#sanat

İLKHABER-Gazetesi - sanat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, sanat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Atölyede kahkaha var: Sanatçılardan karikatür molası Haber

Atölyede kahkaha var: Sanatçılardan karikatür molası

Yusuf Altunay Kültür Sanat Çarşısı, bu kez fırçaların ciddiyetini tebessümle buluşturan keyifli bir ana ev sahipliği yaptı. Resim alanındaki çalışmalarıyla tanınan Ahmet Bostancı ile Yusuf Altunay, çarşıdaki atölyelerinde sürdürdükleri yoğun üretim temposuna kısa bir ara vererek birbirlerinin karikatürlerini çizdi. Sanatçıların atölye ortamında gerçekleştirdiği bu yaratıcı buluşma, izleyenlere sanatın yalnızca disiplinli ve yoğun bir süreçten ibaret olmadığını, aynı zamanda eğlenceli, paylaşımcı ve insana iyi gelen bir yönü bulunduğunu gösterdi. Ortaya çıkan karikatürler, sanatçıların birbirlerine bakışını mizahi bir dille yansıtırken, samimi anlar çarşı ziyaretçilerinin de ilgisini çekti. Gün boyunca atölyeleri ziyaret eden sanatseverler, hem sanatçıların üretim sürecine tanıklık etme fırsatı buldu hem de çarşının yaşayan ve dinamik yapısını yakından hissetti. Bu renkli etkinlik, Kültür Sanat Çarşısı’nın yalnızca sergilerin değil, aynı zamanda etkileşimli ve üretken sanat buluşmalarının da merkezi olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Sanatla mizahı bir araya getiren bu kısa mola, sanatçılar arasındaki dostluğu pekiştirirken, çarşıya gelen ziyaretçilere de yüzlerde gülümseme bırakan anlar yaşattı. Etkinlik, sanatın birleştirici gücünü ve gündelik hayatın temposu içinde moral kaynağı olabileceğini gözler önüne serdi. Usta sanatçılar, duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Sanat çoğu zaman ciddi bir emek gerektiriyor ama mizah da bu sürecin önemli bir parçası. Birbirimizi karikatürize etmek hem keyifliydi hem de yaratıcılığımızı besledi. Atölyede gülerek üretmek hem bize hem de burayı ziyaret eden sanatseverlere iyi geldi. Sanatın insanları bir araya getiren ve mutlu eden gücünü bu anlarda daha net hissediyoruz.”

Atatürk’ün imzasını kaligrafiyle yorumlayan usta: Etem Çalışkan anılıyor Haber

Atatürk’ün imzasını kaligrafiyle yorumlayan usta: Etem Çalışkan anılıyor

Anıtkabir’in kitabelerini yazan, Atatürk’ün imzasını kaligrafik bir simgeye dönüştüren ve ders kitaplarında yer alan Gençliğe Hitabe ile İstiklal Marşı’nı yazan isim olarak tanınan Çalışkan, 1 Şubat 2025’te İstanbul’da hayatını kaybetmişti. Kalça kemiği kırığı sonrası yatağa bağımlı hale gelen, bir süre yoğun bakımda entübe edilen ve ardından 97 yaşında hayata veda eden sanatçının naaşı, ailesi, sevenleri, sanat ve akademi çevrelerinden çok sayıda ismin katıldığı törenlerin ardından, Mersin’in Tarsus ilçesi Göçük Köyü’nde son yolculuğuna uğurlanmıştı. Etem Çalışkan’ın vefatından kısa süre sonra Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği yöneticileri tarafından yapılan anma töreni hafızalarda tazeliğini korurken, usta sanatçı için ölüm yıl dönümü nedeniyle bir etkinlik daha planlandı. ETEM ÇALIŞKAN, VEFATININ BİRİNCİ YILINDA İSE ESERLERİYLE ANILACAK Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Onursal Başkanı Dr. Haluk Uygur ve eşi Hanife Uygur ’un ev sahipliğinde, 31 Ocak ve 1 Şubat tarihlerinde “Evimizdeki ve Kalbimizdeki Etem Çalışkan” adlı serginin saat 11.00 ile 20.00 arasında ziyaret edilebileceği belirtildi. Uygur Ailesi, Prof. Dr. Atilla Arıdoğan ve Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi koleksiyonlarında yer alan Etem Çalışkan’ın nadide eserlerinin sanatseverlerle buluşacağı ifade edildi. Drç. Haluk Uygur, iki gün boyunca ziyarete açık olacak sergiyle birlikte, usta sanatçının yaşamı, sanatı ve Cumhuriyet kültürüne bıraktığı izlerin bir kez daha hatırlanacağını belirterek, “Söğütlü Köyü Mahallesi Karanfilköy Sokak’ta bulunan evimizde gerçekleşecek etkinliğe sanatseverleri bekliyoruz” dedi. “DÜŞÜNCE VE ESTETİĞİ BİRLEŞTİREN BİR KÜLTÜR İNSANI” Dr. Uygur, Çalışkan’ın yalnızca bir ressam değil, düşünce ve estetiği birleştiren bir kültür insanı olduğunu da vurguladı. Uygur, hocası Prof. Dr. Emin Barın ile birlikte Anıtkabir’in hatlarını yazan, Atatürk’ün imzasını evrensel bir kaligrafik ikon haline getiren Etem Çalışkan’ın, Türkiye’nin yetiştirdiği en özgün sanatçılardan biri olduğunu dile getirdi. Çalışkan’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadıklarını ifade eden Dr. Uygur, “Usta sanatçı Etem Çalışkan, yalnızca ailesi için değil, sanat dünyası için de bir rehberdi” dedi. Çalışkan’ın sanat anlayışına da değinen Uygur, usta sanatçının tekrar eden bir üretim anlayışına hiç kapılmadığını, her çalışmasında kendini aşmayı hedeflediğini söyledi. Çalışkan’ın “okunan resimler” ürettiğini vurgulayan Uygur, “Etem Çalışkan, resim yapmayı yalnızca estetik bir uğraş olarak değil, insanı ve toplumu dönüştüren bir araç olarak gördü. Hayatı boyunca ülkesini düşünen bir sanatçı olan Çalışkan’ın her eserinde, bu sorumluluk bilinci hissedildi. Cumhuriyetin estetik yüzünü tuvale ve satıra taşıyan Etem Çalışkan, aradan geçen bir yıla rağmen eserleri ve düşünceleriyle yaşamaya devam ediyor” dedi.

Nazım Hikmet Adana’da şiir ve ezgilerle anıldı Haber

Nazım Hikmet Adana’da şiir ve ezgilerle anıldı

Türk edebiyatının dünyaca ünlü ismi, "Mavi Gözlü Dev" Nazım Hikmet, 124. yaş gününde Adana'da Seyhan Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde düzenlenen özel bir etkinlikle anıldı. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği gecede, şiir ve müziğin iç içe geçtiği duygusal anlar yaşandı. Program kapsamında sahne alan Taner Cindoruk, Nazım Hikmet’in belleklerde iz bırakan şiirlerini dramatik bir sunumla seslendirdi. Cindoruk’un performansına, Berlin Avrupa Senfoni Oda Orkestrası bağlama sanatçısı Erdal Akkaya eşlik etti. Akkaya’nın bağlamasından dökülen ezgiler, usta şairin dizeleriyle birleşerek izleyicilere unutulmaz bir sanat ziyafeti sundu. Konuklar, etkinliğin gerçekleşmesinde emeği geçen tüm teknik ekip ve sanatçılara teşekkür etti. Seyhan Belediyesi Başkan Vekili Hasibe Akkan ise "Büyük usta Nazım Hikmet’i, fikirleri ve eserleriyle yaşatmaya devam edeceğiz. Bu anlamlı geceye katılan tüm sanatsever hemşehrilerimize şükranlarımı sunarım" dedi. "MAVİ GÖZLÜ DEV" ŞİİRİ Nâzım Hikmet Ran’ın hem hayatına hem de sanatına yön veren en önemli eserlerden biri olan "Mavi Gözlü Dev" şiiri, yazılış hikâyesiyle bugün hâlâ edebiyatseverlerin odağında yer alıyor. Şairin 1920’li yıllarda yaşadığı derin hayal kırıklığını yansıtan eser, aslında bir modern zaman trajedisini simgeliyor. Şiirin hikâyesi, Nâzım Hikmet’in 1922 yılında Moskova’da öğrencilik yaparken çocukluk aşkı Nüzhet Berkin ile evlenmesiyle başladı. Ancak bu evlilik, Nüzhet Berkin'in ailesi tarafından hiçbir zaman onaylanmadı. Ailenin Moskova’ya gönderdiği mektuplarda şairi; "Her hareketiyle isyan etmiş, saçları bile berberin tarağına isyan etmiş bu adamla sen geçinemezsin" ifadeleriyle tanımlaması, yaşanacak kopuşun ilk sinyallerini verdi. 1924 yılında Türkiye’ye dönen Nüzhet Berkin'in, şairin fırtınalı hayatına ayak uyduramayacağını anlayarak ayrılık kararı alması, Türk şiirinin en sarsıcı mısralarının doğmasına neden oldu. Şiirin yazılmasına yol açan son gelişme ise Beyoğlu’nda yaşandı. Nâzım Hikmet, bir tiyatro çıkışında eski eşi Nüzhet Hanım ile karşılatı. Ancak Nüzhet Berkin, başını çevirerek şairi görmezden geldi. Bu olay üzerine eve dönen Nâzım Hikmet, öfke ve kırgınlığını kağıda döktü.

Bir şehrin kalbi çocukların sesiyle attı Haber

Bir şehrin kalbi çocukların sesiyle attı

Milli Eğitim Bakanlığı onaylı özel sanat akademisi Fatma Satar Müzik Resim ve Bale Akademisi, 6 Şubat depremlerinin ardından Hatay’ın verilen yaşam mücadelesini sanat aracılığıyla görünür kılan anlamlı bir projeyi hayata geçirdi. Akademinin 110 öğrencisinin yer aldığı “Yine de Buradayız” adlı klip, yıkımın gölgesinde filizlenen umudu güçlü bir görsel ve duygusal anlatımla izleyiciye taşıdı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Hatay İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü iş birliğinde hazırlanan çalışma, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlerin aziz hatırasına ithaf edildi. Yıkılmış Antakya sokakları ve ağır hasar alan yapıların görüntüleriyle başlayan klip, müzik eşliğinde Hatay’ın simge mekânlarında devam etti. Klipte dünyanın en büyük tek parça taban mozaiğine sahip müze otel ile dünyanın ilk mağara kilisesi olma özelliğini taşıyan St. Pierre Kilisesi’nde gerçekleştirilen dans performansları, depremin şehirde bıraktığı derin izleri gözler önüne sererken, sanatın birleştirici ve iyileştirici gücüyle yeniden ayağa kalkma iradesini vurguladı. Fatma Satar Müzik Resim ve Bale Akademisi öğrencilerinin koro ve solo performanslarının yer aldığı klipte, çocukların yüzlerine yansıyan umut dolu ifadeleri, izleyenlerin kalbine dokunurken, çalışma boyunca verilen “Çocuklarımız için Hatay’dayız, buradayız” mesajı ile güçlü bir duygusal etki oluşturdu. Fatma Satar Müzik Resim ve Bale Akademisi yapımcılığında hazırlanan klibin yönetmenliğini Alper Şener üstlenirken, ses miksajı Onur Buru tarafından gerçekleştirildi. Şarkının söz ve bestesi ise Başak Yeşiloğlu ile Ekin İsmailoğulları’na ait. Proje, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Hatay İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün katkılarıyla tamamlandı. “6 ŞUBAT DEPREMLERİNİ UNUTMAMAK VE UNUTTURMAMAK İÇİN KARARLIYIZ” Çalışmaya ilişkin ilkhaber-gazetesi.com’a değerlendirmelerde bulunan akademinin kurucusu Fatma Satar, yaşanan büyük felaketin hafızalardan silinmemesi için bu projeye özel bir anlam yüklediklerini ifade etti. Uzun ve yoğun bir emeğin ürünü olan klibin her izlenişte derin duygular uyandırdığını belirten Satar, 6 Şubat depremlerini unutmamak ve unutturmamak konusunda kararlı olduklarını dile getirerek, “Yine de Buradayız isimli klip, depremde yitirilen canların anısını yaşatmanın yanı sıra, Hatay’da çocukların sesiyle geleceğe dair umut vermeyi hedefliyor. Sanatın iyileştirici gücüyle verilen bu anlamlı mesaj, hoşgörünün merkezi medeniyetler kenti Hatay’ımızın kültürü, tarihi ve çocuklarıyla yeniden ayağa kalkmaya çalıştığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu çalışmamıza özveriyle katkı sunan öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve projeye katkı sunan yönetmen Alper Şener’e ve Onur Buru’ya teşekkür ederim” dedi.

Antakya’nın kokusu ve bereketi bu kitapta toplandı Haber

Antakya’nın kokusu ve bereketi bu kitapta toplandı

Yazar İpek Aslan’ın okurlarla buluştuğu imza günü, edebiyatın birleştirici gücünü bir kez daha ortaya koydu. Aslan’ın kısa sürede geniş bir okur kitlesine ulaşan “Bir Kadın Bir Hikâye Antakya” adlı eseri için düzenlenen etkinlik, Çankaya Konakları Butik Otel’de yoğun katılımla gerçekleştirildi. Samimi atmosferiyle dikkat çeken buluşma, kültür, sanat ve sivil toplum çevrelerinden birçok ismi aynı çatı altında topladı. İmza günü boyunca okurlarıyla birebir ilgilenen Aslan, kitabını imzalarken sohbet etmeyi de ihmal etmedi. Duygusal anların yaşandığı etkinlikte edebiyatın yanı sıra Antakya’nın ortak hafızası ve dayanışma ruhu ön plana çıktı. İmza gününe çok sayıda davetli katıldı. Etkinlikte konuklara hitap eden İpek Aslan, kitabın kendisi için yalnızca bir edebiyat çalışması olmadığını vurguladı. Aslan, eserin yaşanmışlıklar, depremden sona iyileşme süreci ve Antakya’ya duyulan sevginin bir ifadesi olduğunu belirterek, yazmanın ve paylaşmanın kendisi için dönüştürücü bir güç taşıdığını dile getirdi. Gastronominin kent kültüründeki önemine de değinen yazar, yörenin bereketli sofralarının da insanları bir araya getiren güçlü bir bağ olduğuna dikkat çekti. Ailesine ve yol arkadaşlarına teşekkür eden Aslan, bu buluşmayı Antakya’nın yeniden ayağa kalkma iradesinin bir simgesi olarak gördüğünü ifade eden Aslan, “Antakya’nın tarihine, kültürel dokusuna, insanına ve yöresel tatlarına geniş yer verdiğim bu eserde, kentin kokusunu, bereketini ve umudunu hissettirmeyi amaçladım” dedi. Konuşmanın ardından eserini imzalayan Aslan, gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, katılım sağlayan tüm konuklara ve ev sahipliği için Çankaya Konakları Butik Otel işletmecisi Zekiye Çankaya’ya teşekkür etti.

Depremle kaybolan renkler, duvar resimleriyle geri dönüyor Haber

Depremle kaybolan renkler, duvar resimleriyle geri dönüyor

“Asrın felaketi” olarak anılan depremler, Antakya’da yalnızca yapıları değil, kentin sokaklarında iz bırakan sanat hafızasını da yerle bir etti. Şehrin kimliğine renk katan duvar resimleri, yıkılan binalarla birlikte ortadan kayboldu. Yıllarca Antakya’yı anlatan çizimler bugün artık sokaklarda görülemiyor. Bir zamanlar eski Antakya evlerinin duvarlarında, dar sokak aralarında, kafelerde ve Tarihi Uzun Çarşı’daki iş yerlerinde hayat bulan bu eserler, kentin simgelerini resimle anlatıyordu. Kuşbakışı Antakya’dan Taş Köprü’ye, Tarihi Meclis Binası’ndan Habib-i Neccar Camii’ne kadar birçok sembol, fırça darbeleriyle duvarlara taşınmıştı. Depremin ardından bu çalışmaların büyük bölümü yok olurken, geriye yalnızca Ressam Osman Nar’ın fotoğraf arşivindeki kareler kaldı. Ancak Antakya’da sanat da umut da tamamen susmadı. Yeniden ayağa kalkma sürecine giren şehirde, kaybolan belleği canlandırmak için çalışmalar başladı. Duvar resimleriyle kentin hafızasını yeniden inşa etmeyi hedefleyen Ressam Osman Nar, Antakya sokaklarını tekrar sanatla buluşturmak için yeniden çalışmalara başladı. Kısa sürede tamamlanması planlanan yeni resimlerin, kente yeniden renk ve moral kazandırması amaçlanıyor. Yaklaşık 45 yıldır resimle iç içe olduğunu belirten Nar, Antakya’ya olan bağlılığını şu sözlerle ifade ediyor: “Şehrin pek çok noktasında Antakya temalı duvar resimlerim vardı. Bu eserlerde kentin ruhunu yansıtmaya çalıştım. Depremle birlikte büyük bir kayıp yaşadık ama Antakya yeniden ayağa kalkıyor. Ben de bu süreçte, duvar resimleriyle şehrimize yeniden katkı sunmak istiyorum.” Antakya’da duvarlar, bir kez daha geçmişi ve umudu anlatmaya hazırlanıyor. Şehir, sanatın iyileştirici gücüyle yaralarını sarmaya devam ediyor.

Altınoran’dan objektife yeni bir bakış: Temel Fotoğraf Atölyesi 5 Ocak'ta başlıyor Haber

Altınoran’dan objektife yeni bir bakış: Temel Fotoğraf Atölyesi 5 Ocak'ta başlıyor

Sayısız sosyal sorumluluk projesine imza atan, her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne denk gelecek şekilde düzenlediği Berna Ateşoğlu Sanat Günleri ile sanat ve toplumsal duyarlılığı buluşturan Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği, yeni bir eğitim çalışmasıyla sanatseverlerin karşısına çıkıyor. Dernek tarafından organize edilen Altınoran Temel Fotoğraf Atölyesi, yeni yılda Adana’nın kurtuluş günü olan 5 Ocak’ta başlayacak. Fotoğrafa yeni adım atanların yanı sıra uzun süredir fotoğraf çeken ancak “bir şeyler eksik” hissini yaşayanlara hitap edecek olan atölye, yalnızca teknik bilgi aktarımını değil, katılımcıların bakış açısını geliştirmeyi hedefliyor. “Bazı atölyeler öğretir, bazıları ise bakışı değiştirir” anlayışıyla hazırlanan programda, ışık, kompozisyon, kadraj, görsel anlatım ve fotoğrafın düşünsel boyutu ele alınacak. Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Başkanı Yaşar Ateşoğlu, fotoğraf sanatına ve atölye çalışmalarına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Fotoğraf, yalnızca bir anı kaydetme aracı değil, insanın dünyayla kurduğu ilişkinin güçlü bir ifadesidir. Biz bu atölyede katılımcılara ‘nasıl fotoğraf çekilir’den çok, ‘neden fotoğraf çekilir’ sorusunu sordurmak istiyoruz. Işığa, insana, sokağa ve hayata farklı bir gözle bakabilen herkesin anlatacak bir hikâyesi vardır. Fotoğraf sanatı, bu hikâyeyi görünür kılmanın en yalın ama en etkili yollarından biridir.” Ateşoğlu, Altınoran’ın sanat eğitimine yaklaşımını da şu sözlerle vurguladı: “Dernek olarak yıllardır sanatın dönüştürücü gücüne inanıyoruz. Sosyal sorumluluk projelerimizde de, Berna Ateşoğlu Sanat Günleri’nde de temel amacımız, sanatı toplumla buluşturmak ve herkes için erişilebilir kılmak. Temel Fotoğraf Atölyesi de bu anlayışın bir parçası. 5 Ocak gibi Adana için anlamlı bir günde başlayacak olması da bizim için ayrıca değerli. Bu toprakların hafızasını, insanını ve gündelik yaşamını fotoğraf aracılığıyla anlatmaya devam etmek istiyoruz.” Atölye boyunca katılımcılar, teorik bilgilerin yanı sıra uygulamalı çekim çalışmalarıyla da fotoğraf pratiğini geliştirme imkânı bulacak. Program sonunda ise ortaya çıkan çalışmaların paylaşılması ve değerlendirilmesi planlanıyor. Altınoran Temel Fotoğraf Atölyesi için kayıtların devam ettiği bildirildi. Sanata, fotoğrafa ve yeni bir bakış açısına ilgi duyan herkes, bu yolculuğa davet ediliyor.

Depremzede kız çocuklarının eğitimi için söyleşi Haber

Depremzede kız çocuklarının eğitimi için söyleşi

Edebiyat ve eğitim alanındaki çalışmalarıyla dikkat çeken yazar Derya Arslan, Atlas Kültür Günleri kapsamında düzenlenen etkinlikte okurlarıyla buluştu. Yoğun katılımla gerçekleşen programda, sanat ve iş dünyasından çok sayıda davetli yer aldı. Toplumsal faydayı merkeze alan etkinlik, Arslan’ın “Sol Yanımdan Üşüdüm: Yüreğini Bırak Git” ve “Sol Yanımdan Üşüdüm: Sürgün” adlı kitaplarının satışından elde edilecek gelirin depremzede kız çocuklarının eğitimine aktarılması amacıyla düzenlendi. Program, Atlas Pizza&Cafe işletmecisi Güneş Öztoprak’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşiyle başladı. Samimi bir atmosferde gerçekleşen söyleşide Derya Arslan, “Sol Yanımdan Üşüdüm” serisinin iki kitabının ortaya çıkış sürecini ve halen hazırlık aşamasında olan üçüncü kitabına dair detayları paylaştı. Yazım serüveni, eserlerde işlenen duygusal ve toplumsal temalar üzerine yapılan sohbet, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. Edebiyatın birleştirici ve onarıcı gücünü sosyal sorumluluk bilinciyle buluşturan etkinlik, imza günü ve okurlarla birebir sohbetlerle devam etti. Okurlarıyla kurduğu sıcak iletişim ve mütevazı yaklaşımıyla Derya Arslan, davetlilerden tam not aldı. Yazar Derya Arslan, Atlas Kültür Günleri’nin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek, kitap gelirlerinin depremzede kız çocuklarının eğitimine katkı sunacak olmasının kendisi için büyük bir anlam taşıdığını vurguladı. Arslan, gösterilen ilgi ve destekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bu tür dayanışma odaklı etkinliklerin artarak sürmesini temenni etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.