#Paris

İLKHABER-Gazetesi - Paris haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Paris haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Bayraktar, Türkiye'nin enerji stratejisinde nükleerin kritik olduğunu belirtti Haber

Bakan Bayraktar, Türkiye'nin enerji stratejisinde nükleerin kritik olduğunu belirtti

Fransa'nın başkenti Paris'in banliyösü Boulougne-Billancourt kentinde Nükleer Enerji Zirvesi devam ediyor. Zirveye katılan Bakan Bayraktar, burada yaptığı konuşmada, Orta Doğu'da yaşananlar bağlamında petrol fiyatlarındaki artışının "herkes için ciddi bir endişe kaynağı" olduğunu belirtti. Bayraktar, "Son gelişmeler bir kez daha petrol ve doğal gaza ne kadar bağımlı olduğumuzu ve bunun küresel ekonomik büyüme üzerinde nasıl büyük bir kırılganlık yarattığını bir kez daha gösterdi." ifadelerini kullanarak, enerji dünyasının dijitalleşme, yapay zekaya temelli teknolojilerinin gelişmesi ve ekonomik büyümeyle içinden geçtiği dönüşümün "elektrik talebinde yeni bir artış dalgası yarattığını" söyledi. Bayraktar şu ifadeleri kaydetti: "Bu ortaya çıkan zorluklara çözüm bulmaya ve bunlarla başa çıkmaya çalışırken, ne yazık ki ek zorluklar ve krizlerle karşı karşıyayız: Pandemi, iklim değişikliği, tedarik zinciri aksamaları, yüksek enerji ve emtia fiyatları, yüksek enflasyon, ticaret savaşları, jeopolitik gerilimler, Ukrayna'daki savaş ve şimdi de Orta Doğu'daki savaş." Küresel piyasa gibi Türkiye'nin enerji talebinin de artmaya devam ettiğini ve bu talebin yüzyılın ortasına kadar üç katına çıkmasının beklendiğini dile getiren Bayraktar, "Bu talep artışını karşılamak ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 2053 yılına kadar net sıfır hedefine ulaşmak, yenilenebilir enerji genişlemesini güvenilir ve sevk edilebilir karbon içermeyen üretim kapasitesiyle birleştiren kapsamlı bir strateji gerektiriyor." dedi. Nükleer enerjinin de bu stratejide dengeyi sağlamak için "kritik bir rol oynadığını" vurgulayan Bayraktar, "Türkiye'nin uzun vadeli nükleer vizyonu çok açık." dedi. Bayraktar, Türkiye'nin yüzyılın ortasına kadar, en az 5 gigavatlık küçük modüler reaktörler de dahil olmak üzere, 20 gigavat nükleer enerji kapasitesine ulaşmayı hedeflediğini ve ilk nükleer santralin bu yılın sonlarında faaliyete geçmesini beklediklerini söyledi. Bayraktar, karbonsuz enerji üretimi için küçük modüler reaktörlerin (KMR) önemli bir rol üstlenebileceğine dikkati çekerek, "uluslararası finans kuruluşlarının, ihracat kredisi veren kuruluşların ve özel yatırımcıların bu yaklaşan nükleer rönesansa katılmaya teşvik edilmesinin" önemini vurguladı. Bunu için yeni ticaret şekilleri ve yatırım modelleri bulunması gerektiğini dile getiren Bayraktar, Türkiye'nin kasımda Antalya’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Konferansı'nın 31'inci Oturumu (COP31) ev sahipliği yapacağını hatırlattı. Bayraktar, COP31'in enerji geçişi ve bağımsızlığı alanında ilerleme kaydetmek için önemli bir fırsat olacağını kaydetti.

Türk firmaları stratejik "kompozit" teknolojileriyle Paris'te boy gösteriyor Haber

Türk firmaları stratejik "kompozit" teknolojileriyle Paris'te boy gösteriyor

Dünyanın en büyük kompozit malzemeleri, ürünleri ve teknolojileri fuarı JEC World 2026, Fransa'nın başkenti Paris'te kapılarını açtı. Türkiye, fuara İstanbul Ticaret Odası (İTO) koordinasyonunda 23'ü milli katılım alanında olmak üzere toplam 50 firma ve kuruluşla katıldı. Türkiye fuarda katılım alanı ile Çin ve Almanya'dan sonra en büyük üçüncü ülke oldu. Bu yıl 61'incisi düzenlenen fuarda, 27 ülke pavilyonu, 94 ülkeden 1400'den fazla katılımcı firma ve startuplar yer aldı. Küresel kompozit malzeme pazarı 100 milyar dolara yaklaşan büyüklüğe ulaşırken, JEC World'e katılan Türk şirketleri, havacılıktan otomotive, kimyadan makineye, yazılımdan biyoteknolojiye kadar Türk kompozit mühendisliğinin kabiliyetlerini dünyaya tanıttı. Bu arada, Türkiye'nin milli katılım organizasyonu 2013 yılından bu yana İTO tarafından gerçekleştiriliyor. Kompozit malzemeler, iki ya da daha fazla farklı malzemenin bir araya getirilmesiyle oluşturulan, bileşenlerinin tek başına sağlayamayacağı üstün özelliklere sahip olurken, hafiflik, yüksek mukavemet, korozyon direnci ve tasarım esnekliği sayesinde otomotivden havacılığa, savunmadan yenilenebilir enerjiye kadar birçok sektörün önemli bir girdisi olarak öne çıkıyor. Kompozitler son yıllarda "akıllı malzeme" işlevlerini de üstlenmeye başlarken, enerji depolama, kendi kendini algılama ve termal düzenleme gibi yeni nesil özellikler sektörün sınırlarını genişletiyor. Hidrojen enerjisinde yakıt hücreli araçların yüksek basınçlı depolama tankları karbon fiber takviyeli kompozit basınçlı kaplardan üretilirken, uzay sektöründe de SpaceX'in Starship'inden Rocket Lab'in Neutron'una kadar yeni nesil yeniden kullanılabilir roketlerin gövde yapıları ve yakıt tankları karbon fiber kompozitlerle inşa ediliyor. Fransa'da ise emekli yolcu uçaklarından geri kazanılan termoplastik kompozit parçalar, yeni nesil uçaklarda kullanılmasıyla öne çıkıyor. "KOMPOZİTTE BİR MERKEZ OLMA FIRSATINI DEĞERLENDİRMELİYİZ" İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, Paris'teki fuarda yaptığı açıklamada, kompozitin Türkiye'nin stratejik sektörlerinden biri olduğunu söyledi. Avdagiç, Türkiye'nin kompozit malzemede artık yalnızca üretici değil, döngüsel ekonominin kurallarını belirleyen ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "2026'nın bu dönüşümün miladı olmasını öngörüyoruz. Küresel tedarik zincirinin yeniden şekillendiği, enerji verimliliği ve sürdürülebilirliğin öne çıktığı günümüzde kompozitte bir merkez olma fırsatını değerlendirmeliyiz." dedi. Kompozit sektörünün yüksek katma değer üretme kapasitesi ve stratejik önemiyle öne çıktığını ifade eden Avdagiç, "Kompozit bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecekte hangi ülkenin daha gelişmiş olacağını belirleme gücüne sahip bir sektör." değerlendirmesinde bulundu. "DÜNYA KOMPOZİT PAZARINDAN ALDIĞIMIZ PAYI DAHA DA ARTIRMAYA ODAKLANIYORUZ" Avdagiç, Türkiye'nin genç ve dinamik üretim altyapısı ile mühendislik kabiliyetinin kompozit alanında küresel rekabette önemli avantaj sunduğunu dile getirerek, firmaların AR-GE ve inovasyon yatırımlarıyla katma değeri yüksek üst segment ürünlere yönelmesinin sektörün ihracatını güçlendireceğine işaret etti. Kompozit sektörünün diğer sektörleri harekete geçiren yapısı olduğunu belirten Avdagiç, kompozitin ileri teknoloji gerektiren tüm sektörlerin odağında bulunduğunu, Türkiye'nin dünya kompozit pastasından aldığı payı artırması için bu fuara Türk firmalarının katılımlarını organize ettiklerini vurguladı. Avdagiç, şunları kaydetti: "100 milyar dolarlık dünya kompozit pazarından aldığımız payı daha da artırmaya odaklanıyoruz. Bu yoldaki ilerleyişimizi kalıcı adımlarla perçinlemek için çalışıyoruz. Türkiye'de 2025'te 3 milyar dolara yaklaşan kompozit malzeme pazarının ve 820 milyon doları aşan ihracatımızın daha da yukarı tırmanmasını öncelikli görüyoruz." JEC World 2026 Fuarı, 12 Mart'a kadar Paris'te ziyaretçilerini ağırlayacak.

Sosyal medyada diplomasi krizi: Rusya ve Fransa’nın Ankara temsilcilikleri tartıştı Haber

Sosyal medyada diplomasi krizi: Rusya ve Fransa’nın Ankara temsilcilikleri tartıştı

Rusya'nın Ankara Büyükelçiliği, dün ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov'un basın açıklamasına ilişkin paylaşım yaptı. Peskov'un, Rusya'nın hedeflerine ulaşmak için siyasi ve diplomatik çözüme açık olmaya devam ettiği ve Ukrayna ile olan savaşın sona ermesinin Kiev rejiminin eylemlerine bağlı olduğuna ilişkin görüşlerine yer verilen açıklamada, "(Paris ve Londra'nın Kiev'e nükleer silah verme niyeti) uluslararası hukukun ilgili bütün ilkeleri ve kurallarını açıkça ihlal ediyor." ifadesine de yer verildi. Fransa'nın Ankara Büyükelçiliği ise bu paylaşıma tepki göstererek, X sosyal medya hesabından "Sözüm ona 3 gün sürecek savaşın 5. yılına girdik ve gelin görün ki; Rusya hala Londra-Paris caydırıcılığı bir tehdittir' diye açıklama yapıyor." açıklamasında bulundu. "BELKİ DE FRANSIZ HÜKÜMETİNİ HALA RAHATSIZ EDEN 1812'NİN HAYALETLERİDİR" Rusya'nın Ankara Büyükelçiliğinin, Fransa'nın Ankara Büyükelçiliğine tepki olarak yaptığı paylaşımda ise şunlar kaydedildi: "Fransa'nın meşhur diplomasisinden geriye kalan tek şeyin sosyal medyada acınası ve zavallı paylaşımlar yapmak olması gerçekten üzücü. Meslektaşlarımıza Paris'in, 2014'ten beri kendi ülkesinin sivil nüfusunu, çocuklar ve kadınlar da dahil olmak üzere, katleden Kiev'deki Nazi rejiminin en önemli destekçilerinden biri olduğunu hatırlatmak gerekiyor. Ama belki de Fransız hükümetini hala rahatsız eden 1812'nin hayaletleridir?"

Louvre’un karanlık mirası: Picasso’dan Mona Lisa’ya soygunlar Haber

Louvre’un karanlık mirası: Picasso’dan Mona Lisa’ya soygunlar

Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Onursal Başkanı Dr. Haluk Uygur, Fransa'nın başkenti Paris'teki Louvre Sarayı'na kurulan ve dünyanın en büyük sanat müzesi olan Louvre Müzesi'ndeki tarihi eser soygunlarını mercek altına aldı. Dr. Uygur, Louvre Müzesi’nde Picasso’dan günümüze uzanan hırsızlık zincirini belgeleriyle ele aldığı incelemesinde, bu olayların yalnızca sanat tarihi açısından değil, müze algısı ve kültürel değer üretimi bakımından da dikkatle alınması gerektiğini söyledi. Louvre’daki ilk büyük kırılmanın 1911 yılında yaşandığını hatırlatan Uygur, olayın başlangıcının 1907 yılına uzandığını belirtti. Paris’in bataklık sayılabilecek bir mahallesinde yaşayan Gery Pieret adlı bir kişinin, sarhoş olduğu bir sırada 1907’den itibaren Louvre Müzesi’nden eserler çaldığını ve bunları aralarında Pablo Picasso’nun da bulunduğu önemli isimlere sattığını övünerek anlattığını aktaran Uygur, bu itirafın Paris-Journal gazetesi muhabiri tarafından kayda geçirildiğini ifade etti. “Tesadüf müdür bilinmez ama 1907 yılı, Picasso’nun bazı otoritelerce kübizmin ilk eseri sayılan Avignonlu Kadınlar tablosunu yaptığı yıla denk gelir” diyen Uygur, eserdeki iki figürün yüzünde Afrika kökenli maskelerin bulunmasının dikkat çekici olduğunu aktardı. VİNCİ’NİN MONA LİSA TABLOSUNUN ÇALINMASI, PİCASSO’YA KADAR UZANIYOR 12 Ağustos 1911’de Louvre’dan Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa (La Jakonde) tablosunun çalınmasının ardından soruşturmanın Picasso’ya kadar uzandığını belirten Uygur, ünlü ressamın Gery Pieret’ten eser satın aldığını itiraf ettiğini, ancak Avignonlu Kadınlar’daki iki kadının taktığı maskelerin orijinallerinin de aralarında bulunduğu eserleri polise teslim ederek tutuklanmaktan kurtulduğunu kaydetti. Tarihte farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan Adana ve çevresinden geçmişte kaçırılan tarihi eserlerin olduğuna ilişkin açıklamalarıyla da dikkati çeken Dr. Uygur, Mona Lisa’nın, Pieret tarafından çalınan eserler arasında yer almadığının da altını çizdi. Bir süre sonra Mona Lisa’nın bulunmasıyla tablonun kaderinin tamamen değiştiğini vurgulayan Uygur, “Daha önce sıradan bir eser muamelesi gören Mona Lisa, bu hırsızlıkla birlikte baş eser haline geldi. Sadece kendi değeri değil, Louvre’un toplam algı değeri de katlanarak arttı. Bugün bile Louvre’u yalnızca Mona Lisa’yı görmek için gezenlerin sayısı çoğunlukta. Bu süreç nedeniyle bazı çevreler, Mona Lisa hırsızlığını bir algı operasyonu olarak yorumladı” dedi. KRALİYET MÜCEVHERLERİ DE ÇALINDI Haluk Uygur, Louvre’un geçen yılın sonunda bir kez daha soyulduğunu belirterek, 19 Ekim 2025’te yaşanan hırsızlıkta bu kez değerli ancak kamuoyunun pek dikkatini çekmeyen kraliyet mücevherlerinin çalındığını dile getirdi. Uygur, “Tıpkı Mona Lisa olayında olduğu gibi, acemice ama son derece kolay bir şekilde gerçekleştirilen bu hırsızlıkta ne alarmlar devreye girdi ne de kameralar iş gördü. Bekçilerin uyuduğunu düşünmemek elde değil” ifadelerini kullandı. Bu olayla birlikte daha önce kimsenin bilmediği kraliyet mücevherlerinin tüm dünya tarafından öğrenildiğini belirten Uygur, bugün Louvre’u ziyaret edenlerin Mona Lisa’dan sonra mücevherlerin sergilendiği boş camekânları da gezdiğini, hatta yalnızca bu boş vitrinleri görüp çıkan ziyaretçilerin bile olabileceğini dile getirdi. Uygur, “Kısacası Louvre Müzesi bu işten zararlı çıkmadı. Hele ki birkaç ay sonra mücevherler bulunup yerlerine konursa, müze açısından keyiflerine diyecek yok” değerlendirmesinde bulundu. Haluk Uygur, Picasso’dan günümüze uzanan Louvre hırsızlıklarını tüm belgeleriyle ele aldığı çalışmasının, online Zamansız dergisinin son sayısında yayımlandığını belirterek, “Louvre’un bu çok katmanlı hırsızlık öyküsünü 220 sayfalık derginin 5. sayısının 72. sayfasında da ayrıntılı biçimde kaleme aldım” diye konuştu. ZAMANSIZ Bir süre önce online platformda yayın hayatına başlayan "Zamansız Görsel Kültür ve Sanat Dergisi", her okuyucusunu kendi zamansızlığını keşfetmeye davet eden bir durak olmayı hedefliyor. Fotoğraf ve sinema üzerinden görsel sanatlar öncelikli hedef olsa da “Zamansız” tüm sanat dalları bağlamında, zamanın ötesine dokunan bir rehber olarak geçmişin ustalarını bugünün yenilikçileriyle buluşturuyor. https://www.zamansiz.art/zamansiz-gorsel-kultur-ve-sanat-dergisi-5-sayi-keske/

Serenay Sarıkaya ile Mert Demir İstanbul’da: “Rezalet haldeyiz” Haber

Serenay Sarıkaya ile Mert Demir İstanbul’da: “Rezalet haldeyiz”

Yeni yılı Paris’te karşılayan oyuncu Serenay Sarıkaya ve şarkıcı Mert Demir, tatillerinin ardından Türkiye’ye döndü. İstanbul Havalimanı’nda objektiflere takılan çift, uzun süren yolculuğun ardından basın mensuplarına kısa bir açıklama yaptı. Uçağın rötar yapması nedeniyle yorulduklarını söyleyen Sarıkaya ve Demir’in bitkin ifadeleri dikkat çekti. ÜNLÜ ÇİFT PARİS DÖNÜŞÜ HAVALİMANINDA GÖRÜNTÜLENDİ Fransa’nın başkenti Paris’te yılbaşını geçiren Serenay Sarıkaya ile Mert Demir, tatilin ardından İstanbul’a döndü. Uçaklarının gecikmesi nedeniyle yolculuk süresinin uzadığını belirten Sarıkaya ile Demir, basın mensuplarının sorularına kısa bir yanıt verdi. Serenay Sarıkaya, “Çok yorgunuz, teşekkür ederiz” sözleriyle konuşmayı noktalarken Mert Demir de “Rezalet haldeyiz” ifadesiyle yolculuğun zorluğunu dile getirdi. Çift, gazetecilerin diğer sorularını ise yanıtsız bırakarak havalimanından hızlıca ayrıldı. İlişkilerinin ilk dönemlerinde sık sık “reklam aşkı” yorumlarına maruz kalan ikili, son aylarda birlikteliklerini daha sakin ve gözlerden uzak yaşamayı tercih ediyor. Buna rağmen, Paris dönüşü verdikleri kareler magazin gündeminde geniş yer buldu. Öte yandan Mert Demir, geçtiğimiz haftalarda katıldığı YouTube programında ilişkileri hakkında dikkat çeken açıklamalar yapmıştı. Sabah rutininden bahseden ünlü şarkıcı, “Her sabah Serenay için iki kahve ve çiçek alırım” sözleriyle romantik jestini paylaşmıştı. Demir ayrıca, ilişkilerinin iki yıldır devam ettiğini ve bunu uzun süredir kimseyle paylaşmadıklarını söyleyerek “Geçen ay ikinci yılımızı kutladık” demişti. Serenay Sarıkaya ise son açıklamalarında papatyaları çok sevdiğini ve sevgilisinin kendisine sık sık çiçek aldığını ifade etmişti.

Louvre soyguncusu ünlü YouTuber çıktı: ''Müzenin yerini bilmiyorduk'' Haber

Louvre soyguncusu ünlü YouTuber çıktı: ''Müzenin yerini bilmiyorduk''

Paris’teki Louvre Müzesi’nde yaşanan “yüzyılın soygunu” soruşturması derinleştikçe, zanlıların profilleri de netleşiyor. Fransız basınına göre gözaltına alınan dört kişiden biri, internet dünyasının tanınmış isimlerinden biri çıktı. 19 Ekim’de Louvre’un ünlü Apollon Galerisi’nde gerçekleşen soygunda Fransa Kraliyet tacına ait sekiz mücevher çalınmış, 88 milyon euro değerindeki hazine iz bırakmadan kaybolmuştu. Olay, “imkansız bir soygun” olarak nitelendirildiği için Fransız polisi geniş çaplı bir soruşturma başlatmıştı. Bugüne kadar dört kişi “örgütlü hırsızlık ve suç örgütü üyeliği” suçlamalarıyla tutuklandı. Ancak içlerinden biri kamuoyunda büyük şaşkınlık yarattı: 39 yaşındaki Abdoulaye, sosyal medyada “Doudou Cross Bitume” olarak bilinen eski bir YouTuber. Motosiklet akrobasilerinden suç dünyasına 2000’lerin sonunda YouTube’da motosiklet akrobasi videolarıyla tanınan Doudou Cross Bitume, bir dönem binlerce takipçisi olan popüler bir isimdi. Zamanla içeriklerini motosiklet eğitimi ve vücut geliştirme videolarına çevirdi. Ancak şöhreti, adli sicilindeki uzun listeyi gölgeleyemedi. Fransız Le Parisien gazetesine göre, Abdoulaye geçmişte uyuşturucu bulundurma ve taşıma, ehliyetsiz araç kullanma, polisten kaçma ve emre itaatsizlik gibi suçlardan defalarca gözaltına alındı. 2014’te bir kuyumcu soygununa karıştığı gerekçesiyle üç yıl hapis cezası aldı. Serbest kaldıktan sonra yasa dışı taksi şoförlüğü yaparak geçimini sürdürdü ve bir dönem Centre Pompidou ile Musée Précaire Albinet’de güvenlik görevlisi olarak çalıştı. “Louvre’un nerede olduğunu bilmiyorduk” Soruşturmayı yürüten ekipler, zanlının soygundaki rolünü kısmen kabul ettiğini aktarıyor. Doudou Cross Bitume, “bir grup azmettiricinin talimatıyla” hareket ettiğini öne sürdü. Ancak hem onun hem de suç ortağının ifadeleri poliste şaşkınlık yarattı. Le Parisien’in aktardığına göre zanlılardan biri, “Louvre’un yalnızca cam piramit kısmından ibaret olduğunu” sandığını söyledi. Diğeri ise müzenin pazar günleri kapalı olduğunu düşündüğünü belirtti. Polis yetkilileri, bu “saf” beyanların ardında çok daha karmaşık bir örgütlenme olabileceğini düşünüyor. Çalınan mücevherlerin akıbeti ise hâlâ bilinmiyor. Güvenlik sisteminde şifre skandalı Fransız gazetesi Liberation’a göre, müzenin güvenlik sistemlerine erişim şifresi yıllarca “Louvre” olarak kaldı. Fransa Ulusal Bilgi Sistemleri Güvenliği Ajansı’nın (Anssi) 2014’te hazırladığı gizli denetim raporlarına göre, müzenin dijital altyapısı “çok sayıda zafiyet” içeriyor ve bazı sistemler hâlâ eski Windows sürümlerinde çalışıyordu. Denetçiler, sadece “Louvre” yazarak sisteme erişebildiklerini belirtti. Bu ihmallerin, 88 milyon euroluk kraliyet mücevherlerinin çalınmasını kolaylaştırmış olabileceği düşünülüyor.

Louvre soyguncuları kayıplara karıştı: 88 milyon Euro değerindeki mücevherler çalındı Haber

Louvre soyguncuları kayıplara karıştı: 88 milyon Euro değerindeki mücevherler çalındı

Paris’teki Louvre Müzesi’nden çalınan Napolyon dönemi mücevherlerinin değeri 88 milyon Euro olarak açıklandı. Polis, gündüz vakti müzeye giren dört kişilik çeteyi hâlâ yakalayamadı. Organize suçlar konusunda uzman özel birim, soruşturmayı devraldı. Fransa’da son yılların en cüretkâr sanat soygunlarından biri olarak gösterilen olayın maliyetinin yaklaşık 90 milyon Euro olduğu hesaplandı. Müze başkanı Laurence des Cars, çetenin Fransa’nın tarihi taç mücevherlerinden bazılarını nasıl çaldığını bugün Senato’nun kültür komisyonuna açıklayacak. Polis dört kişilik çeteyi arıyor Emniyet güçleri, Pazar sabahı müze açıldıktan kısa süre sonra Apollo Galerisi’ne giren çeteyi aramaya devam ediyor. Hırsızların, birinci kat penceresine ulaşmak için mobilya taşıma asansörüyle donatılmış bir kamyon kullandığı belirlendi. Çete, sekiz parça Napolyon dönemi takıyı alarak olay yerinden kaçtı. Soygunun ardından geçici olarak kapatılan müze, bugün tekrar ziyaretçilere açıldı. Kültür Bakanı güvenlik sistemini savundu Fransa Kültür Bakanı Rachida Dati, Ulusal Meclis’te yaptığı konuşmada müzenin güvenlik sistemini savundu. Bakan, kameraların arızalı olduğu yönündeki iddiaları reddederek, "Louvre Müzesi'nin güvenlik sistemi çalıştı, bu bir gerçek" dedi. Ayrıca, müzenin yenileme bütçesinin bir bölümünün güvenlik teknolojisinin güçlendirilmesine ayrılacağını açıkladı.Müze yönetimi de çalınan takıların sergilendiği vitrinlerin 2019’da yenilendiğini ve güvenlik açısından kayda değer iyileşme sağlandığını belirtti. Soruşturmayı özel birim devraldı Soruşturma, büyük çaplı soygunları inceleyen 100 kişilik özel polis birimi Brigade de Répression du Banditisme (BRB) tarafından yürütülüyor. Aynı birim, 2016 yılında Kim Kardashian’a yönelik Paris soygununu da soruşturmuştu. Soruşturmaya Kültürel Varlıkların Kaçakçılığıyla Mücadele Merkezi uzmanları da destek veriyor. Dedektifler, olay yerinde bırakılan fosforlu yelekten alınan DNA örnekleri de dahil olmak üzere önemli adli deliller topladı. Hırsızların kaçarken kullandıkları motosikletler, bir plaka, binaya girişte kullanılan asansör ve III. Napolyon’un eşi İmparatoriçe Eugénie’ye ait hasarlı bir tacı geride bıraktıkları belirlendi. Mücevherlerin değeri tehlikede Savcı Laure Beccuau, mücevherlerin sökülmesi halinde değerlerinin ciddi biçimde düşeceğini vurguladı: "Bu taşları alan kişiler, mücevherleri sökme gibi kötü bir fikirle hareket ederse 88 milyon euro kazanamayacak. Belki de bu değerli parçaları gelişigüzel yok etmezler diye umut edebiliriz."

Louvre Müzesi Nerede, Ne ile Meşhur, İçinde Neler Var? Dünyanın En Ünlü Müzesi Hakkında Merak Edilenler Haber

Louvre Müzesi Nerede, Ne ile Meşhur, İçinde Neler Var? Dünyanın En Ünlü Müzesi Hakkında Merak Edilenler

Tarih, sanat ve kültürün buluştuğu Louvre Müzesi, Fransa’nın sembollerinden biri olarak her yıl milyonlarca ziyaretçiyi kendine çekiyor. Hem mimarisiyle hem de içindeki paha biçilemez eserlerle dikkat çeken müze, dünyanın en zengin sanat koleksiyonlarından birine sahip. Louvre Müzesi nerede? Louvre Müzesi (Musée du Louvre), Fransa’nın başkenti Paris’te, Seine Nehri’nin sağ kıyısında, 1. arrondissement olarak bilinen tarihi bölgede yer alıyor. Paris’in kalbinde bulunan müze, Champs-Élysées Caddesi ve Tuileries Bahçesi’ne oldukça yakın bir konumda. Ziyaretçiler, müzeye Louvre-Rivoli veya Palais Royal – Musée du Louvre metro istasyonlarından kolayca ulaşabiliyor. Louvre Müzesi ne ile meşhur? Louvre denince akla gelen ilk şey elbette ki Leonardo da Vinci’nin ünlü tablosu “Mona Lisa”. Ancak müze sadece bu başyapıtla değil, binlerce yıllık tarihi kapsayan koleksiyonlarıyla da ünlü. Müzenin öne çıkan diğer simgeleri arasında: Venüs de Milo (Antik Yunan heykeli), Samothrake Zaferi (Nike Heykeli), Napolyon’un taç giyme tablosu, Michelangelo, Delacroix ve Rembrandt gibi sanatçıların başyapıtları bulunuyor. Ayrıca, Louvre Piramidi olarak bilinen camdan yapılmış modern giriş bölümü, Paris’in en çok fotoğraflanan yapılarından biri. Louvre Müzesi’nin tarihi Louvre’un geçmişi 12. yüzyıla kadar uzanıyor. İlk olarak kale olarak inşa edilen yapı, sonrasında kraliyet sarayı olarak kullanıldı. Fransız Devrimi sonrasında, 1793 yılında halkın ziyaretine açılarak Fransa’nın ilk ulusal müzesi haline geldi. Bugün ise yaklaşık 500 binden fazla eseri bünyesinde barındırıyor ve her yıl 10 milyondan fazla ziyaretçi ağırlıyor. Louvre Müzesi’nde neler var? Müze, 8 ana bölümden oluşuyor ve ziyaretçiler tarih öncesi dönemden 19. yüzyıla kadar uzanan bir sanat yolculuğuna çıkıyor. Louvre’daki başlıca bölümler şunlardır: Mısır Eserleri Bölümü – Firavun mumyaları, heykeller ve antik papirüsler. Yunan, Etrüsk ve Roma Koleksiyonu – Antik dönem heykelleri ve taş kabartmalar. Yakın Doğu Eserleri – Mezopotamya, Asur ve Babil uygarlıklarından kalıntılar. İslam Sanatı Bölümü – Osmanlı, Selçuklu ve Arap sanatına ait eserler. Heykel Galerisi – Michelangelo’dan Rodin’e kadar birçok sanatçının heykelleri. Resim Galerisi – İtalyan, Fransız, Hollanda ve İspanyol ressamların tabloları. Dekoratif Sanatlar – Mobilyalar, mücevherler, seramikler. Grafik Sanatlar Bölümü – Eskizler, çizimler ve gravür koleksiyonları. Louvre Müzesi giriş bilgileri Adres: Rue de Rivoli, 75001 Paris, Fransa Ziyaret Saatleri: Salı günleri hariç her gün 09.00–18.00 arası açık. Giriş Ücreti: Ortalama 17 € (öğrenciler ve 18 yaş altı ziyaretçiler için ücretsiz). Online Rezervasyon: Ziyaret yoğunluğu nedeniyle biletlerin önceden alınması tavsiye ediliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.