#sanatçı

İLKHABER-Gazetesi - sanatçı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, sanatçı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

HALDUN DORMEN SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI: CENAZEDE KORKUTAN ANLAR! Haber

HALDUN DORMEN SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI: CENAZEDE KORKUTAN ANLAR!

Türk tiyatrosuna onlarca yıl emek veren usta oyuncu, yönetmen ve oyun yazarı Haldun Dormen, son yolculuğuna uğurlandı. 21 Ocak 2026 tarihinde enfeksiyon nedeniyle İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 97 yaşında yaşamını yitiren Dormen için, vasiyeti üzerine Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde veda töreni düzenlendi. Harbiye’de gerçekleştirilen törenin ardından Haldun Dormen’in cenazesi Teşvikiye Camii’ne götürüldü. Usta sanatçı için öğle namazını müteakip cenaze namazı kılındı. Namaz öncesinde Dormen’in oğlu Ömer Dormen ve gelini Ayşe Arman taziyeleri kabul etti. Cenaze törenine Davut Gül, Tamer Karadağlı, Gürkan Uygun, Erdal Özyağcılar, Erol Evgin, Demet Akbağ başta olmak üzere sanat camiasından çok sayıda isim ile Dormen’in yakınları ve sevenleri katıldı. Kılınan cenaze namazının ardından Haldun Dormen’in tabutu cenaze aracına alınarak defnedilmek üzere Edirnekapı Mezarlığı’na götürüldü. CENAZEDE KORKUTAN ANLAR Cenaze namazı sırasında oyuncu İzzet Günay fenalık geçirdi. Olay yerine çağrılan ambulansta tedavisi yapılan Günay’ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. “SANATA HİZMETLERİ UNUTULMAYACAK” İstanbul Valisi Davut Gül, törende yaptığı açıklamada, “Sanat camiasının ve milletimizin başı sağ olsun. Haldun Dormen’in sanata çok büyük hizmetleri oldu. Bugün de sevenleri ve dostları burada. Allah ailesine sabır versin” ifadelerini kullandı. Oyuncu Fırat Tanış, büyük bir değerin kaybedildiğini belirterek, “Muhteşem bir yaşam enerjisi, çalışkanlık ve paylaşma duygusuyla dolu bir ömür yaşadı. 97 yıl gıpta edilecek bir ömür” dedi. Demet Akbağ ise, “Türk tiyatrosu çok önemli bir ustasını kaybetti. Yetiştirdiği öğrenciler ve bıraktığı mirasla adı hiçbir zaman unutulmayacak. Onun ışığıyla gençler tiyatroya devam edecek” şeklinde konuştu.

Atatürk’ün imzasını kaligrafiyle yorumlayan usta: Etem Çalışkan anılıyor Haber

Atatürk’ün imzasını kaligrafiyle yorumlayan usta: Etem Çalışkan anılıyor

Anıtkabir’in kitabelerini yazan, Atatürk’ün imzasını kaligrafik bir simgeye dönüştüren ve ders kitaplarında yer alan Gençliğe Hitabe ile İstiklal Marşı’nı yazan isim olarak tanınan Çalışkan, 1 Şubat 2025’te İstanbul’da hayatını kaybetmişti. Kalça kemiği kırığı sonrası yatağa bağımlı hale gelen, bir süre yoğun bakımda entübe edilen ve ardından 97 yaşında hayata veda eden sanatçının naaşı, ailesi, sevenleri, sanat ve akademi çevrelerinden çok sayıda ismin katıldığı törenlerin ardından, Mersin’in Tarsus ilçesi Göçük Köyü’nde son yolculuğuna uğurlanmıştı. Etem Çalışkan’ın vefatından kısa süre sonra Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği yöneticileri tarafından yapılan anma töreni hafızalarda tazeliğini korurken, usta sanatçı için ölüm yıl dönümü nedeniyle bir etkinlik daha planlandı. ETEM ÇALIŞKAN, VEFATININ BİRİNCİ YILINDA İSE ESERLERİYLE ANILACAK Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Onursal Başkanı Dr. Haluk Uygur ve eşi Hanife Uygur ’un ev sahipliğinde, 31 Ocak ve 1 Şubat tarihlerinde “Evimizdeki ve Kalbimizdeki Etem Çalışkan” adlı serginin saat 11.00 ile 20.00 arasında ziyaret edilebileceği belirtildi. Uygur Ailesi, Prof. Dr. Atilla Arıdoğan ve Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi koleksiyonlarında yer alan Etem Çalışkan’ın nadide eserlerinin sanatseverlerle buluşacağı ifade edildi. Drç. Haluk Uygur, iki gün boyunca ziyarete açık olacak sergiyle birlikte, usta sanatçının yaşamı, sanatı ve Cumhuriyet kültürüne bıraktığı izlerin bir kez daha hatırlanacağını belirterek, “Söğütlü Köyü Mahallesi Karanfilköy Sokak’ta bulunan evimizde gerçekleşecek etkinliğe sanatseverleri bekliyoruz” dedi. “DÜŞÜNCE VE ESTETİĞİ BİRLEŞTİREN BİR KÜLTÜR İNSANI” Dr. Uygur, Çalışkan’ın yalnızca bir ressam değil, düşünce ve estetiği birleştiren bir kültür insanı olduğunu da vurguladı. Uygur, hocası Prof. Dr. Emin Barın ile birlikte Anıtkabir’in hatlarını yazan, Atatürk’ün imzasını evrensel bir kaligrafik ikon haline getiren Etem Çalışkan’ın, Türkiye’nin yetiştirdiği en özgün sanatçılardan biri olduğunu dile getirdi. Çalışkan’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadıklarını ifade eden Dr. Uygur, “Usta sanatçı Etem Çalışkan, yalnızca ailesi için değil, sanat dünyası için de bir rehberdi” dedi. Çalışkan’ın sanat anlayışına da değinen Uygur, usta sanatçının tekrar eden bir üretim anlayışına hiç kapılmadığını, her çalışmasında kendini aşmayı hedeflediğini söyledi. Çalışkan’ın “okunan resimler” ürettiğini vurgulayan Uygur, “Etem Çalışkan, resim yapmayı yalnızca estetik bir uğraş olarak değil, insanı ve toplumu dönüştüren bir araç olarak gördü. Hayatı boyunca ülkesini düşünen bir sanatçı olan Çalışkan’ın her eserinde, bu sorumluluk bilinci hissedildi. Cumhuriyetin estetik yüzünü tuvale ve satıra taşıyan Etem Çalışkan, aradan geçen bir yıla rağmen eserleri ve düşünceleriyle yaşamaya devam ediyor” dedi.

İlk tablo, sanatla yoğrulan bir ömrün başlangıcına tanıklık ediyor Haber

İlk tablo, sanatla yoğrulan bir ömrün başlangıcına tanıklık ediyor

Kültür Sanat Çarşısı’ndaki küçük bir atölyede, duvara yaslanmış iki eser dikkat çekiyor. Aralarında neredeyse kırk yıl var. Biri, Semire Erdem’in henüz çocukken yaptığı ve sanatla kurduğu bağın ilk izini taşıyan tablo, diğeri ise yakın tarihin en büyük acılarından birine tanıklık eden deprem temalı çalışma. Bu iki eser, sanatçının yaşamının ve üretiminin sessiz hafızası olarak aynı mekânda buluşuyor. Semire Erdem, sanata adım attığında yıl 1985’ti. Henüz 13 yaşındaydı ve elindeki imkânlar sınırlıydı. Tuvalini kendi hazırladı, yağlı boya ile çalıştı, boyanın kurumasını bekleyerek günler süren bir emekle ilk eserini tamamladı. O tablo, yalnızca bir resim değil, Erdem’in sanatla kurduğu ilişkinin başlangıç noktası oldu. Dönemin usta sanatçıları tarafından dikkatle incelenen çalışma, genç yaşına rağmen sergilediği ifade gücüyle takdir topladı. Aradan geçen yıllar, Hataylı Erdem’in üretim alanlarını genişletti. Resmin yanı sıra seramik ve heykel çalışmalarına yönelen sanatçı, özellikle Süleyman Erbek’in atölyesinde kazandığı deneyimlerle heykel sanatında kendine özgü bir dil oluşturdu. Bugün eserleri farklı mekânlarda sanatseverlerle buluşurken, Erdem resimle olan bağını hiç koparmadı. Erdem’in atölyesinde en çok ilgi çeken eserlerden biri 1985 tarihli ilk tablosu. Zaman zaman sanatseverlerden bu çalışmayı satın almak isteyenler olduğunu belirten Erdem, bu eserin kendisi için maddi bir karşılığı olmadığını söylüyor. “Bu tablo bana nereden başladığımı hatırlatıyor” diyen sanatçı, ilk eserini satmayı hiçbir zaman düşünmediğini vurguluyor. Semire Erdem’in ilk tablosu, bugün bir duvarda asılı duran sıradan bir resimden çok daha fazlası. O eser, bir sanatçının çocukluk hayalinden bugüne uzanan yolculuğunu, emeğin zamana direnişini ve sanatla kurulan uzun soluklu bir bağın hikâyesini anlatmayı sürdürüyor. Sanatçının atölyesinde yer alan son dönem çalışmaları ise yaşanan büyük depremin izlerini taşıyor. Erdem, bu eserlerinde yalnızca yıkımı değil, yeniden ayağa kalkma iradesini ve Antakya’nın bir arada yaşama kültürüne duyduğu inancı anlatmayı hedeflediğini dile getiriyor. Erdem, kendisine göre sanatın yaşanan acıyı görünür kılmanın yanı sıra, umudu da canlı tutmanın bir yolu olduğunu ifade ediyor.

Türk sanat müziğinin “hocaların hocası” Süheyla Altmışdört 99 yaşında hayatını kaybetti Haber

Türk sanat müziğinin “hocaların hocası” Süheyla Altmışdört 99 yaşında hayatını kaybetti

Türk sanat müziğinde "hocaların hocası" olarak kabul edilen ve bir asrı aşan ömrünü müzik eğitimine adayan Süheyla Altmışdört, 99 yaşında vefat etti. Sanatçının vefat haberini Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü duyurdu. BÜLENT ERSOY VE AHMET ÖZHAN'I O YETİŞTİRDİ Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nün açıklamasında, "Bir asrı geçen ömrünü, yetiştirdiği binlerce öğrencisine adayan hocamıza Allah’tan rahmet, ailesine ve sanat camiamıza sabır dileriz" ifadeleri kullanıldı. Altmışdört’ün meşk geleneğiyle yetiştirdiği isimler arasında Bülent Ersoy, Ahmet Özhan ve Coşkun Sabah gibi Türk müziğinin önde gelen sanatçıları bulunuyor. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KOROSU'NU 42 YIL YÖNETTİ 1926 yılında Trabzon’da dünyaya gelen Süheyla Altmışdört, 1948’de İstanbul’a geldi. 1954’te İstanbul Belediye Konservatuvarı Türk Müziği Bölümü’nden mezun oldu. Münir Nurettin Selçuk ve Mesud Cemil gibi dönemin ustalarından eğitim alan Altmışdört, hem klasik Türk müziği hem de halk müziği alanlarında çalıştı. 1963’te İstanbul Üniversitesi Klasik Türk Müziği Korosu’nun şefliğini üstlendi ve bu görevi 42 yıl boyunca sürdürdü. SOYADI HİKAYESİ YENİÇERİ OCAĞI'NA DAYANIYOR Müzik eğitimcisi kimliğinin yanı sıra uzun yıllar İstanbul Radyosu’nda sahne alan Altmışdört, görevini 2005’te Elif Ahıs’a devretmişti. Sanatçı, 2023 yılında Hürriyet’e verdiği bir röportajda, soyadının Osmanlı dönemindeki 64. Yeniçeri Ocağı ağası olan dedelerinden geldiğini açıklamıştı. Ailesinin önce "Altmışdörtzadeler", sonra "Altmışdörtoğulları" olarak anıldığını belirten Altmışdört, son olarak "Altmışdört" soyadının kaldığını ifade etmişti.

Ünlü sanatçı Güllü’nün ölümüyle ilgili şok gelişme: Kızı ve oğlu müşteki olarak ifade verdi Haber

Ünlü sanatçı Güllü’nün ölümüyle ilgili şok gelişme: Kızı ve oğlu müşteki olarak ifade verdi

26 Eylül 2025 tarihinde Çınarcık Harmanlar Mahallesi’ndeki apartmanın 5. katında meydana gelen olayda, ünlü sanatçı Gül Tut, namı diğer Güllü, kızı ve arkadaşıyla birlikte eğlendiği sırada pencereden düşerek yaşamını yitirdi. Olayın ardından Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Kızı ve Oğlu Müşteki Olarak İfade Verdi Soruşturma kapsamında sanatçının oğlu Tuğberk Gülter müşteki, kızı Tuğyan Ülkem Gülter ise müşteki ve tanık olarak dinlendi. Olay sırasında evde bulunan Sultan Nur Ulu da tanık olarak ifadeye çağrıldı. İfadelerin alınmasına Başsavcı Duygu Bayar Öksüz de katıldı. Aileden Tepki: “Acımızı Yaşatmadınız” Oğlu Tuğberk Gülter, açıklamasında medyaya ve kamuoyuna tepkisini dile getirerek, “Bize acımızı yaşatmadınız, bize iftiralar attınız. Biz annemizin acısını yaşayamadan, herkes bunu kendi çıkarına kullandı” dedi. Kızı Tuğyan Ülkem Gülter ise, “Anneme hakaret edenlere hakkımızı helal etmiyoruz. Annemin kemiklerini sızlattılar. Acımızı görmezden geldiler” ifadelerini kullandı. Avukatlardan Açıklama: Soruşturma Titizlikle Devam Ediyor Ailenin avukatlarından Rahmi Çelik, Tuğberk Gülter’in olay anında İstanbul’da olduğunu vurguladı. Çelik, “Oğlumuzun olay sırasında İstanbul’da olduğu, tüm kayıtlarla net şekilde kanıtlanmıştır. Soruşturma süreci titizlikle devam ediyor” dedi. Avukat Mert Erdoğan ise, adli sürecin manipüle edilmeye çalışıldığını belirterek, “Süreç devam ediyor, gerekli incelemeler yapılmakta. Gerçekler adli soruşturma sonunda ortaya çıkacak” ifadelerini kullandı. Avukat Muharrem Çetin ise, aile üyelerinin müşteki olarak ifade verdiklerini ve soruşturmanın titizlikle yürütüldüğünü belirtti. Çetin, asılsız iddialarla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını da duyurdu.

Banu Kırbağ kimdir? Neden öldü? Haber

Banu Kırbağ kimdir? Neden öldü?

Türk müziğinin sevilen sanatçısı Banu Kırbağ, 1951 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Müziğe lise yıllarında okul orkestrasında solist olarak başlayan Kırbağ, ardından İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda şan ve solfej eğitimi aldı. 1970’li yıllarda Zafer Dilek ve kardeşi Hülya Kırbağ ile kurduğu müzik grubuyla sahneye çıkan sanatçı, kısa sürede solo kariyerine geçerek “Ölsem de Bir Kalsam da Bir” ve “Unutulur” gibi eserlerle geniş kitlelere ulaştı. Müzik kariyeri ve başarıları Banu Kırbağ, sadece yorumcu kimliğiyle değil, aynı zamanda Türkiye’nin ilk kadın aranjörlerinden biri olarak da müzik tarihine geçti. Timur Selçuk yönetimindeki Çağdaş Dershane’de aldığı armoni, kontrpuan ve düzenleme eğitimleriyle müzikal altyapısını güçlendirdi. Sanatçı, yurt içi ve yurt dışında konserler verdi, çeşitli kültürel etkinliklerde sahne aldı ve Türk pop müzik tarihinde ilk kadın orkestra şefi unvanını kazandı. Vefatı ve duyurusu Banu Kırbağ’ın vefatı, MESAM (Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği) Başkanı Recep Ergül tarafından duyuruldu. Ergül, “Güne üzücü bir haberle başladık. MESAM üyemiz ve uzun yıllar denetleme kurulu üyesi olarak kurumumuza hizmetlerde bulunmuş sanatçı Banu Kırbağ, hayatını kaybetti. Ailesine, sevenlerine ve camiamıza baş sağlığı diliyorum” ifadelerini kullandı. Sanatçının meslektaşı ve yakın dostu Melike Demirağ, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Gençlik yıllarımın can arkadaşı, meslektaşım, eski eltim, dostum Banu'cuğum veda etmiş bu aleme. Ruhu ışıklarda olsun. Başka boyutlarda sevdikleriyle buluşsun. Seni çok sevdik. Unutulmaz şarkınla unutulmayacaksın” sözleriyle Banu Kırbağ’a veda etti.

Şarkıcı Şimal hayatını kaybetti Haber

Şarkıcı Şimal hayatını kaybetti

Türk müziğinin sevilen seslerinden Şimal'den üzücü haber geldi. Uzun bir süredir sağlık sorunlarıyla mücadele eden ve dün durumu ağırlaşan sanatçı, bugün hayata gözlerini yumdu. UZUN SÜREN SAĞLIK MÜCADELESİNİ KAYBETTİ Ünlü şarkıcı Şimal, ilk olarak 2021 yılında meme kanserine yakalanmış ve gördüğü uzun tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşmuştu. Ancak Şimal, 2024 yılında rutin kontroller için gittiği hastanede bu kez beyninde tümör olduğunu öğrenmiş ve yeniden zorlu bir tedavi sürecine başlamıştı. Hastalığının üç kez metastaz yaptığı belirtilen ve dün durumunun kritik olduğu öğrenilen Şimal, verdiği yaşam mücadelesini kaybetti. EŞİ NECATİ ARICI VEFATINI DUYURDU Şarkıcı Şimal'in vefat haberini, eşi Necati Arıcı sosyal medya üzerinden duyurdu. Şimal'in kendi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Eşim Şimal Gülen hakkı rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi Kuşadası'na defnedilecektir. Helallik için yer bilgisi verilecektir." ŞARKICI ŞİMAL KİMDİR? 25 Nisan 1986 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelen Şimal, müzik dünyasına genç yaşlarda adım atmıştı. 400'e yakın bestesi bulunan yetenekli şarkıcı, ilk çıkışını 2012 yılında "Başlangıç" adını taşıyan albümüyle yaptı. Bu albümün prodüktörlüğünü Özken Ulusoy üstlenirken, aranjörlüğünü Taşkın Sabahtan ve Erdem Kınay gibi usta isimler yapmıştı. Albümde yer alan ve söz ile müziği kendisine (Şimal Tebessüm Eden olarak belirtilmiş) ait olan "Şimal Yıldızı" adlı şarkının klip yönetmenliğini ise Enmir Khalilzadeh üstlenmişti. Şimal, kısa sürede kendine has yorumu ve besteleriyle müzikseverlerin beğenisini kazanmıştı.

Harika Avcı Kimdir? Güzelliğiyle büyüleyen Yeşilçam yıldızının dikkat çeken hayat hikayesi Haber

Harika Avcı Kimdir? Güzelliğiyle büyüleyen Yeşilçam yıldızının dikkat çeken hayat hikayesi

Yeşilçam’ın altın dönemine damga vuran kadın oyunculardan biri olan Harika Avcı, 1980’li ve 90’lı yıllarda hem şarkıcılığı hem de oyunculuğuyla Türkiye’nin en popüler isimlerinden biri haline geldi. Güzelliği, sahne performansları ve kamera karşısındaki etkileyici duruşuyla adeta bir döneme damga vuran Avcı’nın hayatı, başarılarla dolu bir sanat kariyerinin yanı sıra zor zamanlar ve yalnızlıkla da örülü. HARİKA AVCI KİMDİR? ASIL ADI NEDİR? Asıl adı Nermin Ocak olan Harika Avcı, 2 Şubat 1960 tarihinde İzmir'de doğdu. Sanat dünyasına ilk adımını 1980’li yıllarda attı. Dönemin ünlü prodüktörlerinden aldığı destekle sahneye çıkan Avcı, kısa sürede hem sesi hem fiziğiyle dikkat çekti. Güzelliğiyle dillere destan olan sanatçı, henüz kariyerinin başlarında geçirdiği estetik operasyonlarla da sık sık gündeme geldi. Geçirdiği değişim sayesinde "Türk sinemasının seks sembolü" olarak anılmaya başladı. HARİKA AVCI'NIN OYNADIĞI YEŞİLÇAM FİLMLERİ Harika Avcı, sinema kariyerine 1980’lerin başında Yeşilçam’da rol aldığı filmlerle damga vurdu. “Aşkların En Güzeli”, “İffet”, “Kadınca” ve “Talihsiz Yavrum” gibi filmlerdeki performanslarıyla geniş bir hayran kitlesine ulaştı. Dönemin en çok aranan kadın oyuncuları arasında yer alan Avcı, aynı zamanda müzik kariyerinde de başarılı bir grafik çizdi. “Fazla Takma Kafana”, “İşte Bu Gönül”, “Sevdim Sevilmedim” gibi arabesk ve fantezi müzik türünde çıkardığı albümler milyonlara ulaştı. Ancak zamanla yaşadığı özel hayat sorunları, kariyerindeki yavaşlama ve medyadan uzaklaşmasıyla Harika Avcı, gözlerden uzak bir yaşam sürmeye başladı. Basına yansıyan sağlık sorunları, maddi sıkıntılar ve yalnızlık dolu yaşamı, son yıllarda tekrar gündeme geldi. Güzelliği, sesi ve oyunculuğuyla bir döneme damga vuran Harika Avcı, her ne kadar bugün sessizliğe bürünmüş olsa da, Türk sanat tarihinde iz bırakmış önemli isimlerden biri olarak hafızalarda yer etmeye devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.