#Ömer Fethi Gürer

İLKHABER-Gazetesi - Ömer Fethi Gürer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ömer Fethi Gürer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: Geçim kaygısı Bayramın ağız tadını kaçırdı Haber

Gürer: Geçim kaygısı Bayramın ağız tadını kaçırdı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer TBMM’de söz alarak vatandaşların Ramazan Bayramını kutladı. Ömer Fethi Gürer, artan hayat pahalılığı ve ekonomik zorlukların vatandaşların bayram sevincini gölgelediğini vurgulayarak, emeklilerin, işçilerin ve dar gelirli ailelerin bayram hazırlıklarında büyük sıkıntılar yaşadığını belirtti. “EMEKLİ VE ASGARİ ÜCRETLİ ARTAN HAYAT PAHALILIĞIYLA MÜCADELE EDİYOR” Ömer Fethi Gürer, “Çocukluğumuzun bayramlarında günler kala bayram telaşı yaşanır, kıyafetler, ayakkabılar, bayramlıklar alınırken şeker, lokum durumu el veren çikolata alırken bayram harçlıkları yanında çorap, mendil el öpmeye gelen çocuklara verilirdi. Tatlılar yapılır, yemekler hazırlanır, sofralar kurulur, bayram için kurulan lunaparklara gidilirdi. Gurbettekiler bayram için memlekete gelir. Vefat eden aile büyükleri mezarına gidilir. Bayramlaşmalar da bayram namazından sonra başlardı. AKP iktidarı gelir gider dengesi vatandaş aleyhine bozdu. Emekli, asgari ücretli ile 50 milyon yoksulluk sınırı altında gelirle yaşamak zorunda bırakıldı. Bir mahallede yoksulun varlığı hissedilmesin diye dayanışma sağlanırdı. Günümüzde mahalle tümden yoksullaştı. Bir mutlu azınlık villalarda yaşarken çoğunluk artan yaşam pahalılığı ile gelecek kaygısı ile yaşıyor” diye konuştu. “EMEKLİLERE İNSAN ONURUNA YAKIŞIR GELİR SAĞLANMALI” Ömer Fethi Gürer, dar gelirli vatandaşların artan fiyatlar karşısında zorlandığını belirterek, “Ramazan ayı boyunca dayanışmayı ve paylaşmayı sınırlı da olsa hatırladık. Ancak bugün geldiğimiz noktada milyonlarca yurttaşımız bayram alışverişi yapamadan, çocuklarına yeni bir kıyafet alamadan, bayram sofrasını nasıl kuracağını düşünerek bayrama giriyor. Emekli aldığı maaşla torununa harçlık veremiyor, işçi geçim derdinde. Artan hayat pahalılığı karşısında emekliler zaten zor geçinirken, bayram ikramiyesinde de bir artış yapılmadı ve ikramiye 4 bin TL’de bırakıldı. Bugün bırakın bayram alışverişini, temel gıda ihtiyaçlarını karşılamak bile zorlaşmışken emekliye verilen bu tutar bayram sevincini büyütmekten çok geçim sıkıntısını hatırlatıyor. Emeklilerimizin insan onuruna yakışır bir gelirle yaşamalarını sağlayacak düzenlemelerin yapılması şarttır. Bayramlar toplumun aynasıdır. O aynaya baktığımızda artan gıda fiyatlarını, borç içinde yaşayan esnafı, emeğinin karşılığını alamayan işçiyi ve maliyetler altında ezilen çiftçiyi görüyoruz. Halkın bayram sevincini gölgeleyen bu tablo yanlış ekonomi politikalarının sonucudur” şeklinde konuştu. “Emeklinin, İşçinin, Çiftçinin Yüzü Gülecek Günleri Birlikte Kuracağız” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özellikle dar gelirli vatandaşların bayram dönemlerinde daha fazla zorlandığını belirterek gıda fiyatları, kira ve temel ihtiyaç giderlerindeki artışın aile bütçelerini zorladığını belirterek, “Bayramlar umudu büyütme zamanıdır. Bu ülkenin insanı daha adil, daha eşit ve daha huzurlu bir Türkiye’yi hak ediyor. Çocukların bayramı gerçekten bayram gibi yaşayabildiği, emeklinin, işçinin, çiftçinin yüzünün güldüğü günleri birlikte kuracağız. Ramazan Bayramını tüm halkımızın kutluyorum” dedi.

Gürer: Çikolata ve şeker fiyatlarındaki artış bayramı gölgede bıraktı Haber

Gürer: Çikolata ve şeker fiyatlarındaki artış bayramı gölgede bıraktı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ramazan Bayramı öncesi şeker ve çikolata fiyatlarındaki artışlara dikkat çekti. 450 gramlık bir kutu çikolatanın 269 liradan 375 liraya yükseldiğini belirten Gürer, “Vatandaşın bayram sevincine zam gölgesi düştü; bu gidişle misafire şeker değil, sadece kolonya ikram edilecek” dedi. “BAYRAMDA VATANDAŞ TATLISINA KOLONYASINI BİLE HESAPLAYACAK” Gürer, “Bayram demek paylaşmak demek, ikram etmek demek. Ancak 450 gramlık bir kutu çikolatanın 269 liradan 375 liraya çıktığı bir düzende, asgari ücretli ve emekli misafirine ne ikram edecek? İktidarın yanlış tarım ve ekonomi politikaları, halkın en temel geleneklerini bile elinden alıyor. Vatandaş tatlısına ceviz koyarken, bayramlaşırken döktüğü kolonyayı bile damla damla hesaplamak zorunda kalıyor. 2025 yılında şeker ithalatı için dışarıya tam 65 milyon 999 bin 996 dolar ödendi. Sadece bir yıl içinde 109 bin 963 ton şeker ithal edildi. Kendi şeker fabrikalarımızı özelleştirenler, şeker pancarı üreticisini küstürenler bugün bizi ithal şekere mahkûm etti. Dışarıdan milyonlarca dolarlık şeker alıyoruz ama halkımız yine pahalı şeker yiyor. 2026 yılında bir paket kaliteli çikolatanın fiyatı 199 liradan 330 liraya fırlamışsa, burada büyük bir yönetim zafiyeti vardır. Bu bayram, mutfaktaki yangının en net görüldüğü bayram olacak” ifadelerini kullandı. “2025’TE GLİKOZ ŞURUBU İTHALATI YÜZDE 7 ARTTI” Şeker piyasasındaki dengesizliğin sanayi tipi tatlandırıcılara da yansıdığını ifade eden Gürer, glikoz şurubu ithalatındaki artışa dikkat çekerek, "Şeker türevlerinde de durum farksız. 2025 yılında 21 bin 31 ton glikoz şurubu ithal edilerek karşılığında 17 milyon 897 bin 691 dolar ödeme yapıldı. İthalat miktarı bir önceki seneye göre yüzde 7 oranında artış gösterdi” dedi.

Gürer: Limon gibi üretici de tüketici de sıkılıyor Haber

Gürer: Limon gibi üretici de tüketici de sıkılıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, limon ithalatına ilişkin verileri değerlendirerek mevcut tarım politikalarını eleştirdi. Türkiye’nin limon üreticisi bir ülke olmasına rağmen ithalat yapılmasını doğru bulmadığını belirten Gürer, plansız politikaların fiyat dalgalanmalarına yol açtığını ve bu durumun hem üreticiyi hem de tüketiciyi olumsuz etkilediğini ifade etti. “TÜRKİYE LİMON İTHALATINA MİLYONLARCA DOLAR ÖDÜYOR” Türkiye’nin limon ithalatına ödediği dövize dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde limon ithalatı 2024 yılında 2.054 ton olarak gerçekleşti. Bu ithalat için 1 milyon 941 bin 609 dolar yurt dışına ödendi. Ülkemizde ise limon üretici elinde kaldı.5 liraya bahçede satamadı, üretici de ürün kaldı. Rafta ise ürün fiyatı katladı. İthalatta yapıldı. 2025 yılında limon ithalatı 2.130 ton oldu ve yaklaşık 2 milyon 370 bin dolar döviz yurt dışına gitti. 2025 yılında bu kere tüccar alım yaptı. Ağustos ayında erkenci limon hasadı ile başlayan süreç Ocak 2026’da büyük ölçüde sona erdi. Limon stokta var. Buna rağmen 2026 yılında sadece bir ayda 705 ton limon ithalatı yapıldı ve bunun karşılığında 549 bin 344 dolar ödeme gerçekleştirildi. Stokta limon fiyatı artabileceği düşünen Ticaret Bakanlığı gümrük vergisi düşürüp ithalatı kolaylaştırdı” dedi. “İTHALAT KARARI PİYASADAKİ DENGELERİ ETKİLİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “İthalatla ilgili yeni bir karar alındı. Limondaki vergi oranı yüzde 54’ten yüzde 10’a düşürüldü ve Temmuz ayı sonuna kadar da bu uygulamanın devam edeceği bildirildi. Ülkemizde limonda erkenci hasat Ağustos ayında başlar, Aralık ayı sonu ile Ocak ortalarına kadar devam eder. Hasat edilen limonların bir bölümü de depolanarak piyasaya sunulur. 2025 yılı ürünü depoda var. Şu anda çiftçinin elinde çok fazla ürün kalmamış olabilir ama depolarda stoklanmış limonlar var. Bu ürünlerin depoya giriş fiyatı yüksekti. İktidar da limon fiyatlarındaki artışı frenlemek için ithalat vergisini düşürdü ve fiyatları dengelemeye çalışıyor. Ancak bu tür müdahalelerin piyasadaki dengeleri etkiliyor. Ürün üreticiden çıkınca Tüccar bu işten kazanıyor. Üreten ve tüketen kaybediyor. Bir yerde üretici ürettiği üründen para kazanamazsa bu işten soğur. Bu tür uygulamalar piyasa dengesini de bozuyor” şeklinde konuştu. “FİYAT DALGALANMASI HEM ÜRETİCİYE HEM TÜKETİCİYE ZARAR VERİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, fiyat dalgalanmalarının üretici ve tüketici açısından sorun yarattığını belirterek, “Bir bakıyorsunuz limon market rafına 100–150 liradan giriyor. Bir bakıyorsunuz 2024 yılında olduğu gibi üreticinin elinde 5 liradan bile alıcı bulamıyor. Bu sürekli değişkenlik hem üretici hem tüketici açısından ciddi bir sorun yaratıyor. Fiyat dengelemek için yapılan bu tür uygulamalarda planlı, öngörülebilir ve dengeli bir politika izlemek gerekiyor. Çünkü bu kez de tüccar zarar ediyor. Tüccar zarar ettiğinde ürün alımında geri duruyor ve bu da tarladaki ürünün sorun yaşamasına yol açıyor. Tüccar geri durduğu yerde kamu alıma girerek stoklanabilir ürün piyasayı dengeleyebilir .Kooperatifçilikte bu bağlamda geliştirilip üreten ve tüketen korunması sağlanabilir” diye konuştu. “ÜRETEN KORUNURSA SORUN ÇÖZÜLÜR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözümün üreticiyi koruyan kamucu bir modelden geçilmesi gerektiğini ifade ederek, “Olması gereken; makul bir kâr hesabı yapılması, girdi maliyetlerinin dikkate alınması ve kamucu bir anlayışla üreticinin zarar etmeyeceği bir sistem kurulmasıdır. Aynı zamanda tüketici de limona uygun fiyatla ulaşabilmelidir” dedi. İthalat ve ihracat kararlarıyla sürekli oynanmasının kalıcı çözüm getirmeyeceğini ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sözlerini şöyle tamamladı: “Raftaki ürünün fiyatını düşürmenin yolu ithalat değil, daha çok üretim ve üretenin korunmasıdır. Üretenin girdi maliyetlerini düşürürseniz ve üretimi uygun koşullarda yapmasını sağlarsanız vatandaş da ürüne makul fiyatla ulaşır. Sürekli ithalatla oynayarak, ihracatla oynayarak sorun çözülmez. Narenciye üreticisi bir ülke olarak limon ithal etmek doğru değildir. Önce kendi kendine yeterliliğimizi sağlamalı, ardından katma değerli ürünler üretip dünyaya satacak politikalar geliştirmeliyiz.” dedi.

Gürer: Hayvancılıkta sorunlar seyredilerek çözülmez Haber

Gürer: Hayvancılıkta sorunlar seyredilerek çözülmez

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, saha ziyaretlerinde besici ve süt inekçiliği yapan üreticilerle bir araya geldi. Gürer, üreticilerin en büyük sorununun artan ahır giderleri ve durdurulamayan yem fiyatları olduğunu belirterek, “Süt yemi vermeden süt verimini artırmak mümkün değil. Ancak yem fiyatları sürekli artarken, süt fiyatları üreticinin maliyetlerini karşılamıyor” dedi. “SÜT İNEKÇİLİĞİNDE MALİYET ARTIŞI, ÇİFTÇİYİ MAĞDUR EDİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın emek yoğun yapısına dikkat çekerek, “Hayvancılık zor bir iş. Yirmi dört saat hayvanla ilgilenmek zorundasınız. Bakımından doğumuna kadar sürekli ilgi ve takip gerekir. On iki ay kapalı kalan hayvanda refahı ne kadar sağlarsanız o kadar fayda elde edilir. Süt yemi vermeden süt verimini artıramazsınız. Ülkemizde büyükbaş hayvanda mera hayvancılığı da bitmek üzere. Yem fiyatları düzenli artıyor. Süt inekçiliği yapanların en büyük derdi, yem fiyatındaki artışa gelirlerinin yetişmemesidir. İthal yem fiyatlarındaki artış, doğrudan hayvancılık yapanın canını yakarken süt inekçiliği yapanların mağduriyetini de derinleştiriyor. Elli kiloluk süt yemi şu an ülkemizde 900 lirayı bulmuş durumda. Yoncası, samanı, silajı arttıkça hayvanların maliyetleri de artıyor. Ancak o maliyete göre satış yapamayınca zarar, hayvancılığı geriletiyor” şeklinde konuştu. “TÜRKİYE’DE SÜT İNEKLERİ ÇOK AMA VERİM DÜŞÜK” Hayvancılığın çiftçilik ile birlikte yürütülmezse sürdürülebilirliğinin riske girdiğini belirten Ömer Fethi Gürer, “Bu işi yapan çiftçilik yapmıyorsa yem giderlerini karşılaması zorlaşmaktadır. Buğdayı, arpası, mısırı, yoncası, küspesi, samanı yanında özel besi yemindeki artış, hayvancılık yapanın içinde bulunduğu olumsuzlukla maliyet fiyatını katlıyor. Kesimhaneden 600 liradan çıkan et, rafta 1000 TL’yi aşıyor. Besleyen, kesen, satan ve markette rafta satışa sunanların fiyat üzerine eklemeleriyle dar gelirli ete erişemiyor. Hem çiftçilik yapacaksın hem hayvancılık yapacaksın, hem de kazanmadan bu işi sürdüreceksin. Çok kolay bir durum değil. Süt ineklerimizin verimliliği üreticiyi de doğrudan etkiliyor. Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var. Türkiye’de ise 6,5 milyondan fazla süt ineği bulunmasına rağmen Fransa’nın bizden daha fazla süt üretmesi, dikkate değer bir ayrıntıya işaret ediyor. Fransa’nın hayvanından sağladığı fayda ile bizden çok süt üretmesi, hayvan refahı ile doğrudan ilgilidir. Hayvan refahı, hayvanın gerekli bakımı ile sağlanabilir” ifadelerini kullandı. “YEMİ PAHALI, SÜT FİYATI DÜŞÜK, ÇİFTÇİ GEÇİNEMİYOR” Besici Zülfü Ünal ise, “Ülkemizde üretim kıtlığı var. Yani çiftçimiz, besicimiz bu işi teker teker bıraktı. 2026 yılına geldiğimizde rakamlar ortada. Şimdi ben et hayvanı ürettiğim zaman hayvanı pahalıya alıp, yemi de pahalıya alıp hayvanımı kestirdiğimde yerine yenisini koyamıyorum. Kendi geçimimi sağlamakta zorlanıyorum. Süt fiyatlarına geldiğimizde yılbaşından sonra, ocak ayının 20’sinden itibaren süt fiyatı 22 lira oldu. Bu rakam bizi kurtarmıyor. Biz en kötü ihtimalle fiyatın şu an 30 lira olmasını talep ediyoruz. Bir litre süte iki kilo yem alamıyoruz. Yarın bu bir kiloya düşecek. Yarın yem de alamayacağız, süt de alamayacağız. Elektriğimi, faturalarımı, giderlerimi, hayvanlarımın ilaç masrafını, veteriner ücretini ödemekte zorlanıyorum. Köyde hayvan kalmadı. Azalmayı bırakın, şu an çoğu ahır boş. Üretim yok köyümüzde. Bizim Cullaz Köyü, Haymana’nın ve Ankara’nın en büyük köyüyüz” dedi. “İTHAL HAYVANA HARCANAN PARA YERLİ ÜRETİCİYE GİTMELİ” Niğde ili Yeşilgölcük Kasabası’nda da hayvan sahipleri ile görüşen Ömer Fethi Gürer, “Yalnızca 2025 yılında 739 bin baş hayvan için yurt dışına 1 milyar 191 milyon dolar döviz ödendi. Bu tutar yerli besiciye destek olarak verilse daha doğru bir iş yapılmış olurdu. İthal hayvanda ağırlık kesimlik büyükbaşta oluyor. Süt inekçiliğinin daha çok teşvik edilmesi gerekir. Süt inekçiliği, süt yemi verilerek hayvanın beslenmesini zorunlu kılar. Hayvan refahı sağlanmadan yeterli süt verimi elde edilemez. Bu bağlamda destek ve önlemler sağlanmalıdır. Sütte verim, süt yemi ile sağlandığına göre çözümü de öncelikle bu noktada aramak gerekir. Yem maliyeti arttıkça hayvancılık daha da zorlaşıyor” diye ifade etti. “ÜRETİCİNİN ELİNE 20 LİRA GEÇMİYOR” Niğde Kızılca Köyü’nde de tablonun farklı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Elli kiloluk süt yemi 900 lira civarında. USK çiğ süt tavsiye fiyatı 22 lira 22 kuruş. Ancak aracılar sütü topladığı için üreticinin eline geçen fiyat 20 liranın üzerine çıkmıyor. Raftaki ürünün fiyatı artıyor ama bu işi yirmi dört saat emek vererek yapanlar para kazanamıyor. Et ve süt ile et ve süt mamullerini dar gelirli sınırlı miktarda alabilirken, besicilik yapan da bu işi yapmak istemez duruma gelmiş. Türkiye’de şu anda hayvan yemini satan aynı zamanda sütü de alıyor. ‘Sütü ucuza alayım, yemi pahalı satayım’ diyor. Ne zaman Ulusal Süt Konseyi bir alım fiyatı açıklasa ertesi gün yeme zam geliyor. Bir litre süt bir buçuk kilo yem alamazsa gelir-gider dengesi bozulur” diye konuştu. “İTHALAT DEĞİL, YERLİ ÜRETİCİ İLE ÇÖZÜM SAĞLANMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini sıralayarak şunları söyledi: “Bir, yem sübvanse edilecek. İki, hayvan hastalıkları ve buzağı ölümleri önlenecek. Veteriner hizmetleri düzenli ve yeterli sağlanacak. Ahır giderlerini düşürecek politikalar oluşturulacak. Aşılar zamanında ve düzenli biçimde yapılacak. Hayvancılıkta bir litre süt satan üretici en az bir buçuk kilo yem alabilecek düzeye getirilecek. Eğer bu oran sağlanamazsa önümüzdeki dönemde hayvancılıkta sorunlar daha da derinleşecek. Ankara’dan Niğde’ye kadar üreticinin talebi ortak: Destekler artırılsın, ithal değil yerli üretici ile çözüm aransın. Köyler değişiyor, dertler değişmiyor. Artan yem maliyetleri, yetersiz süt fiyatları ve yükselen üretim giderleri karşısında üretici ayakta kalma mücadelesi veriyor. Hayvancılıkta sorunlar seyrederek çözülmez. Üretici açık konuşuyor, çözüm bekliyor. Aksi hâlde boşalan ahırlar ve küçülen sürüler, kırsalda üretimin daha da gerileyeceğinin habercisi olmaya devam edecek.”

Gürer: 2025’te Hayvan ithalatına 1 milyar 191 milyon dolar ödendi Haber

Gürer: 2025’te Hayvan ithalatına 1 milyar 191 milyon dolar ödendi

Cumhuriyet Halk Partisi Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada hayvancılık sektöründeki sorunları Meclis gündemine taşıdı. Artan maliyetler, çelişkili resmi veriler ve ithalata dayalı politikalar nedeniyle yerli üretimin zayıfladığını belirten Gürer, sektörün sürdürülemez bir noktaya sürüklendiğini ifade etti. “HAYVANCILIK BİTME NOKTASINA TAŞINIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin artan maliyetler karşısında ayakta kalamadığını belirterek, “Ülkemizde hayvancılık her geçen gün sorunlu hâle geliyor. Yem fiyatları, ahır giderleri, veterinerlik hizmetlerindeki artışlar çoğu kişiye hayvancılığı bıraktırıyor. Ülkemizin içine düşürüldüğü durum ise bu anlamda ithalatçı bir politikayla çözüm üretme yönünde. 2025 yılında toplam 739 bin 706 baş hayvan ithalatı gerçekleşti. Bu büyükbaş hayvanlar için ödenen para 1 milyar 191 milyon lira, birim maliyeti 1.610 dolar ama ithal edilen hayvanların önemli bölümü, yüzde 92’si kesimlik yani sürdürülebilir bir hayvancılık değil, yalnızca kesim üzerinden soruna yaklaşım gösteriliyor. Et açığını gidermeye çalışıyorlar, et açığı giderilemiyor, rafta ürünün fiyatı artıyor, besici para kazanamıyor, ülkenin hayvancılığı bitme noktasına taşınıyor” şeklinde konuştu. “ÜLKE DAHA PAHALI BİR HAYVANCILIK MODELİNE SÜRÜKLENİYOR” Ömer Fethi Gürer, ithalat maliyetlerindeki artışa dikkat çekerek, “İthalat adedi ve ödenen tutar karşılaştırmasında 2018 yılında 1 milyon 460 bin baş hayvan ithalatı gerçekleşirken 2025 yılında yüzde 50 daha az hayvan ithal ettiğimiz hâlde, 1 milyar 19 milyon lira yurt dışına paramız gidiyor yani yurt dışından daha pahalıya hayvan almak durumunda kalıyoruz. 2019’da 976 dolar olan birim maliyeti 2024 yılında 1.889 dolara kadar yükseldi; ülke daha pahalı bir hayvancılık modeline doğru sürükleniyor. Bu durumda hayvan ithalatı ülkede çözüm olmuyor, sorunları artırıyor. 2024 yılı Cumhurbaşkanlığı Programı'nın "Hedefler" bölümünde hayvan varlığımız büyükbaşta 16 milyon 824 bin baş olarak ifade ediliyor.2024 yılında 16 milyon 824 bin başın üstüne 2025 yılında ithal edilen 739 bin başı eklediğinde 17 milyon 563 bin baş yapıyor. Ve şap, Kurban Bayramı kesimi, şartlı kesim dikkate alınmadan "150 bin hayvan eksildi." ifadesi yer alıyor. Âdeta aklımızla dalga geçiyorlar” ifadelerini kullandı. “YERLİ ÜRETİCİ DESTEKLENMİYOR” 2010 yılında başlatılan ithalat politikasını eleştiren CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2010 yılında AKP eliyle bu ülkede hayvancılığı yok etme pahasına ithalat başlatıldı, her gelen bakan ‘Üç yılda bu işi bitireceğiz.’ dedi; bitmedi, devam ediyor. Ama sorunun kaynağı yerli üreticiyi, yerli besiciyi desteklememek. Üreten para kazanamıyor, tüketen pahalı ürün alıyor; kasabı da dertli, bakanı da dertli. Kesimhanenin kesim fiyatı danada 610 lira, kuzuda 600 lira. Bu durumda rafa gidiyor, Ankara’da bir markette bin liranın altında et yok. Yani sorun her kesimi doğrudan etkileyen bir sorun. Ülkenin destek ve teşvikleri bu işi yapacak başta gençler olmak üzere doğru alanlara kanalize edilmeli, mera hayvancılığı geliştirilmeli, on iki ay kapalı yemle beslenen ve ithal yemle bu ülkenin hayvancılığının dibine kibrit suyu dökülen süreç sonlandırılmalı ve ülkenin hayvancılık olgusu doğru yönetilmeli” dedi.

Gürer: Gençlerin tarımı 'Geçim kapısı' görmesi sağlamalıyız Haber

Gürer: Gençlerin tarımı 'Geçim kapısı' görmesi sağlamalıyız

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de tarımsal üretimle uğraşanların yaş ortalamasının giderek yükseldiğine dikkat çekerek, bu durumun önümüzdeki yıllarda üretimin sürdürülebilirliğini ciddi biçimde tehdit edebileceğini vurguladı. Genç çiftçilerin üretimde kalmasını teşvik edecek yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirten Gürer, bu kapsamda hazırladığı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. Artan girdi maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan güçlükler, yetersiz tarımsal gelirler ve kırsal nüfusun hızla yaşlanması gibi yapısal sorunların tarım sektörünü çıkmaza sürüklediğini ifade eden Gürer, özellikle genç nüfusun tarımdan uzaklaşmasının yalnızca bugünü değil, Türkiye’nin gelecekteki gıda güvencesini de riske atabileceği uyarısında bulundu. “GENÇLER TARIMI GEÇİM KAPISI OLARAK GÖREMİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Gençler araziye ulaşamıyor, yüksek kredi maliyetleriyle karşı karşıya kalıyor. Sosyal güvenlik ve sigorta primleri ağır bir yük oluşturuyor. Üstelik tarımdan elde edilen gelir sürdürülebilir değil. Bu teklif sosyal yardım mantığıyla değil, üretimi önceleyen bir tarım politikası anlayışıyla hazırlandı” ifadelerini kullandı. Kamuya ait tarıma elverişli tarım alanlarının genç çiftçilere bedelsiz kullanım hakkı ile tahsis edilmesini önerdiklerini aktaran Gürer, bu yolla gençlerin en temel sorunlarından biri olan tarım alanına erişim engelinin aşılmasının hedeflendiğini söyledi. “GENÇ ÇİFTÇİYE FAİZSİZ KREDİ DESTEĞİ SAĞLANMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, finansman sorununa da doğrudan çözüm getirdiklerini belirterek, genç çiftçilere bitkisel üretimden hayvancılığa, seracılıktan su ürünleri yetiştiriciliğine kadar geniş bir yelpazede faizsiz kredi imkânı sağlanmasını öngördüklerini kaydetti. Ayrıca genç çiftçilerin üretimde kaldıkları süre boyunca sosyal güvenlik primleri ile tarım sigortası primlerinin tamamının ya da belirli bir bölümünün devlet tarafından karşılanmasının, üretim maliyetlerini ciddi biçimde azaltacağını ifade etti. “ÜRETMEYENE DEĞİL, ÜRETENE DESTEK” Kanun teklifinde denetim ve izleme mekanizmalarına da özel önem verdiklerini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, desteklerin yalnızca tarımsal üretimi fiilen ve sürekli olarak yapan genç çiftçilere sağlanacağını vurguladı. Üretimin sona ermesi, arazinin amacı dışında kullanılması ya da şartların kaybedilmesi halinde desteklerin kesileceğini ve kamu tarım alanlarının geri alınacağını ifade etti. Bu yaklaşımın, kamu kaynaklarının etkin ve amacına uygun kullanımını sağlayacağını belirten Gürer, “Üretmeyene değil, üretene destek” anlayışını esas aldıklarını dile getirdi. “BU TEKLİF GIDA ARZ GÜVENLİĞİ İÇİN ZORUNLUDUR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kanun teklifinin yalnızca genç çiftçileri değil, tüm toplumu ilgilendirdiğini vurgulayarak, genç nüfusun tarım sektörüne kazandırılmasının, kırsal alanların ekonomik ve sosyal olarak güçlendirilmesinin ve tarımsal üretimde sürekliliğin sağlanmasının ülkenin gıda arz güvenliği açısından zorunlu olduğunu ifade etti. GÜRER’İN KANUN TEKLİFİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in TBMM Başkanlığına sunduğu kanun teklifi şöyle: MADDE 1- 18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanunu’na aşağıdaki ek madde eklenmiştir. “Genç çiftçilere üretime bağlı destekler EK MADDE 2- Tarımsal üretimin sürekliliğinin sağlanması, genç nüfusun tarım sektöründe istihdamının teşvik edilmesi ve kırsal alanların ekonomik ve sosyal yönden güçlendirilmesi amacıyla; on sekiz yaşını doldurmuş ve otuz yaşını doldurmamış, tarımsal üretimi fiilen ve sürekli olarak gerçekleştiren gerçek kişilere, üretim faaliyetlerini kesintisiz sürdürdükleri müddetçe aşağıda belirtilen destekler sağlanır. a) Arazi desteği: Hazineye, özel bütçeli idarelere veya kamu tüzel kişilerine ait olup tarımsal üretime elverişli olan arazilerden uygun görülenler, genç çiftçilere bedelsiz kullanım hakkı verilmek suretiyle tahsis edilebilir. Tahsis süresi, tarımsal üretimin fiilen devam etmesi şartına bağlıdır. Üretimin kesintiye uğraması, terk edilmesi veya arazinin amacı dışında kullanıldığının tespiti hâlinde, tahsis herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilir ve taşınmaz derhâl kamuya geri alınır. b) Faizsiz kredi desteği: Genç çiftçilere; bitkisel üretim, hayvancılık, su ürünleri yetiştiriciliği, seracılık ve tarıma dayalı diğer üretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere kamu bankaları aracılığıyla faizsiz kredi kullandırılabilir. Krediye ilişkin üst limitler, vade süreleri, geri ödeme koşulları ve teminat esasları; Tarım ve Orman Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir. c) Sigorta ve sosyal güvenlik desteği: Genç çiftçilerin, bu madde kapsamında yürüttükleri tarımsal üretim faaliyetleri süresince; 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca ödemekle yükümlü oldukları sosyal güvenlik primleri ile 14/6/2005 tarihli ve 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu kapsamında yaptırılan tarım sigortası primleri, tamamı veya belirlenen oranı kadar devlet tarafından karşılanabilir. Bu madde kapsamında sağlanan desteklerden yararlanılabilmesi için, genç çiftçinin tarımsal üretimi fiilen gerçekleştirdiğinin; tarımsal kayıt sistemleri, resmi belgeler ve yerinde denetimler yoluyla tespit edilmesi zorunludur. Üretim faaliyetinin sona erdiğinin veya şartların kaybedildiğinin tespiti hâlinde, sağlanan tüm destekler durdurulur. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar; başvuru şartları, denetim ve izleme mekanizmaları, desteklerin kesilmesi, geri alınması ve diğer hususlar dâhil olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Gürer: Türkiye’de küçük hayvancılık işletmeleri ve kooperatifler yok oluyor Haber

Gürer: Türkiye’de küçük hayvancılık işletmeleri ve kooperatifler yok oluyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılığın mevcut durumuna ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Gürer, TÜİK’in 2025 yılı büyükbaş hayvan varlığı verilerinin sahadaki gerçeklerle ve birliklerin açıkladığı rakamlarla örtüşmediğini belirterek, açıklanan rakamların ciddi soru işaretleri taşıdığını vurguladı. TÜİK’in Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine dayandırarak açıkladığı 2025 yılı büyükbaş hayvan varlığının 17 milyon 709 bin baş olarak duyurulduğunu hatırlatan Gürer, bu rakamların muhtemelen bir yıl öncesine ait olduğunu ifade etti. 2025’te ülke genelinde etkili olan şap hastalığı nedeniyle çok sayıda hayvanın telef olduğunu aktaran Gürer, özellikle buzağı kayıplarının doğum sırasında veya doğumdan kısa süre sonra gerçekleştiğini ve farklı kaynaklara göre kaybın 400-500 bin başa ulaştığını söyledi. Buna rağmen aynı yıl içinde 735 bin baş büyükbaş hayvan ithalatı yapıldığını ekledi. “TÜRKİYE’DE BÜYÜKBAŞ HAYVAN VARLIĞINDA ÇELİŞKİLİ VERİLER VAR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Amerika Tarım Bakanlığı’nın öngörülerine göre Türkiye’de büyükbaş hayvan varlığının 2026 yılında 14 milyon 300 bin başa düşeceğinin tahmin edildiğini, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin ise 2026 yılı için bu sayıyı 13 milyon 685 bin baş olarak açıkladığını ifade etti. Buna karşın iktidarın 2025 yılı için 17 milyon 709 bin başlık bir hayvan varlığı açıklamasının yaklaşık 4 milyon başlık ciddi bir fark yarattığını belirten Gürer, bu çelişkinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi. Şap hastalığının yoğun yaşandığı bir dönemde hayvan varlığının artıyor gibi gösterilmesinin mümkün olmadığını dile getiren Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanlığı program kitapçığında hayvan varlığının 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 16 milyon 800 bin baş civarında olduğunu belirtildiğini ifade etti.. Gürer, bu çelişkili veriler üzerinden yapılan planlamaların sağlıklı ve öngörülebilir olmadığını vurguladı. "SON 5 YILDA TÜRKİYE’DE 4,2 MİLYON BAŞ SIĞIR KAYBI YAŞANDI" Türkiye’nin sığır varlığına ilişkin yıllara göre verileri paylaşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2020 yılında 17 milyon 965 bin baş olan sığır sayısının 2021’de benzer seviyede kaldığını, 2022’de 16 milyon 851 bine, 2023’te 16 milyon 421 bine, 2024’te ise 16 milyon 824 bine gerilediğini söyledi. 2025 yılında ise sığır sayısının 13 milyon 685 bin başa düştüğünü belirten Gürer, son beş yılda toplam 4 milyon 279 bin baş sığır kaybı yaşandığını ifade etti. Bu düşüşün temel nedenleri arasında artan girdi maliyetleri ve şap hastalığı nedeniyle yaşanan hayvan ölümlerinin yer aldığını dile getiren Gürer, Bakanlığın bu konuda kamuoyuna net ve şeffaf resmi veriler sunmadığını söyledi. 2010 yılından bu yana yapılan et ve canlı hayvan ithalatının toplamda 11 milyon başa ulaştığını belirten Gürer, buna rağmen hayvancılıktaki sorunların azalmadığını, et fiyatlarının düşmediğini, hayvan hastalıkları ve buzağı ölümlerinin önüne geçilemediğini ifade etti. Gürer, neredeyse ithal edilen hayvan sayısı kadar buzağı ölümünün yaşandığını vurguladı. “SON 45 YILDA BÜYÜKBAŞ HAYVAN SAYISI 3 MİLYON AZALDI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılıkta gelinen noktayı bakanlık verileriyle anlatarak, “2025 yılında 735 bin baş büyükbaş hayvan ithalatı yapılmış. Yetmiyor, 2026 yılı için de 500 bin baş ithalat planlanıyor. Bu tablo bize şunu açıkça gösteriyor: Türkiye hayvancılıkta 1980 yılının bile gerisine düşmüştür. 1980 yılında Türkiye’de 16 milyon 925 bin baş büyükbaş hayvan vardı. Bugün bu sayı 13 milyon 685 bine düşmüş durumda. Aradan 45 yıl geçti, nüfusumuz 35-40 milyon arttı ama hayvan sayımız azaldı. Bu, son 50 yılın en çarpıcı gerilemelerinden biridir. 1980’de büyükbaş ve küçükbaş toplam hayvan varlığı 88 milyondu. Bugün 71 milyona gerilemiş durumda. Hayvancılık bitme noktasına gelmiştir. Hayvanlar 12 ay boyunca ahırlarda yemle beslenmek zorunda kalıyor. Meralar etkin kullanılmıyor. Yem maliyetleri arttıkça üretici ayakta duramıyor” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE’NİN HAYVANCILIK İŞLETMELERİ HIZLA AZALIYOR” Hayvancılık işletmelerinde yaşanan sorunlara dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer şunları söyledi: “Veriler bize çok net bir tablo sunuyor. Son üç yılda 112 bin ahır işletmesi kapandı. 2022 yılında sığır işletme sayısı 1 milyon 150 bindi. 2025 itibarıyla bu sayı 1 milyon 37 bine düştü. Yani üç yılda 112 bin 161 işletme üretimden çekildi. Şahıs işletmeleri 1 milyon 139 binden 1 milyon 30 bine geriledi. 108 bin 694 küçük aile işletmesi artık yok. Hayvancılık kooperatifi sayısı 7 bin 519’du. Bugün 3 bin 635’e düştü. 3 bin 684 kooperatif ya işlevsiz hale geldi ya da tamamen kapandı. Kamuya ait hayvancılık işletmeleri de 83’ten 58’e düştü. Küçük aile tipi işletmeler tarımdan siliniyor. Et ve Süt Kurumu üreticiyi destekleyen bir kurum olmaktan çıktı, ithalatçı bir yapıya dönüştü. İthalattan belli kesimler kazanıyor ama yerli üretici her geçen gün kaybediyor.” “SÜT FİYATI ÜRETİCİYİ AYAKTA TUTMUYOR” Süt ve besi üreticisinin para kazanamadığını vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretici kazanamıyor, giderini karşılayamıyor. Sonuçta ahırını kapatıyor. Bu düzende kazanan ithalat lobileri, kaybeden üretici oluyor Dört milyon sığırı, 112 bin işletmeyi kaybettik. 22 lira 22 kuruş olarak açıklanan süt fiyatı taban fiyat değildir. Üretici sütünü fiilen 20 lira 50 kuruşa satmak zorunda kalıyor. Süt aracıya gidiyor, nakliye üreticiye yükleniyor, kesintiler üreticinin sırtına bindiriliyor. Bu şartlarda süt inekçiliği sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır” dedi. ÜRETİCİ, “ÇİFTÇİ ÇIKMAZDA” Besici Bülent Özden ise yaşanan tabloyu şu sözlerle özetledi: “Artan maliyetler, yem fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle süt inekçiliği çıkmaza girdi. Çiftçi artık dayanacak gücü kalmadığını söylüyor. Hayvan varlığımızda yaklaşık yüzde 40 azalma oldu. Et ve süt üretimi ciddi biçimde etkilendi. Çok sayıda hayvan telef oldu. Buzağı ölümleri yüzde 30-40 seviyelerine ulaştı. Şap giren işletmelerde hayvan hastalığı atlatsa bile buzağıyı kaybediyoruz. İki yıldır tarım ürünleri para etmiyor. Borcunu ödeyemeyen çiftçi ineğini, danasını satmak zorunda kalıyor. Ziraat Bankası kredi musluklarını kapattı. BAĞ-KUR şartları ağırlaştırıldı. Çiftçi büyük bir çıkmazda. Devletten acil ve somut kolaylıklar bekliyoruz.”

Gürer: Üretimden tüketime zincirin her halkası dertli Haber

Gürer: Üretimden tüketime zincirin her halkası dertli

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesinde kurulan Salı pazarında vatandaş ve esnafın nabzını tuttu. Tezgâhlarda ürün bulunmasına rağmen alışverişin zayıf kaldığını belirten Gürer, hem üreticinin hem pazarcının hem de tüketicinin artan maliyetler ve düşen alım gücü nedeniyle zor günler geçirdiğini ifade etti. “ALIM GÜCÜ KALMADI” Pazar esnafı, ürünlerin etiket fiyatlarının uygun olmasına rağmen satış yapılamadığını belirterek şunları söyledi: “Pırasayı 45–50 liraya veriyoruz ama tezgahtan kalkmıyor, satılmıyor. Vatandaşın alım gücü yok, alamıyor. Üreten, satan, alan herkes aynı anda dertli. 20 bin lira maaşın 12–13 bini kiraya gidiyor. Doğalgaz, elektrik, su geliyor. Eğitim, sağlık derken elde kalanla nasıl geçineceksin. 20 bin lira maaşın 12–13 bini kiraya gidiyor. Doğalgaz, elektrik, su geliyor. Eğitim, sağlık derken elde kalanla nasıl geçineceksin?” Bir vatandaş ise hesabını yaparak, “Kira, doğalgaz, elektrik, su derken elde 2 bin lira kalıyor. Onu da üçe böl, günlük 70 lira bile kalmıyor” dedi. “ARTAN MALİYETLER TEZGÂHA ZAM OLARAK YANSIYOR” Gürer, pazarda salatalığın kilosunun 100 lira, domatesin 100–120 lira, biberin ise 100 lira olduğunu; kış sebzelerinde pırasa gibi ürünlerde de fiyat değişkenliği yaşandığını belirtti. Ürünlerin büyük bölümünün Akdeniz ve Çukurova’dan geldiğini, ancak artan girdi maliyetleri nedeniyle yerinde de pahalılaştığını vurguladı. “ASIL SORUN FİYAT DEĞİL, ALIM GÜCÜNÜN KALMAMASI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “İşçiye vermezsen, emekliye vermezsen o da gelip esnaftan alışveriş yapamıyor. Geliyor, pazarı geziyor, zorunlu ihtiyacını sınırlı alıp dönüyor. Burada sorun sadece fiyatların yüksekliği değil; asıl sorun, halkın alım gücünün kalmamasıdır. Emekli, işçi, dar gelirli pazara çıkamıyor. Ürün var ama satış yok. Bu pazar, yanlış ekonomi ve tarım politikalarının vatandaşın sofrasına nasıl yansıdığının açık fotoğrafıdır. Pazarlar marketlere göre daha uygun fiyatların oluştuğu yerlerdir. Ancak ilaç, gübre, tohum, mazot, su ve işçilik giderleri artarken ürün fiyatları da yerinde durmuyor. Vatandaşın alım gücü geçmişe göre düştü. Cebindeki para temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor. Bu durum geçim sıkıntısını artırırken sağlıklı beslenmeyi de olumsuz etkiliyor” diye ifade etti.

Gürer: KOBİ, çiftçi ve vatandaş borç yükü altında Haber

Gürer: KOBİ, çiftçi ve vatandaş borç yükü altında

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ülkede yaşanan ekonomik sorunların toplumun geniş kesimlerini olumsuz etkilemeye devam ettiğini belirterek, bu tablonun haftalık ekonomik verilere de açık biçimde yansıdığını söyledi. Ekonomideki dengesizliğe dikkat çeken Gürer, “işi tıkırında olan mutlu bir azınlık” ile yoksullukla mücadele eden milyonlar arasındaki uçurumun giderek derinleştiğini vurguladı. Orta direğin, refah seviyesine ulaşma çabasından yoksulluğa doğru sürüklendiğini ifade eden Gürer, sıkı para politikası ve yüksek faiz uygulamalarıyla kazanan tarafın bankalar olduğunu, üretim yapan sanayici, çiftçi ve esnafın ise giderek zorlandığını dile getirdi. “KOBİ’LERİN BANKA BORCU 6,4 TRİLYON LİRAYA ÇIKTI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “KOBİ’lerin bankacılık sistemine olan kredi borçları 2025 yılının tamamında 2 trilyon lira artarak 6,4 trilyon liraya kadar yükseldi. Sektörün vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icra takibine alınan kredi borçları ise 113 milyar liralık büyümeyle 200,5 milyar liraya kadar çıktı. Üreten ve tüketen aynı anda kaybederken, aracı ve ithalatçıların kazandığı bir düzen sürüyor. Tarım sektörünün bankacılık sistemine olan kredi borçları 371 milyar liralık artışla 1 trilyon 239 milyar liraya yükseldi. Bu kredinin 982 milyar liralık kısmını kamu bankalarının, 257,3 milyar liralık kısmını da özel bankaların kullandırdığı kredilerden oluştu. Tarım sektörünün vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından takibe alınan kredi borçları da geçen yıl 3,6 milyar liradan 14,8 milyar liraya kadar yükseldi. Tarım sektörü ayrıca bankalar dışında da borçlanarak tarımı sürdürüyor. Gübre, mazot, yem gibi ürünleri esnaftan hasat dönemi için borçlanarak alıyor ve yüksek faizde ödemek zorunda kalıyor. Bu yolla çiftçilik ve hayvancılık yapmaya çalışıyor. 2026 yılında başlayan sigorta borcun varsa öde yoksa sübvansiyon kredi yok uygulaması da çiftçi, besici, esnafın belini büktü. Bu uygulama piyasaya daha yüksek faizle borçlanmaya da vesile oluyor. Çiftçi tamda ekim döneminde tohum, gübre, mazot alımında sıkıntıya düştü. Borç dahi şarta bağlandı. Banka alacağına bakıyor. Çiftçi nasıl üretip ayakta kalırım diye düşünüyor” şeklinde konuştu. Gürer, “Bankalar ve finans kuruluşlarının tüketicilerden zamanında tahsil edemediği için icra takibine aldıkları bireysel kredi ve kredi kartı alacakları ise bir haftada 2,8 milyar lira daha artarak 23 Ocak itibariyle 257,6 milyar liraya çıktı,” diye konuştu. “VATANDAŞIN BANKALARA ÖDEDİĞİ FAİZ 1,2 TRİLYON LİRAYI AŞTI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Vatandaşlar bireysel kredi ve kredi kartı borçları nedeniyle bankalara 2025 yılında 1 trilyon 222 milyar lirayla rekor düzeyde faiz ödedi. 2025 yılında vatandaşlar bireysel kredi borçları için bankalara 720 milyar lira, kredi kartı borçları için de 502,3 milyar lira faiz ödemesi yaptı. Vatandaşın faiz yükü 2024 yılına göre yüzde 42,7 oranında büyüdü. Bankalara borçlu vatandaşların faiz yükü son dört yılda 6 kattan fazla büyüdü. 2022 yılında 186 milyar lira olan vatandaşların bankalara ödediği faiz, 2023 yılında 378 milyar, 2024 yılında da 875.7 milyar liraya çıktı” ifadelerini kullandı. “İCRA DOSYALARI AZALMIYOR, DERDEST DOSYA SAYISI 24 MİLYONU AŞTI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, farklı dönemlerde silinerek kaldırılan icra dosya sayılarının da düşmediğini belirterek, “İcra dairelerine 1–31 Ocak 2026 günleri adasında UYAP üzerinden gelen yeni dosya sayısı, 2025 yılının aynı günlerine göre yüzde 1,2 oranında (10 bin adet) artarak 866 bine yükseldi. İcra dairelerine Ocak 2025’te 856 bin yeni dosya gelmişti. Bu dönemde 721 bin dosya da ya sonuçlandırıldı ya da işlemden kaldırıldı. Sonuçlanan dosya sayısı 2025 yılına göre 95 bin adet azaldı. UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan toplam dosya sayısı 31 Ocak itibariyle 24 milyon 140 bine çıktı. Derdest dosya sayısı son bir yılda 1 milyon 844 bin adet arttı” diye konuştu."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.