#sergi

İLKHABER-Gazetesi - sergi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, sergi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mersin’de “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisine yoğun ilgi Haber

Mersin’de “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisine yoğun ilgi

Mersin’de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Mersin Kültür Yolu Festivali kapsamında açılan “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi, tarih ve kültür meraklılarının ilgisini çekiyor. Mersin Arkeoloji Müzesi Sergi Salonu’nda ziyaretçilerini ağırlayan sergide, Osmanlı’nın İslam dünyasındaki liderliğini yansıtan önemli eserler yer alıyor. Tarihi ve manevi değeri yüksek eserler sergileniyor Sergide Sakal-ı Şerif mahfazaları, Kabe iç örtüsü, Kabe örtüsü parçaları, Kur’an-ı Kerim, hac vekaletnamesi ve zemzem şişesi gibi toplam 40 eser sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Osmanlı’nın dini hassasiyetlerini ve kutsal emanetlere verdiği önemi ortaya koyan eserler, ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor. 29 Mayıs’a kadar açık kalacak serginin, festivalin en dikkat çeken etkinliklerinden biri olduğu belirtildi. “Çocukların tarih bilinci kazanması önemli” Sergiyi ziyaret eden Metin Gürel, tarihi ve kültürel açıdan önemli eserleri yakından görmenin kendileri için anlamlı olduğunu söyledi. Oğlunun tarih bilincini küçük yaşlarda kazanmasını istediğini belirten Gürel, müze ziyaretlerinin çocukların gelişimi açısından önemli olduğunu ifade etti. Gürel, “Çok güzel, tarihi değerleri gösteren ve İslami değerlere yönelik birçok kaliteli eser var. Oğlumun küçük yaşlarda bu tarz değerleri öğrenmesi ve müzeleri gezmesinin iyi olacağını düşündüm.” dedi. Ziyaretçilerden tam not aldı Sergiyi gezen ziyaretçilerden Hülya Çeki de organizasyondan büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, eserleri yakından inceleme fırsatı bulduğu için mutlu olduğunu söyledi.

Kaçırılan anlar sanata dönüşüyor: Yeni atölye büyük ilgi görüyor Haber

Kaçırılan anlar sanata dönüşüyor: Yeni atölye büyük ilgi görüyor

Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği bünyesinde hayata geçirilen “Altınoran Sanat Okulu”, sanat eğitimine odaklanan iki ayrı atölye programıyla çalışmalarına başladı. İlk dersi 9 Nisan’da gerçekleştirilen ve yaklaşık 10 hafta sürmesi planlanan program kapsamında, biri kuramsal diğeri üretim temelli iki atölye kurgulandı. Eğitim sürecinde katılımcılara hem sanat tarihine ilişkin geniş bir perspektif sunulması hem de çağdaş sanat pratikleri üzerinden uygulamalı deneyim kazandırılması hedeflendi. Bu yılki atölye çalışmaları hayli ilgi gördü. Derneğin onursal başkanı fotoğraf sanatçısı Dr. Haluk Uygur, atölye çalışmalarına ilişkin değerlendirmesinde, fotoğrafın doğası ve sınırlarına dikkat çekti. Uygur, doğanın başlı başına büyüleyici bir yapıya sahip olduğunu ancak fotoğraf teknolojisinin çoğu zaman sanatçıyı tek bir kadraj ve an ile sınırladığını vurguladı. Fotoğrafın yalnızca belirli bir anı temsil etmesinin, yaşamın sürekliliğini ve çok katmanlı yapısını yansıtmada yetersiz kalabildiğini belirten Uygur, sanat üretiminde mekânsal ve zamansal genişliğin önemine işaret etti. Dr. Uygur, “Deklanşöre basıldığı anın öncesi ve sonrasında yaşananlar da gerçekliğin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor” ifadesini kullandı. Bu yaklaşım doğrultusunda Altınoran bünyesinde yürütülen atölyelerde, gelişen teknolojilerin sunduğu olanaklardan yararlanılarak “bütünsel gerçeklik” fikri üzerine çalışmalar gerçekleştirildiğini dile getiren Uygur, “Büyülü Gerçeklik başlığı altında toplanan bu üretimlerde, tek bir fotoğraf karesine sığdırılamayan gerçekliğin yeniden yorumlanması amaçlandı” diye konuştu. Dr. Haluk Uygur, daha önce 10. Berna Ateşoğlu Sanat Günleri’nde bir enstalasyon eşliğinde izleyiciyle buluşan Büyülü Gerçeklik çalışmalarının, Yakın Doğu Üniversitesi Uluslararası 10. Fotoğraf Günleri kapsamında da sanatseverlerle paylaşılacağı bilgisi verdi. Uygur, 13 sanatçının katkısıyla hazırlanan serginin, “Görmenin Geleceği: İmgenin Dönüşümü” konusunun yoğun bir şekilde tartışılacağı etkinlikle ufuk açıcı bir çalışma olması temennisinde bulundu.

Nakışlarla geçmişe yolculuk: 114 eserlik etkileyici sergi Haber

Nakışlarla geçmişe yolculuk: 114 eserlik etkileyici sergi

Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi’nde, El Sanatları Uygulama ve Araştırma Merkezi, Geleneksel Türk Sanatları Topluluğu, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ile Antropoloji Bölümü’nün ortak katkılarıyla “geleneksel ürünler” temalı geniş katılımlı bir program gerçekleştirildi. Üniversite yerleşkesinde düzenlenen etkinlik, yoğun ilgisi ve katılımcı çeşitliliğiyle dikkat çekti. Program kapsamında Doç. Dr. Kadriye Şahin, “Nakışların İzinde Bir Antropoloğun Yolculuk Deneyimleri” başlıklı bir konferans sundu. Sunumda, nakış sanatının yalnızca estetik bir üretim değil, aynı zamanda toplumsal belleği taşıyan önemli bir kültürel unsur olduğu vurgulandı. Geleneksel işlemelerin günlük yaşamla kurduğu bağ ve tarihsel süreklilik içerisindeki yeri ayrıntılı biçimde ele alındı. Etkinliğin bir diğer önemli bölümü ise Doç. Dr. Kadriye Şahin’e ait kişisel koleksiyondan derlenen “Kültürün Renkleri, Nakışların Dili” adlı sergi oldu. Toplam 114 eserin yer aldığı sergi, ziyaretçilere geçmişten günümüze uzanan güçlü bir kültürel hatırlama deneyimi sundu. Serginin küratörlüğünü Prof. Dr. Ayşegül Karakelle Alper üstlenirken, programın moderatörlüğünü Doç. Dr. Gönül Reyhanoğlu yürüttü. Etkinliğe, üniversitenin farklı fakültelerinden akademisyenler, öğrenciler ve idari personelin yanı sıra çevre ilçelerden gelen çok sayıda davetli katıldı. Eski sandıklardan çıkan el emeği ürünler, katılımcılar arasında duygusal anların yaşanmasına vesile olurken, birçok kişi kendi aile geçmişine dair anılarını paylaşma imkânı buldu. Programda ayrıca el sanatlarının ve geleneksel nakışların, özellikle deprem sonrası yaşanan toplumsal iyileşme sürecine katkısı üzerinde duruldu. Kültürel mirasın korunması, yeniden canlandırılması ve gelecek nesillere aktarılması gerektiği güçlü bir şekilde vurgulandı. Bunun yanı sıra, dijital bağımlılığın arttığı günümüzde çocukların üretim temelli el sanatlarına yönlendirilmesinin önemi de dile getirildi. Sergide katılımcılar, renklerin ve desenlerin geçmişle bugün arasında kurduğu bağı yeniden hissetti. Birçok ziyaretçi, elindeki geleneksel ürünleri yeniden değerlendirme ve yaşatma fikriyle etkinlikten ayrıldı. Doç. Dr. Kadriye Şahin programa ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Bu topraklarda her motif, her nakış aslında bir hafıza katmanıdır. Onları yalnızca sergide görmek değil, yaşatmak ve yeni kuşaklara aktarmak bizim en önemli sorumluluğumuzdur. Özellikle zorlu dönemlerden sonra bu kültürel üretimler, toplumun yeniden toparlanmasına ve duygusal bağların güçlenmesine katkı sağlar. Ben her bir çalışmanın, geçmişle kurulan sessiz ama son derece güçlü bir diyalog olduğuna inanıyorum.”

Mersin Erdemli'de Olba Kültür Yolları Fotoğraf Sergisi ziyarete açıldı Haber

Mersin Erdemli'de Olba Kültür Yolları Fotoğraf Sergisi ziyarete açıldı

Erdemli Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) öncülüğünde bir alışveriş merkezinde organize edilen "Olba Kültür Yolları Fotoğraf Sergisi" resmi bir törenle açıldı. Toplamda 30 farklı eserin görücüye çıktığı etkinliğin açılış kurdelesini Erdemli Kaymakamı Aydın Tetikoğlu kesti. TÜRKİYE'NİN KÜLTÜREL ZENGİNLİĞİ BU SERGİDE BULUŞTU Tören sırasında görüşlerini paylaşan Erdemli Kaymakamı Aydın Tetikoğlu, bu özel sergi aracılığıyla Türkiye'nin zengin kültürel mirasının yansıtıldığını belirtti. Yerel değerlerin korunması ve tanıtılması noktasında bu tür sanatsal faaliyetlerin kritik önem taşıdığına değinildi. Serginin hazırlanmasına katkı sağlayan Erdemli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Karagöz ise toplumsal bilincin artırılması hedefine vurgu yaptı. Karagöz, konuşmasında kültürel mirasa sahip çıkmanın önemli olduğunu kaydetti. PROF. DR. NİDA NAYCI PROJE DETAYLARINI AKTARDI Mersin Üniversitesi (MEÜ) Mimarlık Fakültesi Dekanı ve Olba Kültür Yolları Proje Koordinatörü Prof. Dr. Nida Naycı, açılışa katılan davetlilere serginin içeriği hakkında teknik ve tarihi bilgiler sundu. Naycı, fotoğrafların arka planındaki tarihi süreçlere dair sunum gerçekleştirdi. SANATSEVERLER İÇİN SON GÜN 30 NİSAN Bölge tarihine ışık tutan fotoğraf seçkisi, Erdemli'deki bir alışveriş merkezinde ziyaretçilerini bekliyor. Sanatseverler ve tarih meraklıları, 30 Nisan tarihine kadar sergiyi gezme imkanı bulabilecek.

9 yaşında başladığı sanat yolculuğunu 2. sergisiyle taçlandırdı Haber

9 yaşında başladığı sanat yolculuğunu 2. sergisiyle taçlandırdı

Seyhan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Hayriye Kemal Kusun İlkokulu 4/A Sınıfı Öğrencisi Berra Karen Aktepe’ye ait 37 eserin yer aldığı sergi öğretmenler, öğrenciler tarafından ilgiyle gezildi. Okul Müdürü Hüseyin Bolkan, Müdür Yardımcısı Veli Bulut, Sınıf Öğretmeni Erdinç Buğatekin ve resim kursu öğretmeni Naime Fidan’ın katıldığı açılışta, Berra Karen Aktepe tarafından öğrencilere çeşitli şekerler ikram edildi. 13 Kasım 2015 tarihinde İskenderun’da doğduğunu, annesinin Adanalı, babasının Hataylı olduğunu söyleyen Berra Karen Aktepe, “Resim yeteneğim henüz anaokulu döneminde keşfedildi. Anasınıfı Öğretmenim Yıldız Kolukırık tarafından ilk resim eğitimini aldım. İlkokul eğitimine Adana'nın Seyhan ilçesindeki Hayriye Kemal Kusun İlkokulu'nda devam ettim. Bu okula devam ederken Ressam/Öğretmen Naime Fidan’dan kurs almaya başladım. 22 Mart 2024'te, henüz 8 yaşındayken ilk kişisel resim sergimi okulumda açtım. Bu sergide guaj boya, sulu boya ve kara kalemden oluşan yaklaşık 30 adet eseri öğrenci arkadaşlarıma, öğretmen ve velilerin beğenisine sundum. Açtığımız bu 2. Sergide ise 37 eserim vardır” dedi. Sanat yolculuğunun, sadece bir çocukluk hobisinin ötesinde, bir merakla şekillendiğini ifade eden Aktepe, “Yeteneğim, henüz 4-5 yaşlarındayken anaokulunda keşfedildi. Diğer çocukların standart boyamalar yaptığı yaşlarda, çizdiğim figürleri kağıda aktarış biçimim ve renkleri karıştırma cesaretim öğretmenlerimin dikkatini çekti. Ailem de bu merakımı fark edince beni kısıtlamak yerine, evde bana geniş bir çalışma alanı ve bolca malzeme sağlayarak bu tutkumu destekledi. Canlı renkleri kullanmayı çok seviyorum. Eserlerimde genellikle doğa temaları, çiçekler ve hayal gücüne dayalı kompozisyonlar hakimdir. Kara kalem çalışmalarına ilgi duyuyorum.Işık, gölge ve form üzerine kafa yoruyorum. Resimlerim bir zorunluluktan ziyade, duygularımı ön plana çıkaran dışavurumcu bir tarz olarak görülüyor.Çalışmalarımda genellikle canlı renkler kullanmakta ve doğa, hayvanlar, hayal gücü temalı kompozisyonlar üzerine yoğunlaşmaktayım” dedi. “Hayriye Kemal Kusun İlkokulu'nda açılan, sadece resimlerimi sergilemek değil, akranlarıma ‘küçük yaşta da büyük işler başarılabileceği’ mesajını vermek adına bir farkındalık projesi gibi düşünüyorum” diyen Aktepe, şunları kaydetti: “Resim yapmayı bir "oyun" olarak değil, kendimi ifade etme biçimi olarak görüyorum.Resim yapmaya olan tutkum çok erken yaşlarda keşfedildi. En büyük özelliğim, sadece hobi olarak resim yapmak değil, bir koleksiyon oluşturacak kadar üretken olmamdır. Sınıf Öğretmenim Erdinç Buğatekin ve Okul Müdürüm Hüseyin Bolkan ve ailem ve çevrem tarafından destekleniyorum. Anasınıfı öğretmenim Yıldız Kolukırık ve resim kursu öğretmenim Naime Fidan’a çok teşekkür ediyorum. Onlardan aldığım eğitimlerimle disiplinli bir şekilde eser üretmeye devam edeceğim. Sanat seviyorum, yeteneğimi ve eserlerimi yansıtmayı sürdüreceğim.” “HAFTALARDIR BU AN İÇİN BÜYÜK BİR HEYECANLA ÇALIŞTI” 4/A Sınıfı Öğretmeni Erdinç Buğatekin ise, “Minik ellerin büyük hayallerine tanıklık ettiğimiz , dünyayı kendi gördükleri ile çizdiği resimlerdi, asılı olan panolarda. Resim yapmak, sadece kağıdın üzerine renkleri bırakmak değildir; aslında bir çocuğun iç dünyasındaki derin düşünceleri, neşeyi, merakı ve hayal gücünü bir kalem, bir fırça darbesiyle dışarıya çıkarmasıdır” dedi. Buğatekin, öğrencisi Berra Karen Aktepe’nin haftalardır bu an için büyük bir heyecanla çalıştığını vurgulayarak,”Bu sergideki her bir çizgi, aslında onun öğrenme yolculuğunun bir izi. Bugün burada sadece resimler değil; Berra Karen Aktepe'nin disiplini, sabrı ve dünyayı algılayışındaki o eşsiz güzellik sergileniyor. Bu güzel eseri ortaya çıkarmasında ona rehberlik ve destek olan ailesine teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.

İpliğe işlenen duygular: Boncuk oyaların gizli dünyası Haber

İpliğe işlenen duygular: Boncuk oyaların gizli dünyası

Koleksiyoner Prof. Dr. Gülşah Seydaoğlu tarafından Yeni Adana Müze Kompleksi’nde açılan “İlmeğin Belleği” adlı sergi, Adana’ya özgü boncuk oyaları ve yazmalardan oluşan seçkisiyle yoğun ilgi gördü. Sergiyi, çok sayıda sanatsever ziyaret etti. Sergi hakkında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Seydaoğlu, sanatın Ortaçağ’dan itibaren yalnızca estetik bir üretim alanı olmaktan çıkıp aynı zamanda bir güç ve iktidar dili haline geldiğini vurguladı. Kilise fresklerinden saray tablolarına, akademik kanonlardan müze seçkilerine kadar uzanan bu süreçte sanatın belirli ölçütlerle sınıflandırıldığını ifade eden Seydaoğlu, tarih boyunca bu düzenin çoğunlukla eril ve patriarkal bir bakış açısıyla şekillendiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Seydaoğlu, bu çerçevede büyük ölçekli ve imzalı eserlerin “yüksek sanat” olarak konumlandırılırken, gündelik yaşamın içinde üretilen ev içi ve anonim çalışmaların “zanaat” ya da “süsleme” kategorisine indirgendiğini belirtti. Oyanın ise bu hiyerarşik düzenin dışında kalan, kadınlara ait özgün bir ifade biçimi olduğunu dile getiren Seydaoğlu, ince işçilikle, iplik ve boncukla oluşturulan bu üretimlerin yalnızca dekoratif olmadığını, aynı zamanda bir anlatım aracı taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Seydaoğlu, duyguların, söylenemeyen sözlerin ve gündelik hayatın görünmeyen yönlerinin oya motiflerine metaforlar aracılığıyla işlendiğini ifade etti. Kadınların yüzyıllardır iç dünyalarını semboller ve kültürel referanslarla oyalara yansıttığını belirten Seydaoğlu, “Bu üretimler sessiz ama derin bir iletişim dili oluşturuyor. Her oya, bir nesneden öte bir hikâye taşıyıcısıdır. Yas, aşk, kırgınlık, bekleyiş ve sessiz duygular bu motiflerin içine işlenir. Kadınlar yazmalarının kenarına ekledikleri her motifle bir anlam bırakır, bir mesaj iletir ve bir hafıza oluşturur” dedi. Seydaoğlu, serginin yeni bir anlam üretmekten ziyade var olan anlamı görünür kılmayı ve farklı bir bakışla yeniden yorumlamayı amaçladığını belirtti. Oyanın yalnızca bir süs değil, aynı zamanda bir ifade biçimi ve yaşayan bir kültürel bellek olduğunu vurgulayan Seydaoğlu, sanatın yalnızca müze ve galerilerle sınırlı olmadığını; kimi zaman hiç fark edilmeyen bir yazmanın kenarında da hayat bulabileceğini dile getirerek izleyicileri bu detaylara dikkatle bakmaya davet etti.

Tarımın görsel yolculuğu: Üretim, doğa ve insan aynı karelerde Haber

Tarımın görsel yolculuğu: Üretim, doğa ve insan aynı karelerde

Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından, DenizBank’ın katkılarıyla bu yıl 15’incisi düzenlenen “Uluslararası Tarım, Orman ve İnsan Fotoğraf Yarışması” kapsamında ödül kazanan ve sergilenmeye değer bulunan eserler, Osmaniye’de sanatseverlerle buluşturuldu. “Bereketin Yüzyılı” temasıyla gerçekleştirilen yarışmaya, 2 bin 11 katılımcı toplam 6 bin 71 eserle başvuru yaptı. Yarışma kapsamında seçilen fotoğraflardan oluşan sergi, Osmaniye 328 Alışveriş Merkezi’nde açıldı. Açılışa Osmaniye Vali Yardımcısı Aziz Onur Aydın, Osmaniye İl Tarım ve Orman Müdürü Erdem Kolabaş, İl Müdür Yardımcısı Süleyman Yıldırım, DenizBank Bölge Satış Müdürü Hasan Günenç, DenizBank Osmaniye Şube Müdürü Seda Öksüz ve DenizBank temsilcisi Abdulkadir Arslangil katıldı. Protokol üyeleri, açılışın ardından sergiyi gezerek eserleri yakından inceledi. Fotoğraflarda, tarımsal üretim süreçleri, doğa, emek ve kırsal yaşamın farklı yönleri estetik bir bakış açısıyla yansıtıldı. Ziyaretçiler, sergide yer alan kareler aracılığıyla tarımın insan yaşamındaki önemine dair görsel bir yolculuk yapma imkânı buldu. Osmaniye İl Tarım ve Orman Müdürü Erdem Kolabaş ise sergiye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Tarımın, ormanın ve insan emeğinin bir arada anlatıldığı bu değerli fotoğraflar, hem üretimin önemini hem de kırsal hayatın zenginliğini gözler önüne seriyor. Bu tür etkinlikler, toplumda tarım bilincinin güçlenmesine katkı sağlarken, sanat aracılığıyla farkındalık oluşturulmasına da önemli bir zemin hazırlıyor.”

"Osmanlı Posta Tarihi" sergisi açıldı Haber

"Osmanlı Posta Tarihi" sergisi açıldı

Osmanlı posta tarihine ilişkin farkındalık oluşturmak amacıyla hazırlanan sergi, koleksiyonerler ile akademisyenleri bir araya getirdi. Açılışta konuşan Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş. (PTT) İstanbul Bölge Müdür Yardımcısı Dr. Ceyhun Konak, çoğu zaman posta tarihi denildiğinde akla pullar, damgalar veya mektupların geldiğini belirterek, "Oysa ki Osmanlı posta tarihi, salt bir hizmet işleyişi değildir. İmparatorluğumuzun en uzak köşelerine kadar uzanan eşsiz bir sosyal tarih tanıklığıdır. Bugün sergilenen o zarfların ve damgaların üzerinde sadece mürekkep değil, bir milletin hüznü, sevinci ve devletin sarsılmaz teşkilat gücü vardır." dedi. Osmanlı posta ağının haritasına bakıldığında, sınırların Anadolu'yu aşarak bütün Orta Doğu'yu kuşattığına işaret eden Konak, şunları kaydetti: "Bugün insanlığın gözleri önünde bir dramın yaşandığı Filistin meselesine tarihi bir perspektiften baktığımızda, posta tarihimizin ne kadar stratejik bir öneme sahip olduğunu anlıyoruz. Yüzyıl önce Gazze'de veya Kudüs'te vurulan bir Osmanlı posta damgası, sıradan bir kayıt değildir. O damgalar, o toprakların asıl kimliğini dünyaya haykıran reddedilemez siyasi birer vesika, adeta birer tapu senedidir. Bu tarihi mirası, ecdadımızın yazdığı destansı kahramanlıklardan bağımsız düşünemeyiz." Konak, sergiye dair ise "Bu sergide göreceğiniz ecdadımızın vatanı uğruna canını feda eden aziz şehitlerimizin geride bıraktığı yetimlerine sahip çıkmak amacıyla çıkarmış olduğu 'Evlad-ı Şüheda Vergisi' pulları, bize o zor günlerdeki toplumsal dayanışmamızı ve bağımsızlık aşkımızı hatırlatmaktadır. O sararmış kağıtların ardında, şehit emanetlerinin hakkını arayan bir devletin asaleti ve ne pahasına olursa olsun o mektubu yerine ulaştıran fedakar posta memurlarımızın ruhunu göreceksiniz." diye konuştu. 5 VE 6 KASIM'DA PUL TARİHİ SEMPOZYUMU DÜZENLENECEK Osmanlı Posta Tarihi Araştırma Derneği Başkanı Turhan Turgut ise ziyaretçilere posta tarihini tanıtmayı amaçladıkları sergide, 7-8 koleksiyonerin kendi seçkilerinden oluşturduğu parçaların yer aldığı bilgisini verdi. Turgut, Osmanlı posta tarihinin yalnızca teknik bir alan olmadığını vurgulayarak, bu alanın aynı zamanda güçlü bir sosyal tarih boyutu taşıdığını söyledi ve "Osmanlı posta tarihi, hem akademisyenler hem de koleksiyonerler açısından üzerinde daha fazla çalışılması gereken önemli bir alan." ifadesini kullandı. Derneğin yaklaşık bir yıl önce kurulduğunu aktaran Turgut, temel amaçlarının koleksiyon dünyası ile akademik çevreleri bir araya getirerek, ortaya çıkacak sinerjiyle Osmanlı posta tarihi üzerine daha derinlikli çalışmalar yapılmasına katkı sağlamak olduğunu dile getirdi. Turgut, aynı zamanda dernek olarak çeşitli etkinlikler ve yayın faaliyetleri yürüttüklerini belirterek, bu yıl 5-6 Kasım'da Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ev sahipliğinde Türkiye'de ilk kez uluslararası bir posta tarihi sempozyumu düzenleyeceklerini açıkladı. Sergi açılışında Osmanlı Posta Tarihi Araştırma Derneği Genel Sekreteri Oral Avcı da derneğin faaliyetlerine ilişkin bir sunum gerçekleştirdi. Türkiye Filateli Dernekleri Federasyonu'nun da katkı sunduğu sergi, 16 Nisan'a kadar görülebilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.