#Osmanlı

İLKHABER-Gazetesi - Osmanlı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Osmanlı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mersin’de “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisine yoğun ilgi Haber

Mersin’de “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisine yoğun ilgi

Mersin’de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Mersin Kültür Yolu Festivali kapsamında açılan “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi, tarih ve kültür meraklılarının ilgisini çekiyor. Mersin Arkeoloji Müzesi Sergi Salonu’nda ziyaretçilerini ağırlayan sergide, Osmanlı’nın İslam dünyasındaki liderliğini yansıtan önemli eserler yer alıyor. Tarihi ve manevi değeri yüksek eserler sergileniyor Sergide Sakal-ı Şerif mahfazaları, Kabe iç örtüsü, Kabe örtüsü parçaları, Kur’an-ı Kerim, hac vekaletnamesi ve zemzem şişesi gibi toplam 40 eser sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Osmanlı’nın dini hassasiyetlerini ve kutsal emanetlere verdiği önemi ortaya koyan eserler, ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor. 29 Mayıs’a kadar açık kalacak serginin, festivalin en dikkat çeken etkinliklerinden biri olduğu belirtildi. “Çocukların tarih bilinci kazanması önemli” Sergiyi ziyaret eden Metin Gürel, tarihi ve kültürel açıdan önemli eserleri yakından görmenin kendileri için anlamlı olduğunu söyledi. Oğlunun tarih bilincini küçük yaşlarda kazanmasını istediğini belirten Gürel, müze ziyaretlerinin çocukların gelişimi açısından önemli olduğunu ifade etti. Gürel, “Çok güzel, tarihi değerleri gösteren ve İslami değerlere yönelik birçok kaliteli eser var. Oğlumun küçük yaşlarda bu tarz değerleri öğrenmesi ve müzeleri gezmesinin iyi olacağını düşündüm.” dedi. Ziyaretçilerden tam not aldı Sergiyi gezen ziyaretçilerden Hülya Çeki de organizasyondan büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, eserleri yakından inceleme fırsatı bulduğu için mutlu olduğunu söyledi.

Hunat Hatun’da 50 yıllık sanat: Yetiş Ayyıldız Türk mitolojisini deriye işliyor Haber

Hunat Hatun’da 50 yıllık sanat: Yetiş Ayyıldız Türk mitolojisini deriye işliyor

Kayseri’de 10 yaşından bu yana ailesinin yolundan giden El Sanatları Ustası Yetiş Ayyıldız; 50 yıldır ahşap, taş, kil ve deri üzerinde Türk kültürü motifleri çizerek sanatını icra ediyor. Selçuklu Hükümdarı 1. Alaeddin Keykubat’ın karısı ve Sultan 1. Giyaseddin Keyhüsrev’in annesi Mahperi Hunat Hatun tarafından 1237 yılında inşa ettirilen Hunat Hatun Medresesi’nde sanatını devam ettiren El Sanatları Ustası Yetiş Ayyıldız, 50 yıldır ustalık yaptığını belirtti. 10 yaşında ailesinden görerek başladığını söyleyen Yetiş Ayyıldız; ahşap, taş, kil ve deri üzerine Türk kültürü motifleri çizerek sanatını icra ettiğini ifade etti. Ayyıldız; "Bu iş benim çocukluk hevesim ve kendimi bildim bileli yapıyorum. Yaklaşık 50 yıldır el sanatları ustalığı yapıyorum. Aslında benim ailemde var, benim dedem de ressamdı. Ailemde el sanatlarıyla uğraşan diğer akrabalarım vardı. Onlardan bakarak, görerek bu şekilde başladık. Üzerine katarak, 20 - 30 yıldır da internet var dünyada. Kim ne yapıyor, nasıl yapıyor, onları gözlemleyerek bilgi birikimlerimi icraata dökmeye başladım. Benim ana temam, konseptim Türk Mitolojisi. Türk Mitolojisi derken Göktürk'lerden başlıyor Selçuklu, Osmanlı ve coğrafyamızın dışında kalan diğer Türk topluluklarının kültürleri, simgeleri, damgalarını hayvan derisine işliyorum. Şuan elimdeki ürün Kaşgarlı Mahmut’un Dîvânu Lugâti't-Türk kitabı var, yazılmış ilk Türkçe Lügat. O kitaptaki dünya haritası bunu deri üzerine işliyorum. Kam davulu İslam öncesi Türk'lerde bendir, tefin ve diğer davulların atası olarak bilinir. Ritüel amaçlı kullanılmış davullardandır. Ben sanatlarımı icra ederken Göktürk alfabesini kullanıyorum, Orhun Abdilerinden bir alıntı var ve sağdan sola okunur şöyle yazar; 'Zamanı tanrı yaşar insanoğlu ölümlüdür' der" ifadelerini kullandı.

Minyatür talika, naht ve tezhip motifleriyle süslendi Haber

Minyatür talika, naht ve tezhip motifleriyle süslendi

17. yüzyılda Rusya'da yaylı ve tek atlı bir araba olarak kullanılan talika, 19. yüzyılda Osmanlı'ya gelerek dönemin en yaygın ulaşım araçlarından biri haline geldi. Bugün gerçek boyutunun 1/20 ölçeğinde hazırlanan eser, geleneksel sanatlarla yeniden hayat buluyor. Pertev Aslan, yaklaşık bir ay önce başladığı çalışmada talikanın yan kanatları, söveleri ve tekerlekleri dahil birçok bölümüne naht sanatını uyguladığını söyledi. Ağaç üzerine oyularak işlenen motiflerde geleneksel tezhip desenlerini kullandığını belirten Aslan, eserin ilgi gördüğünü ifade etti. “İNSANLARIN RUHUNA DA DOKUNMAYI AMAÇLIYORUZ” Eserin insanların duygularına hitap etmesini amaçladığını dile getiren Aslan, "Yaptığımız sanat sadece ağacın üzerinde kalmıyor. Bu çalışmayı yaparken insanların ruhuna da dokunmayı amaçlıyoruz." dedi. Motifleri ilmek ilmek işlediğini anlatan Aslan, özellikle ileri yaştaki kişilerin eseri gördüklerinde geçmişe dair anılarının canlandığını kaydetti. Talikanın birçok kişinin hayatında bir dönem kullandığı ya da gördüğü bir araç olduğunu vurgulayan Aslan, "Bu araç geçmişte hayatımızın bir parçasıydı. Günümüzde artık kullanılmıyor. Bu nedenle insanlar gördüklerinde ilgileniyor, fotoğraf çekiyor ve detaylarını incelemek istiyor." diye konuştu. Aslan, hazırlanan modelin gerçek talikanın birebir özelliklerini taşıdığını belirterek, yay sistemi ve tekerlekler dahil tüm mekanizmanın aslına uygun şekilde tasarlandığını aktardı. Tezhip desenlerini ağaca işleyen sanatçı sayısının az olduğuna dikkati çeken Aslan, "Desenlerimiz ağaçların doğal renkleriyle oluşturuluyor, herhangi bir boya kullanılmıyor. Tezhip genelde çini üzerinde boyayla uygulanır. Ben ise bunu ağaca işleyerek farklı bir yorum kazandırdığımı düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Bursa’da 452 yıllık iz, her gün vazife bilinerek korunuyor Haber

Bursa’da 452 yıllık iz, her gün vazife bilinerek korunuyor

Osmanlı’nın manevi önderlerinden Kadı Aziz Mahmud Hüdayi’nin atının ayak bileklerine kadar kayalara saplandığı ve ilerleyemediği yer, Bursa’daki Molla Fenari Camii sokağında bulunuyor. Bu tarihi iz, 11 yaşında mahalleye taşınan Kaya Alidoğdu tarafından yarım asırdır büyük bir titizlikle korunuyor. Alidoğdu, her gün bu kutsal yeri toz ve yapraklardan arındırarak, kendisini bu göreve adadığını belirtiyor. Dönemin Bursa kadısı olan Aziz Mahmud Hüdayi, tasavvuf yoluna girmek üzere Üftade Hazretleri'ne gitmek için yola çıktı. Ancak Molla Fenari Camii'nin doğu tarafındaki bir sokakta, atı birden durdu ve kayaların içine saplandı. Bu olayın manevi bir uyarı olduğuna inanan Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri atından indi ve dergaha yaya olarak devam etti. Mahmud Hüdayi Hazretleri'nin yaşadığı bu olay, onun nefsiyle olan mücadelesinin de başlangıcı oldu. Kadılık görevinden istifa ederek ciğer satıcılığı yapan Hüdayi, ardından dergahta zor görevleri sabırla yerine getirdi. Bu tarihi yerin kaybolmaması için gönüllü olarak her sabah temizleyen Kaya Alidoğdu, "Kadı Aziz Mahmud Hüdayi'nin atı Molla Fenari Camii'nin yanına geldiğinde bir türlü gitmemeye başladı. Mahmud Hüdayi, atın tepesinden inerek çekmek istedi. Fakat at arka ayaklarıyla yere vurduğu gibi izi kaldı. Molla Fenari Mahallesi'ne 11 yaşında geldim 65 yıldır her gün burayı temizliyorum. Bazen kum doluyor hemen temizliyorum" diye konuştu.

Osmanlının Balkanlar'daki 'mücevheri' Prizren Haber

Osmanlının Balkanlar'daki 'mücevheri' Prizren

Kosova'nın güneybatısında, dağların gölgesinde saklı, adını "temiz altın" anlamına gelen "pür zerrin" kelimesinden alan ve Balkanlar'ın mücevheri olarak tarif edilen Prizren, ziyaretçilerini tarihle iç içe geçmiş zaman yolculuğuna çıkarıyor. Arnavut taş evleri, Osmanlıdan kalan han, cami ve köprüleriyle geçmişin izlerini bugüne taşıyan Prizren, aynı zamanda zengin mutfağıyla da ziyaretçilerin beğenisini çekiyor. Prizren, Arnavutlar, Türkler, Boşnaklar ve diğer etnik grupların bir arada yaşadığı kültür mozaiği olmasının yanı sıra dar sokakları ve sıcakkanlı insanlarıyla ziyaretçilerini geçmişin zarif dokusuyla kucaklıyor. Taş Köprü ve Sinan Paşa Camisi Tarihi şehir, 17. yüzyılda inşa edilen, Osmanlının zarafetini yansıtan süslemeleri, hat yazıları ve görkemli kubbesiyle bölgenin en dikkat çekici eserlerinden biri olan Sinan Paşa Camisi'ne ev sahipliği yapıyor. Şehri adeta ikiye ayıran Lumbardhi Nehri üzerinde zarifçe uzanan tarihi Taş Köprü, Prizren'in simgesi olarak öne çıkıyor. 16. yüzyılda inşa edildiği belirtilen köprü, şehre gelen turistlerin en çok fotoğraf çektirdiği mekanların başında geliyor. Prizren'in tepesinde bulunan ve şehrin "kuş bakışı" görülebildiği Prizren Kalesi, ziyaretçilerine Şar Dağları'na kadar uzanan geniş manzara sunuyor. "Buralar, Türklüğün yaşadığı yerler" Kuzey Makedonya'nın başkenti Üsküp kökenli Türk turist Kamuran Abacıoğlu, Üsküp'e akraba ziyareti için geldiklerini, bu vesileyle bölgedeki ülke ve şehirleri gezmeye karar verdiklerini söyledi. Abacıoğlu, gazeteci olarak görev yaptığı 1993'te bölgeyi eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile ziyaret ettiğini belirterek, "Rahmetli Özal ile 4 ülkeyi gezdik. Her birinde birer gün kaldık." dedi. "Buralar, Türklüğün yaşadığı yerler. Hala Türkçe konuşan çok insan var buralarda." diyen Abacıoğlu, Kosova'daki Sultan Murat Türbesi'nin 1989'da kötü durumda olduğunu, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) restore ederek güzelleştirdiğini anlattı. "Prizren, Saraybosna'ya benziyor" Saraybosna'dan gelen Ratiba Tadefi de uzun zamandır Prizren'i ziyaret etmek istediğini, ailesinin yaklaşık 100 yıl önce buradan Saraybosna'ya göç ettiğini belirtti. Prizren'i Saraybosna'ya benzettiğini anlatan Tadefi, "Anne tarafımın köklerine dönmeye, keşfetmeye, bu şehri gezmeye geldim." dedi. Tadefi, Bosna Hersek vatandaşlarının yılbaşından itibaren Kosova'ya kimlik kartlarıyla girişine izin veren uygulamanın başlamasının ardından ilk kez Kosova'yı ziyaret ettiğini sözlerine ekledi.

Osmanlı arşivinden soykırımı gösteren haritalar ortaya çıktı Haber

Osmanlı arşivinden soykırımı gösteren haritalar ortaya çıktı

Cezmi Yurtsever her yıl 24 Nisan geldiğinde Ermenilerin, Türklerin kendilerine “sözde soykırım” yaptığı iddialarını duyduklarını ancak bunların gerçeği yansıtmadığını söyleyerek, “Osmanlı Arşivinde bulunan yaklaşık 200 milyon belgenin tasnif, tanımlama, özetleme ve internet ortamında bilim adamlarına açılmasından sonra HRT.H. 404 kod numarasında kayıtlı bulunan ‘Mültecilerin göç ve yerleşim yerleri’ konulu harita üzerinde yaptığım araştırmalar sonucu, 1916 ve 1916 yıllarında Rus işgali altında bulunan Doğu Anadolu’dan, Ankara, Konya, Adana, Urfa ve Diyarbakır’a doğru kitle göçlerinin ok işaretleri ile gösterildiğinin farkına vardım. Rus ordusu ve iş birliği yapan Ermeni komitacıların Sivas yakınlarına kadar gelmeleri üzerine topraklarını terk ederek göç etmek durumunda kalan yüzbinlerce Türk insanının acil yerleşim, barınma ve sağlık istasyonları kurulması da harita üzerinde işaretlerle gösteriliyordu. Bahsi geçen harita 1915 yılı ve sonrasında Kafkasya’da ve Anadolu’da Türk halkının toplu göç ve yerleşimi, aynı zamanda işgal ortamında da katliamların yaşandığının belgesi idi. Özetle bu harita 1915 yılında Türklere soykırım yapıldığının belgesidir” dedi. Yurtsever, şöyle devam etti: “Bahsi geçen haritadaki Türklerin göç ve yerleşimi ile ilgili Osmanlı Arşivindeki dosyalar üzerinde de yaptığım araştırmalarda, Rus işgal bölgesinden ayrılarak Anadolu içlerine gelenlerin sayısı 1916 yılı sonlarında 700 bine ulaşmıştı. Anadolu 4 iskân bölgesine ayrılmış ve bu bölgelerde kurulan barınma merkezlerinde insanların acil ihtiyaçlarının karşılanmasına çalışılmıştı. Yakın zamana kadar Ermeni diaspora ve iş birliği yapan çevrelerin 1915 Olaylarını Ermenilere yapılan soykırım olarak tanıtmaları tarihin tek yanlı olarak yorumlanması ve çarpıtılmasıdır. Osmanlı arşivinde bulduğum Türklerin toplu göç ve yerleşim haritasını bütün dünya tarihçilerinin bilgisine sunuyorum.” Osmanlı arşivinde bulunan on binlerce belge 1915-1918 yılları arasında Ermeni komitacıların sivil Türk yurttaşlarına karşı yaptığı kitlesel katliamları ve “soykırım” hakkında ayrıntılı bilgiler verdiğini anlatan Yurtsever, “Yaşanan olayların tarihi süreci göz önüne alındığında. -1915 yılı Nisan ve Mayıs aylarında sayıları 30 bini bulan Osmanlı yurttaşı Ermeni silahlı gruplar sınırı geçerek Rus ordusunda görev aldı. 1915 yılı yaz aylarında Rus işgal sahası ve Van vilayeti genelinde Türk sivillerin toplu göç olayları, işgal sahasında katliam olayları yaşandı. Rus ordusunun Brest-Litovsk Anlaşması gereği Doğu Anadolu’dan çekilmeleri esnasında Erzincan, Erzurum, Van ve Kars yöresinde binlerce şehir, köy ve mezrada geniş kapsamlı kitlesel katliamlar gerçekleşti. Olay yerine gelen Osmanlı memurları soykırım raporlarına hayatlarını kaybedenlerin listelerini eklediler. Hayatlarını kaybedenlerin sayısı 500 bine ulaşıyordu. Sonuç olarak şunu söylemek isterim: Osmanlı Arşivi’nde bulunan Türklerin toplu göç, yerleşim haritasının hikayesini bilmeden 1915 ve sonrası yaşanan soykırım olaylarını açıklamak mümkün olamaz” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.