#Recep Tayyip Erdoğan

İLKHABER-Gazetesi - Recep Tayyip Erdoğan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Recep Tayyip Erdoğan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Burcu Köksal, AK Parti'ye katıldı: Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ilk açıklama Haber

Burcu Köksal, AK Parti'ye katıldı: Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ilk açıklama

Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi içerisinde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Partisinin kuruluşundan bu yana geçen süreci ve geleceğe dair stratejik adımları ele alan Erdoğan, siyasi merkezin korunması noktasındaki kararlılığını yineledi. Siyaset sahnesindeki duruşlarını milletin tayin ettiği doğrultuda sürdürdüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıdaki hitabında teşkilat mensuplarına yönelik şu ifadeleri kullandı: "Patlak veren kokuşmuşluk karşısında böyle bir hareketin mensubu olmanın haklı gururunu yaşıyorum. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak diyerek çıktığımız bu yolda 25. yılımızda aynı kararlılıkla yürüyoruz. Milletin çizdiği yoldan ayrılmadan bugünlere geldik." TÜRKİYE'NİN GELECEK 25 YILI İÇİN STRATEJİK PLANLAMA Cumhurbaşkanı Erdoğan, sığ gündemlerin partinin asıl hedeflerinden sapmasına izin vermeyeceklerini vurgulayarak, odak noktalarının hizmet olduğunu belirtti. Türkiye'nin uzun vadeli vizyonuna dikkat çeken Erdoğan, "Hizmetle, vizyonla işi olmayanların bizi kendi sığ gündemleriyle meşgul etmelerine fırsat vermeyeceğiz. Biz işimize bakacağız, önümüze bakacağız. Gelecek 25 yıl sonra nasıl bir Türkiye görmek istediğimizin yol haritasını şimdiden belirlemeye odaklanacağız. Biz AK Parti olarak hepimizin amacı ülkeye hizmet etmek olan bir siyasi hareketiz" dedi. Siyasal merkezin inşasındaki rolleri üzerine değerlendirmelerini sürdüren Erdoğan, partinin kapılarının Türkiye odaklı düşünen herkese açık olduğunu hatırlattı. Erdoğan, "Partimizi kurarken gerilim siyasetine son vereceğimizi, Türkiye'de siyasetin aktığı nehrin yatağını değiştireceğimizi vurgulamıştık. 25 yılda AK Parti'nin Türk siyasetinin merkezi olma vasfının örselenmesine hiçbir şekilde müsaade etmedik. Türkiye merkezli düşünen, ilkelerimiz konusunda bunu benimseyen herkese kapımızı sonuna kadar açtık" ifadeleriyle birleştirici bir dil sergiledi. BELEDİYE BAŞKANLARINA ROZET VE MUHALEFETE SERT ELEŞTİRİ Afyonkarahisar ve Dinar Belediye Başkanlarının AK Parti saflarına geçişini memnuniyetle karşılayan Erdoğan, siyasi üslup konusunda muhalefete yönelik eleştirilerde bulundu. Siyasette seviyenin korunması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı, şu cümleleri kaydetti: "Türkiye'ye hizmet mücadelesini bugünden itibaren AK Parti çatısı altında yürütecek Afyonkarahisar ve Dinar Belediye Başkanlarına aramıza hoş geldiniz diyorum. AK Parti ailesine yeni katılan arkadaşlarımızın rozetlerini takacağız. CHP yönetiminin kirli siyaseti bizi yolumuzdan alıkoyamaz. Kimse kusura bakmasın ama siyasi üslubu kişinin aynasıdır. Meyhane jargonuyla ona buna saldırarak, ona buna hakaret ederek siyasetteki kapasite açığı kapatılamaz." Hatalardan ders çıkarma ve siyasi centilmenlik çağrısında bulunan Erdoğan, "Hata yapmak tabi ki insana mahsustur fakat hatada ısrar etmek akıllı insanın karı değildir. CHP yönetimi artık kendi yanlışlarıyla yüzleşmeli ve bunları düzeltmek için çaba harcamalıdır. Herkesi bir kez daha siyasette seviyeyi, centilmenliği gözetmeye davet ediyorum. Biz yeni arkadaşlarımızla el ele verecek, Afyon'un daha da gelişmesi için çalışacağız" şeklinde konuştu. Hizmet odaklı siyaset anlayışını "Makamda, koltukta şeref bulan değil, aksine şerefi millete hizmet etmekte gören bir kadroyuz" sözleriyle özetleyen Erdoğan, AK Parti çatısı altında ayrımcılığa ve kibre yer olmadığını, hedeflerinin Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmek olduğunu belirtti. BURCU KÖKSAL'DAN ÖZGÜR ÖZEL HAKKINDA ÇARPICI İDDİALAR AK Parti saflarına katılan Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, CHP'den ayrılma sürecine ve Özgür Özel ile yaşadığı gerilime dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kararından dolayı içinin rahat olduğunu belirten Köksal, CHP lideri tarafından tehdit edildiğini ileri sürdü. Köksal, geçiş sürecine dair yaşadıklarını şu sözlerle aktardı: "AK Parti'ye katılıyorum, içim çok rahat. CHP'de siyaset yapma imkanı kalmamıştı. Kim tehdit etmiş beni önce bunu söylesinler. Ben tehdit edildim evet ama beni Özgür Özel tehdit etti. 5-6 ay önce AK Parti’ye geçme tartışmaları başlayınca bana Özgür Özel ‘5-6 ay sonra iktidara geleceğim ve seni affetmeyeceğim’ yazdı. ‘Seni affetmem için bana yalvaracaksın’ dedi."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Danıştay töreninde sivil anayasa çağrısı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Danıştay töreninde sivil anayasa çağrısı

Danıştay'ın kuruluşunun 158. yılı dolayısıyla düzenlenen özel programda katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve vatandaşların hak arama yollarının genişletilmesi üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. İdari yargının devlet mekanizması içindeki dengeleyici rolüne işaret eden Erdoğan, yargı organlarının anayasal sınırlar içinde kalmasının önemine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başlangıcında Danıştay'ın tarihsel mirasına ve rehberlik görevine değinerek şu ifadeleri kullandı: "Hukuk devletinin en genel tanımı bütün kurum ve organlarıyla devletin hukuk içinde kalması ve hukukla hayat bulmasıdır. Bu tarifi kuvveden fiile, idealden hakikate çıkaran kurumsal güvencelerin başında adil ve etkin işleyen bağımsız ve tarafsız bir yargı organının varlığı gelmektedir. Devletin üç temel sütunundan biri olan yargı organı içindeki idari yargı yolu, kamunun tasarrufları karşısında vatandaşın hakkını arayacağı güvenli bir limandır. Danıştay da bu yolun bidayet, nihayet çizgisindeki son duruğudur. Bundan tam 158 yıl evvel Şura-i Devlet adıyla kurulduğunda Sultan Abdülaziz adına okunan Nutk-ı Hümayunda hukuki güvenlik, adil ve eşit idare ilkelerinin altı çizilmiş toplumda sınıf farkı gözetmeksizin hukukun herkes için korunacağı taahhüt edilmişti. Önce Şura-i Devlet ardından Cumhuriyet Türkiye'sinde Danıştay bu taahhüdü takip ederek hukuk devleti ilkesinin yerleşmesi ve kökleşmesi için mühim hizmetler ifa etmiştir. Zamanla Danıştay'ın idari ve istişari rolü zayıflamış buna mukabil yargısal denetim fonksiyonu öne çıkmıştır. Yürüttüğü hukuka uygunluk denetimiyle Danıştay'ın gerek idari makamlara gerek alt derece mahkemelerine sağladığı rehberlik halen önemini koruyor" VATANDAŞ VE DEVLET İLİŞKİSİNDE İDARİ YARGININ DENGE ROLÜ Devlet yönetiminde insan haklarını ve özgürlükleri temel alan bir perspektifin şart olduğunu dile getiren Erdoğan, "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" felsefesinin bu anlayışın özünü oluşturduğunu belirtti. Kamu idaresi ile birey arasındaki ilişkinin doğası gereği bir güç dengesine ihtiyaç duyduğunu kaydeden Erdoğan şöyle konuştu: "Günümüzde hukuku insanın doğuştan gelen hak ve özgürlüklerini dikkate almadan kamilen tanımlayamıyoruz. Zira hukuk özü ve meşruiyetini evrensel nitelikteki bu değerlerden alıyor. Hak ve özgürlükler bir bakıma insanın korunaklı alanını belirleyen, bireysel güvenliği temin eden kurallar kümesidir. Bunun için bireysel güvenlik ihtiyaçlarına cevap vermeden, kolektif güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaya imkan yoktur. Üstelik bu bizim için yeni öğrenilmiş bir ders değildir. Devlet felsefemizin temelini oluşturan Şeyh Edebali'nin ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ öğüdüyle yüzyıllardır bu gerçeğin farkındayız. Farkında olduğumuz bir diğer husus devlet ve vatandaş arasındaki ilişkinin doğası itibariyle eşitler arası bir ilişki olmadığıdır. İdare hukuku ve bu hukuk dalının kurallarını uygulayan idari yargı devlet ile vatandaş arasındaki işte bu ilişkide bir denge unsurudur. Adliye mahkemelerinden farklı olarak, idari yargıda uyuşmazlığın bir tarafı her zaman devlettir, kamu idaresidir. Dolayısıyla idari yargının adil ve etkin işleyişi kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı bakımından özel öneme sahiptir ve bu işleyiş hukuk devleti standartlarına dair çok kritik bir göstergedir" ŞEFFAF YÖNETİM ANLAYIŞI VE AYRIMCILIĞIN SONA ERMESİ Kamu yönetiminde "gün ışığı" metaforuyla adalet ve eşitlik ilkelerinin altını çizen Cumhurbaşkanı, imtiyazlı sınıfların olmadığı bir düzenin inşası için çalıştıklarını ifade etti. Siyasetin vatandaşla doğrudan ve göz hizasında bir iletişim kurması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Devletin güneşle remz edilmesi ve temel vasıflarının gün ışığına nispetle tarifi esasen hukuk devletinin zarif ve bilgece ifadesidir. Modern anlamıyla hukuk devleti gün ortasında tam tepeye yerleşen güneş misali aydınlığını her köşeye ulaştırır. Herkesi eşit derecede ısıtır ve ışıtır. Eskiler tam da bu sebeple ‘Allah devlete zeval vermesin’ demiştir. Zevalinden endişe edilen hiç kuşkusuz devletin soyut varlığı değildir. Adil ve eşitlikçi karakteridir. Adalet ve eşitlik ilkeleri üzerinde neşvünema bulan bir hukuk devleti düzeninde hiç kimse için korku yoktur. Ümitsizlik yoktur, çaresizlik yoktur. Bu düzende kamu idaresi vatandaşa tepeden bakamaz. Göz hizasında konuşur. Bu düzende imtiyazlılar, seçkinler hukukun kapsama alanı dışında onlar yoktur. Hukuk karşısında eşitlik vardır. Bu düzende idareci vatandaşın efendisi değildir hizmetkarıdır. Bu düzende aslolan millettir. Milletin rızası ve vatandaşın memnuniyetidir. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek durumdayım; Toplumun bir kesiminin kendisini öz yurdunda garip hissettiği dönemlerden, siyasetin ve kamu idaresinin vatandaşla göz hizasında iletişim kurduğu bir olgunluk seviyesine hamdolsun ulaştık. Her türlü ayrıcalığa ve ayrımcılığa son verdik. Cumhurla cumhuriyet arasına çekilen dikenli tel örgüleri söküp attık. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle milletin iradesinin aracısız bir şekilde devlet idaresinde belirleyici olmasını temin ettik. İyi yönetim ideali bilhassa son 23 yılda hayata geçirilen yasal ve yapısal reformlarla güç ve mevzi kazanmıştır" değerlendirmesinde bulundu. YARGI SİSTEMİNDE HAYATA GEÇİRİLEN YASAL VE YAPI SAL REFORMLAR Adalet sistemine erişimi kolaylaştırmak adına fiziksel ve prosedürel iyileştirmeler yapıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, mahkeme sayılarındaki artışa ve iş yükünün azaltılmasına yönelik verileri paylaştı. Reform iradesinin sürekliliğine işaret eden Erdoğan şunları söyledi: "Dilekçe ve bilgi edinme hakkı, Kamu Denetçiliği gibi kurumlarla idarenin demokratik denetiminin öne açılmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kamu Görevlileri Etik Kurulu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu gibi kurul ve düzenlemelerle vatandaşımıza ilave güvenceler sağlanmıştır. İdari usul açısından önemli haiz pek çok kural ve müessese hükümetlerimiz döneminde hayata geçirildi. İdari yargı yolunu güçlendirmek için attığımız adımları sizler zaten çok iyi biliorsunuz. Burada sadece birkaç tanesini hatırlatmakta fayda görüyorum. Mahkeme sayısını 126’dan 245’e çıkartarak yüzde 68 oranında artırdık. İdare Mahkemesi Kurulu İl Sayısını yetmiş 72’ye, Vergi Muhakemesi Kurulu İl Sayısını da 39’a yükselttik. Sistemdeki en büyük yeniliği 10 yıl önce İstinaf yolunu getirerek yaptık. İki dereceli yargılamadan üç dereceli yargılamaya geçiş Danıştay'ın İçtihat Mahkemesi vasfını güçlendirmiş iş yükünü ciddi manada azaltmıştır. İstinaf öncesi sistemde açılan dosya sayısı 186 bine yaklaşmışken 2025 yılı sonu itibariyle bu rakam 82 bine düşmüştür. Şunun bilinmesini isterim ki; reform irademiz ilk günkü gibi diri ve güçlüdür. Kamu idaresinde etkinliği hesap verilebilirliği katılımı ve şeffaflığı artıracak yeni adımlar atmaya devam edeceğiz. Kamu idaresi yanında idari yargı yolunun etkinliğini artırma hedefi de reform gündemimiz içindeki öncelikli yerini koruyor. İçinde bulunduğumuz dönemde daha etkin, daha hızlı, daha adil bir idari yargı sistemi için çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz" YARGI YETKİSİNİN KULLANIMINDA HUKUK DIŞI MÜDAHALE YASAĞI Yargı kararlarına yönelik dış etkilerin kabul edilemez olduğunu söyleyen Erdoğan, vesayet odaklarına karşı uyarılarda bulundu. Geçmişteki darbe teşebbüslerini ve yargının siyasallaşma risklerini hatırlatan Erdoğan, "Yargı organlarının objektif, adil, anayasanın ve yasaların çizdiği sınırlar içerisinde kalarak hareket etmesi şüphesiz diğer tüm kurum, kuruluş ve şahısların tavırlarından çok daha önemlidir. Bu konuda oluşabilecek en küçük ihmalin veya ihlalin faturasını sadece ilgili merciler değil, millet ve devlet olarak hepimiz ödüyoruz. Madem hepimiz bu ülkenin vatandaşlarıyız, öyle ise Türkiye'nin çıkarını, Türkiye'nin geleceğini, Türkiye'nin huzurunu gözetmek mecburiyetindeyiz. Türkiye kalkınacaksa büyüyecekse muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine çıkacaksa bu ancak topyekun bir mücadeleyle gerçekleşebilir. Bunu özellikle şunun için söylüyorum; Başta Yassıada ve 12 Eylül olmak üzere yargı tarihimizin her bir safhasının iftihar tablolarıyla dolu olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Aynı şekilde yakın dönem siyasi tarihimizde Danıştay'ın da hedef alındığı çeşitli provokasyonlara maruz kaldık. 17-25 Aralık'ta olduğu gibi yargı içine sızmış bir örgütün meşru hükümeti devirmeyi amaçlayan hain bir darbe girişimi yaşadık. Yargı yetkisi kullanılırken yorumda sınırların zorlandığı hukuki mütalaa ile siyasi mülahaza arasındaki çizginin bulanık hale geldiği hadiselere tanık olduk. Bunların hepsi ve daha fazlası halen hafızalarımızdadır. Şu bir gerçek ki; yargı yetkisinin kullanımına hukuk dışı hiçbir müdahale hoş ve mazur karşılanamaz. Bununla beraber yargının yasamaya veya yürütmeye vesayeten iş yapma, karar alma hakkı ve yetkisi de yoktur. Anayasamız yargı yetkisini hukuka uygunluk denetimiyle sınırlı tutmuş bu yetkinin bir yerindelik denetim şeklinde kullanılamayacağını belirtmiştir. Yani hukuki denetim yetkisini yargı mercilerine verirken, idari takdir yetkisini idare lehine saklı tutmuştur. Kuşkusuz bu iki konuyu birbirinden kesin sınırlarla tefrik etmenin zorluğu bazen tartışmalı kararlara ve eleştirilere neden olabilmektedir. Ancak bu tartışmalardan korkulmaması gerektiğine inanıyorum. Tam tersine yapıcı eleştirinin düzeltici, iyileştirici, dönüştürücü etkisinden en geniş biçimde istifade etmenin yollarını aramalıyız. Sosyal medyada artık iyice çığırından çıkan giderek daha seviyesiz bir hal alan linç kültürünü elbette bunun dışında tutuyorum. Çünkü bu linç kimi zaman siyasetçiye, kimi zaman yargıya, kimi zaman bürokrasiye, kimi zaman da sokaktaki vatandaşa yönelmekte. Hak ve adalet arayışına hizmet etmekten ziyade bir operasyon aygıtı olarak çalışmaktadır" dedi. DEMOKRATİK BİR BORÇ OLARAK YENİ VE SİVİL ANAYASA ÇAĞRISI Anayasal metinlerin sivil ve kuşatıcı bir yapıya kavuşturulmasının Türkiye için vazgeçilmez bir hedef olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı, mevcut metinlerin darbe mirası olmasından duyulan rahatsızlığı dile getirdi. Erdoğan, yeni anayasa hedefini şu sözlerle mühürledi: "Kanun-ı Esasi’yi takip eden dört anayasaya rağmen Türk milletinin iyi bir anayasa özlemi halen dinmemiştir. Kurucu anayasalarımız dışında son iki anayasanın maalesef darbelerin, hukuk dışı müdahalelerin ürünü olmasının bunda payı büyüktür. Bu demokratik ayıbı gidermek Türk siyasetinin boynunun borcudur. Yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa demokrasimizi aşağıdan yukarıya doğru inşa etmenin imkanıyla önümüzde duruyor. Anayasayı darbecilerin veya seçkinlerin belirleyip topluma dayattıkları bir çerçeve olmaktan çıkarıp toplumun kendisinin belirleyip devlete deklare ettiği bir metne dönüştürmek zorundayız. Böyle bir anayasayla inanıyorum ki hem hukuku hem demokrasiyi hem devleti hem de milleti aynı anda koruyacak bir üstün hukuk mantığına kavuşmamız mümkün olacaktır. Biz bu konuyu her türlü siyasi matematik hesabının üstünde zihnimizde ve reform gündemimizin üst sıralarında tutmaya devam edeceğiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan SAHA 2026'da savunma sanayii mesajları: Küresel ihracat hedefi 10 milyar dolar Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan SAHA 2026'da savunma sanayii mesajları: Küresel ihracat hedefi 10 milyar dolar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi ev sahipliğinde gerçekleştirilen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapsamında sektör temsilcileri ve uluslararası heyetlerle bir araya geldi. Türkiye'nin teknolojik yetkinliğini dünyaya sergileyen platformda konuşan Erdoğan, savunma sanayiinin Türkiye için sadece bir üretim alanı değil, aynı zamanda tam bağımsızlık mücadelesinin en kritik kalesi olduğunu ifade etti. SAVUNMA SANAYİİNDE 8 MİLYAR DOLARLIK İMZALAR ATILDI Bu yıl beşinci kez kapılarını açan fuarın bir dünya markasına dönüştüğüne dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, SAHA 2026'nın ekonomik çıktılarına dair çarpıcı veriler paylaştı. Toplamda 1763 firmanın katılım sağladığı dev organizasyonda, 1500 yerli ve 263 yabancı şirketin yer aldığını belirten Erdoğan, 203 stratejik ürünün ilk kez bu platformda görücüye çıktığını duyurdu. Fuarda imzalanan 182 ayrı protokol ile yaklaşık 8 milyar dolarlık bir iş hacmi oluşturulduğunu kaydeden Erdoğan, bu tutarın 6 milyar dolarlık kısmının doğrudan ihracat odaklı mutabakatlardan oluştuğunu vurguladı. "TÜRKİYE YENİ DÖNEMİN KURUCU AKTÖRLERİNDEN BİRİDİR" Küresel güvenlik mimarisinin hızla değiştiğini ve modern harp sahasının köklü bir dönüşümden geçtiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin bu yeni düzende sadece bir kullanıcı değil, kural koyucu bir aktör haline geldiğini belirtti. Güvenliğin artık tek bir sahaya hapsedilemeyecek kadar bütüncül bir kavram olduğunu dile getiren Erdoğan, "Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye'dir." değerlendirmesinde bulundu. Yapay zekadan otonom sistemlere, siber savunmadan uzay teknolojilerine kadar her alanda Türkiye'nin kendi yazılım ve platformlarını ürettiğini hatırlattı. İHRACAT RAKAMLARI 23 YILDA 248 MİLYON DOLARDAN 10 MİLYAR DOLARA ÇIKTI Savunma ve havacılık sektörünün ihracat performansındaki devasa yükselişe de değinen Erdoğan, 2002 yılında yıllık 248 milyon dolar olan ihracat seviyesinden, günümüzde bu rakamın yaklaşık bir haftada elde edildiği bir noktaya gelindiğini söyledi. 2025 yılı itibarıyla savunma ihracatının tarihte ilk kez 10 milyar dolar sınırını aştığını belirten Cumhurbaşkanı, 2026'nın ilk dört ayında gerçekleşen 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracatın, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28'lik bir artışa tekabül ettiğini açıkladı. Kısa vadeli hedefin ise Türkiye'yi bu alanda dünyanın en büyük ilk 10 ülkesi arasına sokmak olduğunu yineledi. "İÇ CEPHE" VURGUSU VE ULUSAL BİRLİĞİN STRATEJİK ÖNEMİ Konuşmasında geçmişte karşılaşılan ambargolara ve içeriden yürütülen engelleme girişimlerine de sert tepki gösteren Erdoğan, Türkiye'nin savunma hamlelerinin "balıklar ürküyor" gibi absürt gerekçelerle baltalanmaya çalışıldığını hatırlattı. Nuri Killigil ve Vecihi Hürkuş gibi isimlerin başlattığı milli yürüyüşün bugün doruk noktasına ulaştığını belirten Cumhurbaşkanı, savunma sanayiindeki başarının korunması için toplumsal bütünlüğün şart olduğunu söyledi. Ulusal güvenliğin en kritik halkasının "iç cephe" olduğunu vurgulayan Erdoğan, milletin birlik ve beraberliği sağlam olduğu sürece dış müdahalelerin sonuçsuz kalacağını ifade ederek sözlerini tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ecdat yadigarı eserleri korumaya devam edeceğiz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ecdat yadigarı eserleri korumaya devam edeceğiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Vakıflar Haftası Kutlama Programı’nda konuştu. Vakıf kültürünün Türkiye’nin tarihi ve medeniyet birikimindeki önemine dikkat çeken Erdoğan, vakıfların toplumun her alanında önemli görev üstlendiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 102’nci kuruluş yıl dönümünü kutlayarak restorasyonu tamamlanan 202 vakıf eserinin toplu açılışının gerçekleştirileceğini açıkladı. “Vakıf medeniyetimiz insanlığa yeni pencere açtı” Konuşmasında vakıf eserlerinin medeniyet mirasının en önemli simgeleri olduğunu belirten Erdoğan, “Camilerimiz, medreselerimiz, şifahanelerimiz, köprülerimiz, hanlarımız ve kervansaraylarımız vakıf medeniyetimizin nişaneleridir” ifadelerini kullandı. Vakıf kültürünün korunmasının gelecek nesiller açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Erdoğan, “Bir emanet olan bu kültürü yaşatmak hepimiz için kritik önemdedir” dedi. “202 vakıf eserinin açılışını yapacağız” Cumhurbaşkanı Erdoğan, son bir yılda restorasyonu tamamlanan 202 vakıf eserinin açılışının yapılacağını belirterek, bakım ve onarım çalışmalarında görev alan mühendis, işçi ve uzmanlara teşekkür etti. Erdoğan ayrıca, üç kıtada ecdat yadigarı eserlerin bulunduğunu belirterek bu eserlerin korunmaya devam edeceğini söyledi. Muhalefete tepki gösterdi Konuşmasının devamında muhalefete yönelik eleştirilerde bulunan Erdoğan, vakıfların hedef alındığını savundu. Erdoğan, “Ranttan başka siyasi kıblesi olmayanlar vakıflarımızı hedef alsa da onları bu mücadelelerden vazgeçiremiyorlar” dedi. Milli ve manevi değerlere bağlı gençliğin yetişmesinde vakıfların önemli rol üstlendiğini belirten Erdoğan, vakıfların toplumun kıvanç kaynağı olmaya devam ettiğini ifade etti.

Kurban Bayramı tatili 9 güne çıktı ama herkes sevinemedi: Kimler 9 günlük tatilden mahrum kalacak? Haber

Kurban Bayramı tatili 9 güne çıktı ama herkes sevinemedi: Kimler 9 günlük tatilden mahrum kalacak?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, milyonlarca kamu çalışanının beklediği haberi Kabine toplantısının ardından duyurdu. 2026 yılı Kurban Bayramı tatilinin 9 güne çıkarıldığını belirten Erdoğan, "Pazartesi tam gün ve Salı öğleye kadar olmak üzere bayram öncesi bir buçuk günü idari izin kapsamına alarak toplamda 9 günlük bir tatil imkanı vermiş oluyoruz" ifadelerini kullandı. Ancak bu düzenleme, tüm çalışanlar için geçerli bir genel tatil anlamına gelmiyor. TATİL TAKVİMİ NASIL İŞLEYECEK VE KİMLER KAPSAM DIŞINDA? Kurban Bayramı takvimi uyarınca 26 Mayıs 2026 Salı günü Arife günü olarak belirlendi ve idari izinle tam güne tamamlandı. Resmi bayram günleri 27 Mayıs Çarşamba günü başlayıp 30 Mayıs Cumartesi günü sona erecek. 31 Mayıs Pazar gününün de eklenmesiyle mesai 1 Haziran Pazartesi sabahı başlayacak. Kamu görevlileri 23 Mayıs Cumartesi gününden itibaren 9 günlük izne ayrılırken, özel sektör çalışanları için yasal zorunluluk Arife günü öğleden sonra başlayan 4,5 günlük süreyi kapsıyor. İDARİ İZİN NEDİR VE KİMLERİ KAPSIYOR? İdari izin, kanunla belirlenmiş genel bir resmi tatil olmayıp, sadece yürütme organının kararıyla kamu personelini kapsayan bir düzenlemedir. Bu kapsamda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi çalışanlar, 4/B statüsündeki sözleşmeli personeller, işçi olmayan kamu görevlileri, belediye çalışanları ve devlet sanatçıları 9 günlük tatilden yararlanabilecek. Özel sektör firmaları ise kendi insiyatifleri doğrultusunda karar vermedikçe idari izin kapsamına dahil edilmiyor. 9 GÜNLÜK TATİLDE HANGİ MEMURLAR GÖREV BAŞINDA OLACAK? Cumhurbaşkanlığı kararına rağmen kamu hizmetlerinin kesintisiz sürmesi için belirli kurumlar "asgari personel" kuralıyla çalışmaya devam edecek. Tatilden tam olarak yararlanamayacak başlıca gruplar ise şöyle sıralanıyor: Sağlık personeli: Acil servisler, yoğun bakımlar ve 112 ekipleri nöbet sistemiyle görev yapacak. Kolluk kuvvetleri: Emniyet ve jandarma personeli güvenlik gerekçesiyle tam kapasite mesaide olacak. İtfaiye ve infaz memurları: Belediye itfaiye ekipleri ile cezaevi çalışanları hizmeti sürdürecek. Altyapı ve enerji personeli: BOTAŞ, TEİAŞ ve su idarelerinin teknik ekipleri görev başında kalacak. Diyanet ve kültür personeli: Cami görevlileri ile müze ve kütüphane çalışanları ziyaretçi trafiği nedeniyle mesai yapacak. BAYRAMDA ÇALIŞAN PERSONELE NE KADAR EK ÖDEME YAPILACAK? 27 Ağustos 2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 8. Dönem Toplu Sözleşme hükümleri uyarınca, bayramda çalışanların mali hakları netleşti. Sağlık personeli resmi tatil günlerinde %25, riskli birimlerde ise %50 artırımlı nöbet ücreti alacak. Diyanet, PTT ve enerji sektörü çalışanlarına ise çalıştıkları her gün için fazla mesai ücretinin 5 katı üzerinden hesaplanan ödemeler yapılacak. Öte yandan emniyet ve jandarma teşkilatı mensupları, aldıkları tazminatların sabit niteliği nedeniyle bayram çalışması için ek bir ödeme veya telafi izni alamıyor; bu durum sendikalar nezdinde tartışılmaya devam ediyor. HUKUKİ SÜREÇLERDE İDARİ İZİN TUZAĞINA DİKKAT Vatandaşlar ve hukukçular için hayati önem taşıyan bir diğer ayrıntı ise sürelerin işlemesiyle ilgili. Resmi tatiller HMK'nın 93. maddesi gereği adli süreleri durdururken, idari izin günleri bu kapsamda değerlendirilmiyor. Dolayısıyla 25 Mayıs Pazartesi ve 26 Mayıs Salı tarihlerinde mahkemelerdeki yasal süreler işlemeye devam edecek. Herhangi bir hak kaybı yaşanmaması adına bu tarihlerdeki hukuki işlemlerin aksatılmaması gerekiyor.

Faizsiz evlilik kredisi şartları değişti: İkinci çocukta borçlar siliniyor mu? Haber

Faizsiz evlilik kredisi şartları değişti: İkinci çocukta borçlar siliniyor mu?

Gençlerin yuva kurma hayallerini ekonomik yönden desteklemek amacıyla hayata geçirilen Aile ve Gençlik Fonu, yeni düzenlemelerle çok daha cazip bir hale getirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından koordine edilen sistemde, evlilik maliyetleri karşısında zorlanan çiftlere can suyu olacak finansal modeller güncellendi. Daha önce 150 bin Türk Lirası seviyesinde olan limit, son kararla birlikte 250 bin Türk Lirası bandına yükseltildi. Kredinin en dikkat çeken noktası ise geri ödeme sürecindeki hibe avantajları oldu. EVLİLİK KREDİSİNDE İKİNCİ ÇOCUK DÖNEMİ: TÜM BORÇ SİLİNİYOR MU? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı değerlendirmelerde evlenecek gençlere yönelik hibe müjdesini paylaştı. Fon kapsamında kredi kullanan çiftlerin geri ödeme dönemine dair radikal bir karar alındığını belirten Erdoğan, çocuk teşvikiyle borç yükünün tamamen kaldırılabileceğini işaret etti. Daha önceki sistemde ilk çocuk sahibi olan çiftlerin 12 aylık taksitleri hibe edilirken ve ödemeleri bir yıl ertelenirken, yeni modelle bu destek bir üst seviyeye taşındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurulan karara göre, kredi borcu devam eden çiftlerin ikinci çocuklarının dünyaya gelmesi durumunda geriye kalan borç miktarının tamamı silinecek. Erdoğan açıklamasında, finansal desteğin geleceğine dair "İkinci çocukta kredi borcu silinecek" ifadesini kullanarak aile yapısını güçlendirmeyi hedeflediklerini vurguladı. Bu adımın, özellikle genç nüfusun aile kurma motivasyonunu artırması ve nüfus dinamiklerini olumlu etkilemesi bekleniyor. 250 BİN TL FAİZSİZ EVLİLİK KREDİSİ YAŞ SINIRI VE GELİR ŞARTLARI NELER? Destek paketinden yararlanmak isteyen adaylar için belirlenen kriterler, yaş ve gelir durumuna göre kategorize ediliyor. Güncel düzenlemeye göre kredi tutarı yaşa bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Şayet müracaat eden her iki taraf da 18-25 yaş aralığında ise 250 bin liraya kadar kredi kullanabiliyor. Ancak çiftlerden birinin yaşı 26-29 aralığında kalıyorsa, tanımlanan kredi miktarı 200 bin lira olarak uygulanıyor. Başvuru yapacak adayların sağlaması gereken diğer temel koşullar ise şu şekilde sıralanıyor: - Müracaat anında 18 yaşını doldurmuş ve 30 yaşından gün almamış (18-29 yaş arası) olmak, - Herhangi bir taşınmaz mülkiyetine veya hissesine sahip bulunmamak, - Son altı aylık süreçteki toplam hane gelirinin, asgari ücretin 2,5 katını geçmemesi, - Resmi nikah tarihine en az 2 ay, en fazla ise 6 aylık bir sürenin kalmış olması. E-DEVLET ÜZERİNDEN ADIM ADIM EVLİLİK KREDİSİ BAŞVURU REHBERİ Faizsiz ve 2 yıl geri ödemesiz evlilik desteğine başvurular tamamen dijital kanallar üzerinden yürütülüyor. Genç çiftler, e-Devlet kapısını kullanarak veya resmi internet adresi olan "ailegenclikfonu.aile.gov.tr" üzerinden işlemlerini tamamlayabiliyor. Burada kritik nokta, başvurunun tek taraflı olmamasıdır. Sisteme girilen başvurunun geçerlilik kazanması için eş adayının da kendi ekranı üzerinden onay vermesi zorunlu tutuluyor. Onay verilmemesi durumunda talep işleme alınmıyor. Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, projenin sadece maddi bir katkı olmadığını, aynı zamanda evlilik öncesi eğitim ve danışmanlık hizmetlerini de kapsadığını hatırlatarak, sağlıklı toplumun temeli olan aile kurumunu her açıdan desteklemeye devam edeceklerini belirtti. 48 ay vadeli ve faizsiz olarak sunulan bu destek, 2026 yılı Mayıs ayı itibarıyla da gençlerin en çok araştırdığı konuların başında gelmeye devam ediyor.

Gençlere evlilik desteği ve 9 günlük tatil: Kabine toplantısı kararları belli oldu Haber

Gençlere evlilik desteği ve 9 günlük tatil: Kabine toplantısı kararları belli oldu

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Beştepe’de bir araya gelerek yoğun bir gündemi geride bıraktı. Toplantı bitiminde kamuoyuna açıklamalarda bulunan Erdoğan, sözlerine Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman başta olmak üzere fırtınadan etkilenen illerdeki vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek başladı. AFET BÖLGELERİNDE HASAR TESPİT ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR Doğal afetlerin yol açtığı olumsuzluklarla mücadelenin sürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aşırı yağışların ve fırtınanın da etkisiyle meydana gelen kazalarda hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyor, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyorum. Tarım ve İçişleri Bakanlarımız sahadaki birimlerimizle durumu yakından takip etmekte, hasar tespit çalışmalarını titizlikle yürütmektedirler" ifadelerini kullandı. TÜRKİYE EKONOMİSİ İHRACATTA CUMHURİYET TARİHİNİN REKORUNA ULAŞTI Küresel istikrarsızlıkların yaşandığı bir dönemde Türkiye'nin rotasını koruduğunu ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin son 23 yılda elde ettiği kazanımların altını çizdi. Ülkenin dayanıklılığının her krizde bir kez daha kanıtlandığını belirterek, "Türkiye ezberlerin bozulduğu, belirsizliğin arttığı, insanlığın yol ve yön arayışının hızlandığı günümüzde bölgesinin en güçlü, en istikrarlı ülkesi olarak göz doldurmakta, adından söz ettirmektedir. Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim ki bugün artık her alanda kendi ayakları üstünde durabilen, hatta bunun da ötesine geçerek dostlarına ve kardeşlerine en zor zamanlarında destek veren bir Türkiye vardır. Karşılaştığımız onca engele rağmen 23 yıldır sabırla uyguladığımız stratejilerin semerelerini topladığımız bir dönemdeyiz" dedi. Ekonomik verilere dair önemli rakamları paylaşan Erdoğan, ihracat alanında elde edilen başarıyı şu sözlerle aktardı: "Geçen hafta açıklanan kritik veriler, Türkiye ekonomisinin küresel krizleri yönetme kapasitesini bir kez daha teyit ve tescil etmiştir. Bölgemizdeki savaşa rağmen ihracatımız nisanda güçlü bir performans sergiledi. Nisan ayında ihracatımız yıllık yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar dolara ulaştı. Ocak-nisan dönemi ihracatımız ise 88 milyar 630 milyon doları buldu. 12 aylık ihracat tutarında ilk defa 275,8 milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık." İSTİHDAMDA POZİTİF SEYİR VE ENFLASYONLA MÜCADELE KARARLILIĞI İstihdam rakamlarının da umut verici olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı, işsizlik oranının yüzde 8,1 seviyesine gerilediğini ve 32,4 milyonu aşkın kişinin istihdam edildiğini belirtti. Erdoğan, "İşsizlik oranımız tek haneli seyrini 35’inci ayında da korumuş oldu" bilgisini paylaştı. Enflasyon konusuna da değinen Erdoğan, Nisan ayı enflasyonunun yüzde 4,18 olarak gerçekleştiğini ifade ederek, "Enflasyonla mücadelede küresel atmosfer itibarıyla rüzgara karşı yürüyor olsak da irademizde en küçük bir gerileme yoktur" mesajını verdi. "AVRUPA'NIN TÜRKİYE'YE DUYDUĞU İHTİYAÇ DAHA FAZLADIR" Avrupa Birliği ile ilişkilere dair çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, birliğin Türkiye'ye karşı sergilediği tutumu eleştirdi. 1950'den bu yana devam eden önyargıların hala aşılamadığını vurgulayan Erdoğan, "Avrupa içerisinde özellikle belli kesimlerde Türkiye'ye karşı kökleşmiş olan önyargıları bir türlü aşamadık" dedi. Türkiye'nin tam üye olmadığı bir Avrupa Birliği'nin küresel bir güç olamayacağını dile getiren Erdoğan şöyle devam etti: "Bugün Avrupa'nın Türkiye'ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye'nin Avrupa'ya olan ihtiyacından daha fazladır. Yarın bu ihtiyaç daha da artacaktır. Avrupa bir yol ayrımındadır. Ya Türkiye'nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını birliğin dar boğazdan çıkışı için bir fırsat olarak görecekler ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa'nın geleceğini karartmasına müsaade edecekler." KURBAN BAYRAMI TATİLİ 9 GÜN OLARAK BELİRLENDİ Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda vatandaşlara bayram tatili ve evlilik desteği müjdelerini verdi. Kurban Bayramı'nın 27-30 Mayıs tarihleri arasında idrak edileceğini belirten Erdoğan, kamu çalışanları için bayram öncesindeki 1,5 günlük sürenin idari izin kapsamına alındığını ve tatilin toplam 9 güne çıkarıldığını duyurdu. Ayrıca Aile ve Gençlik Fonu kapsamında verilen evlilik kredilerinde yeni bir kolaylık sağlandığını açıklayan Erdoğan, "Geri ödeme dönemi içerisinde ikinci çocuğun da olması halinde kalan taksitlerin tamamını hibe edeceğiz" diyerek konuşmasını tamamladı.

Kurban Bayramı tatili 9 gün mü oldu? Cumhurbaşkanı Erdoğan Kabine sonrası müjdeyi verdi Haber

Kurban Bayramı tatili 9 gün mü oldu? Cumhurbaşkanı Erdoğan Kabine sonrası müjdeyi verdi

Milyonlarca vatandaşın tatil planlarını şekillendirecek olan Kurban Bayramı tatil süresi resmiyet kazandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Kabine, bayram süresini idari izinle birleştirme kararı aldı. ERDOĞAN'DAN BAYRAM TATİLİ MÜJDESİ: KAÇ GÜN TATİL YAPILACAK? Kabine Toplantısı'nın ardından kameralar karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kurban Bayramı tatilinin kamu çalışanları için hafta sonlarıyla birleşerek toplamda 9 güne çıkarıldığını duyurdu. Arefe gününün Salı gününe denk gelmesi nedeniyle alınan "köprü izin" kararı, vatandaşlara kesintisiz bir dinlenme imkanı tanıyacak. TATİL TAKVİMİ NASIL ŞEKİLLENDİ? Resmi takvimde normal şartlarda 4,5 gün olarak öngörülen Kurban Bayramı tatili, alınan yeni kararla birlikte hafta sonu tatilleriyle entegre edildi. Bu kapsamda kamu personeli, idari izinli sayılarak 9 günlük tatilin keyfini sürebilecek. Arefe günü ile başlayan süreç, hafta sonuyla birleşerek uzun bir mola fırsatı sunuyor. 2026 KURBAN BAYRAMI TARİHLERİ VE GÜNLERİ NELER? Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından paylaşılan verilere göre 2026 yılı Kurban Bayramı takvimi şu şekilde belirlendi: Kurban Bayramı Arifesi: 26 Mayıs 2026 - Salı (Yarım Gün Tatil) Kurban Bayramı 1. Gün: 27 Mayıs 2026 - Çarşamba Kurban Bayramı 2. Gün: 28 Mayıs 2026 - Perşembe Kurban Bayramı 3. Gün: 29 Mayıs 2026 - Cuma Kurban Bayramı 4. Gün: 30 Mayıs 2026 - Cumartesi

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.