#Osmanlı İmparatorluğu

İLKHABER-Gazetesi - Osmanlı İmparatorluğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Osmanlı İmparatorluğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sarıkamış Harekatı tarihi: 111 yıl önce ne oldu? Bugün Sarıkamış’ın yıldönümü mü? Haber

Sarıkamış Harekatı tarihi: 111 yıl önce ne oldu? Bugün Sarıkamış’ın yıldönümü mü?

Birinci Dünya Savaşı'nın en trajik sayfalarından biri olarak kabul edilen Sarıkamış Harekatı, yıl dönümünde yeniden gündeme geldi. 22 Aralık tarihi, Osmanlı İmparatorluğu'nun kaybettiği toprakları geri kazanmak amacıyla Kafkas Cephesi'nde başlattığı, ancak ağır hava koşulları ve stratejik hatalar nedeniyle büyük bir dramla sonuçlanan askeri harekatın başlangıcı olarak anılıyor. Tarihi kayıtlara göre, Kars, Oltu, Narman ve çevre bölgelerde Rus İmparatorluğu'na karşı yürütülen bu operasyonda, 60 bini donarak olmak üzere toplam 78 bin Osmanlı askeri şehit düştü. HAREKATIN AMACI VE ZORLU KOŞULLAR Dönemin Başkumandan Vekili Enver Paşa tarafından planlanan harekatın temel hedefi, Rus kuvvetlerini beklemedikleri bir nokta olan Allahuekber Dağları üzerinden vurarak Kars'ı yeniden vatan topraklarına katmaktı. 15-22 Aralık 1914 tarihleri arasında yürütülen operasyonda, askerlerin büyük bir bölümü çöl sıcaklarından gelen birliklerden oluşuyordu ve üzerlerinde kış şartlarına uygun olmayan yazlık üniformalar bulunuyordu. Rakımı yer yer 3 bin metreyi bulan geçitlerde hava sıcaklığının sıfırın altında 30 dereceye kadar düştüğü rapor edildi. KURMAY SUBAYIN GÖZÜNDEN O ANLAR Felaketin boyutları, o dönemde cephede görev yapan subayların anılarına da yansıdı. Kurmay Subay Şerif Bey, "Sarıkamış" adlı eserinde askerlerin yaşadığı çaresizliği şu sözlerle aktardı: "Yol kenarında karların içinde çömelmiş bir asker, bir yığın karı kollarıyla kucaklamış, titreyerek, feryat ederek dişleriyle kemiriyordu. Kaldırıp yola sevketmek istedim. Beni hiç görmedi. zavallı çıldırmıştı. Bu suretle şu lanetli buzullar içinde biz belki on bin kişiden fazla insanı bir günde karların altına bıraktık ve geçtik". RUS KOMUTANIN TARİHİ İTİRAFI Karşı cephede yer alan Rus Kafkas Ordusu Kurmay Başkan Vekili Dük Aleksandroviç Pietroviç de anılarında Osmanlı askerinin direncine ve yaşadıkları drama değindi. Pietroviç, gördüğü manzarayı şu ifadelerle kaleme aldı: "İlk sırada diz çökmüş 9 kahraman. Mavzerleriyle nişan almışlar, tetiğe asılmak üzereler ama asılamamışlar… İkinci sırada cephane taşıyanlar var, sandıkları bir avuçlamışlar ki, kainattan hırslarını almak istiyor gibiler. Öylesine kaskatı kesilmişler… Ve sağ başta Binbaşı Nihat. Dimdik ayakta, başı açık, saçları beyaza boyanmış, gözleri karşıda…Allahuekber dağlarındaki son Türk müfrezesini teslim alamadım. Bizden çok evvel, Allah'larına teslim olmuşlardı." Harekat, 5 Ocak 1915 tarihinde hedefe ulaşılamadan sona erdi. Rus birliklerinin de 32 bin kayıp verdiği savaşın ardından İstanbul'a dönen Enver Paşa, uzun süre harekatla ilgili haber ve bildiri yayınlanmasına sansür uyguladı. Bu nedenle halk, yaşananların içyüzünü yıllar sonra öğrenebildi. Dönemin Osmanlı ve Alman Mareşali Goltz Paşa, günlüğünde komuta kademesini şu sözlerle eleştirdi: "Kafkasya'da maalesef kendilerini Napolyon Bonapart zanneden ve cahil yetişen birçok adam var. Bunlar, ordularına güçleriyle bağdaşmayan görevler vermişler ve bu yüzden ordularını büyük zarara uğratmışlardır. Ermeni gönüllü tümenleri Rus kuvvetlerinin başarısında önemli etken olmuştur. Bunlar kritik zamanlarda Osmanlı haraketlerine meydan okudu: "Osmanlı'nın gecikmesi Sarıkamış etrafında yeterli kuvvet konsantre etmesi için Rus Kafkasya Ordusu'na zaman kazandırmıştır." Süreç sonunda 1918 Mart ayında Brest-Litovsk Antlaşması ile Kars ve Sarıkamış geri alınsa da, aynı yılın Ekim ayında imzalanan Mondros Mütarekesi ile bölge yeniden elden çıktı.

Osmanlı'nın İngilizlere karşı tarihe geçen Kut'ül Amare Zaferi, 109 yıl sonra hala hafızalarda Haber

Osmanlı'nın İngilizlere karşı tarihe geçen Kut'ül Amare Zaferi, 109 yıl sonra hala hafızalarda

Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük zaferlerinden biri olan Kut'ül Amare, 29 Nisan 1916 tarihinde kazanıldı. İngilizlere karşı elde edilen bu zafer, I. Dünya Savaşı'nın gidişatını değiştiren, Osmanlı'nın askeri gücünü tüm dünyaya gösteren bir başarı olarak kayıtlara geçti. "Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır" 29 Nisan 1916’da, Osmanlı 6. Ordu Komutanı Halil Paşa'nın komutasındaki Türk ordusu, İngiliz General Townshend’in komutasındaki 13 bin 300 kişilik İngiliz ordusunu teslim alarak Kut'ül Amare Zaferi’ni kazandı. Halil Paşa'nın zaferin ardından söylediği, "Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır" sözleri, zaferin büyüklüğünü ve tarihi önemini anlatan en anlamlı cümlelerden biri oldu. Kut'ül Amare, yalnızca Türk askeri tarihinde değil, İngilizler için de önemli bir dönüm noktasıydı. İngiliz tarihçisi James Morris, bu zaferi "Britanya askeri tarihinin en aşağılık teslimi" olarak nitelendirdi. Çünkü İngilizler, Dicle Nehri kenarındaki Kut şehrinde kuşatma altına alınmış, sonrasında tüm ordu teslim olmuştur.  İngilizlerin, Bağdat’ı ele geçirme planları doğrultusunda, Kut'u işgal etmeleri bekleniyordu. Ancak Türk kuvvetlerinin karşı koyması, İngilizleri büyük kayıplara uğrattı. İngilizler, 1915 yılının sonlarına doğru Kut’a çekilmiş, ancak oraya giden yollar kapanmış ve tüm müttefik birlikleri kuşatma altına alınmıştı. Zorlu kış koşulları ve açlık nedeniyle, 13 bin 300 kişilik ordu teslim olmaktan başka çare bulamamıştı. İngiliz General Townshend, esir alınmadan önce, Türk tarafına 1 milyon İngiliz lirası teklif ederek, orduyu serbest bırakmayı önerdi. Ancak Osmanlı Genelkurmayı, İngilizlerin teklifini reddederek, yalnızca ordunun tamamen teslim olmasını kabul etti. Halil Paşa, Townshend’e teslimiyet şartlarını bildirdikten sonra, İngiliz ordusu 29 Nisan 1916 tarihinde resmen teslim oldu. Zaferin ardından Halil Paşa, orduya gönderdiği mesajda, "Bütün Osmanlılara şeref ve şan" diyerek, zaferin Türk milletine büyük bir onur kazandırdığını belirtti. Ayrıca, Kut'ül Amare Zaferi, sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda Osmanlı'nın bağımsızlık ve direniş mücadelesinin de simgesiydi. Kut'ül Amare Zaferi, 109 yıl sonra bile hatırlanıyor ve Osmanlı'nın zaferi, özellikle Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olarak yeniden gündeme geliyor. İngilizler için ise, bu yenilgi, büyük bir prestij kaybı oldu ve bu mağlubiyeti unutturmak için çeşitli yollar denediler.

Mimar Sinan, doğduğu topraklarda ilk kez cuma namazında anıldı Haber

Mimar Sinan, doğduğu topraklarda ilk kez cuma namazında anıldı

Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli mimarlarından biri olan Mimar Sinan, doğduğu topraklarda düzenlenen bir törenle anıldı. Kayseri'nin Koramaz Vadisi'nde bulunan Küçükbürüngüz köyünde, Cuma namazı sonrası yapılan duada ilk kez Mimar Sinan'ın adı zikredildi. BİR BAŞLANGIÇ, BİR GELENEK Cami imamı Muhammet Vedat Kaçdi, Cuma namazı sonrası yaptığı duada Mimar Sinan'ı anarak, bu büyük mimarın eserleriyle insanlığa hizmet ettiğini vurguladı. Mahalle muhtarı Hacı Bölük ise, "Mimar Sinan gibi önemli bir şahsiyeti unutmamak ve bu geleneği devam ettirmek istedik." dedi. Mahalle sakini Fevzi Mastar da Mimar Sinan'ın sadece Kayseri'de değil, tüm dünyada tanınan bir isim olduğunu belirterek, bu duanın başlangıç olması temennisinde bulundu. ÇEKÜL VAKFI'NDAN DESTEK ÇEKÜL Vakfı Kayseri İl Temsilcisi Prof. Dr. Osman Özsoy, bu etkinliğin büyük bir önem taşıdığını ifade etti. Özsoy, "Mimar Sinan'ın kendi ifadesiyle 'Dünya durdukça eserlerimi gören aklıselim sahipleri çabamın ciddiyetini anlayarak onlara hayranlıkla bakacaklarını ve eni hayırla anacaklarını umuyorum inşallah' sözü, buradaki duayla bir araya geldi. Mimar Sinan'ın hemşehrileri olarak onu anmak ve dualarımıza katmak çok anlamlı." şeklinde konuştu. NEDEN KÜÇÜKBÜRÜNGÜZ? Özsoy, etkinliğin Küçükbürüngüz'de yapılmasıyla ilgili olarak şu bilgileri verdi: "Kıbrıs'ın fethi sırasında, Mimar Sinan'ın hemşehrileri de buraya yerleştirilmişti. Mimar Sinan, hemşehrilerinin buradan götürülmemesi için 2. Selim'e rica etmiş ve bu sayede hemşehrileri burada kalabilmişti. Bu nedenle, Mimar Sinan'ın hemşehrilerinin yaşadığı bu köyde böyle bir etkinlik yapılması çok anlamlı." MİMAR SİNAN KİMDİ? Mimar Sinan, 81 cami, 51 mescit, 55 medrese, 26 darül-kurra, 17 türbe, 17 imarethane, 3 darüşşifa (hastane), 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 hamam olmak üzere toplam 375 esere imza atmış, Osmanlı mimarisinin en önemli isimlerinden biridir. Eserleri, bugün hala ayakta kalarak hem Türkiye'nin hem de dünyanın kültürel mirasına önemli katkılar sağlamaktadır.  

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.