#şiir

İLKHABER-Gazetesi - şiir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, şiir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sanat Adana’da hayat buluyor: Berna Ateşoğlu 7. Sanat Günleri başladı Haber

Sanat Adana’da hayat buluyor: Berna Ateşoğlu 7. Sanat Günleri başladı

Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu tarafından bu yıl yedinci kez düzenlenen “Berna Ateşoğlu Sanat Günleri” maratonu başladı. 10 Mart’a kadar devam edecek etkinlikler kapsamında kent, kültür ve sanatın çok yönlü atmosferine ev sahipliği yapacak. 10 AYRI ETKİNLİK, YÜZLERCE ESER Yaklaşık iki hafta sürecek programda fotoğraf, resim, heykel ve hat sanatının yanı sıra karikatür, sinema gösterimleri, müzik ve şiir dinletileri ile enstalasyon çalışmaları sanatseverlerle buluşacak. Arkeoloji meraklıları için düzenlenecek özel geziler de programın dikkat çeken başlıkları arasında yer alıyor. Toplam 10 ayrı etkinlikle hazırlanan içerik, farklı sanat disiplinlerini aynı çatı altında bir araya getiriyor. AÇILIŞ SEYHAN ÇIRÇIR SANAT MERKEZİ’NDE YAPILDI Festivalin açılışı Seyhan Çırçır Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Sergiler, enstalasyon çalışmaları ve müzik dinletisiyle başlayan organizasyonda yaklaşık 100 sanatçı eserleriyle yer aldı. Açılış gününde sanatseverlerin yoğun ilgisi dikkat çekti. Platform Başkanı Yaşar Ateşoğlu, sanatın birleştirici gücüne vurgu yaparak, farklı disiplinlerden üretim yapan sanatçıları aynı ortamda buluşturmanın heyecanını yaşadıklarını dile getirdi. Ateşoğlu, etkinler kapsamına 27 Şubat Cuma günü saat 19.30’da Başkent Hastanesi Kışla Yerleşkesi Toplantı ve Sergi Salonu’nda Kadir Ekinci'nin "Kazların Senfonisi" isimli fotoğraf sergisinin açılışının yapılacağını, daha sonra Mutlu Lazzaro isimli filmin Sinematek Adana formatıyla izlenip tartışılacağını ifade etti. Onursal Başkan Dr. Haluk Uygur ise 6 Aralık 2018’de hayatını kaybeden Berna Ateşoğlu adına düzenlenen festivalin iki önemli yönüne dikkat çekti. Uygur, etkinliğin hem yerel sanatçıları bir araya getirdiğini hem de usta isimlerle genç yetenekleri aynı zeminde buluşturduğunu belirtti. Dr. Uygur, organizasyonun tamamen tek bir sivil toplum kuruluşunun imkânlarıyla hayata geçirilmesinin, kültür-sanat alanında “imkânsızlık” söylemini boşa çıkardığını ifade etti. Etkinlikte her alan Adana Şair ve Yazarlar Platformu Başkanı Mahmut Reyhanioğlu da "Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu’nun ev sahipliğini üstlendiği Berna Ateşoğlu 7. Sanat Günleri açılışına yer almak ve sanatçı dostlarımızın eserlerini görmek, yeni isimlerle tanışmak ve üretimin heyecanını paylaşmak bizler için büyük bir mutluluk oldu. Sanatın bireysel bir çaba olmanın ötesinde toplumsal bir dayanışma alanı olduğunu bir kez daha hissettik" dedi. KADINLARIN GÜÇLÜ VE GÖRÜNÜR OLMASI HEDEFLENİYOR Her yıl artan ilgiyle düzenlenen Sanat Günleri, yalnızca bir kültür organizasyonu olmanın ötesinde toplumsal bir misyon da üstleniyor. Kadınların sosyal ve kültürel yaşamda daha görünür ve etkin bir şekilde yer almasına katkı sunmayı amaçlayan etkinlikler, bu yönüyle de fark yaratıyor. Festival komitesi, sanatın dayanışmayla büyüdüğünü belirterek Adanalıları "İyilik" temasını işleyen yüzlerce eserin yer aldığı etkinliklere katılmaya davet etti. Organizasyon, “Birlikte başardık, yine birlikte başaracağız” mesajıyla 10 Mart’a kadar kenti sanatla buluşturmayı sürdürecek.

Nazım Hikmet Adana’da şiir ve ezgilerle anıldı Haber

Nazım Hikmet Adana’da şiir ve ezgilerle anıldı

Türk edebiyatının dünyaca ünlü ismi, "Mavi Gözlü Dev" Nazım Hikmet, 124. yaş gününde Adana'da Seyhan Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde düzenlenen özel bir etkinlikle anıldı. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği gecede, şiir ve müziğin iç içe geçtiği duygusal anlar yaşandı. Program kapsamında sahne alan Taner Cindoruk, Nazım Hikmet’in belleklerde iz bırakan şiirlerini dramatik bir sunumla seslendirdi. Cindoruk’un performansına, Berlin Avrupa Senfoni Oda Orkestrası bağlama sanatçısı Erdal Akkaya eşlik etti. Akkaya’nın bağlamasından dökülen ezgiler, usta şairin dizeleriyle birleşerek izleyicilere unutulmaz bir sanat ziyafeti sundu. Konuklar, etkinliğin gerçekleşmesinde emeği geçen tüm teknik ekip ve sanatçılara teşekkür etti. Seyhan Belediyesi Başkan Vekili Hasibe Akkan ise "Büyük usta Nazım Hikmet’i, fikirleri ve eserleriyle yaşatmaya devam edeceğiz. Bu anlamlı geceye katılan tüm sanatsever hemşehrilerimize şükranlarımı sunarım" dedi. "MAVİ GÖZLÜ DEV" ŞİİRİ Nâzım Hikmet Ran’ın hem hayatına hem de sanatına yön veren en önemli eserlerden biri olan "Mavi Gözlü Dev" şiiri, yazılış hikâyesiyle bugün hâlâ edebiyatseverlerin odağında yer alıyor. Şairin 1920’li yıllarda yaşadığı derin hayal kırıklığını yansıtan eser, aslında bir modern zaman trajedisini simgeliyor. Şiirin hikâyesi, Nâzım Hikmet’in 1922 yılında Moskova’da öğrencilik yaparken çocukluk aşkı Nüzhet Berkin ile evlenmesiyle başladı. Ancak bu evlilik, Nüzhet Berkin'in ailesi tarafından hiçbir zaman onaylanmadı. Ailenin Moskova’ya gönderdiği mektuplarda şairi; "Her hareketiyle isyan etmiş, saçları bile berberin tarağına isyan etmiş bu adamla sen geçinemezsin" ifadeleriyle tanımlaması, yaşanacak kopuşun ilk sinyallerini verdi. 1924 yılında Türkiye’ye dönen Nüzhet Berkin'in, şairin fırtınalı hayatına ayak uyduramayacağını anlayarak ayrılık kararı alması, Türk şiirinin en sarsıcı mısralarının doğmasına neden oldu. Şiirin yazılmasına yol açan son gelişme ise Beyoğlu’nda yaşandı. Nâzım Hikmet, bir tiyatro çıkışında eski eşi Nüzhet Hanım ile karşılatı. Ancak Nüzhet Berkin, başını çevirerek şairi görmezden geldi. Bu olay üzerine eve dönen Nâzım Hikmet, öfke ve kırgınlığını kağıda döktü.

Altınoran Şiir Grubu, sanatı aynı çatı altında buluşturdu Haber

Altınoran Şiir Grubu, sanatı aynı çatı altında buluşturdu

Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu’nun şiir grubu tarafından hazırlanan dinletilerin ilki, 20 Aralık Cumartesi akşamı Adana Turizm Muse Art Salonu’nda sanatseverlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Şiir ve anlatıların iç içe geçtiği gece, samimi atmosferi ve özenli sunumlarıyla ilgi gördü. Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu’nun etkinlikleri kapsamında düzenlenen dinleti gecesi, farklı anlatım biçimlerini aynı sahnede buluşturdu. Şiirlerin anlatılarla harmanlandığı program, mini ikramlar eşliğinde katılımcılara keyifli ve nitelikli bir akşam sundu. Sınırlı kontenjanla ve rezervasyonlu olarak gerçekleştirilen etkinlik, salonu dolduran izleyicilerden beğeni topladı. Geleneksel çizgisini koruyan dinleti, sıcak ve renkli atmosferiyle yeni yıl öncesinde kültür ve sanatın birleştirici gücünü hissettirdi. Katılımcılar hem seçkin metinlerle buluştu hem de paylaşım ve dostluk duygusunun öne çıktığı özel bir akşam yaşadı. Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu Başkanı Yaşar Ateşoğlu, müzik dinletisinin de gerçekleştirildiği etkinliğin ardından yaptığı değerlendirmede, şu ifadelere yer verdi: “Şiirin, anlatının ve müziğin bir araya geldiği bu anlamlı gecede sanatseverlerle buluşmanın mutluluğunu yaşadık. Yoğun ilgi bizleri son derece memnun etti. Bu tür buluşmalarla sanat dostlarını bir araya getirmeye devam edeceğiz.”

23 Nisan şiirleri: Törende okunacak kısa ve uzun 23 Nisan şiirleri Haber

23 Nisan şiirleri: Törende okunacak kısa ve uzun 23 Nisan şiirleri

Türkiye genelinde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları için hazırlıklar hız kazandı. Özellikle ilkokul ve ortaokullarda düzenlenecek törenlerde görev alacak öğrenciler, yaş ve sınıf seviyelerine uygun şiirler için araştırma yapıyor. 2, 3, 4 ve 6 kıtalık seçeneklerden oluşan şiir örnekleri; duygu yüklü, anlamlı ve etkileyici dizeleriyle bu özel günü en güzel şekilde yansıtıyor. Törenlerde okunabilecek farklı uzunluklardaki 23 Nisan şiirleri haberimizde derlendi. İşte 2025 yılı için en güzel 23 Nisan şiirlerinden örnekler: 23 NİSAN (Adnan ARDAĞI) Bugün bir başka aydınlık yeryüzü, Bir başka ağaçların, evlerin yüzü. Bugün çocuklar güzel. Bugün sokaklar güzel... Elimizden tutan her el Daha sağlam Daha mavi gökyüzü; Bayraklar daha yakın. Bakın: geçiyor yarının büyükleri; Şarkılar tutuyor gökleri. ÇOCUKLARIN DİLEĞİ (M. Macit TAŞ) Çocuklar şarkı söylerken Kanatlanır gökyüzüne Melek olur. Çocuklar şarkı söylerken 23 Nisanlarda Dillerinde, gözlerinde Yüreklerinde yalnızca Bir dilek olur. Teşekkürler Atatürk 2 KITALIK – 23 NİSAN ŞİİRİ (Ferit Rakıp TUNGOR) Bir mucize ansızın bir gün dağıttı sisi, Ufuklara nur saçan eşsiz meş'ale yandı. Yurdu kurtarmak için Büyük Millet Meclisi, Tam seksen bir yıl evvel Ankara'da toplandı. Zafer peşinde koştuk, geride bıraktık dünü. Hakkı gerçek bilerek her zaman ona taptık. Yurdumuzu kurtaran bu en mukaddes günü, Kendi günümüz saydık, çocuk bayramı yaptık. ÇOCUK BAYRAMI (Ekrem ŞENOZAN) Arkadaşlar, sevinelim, Hep gülelim, eğlenelim; Sıkılmasın hiç canımız; Çünkü bugün bayramımız... Oyun, alay, dernek düğün, Hepsi bizim işte bugün... 23 NİSAN BİR ARMAĞAN (Anonim) Sanki her tarafta var bir düğün. Çünkü, en şerefli en mutlu gün. Bugün yirmi üç Nisan, Hep neşeyle doluyor insan. Bugün, Atatürk’ten bir armağan, Yoksa, tutsak olurduk sen inan. Bugün yirmi üç Nisan, Hep neşeyle doluyor insan. GELDİ 23 NİSAN (R. Gökalp ARKIN) Dün sabah anneciğim Öperek, dedi: Uyan Bugün senin bayramın, Kalk, bak süslendi her yan. Baktım her taraf süslü, Sokaklar dolu insan. Dedim: Anne bu neden Dedi: 23 Nisan. BİZİM BAYRAMIMIZ (İsmail Hakkı SUNAT) Bu gelen bizim bayram Yükseldi bak ünümüz. 23 Nisan bizim En şerefli günümüz! Bizim için harcanan Boşa gitmez bu emek, Çünkü her Türk çocuğu 23 Nisan demek... 23 NİSAN (Uluğ TURANLIOĞLU) İşte bugün kuruldu Büyük Millet Meclisi. Ankara'dan yükseldi milletin gür sesi. Çocuklar, tarihten bir altın yapraktır bugün. Gönlümüzde kalmasın artık, ne gam ne hüzün. Çocuklar bayram yapın, sevinin ve haykırın. Engel denen her şeyi gücünüzle siz kırın. Çocuklar biliniz ki siz koca bir cihansınız. Vatanın her yerinden fışkıran volkansınız. DÜNYA ÇOCUK BAYRAMI (Altan ÖZYÜREK) Kiminin saçı siyah, Kiminin saçı sarı... Ankara’da buluştu, Dünyanın çocukları. Türkiye konuklarla, Kalpler sevgiyle dolsun. Dünya Çocuk Bayramı Herkese mutlu olsun!

AYT sınavında 'Sis' şiiri sorusu gündemde: İşte 'Sis' şiirine dair bilgiler Haber

AYT sınavında 'Sis' şiiri sorusu gündemde: İşte 'Sis' şiirine dair bilgiler

Bugün gerçekleştirilen Alan Yeterlilik Testi (AYT) sınavında, öğrencilerin karşısına çıkan "Sis" adlı şiirin cevabı merak konusu oldu. Öğrenciler, bu şiirin kime ait olduğunu ve hangi kitapta yer aldığını araştırmaya başladı. 'Sis' şiirinin yazarı kimdir? "Sis" şiiri, ünlü şair Tevfik Fikret'e aittir. Fikret, bu şiirinde İstanbul'u bir kişi gibi düşünerek onunla konuşur ve dönemin genel manzarasını çizer. Şiir, aslında yönetimi ve devrin sıkıntılarını eleştirmektedir. Şiir, Ahmet Muhip Dranas'ın hazırladığı "Rübab-ı Şikeste" isimli kitapta yer almaktadır. Öğrencilerin sınavda bu şiirle karşılaşmaları üzerine, şiirin kimin eseri olduğu ve hangi kitapta yer aldığı hakkında merakları giderilmiş oldu. Sınavın ardından öğrenciler, bu bilgileri öğrenerek sınavda karşılaştıkları soruları daha iyi anlama ve değerlendirme imkanına sahip oldular. 'SİS' şiiri Sarmış ufuklarını senin gene inatçı bir duman, beyaz bir karanlık ki, gittikçe artan ağırlığının altında herşey silinmiş gibi, bütün tablolar tozlu bir yoğunlukla örtülü; tozlu ve heybetli bir yoğunluk ki, bakanlar onun derinliğine iyice sokulamaz, korkar! Ama bu derin karanlık örtü sana çok lâyık; lâyık bu örtünüş sana, ey zulümlér sâhası! Ey zulümler sâhası... Evet, ey parlak alan, ey fâcialarla donanan ışıklı ve ihtişamlı sâha! Ey parlaklığın ve ihtişâmın beşiği ve mezarı olan, Doğu’nun öteden beri imrenilen eski kıralıçesi! Ey kanlı sevişmeleri titremeden, tiksinmeden sefahate susamış bağrında yaşatan. Ey Marmara’nın mavi kucaklayışı içinde sanki ölmüş gibi dalgın uyuyan canlı yığın. Ey köhne Bizans, ey koca büyüleyici bunak, ey bin kocadan artakalan dul kız; güzelliğindeki tâzelik büyüsü henüz besbelli, sana bakan gözler hâlâ üstüne titriyor. Dışarıdan, uzaktan açılan gözlere, süzgün iki lâcivert gözünle nekadar canayakın görünüyorsun! Canayakın, hem de en kirli kadınlar gibi; içerinde coşan ağıtların hiç birine aldırış etmeden. Sanki bir hâin el, daha sen şehir olarak kuruluyorken, lânetin zehirli suyunu yapına katmış gibi! Zerrelerinde hep riyakârlığın pislikleri dalgalanır, İçerinde temiz bir zerre aslâ bulamazsın. Hep riyânın çirkefi; hasedin, kârgüdmenin çirkeflikleri; Yalnız işte bu... Ve sanki hep bunlarla yükselinecek. Milyonla barındırdığın insan kılıklarından Parlak ve temiz alınlı kaç adam çıkar?

Ölüm yıldönümünde anılan Cahit Zarifoğlu kimdir? Cahit Zarifoğlu şiirleri ve sözleri Haber

Ölüm yıldönümünde anılan Cahit Zarifoğlu kimdir? Cahit Zarifoğlu şiirleri ve sözleri

Türk edebiyatının önemli isimlerinden ve Yedi Güzel Adam'dan biri olan Cahit Zarifoğlu, 37. ölüm yıldönümünde anılıyor. Zarifoğlu, özgün tarzı ve derin düşünceleriyle tanınan bir şair ve yazardır.Cahit Zarifoğlu'nun şiirleri ve düşünceleri, Türk edebiyatının önemli birer mirası olarak kabul edilir. İşte Cahit Zarifoğlunun hayatı... Cahit Zarifoğlu kimdir? 7 Haziran 1987'de pankreas kanseri nedeniyle İstanbul'da hayatını kaybeden Cahit Zarifoğlu, Türk edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Abdurrahman Cahit Zarifoğlu olarak tanınan şair, şiir, hikaye, roman, tiyatro, deneme ve masal gibi farklı türlerde eserler vermiştir. Zarifoğlu'nun hayatına dair detaylar incelendiğinde, okuma yazmayı henüz okula gitmeden öğrendiği bilinmektedir. İlkokulu Siverek’te tamamladıktan sonra Ankara'da eğitimine devam etmiş ve ortaokul ile liseyi Maraş'ta tamamlamıştır. Üniversite eğitimi için İstanbul'a giden Zarifoğlu, burada Alman Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olmuştur. Üniversite yıllarında Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç gibi önemli isimlerle tanışmış ve edebi yöneliminde etkilenmiştir. Hayatı boyunca çeşitli işlerde çalışan Zarifoğlu, dil kursu için Almanya'ya gitmiş ve otostopla Avrupa'nın çeşitli şehirlerini dolaşmıştır. Ayrıca Türk Hava Kurumu'nun uçuş kurslarına katılarak uçmaya ilgi duymuş ve Millî Model Uçak B Sertifikası almıştır. Cahit Zarifoğlu İslamcı mı? İslami edebiyatın önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Cahit Zarifoğlu, eserlerinde İslami geleneğe ait imgeleri sıkça kullanmıştır. İkinci Yeni'nin temsilcilerinden biri olmasının yanı sıra, İslami düşünceyi şiirlerinde işlemesiyle de bilinir. Cahit Zarifoğlu nasıl öldü? 7 Haziran 1987 tarihinde pankreas kanseri hastalığından İstanbul'da öldü. Kabri Üsküdar Beylerbeyi'ndeki Küplüce Mezarlığı'nda ve kayınpederi olan Kasım Arvasi ile yan yanadır. Her sene 7 Haziran'da sevenleri tarafından mezarı başında anılır. Cahit Zarifoğlu hangi akımın temsilcisi? İkinci Yeni şiiri, ne herhangi bir derginin etrafında toplanarak ne de bir bildiri yayımlayarak ortaya çıkar. Bu sebeple İkinci Yeni'nin öncü temsilcileri olduğu gibi sonraki dönemlerde de İkinci Yeni anlayışı çerçevesinde şiir yazan genç takipçileri olmuştur. Bunlardan birisi de Cahit Zarifoğlu'dur. Cahit Zarifoğlu'nun en sevilen şiirleri ve sözleri Anılar Defterinde Gül Yaprağı: "Anılar defterinde gül yaprağı / Gibi unutuldum kurudum..." Yedi Güzel Adam: "Bu insanlar dev midir / Yatak görmemiş gövde midir..." Soru İşaretlerinden Biri: "Zulümdür dinlenen başlarsa eğilmiş / Gömleğin üzerine kadar çıkmış kalpteki kara leke..." Aylak Göz Erkenden aşındırır aşkını Odaların köşelerine zamansız oturur Duyarsa bir çocuğun Oyundan çağrıldığını Başının her seferinde döndüğü kumarı Gönlünü bir tarzla kurularken kazanır Anlarsa yenilen bir kadının Darda kaldığını Kendi kendine ardaşak kaçağı Arada bir bakınır ne yaptığına Süresiz kapılır tablolara yan gelir Ve oturdu mu bir masaya Yedi Güzel Adam Bu insanlar dev midir Yatak görmemiş gövde midir Bir yara açar boyunlarında Kol kola durup bağırdıklarında -Ya kurbanın olam Dağlar önüme durmuş Ki dağlanam Çekip pırıl pırıl mavzerler çıkardılar oyluk etlerinden Durdular ite çakala karşı yârin kapısında Yedi adam biri bir gün Bir kan gördü Gereğini belledi Yâri alsa koynuna Ayırmaz kanı yanından

Nazım Hikmet Kimdir? Hayatı ve şiirleri Haber

Nazım Hikmet Kimdir? Hayatı ve şiirleri

Nazım Hikmet Ran, 15 Ocak 1902'de Selanik'te doğmuş, Türkiye'de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin öncüsü olarak tanınan bir şairdir. Uluslararası bir üne ulaşmış ve adı 20. yüzyılın en büyük şairleri arasında anılmıştır. Eserleri birçok yabancı dile çevrilen Nazım Hikmet, Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi olup toplam 11 davadan yargılanmıştır. Türkiye'deki yaşamının çoğunu hapiste geçirmiş, daha sonra Moskova'ya gitmiş ve Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır. Mezarı halen Moskova'da bulunmaktadır. Ailesi Nazım Hikmet'in babası Matbuat Umum müdürlüğü ve Hamburg konsolosluğu yapmış olan Hikmet Bey, annesi ise dilci ve eğitimci Enver Paşa'nın kızı Ayşe Celile Hanım'dır. Annesinin baba tarafından dedesi, Polonya'dan 1848 Ayaklanmaları sırasında Osmanlı İmparatorluğu'na göç eden Konstantin Borzecki'dir. Nazım Hikmet'in babası Hikmet Bey ise Selanik'te, Hariciye'de çalışan bir memurdur ve çeşitli valilik görevlerinde bulunmuştur. Nazım Hikmet'in Hayatı Nazım Hikmet'in asıl doğum tarihi 20 Kasım 1901'dir, ancak ailesi tarafından 15 Ocak 1902 olarak kaydettirilmiştir. İlk şiiri 'Feryad-ı Vatan'ı 1913'te yazan Nazım Hikmet, 1917'de Heybeliada Bahriye Mektebi'ne girmiş, daha sonra Kurtuluş Savaşı için Anadolu'ya geçmiştir. Sağlık nedenleri ile bahriyeden ayrılmak zorunda kalmış ve Bolu'ya öğretmen olarak atanmıştır. Daha sonra Moskova'ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'nde siyasal bilimler ve iktisat okumuştur. 1924'te Moskova'da yayınlanan ilk şiir kitabı '28 Kanunisani' sahnelenmiştir. Türkiye'ye döndüğünde Aydınlık Dergisi'nde çalışmaya başlamış, ancak şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği'ne gitmiştir. 1938'de yirmi sekiz yıl hapis cezasına çarptırılmış ve 12 sene süren tutukluluktan sonra Sovyetler Birliği'ne gitmek zorunda kalmıştır. 1951 yılında Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır. Ölümü ve Sonrası Nazım Hikmet, 3 Haziran 1963'te Moskova'da kalp krizinden ölmüştür. Sovyet Yazarlar Birliği salonunda yapılan törene yerli yabancı yüzlerce sanatçı katılmıştır. Nazım Hikmet, Novo-Deviçye Mezarlığı'na gömülmüştür. 2009 yılında yeniden Türk vatandaşlığına alınmıştır. Şiirleri ve Eserleri Nazım Hikmet'in en bilinen şiir kitapları ve eserleri şunlardır: 835 Satır (1929) Jokond ile Si-Ya-u (1929) Varan 3 (1930) 1 + 1 = 1 (1930) Sesini Kaybeden Şehir (1931) Benerci Kendini Niçin Öldürdü (1931) Gece Gelen Telgraf (1932) Taranta Babu'ya Mektuplar (1935) Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936) Kurtuluş Savaşı Destanı (1965) Memleketimden İnsan Manzaraları (1966-1967) Kuvayi Milliye (1968) Nazım Hikmet'in şiirleri ve yazıları, politik duruşu ve yenilikçi üslubuyla Türk edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Hem içerik hem de biçim olarak şiire getirdiği yenilikler, kendisinden sonra gelen birçok şairi etkilemiştir. Şiirlerinde az sayıda uyak kullanmış, uzun dizelerle kısa dizeleri bir arada kullanmış, ilk dize dışındaki diğer dizeleri küçük harfle başlamıştır. Özellikle duygu yüklü aşk şiirleri büyük ilgi görmüştür. Nazım Hikmet'in aşık olduğu 12 kadın ve onlara ithafen yazdığı şiirler Nazım Hikmet'in hayatına dokunan ve ona ilham kaynağı olan kadınları ve bu kadınlara yazdığı unutulmaz şiirleri sizin için derledik. Nazım'ın çocukluk aşkı Sabiha Hanım'dan tutkulu aşkı Münevver Andaç'a kadar, büyük şairin kalbinde iz bırakan kadınları ve onlara duyduğu derin hisleri yansıtan dizeleri keşfedin. Bu derlemede, Nazım'ın aşkla yoğrulmuş hayatına ve edebi eserlerine daha yakından bakacaksınız. İşte bu kadınlar ve Nazım'ın onlara yazdığı şiirler: 1. Sabiha Hanım Nazım’ın çocukluk aşkı olan Sabiha Hanım, Abdülhamit devrinin ünlü valilerinden birinin kızıdır. Nazım, Sabiha Hanım’a olan sevgisini şu dizelerde dile getirmiştir: Gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki Çok sevdiğim başına yemin ediyorum ben Koyu bir çiçek gibi gözlerin kapanırken Bir dakika göğsünün üstünde olsa yerim Ömrümü bir yudumda ellerinden içerim Gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki. 2. Azize Hanım Nazım’ın 17 yaşındaki aşkı Azize Hanım, ünlü bir doktorun baldızıdır. Nazım, ona olan duygularını bu şiirle ifade etmiştir: Rüyaya daldıran şarabın sun Önümde gönlümle gelirken dize, Şu yanan alnıma bir kere dokun, Azize, gözleri nurdan Azize! 3. Şükufe Nihal Nazım’ın Erenköy’deki sohbetlerinde tanıştığı şair Şükufe Nihal için yazdığı "Bir Ayrılış Hikayesi" şiirinde duygularını ifade etmiştir: Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl, avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya çıldırasıya… 4. Nüzhet Hanım Nüzhet Hanım, Nazım Hikmet’in Sovyetler Birliği’ne gittiği dönemde tanıştığı ve evlendiği kadındır. Onun için yazdığı "Gövdemdeki Kurt" şiirinde kıskançlık ve aşkı dile getirmiştir: Sen benim minare boyunda çam gövdeme, yumuşak beyaz bir kurt gibi girdin, kemirdin! 5. Yelena Yurçenko (Lena) Nazım’ın Sovyetler Birliği’ne kaçtığında aşık olduğu diş hekimi Lena ile yaklaşık 2 yıl süren evliliği, ona yazılmış mektuplarla belgelenmiştir. Lena’ya yazdığı şiir bilinmese de, ailesine gönderdiği mektupta Lena’dan bahsetmiştir: Sıhhatim gayet iyidir. Lena ile her gün sizlerden konuşuyoruz. O sizi, gıyaben çok seviyor. 6. Piraye Nazım’ın hayatındaki en önemli kadınlardan biri olan Piraye, ona yazılmış birçok şiirin ilham kaynağı olmuştur. “Mor Menekşe” şiirinde ona olan sevgisini dile getirmiştir: EEEEEEEEEY… kızım, annem, karım, kardeşim sen başında güneşler esen altın gözlü çocuk, altın gözlü çocuğum benim; 7. Semiha Berksoy Nazım Hikmet’in Bursa Cezaevi’nde tanıştığı opera sanatçısı Semiha Berksoy’a yazdığı "Bu Bir Rüyadır" adlı operet, aralarındaki ilişkiyi yansıtmaktadır. 8. Suat Derviş Nazım’ın gençlik yıllarında tanıştığı yazar Suat Derviş, daha sonra karşılaştıklarında Nazım’a yakınlık göstermiştir. Ona yazdığı "Gölgesi" şiiri, bu ilişkinin izlerini taşır: Ağlasada gizliyor gözlerinin yaşını; Bir kere eğemedim bu kadının başını. 9. Cahit Uçuk Nazım’ın yazılarından etkilenerek ona mektup yazan Cahit Uçuk ile olan ilişkisi, Nazım’ın duygusal dünyasında izler bırakmıştır. Nazım, bu ilişkiyi şu dizelerle anlatır: sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım şu kadarcık haset etmedim Şarlo’ya bile aldattım kadınlarımı 10. Yine Piraye Piraye, Nazım’ın hapse girdiği dönemde ona olan aşkını yeniden alevlendirmiştir. “Saat 21-22 Şiirleri” kitabında yer alan şiirlerinde Piraye’ye duyduğu özlemi ve sevgiyi dile getirmiştir: Senin adını kol saatimin kayışına tırnağımla kazıdım. 11. Münevver Andaç sen esirliğim ve hürriyetimsin, çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin, sen memleketimsin. 12. Galina Grigoryevna Kolesnikova Nazım Hikmet’in sürgünde Moskova’da tanıştığı Galina Grigoryevna Kolesnikova, onun hayatının son dönemlerinde yanında olan kadındır. Nazım’ın bu dönemde yazdığı şiirler, Galina’ya duyduğu sevgiyi yansıtır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.