#Şiddet

İLKHABER-Gazetesi - Şiddet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şiddet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Adana Barosu şiddete karşı kent genelinde farkındalık çalışması başlattı Haber

Adana Barosu şiddete karşı kent genelinde farkındalık çalışması başlattı

Adana Barosu, özellikle son dönemde avukatlara yönelik artan şiddet olaylarına dikkat çekmek amacıyla kent genelindeki reklam panolarında dikkat çeken bir farkındalık çalışması yaptı. “Avukat güvende değilse, vatandaş tehlikededir” ve “Avukata şiddete son” gibi çeşitli mesajların yer aldığı afişler; Dr. Sadık Ahmet Bulvarı, Turgut Özal Bulvarı, Türkmenbaşı Bulvarı, Çukurova Belediyesi Karşısı, Fuzuli Caddesi, Özdemir Sabancı Bulvarı, Kıyıboyu Caddesi, Öğretmenler Bulvarı ile Kozan ve Ceyhan ilçelerinde yoğun bölgelere asıldı. Baro tarafından hazırlanan afişlerde, avukata yönelik şiddetin son bulması ve savunma makamının korunması gerektiğine dikkat çekildi. Yapılan çalışma ile artan şiddete karşı toplumsal farkındalık oluşturmak amaçlandı. Adana Barosu Başkanı Av. Volkan Böke, avukatlara yönelik şiddetin yalnızca meslek grubunu değil, doğrudan vatandaşın adalete erişim hakkını hedef aldığını belirtti. "AVUKATIN SUSTURULDUĞU YERDE ADALET ZARAR GÖRÜR” Avukatların görevlerini yerine getirirken baskı, tehdit ve saldırılarla karşı karşıya kalmasının kabul edilemez olduğunun belirten Adana Barosu Başkanı Av. Volkan Böke, “Bugün Türkiye’nin dört bir yanında meslektaşlarımız yalnızca görevlerini yaptıkları için tehdit ediliyor, saldırıya uğruyor ve can güvenliğinden endişe duyuyor. Oysa avukat, yurttaşın adalete erişmesindeki en önemli güvencedir. Avukatın susturulduğu, korkutulduğu ya da şiddete maruz bırakıldığı bir yerde vatandaşın hak arama özgürlüğü de zarar görür. Bu nedenle avukata yönelik her saldırıyı, hukuk devletine ve adil yargılanma hakkına yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz. Sadece işini yaptığı için bir meslektaşımızı daha kaybetmek istemiyoruz” ifadelerini kullandı. “ŞİDDETİN NORMALLEŞMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ” Yargının üç sacayağından birinin savunma olduğunu belirten Av. Böke, “Bir ülkede avukat güvende değilse vatandaş da güvende değildir. Çünkü savunmanın olmadığı yerde adalet eksik kalır. Bizim kavgamız adaletin güçlü, bağımsız ve herkes için erişilebilir olması içindir. Bu pano çalışmasıyla hem kamuoyunda farkındalık oluşturmak hem de şiddetin normalleşmesine karşı güçlü bir mesaj vermek istedik. Adana’nın merkezinden ilçelerine kadar birçok noktaya pankartlar yerleştirdik. Çalışmanın bu konuya toplumsal duyarlılık oluşturacağına inanıyor ve yaptıklarımızın devamının geleceğini vurguluyoruz” şeklinde konuştu. Kent genelinde vatandaşların yoğun olarak bulunduğu alanlarda sergilenen reklam panoları dikkat çekti.

Türkiye Barolar Birliği ve Baro Başkanları TBMM'YE yürüdü Haber

Türkiye Barolar Birliği ve Baro Başkanları TBMM'YE yürüdü

Adana Barosu Başkanı Av. Volkan Böke, TBB Delegesi Av. Oktay Yaşar ve 81 ilin baro başkanları, son dönemde avukatlara yönelik şiddet vakalarındaki artış nedeniyle Türkiye Barolar Birliği tarafından düzenlenen 61. Olağanüstü Baro Başkanları Toplantısı’nda bir araya geldi. Türkiye Barolar Birliği Av. Özdemir Özok Kongre Merkezi’nde düzenlenen toplantıda, gündem maddeleri kapsamında avukatlara yönelik artan şiddet olayları kapsamlı şekilde ele alındı. Vakalar çok boyutlu olarak değerlendirilirken, avukata yönelik şiddeti sona erdirmeye yönelik önleyici stratejileri içeren sürdürülebilir bir eylem planı oluşturuldu. Toplantıda yürüyüş kararı alan baro başkanları ve TBB yönetimi, ellerinde hayatını kaybeden avukatların fotoğraflarının yer aldığı dövizlerle Ankara Güvenpark’tan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşün ardından Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, TBMM önünde yaptığı basın açıklamasında, 61. Olağanüstü Baro Başkanları Toplantısı’nda avukata yönelik şiddetle mücadele kapsamında belirlenen çözüm önerilerini şu şekilde sıraladı: Avukata yönelik şiddetin nedenlerinin ve çözüm yollarının tespiti amacıyla TBMM bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulması ve Meclis araştırması açılması, Avukatlık mesleğinin korunmasına yönelik Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne taraf olunması, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde düzenlenen tehdit suçunun, yargı görevi yapanlara karşı işlenmesi halinde nitelikli hal olarak düzenlenmesi, Yargı mensuplarına karşı işlenen suçların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100/3. maddesi kapsamında tutuklama nedenleri arasında sayılması, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 57. maddesine eklenecek bir fıkra ile, avukata yönelik şiddet tehlikesi ve tehdit durumlarında 6284 sayılı Kanun’da öngörülen tedbirlere benzer koruma mekanizmalarının uygulanmasının güvence altına alınması; ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 51. maddesinde düzenlenen erteleme hükümlerinin bu kapsamdaki suçlar bakımından uygulanmayacağının açıkça hüküm altına alınması, Haciz ve keşif işlemlerinde kolluk kuvvetlerinin hazır bulunmasının zorunlu hale getirilmesi; kolluğun yalnızca icra memurunu korumakla yükümlü olduğu yönünde yanlış algıya neden olan mevzuat ifadelerinin düzeltilmesi, Avukata yönelik şiddetin, özünde adalete yönelmiş bir saldırı olduğu bilincini yerleştirmek amacıyla kamu spotları hazırlanması ve toplum genelinde kapsamlı farkındalık çalışmaları yürütülmesi. Açıklamada ayrıca, “Avukata yönelik şiddet yalnızca meslektaşlarımıza değil, savunma hakkına ve adalete yöneliktir. Şiddetin normalleşmesine asla izin vermeyeceğiz. Mücadelemiz kararlılıkla sürecek.” ifadelerine yer verildi. Adana Barosu Başkanı Av. Volkan Böke de avukatlara yönelik artan şiddet olaylarının kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, gerekli adımların bir an önce atılması gerektiğinin altını çizdi.

Cuma hutbesi: "Günümüzde çocuklarımız, çok yönlü bir kuşatma altındadır" Haber

Cuma hutbesi: "Günümüzde çocuklarımız, çok yönlü bir kuşatma altındadır"

Kayseri'de irat edilen cuma hutbesinde, günümüzde çocukların çok boyutlu bir kuşatma altında olduğu vurgulanarak, "Dijital bağımlılıklar, zararlı alışkanlıklar, bilinçsiz tüketim anlayışı, olumsuz iletişim dili evlatlarımızın ruh ve gönül dünyalarını bulandırmaktadır" ifadelerine yer verildi. "Birbirimize kenetlenelim, sorumluluklarımızı idrak edelim" başlığıyla sunulan hutbede, hafta boyunca ülkede yürekleri dağlayan, herkesi derinden üzen ve elem verici olayların yaşandığı hatırlatılarak, "Muhterem Müslümanlar. Hafta içinde yüreklerimizi dağlayan, hepimizi derin bir üzüntüye sevk eden, elem verici hadiseler yaşadık. Öğretmen ve öğrencilerimizi hedef alan saldırılar sebebiyle canlarımız hayattan koparıldı, birçok canımız da yaralandı. Yüce Rabbimizden; hayatlarını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Cenâb-ı Hak, anne-babalarına ve yakınlarına sabr-ı cemil ihsan eylesin. Milletimizin başı sağ olsun. Aziz Müminler; Bugünler, Peygamber Efendimizin "Müminin mümine karşı durumu, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir" buyurduğu üzere, milletçe kenetlenme, acıları ve hüzünleri paylaşma, barış ve huzur iklimini muhafaza etme günleridir. Yüce Rabbimizin merhametine, devletimizin basiretine, milletimizin sağduyusuna güvenme günleridir. Kıymetli Müslümanlar; Acımız çok büyük. Ancak, dün olduğu gibi bugün de millet olarak el ele, gönül gönüle verip bütün sıkıntılarımızın üstesinden gelebilir, dertlerimize derman olabiliriz. Yeter ki, kötülüğün içimizi karartmasına, birbirimize olan güvenimizi sarsmasına fırsat vermeyelim. Evlatlarımızın; vatan ve mukaddesatına bağlı, imanlı ve ahlaklı bir insan olarak yetişmeleri için daha fazla gayret gösterelim" denildi. "Günümüzde çocuklarımız, çok yönlü bir kuşatma altındadır" şeklinde devam eden hutbede, "Dijital bağımlılıklar, zararlı alışkanlıklar, bilinçsiz tüketim anlayışı, olumsuz iletişim dili evlatlarımızın ruh ve gönül dünyalarını bulandırmaktadır. Hayatın pek çok alanına etki eden bu problemler, yavrularımızı değerlerimize yabancılaştırmakta, onların tertemiz zihinlerini kirletmekte ve kalplerini karartmaktadır. Dolayısıyla; anne ve babalar,kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, hukukçular, medya mensupları, sanatçılar, yapımcılar, akademisyenler, hocalar, öğretmenler, hâsılı millet olarak hepimiz, her zamankinden daha fazla sorumluluklarımızın idrakinde olalım. Yüce Rabbimizin tertemiz fıtratla yarattığı ve bizlere emanet ettiği çocuklarımızın ellerinden tutalım, sığınabilecekleri ilk limanın aileleri olduğunu onlara hissettirelim. Çocuklarımızın kimlerle arkadaşlık ettiklerine, dijital mecralarda nasıl vakit geçirdiklerine dikkat edelim. Yavrularımızı; batıl akımların, şiddet içerikli oyunların insafına bırakmayalım. Aziz Müslümanlar; yüce Rabbimizden; başta çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere her birimiz için dünya ve ahiret huzuru niyaz ediyoruz. Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu uyarısıyla bitiriyoruz: "Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun."

Uzm. Dr. Polatöz: Sağlık çalışanları görev yaparken can güvenliği endişesi taşımamalı Haber

Uzm. Dr. Polatöz: Sağlık çalışanları görev yaparken can güvenliği endişesi taşımamalı

Adana’da Yüreğir Devlet Hastanesi’nde iddiaya göre dün gece meydana gelen bir trafik kazasının ardından hastaneye kaldırılan genç, yaşamını yitirdi. Olayın ardından, yaklaşık 70 kişilik hasta yakını grubu acil servisi basarak görevli doktorlara saldırdı ve tehditlerde bulundu. Yaşanan gerginlik sırasında, can güvenliklerinden endişe eden 7 pratisyen hekim kendilerini bir odaya kilitledi. Doktorların yaklaşık 3 saat boyunca odada mahsur kaldığı öğrenildi. Olay yerine müdahale eden güvenlik görevlileri ve yetkililer sayesinde gerginlik kontrol altına alındı. Olayın ardından Adana Yüreğir Devlet Hastanesi’nde, Adana Tabip Odası, Genel Sağlık İş Adana Şubesi ve SES Adana Şubesi’ne bağlı sağlık çalışanları basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı Adana Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Özden Polatöz okudu. “SAĞLIK ÇALIŞANLARI, HASTALARINI YAŞATMAK İÇİN GÖREV YAPARKEN CAN GÜVENLİĞİ ENDİŞESİ TAŞIMAMALIDIR” Adana Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Özden Polatöz sağlık çalışanlarının can güvenliğine dikkat çekerek, “Adana Yüreğir Devlet Hastanesi’nde 7 meslektaşımız yaklaşık 3 saat boyunca ölüm tehditleri altında kaldı. Yaklaşık 70 kişilik bir grup, hekimlerimizi hedef alarak canlarını tehdit etti. Bu, sağlıkta şiddetin artık bir güvenlik sorunu değil, yaşam hakkı ihlali olduğunu gösteriyor. Sağlık çalışanları, hastalarını yaşatmak için görev yaparken can güvenliği endişesi taşımamalıdır. Yetkilileri derhal güvenlik önlemlerini almak ve şiddeti caydırıcı yasalarla önlemekle göreve çağırıyoruz” şeklinde konuştu. “SAĞLIKTA ŞİDDET KABUL EDİLEMEZ” Genel Sağlık İş Adana Şube Başkanı Hatice Erdoğan sağlıkta şiddetin kabul edilemez olduğunu belirterek, “Öncelikle trafik kazasında hayatını kaybeden gencimize Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz. Bir insanın hayatını kaybetmesinin yarattığı acının ne kadar büyük olduğunu biliyoruz. Ancak hiçbir acı, görevini yapmakta olan sağlık çalışanlarına yönelen öfkeyi, tehdidi ve şiddeti meşru kılamaz. Acil servisler insanların en zor, en çaresiz ve en hassas anlarında başvurduğu yerlerdir. Bu zorlu koşullarda, büyük bir özveri ve fedakârlıkla görev yapan sağlık çalışanlarının hedef haline getirilmesi kabul edilemez. Adana Yüreğir Devlet Hastanesi'nde görev yapan 7 hekimin güvenlik endişesiyle bir odaya sığınmak zorunda kalması ve yaklaşık 3 saat boyunca içeride kalmaları, sağlık kurumlarında güvenlik sorununun ne kadar ciddi bir boyuta ulaştığını açıkça göstermektedir. Sağlık kurumları şiddetin yaşandığı değil, insanların şifa bulduğu, güven duyduğu ve umutla başvurduğu yerler olmak zorundadır” ifadelerini kullandı.

Bebeğe şiddet iddiası davasında hemşireden dikkat çeken savunma: “Ben de bir anneyim” Haber

Bebeğe şiddet iddiası davasında hemşireden dikkat çeken savunma: “Ben de bir anneyim”

Kahramanmaraş’ta 5 günlük bebeğe şiddet uyguladığı iddiasıyla yargılanan hemşire mahkemede, "Bende bir anneyim ilkokula giden çocuğum var ve bana ihtiyacı var. Uyguladığım hareketten dolayı çok pişmanım" dedi. Olay, iddiaya göre 26 Mayıs 2021 tarihinde Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Bakım Ünitesi’nde meydana geldi. Tedavi altındaki bir bebeğe yönelik şiddet uygulandığı iddiaları üzerine başlatılan adli süreçte, hemşire H.D.B. hakkında görüntülerin ortaya çıkmasının ardından tutuklama kararı verilmişti. Kahramanmaraş 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bugün ilk duruşma yapıldı. Duruşmaya sanık ve taraf avukatları katıldı. Mahkeme başkanı mahkemeye SEGBİS üzerinden bağlanan sanık hemşire H.D.B'ye söz verdi. H.D.B, "Yaptığım davranış bir anlık refleks ile oldu. Hiçbir şekilde zarar vermek amaçlı yapmadım. Mesleğimi en iyi şekilde yapıyordum. Ben bir anneyim ilkokula giden çocuğum var ve bana ihtiyacı var. Çok pişmanım uyguladığım hareketten dolayı" dedi. Sanık müdafi avukatı Mustafa Çakrak, annenin hamile iken bebeğe down sendromu teşhisi konulduğunu belirterek, "Anne defalarca yoğun bakıma alınmış. Olayla ilgili illiyet bağı kurulmamış müvekkilimin tahliyesine karar verilmesini istiyorum" ifadesini kullandı. Davacı vekili Av. Sait Bolat, "Müvekkilimizin böyle bir hastalığı yoktur. Bahsedilen raporu kabul etmemiz mümkün değildir. Tutukluluk halinin devamını talep ediyoruz" dedi.Öte yandan, her iki taraf da gelen Adli Tıp Kurumu’nun raporunu kabul etmedi.Beyanların ardından mahkeme başkanı sanığın tutukluluk halinin devamına, eksik hususların tamamlanması karar verirken, duruşma 1 Nisan tarihine ertelendi.

Adana’da 4 çocuk annesinin feryadı: Ölmek istemiyorum Haber

Adana’da 4 çocuk annesinin feryadı: Ölmek istemiyorum

Adana'da yaşayan Cevriye O. (32), 13 yıl önce O.O. (34) ile evlendi. Çiftin bu evlilikten 4 çocukları dünyaya geldi. Ancak çift arasında şiddetli geçimsizlik yaşanması üzerine 2022 yılında taraflar ayrı evlerde yaşamaya başladı. Genç kadın, kocasından boşanmak için dava açtı ancak bir türlü boşanamadılar. Geçtiğimiz 27 Ocak Salı günü ise O.O., boşanma aşamasındaki eşi evde olmadığı sırada eve gelip klimayı, televizyonu, yatak odası ve mutfak dolabını parçaladı. O sırada çiftin büyük çocukları ise o anları cep telefonuyla kaydetti. Eve geldiğinde eşyaların durumunu gören 4 çocuk annesi, durumu polise bildirerek şikayetçi oldu. "HORTUMLA, TENCEREYLE, TAVAYLA, SOPAYLA HER TARAFIMI MORARTIYORDU" Yaşadıklarını gazetecilere anlatan Cevriye O, "Ben 13 yıllık evliyim ve 13 yıldır eşimle anlaşamıyoruz. 4 yıldır eşimden ayrı yaşıyordum ama son olarak eşim eve gelip eşyaları parçaladı. 'Ben sizi öldüreceğim, yaşatmayacağım' diyerek tehditler savurdu. Eşim beni sürekli dövüyordu ve çocuklarım bu ana şahit oluyordu. Elindeki hortumla, tencereyle, tavayla, sopayla her tarafımı morartıyordu. Çocuk niye hastalandı, yemek niye geç kaldı gibi sebeplerle beni dövüyordu. Eşim oyun bağımlısı. Oyun oynarken ben veya çocuklarım ses çıkarttığında 'Oyundaki arkadaşlarım rahatsız oluyor' diyerek bizi döverdi" dedi. "NEDEN SÜREKLİ KADINLAR ÖLÜYOR" 'Ölmekten korkuyorum' diyerek yardım isteyen genç kadın, daha sonra şunları söyledi: "Çoğu kadın böyle öldü. Biz de ölmek istemiyoruz, ben ölmek istemiyorum. Ben öldükten sonra çocuklarım ne yapacak. Şu anda eşim annesinde kalıyor. Bir an önce tutuklanmasını istiyorum. Diyecek bir şey bulamıyorum, neden biz ölelim ki. Neden sürekli kadınlar ölüyor, neden bunlar sürekli kadınların başına geliyor, anne olduğumuz için mi? Doğurgan olduğumuz için mi bunlar başımıza geliyor. Erkek olsaydık bunu yapmazdı, gücü bana yetmezdi, gücü yettiğine yapıyor" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.