir şekilde ifade ediyoruz. Venezuela halkıyla dayanışmamızı bir kez daha buradan ifade etmiş olalım. Venezuela halkının barış içinde mutlu bir geleceğe sahip olması için Türkiye her zaman yanlarındadır" diye konuştu. "SURİYE HÜKÜMETİ TAVRINI ORTAYA KOYDU" SDG terör örgütünün 10 Mart mutabakatına uyması gerektiğini ve bir ülkede iki ordunun olmayacağını ifade ettiklerini hatırlatan Çelik, "Şimdi sivil yerleşim alanlarına saldırdılar, konutlara saldırdılar ve pek çok kamu kurumuna saldırarak sıkıntılı bir tablo ortaya çıkardılar. Suriye hükümeti tavrını ortaya koydu. Bundan sonrasının istikrarla sonuçlanması gerektiği en önemli temennimizdir" ifadelerini kullandı. "SDG SOYKIRIMCI SİYASET ODAKLARI TARAFINDAN CESARETLENDİRİLMEKTEDİR" SDG'nin Suriye'de ortaya koyduğu tutumu 'Terörsüz Türkiye' ve terörsüz bölge hedefini sabote etmeye dönük bir girişim olarak niteleyen Çelik, "Bu sabotaj sonuçsuz kalmıştır. Bütün bu gelişmeler hedeflerin ne kadar kıymetli olduğunu net bir şekilde göstermiştir. SDG’nin kendisini Suriye kürtlerinin hakkını savunuyor gibi göstermesinin hiçbir geçerliliği yoktur. Suriye kürtlerinin bir terör örgütüne indirgenmesi onlara yapılacak en büyük haksızlıktır. Suriye kürtleri, Suriye’nin eşit ve ayrılmaz parçasıdır. Suriye’nin geleceğinde de güçlü bir yere sahip olması en büyük arzumuzdur. Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, Suriye’nin egemenliğinin korunması bizim açımızdan hassas konulardır. 10 Mart mutabakatına uymaları halinde hiçbir sorun kalmayacaktır. 10 aydır SDG’nin çeşitli müzakere alanlarından kaçtığını, sürece karşı tutum sergilediğini görüyoruz" ifadelerine yer verdi. "BU BİR ARAP-KÜRT ÇATIŞMASI DEĞİL" Çelik, 10 ay boyunca SDG’nin herhangi bir şekilde olumlu yaklaştığı tek bir konunun olmadığına dikkati çekerek, "SDG’nin birtakım odaklar tarafından cesaretlendirilerek saldırılar düzenlemesi sebebiyle Kürt kardeşlerimizin güvenliğinin riske atıldığını net bir şekilde görüyoruz. Bu bir Arap-Kürt çatışması değil. Birtakım terör örgütü odakları bunu bir Arap-Kürt çatışması gibi sunuyor. Bu çok tehlikeli bir yaklaşım" açıklamasında bulundu. "BATI ŞERİA’DA VE DOĞU KUDÜS’TE İSRAİL’İN SALDIRGAN FAALİYETLERİ DEVAM ETMEKTEDİR" Yapılan ateşkes anlaşmasından sonra İsrail’in sarı hattı Gazze içerisinde yeni bir sınır haline getirmeye çalıştığını aktaran Çelik, "Bu son derece yanlış bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, Gazze’nin işgalinin meşrulaştırılmaya çalışılmasıdır. Bu söz konusu olamaz. Batı Şeria’da ve Doğu Kudüs’te İsrail’in saldırgan faaliyetleri devam etmektedir. Bu çerçevede uluslararası toplumun daha net ve güçlü mesajlar vermesinde fayda vardır" ifadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başta Gazze olmak üzere dış politikaya ilişkin yoğun bir temas trafiği olduğunu söyleyen Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’de meydana gelen olayların ardından Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdiğini belirtti. Çelik, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "SURİYE İÇERİSİNDE KÜRT KARDEŞİMİZE, ALEVİ, Şİİ KARDEŞİMİZE KÖTÜ GÖZLE BAKILMASININ KARŞISINDA ÖNCE BİZ DURURUZ" Bir gazetecinin Suriye’de Arap-Kürt çatışmasının kışkırtılmaya çalışılıp çalışılmadığını sorması üzerine Çelik, "Suriye’de terör örgütü sözcüleri, gerek Avrupa’dan, gerek Suriye’den, gerek Kandil’den konuşanlar, 'Suriye’de bir Arap-Kürt çatışması tetiklendi' şeklinde sözler söylüyorlar. Orada aslında Arap-Kürt çatışması söz konusu değil ama bunu tetiklemeye çalışan bir odak varsa bunun SDG olduğu net bir şekilde görülüyor. Suriye içerisinde Kürt kardeşimize, Alevi, Şii kardeşimize kötü gözle bakılmasının karşısında önce biz dururuz. Suriye hükümeti ile de bu konuda mutabıkız. Bu hassasiyetler Türkiye tarafından iletiliyor. Dolayısıyla burada herhangi bir Dürzi kardeşimize, Alevi, Şii kardeşimize kötü gözle bakanın karşısında en önde Türkiye Cumhuriyeti durur. Kendisine Kürt’ün, Dürzi’nin ya da Alevi’nin, Şii’nin temsilcisiyim diyenlerin aslında Kürt’le, Dürzi ile, Alevi ve Şii ile bir alakası yok. Onlar terör faaliyetleri yapmaya çalışıyorlar. Bu faaliyetler neticesinde kendilerine müdahale edildiği zaman sanki bir mezhep grubuna müdahale edilmiş gibi bunu sunmaya çalışıyorlar" cevabını verdi. "BİR PARTİ GENEL BAŞKANININ KENDİ PARTİSİNİ BAAS REJİMİ İLE AYNE YERE KOYMASI ÇOK YANLIŞTIR" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Baas rejiminin çökmesinin ardından CHP ve DEM Parti’nin bölgenin seküler iki partisi olduğu yönündeki ifadelerinin sorulması üzerine Çelik, "Özel’in bu açıklamasını son 10 yılda yapılmış en vahim açıklama olarak değerlendiriyorum. Bir parti genel başkanının kendi partisini Baas rejimi ile mukayese ederek aynı yere koyması gibi yaklaşımının çok yanlış, sıkıntılı olduğunu ve CHP’ye gönül vermiş vatandaşlarımıza da büyük haksızlık olarak değerlendiriyorum" dedi. "ÖZGÜR ÖZEL ARTIK KENDİNCE BİR TÜR FALCILIĞA BAŞLAMIŞ" Özel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yağmur yağmasın diye dua ettiğine yönelik ifadelerinin sorulması üzerine ise Çelik, şu cevabı verdi: "Özgür Özel artık kendince bir tür falcılığa başlamış. Bilmediği konularda konuşuyor. Kendi belediyelerinin beceriksizliğini örtme bakımından söylemeyeceği yalan olmadığını, burada da bir sınır tanımadığını gösteriyor. Cumhurbaşkanımızın açık bir şekilde milletimize hitap ederken yaptığı dualar her zaman milletimizin, bölgemizin hayrı içindir." "BAŞTAN BERİ AB’NİN, YUNANİSTAN’IN VE GÜNEY KIBRIS’IN ESİRİ OLMASININ AB’Yİ NE KADAR KÜÇÜK BİR ALANA HAPSETTİĞİNİ SÖYLEDİK" AB dönem başkanlığının Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne geçmesinin sorulması üzerine Çelik, "Biz baştan beri AB’nin, Yunanistan’ın ve Güney Kıbrıs’ın esiri olmasının AB’yi ne kadar küçük bir alana hapsettiğini ve AB’nin küresel bir güç olmaktan bu şekilde çıktığını söyledik. Bugün gelinen noktada AB, Grönland tartışmalarına, Ukrayna-Rusya çerçevesinde çıkan tartışmalarına, güvenlik garantileri tartışmalarına ve NATO çerçevesindeki tartışmalarına bakıldığında Türkiye’nin ‘AB bu şekilde küresel güç olamaz’ tezinin ispatlandığı dönemden geçiyoruz. Bu vizyonsuzluk esasında Türkiye’ye dönük genişleme perspektifinin durdurulmasıyla başladı ama ondan öncesinde Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın marjinal tezlerinin AB tezi olarak sunulmasından dolayı ortaya çıktı. Güney Kıbrıs yönetimi görevi devralma sırasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne dönük olarak ‘işgal’, ‘ilhak’ ve ‘bölünme’ gibi ifadeler kullanıyor. Bunların hepsi gayrimeşru ifadelerdir. Buradaki esas ilhak 1963’te Rum kesiminin anayasayı ve Kıbrıs Türkünün haklarını gasp ederek ortaya koyduğu işgal ve ilhaktır" ifadelerini kullandı. DEM Parti heyetinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmek için bir talebinin olup olmadığının sorulması üzerine Çelik, "Şu anda kesinleşmiş bir takvim yok" dedi.

Ömer Çelik: "Suriye'de 'tek devlet, tek ordu' ilkesi herkesin hakkını koruyacak tek çerçevedir Haber

Ömer Çelik: "Suriye'de 'tek devlet, tek ordu' ilkesi herkesin hakkını koruyacak tek çerçevedir

Halep'te terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı YPG ile Şam yönetimi arasında yaşanan çatışmalar Ankara tarafından yakından takip ediliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Suriye'nin iç barışının ve toprak bütünlüğünün Türkiye için hayati önem taşıdığını vurguladı. Bölge barışı için Suriye'nin bütünlüğünün "stratejik bir anahtar" niteliğinde olduğunu belirten Çelik, çözüm adresinin "Tek devlet, tek ordu, tek Suriye" ilkesi olduğunu ifade etti. "DEVLET DIŞI SİLAHLI GRUPLAR KÖTÜ NİYETE HİZMET EDER" Suriye'de iki başlılığın veya devlet dışı silahlı yapıların kabul edilemez olduğunu dile getiren Çelik, bu durumun yalnızca kötü niyetli güç odaklarının işine yarayacağını söyledi. Çelik, "Gerçek barış, birlik içinde bir Suriye’den geçer. 'Tek devlet, tek ordu' ilkesine karşı silah çekenlerin yabancı güç odaklarına hizmet ettiği açıktır. Emperyalizme ve siyonizme hizmet eden terör projelerinin birtakım kavramlarla yapılan 'siyasi makyajlar'la örtülmesi mümkün değildir" diye konuştu. "KARDEŞLİK SİYASETİ İLE KUCAKLIYORUZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye politikasının etnik ve mezhebi ayrımlara karşı "kardeşlik siyaseti" üzerine kurulu olduğunu hatırlatan Çelik, sözlerini şöyle tamamladı: "Suriye’de Türkmen, Arap, Kürt ve diğer bütün kardeşlerimizin geleceği aynı istikamete bakmaktadır. Başka yöne bakmaya çalışanların ortak geleceğe suikast girişiminden başka bir işlevi yoktur. Suriye’deki herkesin ortak geleceğe sahip olduğu kapsayıcı yaklaşımlar herkesin yararınadır."

Ömer Çelik: Bir ülkede iki ordu olmaz Haber

Ömer Çelik: Bir ülkede iki ordu olmaz

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında partinin kongre merkezinde gerçekleştirilen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı devam ederken kameralar karşısına geçti. Gündemdeki sıcak başlıkları değerlendiren Çelik, terörle mücadeleden dış politikaya, meclisteki gerginlikten parti içi meselelere kadar kapsamlı açıklamalarda bulundu. TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİ VE İTTİFAK UYUMU Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmaları hakkında bilgi veren Çelik, sürecin olumlu ilerlediğini belirtti. Çelik, Cumhur İttifakı'nın uyumuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Cumhur İttifakı üyeleri olarak hem bizim hem de Milliyetçi Hareket Partisi’nin verdiği raporlarda ortaya koyulan ilkeler ortaktır ve benzerdir. Yaklaşımlar ve değerlendirmeler konusunda büyük bir oranda uyum vardır. Bu da Cumhur İttifakı açısından, böylesine büyük bir meselenin çözümü için Türkiye’yi terörsüz günlere ve bağlantılı olarak bölgemizi terörsüz bir ortama kavuşturmak amacıyla takip edilen bir iradeyi ifade etmektedir. Şimdiye kadar yol haritası işlemiştir." SİLAHLARIN BIRAKILMASI SÜRECİ Terörle mücadelede gelinen noktayı ve gelecek beklentilerini aktaran Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "Arkadaşlarımız da aynı şekilde, bu bütçe vesilesiyle yapılan konuşmalarda bunu net bir biçimde ortaya koymuşlardır. Önümüzdeki dönemde şimdiye kadar boşaltılan mağaralar vardır, sembolik düzeyde bırakılan silahlar vardır. Önümüzdeki dönemde silahların bırakılması, silahların yakılması konusunda atılacak adımlar; terör örgütünün fesih sürecinin fiilî olarak görülebildiği, tespit ve teyit edilebildiği birtakım raporların ve gözlemlerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bu durum, birçok konuyu son derece kolaylaştıracaktır." Geçmişte yaşanan darbe girişimlerine de değinen Çelik, şu ifadeleri kullandı: "Cumhurbaşkanımızın o gün ortaya koyduğu şaşmaz irade, hiçbir tereddüt göstermeden sergilediği güçlü duruş; hem 17-25 Aralık’ta hem de 15 Temmuz gecesi bu girişimlerin bertaraf edilmesini sağlamıştır. Dolayısıyla burada, belki de Türk devlet hayatının, siyasi hayatımızın ve toplumsal hayatımızın en büyük tehlikelerinden biri bu şekilde savuşturulmuş oldu." İSRAİL'İN SARI HAT PLANI VE İLHAK ELEŞTİRİSİ Dış politika gündeminde İsrail'in Gazze'deki uygulamaları vardı. Ateşkes sürecini zora sokan adımlara tepki gösteren Çelik, sahadaki durumu şöyle özetledi: "Şu ana kadar Gazze’nin yüzde 58’i fiilen işgal altındadır. Burada tabii birtakım hatlar oluşturulmuştur. Bunlardan biri ‘Sarı Hat’tır. Aslında ‘Sarı Hat’, ateşkese ulaşmak için gerekli askerî önlemlerden biri olarak ortaya konulmuştur. Ancak İsrail Genelkurmay Başkanı’nın ‘Sarı Hat yeni sınırdır’ demesi, aslında ateşkesin tam zıttına bir açıklamadır. Bu, ateşkese hizmet eden değil; tam tersine Sarı Hat’ı bir ilhak olarak konumlandıran bir açıklamadır. Bu durum, ateşkesin bütün mekanizmalarına ve ateşkese ulaşmak için işletilmesi gereken yol haritasının tüm dinamiklerine aykırıdır. Dolayısıyla burada, ‘Sarı Hat’ başta olmak üzere bütün bu hatların aslında geçici bir askerî önlem olduğunu ve ateşkese ulaşmak amacıyla oluşturulduğunu unutmamak gerekir." KABİNEDE GÖRÜŞ AYRILIĞI İDDİALARI Bir gazetecinin AK Parti Milletvekili Galip Ensarioğlu'nun Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ı hedef aldığı yönündeki iddiaları sorması üzerine Çelik, kabine ve parti içindeki uyumu vurguladı. Çelik, konuya ilişkin şu yanıtı verdi: "Cumhurbaşkanımızın, devletimizin başı olarak çizdiği dış politika çizgisi; hem kabinedeki bütün arkadaşlarımız tarafından hem de genel başkanımız olarak partimiz tarafından aynen takip edilmektedir. SDG konusunda da bakanlarımız arasında ya da parti yetkililerimiz arasında herhangi bir görüş ayrılığı ya da görüş farklılığı yoktur. Aynı şekilde, kabinedeki hiçbir arkadaşımızın Cumhurbaşkanımızın iradesi dışında bir faaliyeti ya da söylemi söz konusu değildir. Bu konuda görüşümüzü baştan beri söylüyoruz. Bu çerçevede Dışişleri Bakanımızın söyledikleri de Cumhurbaşkanımızın iradesinin bir neticesidir. Millî Savunma Bakanımızın ve Millî İstihbarat Teşkilatımızın yürüttüğü faaliyetler de bu iradenin ve bu çerçevenin içerisindedir. Bizim burada yaptığımız açıklamalar da aynı şekilde bu iradenin kapsamındadır. Bütün bunlar, siyaset yapıcı kurumlar tarafından olgunlaştırılarak Cumhurbaşkanımıza; çeşitli güvenlik ve değerlendirme toplantıları vesilesiyle arz edilmektedir. Konular en stratejik ayrıntılarına kadar ele alınmakta, bir çerçeve oluşturulmakta ve en sonunda devletimizin başı olarak Cumhurbaşkanımızın verdiği talimatlar yerine getirilmeye çalışılıyor. Dolayısıyla burada bakanlarımız arasında ya da parti ile kabine arasında bir çelişki aramak doğru değildir. Zaman zaman bazı yorumlar görüyoruz; 'şu kişi sert konuşuyor, bu kişi yumuşak konuşuyor' deniliyor. Böyle bir durum söz konusu değildir. Tutumumuz nettir. Bu nedenle; Dışişleri Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ve Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı arasında, bu konuda herhangi bir ayrım ya da farklı bir yöne bakma söz konusu değildir. Biraz önce bahsettiğim mekanizma çerçevesinde, devletimizin başı olan Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade ve verdiği talimatlar yerine getirilmektedir. Galip bey bugün bir açıklama yapmış, kendisinin başka bir şeyi kastederek bu sözleri söylediğini, burada herhangi bir bakanımızı kastetmediğini ifade ediyor." SDG VE İKİ ORDU MESELESİ Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in açıklamaları üzerinden SDG’nin entegrasyonu konusuna değinen Çelik, bu talebi kesin bir dille reddetti. Çelik, bu konudaki tehlikeye şu sözlerle işaret etti: "SDG tarafından zaman zaman şu yönde talepler gelmektedir; ‘biz blok hâlinde, özel bir güç olarak sistemin parçası olalım.’ Ancak bunu daha önce de söyledik; bunun ne anlama geldiğini başka ülkelerde görüyoruz. Bir ülkede iki ordu olmaz, iki silahlı güç olmaz. Ordu düzeyinde iki silahlı güç olacağı düşünülüyorsa bunun sonu iç savaş senaryosudur. Böyle bir senaryoda Araplar kaybeder, Türkmenler kaybeder, Kürtler kaybeder; Aleviler, Sünniler, Nusayriler, Ezidiler, Şiiler herkes kaybeder. Bizim arzu ettiğimiz ise Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın birlikte kazandığı; kardeşçe, onurlu, refah ve barış dolu bir geleceğin bölgemizde inşa edilmesidir. Dolayısıyla ‘10 Mart mutabakatını kabul ediyorum ama bunu bloklar hâlinde uygularım’ demek, aslında ordu içinde yeni bir ordu olarak faaliyet göstereceğim demektir ki bunun ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz. Bu sözlerin söylenmesinin sebebi maalesef bir yanlışlıktır." ASKERİ HAREKAT HAZIRLIĞI 10 Mart Mutabakatı'na uyulmaması durumunda olası bir operasyon ihtimalini değerlendiren Çelik, TSK'nın hazır olduğunu belirtti. Çelik, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye’nin milli güvenliğini sağlamak için askeri ve diğer alanlardaki hazırlığı her zaman var, bunda bir problem yok. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin iki-üç gün, iki-üç hafta ya da iki-üç ay beklemesine bile gerek yok. Şu anda Cumhurbaşkanımız ‘başkomutan’ olarak emir verdiği anda silahlı kuvvetler, bunu yerine getirecek hazırlıklara sahiptir. Biz, bunlara ihtiyaç kalmamasını istiyoruz. Bunlara ihtiyaç duyulduğu zaman bu tereddütsüz yerine getirilir." DEM PARTİ İLE GÖRÜŞME TALEBİ DEM Parti'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan randevu talep edip etmediği sorusuna da yanıt veren Çelik, süreci şöyle anlattı: "Cumhurbaşkanımızdan randevu isteyeceklerini ifade ettiler, henüz onunla ilgili bir takvim yok. Biz, bu tip görüşmelerde bir araya geldiğimizde gerçekten nezaket içerisinde herkes görüşlerini en kapsamlı bir şekilde söylüyor. Bu seferde aynı şekilde onlar da biz de görüşleri nezaketli bir şekilde söyledik. Ortak düşündüğümüz noktalar, ortak düşünmediğimiz noktalar var. Komisyona verdiğimiz raporda ortaya koyduğumuz ilkeler doğrultusunda, eğer orta yollar bulunabilirse, bunun önümüzdeki dönemde ilerlemeyi kolaylaştırabileceğini düşünüyoruz." MECLİSTEKİ ARBEDE VE KINAMA TBMM'de yaşanan gerginlik ve AK Parti milletvekili İshak Gazel'e yönelik saldırı girişimi de gündemdeydi. Olayı kınayan Çelik, şunları kaydetti: "Siyasette zaman zaman tansiyon yükselebiliyor. Keşke bu tansiyon hiçbir zaman fiziki şiddete dönüşmese ama dün maalesef İshak arkadaşımıza yönelik çok açık bir şiddet eylemi gerçekleştirildi. Sözün cevabı sözle verilir. Bir kişi beğenmediği bir durumu sözle ifade edebilir. Ancak İshak arkadaşımıza yönelik gerçekleştirilen bu eylemi en güçlü şekilde kınıyoruz. Akşam kendisiyle beraberdik. İshak bey, ortamı yatıştırmak ve tarafları ayırmak amacıyla oradayken, ismini anmak istemediğim bir kişi tarafından saldırıya uğramıştır. Sonrasında CHP Grup Başkanvekilleri gelerek üzüntülerini ifade ettiler. Bunu önemli buluyoruz. Ancak esas olan, İshak beye yapılan bu saldırının hiçbir şekilde kabul edilemez bir barbarlık ve vandallık. Bunun için açık bir özür dilenmesi son derece önemlidir. Ayrıca bu barbarlığı ve vandallığı gerçekleştiren kişiyle ilgili olarak CHP tarafından bir ceza sürecinin işletilmesi de Meclis’in itibarı ve mehabeti açısından son derece kıymetli olacaktır." CHP VE ATATÜRK TARTIŞMASI Son olarak CHP ile yaşanan Atatürk tartışmalarına değinen Çelik, muhalefetin bu konuyu istismar ettiğini savundu. Çelik, eleştirilerini şu sözlerle dile getirdi: "Sık sık tartışma şu noktaya getirilmektedir: Cumhuriyet Halk Partisi adına konuşanlar, 'Biz Atatürk’ün partisiyiz, Cumhuriyet’i kuran partiyiz' demektedir. Atatürk’ün genel başkanlığını yaptığı bir partinin devamı olmak ki bunun da ayrıca tartışılması gereken boyutları vardır bugünkü yöneticilerin ya da siyasi faaliyette bulunanların bütün yanlışlarını örtmek için bir gerekçe olamaz. Biz bugün yapılan bir yanlıştan, yanlış bir politikadan, yanlış bir davranıştan söz ediyoruz. Ancak hemen konu buraya çekiliyor. Dün grup başkanımız da sordu; ‘eğer Atatürk’ün partisiyiz diyorsanız ve bizi suçluyorsanız, ikinci genel başkanınız Cumhurbaşkanı olduğunda neden Atatürk’ün ismini ve resmini paradan kaldırdı?’ Bu açık bir sorudur. Demek ki her alanda, pür bir şekilde ‘Atatürk’ün partisiyiz’ demek, CHP’nin bütün eylemlerini temize çekmiyor. Ben de buradan bir soru sorayım; Atatürk, vasiyetinde kendisine ait olan İş Bankası hisselerinden elde edilen temettülerin Türk Dil Kurumu’na ve Türk Tarih Kurumu’na verilmesini istedi. Ancak CHP bunu defalarca yerine getirmemiş, Atatürk’ün vasiyetine uymamıştır. Bu kurumlar, Atatürk’ün vasiyeti gereği kendilerine verilmesi gereken temettüleri, CHP Atatürk’ün vasiyetine uymadığı için mahkeme kararıyla almak zorunda kaldı. Cep telefonundan 'CHP İş Bankası hisseleri temettü Atatürk' şeklinde arama yapabilir; bu konuda çok uzun bir yargı süreci çıkıyor. Bu nedenle her tartışmada 'Atatürk’ün partisiyiz' demek ya da AK Parti sıralarına dönerek 'Siz Atatürk düşmanısınız' şeklinde bir istismar siyaseti yapmak meseleyi çözmemektedir. Bu sağduyulu bir yaklaşım da değildir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.