#resim

İLKHABER-Gazetesi - resim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, resim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu yenilenen seçkisiyle açıldı Haber

Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu yenilenen seçkisiyle açıldı

Müzeden yapılan açıklamaya göre, Sakıp Sabancı'nın 1970'li yıllarda oluşturmaya başladığı, yıllar içinde yeni ve ödünç alınan eserlerle zenginleşen koleksiyon, Sabancı Holding'in desteğiyle müzenin modern galerilerinde izleyiciyle buluşuyor. Osman Hamdi Bey'den Fikret Mualla'ya önemli isimlerin eserlerinin yer aldığı koleksiyon, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar geniş bir zaman dilimini kapsıyor. Sergi, resimlerin yanı sıra dönemin görsel kültürünü yansıtan fotoğraf, kartpostal ve arşiv belgelerini de içeriyor. Seçki, 19. yüzyıl Osmanlı resminden modern Türk resmine uzanan bir anlatı sunarken, askeri okullarda başlayan resim eğitimi, sarayın sanat üzerindeki etkisi ve akademik sanat eğitiminin ilk yıllarına ilişkin başlıkları da ele alıyor. SERGİDE 19 VE 20. YÜZYILIN ÖNEMLİ İSİMLERİNİN ESERLERİ GÖRÜLEBİLİYOR Koleksiyonda, Şeker Ahmed Paşa, Süleyman Seyyid, Halil Paşa, Hüseyin Zekai Paşa ve Hoca Ali Rıza gibi 19. yüzyılın önde gelen isimlerinin yanı sıra 20. yüzyıl başında sanat ortamının şekillenmesine katkı sağlayan İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Avni Lifij, Nazmi Ziya Güran ve Mihri Müşfik gibi sanatçılar da yer alıyor. Modern Türk resminin farklı estetik arayışlarını yansıtan Hale Asaf, Nurullah Berk, Nuri İyem ve Selim Turan'ın eserleri de koleksiyonda görülebiliyor. Koleksiyon, izlenimcilik, dışavurumculuk ve kübizm gibi uluslararası sanat akımlarının Türk resmindeki yansımalarını da ortaya koyuyor. Sergi, müzenin Emirgan Arşivi ile Avni Lifij Arşivi'nin yanı sıra Seyhun Binzet Kartpostal Koleksiyonu, İstanbul Üniversitesi Feyhaman Duran Kültür ve Sanat Evi Koleksiyonu, Nedret Kuran Koleksiyonu ile Aksoy ve Merey aile koleksiyonlarından uzun süreli ödünç alınan eserlerle zenginleşiyor. Eserlerin araştırılması, korunması ve restorasyon süreçlerine odaklanan özel bir bölümde müzenin yürüttüğü "Görünenin Ötesinde" başlıklı bilimsel araştırma projelerine de sergi kapsamında yer veriliyor.

Uygur Ailesinden vefa: Etem Çalışkan için özel sergi ve anma Haber

Uygur Ailesinden vefa: Etem Çalışkan için özel sergi ve anma

Ders kitaplarında yer alan Gençliğe Hitabe ile İstiklal Marşı’nı yazan isim olarak da tanınan Etem Çalışkan, 1 Şubat 2025’te İstanbul’da 97 yaşında hayatını kaybetmişti. Kalça kemiği kırığı sonrası yatağa bağımlı hale gelen, bir süre yoğun bakımda entübe edilen sanatçı, düzenlenen törenlerin ardından Mersin’in Tarsus ilçesi Göçük Köyü’nde son yolculuğuna uğurlanmıştı. Usta sanatçının vefatından kısa süre sonra Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği yöneticileri tarafından gerçekleştirilen anma töreni hafızalardaki yerini korurken, ölüm yıl dönümü nedeniyle bu kez kapsamlı bir sergi ve etkinlik gerçekleştirildi. “EVİMİZDEKİ VE KALBİMİZDEKİ ETEM ÇALIŞKAN” SERGİSİ Dr. Haluk Uygur ve Hanife Uygur’un büyük bir titizlikle hazırlıklarını yürüttüğü ve koleksiyonlarında yer alan eserler özenle sergiye hazırlandı. Etkinlik kapsamında, 31 Ocak ve 1 Şubat tarihlerinde “Evimizdeki ve Kalbimizdeki Etem Çalışkan” adlı sergi sanatseverlerle buluştu. Sergi, iki gün boyunca 11.00 ile 20.00 saatleri arasında ziyaret edilebildi. Uygur Ailesi’nin yanı sıra Prof. Dr. Atilla Arıdoğan ve Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi koleksiyonlarında bulunan Etem Çalışkan’ın nadide eserleri de sergide yer aldı. Dr. Haluk Uygur, Söğütlü Köyü Mahallesi Karanfilköy Sokak’ta bulunan evlerinde gerçekleşen etkinlikle, sanatçının yaşamı, sanatı ve Cumhuriyet kültürüne bıraktığı izlerin bir kez daha hatırlandığını söyledi. “ETEM ÇALIŞKAN, DÜŞÜNCE VE ESTETİĞİ BİRLEŞTİRDİ” Çalışkan’ın yalnızca bir ressam değil, düşünce ve estetiği bir araya getiren bir kültür insanı olduğunu vurgulayan Uygur, hocası Prof. Dr. Emin Barın ile birlikte Anıtkabir’in hatlarını yazan sanatçının Türkiye’nin yetiştirdiği en özgün isimlerden biri olduğunu dile getirdi. Çalışkan’ın tekrar eden bir üretim anlayışına hiç kapılmadığını ifade eden Uygur, her çalışmasında kendini aşmayı hedefleyen usta sanatçının “okunan resimler” ürettiğini söyledi. Dr. Uygur, “Etem Çalışkan, resim yapmayı yalnızca estetik bir uğraş olarak değil, insanı ve toplumu dönüştüren bir araç olarak gördü. Cumhuriyetin estetik yüzünü tuvale ve satıra taşıyan Çalışkan, aradan geçen bir yıla rağmen eserleri ve düşünceleriyle yaşamaya devam ediyor” dedi. TEŞEKKÜR MESAJI Dr. Uygur, etkinliğe gösterilen ilgiden dolayı tüm dostlarına teşekkür ederek, koleksiyona destek veren Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi yöneticilerine, Prof. Dr. Atilla Arıdoğan’a, Mehmet Emin Arıcı’ya, Altınoran ailesine ve Başkan Yaşar Ateşoğlu’na şükranlarını sundu. Ayrıca etkinliğe verdikleri destek nedeniyle Etem Çalışkan’ın ailesine ve özellikle eşi Güngör Çalışkan’a saygılarını ileten Uygur Ailesi, kentte bir ilk olan “ev sergisi”nin anlamlı bir buluşma olduğunu kaydetti.

Atatürk’ün imzasını kaligrafiyle yorumlayan usta: Etem Çalışkan anılıyor Haber

Atatürk’ün imzasını kaligrafiyle yorumlayan usta: Etem Çalışkan anılıyor

Anıtkabir’in kitabelerini yazan, Atatürk’ün imzasını kaligrafik bir simgeye dönüştüren ve ders kitaplarında yer alan Gençliğe Hitabe ile İstiklal Marşı’nı yazan isim olarak tanınan Çalışkan, 1 Şubat 2025’te İstanbul’da hayatını kaybetmişti. Kalça kemiği kırığı sonrası yatağa bağımlı hale gelen, bir süre yoğun bakımda entübe edilen ve ardından 97 yaşında hayata veda eden sanatçının naaşı, ailesi, sevenleri, sanat ve akademi çevrelerinden çok sayıda ismin katıldığı törenlerin ardından, Mersin’in Tarsus ilçesi Göçük Köyü’nde son yolculuğuna uğurlanmıştı. Etem Çalışkan’ın vefatından kısa süre sonra Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği yöneticileri tarafından yapılan anma töreni hafızalarda tazeliğini korurken, usta sanatçı için ölüm yıl dönümü nedeniyle bir etkinlik daha planlandı. ETEM ÇALIŞKAN, VEFATININ BİRİNCİ YILINDA İSE ESERLERİYLE ANILACAK Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Onursal Başkanı Dr. Haluk Uygur ve eşi Hanife Uygur ’un ev sahipliğinde, 31 Ocak ve 1 Şubat tarihlerinde “Evimizdeki ve Kalbimizdeki Etem Çalışkan” adlı serginin saat 11.00 ile 20.00 arasında ziyaret edilebileceği belirtildi. Uygur Ailesi, Prof. Dr. Atilla Arıdoğan ve Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi koleksiyonlarında yer alan Etem Çalışkan’ın nadide eserlerinin sanatseverlerle buluşacağı ifade edildi. Drç. Haluk Uygur, iki gün boyunca ziyarete açık olacak sergiyle birlikte, usta sanatçının yaşamı, sanatı ve Cumhuriyet kültürüne bıraktığı izlerin bir kez daha hatırlanacağını belirterek, “Söğütlü Köyü Mahallesi Karanfilköy Sokak’ta bulunan evimizde gerçekleşecek etkinliğe sanatseverleri bekliyoruz” dedi. “DÜŞÜNCE VE ESTETİĞİ BİRLEŞTİREN BİR KÜLTÜR İNSANI” Dr. Uygur, Çalışkan’ın yalnızca bir ressam değil, düşünce ve estetiği birleştiren bir kültür insanı olduğunu da vurguladı. Uygur, hocası Prof. Dr. Emin Barın ile birlikte Anıtkabir’in hatlarını yazan, Atatürk’ün imzasını evrensel bir kaligrafik ikon haline getiren Etem Çalışkan’ın, Türkiye’nin yetiştirdiği en özgün sanatçılardan biri olduğunu dile getirdi. Çalışkan’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadıklarını ifade eden Dr. Uygur, “Usta sanatçı Etem Çalışkan, yalnızca ailesi için değil, sanat dünyası için de bir rehberdi” dedi. Çalışkan’ın sanat anlayışına da değinen Uygur, usta sanatçının tekrar eden bir üretim anlayışına hiç kapılmadığını, her çalışmasında kendini aşmayı hedeflediğini söyledi. Çalışkan’ın “okunan resimler” ürettiğini vurgulayan Uygur, “Etem Çalışkan, resim yapmayı yalnızca estetik bir uğraş olarak değil, insanı ve toplumu dönüştüren bir araç olarak gördü. Hayatı boyunca ülkesini düşünen bir sanatçı olan Çalışkan’ın her eserinde, bu sorumluluk bilinci hissedildi. Cumhuriyetin estetik yüzünü tuvale ve satıra taşıyan Etem Çalışkan, aradan geçen bir yıla rağmen eserleri ve düşünceleriyle yaşamaya devam ediyor” dedi.

Renklerle anlatılan yaşam hikayesi Haber

Renklerle anlatılan yaşam hikayesi

Yağlı boya, pastel, kuru boya ve karakalem çalışmalarıyla dikkat çeken Ressam Filiz Özbay Oduncu, Kültür Sanat Çarşısı’ndaki atölyesinde hem eser üretmeye devam ediyor hem de çalışmalarını sanatseverlerle buluşturuyor. Sanat yolculuğuna 2019 yılında Defne Gençlik ve Kültür Merkezi’nde aldığı resim eğitimi ile adım atan Oduncu, bu eğitimi hayatının dönüm noktası olarak görüyor. Covid-19 sürecinde evde geçirdiği zamanı fırsata çevirerek kendini geliştiren sanatçı, kısa sürede dikkat çekici eserler ortaya koydu. “Asrın felaketi” olarak tanımlanan 6 Şubat depremini yaşayan Özbay Oduncu, yaşanan acıların etkisini tuvaline yansıtarak çalışmalarına “Sanat İyileştirir” anlayışını kazandırdı. Depremin izlerini taşıyan bir eserini ise, yaşananları unutturmamak için arşivine dahil etti. Sanatın kendisi için bir tutku olduğunu belirten Oduncu, duygularını şöyle dile getirdi: "Resim tutkusu her zaman hayatımda önemli bir yere sahip oldu. Allah vergisi yeteneğimle başladığım sanat yolculuğumda, 2019’da aldığım resim eğitimi benim için bir dönüm noktası oldu. O eğitimden sonra çok daha başarılı eserler ürettim. Dostlarımın beğenileri beni motive etti. 6 Şubat depremini yaşayan biri olarak, belleğimden çıkmayan görüntüleri resimlerime yansıttım ve bu çalışmalar arşivimde yerini aldı." Sanat yolculuğunda en büyük desteği ailesinden gördüğünü belirten Oduncu, şöyle konuştu: "Eşim ve çocuklarım her zaman yanımda oldu. Kızım ve torunlarım da benimle birlikte resim yapıyor. Artık resim tutkunu büyük bir aile olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Antakya’daki Kültür Sanat Çarşısı’ndaki mütevazı atölyemde çalışmalarımı sürdürürken usta ressamlarla fikir alışverişinde de bulunarak kendimi sürekli geliştiriyorum. Hobi olarak başladığım sanat yolculuğumda en büyük hayalim, eserlerimi güzel bir sergiyle sanatseverlerle buluşturmak. Tüm sanat dostlarını atölyeme bekliyorum."

Modern dünyanın bağlarını tuvallere taşıyan sanatçı Haber

Modern dünyanın bağlarını tuvallere taşıyan sanatçı

Hatay’daki Kültür Sanat Çarşısı’nda çalışmalarını sürdüren heykel ve mozaik sanatçısı Ahmet Bostancı, bu kez yağlı boya tablolarıyla sanat çevrelerinde dikkat çekiyor. Bostancı, zincir desenlerinin öne çıktığı eserlerinde motifleri yalnızca görsel bir öğe olarak değil, simgesel ve felsefi bir anlatım aracı olarak kullanıyor. Sanatçının eserlerinde bireyin özgürlük arayışı, toplumsal baskılar ve içsel çatışmalar gibi evrensel temalar işleniyor. Zincir figürleri kimi zaman arka planda ince detaylarla, kimi zaman da güçlü bir anlatım unsuru olarak ön planda yer alıyor. Bu çok katmanlı yaklaşım, izleyicilere hem estetik hem de düşünsel bir deneyim sunuyor. Bazı kompozisyonlarda zincirler tutsaklığı ve kısıtlanmışlığı temsil ederken, bazı eserlerde ise özgürlük mücadelesine gönderme yapılıyor. Öte yandan, zincirlerin “bağ kuran bir unsur” olarak ele alındığı çalışmalarda ise birlik, dayanışma ve aidiyet duygusu öne çıkıyor. Sanat anlayışını “Zincir, bazen bizi tutan bir şey değil, bizi bir arada tutan bağ da olabilir” sözleriyle özetleyen Bostancı, üretimlerinde bu düşünsel çerçeveyi temel alıyor. Sanat yaşamında önemli bir yeri olan Ressam Ali İrgin ile yürüttüğü yaklaşık iki yıllık atölye çalışmalarını saygıyla anan Bostancı, bu sürecin kendisine estetik ve düşünsel anlamda önemli katkılar sağladığını ifade ediyor. Sanat eleştirmenleri, Bostancı’nın zincir temalı çalışmalarını “Modern dünyanın görünmeyen bağlarını somutlaştıran bir anlatım dili” olarak değerlendiriyor. Sanatçının eserleri yalnızca görsel bir zenginlik sunmakla kalmıyor, aynı zamanda izleyiciyi bireysel ve toplumsal gerçekliklerle yüzleşmeye davet ediyor. Atölyesinde her gün canlı performanslarla üretimini sürdüren Ahmet Bostancı, zincir desenli eserleriyle çağdaş sanata yeni bir soluk getiriyor. Bostancı, sanatseverleri, Kültür Sanat Çarşısı’ndaki atölyesinde bu derinlikli yolculuğa davet ediyor.

Depremde yıkılan camiler tuvalde hayat buluyor Haber

Depremde yıkılan camiler tuvalde hayat buluyor

Hataylı sanatçı Yusuf Altunay, “asrın felaketi” olarak tanımlanan büyük deprem sonrasında sanatını, bölgede yaşanan yıkımın izlerini silmek ve iyileşmeye katkı sağlamak amacıyla kullanmayı sürdürüyor. Altunay, geçmişte büyük ilgi gören eski Antakya temalı eserlerine, şimdi de depremin yıktığı camilerin tablolarını ekledi. Anadolu'nun ilk camisi olarak bilinen Habib-i Neccar Camii, Kantara Camii ve Nakip Camii gibi tarihi yapıları spatula tekniğiyle resmeden sanatçı, bu eserlerini Kültür Sanat Çarşısı’nda sanatseverlerle paylaşıyor. Yusuf Altunay, sanatın gücüne olan inancını vurgulayarak, “Hatay, farklı inanç ve kültürlerin uzun yıllardır bir arada yaşadığı bir şehir. Ancak maalesef büyük bir yıkım yaşandı. Ben de sanatımı, şehrimizin güzelliklerini, acılarını ve direncini anlatmaya adadım. ‘Sanat iyileştirir’ diyerek, bu felaketi yansıtan eserlerimi yaratmaya başladım” dedi. Altunay, sadece camilerle sınırlı kalmayıp, Antakya’daki farklı dinlere ait kutsal alanları da resmetmeye devam ettiğini ve bu eserlerin de sergileneceğini belirtti. Sanatseverlerin yoğun ilgisini çeken Altunay’ın eserleri, hem hüzün hem umut dolu bir yolculuk sunuyor. Sanatçıyı, deprem felaketinden önce Saray Caddesi’ndeki atölyesindeki çalışmalarıyla bilen sanatseverler, “Memleket temalı tablolara bakınca geçmişi derin bir özlemle arıyoruz ve anıyoruz” diyerek duygularını paylaştı.

Hatay'ın kültürel zenginliği ve tarihi dokusu Emel Genç'in fırçasıyla canlandı Haber

Hatay'ın kültürel zenginliği ve tarihi dokusu Emel Genç'in fırçasıyla canlandı

Sanat dünyasının tanınmış isimlerinden Ressam Emel Genç, yeni eseriyle memleketi Hatay'a olan derin sevgisini ve bağlılığını bir kez daha gözler önüne serdi. Sanatçı, "Bu Tabloda Hatay Var" adını verdiği ve büyük beğeni toplayan tablosunda, Hatay'ın inanç çeşitliliğini, kültürel zenginliğini, sanatsal mirasını, tarımını ve tarihi dokusunu yansıttı. 6 Şubat depremlerinde büyük yıkım yaşayan Hatay'ı fırça darbeleriyle yeniden inşa etmeyi amaçlayan Emel Genç, bu anlamlı eseriyle hem bir sanat yapıtı ortaya koydu hem de güçlü bir bellek ve umut mesajı verdi. Yapım sürecinde yoğun ilgi gören tablo, sanatçının kariyerindeki özel çalışmalardan biri olarak değerlendiriliyor. Eserin son hazırlıklarını tamamlayan Genç, tablonun kısa süre içinde Kültür ve Sanat Çarşısı girişinde kendisine ayrılan özel alanda sergileneceğini duyurdu. Tablonun Hatay'a adandığını belirten sanatçı, çalışmanın aynı zamanda bir umut ve yeniden diriliş sembolü olduğunu ifade etti. Ressam Emel Genç, esere dair duygularını şu şekilde aktardı: “Bugüne kadar yaptığım birçok tablo arasında bu çalışmanın yeri çok ayrı. Her fırça darbesinde büyük bir duygu yoğunluğu yaşadım. Çünkü bu tabloda memleketimin her bir detayını anlattım. Çocukluğum, anılarım ve en önemlisi barış, sevgi ve hoşgörünün şehri bu tabloda yer alıyor. Habibi Neccar Dağı'ndan Daphne'ye, farklı inançların seslerinden yöresel zenginliklere, tarihi Antakya evlerinden taş köprüye, tarım ürünlerinden Affan kahvesinin tarihi sandalyelerine kadar birçok ayrıntıyı eserde işlemeye çalıştım. Başarılı olup olmadığımı izleyicilerimiz değerlendirecek.” Hatay'ın sıcaklığını ve çok yönlü yapısını sanatıyla aktaran bu eser, sadece bir tablo olmanın ötesinde, yaşanmışlıkların, acıların ve yeniden doğuşun bir ifadesi olarak nitelendiriliyor. Emel Genç’in “Bu Tabloda Hatay Var” adlı çalışmasının, Hatay halkına moral vereceği ve sanat camiasında uzun süre konuşulacağı öngörülüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.