#resim

İLKHABER-Gazetesi - resim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, resim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tuncay Yurtsever’in toplu iğneyle hayat bulan tabloları Mor Sanat Adana Karma Sergisi’nde ilgi gördü Haber

Tuncay Yurtsever’in toplu iğneyle hayat bulan tabloları Mor Sanat Adana Karma Sergisi’nde ilgi gördü

Adana’da sanatseverler, Mor Sanat Adana Karma Sergisi’nde farklı tekniklerle hazırlanan eserlerle buluştu. Tarihi dokusuyla dikkat çeken mekânda açılan sergide, çeşitli tarzlarda tablolar ve el emeği ürünler ziyaretçilerin beğenisine sunulurken, Tunçay Yurtsever’in dünyada ilk kez toplu iğne kullanarak hazırladığı eserler büyük ilgi gördü. 22 yıldır bu teknikle üretim yapan Yurtsever, bugüne kadar 100’den fazla tabloda 1000 kilogramdan fazla toplu iğne kullandığını belirtti. Bir eserin tamamlanmasının ortalama 3-4 ay sürdüğünü ifade eden sanatçı, sıra dışı tekniğiyle dikkat çekiyor. “DÜNYADA EŞİ OLMAYAN BİR ÇALIŞMA” Tunçay Yurtsever, Bir tane yaptım, herkes çok ilgi gösterdi. Bu durum beni yüreklendirdi ve çalışmalarıma devam ettim. Tablolarım çoğaldıkça araştırmalar yapmaya başladım. Bu tür bir çalışmanın dünyada yapılmadığını öğrenmem, beni daha da motive etti. Bu işe ara vermeden devam ettim. Koleksiyoncular eserlerimi satın almak istiyor ancak ben satmıyorum, müzelere hediye ediyorum. Tablolarımı çizmeden, tamamen farklı bir teknikle yapıyorum. Bir ressam fırça kullanırken, ben toplu iğne kullanıyor ve tuvale batırıyorum” ifadelerini kullandı. “DÜNYADA ÖRNEĞİ OLMAYAN TABLOLAR ÜRETİYORUM” Sanat yolculuğunun çakıl taşı ve boncuklarla başladığını anlatan Yurtsever, “Önceleri çakıl taşları ve boncuklarla çalışmalar yaptım. Daha küçük malzeme arayışım beni toplu iğneye yönlendirdi. İlk olarak Atatürk’ün portresini denedim ve başarılı oldu. Bir anlamda Atatürk bana yol gösterdi. Çalışmalarım başarılı oldukça devam ettim. İğneleri boyamaya başlayarak, malzeme bakımından dünyada örneği olmayan tablolar ortaya çıkardım. Bir tabloyu tamamlamak ortalama 2-3 ay sürüyor. Çalışmalarımın bir kısmı ünlü eserlerin kopyaları, bir kısmı ise özgün çalışmalardan oluşuyor” şeklinde konuştu.

Mersin’de sosyal yaşamın kalbi: Engelsiz Yaşam Parkı Haber

Mersin’de sosyal yaşamın kalbi: Engelsiz Yaşam Parkı

Herkes için yaşanılabilir ve eşit bir Mersin var etmek için hizmetlerine hız kesmeden devam eden Mersin Büyükşehir Belediyesi, engelleri de bir bir aşmak ve özel gereksinimli birey ve ailelerinin sosyal hayata katılımını artırmak için çalışmayı sürdürüyor. Hem aileler hem de özel gereksinimli çocuklar için nefes alacak bir alan olan Engelsiz Yaşam Parkı, en sevilen hizmet noktalarından birisi haline geldi. ÇOCUKLAR ÖZGÜRCE SOSYALLEŞİYOR VE EĞLENİYOR, AİLELER KALİTELİ ZAMANIN TADINI ÇIKARIYOR Yeşilin her tonunun olduğu ve mis kokuların her yanı sardığı Park’ta; özel gereksinimli bireyler için birbirinden eğitici ve eğlenceli atölye ders ve aktiviteler yapılırken, ailelerin de nefes alması için dersler ve atölyeler düzenleniyor. Özel gereksinimli çocuklar arkadaşları ile birlikte güvenli bir alanda; bocce, curling, beden eğitimi, halk oyunları, bocce, serbest resim, seramik boyama, karaoke ve bireysel derslerle ve yemek atölyesi ile zaman geçiriyor. Aileler ise; pilates, nefes terapisi dersi ile dekoratif ev tekstili, seramik atölyesi, sabun yapma atölyesi ve destekleyici anne saati atölyelerinde kaliteli zamanın tadını çıkarıyor. Hizmete girdiği günden bu yana yüzlerce ailenin hayatına dokunan ve engelleri ortadan kaldıran Park’ta verilen hizmetlere ek olarak gelen talepler doğrultusunda yeni atölye, dersler ve etkinlikler de düzenleniyor. HİZMETLERİN TAMAMI BİR TELEFON KADAR YAKIN Yapılan hizmetlere ek olarak mevsime uygun piknik, sinema, sahilde kahve keyfi gibi etkinliklerin de yapıldığı Park’ta çocuklar kadar veliler de sosyalleşmenin tadını çıkarıyor. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Engelliler Şube Müdürlüğü tarafından hafta içi saat 08.00 ile 17.00 arasında verilen tüm bu hizmetlerden yararlanmak isteyen aileler, telefonlarına indirdikleri Teksin uygulamasından, Alo 185 üzerinden ve 0 324 185 00 00 numaralı WhatsApp ihbar hattından ulaşabiliyor ve Park’taki etkinliklerden faydalanabiliyor. DEMİR: “ÇOCUKLAR VE VELİLERİN SOSYALLEŞMESİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ” Engelsiz Yaşam Parkı’nda yapılan hizmetlere ilişkin bilgi veren Engelliler Şube Müdürlüğü’nde görev yapan Engelsiz Yaşam Parkı sorumlusu Betül Demir, “Çocuklar buraya sosyalleşmek adına geliyorlar. Çocuklar dersteyken anneler de sosyalleşiyor. İletişim halinde olan diğer çocukların velileri de duyup geliyorlar, bilgi alıyorlar ve böylece yeni kayıtlar oluşturuyoruz. Aylık programlar dâhilinde onların taleplerine göre her ay programımızı güncelliyoruz ve sürekli yenilikler katıyoruz” dedi. Dinamik bir ekip ile çocuklara verimli ve eğlenceli anlar yaşattıklarını söyleyen Demir, çocukların birbirinden renkli atölye ve dersleri çok sevdiklerini söyledi. Demir, “Programımız sabah 9’da başlıyor. Öğle saatinde yemeğimiz geliyor. Çocuklar burada yemek yiyorlar ve saat 3’e kadar derslerimiz devam ediyor. Çocuklar; ‘Keşke yatacak yer olsa da biz hiç gitmesek, burada kalsak’ diyorlar. Onlar bizi, biz de onları çok seviyoruz. Burada çok mutluyuz. Mutlu bir park, keyifli vakit geçiriyoruz. Onlar keyifli oldukça biz de çok mutlu oluyoruz” sözlerine yer verdi. Gelmek ve Park’ı görmek isteyen herkese çağrı yapan Demir, “Bütün velilerimizi bekliyorum. Çocuklarıyla birlikte kendilerine de vakit ayırma şansları burada var. Çocuklar dersteyken veliler gerçekten nefes aldıklarını belirtiyorlar” diyerek, tüm etkinliklerin ücretsiz olduğunu ve çocuklardan ayrı pikniğe, sinemaya veya kahve içmeye velileri götürdüklerini de ekledi. “BİR VELİ OLARAK NEFES ALABİLDİĞİMİZ BİR YER BURASI” Kızı Berfin Tural ile birlikte Park’tan faydalanan Gülistan Tural, “Bir veli olarak nefes alabildiğimiz bir yer burası. Çocuklarımızla bir gezmeye veya bir sinemaya gitme şansımız olmuyor. Sürekli ev ortamında çocuklar da boğuluyor. Bizler de ister istemez aynı kısır döngünün içinde kalıyoruz. Ama burası bizlere gerçekten ayrı bir nefes oldu” dedi. Çocukların burada kendi aralarında sosyalleşerek dostluklar kurduklarını belirten Tural, “Çocukların da arkadaşa ihtiyacı var. Bir arada çok mutlular ve bu bizi mutlu ediyor. Biz de burada arkadaşlarla aynı şekilde istediğimiz etkinlikleri de yapabiliyoruz” diyerek, merak eden herkesin gelmesi için çağrı yaptı. “PARK SAYESİNDE HAYATIMIZDA SÜPER DEĞİŞİKLİKLER OLDU” Park’a 46 yaşındaki kızı Anıl Katırcıbaşı ile 1 yıldır geldiklerini ve çok memnun olduklarını söyleyen Güler Katırcıbaşı, “Burası hayatımızda süper değişiklikler yaptı. Çocuğumun arkadaş çevresi oldu. Benim kızım ev gezmelerini sevmez, araştırdım burayı buldum. Bulduğum için de çok mutluyum. Vahap Başkanımız başta olmak üzere herkese bizlere böyle bir güzellikleri sundukları için çok teşekkür ederim” diyerek, diğer veliler ile dost olduklarını ve kendilerinin de çocukları gibi güzel vakit geçirdiklerini söyledi. “BU PARK 10 NUMARA, 5 YILDIZ” Park’ı 10 numara 5 yıldız bulan Zafer Çağlayan, girdiği atölyeleri ve aldığı dersleri çok sevdiğini, söyledi. Mersin Spor Kulübü (MSK) hayranı olduğunu da söyleyen Çağlayan, Büyükşehir’in her hizmetini takip ettiğini ve birçok alanda güzel vakit geçirdiğini belirtti. Başkan Vahap Seçer’e teşekkür eden Çağlayan, “Burada arkadaşlar edindim. Öğretmenlerimiz de çok iyi. Bütün herkesi Engelsiz Yaşam Parkı’na bekleriz” dedi. Park’ta birbirinden güzel etkinlikler yaptıklarını ve çok eğlendiğini söyleyen Zeynep Başak Adak ise “Arkadaşlarımı çok seviyorum, çok iyi oynuyorlar. Halk oyunları da oynuyoruz ve çok eğlenceli oluyor” diyerek, tek tek oynadıkları oyunları saydı. Başkan Seçer’e teşekkür eden Adak, “İyi ki varsınız” sözlerine yer verdi. Başkan Seçer’e bu hizmetten dolayı teşekkür eden Derya İrem Bağcı da “Burası çok güzel. Burada resim, curling, bocce, halk oyunu gibi çok fazla etkinlik yapıyoruz ve çok eğleniyoruz. Burada birçok arkadaşım var ve hepsini çok seviyorum” dedi. Park’ın güzel olduğunu, arkadaşları ile eğlenceli vakit geçirdiğini ifade eden Ezgi Yılmaz ise “Hocalarımız sayesinde burada çok şey öğrendim, çok teşekkür ederim. Sizleri ve Vahap Amca seni çok seviyorum” diyerek, parkta birçok etkinlik olduğunu ve gelmek isteyen herkesin gelmesi gerektiğini söyledi.

9 yaşında başladığı sanat yolculuğunu 2. sergisiyle taçlandırdı Haber

9 yaşında başladığı sanat yolculuğunu 2. sergisiyle taçlandırdı

Seyhan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Hayriye Kemal Kusun İlkokulu 4/A Sınıfı Öğrencisi Berra Karen Aktepe’ye ait 37 eserin yer aldığı sergi öğretmenler, öğrenciler tarafından ilgiyle gezildi. Okul Müdürü Hüseyin Bolkan, Müdür Yardımcısı Veli Bulut, Sınıf Öğretmeni Erdinç Buğatekin ve resim kursu öğretmeni Naime Fidan’ın katıldığı açılışta, Berra Karen Aktepe tarafından öğrencilere çeşitli şekerler ikram edildi. 13 Kasım 2015 tarihinde İskenderun’da doğduğunu, annesinin Adanalı, babasının Hataylı olduğunu söyleyen Berra Karen Aktepe, “Resim yeteneğim henüz anaokulu döneminde keşfedildi. Anasınıfı Öğretmenim Yıldız Kolukırık tarafından ilk resim eğitimini aldım. İlkokul eğitimine Adana'nın Seyhan ilçesindeki Hayriye Kemal Kusun İlkokulu'nda devam ettim. Bu okula devam ederken Ressam/Öğretmen Naime Fidan’dan kurs almaya başladım. 22 Mart 2024'te, henüz 8 yaşındayken ilk kişisel resim sergimi okulumda açtım. Bu sergide guaj boya, sulu boya ve kara kalemden oluşan yaklaşık 30 adet eseri öğrenci arkadaşlarıma, öğretmen ve velilerin beğenisine sundum. Açtığımız bu 2. Sergide ise 37 eserim vardır” dedi. Sanat yolculuğunun, sadece bir çocukluk hobisinin ötesinde, bir merakla şekillendiğini ifade eden Aktepe, “Yeteneğim, henüz 4-5 yaşlarındayken anaokulunda keşfedildi. Diğer çocukların standart boyamalar yaptığı yaşlarda, çizdiğim figürleri kağıda aktarış biçimim ve renkleri karıştırma cesaretim öğretmenlerimin dikkatini çekti. Ailem de bu merakımı fark edince beni kısıtlamak yerine, evde bana geniş bir çalışma alanı ve bolca malzeme sağlayarak bu tutkumu destekledi. Canlı renkleri kullanmayı çok seviyorum. Eserlerimde genellikle doğa temaları, çiçekler ve hayal gücüne dayalı kompozisyonlar hakimdir. Kara kalem çalışmalarına ilgi duyuyorum.Işık, gölge ve form üzerine kafa yoruyorum. Resimlerim bir zorunluluktan ziyade, duygularımı ön plana çıkaran dışavurumcu bir tarz olarak görülüyor.Çalışmalarımda genellikle canlı renkler kullanmakta ve doğa, hayvanlar, hayal gücü temalı kompozisyonlar üzerine yoğunlaşmaktayım” dedi. “Hayriye Kemal Kusun İlkokulu'nda açılan, sadece resimlerimi sergilemek değil, akranlarıma ‘küçük yaşta da büyük işler başarılabileceği’ mesajını vermek adına bir farkındalık projesi gibi düşünüyorum” diyen Aktepe, şunları kaydetti: “Resim yapmayı bir "oyun" olarak değil, kendimi ifade etme biçimi olarak görüyorum.Resim yapmaya olan tutkum çok erken yaşlarda keşfedildi. En büyük özelliğim, sadece hobi olarak resim yapmak değil, bir koleksiyon oluşturacak kadar üretken olmamdır. Sınıf Öğretmenim Erdinç Buğatekin ve Okul Müdürüm Hüseyin Bolkan ve ailem ve çevrem tarafından destekleniyorum. Anasınıfı öğretmenim Yıldız Kolukırık ve resim kursu öğretmenim Naime Fidan’a çok teşekkür ediyorum. Onlardan aldığım eğitimlerimle disiplinli bir şekilde eser üretmeye devam edeceğim. Sanat seviyorum, yeteneğimi ve eserlerimi yansıtmayı sürdüreceğim.” “HAFTALARDIR BU AN İÇİN BÜYÜK BİR HEYECANLA ÇALIŞTI” 4/A Sınıfı Öğretmeni Erdinç Buğatekin ise, “Minik ellerin büyük hayallerine tanıklık ettiğimiz , dünyayı kendi gördükleri ile çizdiği resimlerdi, asılı olan panolarda. Resim yapmak, sadece kağıdın üzerine renkleri bırakmak değildir; aslında bir çocuğun iç dünyasındaki derin düşünceleri, neşeyi, merakı ve hayal gücünü bir kalem, bir fırça darbesiyle dışarıya çıkarmasıdır” dedi. Buğatekin, öğrencisi Berra Karen Aktepe’nin haftalardır bu an için büyük bir heyecanla çalıştığını vurgulayarak,”Bu sergideki her bir çizgi, aslında onun öğrenme yolculuğunun bir izi. Bugün burada sadece resimler değil; Berra Karen Aktepe'nin disiplini, sabrı ve dünyayı algılayışındaki o eşsiz güzellik sergileniyor. Bu güzel eseri ortaya çıkarmasında ona rehberlik ve destek olan ailesine teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.

"Zeytin Ağaçları" teması sanatseverlerden tam not aldı Haber

"Zeytin Ağaçları" teması sanatseverlerden tam not aldı

Adanalı ressam Selmani Baki Kocaispir, “Zeytin Ağaçları Serisi” ile bu yıl 12’ncisi düzenlenen ArtAnkara Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı’nda sanatseverlerle buluştu. ATO Congresium’da 29 Mart Pazar günü akşam saatlerine kadar açık olacak etkinlikte çok sayıda sanatçının eserleri sergilenirken, Kocaispir’in çalışmaları yoğun ilgi gördü. “Asrın felaketi” olarak anılan sürecin ardından ortaya çıkan “Zeytin Ağaçları Serisi”, taşıdığı güçlü simgesel anlatımıyla dikkat çekti. Sanatçı, eserlerinde zeytin ağacını barışın, bereketin, kutsallığın ve bilgeliğin sembolü olarak ele alırken, kökleri güçlü, dalları yeniden yeşeren ağaç figürleriyle diriliş temasını ön plana çıkarıyor. Üç semavi dinde de kutsal kabul edilen zeytin ağacı, Kocaispir’in tuvallerinde yalnızca bir doğa unsuru değil, aynı zamanda umut ve yeniden var oluşun metaforu olarak yer buluyor. Bu yaklaşım, serinin izleyiciyle kurduğu bağı derinleştirirken, eserlerin fuarın öne çıkan çalışmaları arasında gösterilmesini sağladı. Sanatseverlerin yoğun ilgisiyle karşılanan resim serisi, estetik dili ve çok katmanlı anlatımıyla beğeni topladı. Kocaispir’in eserleri, çağdaş sanatın güncel toplumsal hafızayla kurduğu ilişkiye dikkat çekerken, izleyiciyi duygusal ve düşünsel bir yolculuğa davet etti. Selmani Baki Kocaispir ise sergiye ilişkin değerlendirmesinde, “Zeytin ağaçları benim için direncin ve yeniden doğuşun en güçlü simgelerinden biri. Yaşadığımız zorluklara rağmen köklerimizden yeniden filizlenebileceğimizi anlatmak istedim. Bu eserlerle insanların hem geçmişle bağ kurmasını hem de geleceğe umutla bakmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu yenilenen seçkisiyle açıldı Haber

Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu yenilenen seçkisiyle açıldı

Müzeden yapılan açıklamaya göre, Sakıp Sabancı'nın 1970'li yıllarda oluşturmaya başladığı, yıllar içinde yeni ve ödünç alınan eserlerle zenginleşen koleksiyon, Sabancı Holding'in desteğiyle müzenin modern galerilerinde izleyiciyle buluşuyor. Osman Hamdi Bey'den Fikret Mualla'ya önemli isimlerin eserlerinin yer aldığı koleksiyon, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar geniş bir zaman dilimini kapsıyor. Sergi, resimlerin yanı sıra dönemin görsel kültürünü yansıtan fotoğraf, kartpostal ve arşiv belgelerini de içeriyor. Seçki, 19. yüzyıl Osmanlı resminden modern Türk resmine uzanan bir anlatı sunarken, askeri okullarda başlayan resim eğitimi, sarayın sanat üzerindeki etkisi ve akademik sanat eğitiminin ilk yıllarına ilişkin başlıkları da ele alıyor. SERGİDE 19 VE 20. YÜZYILIN ÖNEMLİ İSİMLERİNİN ESERLERİ GÖRÜLEBİLİYOR Koleksiyonda, Şeker Ahmed Paşa, Süleyman Seyyid, Halil Paşa, Hüseyin Zekai Paşa ve Hoca Ali Rıza gibi 19. yüzyılın önde gelen isimlerinin yanı sıra 20. yüzyıl başında sanat ortamının şekillenmesine katkı sağlayan İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Avni Lifij, Nazmi Ziya Güran ve Mihri Müşfik gibi sanatçılar da yer alıyor. Modern Türk resminin farklı estetik arayışlarını yansıtan Hale Asaf, Nurullah Berk, Nuri İyem ve Selim Turan'ın eserleri de koleksiyonda görülebiliyor. Koleksiyon, izlenimcilik, dışavurumculuk ve kübizm gibi uluslararası sanat akımlarının Türk resmindeki yansımalarını da ortaya koyuyor. Sergi, müzenin Emirgan Arşivi ile Avni Lifij Arşivi'nin yanı sıra Seyhun Binzet Kartpostal Koleksiyonu, İstanbul Üniversitesi Feyhaman Duran Kültür ve Sanat Evi Koleksiyonu, Nedret Kuran Koleksiyonu ile Aksoy ve Merey aile koleksiyonlarından uzun süreli ödünç alınan eserlerle zenginleşiyor. Eserlerin araştırılması, korunması ve restorasyon süreçlerine odaklanan özel bir bölümde müzenin yürüttüğü "Görünenin Ötesinde" başlıklı bilimsel araştırma projelerine de sergi kapsamında yer veriliyor.

Uygur Ailesinden vefa: Etem Çalışkan için özel sergi ve anma Haber

Uygur Ailesinden vefa: Etem Çalışkan için özel sergi ve anma

Ders kitaplarında yer alan Gençliğe Hitabe ile İstiklal Marşı’nı yazan isim olarak da tanınan Etem Çalışkan, 1 Şubat 2025’te İstanbul’da 97 yaşında hayatını kaybetmişti. Kalça kemiği kırığı sonrası yatağa bağımlı hale gelen, bir süre yoğun bakımda entübe edilen sanatçı, düzenlenen törenlerin ardından Mersin’in Tarsus ilçesi Göçük Köyü’nde son yolculuğuna uğurlanmıştı. Usta sanatçının vefatından kısa süre sonra Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği yöneticileri tarafından gerçekleştirilen anma töreni hafızalardaki yerini korurken, ölüm yıl dönümü nedeniyle bu kez kapsamlı bir sergi ve etkinlik gerçekleştirildi. “EVİMİZDEKİ VE KALBİMİZDEKİ ETEM ÇALIŞKAN” SERGİSİ Dr. Haluk Uygur ve Hanife Uygur’un büyük bir titizlikle hazırlıklarını yürüttüğü ve koleksiyonlarında yer alan eserler özenle sergiye hazırlandı. Etkinlik kapsamında, 31 Ocak ve 1 Şubat tarihlerinde “Evimizdeki ve Kalbimizdeki Etem Çalışkan” adlı sergi sanatseverlerle buluştu. Sergi, iki gün boyunca 11.00 ile 20.00 saatleri arasında ziyaret edilebildi. Uygur Ailesi’nin yanı sıra Prof. Dr. Atilla Arıdoğan ve Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi koleksiyonlarında bulunan Etem Çalışkan’ın nadide eserleri de sergide yer aldı. Dr. Haluk Uygur, Söğütlü Köyü Mahallesi Karanfilköy Sokak’ta bulunan evlerinde gerçekleşen etkinlikle, sanatçının yaşamı, sanatı ve Cumhuriyet kültürüne bıraktığı izlerin bir kez daha hatırlandığını söyledi. “ETEM ÇALIŞKAN, DÜŞÜNCE VE ESTETİĞİ BİRLEŞTİRDİ” Çalışkan’ın yalnızca bir ressam değil, düşünce ve estetiği bir araya getiren bir kültür insanı olduğunu vurgulayan Uygur, hocası Prof. Dr. Emin Barın ile birlikte Anıtkabir’in hatlarını yazan sanatçının Türkiye’nin yetiştirdiği en özgün isimlerden biri olduğunu dile getirdi. Çalışkan’ın tekrar eden bir üretim anlayışına hiç kapılmadığını ifade eden Uygur, her çalışmasında kendini aşmayı hedefleyen usta sanatçının “okunan resimler” ürettiğini söyledi. Dr. Uygur, “Etem Çalışkan, resim yapmayı yalnızca estetik bir uğraş olarak değil, insanı ve toplumu dönüştüren bir araç olarak gördü. Cumhuriyetin estetik yüzünü tuvale ve satıra taşıyan Çalışkan, aradan geçen bir yıla rağmen eserleri ve düşünceleriyle yaşamaya devam ediyor” dedi. TEŞEKKÜR MESAJI Dr. Uygur, etkinliğe gösterilen ilgiden dolayı tüm dostlarına teşekkür ederek, koleksiyona destek veren Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi yöneticilerine, Prof. Dr. Atilla Arıdoğan’a, Mehmet Emin Arıcı’ya, Altınoran ailesine ve Başkan Yaşar Ateşoğlu’na şükranlarını sundu. Ayrıca etkinliğe verdikleri destek nedeniyle Etem Çalışkan’ın ailesine ve özellikle eşi Güngör Çalışkan’a saygılarını ileten Uygur Ailesi, kentte bir ilk olan “ev sergisi”nin anlamlı bir buluşma olduğunu kaydetti.

Atatürk’ün imzasını kaligrafiyle yorumlayan usta: Etem Çalışkan anılıyor Haber

Atatürk’ün imzasını kaligrafiyle yorumlayan usta: Etem Çalışkan anılıyor

Anıtkabir’in kitabelerini yazan, Atatürk’ün imzasını kaligrafik bir simgeye dönüştüren ve ders kitaplarında yer alan Gençliğe Hitabe ile İstiklal Marşı’nı yazan isim olarak tanınan Çalışkan, 1 Şubat 2025’te İstanbul’da hayatını kaybetmişti. Kalça kemiği kırığı sonrası yatağa bağımlı hale gelen, bir süre yoğun bakımda entübe edilen ve ardından 97 yaşında hayata veda eden sanatçının naaşı, ailesi, sevenleri, sanat ve akademi çevrelerinden çok sayıda ismin katıldığı törenlerin ardından, Mersin’in Tarsus ilçesi Göçük Köyü’nde son yolculuğuna uğurlanmıştı. Etem Çalışkan’ın vefatından kısa süre sonra Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği yöneticileri tarafından yapılan anma töreni hafızalarda tazeliğini korurken, usta sanatçı için ölüm yıl dönümü nedeniyle bir etkinlik daha planlandı. ETEM ÇALIŞKAN, VEFATININ BİRİNCİ YILINDA İSE ESERLERİYLE ANILACAK Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Onursal Başkanı Dr. Haluk Uygur ve eşi Hanife Uygur ’un ev sahipliğinde, 31 Ocak ve 1 Şubat tarihlerinde “Evimizdeki ve Kalbimizdeki Etem Çalışkan” adlı serginin saat 11.00 ile 20.00 arasında ziyaret edilebileceği belirtildi. Uygur Ailesi, Prof. Dr. Atilla Arıdoğan ve Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi koleksiyonlarında yer alan Etem Çalışkan’ın nadide eserlerinin sanatseverlerle buluşacağı ifade edildi. Drç. Haluk Uygur, iki gün boyunca ziyarete açık olacak sergiyle birlikte, usta sanatçının yaşamı, sanatı ve Cumhuriyet kültürüne bıraktığı izlerin bir kez daha hatırlanacağını belirterek, “Söğütlü Köyü Mahallesi Karanfilköy Sokak’ta bulunan evimizde gerçekleşecek etkinliğe sanatseverleri bekliyoruz” dedi. “DÜŞÜNCE VE ESTETİĞİ BİRLEŞTİREN BİR KÜLTÜR İNSANI” Dr. Uygur, Çalışkan’ın yalnızca bir ressam değil, düşünce ve estetiği birleştiren bir kültür insanı olduğunu da vurguladı. Uygur, hocası Prof. Dr. Emin Barın ile birlikte Anıtkabir’in hatlarını yazan, Atatürk’ün imzasını evrensel bir kaligrafik ikon haline getiren Etem Çalışkan’ın, Türkiye’nin yetiştirdiği en özgün sanatçılardan biri olduğunu dile getirdi. Çalışkan’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadıklarını ifade eden Dr. Uygur, “Usta sanatçı Etem Çalışkan, yalnızca ailesi için değil, sanat dünyası için de bir rehberdi” dedi. Çalışkan’ın sanat anlayışına da değinen Uygur, usta sanatçının tekrar eden bir üretim anlayışına hiç kapılmadığını, her çalışmasında kendini aşmayı hedeflediğini söyledi. Çalışkan’ın “okunan resimler” ürettiğini vurgulayan Uygur, “Etem Çalışkan, resim yapmayı yalnızca estetik bir uğraş olarak değil, insanı ve toplumu dönüştüren bir araç olarak gördü. Hayatı boyunca ülkesini düşünen bir sanatçı olan Çalışkan’ın her eserinde, bu sorumluluk bilinci hissedildi. Cumhuriyetin estetik yüzünü tuvale ve satıra taşıyan Etem Çalışkan, aradan geçen bir yıla rağmen eserleri ve düşünceleriyle yaşamaya devam ediyor” dedi.

Renklerle anlatılan yaşam hikayesi Haber

Renklerle anlatılan yaşam hikayesi

Yağlı boya, pastel, kuru boya ve karakalem çalışmalarıyla dikkat çeken Ressam Filiz Özbay Oduncu, Kültür Sanat Çarşısı’ndaki atölyesinde hem eser üretmeye devam ediyor hem de çalışmalarını sanatseverlerle buluşturuyor. Sanat yolculuğuna 2019 yılında Defne Gençlik ve Kültür Merkezi’nde aldığı resim eğitimi ile adım atan Oduncu, bu eğitimi hayatının dönüm noktası olarak görüyor. Covid-19 sürecinde evde geçirdiği zamanı fırsata çevirerek kendini geliştiren sanatçı, kısa sürede dikkat çekici eserler ortaya koydu. “Asrın felaketi” olarak tanımlanan 6 Şubat depremini yaşayan Özbay Oduncu, yaşanan acıların etkisini tuvaline yansıtarak çalışmalarına “Sanat İyileştirir” anlayışını kazandırdı. Depremin izlerini taşıyan bir eserini ise, yaşananları unutturmamak için arşivine dahil etti. Sanatın kendisi için bir tutku olduğunu belirten Oduncu, duygularını şöyle dile getirdi: "Resim tutkusu her zaman hayatımda önemli bir yere sahip oldu. Allah vergisi yeteneğimle başladığım sanat yolculuğumda, 2019’da aldığım resim eğitimi benim için bir dönüm noktası oldu. O eğitimden sonra çok daha başarılı eserler ürettim. Dostlarımın beğenileri beni motive etti. 6 Şubat depremini yaşayan biri olarak, belleğimden çıkmayan görüntüleri resimlerime yansıttım ve bu çalışmalar arşivimde yerini aldı." Sanat yolculuğunda en büyük desteği ailesinden gördüğünü belirten Oduncu, şöyle konuştu: "Eşim ve çocuklarım her zaman yanımda oldu. Kızım ve torunlarım da benimle birlikte resim yapıyor. Artık resim tutkunu büyük bir aile olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Antakya’daki Kültür Sanat Çarşısı’ndaki mütevazı atölyemde çalışmalarımı sürdürürken usta ressamlarla fikir alışverişinde de bulunarak kendimi sürekli geliştiriyorum. Hobi olarak başladığım sanat yolculuğumda en büyük hayalim, eserlerimi güzel bir sergiyle sanatseverlerle buluşturmak. Tüm sanat dostlarını atölyeme bekliyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.